İçeriğe atla

Hayat Çizgisi

Fizikte, hayat çizgisi bir objenin 4 boyutlu uzayda işlediği yola denir. Objenin geçmiş mekanını her an takip etmeye de bu ad verilir. Hayat çizgisi yörüngeden ayrı bir kavramdır. Bu kavramlar zaman boyutuyla ayrılır. Ve genelde yörüngelerden daha geniş bir alanı temsil ederler, diğerlerine oranla özel göreliliğin gerçek doğasını ortaya çıkarırlar. Bu fikir Hermann Minkowski tarafından ortaya atılmıştır.Bu terim, genelde Görelilik Teorisinde kullanılır (özel görelilik ve genel görelilik).

Dünya çizgileri olayların oluşunu temsil ederler. Bu terimin kullanılması herhangi bir teoriyle bağlı olmamasına rağmen, çoğunlukla insanların zaman ve mekan bazında yaptıklarını temsil etmekte kullanılır.[1] İnsanların geçmişini anlatır. Bir insanın doğumundan ölümüne kadar olan zamanı konu alabilir. Bir geminin günlüğü, geminin hayat çizgisi olarak tanımlanır. Bunun için günlükte zaman ve mekan etiketlerinin olması gerekmektedir. Geminin hayat çizgisi geminin hızını hesaplamakta ve Dünya üzerinde konumunu belirlemekte kullanılabilir.

Fizikte Kullanımı

Fizikte, hayat çizgileri herhangi bir objenin uzay-zaman içerisinde objenin geçmişini tanımlamak için kullanılır. Hayat çizgileri uzay zaman içinde özel bir eğridir. Zamansal bir uzay-zaman eğrisidir. Hayat çizgisinin her bir noktası zamansal ve uzaysal düzlemde o objenin verilen zamanda nerede olduğunu temsil eder.

Örnek vermek gerekirse, Dünya'nın yörüngesi neredeyse elipstir, üç boyutlu, kapalı uzayda bir eğridir. Dünya her yıl yörüngesel bazda aynı yere gelmektedir. Ancak hayat çizgisi açısından bakılacak olursa, aynı yere farklı bir zamanda varacağı için, asla aynı noktaya dönemeyecektir.

Uzay-zaman, olay denilen noktaların birleşiminden oluşur, birlikte olayların tanımlandığı bir koordinat sistemi oluştururlar. Her bir olay dört adet numarayla tanımlanır. Zaman koordinatı ve üç ayrı mekan koordinatı. Bu yüzden uzay-zaman dört boyutlu bir uzaydır. Uzay-zamanın matematikteki karşılığı manifold'dur. Bu konsept daha yüksek boyutlara da uygulanabilir. Dört boyutun görselleştirilebilmesi için en az iki koordinat gereklidir. Olaylar Minkowski Diyagramı ile tarif edilir. Uçaklar da bunu kullanır. Zaman koordinatlarıyla, yatay ve dikey koordinatlarını söylerler.

Hayat çizgisi uzay-zamanda tek bir noktayı takip eder. Uzay levhası ise analog halde iki boyutlu bir yüzeyde tek boyut gibi (çizgi) uzay-zaman yolculuğunu ifade eder. Bir ucu açık çizgidir. (Işın gibi.) Sabit kısım ise kütledir. Bu açıdan dünya çizgileri olayları tanımlamak için bir araçtır.

Bir tek boyutlu eğri ya da çizgi tek fonksiyonlu koordinatla tanımlanabilir. Bu parametrelerin her biri bu çizgi üzerinde belli bir zamanda olan yerini temsil eder. Matematiksel manada eğri dört koordinat fonksiyonuyla tanımlanır fakat bir parametreye dayandırılır. Uzay zamanın grafiği dört koordinatın üçünün sabit ve sürekli olduğu fonksiyonlardır.

Bazen dünya çizgileri terimi uzay zamandaki tüm eğriler için kullanılır, bu da kafa karışıklığına yol açar. Daha net anlatmak gerekirse, dünya çizgileri bir parçacığın uzay zamandaki geçmişini takip etmeye denir. Bu gözlemi yapana gözlemci denir. Gözlemci belli bir zaman için parçacığı eğimde gözler, hayat çizgisi boyunca izler.

Uzay-Zaman Eğrilerinin Örnekleri

Üç farklı hayat çizgisi sabit hızla hareket etmektedir. T zamanı, x ise mesafeyi temsil etmektedir. Yatay çizgiden oluşan eğim, bir dal olabilir ve bu normal bir hayat çizgisi tanımına uymayabilir. Parametreler dalın uzunluğunu temsil eder. Uzay koordinatında sabit dikey bir çizgi dinlenen bir objeyi temsil edebilir. Eğilmiş bir çizgi sabit hızlı bir parçacığı gösteriyor olabilir. Çizginin dikey eğimi ne kadar fazlaysa, hız o kadar yüksektir.

İki bağımsız çizginin buluşmasına “kesişme” denir. İki objenin kesişik başlayıp ayrılması, parçacıkların birleşmesi, çarpışması ya da birinin diğerini yutması anlamına gelebilir.

Hayat Çizgisinin Tanjant Vektörü

Hayat çizgisini tanımlayan dört koordinat reel fonksiyonlardır ve kalkülüste değiştirilerek kullanılabilir. Metrik sistemin olmadığı bir yerde, parametredeki değerin eğim noktasındaki farklılığından bahsedilebilir. Limitte, bu farklılık bir vektörü ifade eder. Bu vektör, bir noktanın hayat çizgisinin tanjant vektörüdür. Bu üç boyutlu objenin hızıyla ilişkilendirilmiştir. Bu bir dört boyutlu vektördür, noktayla tanımlanır.

Özel Görelilikte Hayat Çizgileri

Şu ana kadar hayat çizgisi olayların arası ilişkilendirilmeden anlatıldı. Fakat özel görelilik olası dünya çizgilerine bazı sınırlamalar koyar. Özel görelilik uzay zamanın tanımına bazı sınırlamalar getirir. Bunlar hızlanmayan özel koordinat sistemleri ile incelenir. Bunlara eylemsiz koordinat sistemleri denir. Böyle sistemlerde, ışığın hızı sabittir. Uzay zamanın yapısı bilineer formuyla belirlenir. Bu da tüm olaylar için gerçek bir sayı verir. Bu bazen uzay zaman metriği olarak tanımlanır, ama bazen ayrı olaylarda sonuç sıfır çıkar.

Sabit hızlı obje ve parçacıkların dünya çizgilerine geodesic adı verilir. Minkowski uzayında bunlar düz çizgilerdir. Çoğunlukla zaman birimleri ışığın hızının sabit olduğu çizgilerle temsil edilir. Bunlar çoğunlukla 45 derecelik sabit açılıdırlar ve zaman ekseninde bir koni oluştururlar.

Genelde uzay zamanda kullanışlı olan üç eğri vardır; -Işık benzeri eğriler: Her noktada ışık hızındadırlar. Uzay zamanda koni oluştururlar. Bunlar uzay zamanı ikiye böler. Koni uzay zamanda iki boyutludur, çizimlerde iki boyutlu görünür. Işık konisine örnek vermek gerekirse, üç boyutlu yüzeyde tüm olası ışınların uzay zamanda vardığı ve ayrıldığı ortak nokta düşünülebilir. Burada bir boyut yok sayılmıştır. -Zaman benzeri eğriler: Işık hızından az bir hıza sahip olan objelerindir bu eğimler ışık benzeri konilere düşerler. Yukarıdaki tanım gibi, dünya çizgileri uzay zamanda zaman benzeri eğrilerdir. -Uzay benzeri eğriler: Işık konisinin dışına düşer. Bu tarz eğriler, bir nesnenin uzunluğunu tarif edebilirler. Silindirin çevresi ve bir dalın uzunluğu uzay benzeri eğrilerdir.

Hayat çizgisinde olan bir olay, uzay zamanı üç parçaya ayırır (Minkowski uzayı). -Olayın geleceği, zaman benzeri eğrilerin gelecek ışık konisi içinde duranları tarafından gerçekleştirilir. -Olayın geçmişi, olayı etkileyebilecek/etkilemiş olaylardır (Geçmişte dünya çizgileri kesişmiş olabilir). -Olayın ışık konisi, olayla kesişen ışınların olayla kesiştiği noktalardır. Geceleri gökyüzüne baktığımızda tüm uzay zamanın geçmiş konisini görebilmemiz gibi.

İki ışık konisinin arasında kalan alan başka her yerdir. Gözlemci için bu yerler ulaşılmazdır. Sadece geçmişi gözlemciye geçmişten etki edebilir. Bu, Güneşe baktığımızda sekiz dakika öncesini görmemiz gibidir. Bize "şu an", Güneşe sekiz dakika öncesidir. Galileo'cu ve Newton'cu teorilerin aksine, diğer yerler kalındır ve dört boyutlu uzay zamandır. Şimdi, genelde uzay zamanda tek bir olaydır.

Simultane Hiperdüzlem

Hayat çizgisi 4 boyutlu zaman benzeri bir vektörü temsil ettiğinden, Minkowski formu bu lineer fonksiyonun by boş olan uzay kısmını belirler. "N" bu boş uzayı temsil eder.

Bu boş uzaya da simultane hiperdüzlem denir. Bu düzlemin göreleliği N'ye ya da V'ye göre değişir. Hatta N ortogonaldir. İki hayat çizgisi alakalı olduğunda bunlar aynı simultane hiperdüzlemi paylaşır. Bu hiperdüzlem matematiksel olarak var olsa da, fiziksel manada, ışığın hareketine bağlıdır. Örnek olarak Coulomb'un elektrostatik gücü simultane hiperdüzlem aracılığıyla resmedilebilir, ama güç ve yükün göreli ilişkileri aptalca sonuçlara yol açabilir.

Genel Görelilikte Hayat Çizgileri

Kullanımı özel görelilikle aynıdır. Ayrıldığı nokta ise uzay zamanın bükülmesidir. Bir metriğin var olması Einstein'ın alan denklemleri tarafından belirlenir ve uzay zamanın kütle enerji dağılımına bağlıdır. Metriklerin ışık benzeri (boş), uzay benzeri ve zaman benzeri eğrileri vardır. Ayrıca genel görelilikte dünya çizgileri genellikle uzay zamanda zaman benzeri eğrilerdir. Buna rağmen ışık konisinin açısı 45 derece olmayabilir. Serbest düşüşteki objeler ya da parçacıkların dünya çizgilerine (Güneş etrafındaki gezegenler ya da uzaydaki astronot) jeodezik denir.

Edebiyatta Hayat Çizgileri

1884'te C.H.Hinton "Dördüncü Boyut Nedir?" adlı bir makale yazdı ve bunu romantik bilimsel bir hikâye olarak yayımladı. Hinton der ki; "Neden dördüncü boyutlu benliklerimiz, üçüncü boyuttaki benliklerimizin bilinçleriyle birleşmiyor olmasın?" [2]

İnsani dünya çizgilerinin genel tanımı Toronto Üniversitesi'nden J.C.Fieltz tarafından yapıldı. "Bir Cumartesi günü Royal Kanada Enstitüsünde verilen bir dersi hatırlıyorum. Adı matematiksel fantezi idi ve öyleydi de! Her insanın doğumundan ölümüne uzanan, ruhsal bir aura ile bağlı olduğu bir yoldan bahsedildi. Gençlikte kurulan küçük bağlardan, hayatın ilerisinde kurulan sıkı bağlara kadar her şey anlatıldı."[3]

Hayat çizgilerini basitleştirdikleri için ki bu dört boyutu üç boyuta indirgemek oluyor, zaman yolculuğu içeren yazılmış tüm bilimkurgu hikâyeleri maalesef hayalden ibarettir. Normalde zaman makinaları ya da süper yetenekli bir insan zamanda sıçramalar yapar. O sıçrama sonrası hiçbir şey değişmez ama gerçekte bu gerçekleşebilseydi Güneş Sistemi hatta tüm galaksi varılan noktada bambaşka bir yerde olacaktı. Bu yüzden zamanda sıçrama yapılabilmesi için, ayrıca ışınlanmak da gereklidir. Gidilecek yerin 3 boyutlu konumu, lineer ve açısal momentumu da lazımdır.

Hayat Çizgileri, Jeffrey Rowland'ın Wigu Maceraları adlı çizgiromanında uzayda sihirli maceralar adlı hikâyede geçer. Bu hikâyede Patates Topates ve Şerif Pony yanlışlıkla dünyayı astroitlerle çarpışmaktan kurtaran bir hayat çizgisini siler. Hikâyeye göre, spesifik bir hayat çizgisini hesaplamak "utanç verici düzeyde" kolaydır ve silmek için yapılması gereken tek şey bir arama yapıp koordinatları girmek, ardından 3'e basmaktır.

Bir kısa hikâyesinde yazar Robert Heinlein bir insanın hayat çizgisini şöyle anlatır; -Gazetecilerden birine yaklaştı: "Hadi seni örnek alalım. Adın Rogers değil mi? Çok iyi Rogers sen 4 yönde gerçekleşen bir uzay zaman olayısın. 1.80m boy, 60cm en, zaman boyutun ve genişliğin bir hediye kadar. Bir çizgisin, bir ucunda süt emen bir bebek, bir ucunda seksenlik bir moruk! Bu uzay zaman olayını şöyle düşün. Uzun pembe bir solucan var, adı Rogers. Yıllar geçiyor ve o solucanın bir kısmı mezarda, bir kısmı ise henüz doğmamış!"[4]

Kaynakça

  1. ^ George Gamow (1970) My World Line: An Informal Autobiography, Viking Press, ISBN 0-670-50376-2
  2. ^ C. H. Hinton (1884) What is the fourth dimension, Scientific Romances, link from Internet Archive
  3. ^ Gilbert de Beauregard Robinson (1979) The Mathematics Department in the University of Toronto, p. 19, University of Toronto Press ISBN 0-7727-1600-5
  4. ^ Day 6 (The Multiverse, The Pool, and Elves)"Wigu Adventures". TopatoCo. 28 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ocak 2016. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Elektromanyetik radyasyon</span>

Elektromanyetik radyasyon, elektromanyetik ışınım, elektromanyetik dalga ya da elektromıknatıssal ışın bir vakum veya maddede kendi kendine yayılan dalgalar formunu alan bir olgudur. Elektromanyetik dalgalar, yüklü bir parçacığın ivmeli hareketi sonucu oluşan, birbirine dik elektrik ve manyetik alan bileşeni bulunan ve bu iki alanın oluşturduğu düzleme dik doğrultuda yayılan, yayılmaları için ortam gerekmeyen, boşlukta c ile yayılan enine dalgalardır. Elektromanyetik dalgalar, frekansına göre değişik tiplerde sınıflandırılmıştır. Bu tipler sırasıyla :

Zamanda yolculuk; zaman içinde belirli noktalar arasındaki hareket, bir nesne ya da bir kişi tarafından uzayda farklı noktalar arasındaki harekete benzer şekilde, tipik olarak bir zaman makinesi veya bir solucan deliği olarak bilinen varsayımsal bir aygıtın kullanılması ile hareket kavramıdır. Zaman yolculuğu, felsefe ve kurguda yaygın olarak kabul gören bir kavramdır.

Solucan deliği, uzayzamandaki farklı noktaları birbirine bağlayan kurgusal bir yapıdır ve Einstein alan denklemlerinin özel bir çözümüne dayanır.

Fizikte ve matematikte, matematikçi Hermann Minkowski anısına adlandırılan Minkowski uzayı veya Minkowski uzayzamanı, Einstein'ın özel görelilik kuramının en uygun biçimde gösterimlendiği matematiksel yapıdır. Bu yapıda, bilinen üç uzay boyutu tek bir zaman boyutuyla birleştirilerek, uzay zamanını betimlemek için dört boyutlu bir çokkatlı oluşturulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Faz uzayı</span>

Matematik ve Fizik'te, bir faz uzayı içinde bir sistemin tüm olası durumlarının temsil edildiği bir uzaydır, sistemin her olası durumuna karşılık faz uzayında bir tek nokta vardır. Mekanik sistemler için, faz uzayı genellikle konum ve momentum değişkenlerinin tüm olası değerlerinden oluşur. Konum ve momentum değişkenlerinin zamana göre değişiminin bir fonksiyonunun çizimi bazen bir faz diyagramı olarak adlandırılır. Bununla beraber, bu terim genellikle fiziki bilimlerde kimyasal bir sistemin termodinamik fazlarının dengesini ve birbirlerine dönüşümünü, basıncın, sıcaklığın ve kompozisyonun bir fonksiyonu olarak gösteren bir diyagram için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Işık hızı</span> elektromanyetik dalgaların boşluktaki hızı

Işığın boşluktaki hızı, fiziğin birçok alanında kullanılan önemli bir fiziksel sabittir. Genellikle c sembolüyle gösterilir. Tam değeri saniyede 299.792.458 metredir. Metrenin uzunluğu bu sabitten ve uluslararası zaman standardından hesaplanmıştır. Özel göreliliğe göre c, evrendeki bütün madde ve bilgilerin hareket edebileceği maksimum hızdır. Bütün kütlesiz parçacıkların ve ilgili alanlardaki değişimlerin boşluktaki hareket hızıdır. Bu parçacıklar ve dalgalar gözlemcinin eylemsiz referans çerçevesi ya da kaynağın hareketi ne olursa olsun c'de hareket ederler. Görelilik teorisi'nde c, uzay-zaman arasındaki ilişkiyi kurar; aynı zamanda meşhur kütle-enerji eşdeğerliliği formülünde de gözükür E = mc2. Işığın hava veya cam gibi şeffaf maddelerdeki ilerleyiş hızı c'den azdır. Benzer şekilde radyo dalgalarının tel kablolardaki ilerleyişi de c'den yavaştır. Işığın madde içindeki hızı v ile c arasındaki orana o maddenin kırılma endeksi denir. Örneğin, görülebilir ışık için camın kırılma endeksi genellikle 1,5 civarındadır. Yani ışık camın içinde c / 1,5 ≈ 200.000 km/s ile hareket eder. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın ışık ve öteki elektromanyetik dalgalar anında yayılıyormuş gibi gözükür ancak, ölçülebilir hızlarının uzun mesafeler ve hassas ölçümlerle ölçülebilir sonuçları vardır. Uzaydaki keşif araçlarıyla iletişim kurarken mesajların Dünya'dan uzay aracına ya da uzay aracından Dünya'ya ulaşması dakikalar ya da saatler alabilir. Yıldızlardan gelen ışık onları yıllar önce terk etmiştir ve bu sayede uzaktaki nesnelere bakarak evrenin tarihini çalışma şansı verir. Işığın ölçülebilir hızı aynı zamanda bilgisayardaki bilgilerin çipler arasında aktarılması gerektiği için bilgisayarların teorik hızını da sınırlar. Işık hızı, uzak mesafeleri yüksek isabetle ölçebilmek için uçuş zamanı ölçümlerinde de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Boyut</span> matematiksel bir uzayda maksimum bağımsız yön sayısı

Fizik ve matematikte bir uzayın ya da nesnenin boyutu, gayriresmî olarak bu uzay ve nesne üzerindeki herhangi bir noktayı belirlemek için gereken minimum koordinat sayısı olarak tanımlanır. Bir doğru üzerindeki bir noktayı tanımlamak için bir koordinat gerektiğinden doğrunun bir boyutu vardır. Düzlem, kare ya da daire yüzeyinin iki boyutu vardır, çünkü bu yüzeyler üzerindeki herhangi bir noktayı tanımlamak için iki koordinata ihtiyaç vardır. Yine aynı şekilde küre, silindir ya da küpün içindeki bir noktayı tanımlamak için üç koordinat gerektiğinden bu boşluk üç boyutludur. İzafiyet Teorisi'nde ise zaman, dördüncü ve uzaysal olmayan boyut olarak eklenir.

<span class="mw-page-title-main">Vektör alanı</span> oklid uzayının seçilen bir alt kümesinin her bir noktasında yöneyin belirlenmesidir.

Yöney alan, Öklid uzayının seçilen bir alt kümesinin her bir noktasında yöneyin belirlenmesidir. Düzlemdeki bir yöney alanı, her biri düzlemdeki bir noktaya ilişik, yönü ve büyüklüğü olan oklar topluluğu olarak düşünülebilir.

Fizikte konuşlanma sistemi farklı zaman dilimlerinde nesnelerin konum ve yönelim gibi özelliklerini belirlemek ve ölçmek için kullanılan bir koordinat sistemini ifade etmektedir. Ayrıca bu özelliklerin temsilinde kullanılan kümelerini de içerebilmektedir. Daha zayıf bir anlamda, bir konuşlanma sistemi yalnızca koordinatları betimlememektedir, aynı zamanda bu sistemde hareket eden nesnelerin ayırt edilmesinde her zaman dilimi için aynı üç boyutlu alanları da tanımlamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Birim hiperbol</span>

Geometride, Kartezyen düzleminde formülünü sağlayan (x,y) noktalar kümesine birim hiperbol denir. Belirsiz dikey gruplar çalışmasında, birim hiperbol bir alternatif radial uzunluk için bir temel oluşturur.

Kuantum alan kuramındaki birçok ilke sicim kuramı ile açıklanır:

Einstein'ın genel görelelik teorisine göre Schwarzschild metriği Einstein'ın alan denklemlerinin çözümüyle ortaya çıkmıştır. Küresel bir kütlenin dışındaki elektik yükü, angular momentumu ve evrensel kozmolojik sabiti sıfır varsayılan yerçekimsel alanı tarif eder. Bu çözüm yıldızlar veya gezegenler gibi düşük hızlarda dönen cisimler için oldukça yararlıdır. Dünya ve Güneş de bu cisimlere örnek olarak verilebilir. Bu çözüm ismini çözümünü 1916 yılında yayınlayan Karl Schwarzschild'den almıştır.

Kapalı zamansı eğri (KZE), matematiksel fizikte, “kapalı” uzayzamanda, başlangıç noktasına geri dönen bir parçacığın Lorentz manifoldundaki zaman çizgisidir. Bu olasılık ilk defa, genel göreliliğin eşitsizliklerine uygun bir çözüm keşfetmiş olan Kurt Gödel tarafından 1949 yılında ortaya çıkartılmıştır. Gödel, KZElerin aynı zamanda Gödel ölçüsü olarak bilinmesini sağlamıştır ve o zamandan beri de Tipler silindiri ve geçilebilir solucandelikleri gibi KZEleri içeren başka genel rölativite çözümleri bulunmuştur. Eğer KZEler varsa, varlıkları geriye doğru zaman yolculuğunun en azından kuramsal olarak olası olduğuna kanıt olarak sunulabilir, bu da dede paradoksu kaygısını ortaya çıkartabilir, ancak Novikov öztutarlılık ilkeleri bu biçim paradokslardan kaçınılabileceğini belirtmektedir. Bazı fizikçiler, belirli genel görelilik çözümlerinde yer alan KZElerin, ileride ortaya atılacak ve genel göreliliğin yerine geçecek olan kuantum kütleçekimi kuramıyla denklemden atılabileceğini savunmaktadır, Stephen Hawking bu görüşü kronoloji korunumu varsayımı olarak adlandırmıştır. Diğerleri ise, belirli bir uzayzamandaki tüm kapalı zamansı eğrilerin aynı olay ufkundan geçmesi durumunda –ki bu da kronojik sansür olarak isimlendirilebilecek bir özelliktir–; bu uzayzaman tüm olay ufuklarından temizlense dahi, yine de düzgün nedensellikte davranacağını ve bir gözlemcinin nedensellik ihlalini belirleyemeyeceğini savunmaktadırlar.

<span class="mw-page-title-main">Genel göreliliğe giriş</span>

Genel görelilik veya genel izafiyet, 1907 ve 1915 yılları arasında Albert Einstein tarafından geliştirilen bir çekim teorisidir. Genel göreliliğe göre, kütleler arasında gözlenen kütleçekim etkisi uzayzamanın eğrilmesinden kaynaklanır.

Yerçekimi hızı, yerçekiminin klasik teorilerinde yerçekimi hızı, yerçekimsel alanın yayılmasıyla değişen hız olarak tanımlanmıştır. Yerçekimi hızı, enerji dağılımındaki ve maddenin momentumundaki değişimin belli bir uzaklıkta, ürettiği yerçekimsel alanda sonradan ortaya çıkan bir değişiklikle sonuçlandığı hızdır. Fiziksel olarak daha doğru bir yaklaşımla, "yerçekimi hızı" yerçekimsel dalganın hızını kasteder.

Özel görelilik kuramı tarihi, birçok teorik sonuçtan ve Albert A. Michelson, Hendrik Lorentz, Henri Poincaré ve diğerleri tarafından elde edilmiş ampirik bulgulardan oluşmaktadır. Tüm bunlar Albert Einstein ve daha sonrasında Max Planck, Hermann Minkowski ve diğerleri tarafından önerilen özel görelilik kuramının bir sonucudur.

<span class="mw-page-title-main">Minkowski diyagramı</span>

Minkowski diyagramı ya da uzay zaman diyagramı, 1908 yılında Hermann Minkowski tarafından geliştirilen ve uzay ve zaman, Özel görelilik teorisi içinde yer alan uzay ve zamanın, özelliklerinin örneklerini temin etmeyi sağlayan diyagram. Zaman genişlemesi ve uzunluk kısalması gibi fenomenlere ilişkin sayısal yönden bir kolay anlaşılabilme özelliği sağlıyordu ve bunu yaparken de matematiksel denklemleri kullanmıyordu.

<span class="mw-page-title-main">Görelilik teorisi</span> zamanın göreceli olduğunu söyleyen teori

Görelilik teorisi, Albert Einstein'ın çalışmaları sonucu önerilen ve yayınlanan, özel görelilik ve genel görelilik adlarında birbirleriyle ilişkili iki teorisini kapsar. Özel görelilik, yer çekiminin yokluğunda tüm fiziksel fenomenler için geçerlidir. Genel görelilik, yer çekimi yasasını ve bu yasanın diğer doğa kuvvetleri ile ilişkisini açıklar. Astronomi de dahil olmak üzere kozmolojik ve astrofiziksel alem için geçerlidir.

<span class="mw-page-title-main">Uzay (geometri)</span> uygun zamanında fiziksel bir gözlemciye göre mesafeler ve yönlerin genel çerçevesi

Uzay, nesnelerin ve olayların göreceli konuma ve yöne sahip olduğu sınırsız üç boyutlu bir boyuttur. Modern fizikçiler genellikle zamanla, uzay-zaman olarak bilinen sınırsız dört boyutlu bir sürekliliğin parçası olduğunu düşünmesine rağmen, fiziksel alan genellikle üç doğrusal boyutta düşünülür. Mekan kavramının fiziksel evrenin anlaşılması için temel öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, filozoflar arasında kendisinin bir varlık mı, varlıklar arasındaki ilişkinin mi yoksa kavramsal çerçevenin bir parçası mı olduğu konusunda anlaşmazlık devam eder.

<span class="mw-page-title-main">Dört boyutlu uzay</span>

Dört boyutlu uzay (4B), üç boyutlu veya 3 boyutlu uzay kavramının matematiksel bir uzantısıdır. Üç boyutlu uzay, gündelik yaşamdaki nesnelerin boyutlarını veya konumlarını tanımlamak için yalnızca boyut adı verilen üç sayıya ihtiyaç duyulduğu gözleminin mümkün olan en basit soyutlamasıdır. Örneğin, dikdörtgen bir kutunun hacmi, uzunluğu, genişliği ve yüksekliği ölçülerek ve çarpılarak bulunur.