
Gezegen; genellikle bir yıldız, yıldız kalıntısı ya da kahverengi cücenin yörüngesinde bulunan, yuvarlak hâle gelmiş bir astronomik cisimdir. Uluslararası Astronomi Birliğinin (IAU) tanımına göre Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen bulunur. Bunlar, karasal gezegenler Merkür, Venüs, Dünya ve Mars; dev gezegenler Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Gezegen oluşumu için bilimsel açıdan mevcut en iyi teori, bir bulutsunun kendi içine çökmesi sonucu bir yıldızlararası bulut meydana getirdiğini ve yıldızlararası bulutun da bir önyıldız ve bunun yörüngesinde dönen bir öngezegen diski oluşturduğunu öne süren bulutsu hipotezidir. Gezegenler bu disk içinde, kütleçekiminin etkisiyle maddelerin kademeli olarak birikmesi sonucu, yığılma (akresyon) olarak adlandırılan süreçte büyürler.

Kelime-i şehâdet, İslâm inancında Allah'tan başka ilâh olmadığı, Muhammed'in de onun kulu ve elçisi olduğunu beyan eden ibaredir.

VII. Kleopatra Filopator MÖ 51ʼden 30ʼa kadar Mısır Ptolemaios Krallığıʼnın kraliçesi ve son etkin hükümdarıydı. Batlamyus hanedanının mensubu olan Kleopatra, Makedonyalı Yunan generali ve Büyük İskenderʼin refakatçisi olan Soterʼin soyundan gelmekteydi. Kleopatraʼnın ölümünden sonra Mısır, Roma İmparatorluğuʼnun eyaleti haline gelmiştir; bu da Akdenizʼdeki son Helenistik devlet ve İskenderʼin hükümdarlığından bu yana süren çağın sonuna işaret etmektedir. Yerli dili Yunanca olmasına rağmen, Mısır dilini öğrenen ve kullanan tek Batlamyus hükümdarıydı.

İnanna ; aşk, güzellik, seks, savaş, adalet ve siyasi güçle ilişkilendirilen antik Mezopotamya tanrıçasıdır. Sümerlerde kendisine "İnanna" adıyla ibadet edilirken daha sonraki dönemlerde Akad, Babil ve Asurlular tarafından İştar olarak tanımlanmış ve "Cennetin Kraliçesi" olarak anılmıştır. Ana tapınma merkezi Uruk'taki Eanna Tapınağı'dır ve buranın koruyucu tanrıçası kabul edilmiştir. Venüs gezegeniyle ilişkilendirilmiş ve aslan ile sekiz köşeli yıldız, en belirgin sembolü olmuştur. İştar'ın kocası, daha sonraki dönemlerde Tammuz olarak anılacak olan Tanrı Dumuzid iken yardımcısı (sukkal) ise sonraki dönemlerde erkek tanrılar İlabrat ve Papsukkal ile bir tutulacak olan Ninşubur'dur.

İbrahimî dinlere göre Harun bir peygamber, baş rahip ve Musa'nın ağabeyiydi. Harun ve kardeşi Musa hakkındaki bilgiler, yalnızca İncil ve Kur'an gibi dini metinlerden elde edilmektedir.
Yakub bin Tarık 8. yüzyılda Bağdat'ta yaşamış İranlı (Pers) astronom ve matematikçi.

Väinämöinen, Fin mitolojisinde ve Kalevala destanındaki sihirli güçleri olan şaman ve ozan.

İslam astronomisi, özellikle İslam'ın Altın Çağı sırasında, İslam dünyasında yapılan astronomik gelişmeleri kapsar ve çoğunlukla Arapça yazılmış eserlerden oluşur. Bu gelişmeler özellikle Uzak Doğu ve Hindistan'da daha sonra Orta Doğu, Orta Asya, Endülüs ve Kuzey Afrika'da gerçekleşti. Orta Çağ İslam astronomisi, yabancı dildeki kaynakların özümsenmesi ve bu kaynakların birbiriyle benzeşmeyen unsurlarının İslami özelliklere sahip bir bilim yaratmak için birleştirilmesi gibi yönleri nedeniyle diğer İslami bilimlerin doğuşuyla paralellik gösterir. Bu kaynaklar özellikle Arapça diline tercüme edilmiş ve üzerine çalışmalar gerçekleştirilmiş Yunan, Sasani ve Hint eserlerinden oluşuyordu.

Cailleach, Kelt mitolojisinde yaratıcı, kutsal acuze, hava tanrıçası ve soy tanrıçasıdır. İskoçya'da Beira olarak da bilinmektedir. "Yaşlı kadın, acuze" anlamına gelen kelime, modern İrlandaca ve Kelt dilinde de aynı anlama sahiptir. Kelime, İrlanda, İskoçya ve Man Adası'ndaki birçok mitolojik figürün adını etkilemiştir.

Tanrı'dan korkanlar yahut Tanrı'ya tapanlar Yunan ve Roma dünyasında varlığını sürdüren ve Hellenistik Yahudiliğe sempati besleyen bir gruptur. Aslen Yahudi olmayan bu gruba mensup insanlar, Yahudiliğe geçmeden Yahudilerin uyguladığı gelenek ve ritleri takip etmiş ve bunlardan etkilenmiştir.

Göksel küreler, Eflâtun, Eudoxus, Aristo, Batlamyus, Kopernik ve diğerleri tarafından geliştirilen kozmolojik modellerin temel unsurlarıydı. Bu kozmolojik modellerde, sabit yıldızların ve gezegenlerin görünen hareketleri, sanki kürelere yerleştirilmiş mücevherler gibi, eterik, şeffaf bir beşinci elementten (esîr) yapılmış dönen kürelere gömülü olarak düşünülmüştür. Sabit yıldızların birbirlerine göre konumlarını değiştirmediğine inanıldığından, bunların tek yıldızlı bir kürenin yüzeyinde olması gerektiği ileri sürülmüştür.
Grigorios Hioniadis, Bizans Rumu astronomdur. İran'a gitti ve dönüşünde Bizans'a tanıttığı matematik ve astronomi bilimi öğrendi ve Trabzon İmparatorluğu'nda bir astronomi akademisi kurdu. Hioniadis, Tebriz'de Ortodoks piskoposu olarak da görev yapmıştır.
Kātyāyana (कात्यायन), Antik Hindistan'da yaşamış bir Sanskrit dilbilgisi uzmanı, matematikçi ve Vedik rahiptir.

Babil astronomisi, Mezopotamya'nın tarihinin ilk dönemlerinde gök cisimlerinin incelenmesi veya kaydedilmesiydi. Kullanılan sayısal sistem olan altmışlık sistem, modern ondalık sistemdeki on sayısının aksine altmışa dayanıyordu. Bu sistem alışılmadık derecede büyük ve küçük sayıların hesaplanmasını ve kaydedilmesini kolaylaştırıyordu.

Budha Merkür gezegeni için kullanılan Sanskritçe kelimedir. Budha aynı zamanda Merkür gezegeninin tanrısıdır.

Mangala, Hindu edebiyatında Mars gezegeninin kişileştirilmiş hali ve ismidir. Lohita olarak da bilinir. Öfkenin, saldırganlığın ve savaşın tanrısıdır. Vaişnavizm'e göre, toprak tanrıçası Bhumi ve Vişnu'nun oğludur ve Vişnu'nun onu Varaha avatarında kadim suların derinliklerinden yükseltmesiyle doğmuştur. Şaivizm'e göre, Şiva bir gün Kailaş Dağı'nda meditasyon yaparken alnından üç damla ter Dünya'ya düştü. Bu damlalardan kızıl tenli, dört kollu güzel bir bebek dünyaya geldi. Şiva, çocuğu yetiştirilmesi için Toprak Ana'ya teslim etti. Bhumi tarafından büyütülen bu çocuğa Bhauma adı verildi.

Brihaspati, bir Hindu tanrısıdır. Brihaspati, Hinduizmin antik Vedik yazıtlarında ateşle ilişkilendirilen bir tanrıdır ve bu kelime aynı zamanda devalara ve devilere danışmanlık yapan bir tanrıya da karşılık gelir. Vedalardan sonra gelen bazı metinlerde, bu sözcük Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni olan Jüpiter'i ifade eder ve Brihaspati bu gezegenle bir Navagraha olarak ilişkilendirilir.

Şani veya Şanaişçara, Hinduizm'de Satürn gezegeninin ilahi kişileştirilmesidir, ve Hindu astrolojisindeki dokuz gök cismi (Navagraha) arasında yer alır. Şani'nin, Puranalar'da ikonografisi, koyu tenli, kılıç veya danda (asa) taşıyan ve bir bufalo veya bazen bir karga üzerinde oturan bir figürden oluşan erkek bir Hindu tanrısıdır. Şani, karma, adalet ve intikam tanrısıdır ve kişinin düşüncelerine, konuşmalarına ve eylemlerine bağlı olarak sonuçlara yol açar. Şani, uzun ömürlülüğün, sefaletin, üzüntünün, yaşlılığın, disiplinin, kısıtlamanın, sorumluluğun, gecikmelerin, hırsın, liderliğin, otoritenin, alçakgönüllülüğün, dürüstlüğün ve deneyimden doğan bilgeliğin kontrolcüsüdür. Aynı zamanda manevi çileciliği, kefareti, disiplini ve vicdanlı çalışmayı da ifade eder. Şani iki eşle ilişkilendirilir. Bunlar, değerli taş safirin kişileştirilmiş hali olan Neela ve bir gandharva prensesi olan Manda'dır.

Ammi-Şaduqa Venüs tableti, MÖ 1. bin yıldan kalma çok sayıda çivi yazılı tablette korunduğu gibi, Venüs'ün astronomik konumlarının bir kaydıdır. Bu astronomik kaydın ilk kez Hammurabi'den sonra dördüncü hükümdar olan Kral Ammi-Şaduqa döneminde derlendiğine inanılmaktadır. Dolayısıyla bu metnin kökeni için iki farklı tarihten söz etmek mümkün olsa da muhtemelen MÖ 17. yüzyılın ortalarına tarihlendirilebilir.