İçeriğe atla

Türk Kurtuluş Savaşı Güney Cephesi

Güney Cephesi
Türk Kurtuluş Savaşı

Fransız ordusundaki Ermeni gönüllüler
TarihAralık 1918[1] - 20 Ekim 1921[2]
Bölge
Sonuç Ankara Anlaşması
Coğrafi
Değişiklikler
Bugünkü (Hatay hariç) Türkiye-Suriye sınırı oluştu.
Taraflar

Fransa Fransa

Ankara Hükûmeti

Komutanlar ve liderler
Fransa Henri Gouraud Ali Fuat Paşa
Ali Saip Bey
Şefik "Özdemir" Bey
Şahin Bey (ölü)
Kılıç Ali
Güçler
60.000 Fransız askeri[3]
Ermeni Lejyonu'ndan 10.050 asker[4][5]

Güney Cephesi (Cenup Cephesi), Fransız Cephesi veya Kilikya Cephesi (Fransızca: La campagne de Cilicie), I. Dünya Savaşı'nın ardından Fransız kuvvetleri ve beraberindeki Ermeni Lejyonu ile TBMM idaresindeki Kuvâ-yi Milliye arasında gerçekleşen muharebelerden meydana gelen cephedir. Fransa, Sykes-Picot Anlaşması ve ardından Ermeniler ile imzalanan antlaşma ile kendisine düşen topraklara yönelmiştir. 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Anlaşması ile cephe kapanmıştır.[2]


Geçmiş

Mondros'tan sonra İngiliz orduları Maraş, Antep, Urfa, Adana ve civarını işgal etti. 1916 yılında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması Projesi gereği ile Maraş, Antep, Urfa ve Musul Fransızlara bırakılmalıydı. Fakat bu proje, Rusya'da devrim olduğu için ve Wilson prensipleri gereği yürürlüğe hiçbir zaman giremedi. Bununla birlikte Suriye'de Fransa ve İngiltere arasında büyük bir antlaşmazlık ortaya çıktı. İngilizler, Fransızları bölgeden çıkarmak için Suriye'nin bağımsız olmasını istemişlerdi. Fransızları kızdıran bu gelişme sonrası nihayet Büyük Britanya Musul'daki petrol kaynakları için Fransa ile 15 Eylül 1919'da Suriye İtilafnamesini kabul etti. Buna göre:

İngiliz döneminde pek de önemli bir olay yaşanmadı. Asıl olaylar Fransızlar döneminde yaşandı. Fransızlar, kendileri aleyhindeki propagandayı İngilizlerin yaptıklarından fazlasıyla emindiler.[8]

Maraş

Maraş'taki ilk direniş, Sütçü İmam'ın, hamamdan çıkan kadınlara sarkıntılık eden Ermeni askerlere saldırması ile başlamıştır. Maraş, halkının Kurtuluş Savaşı sırasında kazandığı bu zafer nedeniyle 7 Şubat 1973'te TBMM tarafından "Kahraman" unvanıyla ödüllendirildi.

Antep

Antep'te bir Fransız subay ile beş Türk esir. Subayın sağında Fransız koloni güçlerinden bir asker, solunda Fransız Ermeni Lejyonu'ndan apoletli bir yardımcı var. (1921)

Fransızlar 1 Nisan 1919'da Antep'i işgal ettiler. 1920 yılının Nisan ayı başında Türk milli kuvvetleri kentte bir ayaklanma başlatarak Fransızlara karşı direnişe geçmiştir. On ay kadar süren direniş esnasında Fransızların kente 70.000 mermi attığı ve Türk tarafında 6317 kişinin öldüğü anlatılır. Fransızlar, kenti yoğun olarak top ateşine tutmuş, Suriye'de bulunan birliklerinden destek almışlar fakat Antep'e girme konusunda askerî bir başarı gösterememişlerdir.

30 Mayıs 1920'de Fransızlarla bir ateşkes imzalanmış ise de 17 Haziran'da çatışmalar tekrar başlamış ve aralıklarla 1920 sonuna dek sürmüştür.

1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir liva merkezi idi. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918'de İngilizler Antep'e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 eylülünde İngilizlerin Musul üzerindeki “nezaret hakkı”ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır. Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919'da Kilis'i, 5 Kasım 1919'da Antep'i işgal ettiler.

1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920'de başlayan Antep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli ölmüştür. Konstantin'in Kasım 1920'de Yunan tahtına dönüşü ile Fransa, Türkiye'yi destekleme ve barış yaparak bölgeden çekilme kararı almıştır. Bölgedeki savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 8 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep'e "Gazi" ünvanını vermiştir. Türk ve Fransız tarafları bunun üzerine mutabakata varmak üzere pazarlık yapmaya koyulmuş ve 9 Mart 1921'de Bekir Sami-Briand Anlaşması hazırlanmıştır. Ancak bu anlaşmanın TBMM tarafından imzalanmaması üzerine 15 Mart 1921 tarihinde Londra'da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda yeni bir mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921'de son Fransız askeri Antep'ten ayrılmıştır.

Ankara Antlaşmasını imzalayan Henry Franklin-Bouillon: "Biz Türklerle antlaşma yaparken onlar özellikle İngilizlerle ve İtalyanlarla da benzer bir anlaşma yapma sürecindeydiler. Fransa'yı tercih etmeleri, bize duydukları aşk için değil, bizim daha uzlaşmacı davranmamız sebebiyle oldu. Böylece Fransa'nın ahlaki ve ekonomik etkisi, belirli bir bölgeye uygulanmak yerine tüm ülkeye yayılacaktır. Ve eğer bugün Ankara'da bir tehlike varsa, onu yaratan sizsiniz(Müttefikler/İtilâf). Bu sadece Yunanların İzmir'e gönderilmeleriyle veya Müttefiklerin (İngilizlerin) Anadolu'da son derece kararsız ve zayıf bir politika takip etmeleriyle değil, aynı zamanda Müttefiklerin, Rusların ve Amerikan şirketlerinin doğudaki çıkarlarını uyumlu hale getirmenin imkansızlığı içinde Kemalistlere verdikleri maddi ve manevi yardımlarla onlara gerçek bir güç olma fırsatı sağlamalarıyla oldu." Franklin Boullion'a göre, Türkiye, Enver ve Talat'ın işlediği suçlardan sorumlu değildi. Türk halkı istemeden savaşa girmişti. Asıl suçlu Türkleri Almanya ile birlikte ittifak yapmaya zorlayan Müttefikler yani İngilizlerdi.[9] Öte yandan Fransa, baş düşmanı olan kral Konstantin'in Kasım 1920 seçimleri sonucu Yunan tahtına geri dönmesiyle Yunanistan'a yapılan tüm kredileri ve desteği durdurmuş, Türkiye'ye karşı politikasını değiştirmiş ve Yunanistan'a karşı Türkiye'yi destekleme kararı almış, ayrıca Mart 1921 Londra Konferansı'nda da Trakya ve İzmir'in Türklere verilmesi gerektiğini savunmuş, milli mücadele yanlısı bir tutum sergilemiştir.[10][11][12][13][14][15][16]

Dışişleri Bakanı, Yusuf Kemal Tengirşenk:

Fransa Yunanlılara karşı, bilhassa Konstantin döndükten sonra (Kasım 1920) daima onlara düşman ve bizim lehimize hareket etti. Bu son konferans esnasında, Paris'te toplanan konferansta malumu âliniz İngilizler Boğazların muhafazasını Yunanlılara terk etmek istiyorlardı. Bundan maksatları, biz bu külfetten kurtulalım, Yunanlılara bırakalım diyerek bir teklif etmişler. İtalya ve Fransa reddetmişler, mâhirâne bir surette reddetmişler. Demişler bu meseleyi ehli hibreye (askerlere) havale edelim. Askerler Boğazların muhafazası için az askerle bu işin mümkün olacağını söylemişler. O sırada Fransa başbakanı Mösyö Aristide Briand; "Eğer Yunanlılar İstanbul'a ve Boğazlara girecek olursa Suriye'de bulunan askerler dahi Türkiye ordusuna katılıp onlarla beraber Yunanlılara karşı müdafaa edeceklerdir." Bu sözler müzakere icra etmekte olduğumuz bir zatın bize söylemiş olduğu sözleridir.[17]

Urfa

Ali Saip Bey'in Jandarma komutanı olarak Urfa'ya atanmasından sonra halkın örgütlenmesi daha da süratlendi. Üç bin kişilik bir askerî güç oluşturuldu. 12'ler olarak adlandırılan ve Urfa'nın önde gelen 12 vatanseverinden oluşan Kuvâ-yi Milliye hareketi, önderleri Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu vasıtasıyla 7 Şubat 1920'de Fransız komutanlığına şehrin boşaltılmasını isteyen bir ültimatom verdiler. 9 Şubat'ta şehrin yarısı geri alındı ve 10 Nisan'da Fransızlar çekildiler.

Tarsus

Hacı Talip Çiftliği Baskını'nda yenilen Fransızlar, Tarsus Bağları'na çekilip bırada iyi bir savunma hattı kurmuşlardı.[18] Diğer yandan Türk kıvvetleri demiryolları ve şoseleri kestiğinden dolayı Tarsus şehri Adana ve Mersin`den yardım alamamıştı.Bundan dolayı da Fransızlar Tarsus`a sıkışıp kalmışlardı.[18] Bu durumu fırsat bilen Yarbay Şemsettin Bey, Sayköy'de karargah kurup durum değerlendirmesi yaptı. Durum değerlendirmesi sonucunda bölgeye bir gece baskını yapılması kararı alınmıştır.[19]

Taarruzun planı şöyleydi:[19]

15 Temmuz 1920 gecesi Tozkoparan ve Selçuk Müfrezeleri Bağlar Tahkimatına cepheden taarruz edecek. Çeliktaş Müfrezesi düşmanın sağ kanadını, Demirbaş Müfrezesi de sol kanadını ateş baskısı altında tutarak taarruzun gelişmesini sağlayacaktı.

Ayrıca, köylerde mevcut silahlı, kılıçlı ve baltalı bütün halka; Hacı İshak Ağa`nın emri altında, taarruzun başlangıcı olan 15 Temmuz 1920`de Sayköy'de toplanması, burada taarruz kuvvetlerinin genel ihtiyatı olarak bulunması emredildi ve bu da sağlandı.

Böylece, 15/16 Temmuz 1920 gecesi bütün tertipler alınmıştı. Türk Milli Kuvvetlerin elindeki tek top da Sucular mevkiine götürülerek Fransızların Gözlük Kule`deki bataryasını dövmeye başlayınca beklenen taarruza geçilmiş, ama bu taarruzdan beklenen başarı elde edilememişti. 16/17 Temmuz gecesi yapılan ikinci Türk taarruzu da başarılı olamamıştı. Bunun üzerine birlik komutanları Sayköy`de toplanarak, taarruzun tekrarlanması için yeni karar almışlar ve tamamlayıcı emirler vermişlerdi. 18/19 Temmuz 1920 gecesi taarruz üçüncü defa olarak tekrarlanmıştı. Bu taarruza civardaki bütün köylülerde katılmış, silahlı olanlar bizzat, silahsız olanlar da "Allah Allah" sedalarıyla iştirak etmişlerdi. Türk gönüllülerin taarruzu karşısında Fransızlar dayanamayarak ve 200 kadar da ölü vererek, perişan bir halde Tarsus`a geri çekilmişlerdi.[18][19] Türklerin ise Mustafa Nail adında bir komutanı ölmüş, 15 ölü ve 40 yaralı vermişlerdi.[19]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "Millî Mücadele'de İlk Kurşun ve Dörtyol'un Düşman İşgalinden Kurtuluşu". 15 Mart 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2018. 
  2. ^ a b Ahmet Mumcu (1984). "Tarih açısından Türk devriminin temelleri ve gelişimi". İnkılâp Yayınevi. s. 80. 
  3. ^ "Hacettepe Üniversitesi, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILMASI VE YENİ TÜRK DEVLETİNİN DOĞUŞU, sayfa 7" (PDF). 25 Kasım 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 13 Ağustos 2011. 
  4. ^ Halil AYTEKİN, Kıbrıs’ta Monarga (Boğaztepe Ermeni Lejyonu Kampı), Türk Tarih Kurumu Basımevi-2000, sayfa 97
  5. ^ "Türk Tarih Kurumu, İstiklal Harbi". 14 Ağustos 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Ağustos 2011. 
  6. ^ TBMM tutanakları C.1 S. 47
  7. ^ "Arşivlenmiş kopya". 20 Aralık 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2009. 
  8. ^ "Arşivlenmiş kopya". 20 Aralık 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Aralık 2009. 
  9. ^ E. NICOL, ANGORA ET LA FRANCE, Une réponse à M. Franklin-Bouillon, PARIS SOCIÉTÉ GÉNÉRALE D'IMPRIMERIE ET D'ÉDITION, RENNES, 1922 s. 1-36
  10. ^ Sforza, Diario, November 28, 1920, 61
  11. ^ Ζολώτα, Αναστασίου Π. (1995). Η Εθνική Τραγωδία.(Ulusal Trajedi) Αθήνα, Πανεπιστήμιο Αθηνών, Τμήμα Πολιτικών (Atina Üniversitesi) Επιστημών και Δημοσίας Διοικήσεως. σελίδες s. 44-58
  12. ^ ^ David Lloyd George, The Truth about the Peace Treaties, v. 2 (Gollancz, London: 1938), s. 1348-1349
  13. ^ Michael Smith, Ionian Vision: Greece in Asia Minor, 1919-1922, University of Michigan Press, 1999.
  14. ^ ΕΦΗΜΕΡΙΣ ΤΩΝ ΒΑΛΚΑΝΙΩΝ, Σχετικά με τη Διάσκεψη του Λονδίνου, (Balkanların Gazetesi, Londra Konferansı Hakkında), 14 Φεβρουάριος (Şubat) 1921, s. 2.
  15. ^ Γιαννόπουλος, Γεώργιος, Από Το Νέστο Ώς Το Σαγγάριο, (Giannopoulos, Georgios, Nestos’tan Sakarya’ya), Αθήνα(Atina), 1987
  16. ^ «ΤΑ ΦΟΒΕΡΑ ΝΤΟΚΟΥΜΕΝΤΑ – ΣΑΓΓΑΡΙΟΣ ΕΠΟΠΟΙΪΑ ΚΑΙ ΚΑΤΑΡΕΥΣΗ ΣΤΗΝ ΜΙΚΡΑ ΑΣΙΑ», ΔΗΜ. ΦΩΤΙΑΔΗΣ, ΕΚΔ. ΦΥΤΡΑΚΗ, ΑΘΗΝΑ, 1974
  17. ^ ^ TBMM tutanakları, Dönem:1, Cilt:2, İçtima:2, s. 329
  18. ^ a b c Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; TBT isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: )
  19. ^ a b c d Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; Tarsus isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: )

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sykes-Picot Anlaşması</span> Birleşik Krallık ve Fransa arasında 1916 yılında yapılan gizli anlaşma

Sykes-Picot Anlaşması 1916 yılında Birleşik Krallık ve Fransa arasında imzalanan, Rusya ve İtalya tarafından onaylanan, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması durumunda karşılıklı olarak kabul edilen etki ve kontrol alanlarını tanımlayan gizli bir anlaşmadır.

<span class="mw-page-title-main">Türk Kurtuluş Savaşı</span> Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki direniş hareketinin işgal kuvvetleri ve iş birlikçilerine karşı verdiği siyasi ve askerî mücadele

Türk Kurtuluş Savaşı, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Mîsâk-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için 1919-1922 yılları arasında gerçekleştirilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadeledir. Batı Anadolu'da İtilaf Devletleri'nin harekete geçirdikleri Yunan ordusuna; güneyde Fransız ordusuna; doğuda Ermenistan'ın kuvvetlerine; İstanbul rejimine sadık milislere, feodal güçlere ve ayrılıkçılara karşı savaşılmıştır. Bu mücadelenin Batı Cephesi Yunan millî belleğine "Küçük Asya Felaketi" adıyla kazınmıştır. Savaş sırasında Yunan ve Ermeni kuvvetleri, bir etnik temizlik harekâtı olarak, Türk halkına karşı katliamlar, yağmalar ve tecavüzler gerçekleştirmiştir. Savaş, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Sevr Antlaşması</span> Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan ve Ankara Hükûmetince fiilen ve hukuken geçersiz kılınan barış antlaşması

Sevr Antlaşması, I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde imzalanmış antlaşmadır. Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı'nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. Sevr Antlaşması 433 maddeden oluşmaktaydı.

Gümrü Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında 3 Aralık 1920'de imzalanan antlaşmadır. Ayrıca TBMM'nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır.

<span class="mw-page-title-main">Ankara Antlaşması (1921)</span>

Ankara Anlaşması, TBMM ve Fransız Hükûmeti arasında Türk-Fransız Cephesi'ndeki faaliyetleri durdurmuştur. TBMM yönetimindeki bölgenin güney sınırının taslak olarak belirlenmesine karar verilmiştir, ama asıl politik kararları Lozan Antlaşması'na bırakmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Paris Barış Konferansı</span> I. Dünya savaşı sonrasında İtilaf Devletlerinin yaptığı toplantı

Paris Barış Konferansı, I. Dünya Savaşı'nı sona erdiren antlaşmaların hazırlandığı uluslararası bir konferanstır.

<span class="mw-page-title-main">Maraş Muharebesi</span> Maraş Savunması

Maraş Muharebesi, I. Dünya Savaşı'nda yenilmesi üzerine, Osmanlı İmparatorluğu ile 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi çerçevesinde Anadolu'nun birçok yeri gibi Maraş'ın da işgal altına girmesi ile işgal güçlerine karşı 21 Ocak 1920'de başlayan direniş, 12 Şubat 1920 tarihinde işgalin ortadan kalkması ile sonuçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi</span> Türk Kurtuluş Savaşının bir cephesi

Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi, Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkmasıyla başlayıp aynı kentin 9 Eylül 1922'de Türkiye'nin TBMM Hükûmeti ordusu tarafından geri alınmasıyla biten savaş veya Türk Kurtuluş Savaşı'nın cephelerinden birine verilen ad. Aynı zamanda askerî tarih açısından savaş sırasında Batı Anadolu'da Yunan ordusunun genel taarruzuna karşı 25 Haziran 1920'de kurulup 1923'te kaldırılan askerî birimlerden birine verilen ad.

Türk Kurtuluş Savaşı boyunca Anadolu’nun çeşitli yerlerinde birçok ayaklanmalar çıkmıştır. Bu ayaklanmaların bir bölümü, Anadolu topraklarının bir bölümü üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan, diğer bölümü ise, saltanat ve hilâfete geleneksel ve dinsel bakımdan bağlı olanlarca çıkarılmış isyan hareketleridir. Hıyanet, kin ve taassubun yarattığı isyanların amacı; millî hareketi boğmaktır. Atatürk, öncelikle iç isyanların bastırılmasına, ülkede iç güvenliğin sağlanmasına son derece önem vermiştir. Bir yandan vatana ihanet yasası çıkarılırken, öbür yandan da iç isyanları bastırmada kullanılmak üzere Seyyar Jandarma Müfrezeleri kurulmuştur. Ayaklanmalar Millî Mücadele’nin neticelenmesini geciktirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Henri Gouraud</span> Fransız asker (1867-1946)

Henri Joseph Étienne Gouraud, Fransız asker. Mayıs 1915'te yönetimindeki 10. tümenle Çanakkale Savaşı'na katılmış. Haziran 1915'te Birinci Kerevizdere Muharebesi ve Zığındere Muharebesi sırasında sağ kolu kopmuş, iki bacağı da kırılmıştır. Tekrar askeri hizmete geri dönen Gouraud, Fas ve Avrupa'da çeşitli görevlerde bulundu.

<span class="mw-page-title-main">Kuvâ-yi Milliye</span> Mütareke döneminde direnişçi paramiliter gruplar

Kuvâ-yi Milliye, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisini takiben Mütareke döneminde ortaya çıkan milis gruplarıdır. Kuvâ-yi Milliye, Kurtuluş Savaşı'nın ilk silahlı savunma kuruluşudur.

<span class="mw-page-title-main">Ermeni Lejyonu (Fransa)</span>

Ermeni Lejyonu, I. Dünya Savaşı sırasında 1916 yılında Fransız ordusuna destek bir güç olarak oluşturulmuştur. Musa Dağı Ermenilerinden müteşekkil olması planlanan Doğu Lejyonu'na Ermenilerin yanı sıra Müslüman ve Hristiyan Suriyeliler ve Lübnanlılar da dahil edilmiştir. Fransızlar Amerika'ya daha önceden yerleşmiş Ermenileri ve Suriyelileri birliklere almak istese de tam başarı sağlayamamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Urfa Muharebesi</span>

Urfa Muharebesi ya da Urfa Savunması, Kuva-yi Milliye ile Fransa'nın arasında gerçekleşen ve Kuva-yi Milliye'nin kazandığı muharebe.

Gediz Muharebeleri, "Umum Kuvâ-yi Milliye Komutanı" olan Mirliva Ali Fuat Paşa ile Kuva-yi Seyyare Komutanı Çerkes Ethem'in Yunan işgaline karşı 1920 yılının Ekim ayı sonunda yaptıkları harekât. Taarruz planını Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa kabul etmese de, TBMM kuvvetleri zayiatlar verdikten sonra Gediz'i geri alarak, İzmir'in İşgalinden sonra ilk defa Yunanların işgal ettikleri bir bölgeden geri çekilmelerini sağladılar. Harekâtın bitiminde Kuvâ-yi Milliye Komutanlığı lağvedildi ve Umum Kuvâ-yi Milliye Komutanı olan Ali Fuat Paşa Moskova Büyükelçiliğine tayin edildi. Yerine kurulan iki komutanlıktan "Batı Cephesi Komutanlığı"na Albay İsmet Bey, "Güney Cephesi Komutanlığı"na ise Refet Paşa tayin edildiler.

Antep Kuşatması, Kuvâ-yi Milliye ile Fransa arasında gerçekleşen, Kuvâ-yi Milliye'nin 10 ay süren direnişinin ardından 9 Şubat 1921 tarihinde şehrin Fransızların eline geçmesiyle sonuçlanan kuşatma. Kuşatma sırasında Fransız ordusunun 70.000-80.000 kadar top mermisi ile şehri bombardımana tutması sonucu 8.000 bina harap oldu ve bir o kadar bina da hasar gördü. 6.000 üzerinde Türk öldü.

<span class="mw-page-title-main">Şahin Bey</span> Kuvâ-yi Milliye önderlerinden olan Türk asker (1877–1920)

Şahin Bey, Kuvâ-yi Milliye önderlerinden Türk asker. Antep Savunması'nın önemli isimlerindendir.

<span class="mw-page-title-main">Türk Kurtuluş Savaşı Suriye Cephesi</span>

I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler, Osmanlı kuvvetlerini hızlı bir şekilde mağlup etmek için Arabistan'da bulunan Araplar ile anlaştılar. Bu antlaşma ile Araplar savaş bitince bağımsız olacaklardı. Fakat Rusya'da gerçekleşen Bolşevik İhtilali sırasında Vladimir Lenin, Rus Çarlığı sırasında imzalanan gizli antlaşmaları gün yüzüne çıkardı. Bu antlaşmalardan bir tanesi Sykes-Picot Anlaşmasıydı. Bu antlaşmaya göre Orta Doğu'yu İngilizler ve Fransızlar tarafından paylaşılıyordu. Bundan sonra toplanan San Remo Konferansında da Araplara bağımsızlık söz konusu bile değildi. Bunun üzerine Araplar silahlandı.

<span class="mw-page-title-main">Fransa-Suriye Savaşı</span> Fransa-Suriye askerî ilişkileri

Fransa-Suriye Savaşı 1920'de yeni kurulan Suriye Arap Krallığı'nın Haşimi hükümdarları ile Fransa arasında gerçekleşti. Meyselun Muharebesi'nde doruğa ulaşan bir dizi çatışma sırasında Fransız kuvvetleri, 24 Temmuz 1920'de Şam'a girerek Haşimi hükümdar Kral Faysal ve yandaşlarının güçlerini yendi. 25 Temmuz'da Suriye'de, Alaeddin ed-Dürubi'nin başkanlığında yeni bir Fransız yanlısı hükûmet ilan edildi ve Suriye bölgesi sonunda Suriye ve Lübnan Mandası altında birkaç bağımlı devlete bölündü. Irak'taki yeni mandadaki konumlarından endişe duyan İngiliz hükümeti, kaçak Faysal'ı Irak'ın yeni kralı ilan etmeyi kabul etti.

<span class="mw-page-title-main">İşgal Edilmiş Düşman Toprakları Yönetimi</span>

İşgal Edilmiş Düşman Toprakları Yönetimi (İEDTY), 1917-1920 yılları arasında eski Osmanlı İmparatorluğu'nun Levant ve Mezopotamya'daki vilayetleri üzerinde Britanya ve Fransız ortak askeri yönetimiydi. Yönetim, 19-26 Nisan 1920 San Remo Konferansı'nda Fransız Suriye ve Lübnan Mandası ile Birleşik Krallık Filistin Mandası'nın kurulmasıyla sona erdi.