İçeriğe atla

Şehnâme-i Âl-i Osmân

Kanuni Sultan Süleyman

Şehname-i Al-i Osman, Türk, Osmanlı ve İslam tarihini anlatan ve 1558 tarihinde Farsça olarak yazılmış bir Osmanlı eseridir. [1] Osmanlı müellifi Arifî Fethullah Çelebi tarafından beş cilt halinde, Kanuni Sultan Süleyman’a sunulmak üzere yazılmıştır. Yalnızca üç cildi günümüze ulaşmıştır. [2]

  • İlk kitap olan Enbiyaname ("Peygamberler Kitabı"), Adem ve Havva ile başlar, çeşitli peygamberleri ve İran mitolojisinden önemli kişilerle devam eder ve İslam Peygamberi Muhammed’in hayatı ile son bulur. 48 metin folyosu ve 10 tablodan oluşan bu eser, 1558 yılının Mart ayında tamamlanmıştır [2]
  • Kayıp olan ikinci ve üçüncü ciltler muhtemelen İslam peygamberi Muhammed ve İslam'ın yükselmesinin yanı sıra Selçuklular gibi önceki Türk devletlerinin tarihine odaklanmayı amaçlıyordu. [2]
  • Osmanlı hanedanının tarihini içermesi beklenen, tamamlanmamış dördüncü bölüm olan Osmanname 1402 yılına kadar gelebilmiştir. 205 folyo ve 34 resim içermektedir. [2]
  • Günümüze ulaşan üç ciltten en uzunu Süleymanname olarak da bilinen beşinci cilttir. 1558 yılı Haziran ayı sonlarında veya Temmuz ayı başlarında tamamlanmış olup, 617 folyo, 69 resim, dördü çift sayfalı olmak üzere ve 60.000 beyitten oluşmaktadır. [2]

Kaynakça

Kaynaklar

  • Eryılmaz, Fatma Sinem (2013). "From Adam to Suleyman: Visual Representations of Authority in ʽĀrif's Shāhnāma-yi Āl-i ʽOs̠mān". Fetvacı, Emine (Ed.). Writing History at the Ottoman Court: Editing the Past, Fashioning the Future. Indiana University Press.  r eksik |soyadı1= (yardım)
  • Eryılmaz, Fatma Sinem (2018). "The Sulaiman-nama (Süleyman-name) as an Historical Source". Melville, Charles (Ed.). Shahnama Studies III: The Reception of the Shahnama. Brill.  r eksik |soyadı1= (yardım)
  • Şahin, Kaya (2023). Peerless Among Princes: The Life and Times of Sultan Süleyman. Oxford University Press. 
  • Tanındı, Zeren (2011). "The Illustration of the Shahnama and the Art of the Book in Ottoman Turkey". van den Berg, Gabrielle (Ed.). Shahnama Studies II: The Reception of Firdausi's Shahnama. Brill.  r eksik |soyadı1= (yardım)

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">İslam</span> tek tanrılı İbrahimî bir din

İslam (Arapça: اَلْإِسْلَامُ, romanize:

<span class="mw-page-title-main">III. Mustafa</span> 26. Osmanlı padişahı (1757–1774)

III. Mustafa, divan edebiyatındaki mahlasıyla Cihangir;, 26. Osmanlı padişahı ve 105. İslam halifesi.

<span class="mw-page-title-main">Ömer</span> İslam Devletinin ikinci halifesi, sahabe

Ömer bin Hattab, İslâm peygamberi Muhammed'in sahâbesi ve İslâm Devleti'nin Ebû Bekir'den sonraki ikinci halifesidir. Ehl-i Sünnet, Ömer bin Hattab'ı zaman zaman "Ömer'ul-Farûk" diye anarlar. Şiiler ise Ömer'in hâlifeliğini tanımazlar. 23 Ağustos 634 tarihinde Râşidîn Halifeliği'nin ikinci hâlifesi oldu ve bu görevi, öldürüldüğü yıl olan 644'e kadar sürdürdü.

<span class="mw-page-title-main">İslamcılık</span> Politik bir akım

İslamcılık, modern devlet ve devletçiklerin anayasal, ekonomik ve yargısal olarak, bu kesimde canlanma ya da otantikliğe dönüş olarak algılanan İslami uygulamalarla yeniden kurulması gerektiğini öne süren siyasi ideolojidir. Bu akımlardaki hakim anlayış Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker'in yerine getirilmesidir. Siyasal İslam'ın Seyyid Kutub ve Mevdudî gibi köktendinci öncüleri "Allah'ın sistemi" olarak gördükleri şeriata dayanmayan güç sahipleri olarak tanımladıkları tağuta isyanı tevhidin ön şartı olarak sundular.

<span class="mw-page-title-main">Dört Halife</span>

Dört Halife ya da Râşid Halifeler; Sünnilik'te Râşid halifeler, doğru yola yönlendirilen ve doğru bir model olduğu kabul edilen halifelerdir. Bazıları bu kategoriye Muhammedin torunu Hasan'ın 6 aylık hilafetini de sokarlar. İslam peygamberi Muhammed'in ölümünden sonra ümmete önderlik eden ilk dört halifedir:

Tuvana Krallığı. MÖ 3000 ile 2000 yılları arasında Anadolu'da kurulan şehir devletlerinden birisi de Ön Hititler tarafından kurulan ve merkezi İlçenin 4 km güneyindeki aydınkent (İvriz) köyünde bulunan Tuvana Krallığı şehir devleti olup, bu devlet merkezi Aydınkent (İvriz) olmak üzere MÖ 1200 ile 742 yılları arasında hüküm sürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Velî (İslam)</span> Esma ül Hüsna

Veli (Arapça: الْوليّ, çoğul Arapça: أَوْلِيَاء, ʾawliyāʾ), "efendi", "otorite", "koruyucu", gibi çeşitli şekillerde tercüme edilen Arapça kelime, Müslümanlar tarafından en yaygın olarak İslami bir azizi belirtmek için " Tanrı'nın dostu" anlamında kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Osman</span> İslam Devletinin üçüncü halifesi, sahabe

Osman bin Affan, Hulefâ-yi Râşidîn'den üçüncüsü, İslam peygamberi Muhammed'in cennetle müjdelenmiş sahâbelerinden birisidir. 644 yılından 656'daki öldürülmesine kadar, 12 yıl boyunca halifelik yapmıştır; Hulefâ-yi Râşidîn'den en uzun süre halifelik yapan odur. Şiâ'da halifeliği kabul edilmeyen sahâbedendir; zira Şîa inancına göre hüküm sürmesi gereken ilk halife Ali'dir. Sünni inanca göre Ali ve Osman arasında ayrım yapılmaz. Ümeyyeoğullarından (Emeviler) olan Osman'ın künyesi İslam peygamberi Muhammed'in kızı Rukiyye'den olan oğluna nispetle Ebu Abdullah'tır. Bunun dışında Ebu Leyla olarak anıldığı da olurdu.

<span class="mw-page-title-main">Muhammed</span> İslamın kurucu peygamberi (570–632)

Muhammed, dünyanın en kalabalık ikinci dini olan İslam'ın kurucusu ve merkezî figürü olan dinî, askerî ve siyasi Arap liderdir. Arap Yarımadası'nın tamamını ele geçirerek Müslüman hâkimiyetini tek bir yönetim altında birleştirmiş ve böylece İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın yanı sıra, öğretileri ile uygulamalarını güvence altına alarak İslami dinî inancın temelini oluşturmuştur. Müslümanlar tarafından Âdem, İbrahim, Musa, İsa ve diğer peygamberlerin daha sonradan tahrif edilmiş tek tanrılı dinlerini onaran ve tamamlayan kişi ve Allah'ın insanlara gönderdiği son peygamber olduğuna inanılır.

<span class="mw-page-title-main">İslam'da kadın</span> İslam toplumlarında kadının yeri

Müslüman kadınların deneyimleri farklı toplumlarda ve aynı toplum içinde büyük farklılıklar gösterir. Ortak yönleri ise, hayatlarını değişen derecelerde etkileyen, aralarındaki geniş kültürel, sosyal ve ekonomik farklılıklar arasında köprü kurmaya hizmet edebilecek ortak bir kimlik veren İslam dinine bağlılıklarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Ehl-i Hadis</span>

Ehl-i Hadis, İslam ın 2./3. yüzyıllarında Kuran'ı ve sahih hadisi hukuk ve inanç gibi meselelerde tek otorite olarak gören hadis alimlerinin bir hareketi olarak ortaya çıkan Sünni İslam'ın İslami bir okuluydu. Taraftarları aynı zamanda rivayetçi veya bazen de gelenekçiler olarak anılmıştır. Gelenekçiler, dördüncü İslami yüzyılda mezheplerin ortaya çıkmasından önce Sünni ortodoksluğun en yetkili ve baskın bloğunu oluşturuyordu. Ehl-i Hadis, hukuki muhakemelerini bilgilendirilmiş görüş رَأْي (re'y) veya yaşayan yerel uygulama عُرْف (ʽörf) üzerine temellendiren ve genellikle aşağılayıcı bir şekilde Ehl er-Re'y olarak anılan çağdaş fıkıhçıların çoğuna karşı çıktı. Gelenekçiler taklid suçlandılar veya kutsal metinler olmadan re'y) uygulamasını kınadılar. Buna karşılık ittiba'yı savundular. Buna karşılık Ehl-i Hadis, Kutsal Yazılara bağlı kalarak içtihadı savundu.

Tekfir, İslam hukukunda bir Müslümanın başka bir Müslümanı kafir ilan etmesidir. Tekfir eden kişiye mükeffir denilir. İslam dininde tekfir yasaklanmıştır, çünkü Kur'an suçlamaları yasaklarken bir hadis rivayeti bir kişiyi tekfir edenin kendisi kafir olacağını söyler.

İslam'dan çıkış genellikle bir Müslüman tarafından düşünce, söz veya fiil yoluyla İslam'ın terkidir. İslam'dan dönene mürted denir. Tanıma sadece başka bir dine dönen veya dini tamamen terk edenler değil küfür, sapkınlık veya inançsızlığı ima eden herhangi bir eylem veya söz yoluyla, İslam'ın "temel bir inanç veya akidesini" inkâr edenler de dahildir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı gerileme tezi</span>

Osmanlı gerileme tezi veya Osmanlı gerileme paradigması, Osmanlı İmparatorluğu'nun dünyanın o zaman gelişmiş kabul edilen ülkeleri ile kıyaslandığında bilim ve endüstride geri kalması ve ürünler ortaya çıkaramaması sonucu, dış ülkelere bağımlılığını tarif etmek amacı ile ortaya konmuştur. Türkiye'nin ve dünyanın tanınmış tarihçilerinden Halil İnalcık Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ adlı kitabında, “...18. yüzyılın uzun savaşlarıyla denge Avrupa’dan yana döndü. Osmanlı gücü inişe geçti, 18. yüzyılda Batı üstünlüğünün kabulüyle de imparatorluk politik ve ekonomik olarak Avrupa’ya bağımlı hale geldi, imparatorluğun varlığını sürdürmesi ve olası çöküşü, sonunda bir Avrupa politikası sorunu, Doğu Sorunu oldu ve Osmanlı politik yaşamı 1920'ye dek Avrupa'ya bağımlı olarak sürdü,” saptamasını yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Yemen imamları</span> Yemeni yönetmiş Zeydi imamlar

Yemen imamları ve daha sonra Yemen kralları, Yemen'de Zeydi Şii İslam'ının kutsanmış dini ve siyasi liderleridir. Tarihçi İbn Haldun imamlardan başa gelmelerini sağlayan kabileden, Banu Rassi veya Rassiler, telaffuza göre Banu Ressî veya Ressîler olarak bahseder. Orijinal Arap kaynaklarında Rassi terimi pek kullanılmaz. El-Mansur el-Kasım bin Muhammed'in kurduğu Rassidilerin alt kolu olan Kasımîler olarak da bilinir. 897'den itibaren Yemen'in bazı bölgelerinde dini ve siyasi yönetimini ellerinde tuttular. Bazen yönetim gücü imamlara değil, Memlûklerin, Osmanlıların valilerine aitti. İmamların; dini ilimler konusunda bilgili olması, savaşlarda Yemen'in reisi olduğunu kanıtlaması gerekiyordu. İmamlık iddiasında bulunanlar İslam'a çağrıda bulunurlardı. Bazen aynı anda iki imam olabiliyordu fakat bu durum çok nadirdir. Birçok İmami'nin aksine, Zeydiler İmamlarına ilahi veya insanüstü nitelikler atfetmezler. Zeydîler’in, kendine özgü bir sosyokültürel yapısı olan Yemen bölgesine intikal edip devlet kurmalarından itibaren günümüze kadar devam eden varlığı, siyasî bakımdan dönem dönem muğlak ve istikrarsız bir seyir izleyerek kesintilere uğramıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kinane</span>

Kinana Mekke çevresindeki Tihame kıyı bölgesinde ve Hicaz dağlarında yer alan yerleşik bir Arap kabilesiydi. İslam peygamberi Muhammed'in kabilesi olan Kureyşliler, Kinana'nın bir koluydu. Günümüz Arap dünyasındaki bir dizi kabile, soylarını bu kabileye dayandırmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Şemsi Paşa</span>

Şemsi Paşa (1846-1908) bir Osmanlı - Arnavut generaliydi. Alaylı ve eğitimsiz bir asker olan olan Şemsi Paşa, Sultan II. Abdülhamid'in güvendiği paşalardan birisiydi. Resneli Niyazi'nin dağa çıkarak başlattığı Jön Türk Devrimi'ni bastırmak için görevlendirildi. Ancak isyanı bastırmak için harekete geçtiği sırada Manastır'da İttihat ve Terakki üyesi Atıf Kamçıl tarafından suikast sonucu öldürüldü.

Gıyâseddin Türkanşah Anadolu Selçuklu hanedanının bir üyesi ve Gürcistan Krallığı'nın kraliçesi Rusudan'ın 1223 ila 1226 yılları arasındaki kocasıdır. Erzurum emirinin oğludur. Gürcü kraliçesi ile evlenebilmek için babasının emriyle Hıristiyanlığı kabul etti. Gıyaseddin'in Gürcü sarayındaki konumu zayıftı ve Rusudan'ın sadakatsizliği nedeniyle ilişkileri gergindi. 1226'da Harezmşahlar'ın Gürcistan'ı işgali sırasında dini ve siyasi ayrımlar arasında gidip geldi. Bu sıralarda, Rusudan kendisinden boşandı ve Gıyaseddin kayıtlardan kayboldu. Tamar ve David adında iki çocuğu vardı.

Hz. Muhammed'in Hayatı, İslam peygamberi Muhammed'in Martin Lings tarafından 1983 tarihinde yazılmış biyografisidir.

<span class="mw-page-title-main">Süreyya Bedirhan</span>

Süreyya Bedirhan, Bedirhan Bey'in soyundan gelen ve Bedirhan ailesinin bir üyesi olan bir Kürt prensiydi. Kürt bağımsızlığının etkili bir destekçisi, gazeteci ve yazardı. Eserleri, Bletch Chirguh müstear adıyla da bilinir. Bedirhan ailesinin diğer üyeleri gibi, İslam'ın Kılıcı ve İslam peygamberi Muhammed'in generali ve arkadaşı Halid bin Velid'in soyundan geldiğini iddia etti.