İçeriğe atla

Türkiye'de başörtüsü yasağı

Alanya'da başörtüsü takan kadınlar

Türkiye'de başörtüsü yasağı veya kılık kıyafeti düzenleyen kararlar, başta üniversite öğrencilerine yönelik olmak üzere bütün kamu ve bazı özel kurumlarda kadın çalışanlara uygulanan başörtü yasağı ile bu yasağın sosyal ve siyasal etkileri etrafında yaşanan tartışmalar. Siyasal İslam'ın simgesi olduğu iddia edilen başörtüsünü kamusal alanda yasakladığı iddia edilen mahkeme kararları bu sorunun ön ayağını oluşturmaktadır.

Arka plan

Atatürk, Arifiye'de halkla beraber (5 Haziran 1928).

Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulduğunda laik bir cumhuriyet tanımı yoktur, hatta dönemin anayasasında devletin dininin İslam olduğu ibaresi mevcuttur.[1] 1928 yılında devletin dininin İslam olduğu ibaresi kaldırıldı[2] ancak laiklik ibaresine yer verilmedi. 1924 Anayasası'nın 2. maddesinde devletin dininin İslam olduğu belirtildi: "Türkiye Devletinin dini, din-i İslam'dır, resmi lisanı Türkçedir." Hilafetin Anayasa'dan önce kaldırılmış bulunmasına, Anayasa'nın kendisinin de laik olmasına karşın, koşullar böyle bir kuralın Anayasa'da yer almasını gerektirdi. Kuralın Anayasa'nın 2. maddesinden çıkartılması ancak 10 Nisan 1928'de yapılan Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilebildi. 5 Şubat 1937'de yapılan değişiklikle, 2. maddeye, devletin temel nitelikleri "Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır" biçiminde girdi.[3] 1961 Anayasası'nın 2. maddesinde şu tanım yer aldı: "Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve 'Başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan, milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."[4]

Cumhuriyet döneminde başörtüsü hiçbir zaman tamamen yasaklanmadı. 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında, başörtüsü giyen üniversite öğrencisi sayısında önemli ölçüde artma oldu.[5] 1984 yılına kadar seyrek olaylar yaşansa da başörtüsü konusunda genel bir kısıtlama olmadı. 1984 yılında, çeşitli üniversitelerde kılık kıyafeti düzenleyen uygulamalar yürürlüğe girdi ama 1980'ler ve 1990'lar boyunca, düzenlemeler yaygın değildi ve çok sayıda öğrenci mezun oldu.[5]

12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında çıkarılan ve yaklaşık 31 yıl yürürlükte kalmış olan "Kamuda Kılık Kıyafet Yönetmeliği" nedeniyle kadınlar bazı kamu kurumlarında başörtüleriyle çalışamadı.[6][7]

Başörtüsü yasağı, çeşitli ilk ve ortaöğretim okullarında[8] ve çeşitli üniversitelerde herkes için geçerliydi.[9] Mahkemeler, devlet daireleri ve diğer resmî kurumlarda öğrenciler, işçiler ve kamu görevlileri için geçerliydi. Ancak ilk ve ortaöğretim okullarında ve bazı üniversitelerde okula ziyaretçi ya da veli olarak gelenler için sorun yoktu.

Kamu kurumlarında ise çalışanlara uygulanan bu düzenlemeler hizmet alanlar için geçerli değildi. Benzer şekilde mahkemelerde yasak sadece yargıçlar, avukatlar, hukukçular ve diğer işçileri kapsamaktaydı. Askerî kurumlarda ise bu yasak en geniş şekliyle uygulandı.

Kimlik, sürücü belgesi ve pasaport gibi resmî belgeler üzerinde başörtülü ve türbanlı fotoğraf serbestti. Ancak çeşitli üniversitelerin uygulamalarında kayıt belgeleri gibi resmî belgeleri üzerinde başörtülü ve türbanlı fotoğraflar yasaktı.

1997 yılında Bursa Üniversitesi Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Leyla Şahin, İstanbul Üniversitesi'ne geçiş yaptı. Bursa Üniversitesinde başörtüsü ile okuyan ve sınavlara giren Şahin, İstanbul Üniversitesi kurallarınca başörtüsü kullanımı yasak olduğu için derslere ve sınavlara kabul edilmedi. Bu gerekçeyle Türkiye'de eğitimini yarıda bırakan Leyla Şahin, 1999 yılından itibaren Viyana Üniversitesine gitti. 2004 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. AİHM, radikal dinci tehlikenin potansiyel olarak mevcut olduğu ülkelerde üniversite yönetimin laik hayat tarzını korumak amacıyla başörtüsü yasağı gibi din özgürlüğünü kısıtlayıcı kararların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal etmediği yönünde 16'ya 1 oyla karar verdi.[10]

Benzer tarihlerde dönemin AKP'li Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünnisa Gül, 1998 yılında Ankara Üniversitesi'nin DTCF Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kayıt yaptırmak istediği sırada türbanlı olduğu gerekçesiyle reddedildiği için AİHM başvurusu yaptı. Gül, daha sonra başvurusunu "yargı kararlarının tartışılmasına fırsat vermemek, güven ve saygıyı sağlamak'' gerekçesiyle geri çekti.[11]

Türkiye'de bu yasakların özellikle bazı üniversitelerde öğrencilere yönelik uygulanması çok yoğun ve tartışmalı olmuştur. Başörtüsü yasağı, 1990'lı yıllardan itibaren Türkiye'deki feministler arasında da hem bir mücadele hem de çatışma ve tartışma konusu olmuş; kimi feministler ergin kadınların ifade özgürlüğü ve özneleşmesi kapsamında başörtüsü yasağına karşı çıkarken bazı feministler başörtüsü yasağını yerinde bulmuşlardır.[12][13][14][15]

Türban ve başörtüsü kavramları

Antalya ilinin Kalkan köyünden geleneksel başörtüsü giyen bir Türk kadın

Anadolu'da başörtüsünün yemeni, eşarp, tülbent, yazma, çarşaf ve türban gibi çeşitleri bazı kadınlar tarafından kullanılmaktadır. Bu örtüler birbirinden kullanılan kumaşın şekli, deseni, boyutu ve bağlama biçimi gibi çeşitli açılardan ayrılır. Bu yöresel farklılıklar Türkiye'de başörtüsü maddesinde daha ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.

Bir kadın giysisi olarak türban ise ince kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan özel bir tür başörtüsüdür.[16] Genellikle renkli desenli ve ipek kumaştan yapılan türban, eşarba göre biraz daha büyük boyutludur ve şeffaf değildir. Türban saçın görünmesini engelleyecek şekilde takılan pamuklu kumaştan bir bonenin üzerinden bağlanır. Geleneksel başörtüsünden farklı olarak türban, çok sayıda toplu iğne ile sabitlenir. Türbanın bağlanma şeklinin geleneksel başörtüsünden ayrılan en önemli özelliği, "saçın tek bir telinin bile gözükmemesine" dikkat edilmesidir.

Kavram tartışması

1960'lı yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan, 1980'li ve 1990'lı yıllarda ise yaygınlaşan, genellikle renkli, ipek ve geleneksel başörtüsünden farklı olarak kendine özgü bağlama şekli olan başörtüsüne "türban" denmekte ve bazı kesimler tarafından siyasi giyim tarzının bir öğesi olarak kabul edilmektedir.

1984'te YÖK yükseköğrenim kurumlarında "başörtüsü" kullanımını yasaklarken, "modern bir şekilde, türban" kullanılmasına izin vermiştir. (Bu izin Danıştay 8. Dairesi'nin 1984'te verdiği karar ile iptal edilmiştir.)[17] Bu izin ve karar "türban" ile "başörtüsü" kavram tartışmasını da başlatmıştır.

Taraf gazetesi yazarı Ayşe Hür, Kemalist kesimin türbanı kavramsal olarak geleneksel başörtüsünden ayırmak suretiyle genel olarak örtünmeye karşı verdikleri mücadelede hedef daralttıklarını ve sert politikaları için meşruiyet sağladıklarını iddia etmişti.[17]

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Murat Aksoy ise, "Başörtüsü-türban: Batılılaşma-modernleşme, laiklik ve örtünme" adlı tezinde bu kavram tartışmasına şu şekilde değinmektedir: "Laiklik duyarlılığı" olanlar açısından tartışma "türban" adıyla sürdürülmekte, türbanın "siyasî simge" olduğu ve bunu takanların "laik cumhuriyet rejimini" değiştirmeyi hedefledikleri ifade edilmektedir. İkinci pozisyonu temsil eden "İslamî" kesimde ise tartışma unsuruna "başörtüsü" adı verilmekte, bunun "dinî bir vecibe" olduğu ve başörtüsü kullanmanın "din ve vicdan özgürlüğü" ile yasal güvenceye alındığı ifade edilmektedir. Bu iki pozisyon birbiriyle üç başlıkta karşılaştırılabilir:[5]

Düzenlemeyi savunanlarDüzenlemeyi reddedenler
Tartışmanın adıTürban sorunuBaşörtüsü sorunu
Neden takıldığıSiyasî simgeDinî bir vecibe
İfadesi/Yasal savunmasıLaikliğe aykırıDin ve vicdan özgürlüğü

Yukarıdaki sınıflamaya aykırı olarak Zaman gazetesi yazarı Mustafa Ünal 9 Şubat 2005 tarihinde "Türbana özgürlük"[18] adlı bir yazı kaleme almıştır. Ancak okuyucularından gelen tepkiler üzerine bir sonraki yazısında şöyle bir not düşmüştür: "Bazı okuyucular türban kelimesini kullanmama tepki gösteriyor. Türban veya başörtüsü, murad edilen aynı değil mi? Kelime tercihi önemsiz."[19]

Kronoloji

Almanya'da başörtüsü giymiş Türk kadınlar
  • 1951'de sadece erkek öğrencilerin eğitim görmesi için açılan İmam-Hatip okullarının bünyesinde kız öğrencilerin de dinî eğitim alması için kurslar düzenlenmeye başlandı. Bu aynı zamanda kızların başörtüsü ile eğitim alıp alamayacağı tartışmalarını da başlattı.[5]
  • 1966 - Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde derslere başörtüsüyle girmek isteyen ilk öğrenci Nesibe Bulaycı yapılan baskılar sonucu okula başörtüsüz devam etmiştir.[5]
  • 1967 - Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde derslere türbanla girmek isteyen Hatice Babacan yapılan baskılara başını açmamış ve kısa sürede okuldaki başörtülü sayısı 6'ya ulaşmıştır. İslam tarihi hocasının 'ya başını açarsın ya da sınıftan çıkarsın' demesi üzerine 'başını inancı gereği örttüğünü' iddia eden Babacan dersten ayrılmış, daha sonra da okuldan atılmıştır.[5][20]
  • 1967 - Hatice Babacan olayından sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde protestolar yaşanmış bu protestolara bazı milletvekilleri de destek vermiştir. Bazı öğrencilerin boykotu sonucu önce dekan istifa etmiş, daha sonra ise fakülte bir aylığına kapatılmıştır. Bu olaylar üniversitelerde yaşanan ilk başörtüsü protestolarıdır.[5]
  • 1968 - AÜ İlahiyat Fakültesi'nden atılan Hatice Babacan AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ne başladı. Babacan buradan hiç sorun yaşamadan mezun olacaktır.[5]
  • 1972 - 27 Kasım tarihli Tebliğler Dergisi'nde ilk defa bayan öğretmenlerin kıyafeti gündeme getirilmiş ve 'bayan öğretmenler sade ve ağırbaşlı olacak şekilde süsten ve gösterişten sakınacak, derslerde ve görevde başı açık bulunacak' ifadelerine yer verilmiştir.[5]
  • 1970-80'li yıllarda başörtülü öğrencilere yönelik şiddet de içerebilen (başörtü ve mantoların zorla çıkartılması) zorlama ve yaptırımlar başladı. Bu çeşitli illerde (Ankara, Konya, Malatya) gerginliklere sebep oldu.[5]
  • 1977-78 eğitim döneminde açılan Sakarya Kız İmam-Hatip Okulu yönetimi okula başörtülü devam etmek isteyen 215 öğrenciyi disipline vermiştir.[5]
  • 1982 - YÖK, yayınladığı kıyafet genelgesi ile türbanı yasakladı.[20]
  • 1984 - YÖK, kıyafet genelgesindeki başörtüsü yasağını kaldırdı.[20]
  • 1987 - Başörtüsü üniversitelerde disiplin suçu gerekçesi ile yeniden yasaklandı. 45. Hükümet (1. Özal Hükümeti)'nin başörtüsünü serbest bırakmak için YÖK yasasındaki yaptığı değişiklik veto edildi.[20]
  • 1988 - 46. Hükümet (2. Özal Hükümeti) ikinci yasa değişikliğini çıkardı.[20]
  • 1989 - Özal hükûmetinin çıkardığı yasa zamanın cumhurbaşkanı Kenan Evren'in başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.[20]
  • 1990 - Başörtüsüne izin veren üçüncü kanun çıktı. Mecliste grubu bulunan Sosyaldemokrat Halkçı Parti Anayasa Mahkemesine götürdü ve kanun reddedilerek yürürlükten kaldırıldı.[20]
  • 1993 - Şenay Karaduman ve Lamiya Bulut'un üniversitede başörtüsü yasağına ilişkin karara karşı AİHM'de Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı açtıkları dava "laik üniversitede okumayı seçen öğrencinin konulan kılık kıyafet kurallarına da uymak zorunda olması" ve kıyafetlerinin "Türbanı takmayan fakat fakülteye giden öğrenciler bakımından kuvvetli bir dinî işaret olarak görülmesi" sebebiyle Türkiye lehine sonuçlandı.[21]
  • 1997 - 15 Eylül'de YÖK başkanlığının bir genelgesi ile türbanlı öğrencilerin okullara alınması yasaklandı.[20]
  • 1998 - Hayrünnisa Gül, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı, kaydını yaptıramadı.[22]
  • 2004 - Hayrünnisa Gül, okula kayıt yaptıramaması nedeniyle AİHM'de dava açtı, eşi Abdullah Gül Dışişleri Bakanı olunca davayı geri çekti.[23]
  • 2004 - İstanbul Üniversitesi 5. sınıfında iken sınavlara alınmadığı için Leyla Şahin tarafından Türkiye'ye karşı açılan davada AİHM, radikal dinci tehlikenin potansiyel olarak mevcut olduğu ülkelerde üniversite yönetimin laik hayat tarzını korumak amacıyla başörtüsü yasağı gibi din özgürlüğünü kısıtlayıcı kararların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal etmediği yönünde karar verdi.[10]
Anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçtiği günün ertesi sabah Hürriyet gazetesi "411 el kaosa kalktı." manşetiyle çıktı.

2008 Anayasa değişikliği girişimi

59 ve 60. Hükümet dönemlerinde, bu konuda açıklamalar oldu. Dönemin başbakanı Erdoğan, daha önce pek çok kez dile getirdiği siyâsî simge kabul edilse bile bu yasağın kaldırılmasını isteğini, 2008'in Ocak ayında İspanya'ya yaptığı ziyarette belirtti.[24] Daha sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi yetkili kurulları Anayasa değişikliği tasarısı hazırladı. Türkiye Büyük Millet Meclisinde Şubat ayının başında görüşülen bu değişiklik kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önüne geldi.[25]

Anayasa'nın 10. maddesinin son fıkrasına "... ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında" ibaresini, 42. maddesine de "Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir" fıkrasını ekleyen değişikliğin Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanması üzerine, bazı milletvekilleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'ne, anayasa değişikliğinin "iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması" için başvurdu.

Davayı kabul eden Anayasa Mahkemesi, 5 Haziran 2008 tarihinde, yapılan anayasa değişikliği için iptal ve yürürlüğünün durdurulması kararını verdi. Anayasa Mahkemesi "9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun'un 1. ve 2. maddeleri, Anayasa'nın 2., 4. ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur." açıklamasını yaparak, kararında Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine ve Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerine atıfta bulundu.[25]

Kronoloji

  • 6 ve 9 Şubat 2008 tarihlerinde üniversitelerde türbana serbestlik getireceği iddia edilen Anayasa değişikliği TBMM'de 518 milletvekilinin katıldığı oylamada 411 olumlu, 103 olumsuz oyla kabul edildi.[26]
  • 27 Şubat 2008 tarihinde kamuda başörtüsü serbestliği sağlayan anayasa değişikliği hakkında Deniz Baykal ile birlikte 112 milletvekili, imzası içeren şikayet dilekçesiyle Anayasa Mahkemesinde dava açılma talebiyle resmî başvuru yaptı.
  • 6 Mart 2008 tarihinde Anayasa Mahkemesi; Deniz Baykal'ın çağrısı üzerine, üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istemiyle açtığı davada herhangi bir eksiklik tespit etmedi ve davayı kabul etti.
  • 5 Haziran 2008'de, Anayasa Mahkemesi 9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı anayasa değişikliğini iptal ve yürürlüğünün durdurulması kararını açıkladı. Anayasa Mahkemesi, açıklamasında, kararını Anayasa'nın 2, 4. ve 148. maddelerini gözeterek verdiğini belirtti ve Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine ve Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkilerine atıfta bulundu.[25]

Yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafeti düzenlediği iddia edilen kararlar

Üniversitelerde öğrencilerin genel görünüş, giyiniş ve davranışlarını belirleyen aşağıdaki maddelerden bazılarının başörtüsü yasağının da yasal dayanağını oluşturduğu iddia edilmektedir.[27]

  1. Anayasanın 11. ve 153. maddeleri11 Mayıs 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. 259 Sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun"
  3. Bakanlar Kurulunun 03.02.1935 tarih ve 2/1958 sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanunu Tatbik Suretini Gösterir Nizamname" 8 Kasım 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  4. 2547 Sayılı YÖK Kanunun 4., 5., 14. ve 54. maddeleri 26 Kasım 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  5. Danıştay 8 Dairesinin 13.12.1984 gün ve 1984/636 Esas, 1984/1574 Karar sayılı kararı
  6. Anayasa Mahkemesinin 7.3.1989 gün ve 1989/1 Esas, 1989/12 Karar sayılı kararı[]
  7. Danıştay 8 Dairesinin 7.7.1989 gün ve 1988/1173 Esas, 1989/652 Karar sayılı kararı
  8. Anayasa Mahkemesinin 09.04.1991 gün ve 1990/36 Esas, 1991/8 Karar sayılı kararı[]
  9. Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmenliğinin 6., 7., 9., 11. ve ilgili diğer maddeleri 7 Aralık 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

Uluslararası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin konuya bakışı

AİHM, konuya ilişkin üç karar vermiştir. Bunlar Karaduman, Bulut ve Şahin kararları olmuş, mahkeme Türkiye'de başörtüsü ve kılık kıyafeti düzenleyen uygulamalar hakkında Türk makamlarının daha doğru bir değerlendirmede bulunacağını hükmetmiştir. AİHM'nin davalara ilişkin karar ve yorumları, dönemin Türk makamlarının karar ve yorumlarıyla paralel olmuş, kılık kıyafeti düzenleyen kararlar AİHM kararlarında inanç özgürlüğüne aykırı bulunmamıştır.[28][29]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ http://tr.wikisource.org/wiki/Te%C5%9Fkilat-%C4%B1_Esasiye_Kanunu 6 Haziran 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (bkz. madde 2 (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 sayılı kanun)
  2. ^ bkz. 1924 Anayasası, 1222 sayılı ve 10/4/1928 günlü kanun (R.G. 14/4/1928-863; 3. T. Düstur, Cilt 9)
  3. ^ "bkz. TR-96344/1937". 23 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Nisan 2021. 
  4. ^ bkz. 1924 Anayasası, 3115 sayılı ve 5/2/1937 günlü kanun (R.G. 13/2/1937-3533; 3. T. Düstur, Cilt 18)
  5. ^ a b c d e f g h i j k Başörtüsü-türban: batılılaşma-modernleşme, laiklik ve örtünme, Murat Aksoy, Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Bölümü Y. Lisans Tezi ve Kitap Yayınevi
  6. ^ "Türkiye'de başörtüsü yasağı: Nasıl başladı, nasıl çözüldü?". aljazeera.com.tr. 30 Aralık 2013. 25 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Mart 2017. 
  7. ^ "KAMU KURUM VE KURULUŞLARINDA ÇALIŞAN PERSONELİN KILIK VE KIYAFETİNE DAİR YÖNETMELİK". 19 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mayıs 2022. 
  8. ^ "YGS'de başörtüleri çıkarttırılan öğrenciler". 5 Mayıs 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Nisan 2011. 
  9. ^ "Türbanlı diye doktor görevden alındı". 25 Nisan 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Nisan 2011. 
  10. ^ a b "CASE OF LEYLA ŞAHİN v. TURKEY". HUDOC - European Court of Human Rights. 10 Kasım 2005. 31 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2023. 
  11. ^ "Hayrünnisa Gül türban davasını geri çekti". Hürriyet. 1 Mart 2004. 11 Nisan 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2023. 
  12. ^ Diner, Cagla; Toktaş, Şule (Mart 2010). "Waves of feminism in Turkey: Kemalist, Islamist and Kurdish women's movements in an era of globalization". Journal of Balkan and Near Eastern Studies (İngilizce). 12 (1): 41-57. doi:10.1080/19448950903507388. ISSN 1944-8953. 10 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Aralık 2021. 
  13. ^ Savran, Gülnur ve Nesrin Tura (Eylül 1996). "'Çağdaşlaşma' söylemine teslim olmayız". Pazartesi. s. 11. 
  14. ^ Arat, Yeşim (2000). "From Emancipation To Liberation: The Changing Role of Women in Turkey's Public Realm". Journal of International Affairs. 54 (1): 107-123. ISSN 0022-197X. 6 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Aralık 2021. 
  15. ^ Düzkan, Ayşe (Eylül 1997). "Yerli bir feminizm". Pazartesi. ss. 2-4. 
  16. ^ "Türk Dil Kurumu". 11 Mayıs 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Kasım 2011. 
  17. ^ a b "Türbanın 60 yıllık serüveni, Ayşe Hür". 27 Ekim 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Kasım 2011. 
  18. ^ Mustafa Ünal-Türbana özgürlük[]
  19. ^ Mustafa Ünal-Türban düşmanlığı[]
  20. ^ a b c d e f g h "Türban yasağının geçmişi". Hürriyet Gazetesi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2008. []
  21. ^ "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Üniversitelerde Türban Yasağına İlişkin Kararları Üzerine Notlar - Doç. Dr. Ali Ulusoy" (PDF). 23 Ocak 2013 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Kasım 2011. 
  22. ^ "Gül'ün 28 yıllık bekleyişi". 27 Ocak 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Şubat 2008. 
  23. ^ "AİHM'DE TÜRKİYE ALEYHİNE DAVA AÇMIŞTI". Habertürk. 24 Nisan 2007. 22 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Mayıs 2023. 
  24. ^ "Erdoğan siyasî simge olarak türbanı savundu". NTVMSNBC. 26 Ocak 2008. Erişim tarihi: 5 Haziran 2008. 
  25. ^ a b c "Türban düzenlemesi reddedildi". NTVMSNBC. 5 Haziran 2008. 6 Haziran 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Haziran 2008. 
  26. ^ "TBMM'den türbana onay". BBCTurkish.com. 14 Ekim 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2008. 
  27. ^ "TÜ öğrencilerinin genel görünüş, giyiniş ve davranışlarını belirleyen yönerge". 27 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Kasım 2011. 
  28. ^ Demir, Hande Seher (Temmuz 2011). Türkiye'de Din ve Vicdan Özgürlüğü. Adalet. ISBN 9786055412500. 
  29. ^ Demir, Hande Seher (2012). "Türkiye'de İnanç Özgürlüğünün Kapsamı ve Sınırlandırılmasındaki Sorunlar". Academia.edu. 17 Ağustos 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ekim 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Necdet Sezer</span> 10. Türkiye cumhurbaşkanı (2000–2007)

Ahmet Necdet Sezer, Türk hukukçu ve devlet görevlisi. Türkiye'nin 14. Anayasa Mahkemesi başkanı ve 10. cumhurbaşkanıdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hem cumhurbaşkanlığı görevini hem de bir yüksek yargı organının başkanlığını yapmış tek kişidir.

<span class="mw-page-title-main">Fazilet Partisi</span> Türkiyede bir siyasi parti (1997–2001)

Fazilet Partisi, Millî Görüş'ü benimseyen Refah Partisinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına az bir zaman kala İsmail Alptekin başkanlığında kurulan siyasi çatısı. Daha sonra Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın iddiaları Anayasa Mahkemesince haklı bulundu ve parti kapatıldı.

<span class="mw-page-title-main">Refah Partisi</span> Türkiyede bir siyasi parti (1983–1998)

Refah Partisi, Millî Görüş hareketinin 12 Eylül Darbesi'nden sonra kurulan siyasi partisi. 1987'de genel başkanlığa Necmettin Erbakan getirildi. 1991 seçimlerinde meclise girdi. 1995 seçimlerinden birinci parti olarak çıktı. 1997'de Refahyol Hükûmetini kurdu. "Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri" gerekçesiyle, 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.

<span class="mw-page-title-main">Yükseköğretim Kurulu</span> Türkiyede bir devlet kurumu

YÖK olarak kısaltılan Yükseköğretim Kurulu, Türk üniversiteleri için merkezî devlet denetim organıdır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi</span> Türkiyedeki en yüksek yargısal devlet organı

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye'de anayasal denetimi yürüten en yüksek yargı organıdır. Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Görevleri, Türkiye Anayasası'nın 148. ve 153. maddeleri arasında belirtilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Başörtüsü</span> başa örtülen bez

Başörtüsü, başı özellikle saçları yıpratıcı dış etkenlerden korumak, örtünmeyi sağlamak, tanınmamak için kullanılan, başın üst kısmının çoğunu ya da tamamını kaplayan bir çeşit örtü ve giysi.

<span class="mw-page-title-main">İfade özgürlüğü</span> kişinin görüş ve fikirlerini iletme hakkı

İfade hürriyeti, ifade özgürlüğü, Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde ilan edilen, birçok ülke tarafından kabul edilen, bireylerin veya toplulukların fikir ve görüşlerini sansür, yasal yaptırım veya tehdit korkusu olmaksızın ifade etme hakkıdır. Birçok devlet ifade özgürlüğünü anayasal koruma altına almıştır. Konuşma özgürlüğü ve ifade özgürlüğü siyasal bağlamda dönüşümlü olarak kullanılan terimler olsa da, ifade özgürlüğünün hukuki anlamı, iletişim araçları arasında fark gözetmeksizin bilgi ve fikirlerin aranması, erişilmesi ve yayılmasına yarayan her tür faaliyeti kapsar.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası</span> 1982 yılından beri yürürlükte olan Türkiye Anayasası

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası veya resmî olmayan kullanımıyla 1982 Anayasası, Türkiye'nin 9 Kasım 1982'den bu yana geçerli olan anayasasıdır. 12 Eylül Darbesi sonrasında askerî yönetimin emriyle Danışma Meclisi tarafından hazırlanmış, 23 Eylül 1982 tarihinde Danışma Meclisi tarafından ve 18 Ekim 1982 tarihinde Millî Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiştir. Devlet Başkanı Kenan Evren, Anayasa'nın ilk üç maddesinin "değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini" dördüncü madde olarak taslağa ekletmiştir. 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halk oylaması sonucu yüzde 91,37 oranında kabul oyu ile kabul edilmiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatma davası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, AK Parti'nin "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle, partinin kapatılması ve ilgili dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahil 71 kişinin 5 yıl süre ile siyasetten uzaklaştırılması istemiyle hazırladığı iddianame Anayasa Mahkemesine 14 Mart 2008'de sunulmuş olup, Anayasa Mahkemesi iddianameyi 31 Mart 2008 günü kabul etmiştir. 16 Haziran günü Adalet ve Kalkınma Partisi esas hakkındaki savunmasını vermiştir. 30 Temmuz 2008 tarihinde kamuoyuna yapılan açıklamada, partinin temelli kapatılmaması, fakat hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesi kararına varılmıştır. 6 üye kapatılması, 5 üye kapatılmaması yönünde oy kullanmışken, hazine yardımının kesilmesi hakkındaki oylamada 11 üyenin 10'u kesilmesi yönünde oy kullanmıştır. Kapatma talebi en az 7-4 şeklindeki nitelikli çoğunluk koşulu sağlanamadığı için reddedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de yargı teşkilatı</span>

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

Türkiye'de Yükseköğretim öğrencileriiçin ceza afları, çeşitli nedenlerden dolayı yükseköğretim kurumlarıyla ilişikleri kesilmiş öğrencilerin geri kazandırılmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de anayasal süreç</span> Türk anayasal sürecinin geçmişi ve bugünü

Türkiye'de anayasal süreç, 1808 tarihinde ilan edilen Sened-i İttifak ile başlayıp günümüze kadar devam etmektedir. II. Mahmud döneminde, Alemdar Mustafa Paşa tarafından hazırlanan Sened-i İttifak, merkezî otoriteyi taşrada hâkim kılmak için Rumeli ve Anadolu âyanları ile Osmanlı Devleti arasında 29 Eylül 1808’de imzalandı. Osmanlı'da Sened-i İttifak ile Türk tarihinde ilk defa devlet iktidarı sınırlandırıldığından, bu belge Türk tarihinde ilk "anayasal belge" kabul edilmektedir. Abdülmecid döneminde 3 Kasım 1839 tarihinde Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanan Tanzimat Fermanı ilan edildi. Bu ferman ile padişah, fermanda ilân edilen ilkelere ve konulacak kanunlara uyacağına yemin etti. Tanzimat Fermanı'nın tamamlayıcısı ve pekiştiricisi olan Islahat Fermanı, Abdülmecid tarafından 1856 yılında "ferman" olarak ilan edildi. Tanzimat döneminde yetişen ve Genç Osmanlılar olarak bilinen aydın ve yazarlar, Avrupa'dan etkilenerek meşrutiyet yönetimini savunmaya başladılar ve meşrutiyeti ilan ettirmek için Abdülaziz’i tahttan indirerek, yerine II. Abdülhamid’i getirdiler. 23 Aralık 1876'da Mithat Paşa’nın hazırladığı Kanun-i Esasi ilan edilerek meşrutiyete geçildi. Kanun-i Esasî, şekli kritere göre bir anayasa olarak kabul edilmektedir. Türk tarihinin ilk anayasası olan ve 12 bölüm ile 119 maddeden oluşan Kanun-i Esasî'nin 113. maddesi gereğince, padişah olağanüstü durumlarda Anayasa'yı askıya alabilirdi. II. Abdülhamid, 1877 yılında Rus savaşlarını neden göstererek Anayasa'yı askıya aldı. 1908 yılındaki askeri ayaklanma sonucu II. Abdülhamid, 1876 Anayasası'nı tekrar yürürlüğe koydu ve böylece II. Meşrutiyet dönemi başladı. 1909 yılında 31 Mart Vakası'nın meydana gelmesinden sonra tahttan indirilen II. Abdülhamid'den sonra 1909 yılında Anayasa'da önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerle 1876 Anayasası, meşruti bir parlamenter monarşi Anayasası haline geldi.

<span class="mw-page-title-main">Merve Kavakcı</span> Türk akademisyen, siyasetçi ve diplomat

Merve Safa Kavakcı, Türk akademisyen, siyasetçi ve diplomat.

Türkiye'de nüfusun %95'e yakını İslam dinine mensuptur. Ülkedeki Müslümanların çoğunluğu Sünniliğin Hanefi mezhebine bağlıdır. Günümüzde modern Türkiye'yi oluşturan bölgede İslam'ın yerleşik varlığı, Selçukluların Doğu Anadolu'ya doğru genişlemeye başladığı 11. yüzyılın son yarısına kadar uzanmaktadır.

2008'deki Türkiye olayları.

Perinçek-İsviçre Davası, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile İsviçre Federal Hükûmeti adına İsviçre arasında Ermeni Soykırımı'nın inkârı üzerine 2007-2015 yılları arasında süren yargı süreci. 15 Ekim 2015 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından açıklanan kesin karar ile Doğu Perinçek'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedildi ve İsviçre Devleti mahkûm edildi.

Tesettür sözcüğü geleneksel olarak bazı Müslüman kadınların giydiği başörtüsünü ve genel olarak mütevazı İslami elbise tarzını ifade eder.

Leyla Şahin Usta Türk doktor ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">İslami giyim</span>

İslami giyim, İslam'ın öğretilerine uygun olarak yorumlanan giysilerdir. Müslümanlar, yalnızca dini düşüncelerden değil, aynı zamanda pratik, kültürel, sosyal ve politik faktörlerden de etkilenen çok çeşitli giysiler giyerler.

<span class="mw-page-title-main">9 Şubat 2008 tarih ve 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</span>

9 Şubat 2008 tarih ve 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, vatandaşların kamu hizmetlerinden yararlanılmasında ve yükseköğrenim hakkını kullanması konusundaki esasların değiştirilmesini ele almaktaydı.