İçeriğe atla

Şemseddin Sivasi

Şemseddin Sivasi
DoğumH.926- M. 1520
Tokat
ÖlümSivas
MeslekHalvetiyye tarikatının Şemsiyye kolunun kurucusu, âlim ve şair

Şemseddin Sivasi, Halvetiyye tarikatının Şemsiyye kolunun kurucusu, âlim ve şair.

Hayatı

Ebu’s Sena, lakabı Şemsed-Din, ismi Ahmed, mahlası Şemsî, şöhreti ise Kara Şems olan Şemseddin Sivasi Tokat Zile Silis Köyü'nde doğmuştur. Horosan’dan göç eden Ebü’l-Berekat Muhammed Efendi’nin dört oğlundan biridir. Hayatının uzun bir dönemini Sivas’ta geçirdiği için Sivasi denilmiş fakat Sivas ve ahalisinde Şems-i Aziz olarak da anılmaktadır.[1] Eğitimine başlamadan önce babası ve aynı zamanda hocası olan Amasya şehrindeki Halveti Şeyhi Hızır Efendi ile tanışarak duasına nail olmuştur.[2] Şemseddin Sivasi eğitimine 7 yaşında Zile’de başlamasının ardından Tokat’a ağabeylerinin yanına giderek orada Arakiyecizade Mevlana Şemseddin Efendi’nin derslerine katılmıştır. Yirmili yaşlarında İstanbul’da tahsilini tamamlamasının ardından müderris olarak Sahn-ı Seman medreselerinin birinde göreve başlamıştır.[2]

Şemseddin Sivâsî İstanbul’a hicretinin sebebini şu şekilde açıklamışlardır: “Çünkü, ‘ilmi şeriften istifa-i haiz olundu, dâru’ssaltanati’l-‘aliyye Kostantiniyye’ye hicret ve tedris ve neşri ‘ulûma iştigal ve himmet ve medarisden hareket ile sahn medarisinin birine vuslat müyessere oldu”.[3]

Müderrislerin bir gün kazasker ziyaretinde makam istemeleri, ilim sahiplerine karşı saygısız davranılması, disiplinsizlik gibi durumları görmesi üzerine mesleği bırakmıştır. İstifa etmesinin ardından Fatih Camii’nde iki rekat tövbe namazı kılmasının ardından Şam üzerinden hacca gidip ardından Zile’ye dönmüştür.[3]

Burada vaizlik görevine devam ederken süluk (tasavvuf yolculuğu veya manevi yolculuk) isteğinin artması üzerine Amasya’ya giderek duasını aldığı Hızır Efendi’nin halifelerinden Ezine Pazarı’nda Muslihuddin Efendi’ye intisap etmiştir.[2]

Hocasının vefatından sonra talebe olmak için mürşit aramış, Amasya’da iki tane kamil hoca bulmuş fakat ümmi oldukları için vazgeçmiştir. Tokat’ta bulunan 100 yaşını geçkin zahid ve müttaki olan Şeyh Mustafa Kirbasi Efendi’ye tabi olmak istemiştir. Talebi üzerine Şeyh Kirbasi kendisinin yaşlı olduğunu ve kendisinin irşadı için altı ay sonra zatın geleceğini söyler.[1]

İlk hocası olan Arakiyecizade Efendi’yi ziyareti esnasında Şirvan vilayetinden bir Zatın gelerek vaaz ve nasihat verdiğini fakat kimsenin anlamadığını söyler. Şemseddin Sivasi hocası ile sohbet halkasına katılmak için Abdulmecîd Şirvânî ziyaretine giderler. Sohbet bittikten sonra Şeyh Şirvani, Sivasi’ye hitaben “Vatanımı ve emvâlimi terk ile dağlarda, vadilerde bunca meşakkâti senin ahvâlin ve senin terbiyetin için ihtiyâr ettim.” Demesiyle Şeyh Kirbasi’nin bahsettiği kişi olduğunu anlar. Hocasının hizmetine girer ve on yıl yanından durduktan sonra otuz beş yaşlarında icazet alarak irşad faaliyetlerine başlar.[4]

Sivas valisi Hasan Paşa kendi adına inşa ettirdiği, bugünkü Meydan Camii (Yeni Camii) olarak bilinen Hasan Paşa Camii’nde vaizlik görevi için Sivas’a davet edilir. Teklifi kabul etmek istemese de babası ve hocası ile görüşerek evliya, enbiyaların da yaptığı gibi hicreti de yerine getirmek adına teklifi kabul eder. Öğrencilerini ve kardeşi Şeyh İbrahimi de yanına alarak Sivas’a gider. Sivas’ta vaizlik görevinin yanı sıra tekke açarak irşad faaliyetlerine başlar.[5]

44 yaşında geldiği Sivas’ta hem camide hem dergahta 33 yılını vaaz, nasihat, taat, ibadet, riyazet ile geçmiştir. Yazıların ve şiirlerin birçoğunu “Yerleşip kaldığımız bu yurt bize çok uğurlu ve hayırlı oldu. Neşr-i ulûm ve ekseri tasnifâtım, hizmet-i irşâdım hep burada oldu. Atiyyeleri bahşeden Cenâb-ı Allâh lütûf ve kereminden bu hicret bereketiyle bana çok evlât ve ahfât da ihsân buyurdu.” dediği Sivâs’ta kaleme almıştır.[4]

Eğridir seferine de katılan Şemseddin Sivasi davet için kapıcıbaşı gelmeden hazır olmuştur. Savaş için kendi kazancı ile 6 deve, halife ve derviş içinde birer at, Sivas’ta mezarı bulunan İslam peygamberi Muhammed sancaktarı Abdulvehab Gazi’nin sancak-ı şerifini yanına almıştır. İstanbul’da kendisini Aziz Mahmud Hüdayi karşılamış ve üç gün boyunca misafir etmiştir. Padişah II. Mehmet Sinan Paşa köşkünde davet vermiş ve Şeyhülislam da katılmıştır. Savaş için önceden haberi olduğunu öğrenen II. Mehmed seferin akıbetine vakıf olduğunu belirterek Şemseddin Sivasi’ye danışır. Sivasi Hadi-i Şerif ile kendine yanıt verdiği rivayet olunarak Hatır-ı şerifinizi hoş tutun diyerek zafer müjdesini verir. Padişah sevince kapılarak üzerindeki samur kürkü Sivasi giydirmiştir. Kapıcılar Kethüdası Mehmed Ağa eliyle iki yüz sikke altını Şemseddin Sivasi’ye, yüz sikke altını da dervişlere ihda ve irsal etmiştir.[1]

Kişiliği

Eserlerinden anlaşıldığı üzere iyi derece Arapça ve Farsça gramer bilgisine sahiptir. Usul-ı fıkıhta Muhtasarü'I-Menara haşiye yazacak kadar iyi bir fıkıh bilgisi vardır.. Eserlerini tetkikinden anlaşıldığı üzere ileri düzeyde Kuran-ı Kerim ve Hadis ilmine vakıftır. Selefe tam tamına uyar Ehli Sünnet vel cemaat inancına bağlıdır. Sağlam itikadi görüşü olduğu bilinmektedir. Tasavvufi şahisiyetinin kuvveti aldığı eğitimlerden de anlaşılmaktadır. SEmerkand, Buhara gibi ilim şehirlerinde adından bahsedilmiştir. Alimliğinin yanında şair kişiliği de ön plana çıkmıştır. Osmanlı’da gördüğü Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat ve III. Mehmed dönemlerinde saygı ve ilgi görmüştür.[2]

Tarikatı

Halvetiyye’nin ana kollarından biri olan Şemsiyyedir. Kol, Seyyid Yahyâ’nın halifelerinden Yûsuf Ziyâeddin Müşkürî (ö. 890/1485) silsilesiyle intikal eder. Şemsiyye kolu hakkında kaynaklarda belirli ve çokça bilgi bulunmamaktadır. Tarikatın tacı sarı yünden (çuha) olup, gölgesi (şemsesi) bulunmaktadır. Taç tonları artan üç sarı parçadan oluşmaktadır. Salikin (yola giren kişi, mürid) konumuna göre aynı renkten çiçek işlemeleri bulunur. sadece tarikatte belli dereceye gelen perverdeler (yetişkinlerde) görülen tacın tepesinde küçük şekilde üç adet daire bulunur. Tacda olan nakış işlemesinin İslam peygamberi Muhammed’in miğferinin altında bulunan pembe nakıştan olduğu rivayet edilir. Zikirler zikri celil olarak yapılmaktadır. Zikirde Esrna-i seb'a (Lailahe illallah, Allah, Hu, Hak, Hay, Kayyum, Kahhar) ya (Kadir, Kavi, Cebbar, Malik, Vedud) Esma-i hüsnasının ilavesi ile on iki esma üzerine teslik-i talibin (şekillenmek, oluşmak) etmiştir. Riyazed, halvet ve mücahede tarikat içerisinde önemli tutulmuştur. Tarikati içerisinde günlük yaşam:

  • Müridlerin terbiyesi için gece namazı
  • sabah namazı ve ardından Yasin suresi okuma
  • Virdi setta (Halvetiliğin günlük evradı ve aynı zamanda Yahyâ Şirvânî'ye ait olan Virdü's-Settâr adlı eser(Boğa,2018)(12)) okuma
  • aşrı şerif (Kur'ân-ı Kerîm'in bir cemaat içinde sesli olarak okunan ve genellikle orta uzunluktaki on âyet kadar olan bölümlerine Türkler arasında verilen ad.(13)) okuma
  • gün doğumuna kadar zikir çekme
  • işrak,istiaze, kuşluk,evvabin, iman bekası, kabrin münis olması gibi nafile namazlarını kılma
  • 100 kere Fatiha suresi, ayet, selatü selam, İhlas suresi, istiğfar okunması
  • Cuma veya ayda bir kere tesbih namazı kılma, mübarek günlerde oruç tutma

tarikatin hususiyetlerinden olan ibadetlerdir.[2] Şemseddin Sivasi’den sonra yerine oğlu Pir Mehmed Efendi, sonrasında Damadı Recep Efendi postnişin (şeyh) olmuşturlar. Şemsiyye tarikatının Şemseddin Sivasi’nin yeğeni Abdülmecid Sivasi’nin İstanbul’a gelmesiyle birlikte Abdülhalad Nuri döneminde Sivasiyye adıyla anıldığı bilinmektedir. Yeğeninin İstanbul’a gelmesinin ardından Sivas’ta bulunan dergah ikinci planda kalmıştır. Tekkelerin kapatıldığı 1925 senesine kadar faaliyetlerine devam etmiştir.[6]

Halifeleri

Şemseddin Sivasi’nin 29 halifesi olduğu ileri sürülmektedir. Bilinenler şu şekildedir:[2]

  1. Abdülmecid Sivasi
  2. şeyhi Abdülmecid Şirvani'nin büyük oğlu Veliyyüddin Efendi
  3. Veliyyüddin Efendi'nin kardeşi Muhammed b. Abdülmecid Şirvani
  4. Mevlana Şeyh Abdülhay Kayseri (Kayseri'ye irşad vazifesi ile tayin olundu.)
  5. Alaaddin Efendi
  6. Şeyh Hamidüddin Aksarayi ahfadından Muhyiddin Efendi
  7. Sinan Halife
  8. Muslihiddin Sivasi (Şemsi tarafından Ankara'ya halife tayin edildi.)
  9. Mahmud Dede
  10. Şuayb Dede(Merzifon'a halile tayin edildi.)
  11. Mahmud Dede
  12. Hüseyin Dede (Canik’e tayin edildi.)
  13. Zeynelabidin Halife (Şemsi tarafından Tırhala’ya tayin edildi.)
  14. Mustafa Dede (Canik’e tayin edildi.)
  15. Ama Mehmed Halife (Sivasi’nin türbedarı olmuştur.)
  16. İdris Halife (Kırşehir’e tayin edildi.)
  17. Muhyiddin Halife
  18. Ahmed Dede (Yakacık tayin edildi.)
  19. Mısri el-Hac Mustafa Halife (Mısır’a tayin edildi.)
  20. Kemal Halife (Karadeniz- Ereğli tayin edildi.)
  21. Mustafa Halife (Sivasi tarafından Kıbrıs’a tayin edildi.)
  22. Pir Muhammed Efendi (Sivasi’nin Büyük oğlu)
  23. Muhyilkemalat Efendi (İstanbul’a tayin edildi.)
  24. Şeyh Receb Efendi

Eserleri

Düz yazı ve şiir biçiminde otuzdan fazla eser yazmıştır. Didaktik bir anlatım tarzıyla dönemin sosyo kültürel şartlarına uygun olarak bilgilerini eserleriyle yansıtmıştır. Arapça eserleri ve Farsça çevirileri diller üzerinde ileriye seviye bilgisini göstermektedir. Eserlerinin bazılarının adının sadece kaynaklarda geçmesi ve Şemseddin Sivasi’nin tek esere birden fazla isim vermesi eserler hakkında net bilgilere ulaşmayı zorlaştırmıştır. Sivasi eserleri aracılığı ile önce dergahtaki ardından sokaktaki insanlara islami ve tasavvufi düşünceleri aşılamak istemiştir. Mahlas olarak Şemsi ismini tercih etmiştir. Şairlik ve yazarlık çabasına girmeden, tasavvufu araç değil eserin amacı olarak kullanmıştır. Eserlerinde atasözleri-deyimlere, halkın anlayabileceği tabirler yer vermesi ve şiiri kullanımı bilgilerin kolay ve hafızalara kalmasını kolaylaştıracak araç olarak kullanmıştır. Güfte olarak kullanılan gazel türündeki eserleri popüler olmuştur.

Manzum eserleri

  • Divanı Şemsi
  • Gülşen-abad
  • Heşt Bihişt
  • İbretnüma
  • İrşadül Avam
  • Menakıbı Azam
  • Menakıbı İmamı Azam
  • Menasiki hac
  • Mevlid
  • Miratül Ahlak
  • Pendname
  • Süleymaniyye
  • Tercemei Kaside Bürde

Mensur eserleri

19 mensur eseri vardır. 17 tanesi Türkçe, 2 tanesi Arapça olan bu eserlerden sadece 11 tanesinin nüshası bulunmaktadır. Eserlerinde İslam hukuku, ayet yorumu, Kuran söz dizimi ve Arapça gramer üzerine incelemeler kaleme almıştır. Ayrıca eserlerinde önemli şahsiyetlerin menkıbelerini de konu almıştır. Şu an örnekleri bulunan 11 eserden 9 tanesi Türkçe eseridir.

Türkçe eserleri

Kaynaklar aracılığı ile varlığı tespit edilen eserler şu şekildedir:

  • Menâkıb-ı Çehâr-yâr-ı Güzîn
  • Menâzilü’l- rifîn, Es-Safâyıh fî-Tercemeti’l-Levâyıh
  • Nakdü’l-Hâtır
  • Emr-i İlâhî ve Hüccet-i İlâhî
  • Umdetü’l-Edîb fi’t-Ta’allümi ve’t-Te’dîb, Şerh-i Gazeliyyât-ı Sultan Murâd-ı Sâlis
  • Şerh-i Gazel-i Mevlânâ
  • Şerh-i Terceme-i Evcibe Ali bin Ebî Tâlib li-Es’ileti Kümeyl bin Ziyâd
  • Dâiretü’l-Usûl” İlcâmü’n-Nüfûs
  • Cilâu Uyûni’l-Arâisi’l Mudahhara
  • Dürerü’l-Akâid, Letâifü’l- yât ve Nukûşu’l-Beyyinât
  • Dürerü’l-Akâid Kıssa-i Musa ve Hızır
  • Meclis, Esrar-nâme Şerhi

Arapça eserleri

Arapça eseri iki tanedir.

  • Hallü Ma’âkıdi’l-Kavâ’id
  • Zübdetü’l-Esrâr fî-Şerhi Muhtasari’l-Menâr

Bunları öğrencilerinin eğitiminde kullanmak için yazdığı düşünülmektedir.[7]

Hocaları

  • Arakiyeci-zade Şemseddin Mahvi Efendi
  • Babasının şeyhi Hacı Hızır’ın halifesi Muslihuddin Halife
  • Şeyh Abdülmecid Şirvani

Kaynakça

  1. ^ a b c Aydın, Ö. (2019). Eğri seferinde bir şeyh: şemseddin sivâsî. Dergipark.
  2. ^ a b c d e f Aksoy, Hasan (1 Aralık 2005). "ŞEMSEDDiN SiVASi, HAYATI, ŞAHSiYYETi, TARiKATİ, ESERLERİ". Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (İngilizce). 9 (2): 1-43. ISSN 1301-1197. 2 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mayıs 2024. 
  3. ^ a b Sözlüğü, Türk Edebiyatı İsimler. "ŞEMSÎ, Şemseddîn Sivasî". teis.yesevi.edu.tr. 19 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mayıs 2024. 
  4. ^ a b "Kaynak" (PDF). []
  5. ^ "ŞEMSEDDİN SİVÂSÎ". TDV İslâm Ansiklopedisi. 19 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Mayıs 2024. 
  6. ^ Ceylan, S. (ocak 2015). Türkiye\'de tarikatlar. İsam Yayınları. 
  7. ^ Yıldız, S. ve Özmenekşe, Y. O. (2021). Soyut kültürel mirasımız sufi şair şemseddin sivâsî. Resarchgate. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Akşemseddin</span> Türk alim ve tıp insanı

Akşemseddin, asıl adı ile Mehmed Şemseddin, çok yönlü Türk âlim, tıp insanı ve Şemsîyye-î Bayramîyye isimli Türk Tasavvuf tarikatının kurucusu. Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed'in hocası olarak bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Hacı Bayrâm-ı Velî</span> Türk mutasavvıf ve şair

Hacı Bayrâm-ı Velî, Türk mutasavvıf ve şair. Safevî tarikatı büyüklerinden Hoca Alâ ad-Dîn Ali Erdebilî'nin öğrencilerinden olan Şeyh Hamid-i Veli'nin öğrencisi ve Bayramiyye tarikatının kurucusudur. Türbesi, Ankara'da Hacı Bayram Câmii'nin bitişiğinde bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Abdülmecid Efendi</span> Osmanlı Hanedanının son halifesi

Abdülmecid Efendi veya II. Abdülmecid, 32. Osmanlı padişahı Abdülaziz’in altı oğlundan biri, Osmanlı hanedanından son İslam halifesi, iki kutsal caminin hizmetkârı, 16 Mayıs 1926 ile 23 Ağustos 1944 yılları arası Osmanlı Hanedan reisi, ressam ve müzisyen. Osmanlı hanedanının tek ressam üyesidir ve döneminin Türk ressamları arasında yer almıştır. Amcasının oğlu Mehmed Vahdettin’in 4 Temmuz 1918’de tahta çıkması üzerine Osmanlı tahtının veliahdı olan Abdülmecid; bu sıfatı 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılıncaya kadar taşıdı. TBMM tarafından 18 Kasım 1922’de halife seçildi. Osmanlı halifeliğine resmen son veren 431 sayılı Kanun'un kabul edildiği 3 Mart 1924 tarihine kadar “halife” unvanını taşıdı. Tarihe “Son Osmanlı Halifesi” olarak geçmiştir.

Hâlidîlik, İslam'ın Sünnîlik mezhebine bağlı bir tarîkat olan Nakşibendîliğin en yaygın kollarından biridir. Kol, adını Kürt İslam âlimi Halid Bağdadî'den alır. Türkiye'de etkinlik gösteren Nakşibendî şeyhleri genellikle Halidî'dir.

<span class="mw-page-title-main">Yahyâ-yı Şirvânî</span>

Yahyâ-yı Şirvânî 15. yüzyılda yaşamış Azerbaycanlı sufi, Halvetiyye tarikatının ikinci kurucusudur. Azerbaycan Türkleri'nden olan Seyid Yəhya Bakuvi Azerbaycan'ın tanınmış filozof alim ve şairlerindən biri, Halvetiyye Tarikâtı'nın İkinci kurucusudur. Baküvi aynı zamanda bir Halvetilik virdi olan Virdu-Sattar'ın da yazarıdır. 2013 yılında UNESCO Genel Konferansı'nın 36. oturumunda Seyid Yahya Bakuvin'in 550. yıldönümünün dünya çapında kutlanması kararı alındı.

Abdülhakîm Arvâsî Üçışık , Türk İslam âlimi.

Halvetilik, cehri zikir adı verilen ve ilahi isimlerin yüksek sesle tekrar edilmesi anlamına gelen zikir yöntemini kullanan bir tarîkattır. Tarikat 14. yüzyılda yaşamış olan Ömer el-Halvetî'ye nisbet edilir. Pîr Ömer Halvetî'nin bir ağaç kovuğunda uzun süre halvet çıkarması ve ardından gelen müridlerin de tenhada kalmayı tercih etmeleri üzerine tarikat bu isimle anılmaya başlamıştır.

Râbıta, bir tasavvuf terimi. Tasavvufta belirli tarikatlarda bulunan bir uygulamaya verilen isimdir. Etimolojik açıdan râbıta sözcüğü rabt kökünden türemiştir ve “birleştirmek” ve “bağlamak” anlamlarına gelmektedir. Tasavvufta ise müridin, konsantre olup şeyhini aklında canlandırarak şeyhinden yardım istemesi, şeyhinin yardımı ile Allah'tan feyz alması anlamına gelir.

Galibîlik, Hacı Galip Hasan Kuşçuoğlu tarafından kurulmuş tarikattır. Kuşçuoğlu, 1993 yılında Kâdirî ve Rufaî tarikatlarının birleşiminden yeni bir kol olarak ayrı bir tarikat verildiğini ilân etti ve hâli hazırda var olan 12 tarike ek olarak kendi ismiyle anılan Gâlibîlik tarikatını 13. tarik olarak tanıttı.

Bayramilik veya Bayramiyye Tarikatı, kurucusu Hacı Bayram-ı Veli'nin (1352-1429) adına izafeten Bayramîyye Tarikatı olarak tanınmıştır. Hacı Bayram-ı Veli'nin, hocası Safev’îyye şeyhi Hoca Alâ ed-Dîn Ali Erdebilî'nin talebelerinden Şeyh Hâmid Hâmid’ûd-Dîn-i Veli'nin Aksaray'da ölümünden sonra Ankara'ya dönüp irşâd fa'aliyetlerine başladığı 1412 tarihi, ilk Türk tarikatı olan Bayramiye'nin kuruluşu olarak kabul edilir.

Celvetîlik ya da Celvet’îyye — Halvetiyye'nin bir alt sınıfına ait olan ve Halvetiyye İslâm Tarikâtı ile karıştırılmaması gereken bu Sufi tarikât, Bayramiyye'nin yan kollarından birisi olarak Hacı Bayram-ı Veli'nin müridlerinden "Akbıyık Sultan" tarafından Bursa'da Celvetîyye-î Bayramîyye Tarikâtı adı altında kurulmuştur. Bu sûfi tarikât, daha sonraları ise Aziz Mahmud Hüdayi tarafından Celvetîyye Tarikâtı adı altında yeniden yapılandırılan Halvetiye sufi tarikâtnın temellerini oluşturmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Sümbül Efendi</span>

Sünbül Sinan Efendi, İstanbul’un büyük velîlerinden, Halvetiyye'nin Sünbüliyye kolunun kurucusu mutasavvıf, medrese kökenli müfessir ve vâiz.

<span class="mw-page-title-main">Mehmed Selim Efendi</span>

Mehmed Selim Efendi, 34. Osmanlı padişahı II. Abdülhamid'in en büyük oğluydu.

<span class="mw-page-title-main">Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî</span>

Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî, İslam âlimi, yazar, din adamı, vaiz, Nakşibendi şeyhi.

Bursalı Abdüllatif Efendi, Osmanlı dönemi din alimi ve mutasavvıf.

Menâkıbnâme ; velilerin, tarikat büyüklerinin ve şeyhlerin kerametlerini konu alan eserlere verilen addır.

Kadızâde Mehmed Efendi, Küçük Kadızâde veya Kadızâdeli Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşamış olan bir vaiz. Görüşlerini kabul eden taraftarları, kendilerine Kadızâdeliler demekteydiler. Kadızâde Mehmed'in, İmam Birgivî'nin talebesi olmasından dolayı tasavvufu reddettiği öne sürülür. Mehmed'in babası, vilâyet hâkimiydi.

'Mehmed Emin Tokadî, tam adı Mehmed Emin b. Derviş Hasan b. Ömer en-Nakkaş et-Tokadî, aslen Tokatlı, lakabı Cemaleddin, künyesi Ebul Emâne ve Ebu Mansur, mahlâsı Âriftir. Dedesi Ömer en-Nakkaş aslen Diyarbakırlı idi. Şeyhi Aziz Mahmud Ermevî'nin ölümü üzerine Tokat'a yerleşmiştir.

Şeyh Himmet Efendi, Uşşâkî ve Bayrâmî tarikatlarının sırlarını birleştiren, Hacı Bayram-ı Veli'den gelen Bayramî tarikatının Himmetî kolunun kurucusu evliya'dan biri. İlim tahsili için İstanbul'da Davud Paşa Medresesi’nde senelerce çalıştıktan sonra aklî ve naklî ilimlerde icâzet (diploma) aldı. Kasımpaşa Camii vâizliğini yaptı. Vaizliği bir ara oğlu Abdullah Efendi'ye bıraksa da, insanların ısrarı üzerine görevine geri döndü. Abdullah Efendi ise Fatih'te bulunan Halil Paşa Camii vâizlik görevine tayin edildi.

<span class="mw-page-title-main">Hızır Çelebi</span> İstanbulun ilk kadısı

Hızır Çelebi, 15. yüzyılda yaşamış Osmanlı alimidir. İstanbul'un fethinden sonra yeni başkentin ilk kadısı olarak tayin edilmiştir. Arap ülkelerine gitmeden Arapçayı öğrenen Osmanlı âlimlerinden ve aynı zamanda Fahreddin er-Râzî'nin kelâm ekolünü devam ettirenlerden biridir. Zamanında Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleriyle de tanınmıştır. Kaynaklarda ondan "İkinci İbn Sînâ", "ilim dağarcığı" ve "ilmin âlemi" şeklinde bahsedilir.