
Mide; kaslardan oluşan, genişleyebilen bir sindirim sistemi organıdır. Mide sözcüğü Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Mide anlamında Türkçede aşkazan sözcüğü de mevcuttur. Yemek borusu ile ince bağırsak arasında bulunur. Omurgalılar, derisidikenliler, haşaratlar ve yumuşakçalarda bulunur. Sindirimin ikinci fazında görev yapar. Yiyeceklerin geçici olarak büyük miktarda depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır.

Aşçılık, besinlerin çeşitli yöntemlerle yemeye hazır duruma getirilmesine denir. Ahçılık olarak da bilinir. Ev ekonomisi'nin temel bileşenlerinden biridir. Şef, aşçı, yardımcı şef, pasta şefi, mutfak şefi, fırıncı, gastronomcu, çikolatacı gibi mesleklerle sıkı ilgilidir. Birçok ülkelerde aşçılık mesleği öğrenmek için aşçılık okulu, aşçılık fakültesi, aşçılık akademileri bulunmaktadır. Aşçılığın en temel yöntemi pişirmedir. Ama "aşçılık" terimi, pişirmenin yanı sıra kurutma, isleme, dondurma ya da salamura gibi başka yöntemleri de kapsar. Besinler birkaç nedenden dolayı pişirilir. Bazı besinleri çiğ yeme düşüncesinden hoşlanmayız. Belirli besinleri pişirerek yemeye alışık olduğumuzdan, pişirmenin besinlere iyi bir tat kazandırdığına inanırız. Öte yandan pişirildiklerinde besinlerde değişiklikler oluşur ve bu da bazı besinlerin yenmesini ve sindirilmesini kolaylaştırır. Moleküler gastronomi, fizik ve kimya perspektifinden beslenmenin bilimsel yaklaşımıdır.

Hıyar veya salatalık, kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasından bir bitki türü ve meyvesine verilen ad. Ana yurdunun Kuzey Hindistan olduğu sanılan bitkinin tarımı çok eski dönemlerden beri yaygın olarak yapılmaktadır.

Hoşaf, Türk mutfağında, kurutulmuş meyvelerin şekerli su ile kaynatılması ile hazırlanan bir tatlı. Adı Farsça "tatlı su" anlamındaki hoş ab (خوشآب)'dan gelmektedir.

Sebze ya da göveri, bitkilerin insanlar veya diğer hayvanlar tarafından yenen kısımlarına verilen isimdir. Sebze terimi, kültürler ve mutfaklar arasında farklı anlamlara gelebilir.

Çeyiz, gelin için hazırlanan her türlü eşya. Geleneksel olarak "çeyiz" denilen şeyler bir kız daha evlenecek yaşa varmamışken biriktirilmeye başlanır ve evlenene kadar tamamlanır. Bunlar çoğunlukla el emeği ile üretilmiş halılar, dikiş-nakışlar, yastıklar, yorganlar, havlular gibi ev eşyalarıdır. Çeyiz, damat veya ailesi tarafından evleneceği veya evlenmek üzere olduğu kadının ailesine ödediği başlık parası ile karşılaştırılabilir

Salata, genellikle sebze veya meyvelerden oluşan sade karışım ya da üzerine yoğurt ya da salata sosu dökülmesiyle hazırlanan ve yemeklere eşlik eden yiyecek karışımı. Kimi zaman içine et ya da peynir gibi yiyecekler de konulur. Mevsimine ve yapıldığı yöreye özgü sayısız çeşidi yapılır. Antik Çağda Romalılar, Yunanlar ve Persler ot ve yeşillikleri karıştırarak karışık salata benzeri bir yemek yapmaktaydı.

Gevişgetirenler (Ruminantia), çift toynaklılar (Artiodactyla) takımı içinde bir alt takım.

Çılbır, çıpıl, çırpır, çiğ yumurtanın kaynayan suya kırılıp pişirilmesiyle hazırlanan, Türk mutfağına ait bir tür yemektir. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağlı-pul biberli sos dökülerek servis edilir. Ahmed Vefik Paşa'nın 1876'da yazdığı Lehce-i Osmani adlı kitabında çıpıl, çırpırın yoğurtlu yağsız yumurta taamı olarak geçmektedir.

Şırdan dolması, kısaca şırdan, gevişgetiren hayvanların midelerinin son ve dördüncü bölümü olan şırdanın temizlenip içine baharatlı pirinç doldurulup dikilmesi ve salçalı suda pişirilmesi suretiyle hazırlanan Türk mutfağına özgü bir sakatat yiyeceğidir.

Türk mutfağı, Türkiye'nin ulusal mutfağıdır. Orta Asya, Selçuklu ve Beylikler ile Osmanlı kültürünün mirasçısı olan Cumhuriyet Dönemi Türk Mutfağı hem Balkan ve Orta Doğu mutfaklarını etkilemiş hem de bu mutfaklardan etkilenmiştir. Ayrıca Türk mutfağı yörelere göre de farklılıklar gösterir. Karadeniz mutfağı, Güneydoğu mutfağı, Orta Anadolu mutfağı gibi birçok yöreler kendilerine ait zengin bir yemek haznesine sahiptirler.

Salça, domates veya kırmızı biberin çeşitli işlemlerden geçirilmesiyle üretilen, yemeğe lezzet ve renk katmak için kullanılan, koyu kırmızı renkli, tuzlu, uzun ömürlü, Türk mutfağına has ezmedir.

Mühimmat; askerî terminolojide savaş için gerekli, demirbaş olmayan tüm yedek parça ve cephaneyi kapsayan bir terim. Cephane ise ateşli silahlardan atılmak üzere hazırlanmış her türlü patlayıcı veya delici malzemedir.

Lokanta veya restoran, ücret karşılığında müşterilere yemek ve içecek hazırlanıp servis edilen yer. Çoğunlukla büyük bir yemek salonu ve mutfaktan meydana gelir. Sözcük, Fransızca restaurer kelimesinden türemiştir.

Poğaça, bir çörek türüdür. Balkan, Levant ve Macaristan mutfaklarında bulunur, mayalı veya mayasız yapılabilir. Genellikle buğday unundan yapılır, ancak arpa ve bazen çavdar eklenebilir. Poğaçanın içi haşlanmış patates, pişmiş kıyma, zeytin veya peynirle doldurulabilir. Poğaça hamurunda susam, siyah çörek otu veya kurutulmuş dereotu gibi tahıllar ve otlar bulunabilir veya üstüne serpilebilir.

Hezârfen ya da polimat, pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olan kişi. Özellikle antik dönemin bilim insanlarının çoğu, günümüz standartlarında hezârfen kabul edilir. Ancak bu günümüzde, tarihte olduğundan çok daha ulaşılması zor bir hedeftir, çünkü günümüz bilim dünyası eskisinden, eklenmiş bilgilerin sayısının yüksekliğinden dolayı, çok daha gelişmiştir ve o kadar bilgiye sahip olmak da dolayısıyla gerçekleştirmesi çok daha güç bir şeydir.

Osmanlı mutfağı Osmanlı dönemindeki mutfak kültürüdür. Kökeni Selçuklu mutfağına dayanır. Osmanlı Mutfağı'nı, Osmanlı saray mutfağı ve Osmanlı halk mutfağı şeklinde ikiye ayırmak doğru olacaktır. Halk mutfağı, saray mutfağı kadar gösterişli olmamasına rağmen lezzet ve çeşitlilik yönünden oldukça zengin bir menüye sahip olmuştur.

Elma dolması veya Tuffâhiyye bir çeşit dolmadır. Osmanlı mutfağında yapılan yemektir. İstanbul mutfağında yapılmaktadır. Zeytinyağlı elma dolması Erzincan mutfağında yapılmaktadır.
Kvaneyi veya Kvane, taneli fasulye ile yapılan bir Laz yemeğidir.
Püre, genellikle sebze, meyve ve baklagillerden oluşan krema veya macun veya sıvı kıvama gelene kadar öğütülmüş, preslenmiş, karıştırılmış veya pişirilmiş yiyeceklerdir. Patates püresi, elma püresi ve humus gibi püre olarak sınıflandırılan yiyeceklerin çoğunun isimleri genellikle ana malzemeleri ile beraber isimlendirilir. Püre kelimesi Fransızca "purée" kelimesinden gelmektedir. Bu kelime ise Eski Fransızca'da "arıtılmış, saflaştırılmış veya refine edilmiş" anlamına gelmektedir. Kelimenin asıl kökeni ise Latince "pūrō" kelimesime kadar uzamaktadır.