İçeriğe atla

Osmanlı mimarisi

Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü, Bosna-Hersek

Osmanlı mimarisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun beylik olarak kurulup, imparatorluk olarak yayıldığı ve hüküm sürdüğü dönemlerde inşa ettiği veya fikir öncülüğü yaptığı mimari üslupları ve eserleri kapsar. Osmanlı mimarisi kendinden önce gelen Erken dönem Anadolu Türk mimarisi, Selçuklu mimarisi, Bizans mimarisi, İran mimarisi ve Memlük mimarisi'nden etkilenmiştir. Osmanlı mimarisinin, Akdeniz ile Ortadoğu mimari geleneklerinin sentezi olduğunu düşünen mimarlık eleştirmenleri de vardır.[] Her ne kadar farklı dönemlerdeki ihtiyaca ve teknolojiye göre farklı yapı türleri inşa edildiyse de, genelde Osmanlı'nın hakim olduğu bölgelerde camiler ve çevresinde yapıların inşa edilmesi sıklıkla rastlanan bir olguydu. Camiler, çevrelerine yapılan sosyal yapılarla birlikte bir külliye teşkil ediyorlardı.

Erken dönem mimarisi veya Bursa üslubu (1299-1501)

Erken dönem mimarisi 1299 yılında Osmanlı Devleti'nin Osman Gazi tarafından Söğüt'te Osmanlı'nın tarafından kurulması[1] ile 1501 yılında Bayezid Camii'nin (1501-1505) inşaatının başlaması[2] arasındaki dönemi kapsar. Bazı araştırmacılar ise bu dönemin Edirne'de yer alan Üç Şerefeli Cami inşaatının 1437 yılında tamamlanmasıyla bittiğini kabul ederler.[3] 1437 yılında inşaatı tamamlanan Üçşerefeli Camii hem erken dönemin en önemli yapıtlarından kabul edilmektedir; hem de klasik dönemin özelliklerinden olan iç avluya sahip planlar ve ana kubbe öğelerinin ilk kez uygulandığı bir yapıdır.[3]

Bu döneme ait yapılar ağırlıklı olarak İznik, Bursa ve Edirne şehirlerinde yer aldı. Osmanlı mimarisine ait ilk kayda değer uygulamalar İznik'te inşa edildi. Ancak 1335 ile 1365 yılları arasında başkent olan Bursa'da daha anıtsal uygulamaların gerçekleşmesi nedeniyle bu döneme Bursa üslubu adı da verilir. 1365 ile 1453 yılları arasında devlete başkentlik yapmış olan Edirne'de ise ağırlıklı olarak cami ve medrese inşa edildi. Bizans mimarisi ve Selçuklu mimarisi etkilerini taşısa da bu dönemde klasik döneme dayanak oluşturacak fikirlerin ilk uygulamaları gerçekleşti. Ayrıca Klasik dönemin en önemli mimari kavramlarından birisi olacak kubbe kullanılması pratiği ortaya çıktı.

Ferah ve aydınlık mekânların oluşturulmasına önem verilen bu dönemin başlarında tek kubbeli yapılar inşa edilirken, ilerleyen süreçte çift veya çok kubbeli yapılar da uygulandı. 1333 ile 1334 yıllarında inşa edilen Hacı Özbek Camii Osmanlı mimarlık tarihinde inşa edilmiş ilk cami olarak kabul edilir. İznik'te yer alan bu yapı aynı zamanda tek kubbeli Osmanlı camii türüne de ilk örnektir.[4] Dönemin kayda değer diğer yapılarının başında 1472 yılında inşa edilen Çinili Köşk gelmektedir.[5] Çinili Köşk Osmanlı mimarisinde daha sonra pek rağbet görmeyecek olan çininin dış kaplama olarak kullanıldığı nadir uygulamalardan biridir.[6] Erken dönem Osmanlı mimarisine örnek verilebilecek diğer bir uygulama da Osmanlı İmparatorluğu'nun yaklaşık 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı Padişahları'nın yaşadığı mekân olan Topkapı Sarayı’dır.[7]

Klasik dönem (1501-1703)

1501 ile 1703 yılları arasında hâkim olan Klasik dönemin örnekleri ağırlıklı olarak İstanbul'da yer alır. Özel mülkiyet kavramının olmamasından dolayı sivil mimari örneklerin olmadığı bu dönemde daha çok dinî yapılar ve kamu yapıları inşa edildi. Klasik dönemin mimarlarının genel yaklaşımı yüksek ve görkemli yapılar inşa etmek yönündeydi. Bu sebepten erken dönemde uygulanmaya başlanan kubbeli ve merkezî planlı yapılar, klasik dönemde daha anıtsal ölçeklerde uygulandı. Bu dönemi etkileyen önemli yapılardan birisi de 537 yılında inşa edilen Ayasofya idi. Ayasofya gibi büyük ana kubbelerin inşa edilebilmesi için yarım kubbelerin kullanılması pratiği de bu dönemde yaygınlaştı. Bu amaçla inşa edilen yapıların başında gelen camilerde ağırlıklı olarak kubbeli ve yan kubbeli örtüler ve tavanı destekleyen filayak destek sistemleri kullanıldı. Malzeme olarak küfeki taşı ve mermerin sıklıkla kullanıldığı klasik dönem yapılarının tasarımında genelde yukarıdan aşağıya inildikçe genişleyen bir tasarım kompozisyonu hâkim oldu.

Sivil mimari

15. ve 16. yüzyıllar

Mimar Sinan dönemi

Çıraklığımı İstanbul'daki Şehzade Camii'nde yaptım. Kalfalığımı da Süleymaniye Camii'nde tamamladım. Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han Camii'nde sarf edip ustalığımı ayân ve beyân ettim.

Mimar Sinan.[10][11]

Modernleşme ve Osmanlı mimarisine etkileri

Lâle Devri (1703-1757)

Bu dönemin başlamasıyla, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki üst sınıf açık ve genel alanları sıklıkla kullanmaya başladı. Geleneksel ve içe dönük toplum değişmeye başladı. Çeşmeler ve Aynalıkavak Kasrı gibi sahil kıyısındaki residanslar yaygınlaştı. Bir su kanalı (diğer adı Cetvel-i Sim) piknik alanı, Kâğıthane dinlenme alanı olarak tesis edildi. Lâle devrinin Patrona Halil isyanı ile son bulmasına rağmen, batılılaşma davranışının bir modeli oldu. 1720-1890 yılları arasında Osmanlı mimarisi klasik dönem prensiplerinden saptı. I. Mahmut'un saltanatının sürdüğü dönemde (1730-1754) Barok stili camilerin inşaasına başlandı.

Barok dönemi (1757-1808)

Bu dönemin yapıları içinde dairesel, dalgalı ve kıvrımlı hatlar ağır basmaktadır. Barok mimarisinde ışık ve iç hacim önemli olduğu gibi burada da etkilidir. Bunun büyük örnekleri Nuruosmaniye Camii, Ayazma Camii, Zeynep Sultan Camii, Laleli Camii, Fatih Türbesi, Laleli Çukurçeşme Hanı, Birgi Çakırağa Konağı, Aynalıkavak Kasrı ve Selimiye Kışlası'dır. Mehmed Tahir Ağa zamanın en önemli mimarıdır.

Ampir üslup dönemi (1808-1876)

Nusretiye Camii, Ortaköy Camii, Sultan Mahmut Türbesi, Mevlevi Dervişleri'nin Galata Locası, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Sadullah Paşa Yalısı, Kuleli Kışlası batılılaşma uygulamalarıyla paralel bir şekilde yürüyen en önemli örneklerdir. Balyan Ailesi döneme damgasını vurmuştur.

Tanzimat dönemi (1876-1922)

Pertevniyal Valide Sultan Camii, Şeyh Zafir Binalar Grubu, Haydarpaşa Eczacılık Okulu, Düyun-u Umumiye Binası, Büyük Postane, Laleli Harikzedegan Apartmanları eklektisizm stilinin hâkim olduğu dönemin en önemli yapılarındandır. Raimondo D'Aronco, Alexandre Vallaury zamanın önde gelen mimarlarıdır.

Askerî mimari

Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa edilen Rumeli Hisarı.

Osmanlı devleti az sayıda müstahkem kentin ancak pek çok sayıda küçük kalelerin bulunduğu dağlık bir bölgede ortaya çıktı. Bölgedeki bu savunma yapılarının çoğu akritai adı verilen Bizans sınır savaşçılarının elinde bulunmaktaydı. Merkezi Bizans hükûmetinin desteği azalınca bu savaşçılar taraf değiştirerek Osmanlı uç beyi oldular ve böylece kaleler de Türklerin eline düştü. Bu sebeple Osmanlı beylerinin kale inşa etmesi için pek bir motivasyonu yoktu. Osmanlı'nın gelişerek bir tehlike durumuna gelmesi sonucunda Bizans İmparatorluğu ve Balkanlar'daki Hristiyan devletler savunmalarını güçlendirdiler. Daha sonra Osmanlılar Balkanlar yayılınca bu tahkimatları da bünyelerine kattılar.[12]

Osmanlı Macaristan'ında kullanılan palanka tipi kale örnekleri.

1395 yılında I. Beyazıd, Bizans başkenti Konstantinopolis'e saldırı hazırlığı olarak Anadolu Hisarı'nı inşa etti. Osmanlılar İslami askeri mimari geleneğinden etkilendiler ve burç denilen büyük kule çeşidini kullanmaya başladılar. Bu tür büyük kuleler II. Mehmed'in İstanbul Boğazı'nın Avrupa kıyısına inşa ettiği Rumeli Hisarı'nın temelini oluşturdu. Kaleye kalın duvarlar ve topların yerleştirilebileceği platformlar eklendi. II. Mehmed Çanakkale Boğazını da 1452 inşa edilen yılında Kale-i Sultaniye ve Kilitbahir Kalesi'yle tahkim etti.[13]

16. yüzyılda Osmanlılar Macaristan hudutlarını güçlendirmek için ağaç ve topraktan inşa edilen palanka denilen ufak kaleler inşa ettiler. Bu yapıların avantajı düşük maliyetle hızlıca inşa edilmeleriydi.[14] Bu yüzyılda Orta Avrupa, Balkanlar ve Kuzey Afrika'da hakimiyetini sağlamış olduğu için Osmanlıların heybetli ve kapsamlı savunma yapılarına ihtiyacı yoktu. 17 ve 18. yüzyılda Osmanlılar savunma durumuna geçmişti ve bu dönemde başka bir askerî inşa programı ortaya çıktı. Ancak Osmanlılar dönemin Avrupa askeri mimarisinin karmaşık, matematiksel ve pahalı kalelerine ilgi göstermediler.[15]

Mimari örgütlenmeler

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulmuş ilk mimarlık örgütlenmesi Hassa Mimarlar Ocağı idi. Hassa Mimarlar Ocağı'nın temel görevleri arasında Osmanlı İmparatorluğu'na ait yeni yapıları tasarlamak, keşif çalışmalarını yapmak ve inşaatları gerçekleştirmek vardı. Ayrıca inşa edilmiş eski yapıların bakımından ve onarımından da sorumluydular. İstanbul'un dışında ise Hassa Mimarlar Ocağı'na bağlı olan eyalet mimarları bu görevi yerine getirirlerdi.[16] Hassa Mimarlar Ocağı'ndaki eğitim ve öğretim usta-çırak ilişkisine dayanılarak gerçekleşirdi. Bu kurumda yetişen mimarlar inşaatların uygulamalarında da yer alırlardı. Tecrübesine göre bir inşaatta bir baş mimar, yardımcı mimarlar, ustalar, kalfalar ve diğer uzmanlar bir ekip halinde çalışırlardı.

Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk modern mimarlık örgütlenmesi 1908 yılında Mimar Kemalettin Bey'in öncülüğünde kurulan Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti'ydi.[17] 1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet ve kabul edilen anayasanin dernek kurma özgürlüğü getirmesinin etkisiyle kurulan Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti, I. Dünya Savaşı ve hemen ardından başlayan Türk Kurtuluş Savaşı süreçlerinde kesintilerle de olsa varlığını sürdürdü. Ayrıca 1909 ile 1910 yılları arasında 12 sayı yayımlanan bir dergi de çıkartıldı.[16][18]

II. Meşrutiyet sürecinde kabul edilen anayasanın dernek kurma özgürlüğü getirmesi ile kurulan başka bir mimarlık örgütlenmesi de Güzel Sanatlar Birliği idi. 1909 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi mezunları tarafından kurulan bu örgütlenme Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra, 9 Mart 1927 tarihinden itibaren Güzel Sanatlar Birliği ismiyle yeniden örgütlendi, 1934 yılında ise Türk Mimarlar Cemiyeti'nin İstanbul şubesi oldu.[16]

Yapı türleri[19]

  • Cami: Osmanlı Devleti birçok türde yapı inşa etmiştir. Bunlardan en önemlileri camilerdir. Cami, bir şehirde merkez teşkil ediyor ve pek çeşitli binalar etrafını çevirerek bir kültür sitesi halini alıyordu. Camilerden padişah adına yapılan ve nispeten büyük olanları Selâtin Camii ismiyle anılıyordu. Camilerde çini, mermer, tahta veya sıva üzerine nakış gibi süslemeler bulunur.
  • İmaret: Yoksul halka ücretsiz yiyecek dağıtan aşevleridir.
  • Kalenderhane: Yabancıların ve seyyahların ücretsiz kalıp beslendikleri yerdir.
  • Kervansaray: Yol üzerinde yolcuların konakladıkları ve hayvanların barındığı binalardır.
  • Tabhane: Fakirlerin barındığı hayratlardır. Buraların yiyeceği imaretlerden karşılanır.
  • Darüşşifa (Hastahane): Hastaların tedavi edildiği ve tıp mezunlarının pratik yaptığı hastane tipi yerlerdir.
  • Ribat: Kale görünüşlü savunma binalarıdır.
  • Külliye: Ana yapısı cami olan ve çeşitli ihtiyaçları karşılayan bina topluluğudur. Genellikle bir cami etrafında kurulmuş medrese, kütüphane, imarethane ve şifahane (hastane) ve hamam gibi yapılardan oluşur.
  • Hanukâh: Dervişlere dini eğitim verilen yerdir.
  • Hisar: Kale türüdür.
  • Hünkâr kasrı: Selatin camilere eklenmiş sultan ikametgâhıdır.
  • Hünkâr mahfili: Selatin camilerde sultana ayrılan namazgahtır.
  • Muvakkithane: Cami astronomunun evidir.
  • Sebil: Çeşme, Selsebil: şelaleli (kademeli) çeşmedir.
  • Selamlık: Kabul yeridir.
  • Vakfiye: Kâr amacı gütmeyen, yardım kuruluşudur.
  • Tekke
  • Han
  • Medrese
  • Saray
  • Türbe
  • Yalı
  • Zaviye
  • Osmanlı evleri

Ayrıca bakınız

Konu ile ilgili yayınlardan seçmeler

Kaynakça

Özel

  1. ^ Peter Douglas Rehm (2010). "From Osman to Bayezid:Deciphering Early Ottoman History (İngilizce)". Etudes Historiques. 2 (1). 11 Eylül 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  2. ^ a b "İstanbul'da Bayezid Camii ve Külliyesi". Diyanet Dergisi, Sayı: 239. 1 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  3. ^ a b c "Ottoman Architecture in Bursa (İngilizce)". T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesi. 11 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  4. ^ "Osmanlı Dönemi Kültürel Varlıklar". İznik Belediyesi web sitesi. 18 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  5. ^ Hülya Tuncay (1980). Çinili Köşk. İstanbul: Yapı ve Kredi Bankası. ss. Cilt. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  6. ^ "Erken Osmanlı Sanatı(Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar)". İstanbul Üniversitesi, Güzel Sanatlar Bölümü, Yıldız Demiriz. 29 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  7. ^ "Center of Ottoman Power, 1993". New York Times. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2012. 
  8. ^ Пеев, Христо. Д. Пловдивската къща през епохата на Възраждането. Изд. Техника. София. 1960 г.
  9. ^ "Arşivlenmiş kopya". 26 Mart 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2019. 
  10. ^ Evliya Çelebi, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı (2005). Evliya Çelebi Seyahatnâmesi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. ss. Cilt. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2012. 
  11. ^ Esin Benian (Ocak 2011). "Mimar Sinan ve Osmanlı Cami Mimarisinin Gelişimindeki Rolü" (PDF). Bilim ve Teknik. ss. 40 - 47. 13 Nisan 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2012. 
  12. ^ Nicolle 2010, s. 6.
  13. ^ Nicolle 2010, s. 9.
  14. ^ Nicolle 2010, s. 21.
  15. ^ Nicolle 2010, s. 4.
  16. ^ a b c "Mimarlar Odası ve Türkiye Mimarlık Ortamına Katkıları, N. Müge Cengizkan". Tk.Kutuphancesi.org.tr. 16 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2012. 
  17. ^ "Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti Kuruluş Bildirgesi, Çeviri: Şeref Etker". Osmanlı Bilimi Araştırmaları Dergisi, Cilt 10, Sayı 2 (2009)). Erişim tarihi: 11 Mart 2012. []
  18. ^ "Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti (OMMC), Cüneyd Okay". TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi. 7 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Mart 2012. 
  19. ^ A History of Ottoman Architecture - J. Freely (WIT, 2011) BBS
  20. ^ Doğan Kuban (1965). Anadolu Türk Mimarisinin Kaynak ve Sorunları. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakûltesi. ss. 203 sayfa. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2012. 
  21. ^ Godfrey Goodwin (1971). A history of Ottoman architecture (İngilizce). Johns Hopkins Press. ss. 511 sayfa. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2012. 
  22. ^ Ekrem Hakkı Ayverdi, İ. Aydın Yüksel (1976). İlk iki yüz elli senenin Osmanlı mimârisi. İstanbul Fetih Cemiyeti. ss. 255 sayfa. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2012. 
  23. ^ Oktay Aslanapa (1986). Osmanlı Devri Mimarisi. İnkılâp Kitabevi. ss. 568 sayfa. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2012. 
  24. ^ Ekrem Hakkı Ayverdi (1989). Osmanlı Mimarisinde Çelebi ve 2. Sultan Murad Devri. ss. 618 sayfa. 978-9757618058. 15 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2012. 
  25. ^ Ekrem Hakkı Ayverdi (1989). Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri. Kubbealtı Yayınları. ss. 400 sayfa. 9789757618065. 15 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2012. 
  26. ^ Neslihan Sönmez (1997). Osmanlı Dönemi Yapı ve Malzeme Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Yapı-Endüstri Merkezi Yayınları. ss. 124 sayfa. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2012. 
  27. ^ Doğan Kuban (2007). Osmanlı mimarisi. İstanbul: Yapı-Endüstri Merkezi Yayınlarıi. ss. 719 sayfa. 14 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2012. 

Genel

  • Nicolle, David (2010). Ottoman Fortifications 1300-1710 (İngilizce). Osprey Publishing. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sultanahmet Camii</span> İstanbulda I. Ahmed tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağaya yaptırılan Eski bir 6 minareli cami

Sultan Ahmet Camii veya Sultânahmed Camiî, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami; mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ile büyük kubbesinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleriyle süslendiği için Avrupalılar tarafından "Mavi Camii " olarak adlandırılır. Ayasofya'nın 1935 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna ulaşmıştır.

Ekrem Hakkı Ayverdi, Türk mühendis, mimar, tarihçi, yazar. Türk mimarisine çok sayıda eser kazandırmış ve pek çok eseri de restore etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de mimarlık</span> Türkiyenin mimari geçmişine genel bir bakış

Türkiye'de mimarlık, Türk mimarisi veya Cumhuriyet Dönemi Türk Mimarisi 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprakları üzerinde süregelen mimarlık sürecini inceler. Türkiye’deki mimarlık uygulamaları belli dönemlerde yaygın olan mimari akımlardan, cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan belli sorunlardan ve çelişkilerden etkilenerek veya onlara tepki olarak oluşmuştur. Bu çelişkilerden başta geleni özellikle cumhuriyetin ilk dönemlerinde gündeme gelen Doğu-Batı ikilemidir. Buna ek olarak ulusal-evrensel, geleneksel-modern veya dindarlık-laiklik gibi ikilemler ve farklı siyasi görüşler de mimarlık uygulamalarının seyrini etkilemiştir. Bu dönemlerin birbirinden kesin olarak ayrılması pek mümkün değildir. Bazı akımlar diğerleri ile iç içe belirli bir zaman dilimine kadar varlığını sürdümüşler; bir dönemin veya ekolün temsilcisi olarak nitelendirilen bazı Türk mimarlar, kariyerlerinin ileriki dönemlerinde daha farklı stillerde de eserler tasarlamışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Kubbe</span> binaların üstünü örtmek için kullanılan yarım küre şeklindeki mimarî unsur

Kubbe, binaların üstünü örtmek için kullanılan yarım küre şeklindeki mimarî unsur.

<span class="mw-page-title-main">Bayezid Camii</span>

Bayezid Camii İstanbul'un Beyazıt semtinde Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılmış bir cami.

<span class="mw-page-title-main">Nuruosmaniye Camii</span> İstanbulda Barok mimari tarzında yapılan ilk cami

Nuruosmaniye Camii, İstanbul'da inşa edilmiş ilk barok özellikli camidir. Çemberlitaş semtinde, Kapalıçarşı girişinde yer alır. 1748-1755 yıllarında inşa edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Yeni Cami</span> İstanbulda bir cami

Yeni Cami ya da Valide Sultan Camii, İstanbul'da 1597 yılında Sultan III. Murad'ın eşi Safiye Sultan'ın emriyle temeli atılan ve 1665'te zamanın padişahı IV. Mehmed'in annesi Turhan Hatice Sultan'ın büyük çabaları ve bağışlarıyla tamamlanıp ibadete açılan camidir.

Şahadet Camii veya diğer adlarıyla Kale Camii veya Saray Camii, Bursa'da Tophane semtindeki tarihî cami.

<span class="mw-page-title-main">Erken dönem Anadolu Türk mimarisi</span>

Erken dönem Anadolu Türk mimarisi Türk kavimlerinin Anadolu'ya göç etmeye başladığı dönem ile Osmanlı Beyliği'nin kurulduğu dönem arasındaki mimariyi inceler.

<span class="mw-page-title-main">Yeşil Cami (Bursa)</span> Bursa, Türkiyede bir cami

Yeşil Cami, Bursa'da ilk dönem Osmanlı mimarisinin önemli örnekleri arasında yer alan bir tarihi yapı.

Fatin Uluengin, Türk mimardır. En çok Ankara'da yer alan Kocatepe Camii tasarımıyla tanınmıştır. Ayrıca Osmanlı mimarisi'nin klasik yapı detayları alanında önemli bir uzmandır.

Erken dönem Osmanlı mimarisi veya Bursa üslubu 1299 yılında Osmanlı Devleti’nin Osman Gazi tarafından Söğüt'de Osmanlı'nın tarafından kurulması ile 1501 yılında Bayezid Camii'nin (1501-1505) inşaatının başlaması arasındaki mimari dönemi kapsar. Bazı araştırmacılar ise bu dönemin Edirne'de yer alan Üç Şerefeli Cami inşaatının 1437 yılında tamamlanmasıyla bittiğini kabul ederler.

Osmanlı döneminde İstanbul

<span class="mw-page-title-main">Veled-i Yaniç Camii</span> Erken dönem Osmanlı camisi

Veled-i Yaniç Camii ya da Yaniçoğlu Camii, Bursa'nın Osmangazi ilçesi, hisar semtinde bulunan erken dönem Osmanlı camisidir. Kapısı üzerindeki yazıtına göre 844 Hicri Safer ayında Yaniçoğlu Hacı Hayrûddin oğlu Mahmud Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Mimarı bilinmeyen caminin kitabe ve vakfiyesi mevcuttur. Plan şeması ve özellikle son cemaat yerinin kullanılışı nedeniyle özel bir düzenlemeye sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Azerbaycan mimarisi</span>

Azerbaycan mimarisi Azerbaycan'daki mimari gelişmeyi ifade eder.

<span class="mw-page-title-main">Hüsrev Paşa Camii</span> Sur, Diyarbakırda cami

Hüsrev Paşa Camii, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir camidir. Aynı ada sahip mahallede yer almaktadır. Divane Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Evliya Çelebi, 1655'te geldiği Diyarbakır'ın eserlerini anlatırken Hüsrev Paşa Camii'nin Mardin Kapısı yakınında kalabalık cemaate sahip "şirin" bir ibadet yeri olduğunu belirtmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Bursa kemeri</span> Erken Dönem Osmanlı mimarisinde sıklıkla görülen bir kemer çeşidi

Bursa kemeri, mimari bir yapıda üst kısmında yatay bir doğru ile bağlanan iki dörtte bir daireden meydana gelen ve fazla bir taşıma gücü olmadığı için daha çok süsleme işlerinde kullanılmış olan kemere Türk mimarisinde verilen ad.

<span class="mw-page-title-main">Lale Devri mimarisi</span>

Lale dönemi mimarisi, Osmanlı mimarisinin 18. yüzyılın başlarındaki bir dönemine verilen isimdir. Osmanlı mimarisinin mevcut klasik üslubuna yeni dekorasyon türleri dahil edildi ve çeşme ve kütüphane gibi yeni bina türleri önemli simge yapılar haline geldi. Tarz III. Ahmed dönemindeki barış içindeki ve mimari patronajın arttığı bir dönem olan Lale Devri (1718-1730) ile yakından ilişkilidir. Yine de yeni üslup III. Ahmed'in saltanatının başlangıcında da mevcuttu ve ondan sonra 1730'larda da belirgin olmaya devam etti. Osmanlı kültürü ve mimarisindeki Avrupa etkileri, 1740'larda Osmanlı barok stilinin yaratılmasına yol açtı.

<span class="mw-page-title-main">İstanbul mimarisi</span> İstanbul mimarisine genel bakış

İstanbul mimarisi, şehrin tüm semtlerinde silinmez bir iz bırakan birçok etkiyi yansıtan yapıların geniş bir karışımını tanımlar. Şehrin antik kısmı hala kısmen, şehri istiladan korumak için İmparator II. Theodosius tarafından 5. yüzyılda yaptırılan Konstantinopolis Surları ile çevrilidir. Kent içindeki mimari, Bizans, Ceneviz, Osmanlı ve modern Türkiye kaynaklarından gelen bina ve yapıları içermektedir. Kentin mimari açıdan önemli birçok varlığı vardır. İstanbul, uzun tarihi boyunca kültürel ve etnik bir eritme potası olarak ün kazanmıştır. Sonuç olarak şehirde gezilecek çok sayıda tarihi cami, kilise, sinagog, saray, kale, kule ve sarnıçlar bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı barok mimarisi</span>

Osmanlı Barok mimarisi, aynı zamanda Türk barok mimarisi olarak da bilinir, 18. yüzyıl ve 19. yüzyılın başlarında Avrupa barok mimarisinden etkilenilen Osmanlı mimari dönemidir. Lale Devri ve Lale Devri mimarisindeki değişimlerin ardından gelen bu tarz, Osmanlı mimarisinin klasik tarzından ayrılışını temsil etmektedir ve geleneksel Osmanlı bina tiplerine yeni dekoratif formlar eklemiştir. 1740'larda I. Mahmud'un (1730-1754) saltanatı sırasında ortaya çıkmış ve bu dönemin en önemli erken döneme ait eseri, 1755'te tamamlanan Nuruosmaniye Camii olmuştur. 18. yüzyılın ortalarında Avrupa etkilerine dayanan yeni bina tipleri de tanıtılmıştır. Tam anlamıyla Barok tarzda inşa edilen son eserler, II. Mahmud (1808-1839) döneminde 19. yüzyılın başlarında inşa edilen Nusretiye Camii gibi yapılar olmuştur. Ancak 1820'lerden sonra Avrupa etkisinde yeni tarzlar ortaya çıkmış ve barok tarzının yerini almıştır.