İçeriğe atla

Minkowski diyagramı

Hareketsiz eksende Minkowski diyagramı

Minkowski diyagramı ya da uzay zaman diyagramı, 1908 yılında Hermann Minkowski tarafından geliştirilen ve uzay ve zaman, Özel görelilik teorisi içinde yer alan uzay ve zamanın, özelliklerinin örneklerini temin etmeyi sağlayan diyagram. Zaman genişlemesi ve uzunluk kısalması gibi fenomenlere ilişkin sayısal yönden bir kolay anlaşılabilme özelliği sağlıyordu ve bunu yaparken de matematiksel denklemleri kullanmıyordu.

Minkowski diyagramı terimi hem genel hem de bir şeye özgün olarak iki anlamda da kullanılıyordu. Genel olarak Minkowski diyagramı Minkowski uzayının bir kısmının betimlenmesi için kullanılır ve kullanılan bu uzay sıklıkla sadece tek bir boyuttan oluşana kadar kısaltılmıştır. Bunlar yani iki boyutlu diyagramlar dünya hatlarını uzaysal eksen boyunca yapılan harekete bağlı bulunan bir düzlemin kıvrımları olarak tasvir ederler. Dik olan eksen genellikle geçicidir ve yapılan ölçümlerin birimleri negatif ya da pozitif eğim çizgileri içeren bir olaydan elde edilebilir.[1]

Bir şeye özgün olarak kullanılan Minkowski diyagramı Lorentz dönüşümlerinin sonuçlarını örneklendirme yaparak açıklar. Yatay olan eksen eş zamanlı olaylar kavramı olarak bilinen teoriye bağlı olmaktadır. Ve bu durum orijinde sabit bir şekilde bulunan gözlemci için böyle olmaktadır. Lorentz dönüşümleri iki referans koordinat sisteminin eylemsizliği ile ilişkilidir ve bu durum sadece (0,0) olayında hız değişiminin bir gözlemci tarafından yapıldığı koşullarda geçerlidir. Gözlemcinin oluşturduğu yeni zaman ekseni eski zaman ekseniyle bir açı oluşturur ve bu açı da α harfiyle gösterilir. (α < π/4)[2]

Temel öğeler

Orijinde sağa doğru hareket eden bir foton, 45° eğime sahip düz çizgi.

Minkowski diyagramında bulunan basitleştirmeler için genellikle sadece evrende bulunan bir boyutlu uzay içerisinde gerçekleşen olaylar ve bir zaman boyutu göz önünde bulundurulur. Yaygın olan zaman-mesafe diyagramlarından farklı olarak mesafe yatay eksen üzerinde zaman ise dikey eksen üzerinde gösterilir. Bu sebepten dolayı uzayın tek bir boyutunda gerçekleşen bu olaylar diyagram üzerinde bulunan yatay çizgiye kolay bir şekilde aktarılabilir. Diyagram üzerine çizilmiş olan objeler zaman geçtikçe aşağıdan yukarıya hareket ediyormuş gibi düşünülebilir. Bu yolla her bir obje, bir gözlemci ya da araç gibi, diyagram üzerinde kesin bir kıvrım takip eder ve buna da dünya çizgisi denir.

Diyagram üzerinde bulunan noktaların tümü zaman ve uzay içerisinde bulunan kesin noktaları temsil ederler. Örneğin diyagram üzerinde bulunan herhangi bir pozisyon, bu pozisyon içerisinde hiçbir şey gerçekleşmese bile bir olay olarak adlandırılır. Eksenler üzerindeki zaman ve uzay birimlerine yönelik yapılan ölçümler aşağıda belirtilen çiftlerden biri olarak seçilmiş olabilir:

  • 30 santimetre uzunluğunda ve nanosaniyelerle ya da
  • Astronomik birimler beraberinde 8 dakikalık ve 20 saniyelik aralıklar şeklinde ya da
  • Işık yılları ve yıllar

Özel görelilik içinde geçen Minkowski diyagramı

Rölativite teorisine göre A olayına her bir gözlemci farklı zaman ve lokasyonlarda atanır.

1905 yılında Einstein yukarıda yazılan tanımlamanın doğru olmadığını keşfetti. 1908 yılında ise Hermann Minkowski bunun grafiksel gösterimini sağladı. Uzay ve zaman hareket eden gözlemciler olayındaki koordinatları çevirmek için kullanılan farklı kurallara öncülük eden değişik özelliklere sahiptiler. Hususi olarak bir gözlemcinin sahip olduğu bakış açısından eş zamanlı olarak gerçekleştikleri tahmin edilen olayların birbirlerinden farklı zamanlarda gerçekleştikleri düşünülüyordu.

Minkowski diyagramında eş zamanlı rölativitenin hareket eden gözlemci için ayrı bir yol ekseni tanıtımına bağlı tutulduğu biliniyordu. Yukarıda açıklanan kurala göre her bir gözlemci yol eksenlerine paralel bulunan bir çizgi üzerindeki bütün olayları eş zamalı olduklarını varsayarak yorumlamışlardır. Bir gözlemciye ait bakış açısından olayların birbiri ardından gelmesi grafiksel olarak bu çizginin diyagramın altından üstüne doğru kaydırılarak çizilebilirdi.

Tarihi

Minkowski'nin 1908 yılında kaleme aldığı kâğıtta üç diyagram bulunuyordu, ilki Lorentz dönüşümlerini tasvir etmek ve ayrıca dünya çizgilerinin de çizilerek gösterilebilmesi için yapılmışlardı. Çizilen ilk diyagram bir birim hiperbolünü uygun zaman biriminin konumunu gösterebilmek için kullanıyordu (t2-x2). Bu zaman birimi hıza bağlı olarak bulunmaktaydı böylece zaman genişlemesini gösterebiliyordu. İkinci diyagram ise aynı kökten türemiş olan bir hiperbolü uzayı ayarlayabilmek için kullanıyordu. 1914 yılında Ludwik Silberstein ‘Minkowski’nin Lorentz dönüşümünü yeniden göstermesi’ adlı bir diyagram oluşturdu.[3] Bu diyagram içerisinde birim hiperbolü ve bir çift aynı kökten türemiş olan çap kullanılmıştı. 1960 yılından bugüne yapılan bu diyagramın daha çok tamamlanmış olan bir versiyonu Minkowski diyagramı olarak kullanılmaya başlandı. Ve bu tamamlanmış olan diyagram modeli özel rölativitenin dönüşüm geometrisinin standart bir simgelenimi olarak kullanıldı.

Işık hızının sabitliği

Fotonun hızı için A noktasından geçen gözlemciler aynı değeri ölçerler.

Özel görelilik kuramının doğru sayılan bir diğer özelliği de ışık hızının sabit olarak kabul edilmesidir. Bu özelliğe göre Newton'un hareket kurallarından ilkinin geçerli olduğu bir koordinat sisteminde bulunan herhangi bir gözlemci ışığın vakum hızını kendisine göre ölçerken kendi hareketi ve ışık kaynağı ne olursa olsun bu hızın her zaman aynı olduğu sonucunu elde eder. Bahsedilen durum mantığa aykırı gibi görülebilir ancak Minkowski diyagramı bu ifadenin doğru olduğuna katılmaktadır. Ayrıca yukarıda değinilen ifade Michelson-Morley deneyinin sonuçlarını da açıklamaktadır. Yapılan bu deney özel görelilik teorisi ortaya çıkmadan önce tam bir gizem olarak görülüyordu çünkü fotonların tespit edilemez bir normalin üzerindeki dalgalar olduğu düşünülmekteydi.

3 koordinatlı sistemlerin Minkowski diyagramı.

Rastgele hızlara sahip gözlemcilere bağlı olan başka koordinat sistemleri de Minkowski diyagramına dahil edilebilir. Bütün bu sistemler için her iki fotonun dünya hattı da eksenlerin açı ortaylarını ifade eder. Işık hızına ne kadar çok göreceli hız yaklaşırsa ilgili olan açı ortaya da o kadar çok eksen yaklaşır. Yolu gösteren eksen foton dünya hatlarından her zaman daha yatay iken zamanı gösteren eksen ise her zaman daha diktir. İki eksenin ölçekleri de eş değere sahipken genelde diğer koordinatlarınkinden farklıdır.

Işık hızı ve Nedensellik ilkesi

Orijine bağlı geçmiş ve gelecek.

Her iki fotonun dünya hattından da daha dik olan ve orijinden geçen düz çizgiler, ışık hızından daha yavaş hareket eden objelerle uyumludur. Orijinin üstünde ve her iki fotonun dünya hattı arasında yer alan herhangi bir noktaya ışık hızından daha az bir hızla erişilebilir ve ayrıca bu nokta orijinle neden-sonuç ilişkisine de sahip olabilir. Bu alan kesin gelecektir çünkü orada yaşanan herhangi bir olay daha sonra gözlemciye aldırmadan orijin tarafından temsil edilen olayla karşılaştırılır. Bu ifadenin Minkowski diyagramında açıkça yapılmış bir grafiği bulunmaktadır.

Aynı şekilde, orijinin altında ve her iki fotonun dünya hatları arasında bulunan aralık ise orijine bağlı kesin geçmiştir. O aralıkta yaşanan herhangi bir olay kesinlikle geçmişe aittir ve bu olay orijindeki bir etkinin sonucu olabilir. Böylesine herhangi bir ikili arasındaki ilişki ‘timelike’ olarak nitelendirilir çünkü bütün gözlemciler için sıfırdan daha büyük bir zaman aralığına sahiptirler. Bu iki olayı birbirine bağlayan düz çizgi her zaman gözlemcinin zaman eksenidir. Işık hızıyla birbirlerine bağlanmış iki olaya ‘lightlike’ denir.

Prensipte, başka uzay boyutlarını Minkowski diyagramına eklemek üç boyutlu bir sunum gerektirir. Bu durumda ise geçmiş ile gelecek arasındaki aralık konilerle gösterilebilir. Bu konilere ışık konileri denir.

Eponim

Taylor ve Wheeler 1966 yılında Spacetime Physics’i oluşturduklarında, uzay-zaman geometrileri için “Minkowski Diyagramı” terimini kullanmadılar. Bunun yerine Minkowski'nin 1908'den beri felsefeye katkı sağlayan bütün yeniliklerini belirten bir içerik sundular.[4]

Minkowski diyagramı Stigler’s law of eponymy ile karşı karşıya kalmıştır ve Minkowski yanlışlıkla eponimin fikir babası olarak görülmüştür. Alexander Macfarlane'in cebir ve diyagram içeren ilk çalışmaları Minkowski diyagramına uyumlu devam etmiştir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Mermin (1968) Chapter 17
  2. ^ See Vladimir Karapetoff
  3. ^ Silberstein (1914) The Theory of Relativity, page 131
  4. ^ Taylor/Wheeler (1966) page 37: "Minkowski's insight is central to the understanding of the physical world. It focuses attention on those quantities, such as interval, which are the same in all frames of reference. It brings out the relative character of quantities, such as velocity, energy, time, distance, which depend on the frame of reference."

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Elektromanyetik radyasyon</span>

Elektromanyetik radyasyon, elektromanyetik ışınım, elektromanyetik dalga ya da elektromıknatıssal ışın bir vakum veya maddede kendi kendine yayılan dalgalar formunu alan bir olgudur. Elektromanyetik dalgalar, yüklü bir parçacığın ivmeli hareketi sonucu oluşan, birbirine dik elektrik ve manyetik alan bileşeni bulunan ve bu iki alanın oluşturduğu düzleme dik doğrultuda yayılan, yayılmaları için ortam gerekmeyen, boşlukta c ile yayılan enine dalgalardır. Elektromanyetik dalgalar, frekansına göre değişik tiplerde sınıflandırılmıştır. Bu tipler sırasıyla :

<span class="mw-page-title-main">Özel görelilik</span> izafiyet teorisi, uzay ve zaman arasındaki ilişkiyi açıklayan bir bilimsel teoridir

Fizikte, özel görelilik teorisi veya izafiyet teorisi, uzay ve zaman arasındaki ilişkiyi açıklayan bir bilimsel teoridir. Albert Einstein'ın orijinal çalışmalarında teori, iki varsayıma dayanmaktadır:

  1. Fizik yasaları, tüm süredurum referans çerçevelerinde değişmezdir.
  2. Işık kaynağının veya gözlemcinin hareketinden bağımsız olarak vakumdaki ışığın hızı, tüm gözlemciler için aynıdır.

Zamanda yolculuk; zaman içinde belirli noktalar arasındaki hareket, bir nesne ya da bir kişi tarafından uzayda farklı noktalar arasındaki harekete benzer şekilde, tipik olarak bir zaman makinesi veya bir solucan deliği olarak bilinen varsayımsal bir aygıtın kullanılması ile hareket kavramıdır. Zaman yolculuğu, felsefe ve kurguda yaygın olarak kabul gören bir kavramdır.

Fizikte ve matematikte, matematikçi Hermann Minkowski anısına adlandırılan Minkowski uzayı veya Minkowski uzayzamanı, Einstein'ın özel görelilik kuramının en uygun biçimde gösterimlendiği matematiksel yapıdır. Bu yapıda, bilinen üç uzay boyutu tek bir zaman boyutuyla birleştirilerek, uzay zamanını betimlemek için dört boyutlu bir çokkatlı oluşturulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Faz uzayı</span>

Matematik ve Fizik'te, bir faz uzayı içinde bir sistemin tüm olası durumlarının temsil edildiği bir uzaydır, sistemin her olası durumuna karşılık faz uzayında bir tek nokta vardır. Mekanik sistemler için, faz uzayı genellikle konum ve momentum değişkenlerinin tüm olası değerlerinden oluşur. Konum ve momentum değişkenlerinin zamana göre değişiminin bir fonksiyonunun çizimi bazen bir faz diyagramı olarak adlandırılır. Bununla beraber, bu terim genellikle fiziki bilimlerde kimyasal bir sistemin termodinamik fazlarının dengesini ve birbirlerine dönüşümünü, basıncın, sıcaklığın ve kompozisyonun bir fonksiyonu olarak gösteren bir diyagram için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Görelilik ilkesi</span> Fizik yasalarının tüm referans çerçevelerinde aynı olması gerektiğini belirten fizik ilkesi

Görelik teorisi ya da basitçe fizikte görelilik genellikle Albert Einstein'ın iki teorisini kapsar. Bunlar özel görecelik ve genel göreceliktir.

<span class="mw-page-title-main">Işık hızı</span> elektromanyetik dalgaların boşluktaki hızı

Işığın boşluktaki hızı, fiziğin birçok alanında kullanılan önemli bir fiziksel sabittir. Genellikle c sembolüyle gösterilir. Tam değeri saniyede 299.792.458 metredir. Metrenin uzunluğu bu sabitten ve uluslararası zaman standardından hesaplanmıştır. Özel göreliliğe göre c, evrendeki bütün madde ve bilgilerin hareket edebileceği maksimum hızdır. Bütün kütlesiz parçacıkların ve ilgili alanlardaki değişimlerin boşluktaki hareket hızıdır. Bu parçacıklar ve dalgalar gözlemcinin eylemsiz referans çerçevesi ya da kaynağın hareketi ne olursa olsun c'de hareket ederler. Görelilik teorisi'nde c, uzay-zaman arasındaki ilişkiyi kurar; aynı zamanda meşhur kütle-enerji eşdeğerliliği formülünde de gözükür E = mc2. Işığın hava veya cam gibi şeffaf maddelerdeki ilerleyiş hızı c'den azdır. Benzer şekilde radyo dalgalarının tel kablolardaki ilerleyişi de c'den yavaştır. Işığın madde içindeki hızı v ile c arasındaki orana o maddenin kırılma endeksi denir. Örneğin, görülebilir ışık için camın kırılma endeksi genellikle 1,5 civarındadır. Yani ışık camın içinde c / 1,5 ≈ 200.000 km/s ile hareket eder. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın ışık ve öteki elektromanyetik dalgalar anında yayılıyormuş gibi gözükür ancak, ölçülebilir hızlarının uzun mesafeler ve hassas ölçümlerle ölçülebilir sonuçları vardır. Uzaydaki keşif araçlarıyla iletişim kurarken mesajların Dünya'dan uzay aracına ya da uzay aracından Dünya'ya ulaşması dakikalar ya da saatler alabilir. Yıldızlardan gelen ışık onları yıllar önce terk etmiştir ve bu sayede uzaktaki nesnelere bakarak evrenin tarihini çalışma şansı verir. Işığın ölçülebilir hızı aynı zamanda bilgisayardaki bilgilerin çipler arasında aktarılması gerektiği için bilgisayarların teorik hızını da sınırlar. Işık hızı, uzak mesafeleri yüksek isabetle ölçebilmek için uçuş zamanı ölçümlerinde de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Hareket eden mıknatıs ve iletken problemi</span> düşünce deneyi

Hareketli mıknatıs ve iletken problemi 19. yüzyılda ortaya çıkan, klasik elektromanyetizma ve özel görelilik kesişimi ile ilgili ünlü bir düşünce deneyidir. Mıknatısa göre sabit hız (v) ile hareket eden iletkendeki akım, mıknatısın ve iletkenin referans sistemlerinde hesaplanır. "Sadece "göreli" hareket gözlemlenebilir, diğerlerinin mutlak bir standardı yoktur." diye belirten temel görelilik ilkesi doğrultusunda, deneydeki gözlemlenebilir miktar olan akım, her durumda aynıdır. Ancak, Maxwell denklemlerine göre, iletkendeki yük, mıknatıs referans sisteminde "manyetik kuvvete" ve iletken referans sisteminde "elektrik kuvvetine" maruz kalır. Aynı olgu, gözlemcinin referans sistemine bağlı olarak iki farklı tanımları var gibi görünebilir.

Fizikte, Lorentz dönüşümü adını Hollandalı fizikçi Hendrik Lorentz'den almıştır. Lorentz ve diğerlerinin referans çerçevesinden bağımsız ışık hızının nasıl gözlemleneceğini açıklama ve elektromanyetizma yasalarının simetrisini anlama girişimlerinin sonucudur. Lorentz dönüşümü, özel görelilik ile uyum içerisindedir. Ancak özel görelilikten daha önce ortaya atılmıştır.

Fizikte konuşlanma sistemi farklı zaman dilimlerinde nesnelerin konum ve yönelim gibi özelliklerini belirlemek ve ölçmek için kullanılan bir koordinat sistemini ifade etmektedir. Ayrıca bu özelliklerin temsilinde kullanılan kümelerini de içerebilmektedir. Daha zayıf bir anlamda, bir konuşlanma sistemi yalnızca koordinatları betimlememektedir, aynı zamanda bu sistemde hareket eden nesnelerin ayırt edilmesinde her zaman dilimi için aynı üç boyutlu alanları da tanımlamaktadır.

Galile değişmezliği ya da Galile göreliliği der ki; hareket kanunlarının hepsi eylemsiz çerçeve içinde olur. Galileo Galilei bu prensibi ilk olarak 1632'de İki Dünya Sistemi Hakkında Diyalog adlı kitabında kullanmıştır. Prensibi açıklarken gemi örneğini vermiştir. Sakin bir denizde, hiçbir yere çarpmadan sabit hızda giden gemide, güvertenin altında olan bir gözlemci geminin hareketsiz olduğunu ya da hareket edip etmediğini söyleyemez demiştir. Bir diğer güzel örnekse; Dünyamız Güneş'in etrafında saniyede yaklaşık olarak 30 kilometre/saniye hızla dönmektedir ve güvertedeki gözlemci gibi biz de Dünya hakkında teknik olarak bu eylemsiz çerçeve kuralına uymasa da aynı şeyleri söyleyebiliriz.

<span class="mw-page-title-main">Birim hiperbol</span>

Geometride, Kartezyen düzleminde formülünü sağlayan (x,y) noktalar kümesine birim hiperbol denir. Belirsiz dikey gruplar çalışmasında, birim hiperbol bir alternatif radial uzunluk için bir temel oluşturur.

Ehrenfest paradoksu, görelilik teorisinde “biçimi bozulmaz” bir diskin dönme hareketini ele almaktadır. Paul Ehrenfest tarafından 1909 yılında özel görelilik kapsamında Born Biçimi Bozulmazlığı kavramıyla ilişkilendirdiği özgün formülasyonunda, kendi simetri ekseni etrafında döndürülen bir ideal biçimi bozulmaz silindirden bahsetmektedir. Laboratuvar çerçevesindeki ölçümde R olan yarıçap her zaman harekete dik yönde olacağından dolayı, duran çerçevede ölçülen R0 yarıçapına eşit olmalıdır. Ancak, çevre (2πR) durmakta olandan daha küçük bir değere γ genel faktorünce Lorentz-Kısalmış olarak gözlenmelidir. Bu şöyle bir çelişkiye yol açmaktadır; R=R0 ve R<R0. Paradoks daha sonra Albert Einstein tarafından detaylıca incelendi, Einstein dış kenar çizgisi üzerine yerleştirilen ve dış kenar çizgisi ile birlikte dönen ölçüm aletlerinin kısalacağından çevre üzerine daha fazla yerleştirileceğini ve çevrenin 2πR den daha büyük görüneceğini gösterdi. Bu dönen gözlemciler için geometrinin Öklid-Dışı geometri olduğunu gösterdi ve bu gösterge Einsten'in Genel Görelilik Kuramı gelişiminde çok önemliydi. Gerçek malzemelerden yapılan içinde ses hızına yakın çapraz hız ile dönen herhangi bir biçimi bozulma nesne merkezkaç kuvvetinden dolayı Rupture noktasını aşacaktır çünkü merkezkaç basıncı malzemenin kesme katsayısını aşamaz.

Kapalı zamansı eğri (KZE), matematiksel fizikte, “kapalı” uzayzamanda, başlangıç noktasına geri dönen bir parçacığın Lorentz manifoldundaki zaman çizgisidir. Bu olasılık ilk defa, genel göreliliğin eşitsizliklerine uygun bir çözüm keşfetmiş olan Kurt Gödel tarafından 1949 yılında ortaya çıkartılmıştır. Gödel, KZElerin aynı zamanda Gödel ölçüsü olarak bilinmesini sağlamıştır ve o zamandan beri de Tipler silindiri ve geçilebilir solucandelikleri gibi KZEleri içeren başka genel rölativite çözümleri bulunmuştur. Eğer KZEler varsa, varlıkları geriye doğru zaman yolculuğunun en azından kuramsal olarak olası olduğuna kanıt olarak sunulabilir, bu da dede paradoksu kaygısını ortaya çıkartabilir, ancak Novikov öztutarlılık ilkeleri bu biçim paradokslardan kaçınılabileceğini belirtmektedir. Bazı fizikçiler, belirli genel görelilik çözümlerinde yer alan KZElerin, ileride ortaya atılacak ve genel göreliliğin yerine geçecek olan kuantum kütleçekimi kuramıyla denklemden atılabileceğini savunmaktadır, Stephen Hawking bu görüşü kronoloji korunumu varsayımı olarak adlandırmıştır. Diğerleri ise, belirli bir uzayzamandaki tüm kapalı zamansı eğrilerin aynı olay ufkundan geçmesi durumunda –ki bu da kronojik sansür olarak isimlendirilebilecek bir özelliktir–; bu uzayzaman tüm olay ufuklarından temizlense dahi, yine de düzgün nedensellikte davranacağını ve bir gözlemcinin nedensellik ihlalini belirleyemeyeceğini savunmaktadırlar.

Yerçekimi hızı, yerçekiminin klasik teorilerinde yerçekimi hızı, yerçekimsel alanın yayılmasıyla değişen hız olarak tanımlanmıştır. Yerçekimi hızı, enerji dağılımındaki ve maddenin momentumundaki değişimin belli bir uzaklıkta, ürettiği yerçekimsel alanda sonradan ortaya çıkan bir değişiklikle sonuçlandığı hızdır. Fiziksel olarak daha doğru bir yaklaşımla, "yerçekimi hızı" yerçekimsel dalganın hızını kasteder.

Özel görelilik kuramı tarihi, birçok teorik sonuçtan ve Albert A. Michelson, Hendrik Lorentz, Henri Poincaré ve diğerleri tarafından elde edilmiş ampirik bulgulardan oluşmaktadır. Tüm bunlar Albert Einstein ve daha sonrasında Max Planck, Hermann Minkowski ve diğerleri tarafından önerilen özel görelilik kuramının bir sonucudur.

<span class="mw-page-title-main">Göreli Doppler etkisi</span>

Relativistik Doppler Etkisi ya da Göreli Doppler etkisi, adını ünlü bilim insanı ve matematikçi Christian Andreas Doppler'dan almakta olup, kısaca dalga özelliği gösteren herhangi bir fiziksel varlığın frekans dalga boyu Dalga boyu, bir dalga görüntüsünün tekrarlanan birimleri arasındaki mesafedir. Yaygın olarak Yunanca lamda (λ) harfi ile gösterilmektedir. hareketli bir gözlemci tarafından farklı zaman ve/veya konumlarda farklı algılanması olayıdır. Bu da göreli olduğunu belirtir. Herhangi bir A konumundan B konumuna gitmek icin fiziksel bir dalga ortamı'na ihtiyaç duyan dalgalar icin Doppler Etkisi hesaplamaları yapılırken, dalga kaynağı ve gözlemcinin birbirine göre konum, yön ve hızlarının yanında dalganın içinde veya üzerinde hareket ettiği dalga ortamının da fiziksel yapısı dikkate alınmak zorundadır. Eğer söz konusu dalga herhangi bir A konumundan B konumuna gitmek için fiziksel bir dalga ortamına ihtiyaç duymuyor ise Doppler Etkisi hesaplamalarında sadece dalga kaynağının ve gözlemcinin birbirine göre birim zamandaki konumlarının değerlendirilmesi yeterlidir. Göreli doppler olayı değişikliği olduğu frekansa ışık kaynağının göreceli hareketine göredir ve, Göreli Doppler etkisi relativistik olmayan farklı Doppler etkisi denklemleri dahil olarak zaman genişlemesi etkisini özel görelilik ve referans noktası olarak yayılma ortamı dahil değildir. Lorentz simetri gözlenen frekanslar için toplam farkı anlatır.

Fizikte, hayat çizgisi bir objenin 4 boyutlu uzayda işlediği yola denir. Objenin geçmiş mekanını her an takip etmeye de bu ad verilir. Hayat çizgisi yörüngeden ayrı bir kavramdır. Bu kavramlar zaman boyutuyla ayrılır. Ve genelde yörüngelerden daha geniş bir alanı temsil ederler, diğerlerine oranla özel göreliliğin gerçek doğasını ortaya çıkarırlar. Bu fikir Hermann Minkowski tarafından ortaya atılmıştır.Bu terim, genelde Görelilik Teorisinde kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Görelilik teorisi</span> zamanın göreceli olduğunu söyleyen teori

Görelilik teorisi, Albert Einstein'ın çalışmaları sonucu önerilen ve yayınlanan, özel görelilik ve genel görelilik adlarında birbirleriyle ilişkili iki teorisini kapsar. Özel görelilik, yer çekiminin yokluğunda tüm fiziksel fenomenler için geçerlidir. Genel görelilik, yer çekimi yasasını ve bu yasanın diğer doğa kuvvetleri ile ilişkisini açıklar. Astronomi de dahil olmak üzere kozmolojik ve astrofiziksel alem için geçerlidir.

<span class="mw-page-title-main">Uzay (geometri)</span> uygun zamanında fiziksel bir gözlemciye göre mesafeler ve yönlerin genel çerçevesi

Uzay, nesnelerin ve olayların göreceli konuma ve yöne sahip olduğu sınırsız üç boyutlu bir boyuttur. Modern fizikçiler genellikle zamanla, uzay-zaman olarak bilinen sınırsız dört boyutlu bir sürekliliğin parçası olduğunu düşünmesine rağmen, fiziksel alan genellikle üç doğrusal boyutta düşünülür. Mekan kavramının fiziksel evrenin anlaşılması için temel öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, filozoflar arasında kendisinin bir varlık mı, varlıklar arasındaki ilişkinin mi yoksa kavramsal çerçevenin bir parçası mı olduğu konusunda anlaşmazlık devam eder.