İçeriğe atla

Lozan Antlaşması

Lozan Antlaşması
Lozan Sulh Muâhedenâmesi
TürBarış antlaşması
İmzalanma24 Temmuz 1923 (101 yıl önce) (1923-07-24)
YerLozan, İsviçre
Yürürlük6 Ağustos 1924 (100 yıl önce) (1924-08-06)
İmzacılarBüyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı Horace Rumbold
(İstanbul’da Yüksek Komiser)
Üçüncü Fransız Cumhuriyeti Maurice Cesar Joseph Pelle
(Fransa Büyükelçisi, Cumhuriyetin Doğuda Yüksek Komiseri)
İtalya Krallığı Marki Camille Garroni
(Senatör, İtalya Büyükelçisi, İstanbul'da Yüksek Komiser)
İtalya Krallığı Jules César Montagna
(Atina Olağanüstü Temsilcisi ve Orta Elçisi)
Japonya Kentaro Otchiai Jusammi
(Roma Olağanüstü ve Yetkili Büyükelçisi)
Yunanistan Krallığı Elefterios K. Venizelos
(Eski Bakanlar Kurulu Başkanı)
Yunanistan Krallığı Dimitri Kaklamanos
(Londra Olağanüstü Temsilcisi ve Orta Elçisi)
Romanya Constantin I. Diamand
(Orta elçi)
Romanya Constantin Contzesco
(Orta elçi)
Yugoslavya Krallığı Dr. Miloutine Yovanovitch
(Bern Olağanüstü Temsilcisi ve Orta Elçisi)
Türkiye İsmet Paşa
(Umuru Hariciye Vekili, Edirne Mebusu)
Türkiye Dr. Rıza Nur Bey
(Umuru Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekili, Sinop Mebusu)
Türkiye Hasan Bey
(Eski vekil, Trabzon Mebusu)
TaraflarBüyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı Britanya İmparatorluğu
Fransa Fransa
İtalya Krallığı İtalya
Japonya Japonya
Yunanistan Krallığı Yunanistan
Romanya Romanya
Yugoslavya Krallığı Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı
Türkiye Türkiye
Korunma yeriParis, Fransa
DilFransızca
Vikikaynak'ta Lozan Antlaşması

Lozan Antlaşması (Dönemin Türkçesi ile Lozan Sulh Muâhedenâmesi), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Britanya İmparatorluğu, Fransız Cumhuriyeti, İtalya Krallığı, Japon İmparatorluğu, Yunanistan Krallığı, Romanya Krallığı ve Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı (Yugoslavya) temsilcileri tarafından, Leman Gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.

Gelişmeler

Sevr Antlaşması'na göre Osmanlı topraklarının paylaşımını gösteren harita.

1920 yazına gelindiğinde I. Dünya Savaşı'nın galipleri mağluplar ile hesaplaşmalarını bitirmiş, savaşı kaybeden ülkelere barış antlaşmalarının kabul ettirilmesi süreci tamamlanmıştı. Almanya'ya 28 Haziran 1919'da Versay'da, Bulgaristan'a 27 Kasım 1919'da Neuilly'de, Avusturya'ya 10 Eylül 1919'da Saint-Germain'de, Macaristan'a da 4 Haziran 1920'de Trianon'da anlaşmalar imzalatılmış ancak hesaplaşılmayan tek mağlup Osmanlı İmparatorluğu ile 10 Ağustos 1920'de Sevr'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde anlaşma imzalanmıştır. Ankara'da TBMM'nin Sevr Antlaşması'na tepkisi çok sert oldu. Ankara İstiklâl Mahkemesinin 1 numaralı kararı ile anlaşmaya imza koyan 3 kişiyi ve Sadrazam Damat Ferit Paşa'yı idama mahkûm etti ve vatan haini ilan etti. Yunanistan dışında Sevr'i hiçbir ülkenin meclislerinde onaylamaması nedeni ile Sevr bir anlaşma taslağı olarak kaldı. Onaylanmamış olmasının yanı sıra Anadolu'daki mücadelenin de başarıya ulaşması ve zaferle sonuçlanması neticesinde Sevr Antlaşması hiçbir zaman uygulanamadı. Buna karşın, İzmir'in Kurtuluşu ile Lozan Antlaşması'na giden süreçte Birleşik Krallık içinde 2 uçak gemisinin de bulunduğu donanmayı[1] İstanbul'a göndermiştir. Aynı süreçte ABD de 13 yeni savaş gemisini[2] Türkiye sularına göndermiştir. Ayrıca, Amiral Bristol komutasındaki USS Scorpion gemisinin istihbarat görevi de yapmak suretiyle 1908-1923 arası sürekli olarak İstanbul'da bulunduğu bilinmektedir.

İlk görüşmeler

TBMM Hükûmeti'nin Yunan kuvvetlerine karşı elde ettiği zaferin ardından Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922'de TBMM Hükûmeti'ni Lozan'da toplanacak olan barış konferansına davet ettiler. Barış şartlarını görüşmek için Konferansa önce Başvekil Rauf Orbay katılmak istemiştir. Fakat Mustafa Kemal Atatürk İsmet Paşa'nın katılmasını uygun görmüştür. Mustafa Kemal Paşa Mudanya görüşmelerine de katılan İsmet Paşa'nın Lozan'a baş temsilci olarak gönderilmesini uygun buldu. İsmet Paşa Dışişleri Bakanlığına getirildi ve çalışmalar hızlandırıldı. İtilaf Devletleri Lozan'a TBMM Hükûmeti üzerinde baskı kurmak için[] İstanbul Hükûmeti'ni de davet ettiler. Bu duruma tepki gösteren[3][4] TBMM Hükûmeti, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı.

TBMM Hükûmeti Lozan Konferansı'na katılarak Misak-ı Milli'yi gerçekleştirmeyi, Türkiye'de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları (Batı Trakya, Ege adaları, nüfus değişimi, savaş tazminatı) çözmeyi ve Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki sorunları (ekonomik, siyasal, hukuksal) çözmeyi amaçlamış Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar hakkında anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır.[]

Lozan'da TBMM Hükûmeti, sadece Anadolu'ya saldıran ve orada yendiği Yunanlarla değil I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ni mağlup eden devletlerle de karşılaşıp hesaplaştı ve artık tarihe karışmış olan bu imparatorluğun tüm tasfiye davaları ile yüzleşmek zorunda kaldı. 20 Kasım 1922'de Lozan görüşmeleri başlamıştır. Osmanlı borçları, Türk-Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde uzun görüşmeler yapılmıştır. Ancak kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamamıştır.[]

İkinci görüşmeler

Amerikan Dayton News gazetesinin Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından sonra Türkiye'nin Ermeni Kırımı'nın sorumluluğunu üstlenmemesini eleştiren bir karikatürü. (1924)

Temel konularda tarafların tavize yanaşmaması ve önemli görüş ayrılıkları çıkması üzerine 4 Şubat 1923'te görüşmelerin kesilmesi savaş ihtimalini yeniden gündeme getirmiştir. Başkomutan Müşîr Mustafa Kemal Paşa Türk Ordusu'na savaş hazırlıklarının başlamasını emretmiştir. Sovyetler Birliği eğer tekrar savaş çıkarsa bu sefer Türkiye'nin yanında savaşa gireceğini duyurmuştur. Haim Nahum Efendi öncülüğündeki azınlık temsilcileri de Türkiye'yi destekleyerek arabulucu olmuşlardır.[5] Yeni bir savaşı ve kendi kamuoyunun tepkisini göze alamayan İtilaf Devletleri barış görüşmelerini tekrar başlatmak için Türkiye'yi tekrar Lozan'a çağırmıştır.

Taraflar arasında karşılıklı verilen tavizler ile görüşmeler 23 Nisan 1923'te tekrar başlamış, 23 Nisan'da başlayan görüşmeler 24 Temmuz 1923'e kadar devam etmiş ve bu süreç Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması ile sonuçlanmıştır. Taraf ülkelerin temsilcileri arasında imzalanan anlaşma, uluslararası anlaşmaların ülke meclislerince onaylanmasını gerektiren yasalar gereğince[6] taraf ülkelerin meclislerinde görüşülmüş ve Türkiye tarafından 23 Ağustos 1923'te, Yunanistan tarafından 25 Ağustos 1923'te, İtalya tarafından 12 Mart 1924'te, Japonya tarafından 15 Mayıs 1924'te imzalanmıştır. Birleşik Krallık'ın anlaşmayı onaylaması ise 16 Temmuz 1924 tarihinde olmuştur. Anlaşma, tüm tarafların onayladığına dair belgeler resmi olarak Paris'e iletildikten sonra, 6 Ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girmiştir.[7]

Görüşülen konular ve alınan kararlar

Lozan Antlaşması'nın imzalanmasından 1 hafta sonra İsviçre'de yayımlanan L'Illustré dergisinin 2 Ağustos 1923 tarihli sayısının kapağında İsmet İnönü ve Rıza Nur görülüyor.
  • Türkiye-Suriye Sınırı: Fransızlarla imzalanan Ankara Anlaşması'nda çizilen sınırlar kabul edilmiştir.
  • Irak Sınırı: Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için, bu konuda Birleşik Krallık ve Türkiye Hükûmeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı. Bu anlaşmazlık Musul Sorunu'na dönüşmüştür.
  • Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi.
  • Adalar: Midilli, Limni, Sakız, Semadirek, Sisam ve Ahikerya adaları üzerinde Yunan hakimiyeti hususunda Osmanlı Devleti'nin imzalamış olduğu 1913 tarihli Londra Antlaşması ve 1913 tarihli Atina Antlaşması'nın adalar hakkındaki hükümleri ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunanistan'a bildirilen karar, adaların askeri gayelerle kullanılmaması şartıyla aynen kabul edilmiştir. Anadolu kıyısına 3 milden az mesafede bulunan adaların ve Bozcaada, Gökçeada ile Tavşan Adaları üzerindeki Türk hakimiyeti kabul edilmiştir.[8] Osmanlı Devleti tarafından Uşi Antlaşması ile 1912 yılında İtalya'ya geçici olarak bırakılan On İki Ada üzerindeki bütün haklardan on beşinci maddeyle İtalya lehine feragat edilmiştir.[9]
  • Türkiye-İran Sınırı: Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na göre belirlenmiştir.
  • Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı.
  • Azınlıklar: Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık, Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır."[10] Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.
  • Savaş tazminatları: İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Türkiye, tamirat bedeli olarak Yunanistan'dan 4 milyon altın talep etti[11] ancak bu istek kabul edilmedi. Bunun üzerine 59. maddeyle Yunanistan savaş suçu işlediğini kabul etti ve Türkiye tazminat hakkından feragat etti ve sadece savaş tazminatı olarak Yunanistan, Karaağaç bölgesini verdi.[12]
  • Osmanlı'nın borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölümün taksitlendirme ile Fransız frangı olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye idare heyetinde bulunan yenik Alman İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu devletlerinin temsilcileri idare kurulundan çıkartılmış ve kurumun faaliyeti devam ettirilerek antlaşmayla birlikte yeni görevler verilmiştir. (Lozan Barış Antlaşması madde 45,46,47...55, 56).
    24 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Lozan Antlaşması'nın yıl dönümüne dair bir çizim.
  • Boğazlar: Boğazlar, görüşmeler boyunca üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.[13]
  • Yabancı okullar: Eğitimlerine Türkiye'nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı.
  • Patrikhaneler: Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin Osmanlı Devleti zamanındaki bütün ayrıcalıklarının kaldırılarak sadece dinî işleri yerine getirmek şartıyla ve bu hususta verilen sözlere güvenilerek İstanbul'da kalmasına izin verildi. Ancak antlaşma metnine patrikhanenin statüsü hususunda tek bir hüküm konulmadı.[14]
  • Kıbrıs: Osmanlı Devleti Ruslara karşı İngilizleri yanına çekebilmek için 1878 yılında Kıbrıs'taki hakları saklı olmak şartıyla geçici olarak Kıbrıs'ı Birleşik Krallık idaresine vermişti. Birleşik Krallık I. Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine 5 Kasım 1914'te Kıbrıs'ı topraklarına kattığını resmen açıkladı. Osmanlı Devleti bu kararı tanımadı. Türkiye Lozan Antlaşması'nın 20. maddesiyle Kıbrıs'taki Birleşik Krallık egemenliğini kabul etti.[15]

Değerlendirmeler

David Lloyd George antlaşmayı Birleşik Krallık için "alçakça, korkakça ve rezilce bir teslimiyet" olarak nitelendirdi.[16][17]

Tarihçi Norman Naimark, "Lozan Antlaşması, yirminci yüzyıl boyunca halkların kendi istekleri dışında nakledilmeleri konusunda önemli bir uluslararası emsal teşkil etmiştir" dedi.[18]

Tarihçi Ronald Grigor Suny, antlaşmanın "nüfus sorunlarına potansiyel bir çözüm olarak tehcirin ve hatta öldürücü etnik temizliğin etkinliğini esasen teyit ettiğini" belirtti.[19]

Tarihçi Hans-Lukas Kieser, "Lozan, Alman revizyonistleri ve diğer pek çok milliyetçi için ölümcül bir cazibeye sahip olan, hetero-etnik ve hetero-dinsel gruplara yönelik kapsamlı sınır dışı etme ve imha politikalarını zımnen onaylamıştır" dedi.[20]

Komplo teorileri

İslamcı çevrelerce Lozan Antlaşması ile ilgili pek çok komplo teorisi ortaya atılmıştır.[21] Antlaşmanın 100 yıl süreli yapıldığı iddiası bunlardan biridir. Antlaşmaya ekli gizli maddelerde, Türkiye'nin bor ve petrol başta olmak üzere madenlerini çıkarmasının yasaklandığı iddia edilmiştir. İddiaya göre antlaşmanın süresi 2023 yılında dolacak, dolayısıyla 2023'ten itibaren Türkiye madenleri yer üstüne çıkarıp kullanarak ve ihraç ederek hızla gelişmiş ülke statüsüne geçecektir.[22][23]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "Kurtuluş Savaşı'nda İşgal Kuvvetleri". 18 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Eylül 2015. 
  2. ^ "Zafer'in ardından ABD'ce gönderilen 13 Savaş Gemisi". 3 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Eylül 2015. 
  3. ^ ""Saltanatın kaldırılması", Nutuk, atam.gov.tr". 4 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Şubat 2020. 
  4. ^ ""Cumhuriyet'in İlanını Hazırlayan Gelişmeler ve Saltanatın Kaldırılması", ait.hacettepe.edu.tr" (PDF). 12 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 4 Şubat 2020. 
  5. ^ Kurtuluş Savaşında Musevi Cemaati ve Hahambaşı Hayım Nahum Efendi 12 Ağustos 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Genelkurmay Başkanlığı (Türkiye), 2003.
  6. ^ T.C. Anayasası Md. 87
  7. ^ Hansard, House of Commons 18 Ekim 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., 16 Temmuz 1924.
  8. ^ Fuat İnce, Lozan Barış Antlaşması ve Ege Adaları sayfa:122, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S. 53 (Lozan Antlaşması Özel Sayısı)
  9. ^ TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 33, sayfa: 354
  10. ^ Yücel, Özge: "Lozan Barış Antlaşması'nda Azınlıklar", http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=11786 18 Ocak 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (11 Şubat 2007)
  11. ^ TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 27, sayfa: 215
  12. ^ Çağla D. TAĞMAT, LOZAN BARIŞ KONFERANSI’NA YUNANİSTAN TARAFINDAN BAKIŞ: VENİZELOS’UN DÜNYASINDA LOZAN, sayfa:162, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, XIV/29 (2014-Güz)
  13. ^ Full text of the Treaty of Lausanne (1923) 12 Ocak 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., (Türkçe)
  14. ^ TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 12, sayfa: 347
  15. ^ TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 25, sayfa: 380
  16. ^ Dadrian, Vahakn (1998). "The Historical and Legal Interconnections Between the Armenian Genocide and the Jewish Holocaust: From Impunity to Retributive Justice". Yale Journal of International Law. 23 (2). ISSN 0889-7743. 3 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Kasım 2020. After expunging all references to Armenian massacres (and, indeed, to Armenia itself) from the draft version, they signed the Lausanne Peace Treaty, thus helping to codify impunity by ignoring the Armenian genocide. The international law flowing from this treaty, while a sham in reality, lent an aura of respectability to impunity because the imprimatur of a peace conference was attached to it. A French jurist observed that the treaty was an "assurance" for impunity for the crime of massacre; indeed, it was a "glorification" of the crime in which an entire race, the Armenians, was "systematically exterminated." For his part, David Lloyd George, wartime Prime Minister of Great Britain, found it appropriate to vent his ire when he was out of power: He declared the Western Allies' conduct at the Lausanne Conference to be "abject, cowardly and infamous." A creature of political deal-making, the Lausanne Treaty was a triumph of the principle of impunity over the principle of retributive justice. 
  17. ^ Jones, Adam (2016). Genocide: A Comprehensive Introduction (İngilizce). Taylor & Francis. s. 231. ISBN 978-1-317-53386-3. 14 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Aralık 2020. 
  18. ^ "Ethnic Cleansing | Sciences Po Violence de masse et Résistance – Réseau de recherche". ethnic-cleansing-0.html (Fransızca). 16 Nisan 2019. 11 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mart 2021. 
  19. ^ Suny, Ronald Grigor (2015). 'They Can Live in the Desert but Nowhere Else': A History of the Armenian Genocide. Princeton University Press. ss. 367-368. ISBN 978-1-4008-6558-1. 
  20. ^ Kieser, Hans-Lukas (2010). "Germany and the Armenian Genocide of 1915–17". Friedman, Jonathan C. (Ed.). The Routledge History of the Holocaust (İngilizce). Taylor & Francis. doi:10.4324/9780203837443.ch3. ISBN 978-1-136-87060-6. 13 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ocak 2021. 
  21. ^ "Lozan Antlaşması'nın 100. Yılında Komplo Teorileri ve Gizli Maddelerin İzinde". Yalansavar. 25 Temmuz 2023. 6 Ağustos 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Mayıs 2024. 
  22. ^ "Lozan Antlaşması 2023'te Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz". Mahfi Eğilmez. 3 Temmuz 2016. 22 Ekim 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020. 
  23. ^ Kuğu, Erhan (1 Haziran 2019). "Araştırma notları: Lozan efsanelerinin iç yüzü". 6 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2019. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sevr Antlaşması</span> Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan ve Ankara Hükûmetince fiilen ve hukuken geçersiz kılınan barış antlaşması

Sevr Antlaşması, I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde imzalanmış antlaşmadır. Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı'nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. Sevr Antlaşması 433 maddeden oluşmaktaydı.

<span class="mw-page-title-main">Ayastefanos Antlaşması</span> Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasında imzalanmış barış antlaşması

Ayastefanos Antlaşması, 93 Harbi sonunda imzalanan ateşkes ve barış antlaşmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Ankara Antlaşması (1921)</span>

Ankara Anlaşması, TBMM ve Fransız Hükûmeti arasında Türk-Fransız Cephesi'ndeki faaliyetleri durdurmuştur. TBMM yönetimindeki bölgenin güney sınırının taslak olarak belirlenmesine karar verilmiştir, ama asıl politik kararları Lozan Antlaşması'na bırakmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Uşi Antlaşması</span> İtalya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Trablusgarp Savaşı sonunda 1912de imzalanan barış antlaşması

Uşi Antlaşması, İtalya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Trablusgarp Savaşı sonunda imzalanan antlaşmadır. Bu antlaşma İtalyan tarihinde Trattato di Losanna yani Lozan Antlaşması olarak geçmektedir. "Ouchy" Lozan'ın bir semtidir. Türkiye tarihinde 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile anlam karışmasını önlemek için Uşi (Ouchy) Antlaşması olarak anılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Edirne Antlaşması (1829)</span>

Edirne Antlaşması, 14 Eylül 1829 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Edirne şehrinde imzalanan barış antlaşması.

<span class="mw-page-title-main">Antlaşma</span> iki ya da daha çok devleti bağlayıcı nitelikteki anlaşma

Antlaşma, iki ya da daha çok devleti bağlayıcı nitelikteki anlaşmalara denir. Eski dilde antlaşmalara muâhede ya da ahidnâme de denirdi. Lozan muahedesi gibi. Modern diplomaside antlaşma terimi, özel önemi olan uluslararası antlaşmalar için kullanılır. Daha öz önemli antlaşmalara ise, sözleşme (mukavele), tenkihname (düzenleme), protokol, senet, konvansiyon ve anlaşma gibi adlar verilir. Günümüzde antlaşmayla sonuçlanan görüşmeler, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların gözetiminde yürütülmektedir. Antlaşmaların barış, mütareke, ateşkes, tenkihname (düzenleme), dostluk, yardımlaşma, saldırmazlık, ittifak ve konvansiyon (ticaret) resmî, gayriresmî gibi çeşitleri vardır.

<span class="mw-page-title-main">Boğazlar Sorunu</span> Diplomatik sorun

Boğazlar Sorunu, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının stratejik askerî önemi nedeniyle hem Osmanlı Devleti’ni hedef alan, hem de Avrupa ülkelerinin kendi aralarında çekişmelere yol açan sorundur.

1841 Boğazlar Sözleşmesi, Avusturya İmparatorluğu, Fransa Krallığı, Birleşik Krallık, Prusya, Rus İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun 13 Temmuz 1841'de Londra'da imzaladığı uluslararası sözleşme.

<span class="mw-page-title-main">Batı Trakya Türkleri</span> Yunanistanın Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türk etnik azınlık

Batı Trakya Türkleri, günümüzde, Yunanistan sınırları içindeki Batı Trakya bölgesinde yaşayan ve Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi çerçevesinin dışında tutulmuş Türk-Müslüman toplumu için ve bu toplum ile doğrudan bağları mevcut Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının memleketlerini ve/veya kökenlerini ifade etmek için de kullanılan tanımdır.

Osmanlı İmparatorluğu reform dönemi, Türk ve Türkiye tarihi için önemli bir dönem. Bu dönem 1828'de başlayıp 1908'e kadar devam eder.

Ankara Antlaşması (1926), 5 Haziran 1926 tarihinde, Türkiye ve Irak arasındaki siyasi sınırları belirlemek ve komşuluk münasebetlerini düzenlemek amacıyla İngiltere ve Türkiye tarafından Ankara'da imzalanan anlaşma.

<span class="mw-page-title-main">Yunanistan Krallığı</span> 19. ve 20. yüzyılda Güney Avrupada bir krallık

Yunanistan Krallığı, 1832 yılında dönemin süper güçleri Birleşik Krallık, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Prusya, Fransa ve Rus İmparatorluğu tarafından ilân edilen devlettir. Bağımsızlık duyurusunun yapılmasının ardından, Osmanlı İmparatorluğu'ndan tam bağımsızlığını eline almış olduğu 30 Ağustos 1832 tarihli antlaşmayla uluslararası düzeyde tanınmıştır. Yunan Bağımsızlık Savaşı'nı yöneten geçici Yunan hükûmetinin üzerine kurulmuş ve 1924 yılında krallık devrilerek yerine ikinci Yunan Cumhuriyeti kurulana dek ayakta kalmıştır. Daha sonra cumhuriyetin 1935 yılında yeniden yerini krallığa bırakmasıyla bu kez 1974 yılına dek Yunanistan topraklarında egemen olmuş ve yedi yıllık bir askerî darbe döneminin ardından bugünkü modern Yunanistan Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla tarihe karışmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Lozan Barış Konferansı</span> 1922-1923

Lozan Barış Konferansı, İsviçre'nin Lozan (Lausanne) şehrinde 8 ay sürmüş ve Türk tarafının kayıtsız şartsız bağımsızlık talebi nedeniyle çetin geçmiştir. Görüşmelerde Türkiye'yi temsil eden İsmet Paşa başkanlığındaki heyetin bu başarıdaki rolü büyüktür.

Londra Konferansı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sevr Antlaşması'nı kabul etmemiş, İtilaf Devletleri'ni yurttan çıkarmak için harekete geçmişti. TBMM, Millî Mücadele sırasında güneyde Fransızlara karşı başarılı olmuş, Türk-Sovyet görüşmelerini başlatmış, Yunan ilerleyişini durdurmuştu. Birinci İnönü Muharebesi de kazanılınca İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşmasında bazı değişiklikler yapmak üzere Yunanistan ve Türkiye'nin de katıldığı bir konferansın 21 Şubat 1921'de Londra'da yapılmasına karar verdiler.

Lozan Sözleşmesi ve Türk ve Yunan Nüfuslarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme olarak da bilinen Türk-Yunan Mübadele Sözleşmesi, Türk Kurtuluş Savaşı Batı Cephesi sonrasında, 30 Ocak 1923'te Lozan'da Yunan ve Türk hükûmetleri temsilcileri tarafından imzalanan arasında bir anlaşmadır. Anlaşma, Ortodoks Hristiyanların Türkiye'den Yunanistan'a ve Müslümanların Yunanistan'dan Türkiye'ye eşzamanlı olarak sınır dışı edilmesini sağladı. Bu gönülsüz nüfus transferleri, 1,5 milyon Anadolu Rumu ve 500.000 Yunanistan Müslümanı olmak üzere yaklaşık iki milyon insanı kapsıyordu.

<span class="mw-page-title-main">Lozan Anıtı</span>

Lozan Anıtı ya da tam adıyla Lozan Anıtı, Meydanı ve Müzesi, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması anısına Edirne'nin Karaağaç mahallesinde inşa edilen anıt ve müze. 1998'de açılan anıt ve müze, tarihi Karaağaç Tren İstasyonu binasının yanındadır.

Sevr Sendromu, Türkiye'nin Batı ile travmatik geçmişine dayalı Türklerin Batı'ya duyduğu güvensizliği ifade eder. Bu sendromun kökeni, Türklerin öncesinde Hristiyan halklara ait olan Anadolu'ya ve Rumeli'ye yerleşmeleri gerçeğine dayanır. Anadolu'ya yerleşen Türklerin ardından Konstantinopolis'i ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun Balkanlardaki topraklarını ele geçirmesiyle Avrupalı Hristiyanların rövanşizmine gerekçe yaratılmıştır. Sevr Sendromunun etkisiyle milliyetçi Türklere göre Haçlı Seferleri ile başlayan Avrupa'nın Türkleri Hristiyan topraklarından gönderme misyonları hiç bitmemiştir. 16. yüzyılın başında Avrupalılara uygulanan kapitülasyonlardan 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Amerika'nın Türkiye üzerindeki ekonomik ve askeri etkilerine kadar tüm Avrupa tutumlarının ardında "haçlı ruhu"nun var olduğuna inanılmaktadır. Bu inanç genellikle bir komplo teorisi olarak tanımlanır.

<span class="mw-page-title-main">1923 Boğazlar Sözleşmesi</span>

1923 Boğazlar Sözleşmesi veya 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi, İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın statüsünü 1923-1936 yılları arasında düzenleyen sözleşmedir. 143 maddeden oluşan Lozan Antlaşması'nın bölümlerinden birini oluşturur. 1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanmasıyla birlikte hükmü sona ermiştir.

<span class="mw-page-title-main">Uluslararası Boğazlar Komisyonu</span>

Uluslararası Boğazlar Komisyonu, 1923'ten 1936'ya kadar Milletler Cemiyeti'nin himayesinde Türk Boğazlarını yöneten uluslararası bir kurumdu.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması</span> I. Dünya Savaşının ardından Osmanlı topraklarının parçalanması

Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması, I. Dünya Savaşı'nı takiben Kasım 1918'de İstanbul'un Britanya, Fransa ve İtalya askerleri tarafından işgal edilmesinin ardından başlayan jeopolitik bir süreçti. Parçalanma, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya ile ittifak kurmasının ardından yapılan Sykes-Picot Anlaşması gibi İtilaf Devletleri'nin savaşın ilk safhalarında yaptığı birtakım anlaşamalar üzerinden planlanmıştı. Eskiden Osmanlı İmparatorluğu'nu oluşturan büyük topraklar ve halklar, birkaç yeni devlete bölündü. Osmanlı İmparatorluğu; jeopolitik, kültürel ve ideolojik yönden önde gelen İslam devletiydi. Osmanlı'nın savaşın ardından parçalanması, Britanya ve Fransa gibi Batılı güçlerin Orta Doğu'ya hâkim olmasına sebep oldu ve modern Arap dünyası ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına yol açtı. Anadolu Hareketi tarafından bu Batılı güçlere direnilse de, Osmanlı'nın ardıl devletleri kapsamında böylesi bir direniş II. Dünya Savaşı'nı takip eden hızlı dekolonizasyon sürecine kadar görülmedi.