İçeriğe atla

Osmanlı İmparatorluğu yükselme dönemi

Osmanlı İmparatorluğu yükselme dönemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş döneminden (1299-1453) sonra geldiği kabul edilen dönemdir. 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul'un Fethi ile başladığı kabul edilen bu olgunluk döneminin ne zaman sona erdiğiyle ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Osmanlı aydını Kâtip Çelebi, imparatorluğun bu döneminin 1593'te Celâlîlerin ortaya çıkmasına kadar sürdüğünü belirtirken, Naîmâ ise 1683'teki Viyana bozgununu bu dönemin bitişi ve yeni bir dönemin başlangıcı olarak ilan eder.

Bu dönemin, I. Süleyman'ın saltanatının bittiği yıl olan 1566'ya kadar veya Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'nın ölüm yılı olan 1579'a kadar devam ettiği de ifade edilen görüşler arasındadır.[1] Naîmâ'nın İbn-i Haldun'un tarih anlayışına göre yapmış olduğu bölümlendirme, genellikle sonraki dönem Osmanlı tarihçileri tarafından da benimsenmiş ve bu dönemin 17. yüzyılın son çeyreğine kadar sürdüğü kabul edilmiştir.[2][3]

Osmanlı İmparatorluğu bu dönemde Kuzey Afrika'ya ve Orta Doğu'ya yayıldı ve Doğu Avrupa'nın önemli kısımlarını kontrol altına alarak Viyana kapılarına dayandı. 16. yüzyılın başında Doğu'da ortaya çıkan Şii Safevî Devleti ile mezhepsel ayrılıklar ve siyasi nedenlerle savaştı. I. Selim'in 1516-1517'deki Büyük Mısır Seferi sonucunda Mısır'ın Osmanlıların eline geçmesiyle birlikte imparatorluk ilk Kuzey Afrika toprağını kazandı ve üç kıtaya yayılma kapasitesine ulaştı.

Bölgesel değişim

Yükselme devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgesel büyümesi, II. Mehmed tarafından 29 Mayıs 1453 tarihinde Konstantinopolis'in Fethi ile başladı. Fatih Sultan Mehmed, 1454-55'te Sırbistan'ı, 1458-59'da da Mora'yı fethederek imparatorluğun Balkanlar ve Anadolu'daki konumunu sağlamlaştırmaya devam etti. 1461'de Trabzon ve 1463'te Bosna fethedildi. Yunanistan'daki birçok Venedik bölgesi, 1463-79 Osmanlı-Venedik Savaşı sırasında fethedildi. 1474'te Osmanlılar, Anadolu'daki rakipleri Karamanoğulları Beyliği'ni ilhak ettiler. 1480'de İtalya'daki Napoli Krallığı'nın elindeki Otranto'nun işgali başladı; ancak ertesi yıl II. Mehmed'in ani ölümü, Osmanlıların geri çekilmesine yol açtı.

II. Bayezid'in saltanatı (1481-1512), önceki dönemin hızlı fetihlerinden sonra bir duraklama dönemiydi ve imparatorluğun toprakları yalnızca marjinal olarak genişletildi. 1484'te II. Bayezid, Boğdan'a karşı bir sefer düzenledi, bölgeyi vasal statüsüne tabi tuttu ve stratejik Kilia ve Akkerman limanlarını ilhak etti. Ayrıca belli başlı Venedik limanları (Modon, Koron, Durazzo), 1499-1503 savaşı sırasında Yunanistan ve Arnavutluk'ta fethedildi. Ancak saltanatının sonunda Doğu'daki Osmanlı toprakları, İran'da yeni kurulmuş bir devlet olan Safevî İmparatorluğu'nun tehdidi altına giriyordu. Zira Şii mezhebine bağlı olan Safevîler, Sünni Anadolu topraklarında mezheplerini yaymak ve Osmanlı İmparatorluğu'nu güçsüzleştirmek için çalışıyordu.

İmparatorluğun hızlı genişlemesi, 1514'teki Çaldıran Muharebesi'nde Safevîleri mağlup eden, ardından Doğu Anadolu'nun çoğunu ele geçiren ve kısa bir süre sonra Tebriz içlerine giren I. Selim döneminde yeniden başladı. Yavuz Sultan Selim, 1516'da Mısır'daki Memlûk Sultanlığı'na karşı bir sefer düzenledi ve ertesi yıl önce Suriye'yi, ardından bazı stratejik Orta Doğu bölgelerini, nihayetinde de Mısır'ı fethetti. Bu olaylar, Osmanlı İmparatorluğu'nun artık Orta Doğu'nun Müslüman merkezlerine hükmetmeye ve kutsal Mekke ve Medine şehirlerini koruma altına almaya başladığı anlamına geliyordu. I. Selim'in bu seferi, İslamî uygulamaların imparatorluk yönetimi üzerindeki etkisini artırdı ve Arapça konuşan bu bölge ile Anadolu ve Balkanlar'daki Osmanlı bölgeleri arasında etkileşimi kolaylaştırdı. Sultan Selim'in sekiz yıllık hükümdarlığı döneminde imparatorluğun toprakları iki kattan daha fazla genişledi ve devlet hazinesi doldu.

Genişleme I. Süleyman devrinde, 1526'da, Macaristan Krallığı ordusu ile yapılan Mohaç Muharebesi sonucunda krallığı devlete bağlı duruma getirmekle devam etti. 1529'da Avusturya'nın başkenti olan Viyana kuşatıldı, ancak başarısız olundu. 1533'te Cezayir hükümdarı Barbaros Hayreddin Paşa, başkent İstanbul'a geldi ve devlete bağlılığını ilan ederek imparatorluğun hizmetine girdi. Sonraki yıl ise Süleyman tarafından kaptan-ı derya olarak görevlendirildi. Aynı yıl Süleyman, Bağdat ve Tebriz'i imparatorluğun topraklarına kattı. 1536'da Fransa ile ittifak kuruldu; bu ittifakın bir parçası olarak Nice ve Korsika kuşatmaları yapıldı. 1538'de, Barbaros Hayreddin Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması, Akdeniz'deki Preveze açıklarında yaşanan Preveze Deniz Muharebesi'nden zaferle ayrıldı. 1540'ta ise Mora ve Dalmaçya kıyıları Osmanlı'ya katıldı. 1560'ta Tunus'un Cerbe Adası ele geçirildi. 1565 yılında Malta kuşatılsa da, kuşatma başarısız oldu. I. Süleyman, 1566'da, 71 yaşında 13. seferine çıktı ve Zigetvar'a vardı. 7 Eylül 1566'da, Zigetvar'ın alınmasından bir gün önce öldü. I. Süleyman Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da Kanuni Sultan Süleyman olarak tanındı. Saltanatının son yıllarında, üç kıtaya yayılmış olan imparatorluğun topraklarında yaşayan insan sayısı 15 milyona ulaştı.

Fatih Sultan Mehmed dönemi (1451–1481)

İstanbul'un Fethi

Fransız sanatçı Jean Le Tavernier tarafından yapılan "Konstantinopolis Kuşatması" adlı minyatür (y. 1455).

29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı Türkleri, Bizans İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u kuşattı ve yaklaşık iki aylık yoğun bir kuşatmadan sonra şehri fethetti. Bir zamanlar neredeyse tüm Akdeniz'e hâkim olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun çökmesi, Hristiyan dünyasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Hristiyanlığın en büyük ve en önemli katedrallerinden biri olan Ayasofya, Müslümanların zaferini simgelemek amacıyla II. Mehmed tarafından camiye dönüştürüldü ve şehirde imar faaliyetleri başlatılarak yeni bir düzenleme oluşturuldu.

Babası II. Murad'ın 1451'deki ölümü üzerine 19 yaşında Osmanlı tahtına çıkan II. Mehmed, babası döneminde Venedikliler, Cenevizler, Macarlar ve Sırplar ile yapılan barış anlaşmalarını yeniledi. Ardından İstanbul'u kuşattı. Yaklaşık iki aylık yoğun bir kuşatmadan sonra şehri fethetti,[4] 1058 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu'nu yıktı. İslam dünyasında büyük bir itibar kazanan Osmanlılar, Ortodoks Kilisesi'ni de himayesi altına aldı. Bu fetih, tarihçilerin birçoğu tarafından Orta Çağ'ın sonu ve Yeni Çağ'ın başlangıcı sayılan olaylardan biri olarak kabul edilir. II. Mehmed, fetihten sonra "Fatih" unvanıyla anılmaya başlandı.

İtalyan ressam Fausto Zonaro'nun "II. Mehmed'in Konstantinopolis'e Girişi" adlı tablosu.

Osmanlılar, İstanbul'un etrafındaki bölgelerin birçoğunu kontrol altına aldıktan sonra, II. Mehmed'in emriyle şehri topa tuttular.[4] Ağır toplarla şehrin surlarında gedikler açıldıktan sonra 80.000'den fazla askerden oluşan Osmanlı ordusu, surların içindeki küçük Bizans kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Çarpışmalar sırasında son Bizans İmparatoru XI. Konstantinos öldü ve şehrin düşmesiyle birlikte imparatorluğu da son buldu.[4] Konstantinopolis, fethedildiği bu tarihten Osmanlı İmparatorluğu'nun sona erdiği 1922 yılına kadar devletin başkenti oldu ve çoğu zaman "İstanbul" veya "Konstantiniyye" olarak anıldı.

Bizans İmparatorluğu, İstanbul'un fethedildiği tarihte halihazırda kendi sonuna yaklaşmıştı. İmparatorluğun elinde yalnızca başkent, başkentin batısındaki bir arazi ve Yunanistan'ın güney kısmı kalmıştı.[4] 1204 yılında Haçlılar ve müttefikleri Venedikliler, Dördüncü Haçlı Seferi yolunda şehre acımasız bir saldırı düzenleyerek Konstantinopolis'i yağmalamışlardı. Siviller tecavüze uğrayıp öldürülmüş, kiliseler ve bazı anıtlar yıkılmış, şehir yerle bir edilmişti.[5] II. Mehmed Osmanlı tahtına geçtiğinde, Anadolu ile Rumeli bölgeleri arasında bir tampon bölge görevi gören ve asırlardır birçok hükümdarın ele geçirmeyi hayal ettiği bu şehri fethetmeye kararlıydı ve nihayetinde amacına ulaştı.

Balkanlardaki gelişmeler

II. Mehmed, yeniçeri ordusunu aşama aşama yeniden düzenledi. Ordusunun silahlarını yeniledi, sayısını artırdı ve merkezi kontrolünü güçlendirdi. İstanbul'un Fethi'nden sonra dikkatini Anadolu'ya yöneltti. II. Mehmed'den 50 yıl önce Sultan I. Bayezid Anadolu'yu önemli ölçüde politik bir birlik hâline getirmeyi başarmıştı; ancak 1402'deki Ankara Muharebesi'nden sonra bu birlik yeniden dağılmıştı. Bu yüzden II. Mehmed, Osmanlıların kontrolündeki diğer Anadolu beylikleri ile Trabzon İmparatorluğu'nu topraklarına katmak ve Kırım Hanlığı ile ittifak yapmayı amaçladı. Bu hedefinde başarılı oldu ve Anadolu'daki diğer beylikler üzerinde Osmanlı kontrolünü sağladı.

Belgrad Kuşatması'nı gösteren bir Osmanlı minyatürü (1456).

İstanbul'un 1453'teki fethinden sonra tüm Yunanistan birkaç yıl içinde kontrol altına alındı. Rodos, Girit ve Kıbrıs gibi önemli adalar ise bunun dışındaydı. Rodos'ta Hospitalier Şövalyeleri, 16. yüzyılın başına değin tutunabildiler. Kıbrıs 16. yüzyıla kadar, Girit ise 17. yüzyıla kadar Venediklilerin kontrolünde kaldı. Trabzon, 1461'de düşünce bağımsız hiçbir Rum devleti kalmamış oldu. Kısa süre içinde Tuna'nın güneyindeki Slav devletler de ortadan kaldırıldı. Son direniş, İskender Bey adı verilen Georges Castriota'nın birkaç yıl sürdürmeyi başarabildiği Arnavutluk'taki direniş oldu.[6] Böylece imparatorluğun Avrupa yakasında hiçbir çatlak kalmadı.[6]

II. Mehmed, 1456'daki Belgrad Kuşatması'nda BelgradJanos Hunyadi'den fethetmeye çalıştı. Macar komutanlar şehri başarılı bir şekilde savundu ve Osmanlılar ağır kayıplar vererek geri çekildi,[7] ancak sonrasında Osmanlılar neredeyse tüm Sırbistan'ı işgal etti. 1460'ta Mehmed, Mora Yarımadası'ndaki Mora Despotluğu'nu ve 1461'de de Anadolu'nun kuzeyindeki Trabzon Rum İmparatorluğu'nu ele geçirdi. Böylelikle Bizans yönetiminin son iki kalıntısı Osmanlılar tarafından ilhak edilmiş oldu.[8] 1463'te, Bosna Krallığı tarafından her yıl ödenen haraçla ilgili yaşanan bir anlaşmazlıktan sonra Bosna işgal edildi ve son Bosna kralı Stjepan Tomašević ve amcası idam edilerek bölge çok hızlı bir şekilde fethedildi.

Denizlerdeki fetihler

Bu dönemde Girit hariç Ege Denizi'ndeki tüm adalarda Venedik hâkimiyeti sonlandırıldı. Sadrazam Gedik Ahmed Paşa'nın Toroslar'ı ve Akdeniz kıyılarını ele geçirmesiyle Memlûk Devleti ile sınır komşusu olundu ve Memlûklarla sıcak temaslar başladı. Yine Gedik Ahmed Paşa'nın Kırım'a yaptığı seferler ile Kefe, Sudak ve Kırım Hanlığı Osmanlı himayesine girdi. Böylece Karadeniz'deki Ceneviz hâkimiyeti sonlandırıldı ve Karadeniz, bir Türk gölü hâline geldi.

Akkoyunlular ve Otlukbeli Muharebesi

17. yüzyıldan kalma bu minyatürde II. Mehmed, Otlukbeli Muharebesi'nde (1473) Uzun Hasan ile savaşıyor.

İmparatorluğun Asya cephesindeki sorunlar Avrupa cephesinden çok daha derindi. Anadolu'daki hiçbir beylik Osmanlı ile mücadele edebilecek güçte değildi, ama dinsel ve etnik duyguların öne çıktığı başka sorunlar vardı. İran, Azerbaycan ve Ermenistan'da politik bir güç hâline gelen Akkoyunlular Devleti bir sorun oldu. Uzun Hasan önderliğinde Doğu'da güç kazanan bu Türkmen krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu ve Venedik Cumhuriyeti gibi Hristiyan güçlerle güçlü ilişkileri ve Türkmenler ile Karamanoğulları arasında ittifakları olduğu için, II. Mehmed onları bir tehdit olarak gördü.[9] Ayrıca Asya Türkmenleri, kendilerinden uzakta olan ve Batı sınırlarında doğmuş olan Osmanlı'ya nispeten, kendilerini Akkoyunlulara daha yakın hissediyorlardı. Bunda, Türkmen oymaklarının çoğunluğunun Şii Müslüman olmasının da rolü önemliydi.[10]

Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ı 11 Ağustos 1473'te, Erzincan mevkiindeki Otlukbeli Savaşı'nda bozguna uğrattı.[9] Böylece devletin sınırları, Fırat Nehri'nin batısındaki Anadolu topraklarına kadar genişletilmiş oldu. Otlukbeli'de elde edilen zafer, Timur mağlubiyetinden sonra doğudan gelecek tehlike korkusu taşıyan Osmanlılara büyük bir moral kazandırdı.[9] Osmanlıların Doğu Anadolu'ya ve ticaret güzergâhına hâkim olmalarının yolu açılırken, Akkoyunlular ise bu yenilginin ardından kendilerini bir daha toparlayamadılar ve kısa bir süre sonra tarihten silindiler. Ancak tarikatların ve sufilerin büyük saygınlığa sahip olduğu bu halklar arasında bir süre sonra, İran'ın Erdebil şehrinde doğacak olan ve yeni bir Şii hanedanı olan Safevî Devleti kurulacaktı.[10] Safevîler, Sultan II. Bayezid döneminden başlayarak Osmanlılar için çok büyük bir tehlike teşkil edeceklerdi.

Kültürel faaliyetler

Fatih Sultan Mehmed ile Ortodoks patriği II. Gennadios'un buluşmasını tasvir eden 18. yüzyıl minyatürü.

Eğitim, kültür ve bilime de oldukça önem veren Fatih Sultan Mehmed, inşaatı 1462-1470 yılları arasında süren Sahn-ı Seman Medresesi'ni kurdu ve medreseye müderrislik yapmak için gökbilimci Ali Kuşçu'yu İstanbul'a davet etti. Medreselerde Ali Kuşçu tarafından düzenlenen bir okutma planının olduğu, bunun bir "Kânûnnâme" şeklinde yapıldığı bilinmektedir. II. Mehmed, 1474'te Fatih Camii mihrabının kenarlarına yerleştirttiği, iki dolaba koyulan, 800 cilt ile başlamış bir kütüphane de kurdu.

Fatih'in özellikle İstanbul'un Fethi'nden sonra zengin bir kütüphanesi vardı ve 1000 cilde yakın kitabı vardı. Antik Yunan tarihçi Plutarhos'un Geographia isimli eserini Yunancadan Türkçeye çevirerek coğrafi bilimlere olan ilgisini göstermiştir. Mitolojiyle de ilgilenen Fatih, Homeros'un meşhur İlyada Destanı'nın kopyasını hazırlatmıştır.[11] Ali Kuşçu ve Georgios Trapezuntios gibi devrin büyük zekalarını korumuş, Hristiyan bilim adamları ve sanatkârları sarayına davet etmiş, onlara iltifat ve ikramlarda bulunmuştur. Fatih ayrıca İtalyan ressam Gentile Bellini'ye kendi hususi resmi olmak üzere çeşitli portreler ve heykeller yaptırmıştır. Hristiyanlığı yakından tanımak isteyen Fatih, İstanbul Ortodoks Kilisesi'ne patrik olarak atadığı Gennadios ile Hristiyanlık akaidi üzerine müzakereye girişmiş ve bu müzakerenin yazılmasını istemiştir. Hatta bu durum Avrupa'da Fatih'in Hristiyanlığa meylettiği şeklinde yorumlanmış ve Papa II. Pius, padişahı Hristiyanlığa davet eden bir mektup kaleme almıştır.[12] Tarihçi İlber Ortaylı, bu konuyla ilgili olarak Fatih'in hiç şüphesiz entelektüel bir Müslüman olduğunu belirtmiştir.[13]

Otranto Seferi

II. Mehmed, 1480'de İtalya'yı işgal etti. İstilasının amacı, Roma'yı ele geçirmek ve Roma İmparatorluğu'nun sınırlarını yeniden birleştirmek idi. İlk başta bunu, Osmanlı'nın 1480'de hızlı bir şekilde (yaklaşık 15 günde) Otranto'yu ele geçirmesiyle başarabilecekmiş gibi göründü. Ancak olaydan bir yıl sonra, 1481 yılındaki ani ölümünden sonra Otranto, Papalık güçleri tarafından geri alındı. II. Mehmed'in ölümünden sonra yerine oğlu II. Bayezid geçti.

Fatih Sultan Mehmed'i tasvir eden minyatür.
İstanbul'un Fethi'nden sonra II. Mehmed tarafından şehirde yaptırılan ilk imparatorluk camisi olan Fatih Camii'nin tarihî bir fotoğrafı.
1478'de II. Mehmed'in emriyle inşa ettirilen ve 400 yıla yakın devletin idare merkezi ve padişahların ikametgâhı olan Topkapı Sarayı'nın ikinci avlusuna açılan Selam Kapısı (Bâbüsselam).

II. Bayezid dönemi (1481–1512)

Cem Sultan olayı

II. Bayezid tahta geçtiğinde Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları (1481).

II. Bayezid, babası II. Mehmed'in ölümü üzerine Yeniçerilerin desteğini alarak tahta geçti.[14] II. Bayezid, babasının aksine pasif bir kişiliğe sahipti. Ayrıca dindar olduğu da bilinmektedir.[15]

Cem Sultan, ağabeyi Bayezid'in padişahlığını tanımayınca, iki kardeş arasında taht mücadelesi başladı.[16] Yenişehir'de çıkan çatışmada yenilen Cem, Memlûk Devleti'nin egemenliğindeki Kahire'ye kaçtı. Ertesi yıl Memlûklerin desteğiyle geri döndü ve Doğu Anadolu, Ankara ve Konya'yı aldı; ancak sonunda yenildi ve Rodos'a kaçmak zorunda kaldı. Adadaki Rodos Şövalyeleri'ne ve en nihayetinde papaya sığındı.[16]

Balkanlardaki girişimler

II. Bayezid, 1483'te Hersek'i, 1484'te Kili ve Akkerman'ı Osmanlı topraklarına kattı. Döneminde Memlûklar ile yapılan savaş (1485-1491) sonuçsuz kaldı.[17] Bayezid, kardeşi Cem'in 1495'te Napoli'de ölmesinden sonra Avrupa'da seferler yapmaya devam etti.[16]

II. Bayezid, Avrupa diplomasisinin manevralarına girmek zorunda kaldı. Yeni Haçlı seferlerini engelleyebilmek için babasının başlattığı deniz gücü kurma çabasını devam ettirdi.[14] Bunun sonunda İtalya'daki şehir devletleri, birbirlerine karşı koz olarak Osmanlı'nın desteğini sağlamaya çalıştılar. II. Bayezid, Venedikliler ile 1499-1503 yılları arasında yaptığı savaşlar sonucunda devlete Modon, Koron, Navarin ve İnebahtı limanlarını kazandırdı; ülkeyi vergiye bağladı. II. Bayezid ayrıca, imparatorluğun ticari ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesini teşvik etti ve İtalyan kent devletleriyle kârlı ticari ilişkilere girdi. 15. yüzyılın sonundan başlayarak, İspanya'dan sürülen Yahudileri Osmanlı topraklarına kabul etti.[18]

Şahkulu Ayaklanması

1500'lerin başında İran'da ortaya çıkıp güçlenmeye başlayan Safevîler, Anadolu'da Şii mezhebini yaymak için çalışmaya başladılar. Bu çalışmalar sonucunda 1511'de Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Şahkulu İsyanı çıktı.[19] İsyan, aynı yıl isyancı Şahkulu'nun yakalanıp öldürülmesi ile bastırıldı.[20] Bayezid ise, Nisan 1512'de, yoğun baskılar sonucunda tahtı oğlu Selim'e bırakmak zorunda kaldı ve tahttan zoraki çekildi. Olaydan bir ay sonra da öldü.

Yavuz Sultan Selim dönemi (1512–1520)

Babası II. Beyazıt'in tahtına oldukça sorunlu şekilde, hatta bir tür darbe ile oturan I. Selim önce kardeşleri Şehzade Ahmet ve Şehzade Korkut tehditlerinden kurtuldu ve sonra yeniden yükselen Safevi devleti tehdidini bertaraf etmeye girişti. Şah İsmail'in üzerine yürüyerek onu 1514'te Çaldıran'da bozguna uğrattı ve sonra Tebriz'e kadar ilerledi. Dönüşünde Dulkadiroğulları Beyliği ile Turnadağ Muharebesi yapıldı(1515). Bunu gören Ramazanoğulları Beyliği savaşmadan teslim oldu ve Anadoluda Türk birliği sağlandı. Devletin Doğu Anadolu yüksek bölgesini de içerecek biçimde genişlemesi doğudan gelebilecek (Timur saldırısı gibi) bir saldırıya karşı ülkenin savunmasını kolaylaştırıyordu.[21]

Çaldıran seferinden hemen sonra gündeme gelen Mısır seferi ve burada Memlukların yönetimine son verilmesi ile Sultan Selim halifeliğin Osmanlı sülalesine geçmesini sağlamış oldu. Kutsal emanetlerin İstanbul'a getirilmesi, Mekke, Medine gibi kutsal kentlerin ve Hicaz hac yolunun denetimi de artık Osmanlı imparatorluğu tarafından yapılır oldu. Böylece Osmanlı, artık tüm İslam dünyasının koruyucusu olduğunu göstermişti.[21]

Kanuni Sultan Süleyman dönemi (1520–1566)

Kanunî Sultân Süleyman, Yavuz Sultan Selim döneminde duraklayan Batı'ya karşı gazâ siyâsetini yeniden yürürlüğe koydu. Belgrad'ın zaptı (1521) Orta Avrupa'da; Rodos'un zaptı (1522) ise Akdeniz'deki etkinlikleri için Osmanlı Devleti'ne elverişli bir konum kazandırdı. Macar ordusunu Mohaç'ta yok eden (1526) Kanunî Sultân Süleyman, Macaristan'ın başkenti Buda'ya (Budin) girdi ve Macaristan'ı Zapolya'nın krallığında himâyesine aldı. Mohaç Savaşı (Meydan Muharebesi) tarihin en kısa süren savaşıdır. Bu, Osmanlı Devleti'ni Macaristan egemenliği için Habsburglar'la karşı karşıya getirdi. Kanuni, Zapolya'yı korumak için 1529'da Viyana'nın kuşatılmasıyla sonuçlanan seferi, 1532'de de Alman Seferi'ni yaptı. 1541'de ise Osmanlı egemenliğindeki Macaristan topraklarını bir Osmanlı eyaleti (Budin Eyaleti) yaparak ilhâk etti; ölen Zapolya'nın oğluna, kendisine bağlı olması koşuluyla Erdel Prensliği'ni verdi. 1543'teki Macaristan seferi sırasında ise Estergon Kalesi'ni zapt etti. 1534'te Barbaros Hayrettin Paşa himayesindeki Cezayir Osmanlılara geçti. 1551 de Trablusgarb'ı Turgut Reis komutasındaki donanma ile aldı.

II. Selim dönemi (1566–1574)

II. Selim, tahta çıktığında ilk seferini Yemen'e yaptı. Yavuz Sultan Selim döneminde alınamayan Yemen onun döneminde alındı (1568). Yemen'den sonra Cenevizlilerden Sakız Adası alınarak boğazların güvenliği sağlanmış oldu. Döneminde sadece tek bir veziriazam atamıştır. Bu veziriazam Sokullu Mehmed Paşa idi. II. Selim, yönetimi kızı Esmehan Sultan'ın kocası olan Sokullu Mehmed Paşa'ya bırakarak çok isabetli bir karar vermiştir. Osmanlı Devleti, II. Selim döneminde de gücünü korumuştur. Sakız Adası'ndan sonra Tunus, Endonezya, Astrahan, Kıbrıs gibi toprakları da imparatorluğa katmıştır. İnebahtı Deniz Savaşı'nda ise Osmanlı ordusu büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Don-Volga nehirleri arasında bir kanal açılmış ancak kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. II. Selim döneminde Sokullu Mehmed Paşa sayesinde bu nehirler arasında bir kanal açılarak boğazların güvenliği sağlanmıştır. Süveyş Kanal Projesi de diğer bir kanal projesidir.

Güney Azerbaycan seferi

Kanuni döneminde önemli mücadele alanlarından biri de Azerbaycan oldu. Yavuz Sultan Selim zamanında Azerbaycan’a karşı kazanılan Çaldıran zaferine, Osmanlı ordularının Tebriz’e kadar ilerlemesine ve tüm Doğu Anadolu’nun Osmanlı egemenliğine geçmesine karşın Sefeviler ile kesin bir barış antlaşması imzalanmamıştı. Gerek Sefeviler, gerekse Osmanlı İmparatorluğu, birbirlerine kuşku ile bakıyorlardı. Güney Azerbaycan, Anadolu’yu ele geçirme planlarından vazgeçmediği gibi, Osmanlılar da Hint Okyanusu’na kuzeyden açılan iki körfezden biri olan Basra Körfezi'ne açılan Irak topraklarını ele geçirme emelleri besliyorlardı. Bu arada iki devlet arasında sınır olayları da eksik değildi; bir takım sınır görevlileri durmadan taraf değiştirmekteydiler. Bütün bu olaylar bir araya gelince 1533'te Sadrazam İbrahim Paşa, Sefevi seferiyle görevlendirildi, arkasından da padişah Safevi seferine çıktı (1534). "Irakeyn Seferi"denilen bu seferin en önemli ve kalıcı etkisi Bağdat dahil olmak üzere Irak topraklarının Osmanlılar'ın eline geçmesi oldu (1535). Böylece Hint Okyanusu'na açılan önemli körfezlerin ikisi de Osmanlılar'ın eline geçmiş oldu. Güney Azerbaycan savaşları 1555'teki Amasya Antlaşması ile sona erdi; antlaşma sonucu Azerbaycan ile merkezi Tebriz, bir kısım Doğu Anadolu toprakları Osmanlılar'ın eline geçti. Bu barış 1576 yılına kadar sürdü.

Hint Deniz Seferleri (1538–1669)

Akdeniz'de Osmanlılar'la Hristiyan Akdeniz devletleri arasında her iki taraf için de yıpratıcı deniz savaşları yapılırken, Osmanlı Devleti, 1538'den başlayarak Hint Okyanusu'nda Portekizliler ile mücadeleye girişti. Osmanlı Devleti'nin Hint Okyanusu için mücadelesi 1669'a kadar sürdü. Bu süre içinde birkaç kez Hindistan'a, bir kez de Sumatra Adası'na donanma gönderildi; Yemen, Habeşistan ve bazı Afrika ülkeleri Osmanlı Devleti’ne katıldı. Hint Okyanusu'nda Portekizlilere karşı bazı deniz başarıları elde edildi ise de, Osmanlılar Hint Okyanusu’nda kesin bir üstünlük sağlayamadılar. Osmanlılar’ın Hint Okyanusu’ndaki başarısızlığı daha sonra hem Osmanlı Devleti hem de tüm doğu ulusları için son derece olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Osmanlı donanması nın okyanus şartlarına uygun olmaması, Hint deniz seferlerine gereken önemin verilmemesi ayrıca Gucerat hükümdarlarının Osmanlılar'a yardım etmemesi başarısızlığın diğer nedenlerindendir.

Krizler ve değişim (1566–1683)

Kanuni'den sonra tahta geçen padişahların çoğu devlet işlerine fazla bir ilgi göstermemişlerdir. Devlet işleri bu dönemde Sokullu (görev süresi 1565-1579) ve Köprülüler (görev süreleri 1656-1683) gibi yetenekli sadrazamların eline geçmiş ve zayıf padişahlar ve güçlü sadrazamlar dönemi başlamıştır.[22] Bu dönemde tahta gelen birçok sultan zaten çocuk yaşta idi. I. Ahmet (1604-1617) ve II. Osman (1618-1621) iktidara geldiklerinde 14 yaşında idiler; IV. Murat (1623-1640) 12, IV. Mehmed (1648-1687) ise 7 yaşındaydı. Bu durumda naiplik devreye giriyor ve kadınların büyük rol oynadığı bu durum bir dizi karışıklığa yol açıyordu. Bu sultanların kadınlara ve içkiye düşkünlükleri de dikkat çeker boyutta idi. Örneğin III. Murad 102 kez baba oldu ve sonra da sara hastalığına tutuldu.[] I. İbrahim cinsel saplantılar içindeydi sonunda da boğularak öldürüldü.[23] Bu sultanlar, çoğu kez yeteneksizdiler. Saraydan çıkmıyor, hiçbir işe el sürmüyorlar, bizzat adalet dağıtmıyorlar, ne vezirlerini ne diğer yöneticileri denetlemiyorlardı. Kanuni'den sonra sadece III. Mehmet ve II. Osman birer sefere çıktı. İçlerinde ordunun başına geçen ve savaş adamı niteliğini hakeden sadece IV. Murat idi. Yeniçeriler de artık sultanlara saygı duymaz oldular ve ilk kez bir sultanı II. Osman'ı tahttan indirip öldürerek, yerine, I. Mustafa'yı tahta geçirdiler.[24]

#SultanTahtta olduğu dönem
1III. Murat1574-1595
2III. Mehmet1595-1603
3I. Ahmet1603-1617
3I. Mustafa1617-1618
4II. Osman1618-1622
5I. Mustafa1622-1623
6IV. Murat1623-1640

Kaynakça

Genel

Özel

  1. ^ "Osmanlı Devleti yükseliş dönemi özeti". Habertürk. 14 Kasım 2022. 15 Temmuz 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Aralık 2022. 
  2. ^ Osmanlı Tarihinde Dönemler 18 Ağustos 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Prof. Dr. Halil İnalcık, Erişim: 26 Şubat 2013
  3. ^ Osmanlı Tarihinde Dönemler 31 Ağustos 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ferhan Kırlıdökme-Mollaoğlu, Erişim: 26 Şubat 2013
  4. ^ a b c d Cartwright, Mark. "1453: İstanbul'un Fethi". Dünya Tarihi Ansiklopedisi. 26 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2022. 
  5. ^ Cartwright, Mark. "1204: İstanbul'un İstilası". Dünya Tarihi Ansiklopedisi. 26 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2022. 
  6. ^ a b Tanilli 1986, s. 562
  7. ^ Dursunkaya, Mustafa. "Roma'ya Açılan Kapı: Belgrad Kuşatması | TARİHLERLE". 26 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2022. 
  8. ^ İnan, Kenan (1 Haziran 2003). "Trabzon'un Osmanlılar Tarafından Fethi". Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 1 (14): 71-84. ISSN 1300-1582. 26 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2022. 
  9. ^ a b c "OTLUKBELİ SAVAŞI". TDV İslâm Ansiklopedisi. 26 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2022. 
  10. ^ a b Tanilli 1986, s. 564
  11. ^ Meydan, Sinan (Son Truvalılar, syf.253)
  12. ^ Afyoncu, Erhan (Truva'nın İntikamı syf.147)
  13. ^ "İlber Ortaylı'yı Sinirlendiren Fatih Sultan Mehmet Sorusu". Onedio. 26 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2022. 
  14. ^ a b "BAYEZİD II". TDV İslâm Ansiklopedisi. 25 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Aralık 2022. 
  15. ^ "II. Bayezid Hân'ın Şahsiyeti – Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil". 29 Temmuz 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Aralık 2022. 
  16. ^ a b c Kafadar, Cemal, "Cem Sultan", (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 ISBN 975-08-0072-9
  17. ^ Brummett (1994), s. 52ff
  18. ^ Sander 1989, s. 34
  19. ^ Nicolae Jorga: Geschiste des Osmanichen vol II, (çev: Nilüfer Epçeli) Yeditepe Yayınları, 2009, ISBN 975-6480-19-X ,s.217
  20. ^ Prof. Yaşar Yüce-Prof. Ali Sevim: Türkiye tarihi Cilt II, AKDTYKTTK Yayınları, İstanbul, 1991 p 225-226
  21. ^ a b Sander 1989, s. 35
  22. ^ Sander 1989, s. 85
  23. ^ Tanilli 1987, s. 452
  24. ^ Tanilli 1987, s. 453

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">III. Mehmed</span> 13. Osmanlı padişahı (1595–1603)

III. Mehmed, divan edebiyatındaki mahlasıyla Adlî, 13. Osmanlı padişahı ve 92. İslam halifesidir. Sancağa giden son, I. Süleyman'dan 30 yıl sonra sefere çıkan ilk padişahtır ve bu nedenle de Avusturya’ya karşı kazanılan Eğri Kuşatması’nda ordunun başında olması nedeniyle kendisine Eğri Fatihi unvanı verilmiştir. Döneminde gerçekleşmiş olan Haçova Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarında kazandığı son büyük zaferidir. Sancak düzenini kaldırmış ve kendisinden önceki hükümdarlar dönemlerinde de süren Celali İsyanları’nı 1595-1603 yılları arasında kanlı şekilde bastırmıştır.

<span class="mw-page-title-main">I. Süleyman</span> 10. Osmanlı padişahı (1520–1566)

I. Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam halifesidir. Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da ise adaletli yönetimine atfen Kanûnî Sultan Süleyman olarak da bilinmektedir. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca padişahlık yapan ve 13 kez sefere çıkan I. Süleyman, saltanatının toplam 10 yıl 1 ayını seferlerde geçirmiştir. Süleyman böylece imparatorluğun hem en uzun süre hüküm süren hem en çok sefere çıkan hem de en uzun süre sefer yapan Osmanlı Sultanı olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Sokollu Mehmed Paşa</span> 36. Osmanlı sadrazamı

Sokollu veya Sokullu Mehmed Paşa, I. Süleyman döneminde Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve yine I. Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde 14 yıl Osmanlı Devleti'nin sadrazamlığını yapmış Osmanlı devlet adamıdır. I. Süleyman'ın son sadrazamı olmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğu'nun zirvede bulunduğu dönemi simgelemesi itibarıyla hem de icraatları, projeleri ve kişiliği sayesinde en önemli Osmanlı sadrazamlarından biri kabul edilir. II. Selim'in damadı ve Esmehan Sultan'ın eşidir.

<span class="mw-page-title-main">II. Bayezid</span> 8. Osmanlı padişahı (1481–1512)

II. Bayezid veya II. Beyazıt, Osmanlı İmparatorluğu'nun sekizinci padişahı. Babası Fatih Sultan Mehmed, annesi Emine Gülbahar Hatûn'dur. Yavuz Sultan Selim'in babasıdır. Tahta geçtiğinde 511.000 km²si Asya'da, 1.703.000 km²si Avrupa'da olmak üzere toplam 2.214.000 km² olan imparatorluk toprakları ölümünde yaklaşık 2.375.000 km²ydi.

<span class="mw-page-title-main">I. Selim</span> 9. Osmanlı padişahı (1512–1520)

I. Selim veya bilinen adıyla Yavuz Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğu'nun 9. padişahı ve 88. İslam hâlifesidir. "Hâdimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn" unvanına ve divan edebiyatındaki "Selîmî" mahlasına sahiptir. Babası sekizinci Osmanlı padişahı II. Bayezid, annesi II. Gülbahar Sultan'dır. 1512-1520 yılları arasında süren yalnızca 8 yıllık saltanatında imparatorluğu muazzam bir hızla genişletti ve özellikle 1516 ile 1517 yılları arasında düzenlediği sefer ile tüm Doğu Akdeniz ile Mısır dahil önemli Orta Doğu bölgelerini ele geçirdi. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlandı ve Mısır'da hüküm süren Memlûk Devleti'ne son verildi. Devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu'nu da ele geçiren Osmanlılar, bu sayede doğu ticaret yollarını da tamamen kontrolleri altına aldılar.

<span class="mw-page-title-main">II. Selim</span> 11. Osmanlı padişahı (1566–1574)

II. Selim, Sarı Selim veya Sarhoş Selim, 11. Osmanlı padişahı ve 90. İslâm halîfesidir. Kânûnî Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın oğludur. Kardeşi Bayezid’e karşı Konya’da yapılan ve tarihte Konya Şehzâdeler Muharebesi olarak yer edinen savaşı kazanarak, babasının desteğini aldı. Babasının ölümü üzerine, hayattaki tek oğlu olarak 24 Eylül 1566 tarihinde on birinci padişah olarak tahta geçti. Padişahlığı sırasındaki ilk sefer batı yönlü yapıldı. Ülke sınırları Orta Avrupa’ya kadar genişledi. Kıbrıs, Tunus, Yemen ve Fas kayıtsız şartsız teslim olanlar arasındaydı. Ülkesinin denizlerde de egemenliğini genişleterek, deniz egemenliğine önem verdi.

<span class="mw-page-title-main">Şehzade Bayezid (I. Süleyman'ın oğlu)</span> l.Süleymanın eşi Hürrem Sultandan olan oğlu

Şehzade Bayezid, I. Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan olma üçüncü şehzadesidir. Kütahya, Konya ve Karaman sancak beyliklerinde bulunmuştur.

Gedik Ahmed Paşa, II. Mehmed saltanatında, 1474-1476 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Hersekzade Ahmed Paşa II. Bayezid saltanatında 1497-1498, 1503-1506, 1511 tarihlerinde dört defa ve I. Selim saltanatında 1515-1516 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. 1506-1511 döneminde Kaptan-ı Derya görevi de yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Pîrî Mehmed Paşa</span> 28. Osmanlı sadrazamı

Pîrî Mehmed Paşa, I. Selim saltanatının son yıllarında ve I. Süleyman saltanatının ilk yıllarında 25 Ocak 1518-27 Haziran 1523 tarihleri arasında beş yıl beş ay iki gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Çaldıran Muharebesi</span> I. Selim ve I. İsmail arasındaki askeri muharebe

Çaldıran Muharebesi, Osmanlı padişahı I. Selim ile Safevi hükümdarı Şah İsmail arasında 23 Ağustos 1514'te, günümüzde İran sınırları içinde yer alan Maku şehri yakınlarındaki Çaldıran Ovası'nda yapılan meydan muharebesidir. Muharebe, Osmanlı imparatorluğu'nun kesin zaferiyle sonuçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">İran-Osmanlı savaşları</span> 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar İran ve Osmanlı arasında süren bir dizi savaş

İran-Osmanlı Savaşları, 16 ilâ 19. yüzyıl arasında Osmanlı İmparatorluğu ile İran'da otoriteyi elinde bulunduran birbirinin devamı niteliğindeki çeşitli hanedanlar arasında gerçekleşmiştir. Osmanlılar ile İran arasındaki ilk savaş 1514 Çaldıran Muharebesi'dir. Son savaş ise 1821-1823 Osmanlı-İran Savaşı'dır.

Osmanlılarda tarih yazıcılığı, Osmanlı Beyliği'nin kuruluşundan 100-150 yıl sonra başlamıştır. Osmanlı tarih yazıcılığının geç başlaması, Anadolu’da Osmanlılardan önce tarih yazıcılığının gelişmemesi ile bağlantılıdır.

<span class="mw-page-title-main">Lala Mustafa Paşa</span> 38. Osmanlı sadrazamı

Lala Mustafa Paşa, III. Murad saltanatında 28 Nisan 1580 ile 7 Ağustos 1580 tarihleri arasında üç ay dokuz gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Şehzade Mustafa</span> Osmanlı padişahı I. Süleymanın oğlu

Şehzade Mustafa veya Mustafa Çelebi, Kanuni Sultan Süleyman ve Mahidevran Sultan’ın oğludur. 1533'ten 1541'e kadar Manisa, 1541'den 1553'e kadar ise Amasya valisi olarak görev yapmıştır. 1553 yılında, babasının emriyle idam edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kemalpaşazâde</span> Şeyhülislam ve tarihçi

Kemalpaşazâde veya İbn-i Kemal, Osmanlı devleti şeyhülislamı ve tarihçidir.

<span class="mw-page-title-main">İstabur Seferi</span>

İstabur Seferi ya da 1541 Budin Seferi, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1541'de Avusturya üzerine yapmış olduğu seferdir. Sultan Süleyman'ın 9. seferi olan İstabur Seferi, Osmanlı'nın zaferi ile bitmiştir. Ferdinand, Macaristan'ı bırakma niyetinde değildi. Jan Zapolya'nın 1540 yılındaki ölümü üzerine Macaristan karışmaya başladı. Zapolya'nın eşi kocasının ölümünden önce bir erkek çocuk dünyaya getirmişti. Kraliçe Izabela Jagiellonka oğlu Sigismund'un Macar Kralı olması istirhamında bulunmuştu. Bu istirham üzerine Osmanlı Devleti, kendisine teminat vermişti. Jan Zapolya'nın ölüp yerine oğlu Sigismund'un geçmesini fırsat bilen Ferdinand Budin'i kuşattı. Sonuçta Macaristan'a yeni bir sefer yapılma mecburiyeti doğar. Osmanlı hükümdarı, 1541 senesinin İlkbaharındaki hareketinden evvel, derhal Rumeli Beylerbeyi, arkasından da Sokullu Mehmed Paşa'yı gönderir. Bundan sonra da bizzat kendisi sefer için 20 Haziran 1541 tarihinde İstanbul'dan ayrılarak, sefere çıkar. Asıl ordunun yaklaşmakta olduğunu duyan Ferdinand kuvvetleri, bir gece gizlice kaçmak istedilerse de imha edilirler ve ordugahları da Türklerin eline geçer. Başkomutanları Rokendorf Komaran'da öldürülür. Seferde I. Süleyman'a; Şehzade Selim, Şehzade Bayezid, Rumeli Kazaskeri Mehmet Ebussuud Efendi ve Vezir-i Azam Süleyman Paşa refakat etti.

<span class="mw-page-title-main">Büyük Mısır Seferi</span> 1516–1517 yılları arasında Osmanlılar ile Memlûkler arasında Orta Doğuda gerçekleşmiş olan bir dizi savaş

Büyük Mısır Seferi, Mısır Seferi veya 1516–1517 Osmanlı–Memlûk Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Memlûk Sultanlığı arasında Ağustos 1516 ile Ocak 1517 tarihleri arasında Orta Doğu'da gerçekleşmiş bir dizi savaştır. Sefer sırasında meydana gelen Mercidâbık, Gazze, Ridâniye ve son olarak Kahire muharebelerinde bozguna uğrayan Memlûk Devleti, akabinde Osmanlılar tarafından tamamen ilhak edildi ve Suriye, Filistin, Hicaz ve Mısır toprakları ele geçirildi.

<span class="mw-page-title-main">Asya'daki Osmanlı Savaşları</span>

Asya'daki Osmanlı savaşları, Osmanlı İmparatorluğu'nun Asya'da karıştığı savaşları ifade eder. Osmanlı İmparatorluğu 14. yüzyılın başında kuruldu. Ana rakibi Bizans İmparatorluğu idi. 1350'lerde Osmanlılar Çanakkale Boğazı'nı geçmeyi başardılar ve sonunda tüm Güneydoğu Avrupa'yı fethettiler. Çoğunlukla Avrupa'ya yoğunlaşmalarına rağmen, Asya'da da savaştılar.