İçeriğe atla

İşitsel seçici dikkat

İşitsel seçici dikkat ya da seçici duyma, sinir sistemimizin bir parçası olan işitme sistemimizi ilgilendiren bir tür seçici algıdır. Seçici duyma insanların dikkatlerini belirli bir kaynaktan gelen sese veya konuşulan kelimelere odaklaması eylemidir. Çevremizden gelen pek çok gürültü ve sesin İşitme sistemitarafından duyulmasına rağmen, bunların sadece belirli bir kısmı beynimiz tarafından işlenir.[1] Çoğu zaman, işitsel algı insanların duymakta en çok ilgilendikleri uyarıcılara yönelir. Krans, Isbell, Giuliano ve Neville tarafından 2013 yılında yayınlanan makaleye göre, seçici işitsel algı aynı zamanda gelen iki uyarıcıdan birini alındılarken diğerini göz ardı etme yeteneği olarak tanımlanabilir.[2] Buna örnek olarak gürültülü bir sınıf ortamında, öğretmenine odaklanıp sınıf arkadaşlarından gelen sesleri göz ardı eden bir öğrenciyi verebiliriz. Bu bir "dar boğaz" örneğidir. Bu demektir ki aynı zamanda gelen verinin tamamı beynimiz tarafından işlenemez ancak duyusal verinin bir kısmı bu dar boğazı geçip işlenebilir.[3] Fakat seçici duyma fizyolojik bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Fizyolojik bir hastalık olmaktan öte, insanların çevreden gelen gürültü ve sesleri bloke etme yetenekleridir. Yıllardır, işitsel dikkatin seçiciliği üzerine yapılan araştırmalar artarak devam etmektedir.

Tarihçe

Kokteyl partisi problemi 1953 yılında Colin Cherry tarafından ortaya atıldı. Aklımızın işitsel sistemimize gelen verilerden hangilerinin önemli olduğunu nasıl bildiği ve bunları nasıl anlamlı bir bütün haline getirdiği bir problemdir. Örneğin, kalabalık bir parti ortamında karşımızdakinin söylediklerine odaklanıp, söylenenleri anlayabilmemiz problemi gibi.[4] Cherry işitme sistemimizin gelen sesleri süzdüğünü belirtti ve işitsel verinin, konuşmacının sesi ve yeri gibi fiziksel özelliklerinin kişinin belli bir uyarıcıya odaklanmasını kolaylaştırdığını söyledi. Cherry ayrıca,iki kulağa gelen farklı bilgilerden sadece tek bir kulağa geleninin işlenmesi ve hatırlanması demek olan gölgeleme ile ilgili çalışmalar yaptı.[5] Albert Bregman adında başka bir psikolog işitsel sahne analiz modelini ortaya attı.[6] Bölünme, birleştirme ve ayırma bu modelin 3 ana özelliğidir. Bölünme işitsel verilerin önemlerine göre parçalara ayrılmasıyken, birleştirme işitsel verinin parçalarının bir araya getirilip bir bütün oluşturmasıdır. Ayırma ise önemli işitsel verinin istenmeyen veriden beyinde ayrılmasıdır. Bregman ayrıca bu süreçte algı fikrinin önemini belirtir ve kişinin çevresindeki duyusal verilerden yola çıkarak dünyayı anlamlandırmasının önemine vurgu yapar. Algı olmadan kişinin etrafında olup bitenden haberdar olması mümkün değildir. Bregman'ın çalışmaları işitsel seçici dikkati anlamamız açısından ufuk açıcı olmasına rağmen, işitsel mesajların seçilme şekline ve ne zaman diğer seslerden ayrıldığına dair bir açıklama getirmemiştir. Bregman'ın çalışmalarından ilham alarak pek çok araştırmacı işitsel sahne analizinin dikkati kontrol eden süreçlerle ilgisini çalıştı. Maria Chait, Mounya Elhilali, Shihab Shamma ve Barbara Shinn-Cunningham bu araştırmacılardan bazılarıdır.

Yakın Zamanda Yapılan Araştırmalar

Son dönemlerde, araştırmacılar işitsel seçici dikkatin mekanizmalarını açıklamaya çalışmaktadırlar. Bu kapsamda 2002 yılında, San Francisco'daki Kaliforniya Üniversitesinden Nörolojik Cerrahi ve Fizyoloji bölümünden bir yardımcı doçent, çok konuşmacılı konuşma algısı testinde dikkat edilen konuşmacının korteksteki seçici temsilini inceledi. Edward Chang ve meslektaşı Nima Mesgarani, ameliyat tedavisi altında olan 3 epilepsi hastasını kapsayan bir çalışma yürüttüler.[7] Bütün hastaların duyma yetileri normaldi. Deney cerrahların operasyon sırasında üzerinde elektrotlar bulunan ince bir tabakayı hastaların beynine, korteksin dış yüzeyine yerleştirmesi üzerine kuruluydu. Daha sonraki aşmada, hastalara iki ayrı konuşma örneği verildi ve farklı konuşmacılar tarafından söylenilen kelimeleri ayırt etmeleri istendi. Ancak bu iki ayrı konuşma hastalara aynı anda dinletildi ve konuşmacılar farklı cümleler söylüyorlardı. Bu esnada, Elektronların işitsel korteksteki etkinlikleri kaydedildi. Chang ve Mesgarani, işitsel korteksteki sinirsel tepkinin hedef konuşmacıyı dinlerken arttığını gözlemlediler. Chang'a göre bu deney hastaların işitsel dikkatinin ne zaman diğer konuşmacıya kaydığını gösteren sinirsel (neural) değişlikleri anlamamızı sağladığı için başarılıydı. Bu insanlarda işitsel dikkatin seçiciliğini net bir şekilde gösteriyordu.

İşitsel dikkatin bireylerde zaman içinde gösterdiği gelişim de araştırmacılar tarafından ayrıca incelendi. Jones ve Moore, değişik yaş gruplarından çocukların başka bir işitsel uyarıcı tarafından maskelenen hedef sesi ne kadar iyi duyduklarını ve tepki verdiklerini çalıştılar.9-11 yaş arası çocukların en az yetişkinler kadar hedef sese odaklanabildikleri ve diğer uyarıcıyı göz ardı edebildikleri görüldü (2015, p. 366).Bu çalışmalar gösteriyor ki işitsel seçici dikkat üzerine yapılan çalışmaların devam etmesi dünyamızı daha iyi anlayıp anlamlandırabilmemiz açısından önem taşımaktadır.[8]

Yaygınlık

İşitsel duymanın yaygınlığı henüz tam olarak araştırılmış değil. Ancak, bazı araştırmacılar erkeklerin kadınlardan daha fazla oranda seçici duymaya sahip olduklarını öne sürmektedirler. 2010 yılında Ida Zündorf, Hans-Otto Karnath ve Jörg Lewald erkeklerin işitsel verinin yerini tayin etmedeki avantaj ve yeteneklerini araştıran bir çalışma yürüttüler.[9] Çalışmalarında kokteyl partisi etkisi üzerine odaklı ses yerleştirme görevini kullandılar. Erkek ve kadın katılımcıların belli bir kaynaktan gelen sesleri etraftaki pek çok kaynaktan gelen sesler arasından seçmeleri gerekiyordu. Sonuçlar erkeklerin performansının daha iyi olduğunu gösterdi. Kadın katılımcılara çok-sesli bir ortamda hedef sesin yerini tayin etmek daha zor geldi. Zündorf ve arkadaşları, çok sesli işitsel alandan gelen hedef sesin yerini belirlemeye yardım eden dikkat süreçlerinde cinsiyet farklılıkları olabileceğini önerdiler. Cinsiyetler arasında işitsel seçici dikkat açısından farklılıklar olmasına rağmen, çoklu-görevlerle sınandıklarında özellikle bu görevler eşzamanlı ve benzer türdeyse iki cinsiyetin de zorlandığı gözlenmiştir (Dittrich and Stahl, 2012, p. 626).[10]

Hastalık Durumu

Seçici duyma fizyolojik ya da psikolojik bir rahatsızlık değildir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, duyma bozukluğu kulakların duyma yetisini tamamen kaybetmesidir. Teknik olarak konuşmak gerekirse, seçici duyma bir tür sağırlık değildir. Bütün işitsel verinin fiziksel olarak kişi tarafından duyulmasına rağmen, beynimizin bilinçli bir şekilde istenmeyen bilgiyi filtreleyebilme kapasitesidir seçici duyma. Bu nedenle, seçici duyma herhangi bir fiziksel duyma hastalığıyla karıştırılmamalıdır.[11]

Kaynakça

  1. ^ Acoustical Society of America (ASA). "Scientists tuning in to how you tune out noise." ScienceDaily. ScienceDaily, 8 May 2012. <www.sciencedaily.com/releases/2012/05/120508152007.htm>.
  2. ^ Bess, F.H., & Humes, L. (2008). Audiology: The Fundamentals. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins.
  3. ^ Karns, Christina M.; Isbell, Elif; Giuliano, Ryan J.; Neville, Helen J. (2015-06-01)."Auditory attention in childhood and adolescence: An event-related potential study of spatial selective attention to one of two simultaneous stories". Developmental Cognitive Neuroscience 13: 53–67. doi:10.1016/j.dcn.2015.03.001. PMC 4470421.PMID 26002721.
  4. ^ Cherry, C. (1953). "Some experiments on the recognition of speech, with one and with two ears". Journal of the Acoustical Society of America 25: 975–979.
  5. ^ Eysenck, M. W. (2012). Fundamentals of cognition (2nd ed.). New York, NY: Psychology Press.
  6. ^ Bregman, A.S. (1990). Auditory scene analysis: The perceptual organization of sound. Hong Kong: Asco Trade Typesetting Ltd.
  7. ^ Chang, E.F., & Mesgarani, N. (2012). "Selective cortical representation of attended speaker in multi-talker speech perception". Nature, 485, 233-237.
  8. ^ Moore, D. R. (2015). "Development of auditory selective attention: Why children struggle to hear in noisy environments". Developmental Psychology 51 (3): 353–369.doi:10.1037/a0038570.supp.
  9. ^ Zündorf, I., Karnath H., & Lewald, J. (2010). "Male advantage in sound localization at cocktail parties". Cortex 47: 741–749. doi:10.1016/j.cortex.2010.08.002.
  10. ^ Dittrich, K., & Stahl, C. E. (2012). "Selective impairment of auditory selective attention under concurrent cognitive load". Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance 38 (3): 618–627. doi:10.1037/a0024978.
  11. ^ Deafness and hearing impairment". World Health Organization. WHO. 2012.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Algı</span> Duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi

Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir. Algı, duyu organlarının fiziksel uyarılmasıyla oluşan sinir sistemindeki sinyallerden oluşur. Örneğin, görme gözün retinasına düşen ışıkla, işitme kulağa gelen ses ile oluşur. Algı bu sinyallerin sadece pasif bir şekilde alınması değildir. Öğrenme, dikkat, hafıza ve beklenti ile şekillenebilir. Algı, bu "yukarıdan aşağıya etkileri" kapsadığı gibi duyusal girdinin "aşağıdan yukarıya" işlenmesini de içerir. "Aşağıdan yukarıya işlemler", basitçe, düşük seviye bilgi kullanılarak daha yüksek seviyede bilginin oluşturulmasıdır. Yukarıdan aşağıya işlemler ile kastedilen, kişinin kavram ve beklentilerinin algıyı etkilemesidir. Algılama, sinir sisteminin kompleks işlemlerine dayanır, ancak bilinçsel farkındalığın dışında gerçekleştiği için çoğu zaman kişilere zahmetsizce gerçekleşir gibi gelir.

Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu nörogelişimsel bir bozukluktur. DEHB dikkat, dürtüsellik ve öz düzenlemeyle ilgili sorunlarla kendini gösterir ; Bazen şiddetli fiziksel huzursuzluk da ortaya çıkabilir.

Agnozi, duyusal bilgiyi işleme yetersizliğidir. Genellikle özel bir duyu ya da hafıza kaybının olmadığı durumlarda nesneleri, kişileri, sesleri, şekilleri, kokuları tanıma yeteneğinin kaybıdır.

<span class="mw-page-title-main">Dikkat</span>

Dikkat, düşünceyi belli bir şey üstünde yoğunlaştırabilme gücü. Nesnel olarak, bütün duyumsal ya da belleğe yerleştirilmiş bilgilerden, daha sonra kullanmak için bir bölümünü seçmeyi gerektirir. Bir toplantıda konuşan çeşitli kişiler arasında yalnızca birini dinlerken bir resme bakarken şekilleri dikkate almaksızın yalnızca renklere yoğunlaşırken, kalabalıkta bir tanıdığı ararken ya da akıl bir problemi çözmeyi yoğunlaştırılırken, farklı verimlilik derecelerinde farklı dikkatler söz konusudur. Bireyin seçmek zorunda kalması algılamanın, düşünmenin ya da birçok şeyin aynı anda yapmanın bir sınırı olduğunu gösterir.Dikkat, bir bilginin belli öznel veya nesnel olarak dikkate alınan yönünü seçerek ona odaklanan, diğer bir taraftan o bilginin algılanabilen diğer yönlerini göz ardı eden davranışsal ve bilişsel süreçtir. Dikkat, sınırlı işlenen kaynakların paylaştırılmasıdır.

Psikolojide, Stroop etkisi, uyaranlardaki uyumsuzluk nedeniyle bir görevin reaksiyon süresinde gecikmenin meydana geldiği bilişsel etkileşimin bir göstergesidir.

Beyin-bilgisayar arayüzü veya zihin-makine arayüzü veya beyin-makine arayüzü, beyin ile dış bir cihaz arasındaki doğrudan iletişim yoludur. Beyin-bilgisayar arayüzü genellikle insanoğlunun bilişsel veya duyusal motor fonksiyonlarına yardımcı olmak veya onları tamir etmek için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Serebral korteks</span> kafada bir bölüm

Serebral korteks veya beyin korteksi, insan ve diğer memeli beyinlerindeki serebrumun sinir dokusundan oluşan dış tabakasıdır. Beynin diğer kısımlarının çoğunun beyaz renkte olmasını sağlayan yalıtımın kortekste bulunmamasından dolayı rengi gridir. Korteks serebrum ve serebellumun dış kısımlarını örter ve kalınlığı 1,5-5,0 mm arasında değişir. Korteksin serebrumu örten kısımı serebral korteks olarak adlandırılmaktadır.

İstem dışı körlük, dikkatsiz körlük veya algısal körlük, hiçbir şekilde görme bozukluğu ya da görme kusuru ile ilişkilendirilmeyen psikolojik bir dikkat eksikliği. İstem dışı körlük bir bireyin normal bir görüşte beklenmedik uyarıcıyı (stimuli) fark edemediği olay olarak da tanımlanabilir. Biri için tüm uyarıcılara dikkat etmek imkânsız olduğunda sonuç olarak istem dışı körlük anlamına gelen oldukça belirgin ve beklenmedik nesneleri görememe durumu oluşur. Terim, Arien Mack ve Irvin Rock tarafından 1992’de bulunmuştur ve içeriğinde olayın buluşunu ve onu tanımlamak için yöntemleri anlatan 1998’de MIT Press tarafından yayımlanan kitaplarının adı olmuştur. İstem dışı körlük üzerine yapılan çalışma, olayın bilişsel bozukluktan bağımsız olarak her bireyde ortaya çıkabileceğini belirtmiştir.

Yankı belleği duyusal bellek kayıtlarından biridir; işitsel bilgiyi tutmaya özgü duyusal belleğin bir bileşenidir. Seslere yönelik duyusal bellek yalnızca insanların algıladıkları yankı belleğinin bir formudur. İçinde gözlerimizin uyarıları tekrar tekrar tarayabildiği görsel bellekten farklı olarak, işitsel uyarı tekrar tekrar taranamaz. Genel olarak, yankı bellekleri görüntüsel belleklerden biraz daha uzun zaman devreleri olarak depolanır. İşitsel uyarılar, işlenebilmeden ve anlaşılabilmeden önce kulak tarafından teker teker alınır/duyulur. Söz gelimi, radyoyu dinlemek bir dergi okumaktan çok daha farklıdır. Bir dergi tekrar tekrar okunabilirken, bir kişi belirli bir zamanda radyoya yalnızca bir seferlik kulak verebilir. Denilebilir ki yankı belleği bir bekleme tankı kavramı gibidir. Çünkü bir ses, takip eden ses duyulana kadar işlenmez (tutulur) ve ancak ondan sonra anlamlandırılabilir. Bu özel duyusal deponun büyük miktarlarda işitsel bilgiyi depolaması çok kısa bir zaman devresinde olabilmektedir. Bu yankısal ses zihinde yankılanır ve işitsel uyarının verilmesinden sonra çok bir kısa zamanda tekrarlanır (replay). Yankı belleği uyarıyı yalnızca bir dereceye kadar kabaca, primitif yönlerden şifreler, mesela ses perdesi (pitch), bağlantısız beyin bölgelerine yerleşimini belirler.

McGurk etkisi, işitme ve görme duyuları arasındaki etkileşimin konuşma algısı üzerindeki etkisini gösteren algısal bir olgudur. Buna göre, bir sesin işitsel bileşeni ile başka bir sesin görsel bileşeninin eşleşmesi, farklı üçüncü bir sesin algılanmasına neden olur. Konuşan kişiden gelen görsel bilgi, sesin duyuluş biçimini etkiler. Bu durum, dublaj yapılmış filmlere alışkın insanlar üzerinde çok etkili değildir. Çünkü dublaj oyuncuların dudak hareketlerini, yani görsel bilgiyi, önemsiz sayarak izleyicinin işitsel bilgiye odaklanmasını sağlar. Eğer kişi düşük ses kaliteli işitsel bir bilgiyle, yüksek görüntü kaliteli görsel bir bilgiye aynı anda maruz kalırsa McGurk etkisi yaşamaya daha yatkındır. Ayrıca görsel ve işitsel bilgiyi sentezleme kabiliyeti de kişilerin McGurk etkisi yaşayıp yaşamayacağı konusunda belirleyicidir. Duyusal sentez beceresi yüksek olan kişilerde bu etkinin görülme ihtimali oldukça yüksektir. Bunların dışında insanlar beyin hasarı ve birtakım rahatsızlıkları da içine alan birçok faktöre bağlı olarak bu etkiyi farklı şekillerde tecrübe ederler.

Bilişsel nöropsikoloji, beynin yapısı ve işlevinin belirli psikolojik süreçlerle nasıl ilişkili olduğunu anlamayı amaçlayan bilişsel psikolojinin bir dalıdır. Bilişsel psikoloji, zihinsel süreçlerin yeni anılar saklama ve üretme, dil üretme, insanları ve nesneleri tanıma, akıl ve problem çözme yeteneğimizin bilişsel yeteneklerimizden nasıl sorumlu olduğunu inceleyen bilimdir. Bilişsel nöropsikoloji, normal bilişsel işlevsellik modellerinin çıkarımını sağlamak amacıyla beyin hasarı veya nörolojik hastalığın bilişsel etkilerini incelemeye özel bir vurgu yapar. Kanıtlar, beyin bölgelerinde eksiklik gösteren ve çift ayrışma sergileyen hastaların beyin hasarlı bireysel vaka çalışmalarına dayanmaktadır. Çifte ayrışma iki hasta ve iki görevi içerir. Bir hasta bir görevde bozulmuş, diğerinde normal iken diğer hasta ilk görevde normal, diğerinde ise bozulmuştur. Örneğin, A hastası basılı sözcükleri okumada başarısız olmasına rağmen konuşulan sözcükleri normal şekilde anlıyor olabilir. Öte yandan B hastası yazılı sözcükler anlamada normal ve konuşulan sözcükleri anlamada başarısız olacaktır. Bilim insanları bu bilgiyi, sözcük anlama için nasıl tek bir bilişsel modülün olduğunu açıklamak için yorumlayabilirler. Bunun gibi çalışmalardan araştırmacılar, beynin farklı alanlarının son derece uzmanlaşmış olduğunu ortaya koyuyor. Bilişsel nöropsikoloji, beyin hasarlı hastalarla da ilgilenen bilişsel sinirbilimden ayırt edilebilir, ancak bilişsel süreçlerin altında yatan sinirsel mekanizmaları ortaya çıkarmaya odaklanmıştır.

Dikotik (ikili) dinleme, seçici dikkati ve işitme(duyma) sistemi içinde beyin fonksiyonunun lateralizasyonunu araştırmak için yaygın olarak kullanılan psikolojik bir testtir. Dikotik (ikili) dinleme testi bilişsel psikoloji ve sinirbilim alanlarında kullanılır.

Kohlear implant (KI) orta veya ağır şiddette sensörinöral işitme kaybı olan insanlara sesi modifiye ederek iletmeye yarayan bir nöroprotezdir. KI işitmenin kulak fazının atlanarak elektronik olarak gerçekleşmesini ve iletinin direkt olarak akustik sinire aktarılmasını sağlar. KI takılmış bir insan iyi bir ses eğitimi aldıktan sonra bu cihaz ile gelen duyuları ses ve konuşma olarak algılar. Bu hastaların yaklaşık üçte biri işaret dili eğitimi alamadıkları için KI takılsa bile anlamlı bir dil algıları oluşmamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Hemispatial neglect</span>

Hemispatial neglect , beynin bir yarım küresinde hasar meydana geldikten sonra devam eden ve gözlemlenen bir görüş alanını fark etme ve ona karşı dikkat eksikliğinden kaynaklanan bir nöropsikolojik durumdur. Bir kişinin, vücudun veya çevrenin bir tarafındaki uyaranları işleyememesi ve algılayamamasıyla tanımlanır, bu yetersizlik duyum eksikliğinden kaynaklanmaz. Hemispatial neglect genellikle hasarlı yarımküreye karşı konumludur, fakat ipsilezyonel ihmal örnekleri rapor edilmiştir.

Wernicke alanı, Wernike'nin konuşma alanı olarak da adlandırılır, serebral korteksin konuşmaya bağlı olan iki bölümünden biridir, diğeri Broca'nın alanıdır. Dilin üretiminde yer alan Broca'nın aksine, yazılı ve sözlü dilin anlaşılmasında rol oynar. Geleneksel olarak, sağ elini kullananların yaklaşık% 95'inde ve sol elini kullananların %60'ında sol yarıküre olan baskın serebral yarımkürede üstün temporal girusta yer alan Brodmann bölgesi 22'de bulunduğu düşünülmektedir.

Broadbent'in filtre modeli, dikkatle ilgili bir erken seçme teorisi.

<span class="mw-page-title-main">Kokteyl partisi etkisi</span>

Kokteyl partisi etkisi; beynin, kişinin işitsel dikkatini belirli bir uyarıcıya odaklayıp, diğer bir dizi uyaranı filtreleyerek dışarıda bırakma becerisini ifade eden kavramdır. Tıpkı gürültülü bir partiye katılan bir kişinin ortam gürültüsünü yok sayarak tek bir sohbete odaklanabilmesi gibi. Dinleyiciler, hem farklı uyaranları farklı akışlara ayırma hem de daha sonra hangi akışların kendileri için en uygun olduğuna karar verme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle, kişinin duyusal belleğinin kişi farkında olmadan tüm uyaranları ayrıştırdığı ve ayrı bilgi parçalarını dikkat çekmelerine göre sınıflandırdığı öne sürülmüştür. Bu etki çoğu insanın tek bir sesi izleyip, diğerlerini görmezden gelmelerine izin veren mekanizmadır. Bir başka ifadeyle, dikkat yöneltilmeyen uyaranda geçen önemli kelimelerin hemen tespit edilebilmesine, örneğin birinin bir gürültü içinde kendi adı geçtiği zaman bunu fark etmesine, dair fenomenini tanımlar.

Modaliteler arası dikkat, dikkatin farklı duyulara dağıtılması anlamına gelir. Dikkat, duyusal uyaranları seçici olarak vurgulamanın ve görmezden gelmenin bilişsel sürecidir. Modaliteler arası dikkate göre, dikkat çoğu zaman aynı anda birden fazla duyusal modalite vasıtasıyla gerçekleşir. Bu modaliteler, görsel, işitsel, uzamsal ve dokunsal gibi farklı duyusal alanlardan gelen bilgileri işler. Bunların her biri belirli bir tür duyusal bilgiyi işlemek için tasarlanmış olsa da, aralarında önemli bir örtüşme vardır. Bu durum araştırmacıların dikkatini modaliteye özel mi yoksa paylaşılan "modaliteler arası" kaynakların sonucu mu olduğunu sorgulamasına sebep olmuştur. Modaliteler arası dikkat, dikkat işleme sürecini hem geliştirebilen hem de sınırlandırabilen modaliteler arasındaki örtüşme olarak kabul edilir. Modaliteler arası dikkatin verilen en yaygın örneği, Kokteyl Partisi Etkisi olarak bilinen bir kişinin daha az önemli olan diğer uyaranlar yerine önemli tek bir uyarana odaklanabilmesi ve onunla ilgilenebilmesi durumudur. Bu fenomen, diğer uyaranlar göz ardı edilirken bir uyaran için daha derin işlem seviyelerinin oluşmasına izin verir.

Algısal yük teorisi, dikkat ile ilgili psikolojik bir teoridir. Nilli Lavie tarafından doksanların ortalarında erken/geç seçim tartışmasına potansiyel bir çözüm olarak sunulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Anne Treisman</span> İngiliz psikolog (1935 – 2018)

Anne Marie Treisman, bilişsel psikoloji alanında uzmanlaşmış bir psikolog.