İçeriğe atla

İç sular

Uluslararası deniz hukukuna ilişkin deniz alanları

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre düz esas çizgi ile içinde kalan su alanları ülkenin iç sularını oluşturur. İç sular; limanları, akarsu ağızlarını ve bazen küçük koylardaki suları da kapsar.

İç sularda, devletin egemenliği anakaradaki ile aynıdır. Kıyı devleti, iç sularıyla ilgili yasalar çıkarma, herhangi bir kullanım düzenleme ve herhangi bir kaynağı kullanma konusunda serbesttir. Aksi yönde bir anlaşma olmadıkça, yabancı gemilerin iç sularda izinsiz geçiş hakkı yoktur. Bu geçiş hakkının olmaması, iç sular ile karasuları arasındaki temel farktır.[1] Takımada devletlerinin en dıştaki adaları arasındaki "takımada suları", iç sular olarak kabul edilir. Ancak burada, zararsız geçişe izin verilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, takımada devleti bu sularda belirli deniz yolları tayin edebilir.

Bir devletin iç sularına giren yabancı bir gemi, iç sulara egemen kıyı devletinin yasalarına tabidir. İstisna olarak gemi mürettebatı, bayrak devletinin yasalarına tabidir. Bu durum çalışma koşulları ile gemide işlenen suçları kapsar ve gemi limanda demirliyken bile geçerlidir. Limanda işlenen suçlar ve yabancı bir gemi mürettebatının orada işlediği suçlar, her zaman kıyı devletinin yargı yetkisine girer. Kıyı devleti, geminin kaptanı yerel otoritelerin müdahalesini istediğinde, kıyı devletinin barış ve güvenliğine tehdit olduğunda veya gümrük kurallarını uygulamak için gemi işlerine müdahale edebilir.[2]

Sorunlar

Bir devletin bir su yolunu iç suları olarak iddia etmesi, diğer devletlerle anlaşmazlıklara yol açabilir. Örneğin, Kanada, Kuzeybatı Geçidi'nin bir bölümünü kendi iç suları olarak, yani tamamen Kanada'nın yetki alanında olduğunu iddia etmektedir.[3] Bu iddia, Amerika Birleşik Devletleri dahil çoğu ülke tarafından tartışılmaktadır. Onlar bu bölgeyi, yabancı gemilerin geçiş hakkına sahip olduğu uluslararası bir boğaz olarak kabul etmektedirler.[4][5][6]

1994 yılında kurulan Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi, taraf devletler arasındaki denizcilik anlaşmazlıklarını çözme yetkisine sahiptir. Ancak pratikte bu çözümlemelerin etkili olabilmesi, devletlerin bu kararları kabul etme isteğine bağlıdır.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DENİZ HUKUKU SÖZLEŞMESİ, Kısım II, Madde 2
  2. ^ "UNCLOS and Agreement on Part XI - Preamble and frame index". www.un.org. 27 Ağustos 2001 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Haziran 2024. 
  3. ^ "UNCLOS part IV, Archipelagic States". Admiralty and Maritime Law Guide. 10 Aralık 1982. 7 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2024. 
  4. ^ Nathan VanderKlippe (9 Nisan 2006). "Northwest Passage gets political name change". CanWest News Service. 2 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2024. 
  5. ^ Rob Huebert (2001). "Climate Change and Canadian Sovereignty in the Northwest Passage". ISUMA. ss. 86-94. 31 Ocak 2002 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2024. 
  6. ^ Alanna Mitchell (5 Şubat 2000). "The Northwest Passage Thawed". The Globe and Mail. ss. A9. 28 Aralık 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2024. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Montrö Boğazlar Sözleşmesi</span> Türkiyeye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı veren uluslararası sözleşme

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1936'da imzalanan ve Türkiye'ye İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren uluslararası sözleşmedir. Sözleşme, Türkiye'ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı verir ve barış zamanı sivil gemilerin özgürce geçişini garantiler. Sözleşme, Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemilerinin geçişini sınırlar. Sözleşmenin şartları, özellikle Sovyetler Birliği Donanması'na Akdeniz'e erişim hakkı sağlaması yıllar boyunca tartışma konusu olmuştur. 1923'te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi'nin yerine geçmiştir. Bu sözleşmeyle birlikte Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun da görevi sonlanmıştır.

Deniz hukuku, deniz ve okyanus sularının kullanımı konusunda ortaya çıkan sorunlar ile hukuksal açıdan ilgilenen Uluslararası hukukun bir alt dalıdır. Deniz hukuku, denizcilik hukukunun aksine bir kamu hukukudur.

<span class="mw-page-title-main">Esas hat</span>

Esas hat, uluslararası deniz hukukunda kıyı ülkesi ile karasularının sınırını belirtmektedir. Kıyı devletinin toprakları ve iç sular ise esas hattın içinde yer alır. Esas hat, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesine göre belirlenmektedir. Kıyı devletine dahil sayılan karasularının azami genişlikleri de bu sözleşmeyle tanımlanan esas hattan itibaren ölçülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Kıta sahanlığı</span>

Kıta sahanlığı, jeolojik olarak ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır ve kıtanın bitip okyanusun başladığı kıtasal çizgiye kadardır. Kıta sahanlığı, kara platformu olarak da bilinir, bir kıtayı ya da kara parçasını çevreleyen görece sığ ve eğimli deniz tabanına verilen addır.

<span class="mw-page-title-main">Uluslararası Ceza Mahkemesi</span> hükûmetlerarası örgüt ve uluslararası mahkeme

Uluslararası Ceza Mahkemesi, kuruluş belgesi Roma Statüsü olan, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçları ve saldırı suçlarına bakan uluslararası bir mahkemedir. 1 Temmuz 2002 tarihinde kurulmuş ve 11 Mart 2003 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Mahkeme binası "Ev Sahipliği Anlaşması" yaptığı Hollanda'nın Lahey kentinde bulunmaktadır. Mahkemeye 124 ülke taraf olmuştur.

Uluslararası ceza hukuku, uluslararası hukuk kapsamında bireylerin cezaî sorumluluğunu doğrudan düzenleyen normların bütününü tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Uluslararası hukuk suçları soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve saldırı suçudur. Bu suçlar söz konusu olduğunda, etkilerinin tek bir devletin ötesine geçtiği ve dolayısıyla uluslararası toplumun bir bütün olarak sorumluların yargılanmasında çıkarı olduğu varsayılır.

Deniz ticareti hukuku, deniz üzerinde yürütülen ticari ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda deniz ticaretini konu alan bazı başlıklar şunlardır:

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de yargı teşkilatı</span>

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Uluslararası sular</span>

Uluslararası sular, denizlerde karasuları sınırlarının egemenlik sahasını belirlediği alanın dışında kalan uluslararası bölgedir. Açık denizlerin serbestliğini ilk öne süren Denizlerin Serbestisi adlı eseriyle Hugo Grotius olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">İnsanlığa karşı suçlar</span> savaş yasalarının ciddi bir ihlalini oluşturan devlet destekli eylem

İnsanlığa karşı suçlar, fiili bir otorite, genellikle bir devlet tarafından veya onun adına işlenen ve insan haklarını ağır biçimde ihlal eden, yaygın veya sistemik suç eylemleridir. Savaş suçlarından farkı, savaş dışında da işlenebilen, bireysel olmayan eylemler olmasıdır. Suçun resmi bir politikanın parçası olması gerekmiyor ve yalnızca yetkililer tarafından hoş görülmesi yeterlidir.

<span class="mw-page-title-main">Münhasır ekonomik bölge</span>

Münhasır ekonomik bölge (MEB), Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca bir devletin deniz kaynaklarının araştırılması ve kullanılmasında su ve rüzgâr enerjisi de dâhil olmak üzere özel haklara sahip olduğu deniz bölgeleridir.

<span class="mw-page-title-main">Nürnberg ilkeleri</span>

Nürnberg ilkeleri bir savaş suçunun ne şekilde teşkil ettiğini belirlemek için konulan bir dizi kuraldır. İlkeler II. Dünya Savaşı sonrasında Nazi Partisi üyelerinin Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaları sırasında temel hukuk prensiplerini belirlemek amacıyla Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonu tarafından oluşturuldu.

İnsan kaçakçılığı ya da göçmen kaçakçılığı, Türkiye Cumhuriyeti'nde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79'uncu maddesine göre "doğrudan, doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancının ülkeye sokulmasına veya ülkede kalmasına imkân sağlanması ile birlikte Türk vatandaşlarının ya da yabancıların yurt dışına çıkmasına imkân sağlanması" şekillerinde gerçekleşen bir suçtur. Amerika Birleşik Devletleri yasalarına göre ise "bir veya daha fazla ülkenin yasalarını ihlal ederek, uluslararası sınırlardan kişinin gizlice, sahte belgeler kullanarak aldatma yolu ile yasa dışı şekilde ülkeye girişi ya da bu girişimin kolaylaştırılması, ulaşımın sağlanması, taşınmaya teşebbüs edilmesi" durumlarında gerçekleşen bir suçtur.

<span class="mw-page-title-main">Kuzeydoğu Geçidi</span> kuzey doğu

Kuzeydoğu Geçidi,, Norveç ve Rusya'nın Arktik kıyıları boyunca Atlantik ve Pasifik Okyanusları arasındaki nakliye rotasıdır. Kanada adalarından geçen batı rotası buna göre Kuzeybatı Geçidi (NWP) olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Barselona Sözleşmesi</span>

Kısaca Barselona Sözleşmesi olarak bilinen Akdeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) 1974 yılında kurduğu “Bölgesel Denizler Programı” kapsamında Akdeniz'deki gemilerin, uçakların ve kara taşıtlarının yol açtığı kirlenmeyi önleyerek ve azaltarak Akdeniz'in korunması hedefini içeren sözleşmedir. Bölgesel Denizler Programı, Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla, Akdeniz Eylem Planı’nın (MAP) 1975 yılında oluşturulmasıyla sonuçlanmıştır. MAP ise daha sonra “Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi” 1976 yılında Barselona'da kabul edilmesine zemin olmuş, 1978 yılında BS yürürlüğe girmiştir.

Zararsız geçiş veya zararsız geçiş hakkı; yabancı bandıralı bir geminin, başka bir ülkenin karasularından geçişini düzenleyen bir deniz hukuku kavramıdır. Her ülke bu hakka sahip olmakla birlikte, hukukun emrettiği ve ev sahibi ülke tarafından belirlenen kurallara da uymak zorundadır.

<span class="mw-page-title-main">Ege sorunu</span> Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıklar bütünü

Ege sorunu veya Ege ihtilafı, Ege Denizi bölgesindeki egemenlik ve ilgili haklar konusunda Yunanistan ile Türkiye arasında birbiriyle ilişkili bir dizi anlaşmazlık. Bu tür çatışmalar, 1970'lerden beri Yunan-Türk ilişkilerini güçlü bir şekilde etkiledi ve iki kez 1987 ve 1996'nın başlarında, askeri çatışmanın patlak vermesine neden olabilecek krizlere yol açtı. Ege'deki sorunlar birkaç kategoriye ayrılır:

Cinsiyet suçlarının kovuşturulması, tecavüz ve diğer cinsel şiddet suçlarının kovuşturulmasına yönelik yasal işlemlerdir.

Uluslararası insan hakları hukuku, insan haklarını sosyal, bölgesel ve yerel düzeylerde geliştirmek için tasarlanmış uluslararası hukuk bütünüdür. Bir uluslararası hukuk biçimi olarak, uluslararası insan hakları hukuku, öncelikle egemen devletler arasında, üzerinde anlaşmaya varan taraflar arasında bağlayıcı yasal etkiye sahip olmayı amaçlayan antlaşmalardan oluşur; ve geleneksel uluslararası hukuk kapsamındadır. Diğer uluslararası insan hakları belgeleri, yasal olarak bağlayıcı olmamakla birlikte, uluslararası insan hakları hukukunun uygulanmasına, anlaşılmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunur ve bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Bitişik bölge</span>

Bitişik bölge karasularının ötesinde, düz esas hat üzerinden kıyıdan 24 deniz miline kadar uzanan, kıyı devletinin denetim hakkına sahip olduğu deniz alanıdır. Devletin tam egemenlik hakkına sahip olmadığı bu bölgede, kıyı devleti yalnızca sağlık, gümrük, göç ve maliye alanlarındaki ihlalleri önlemek amacıyla kendi mevzuatını uygulamaktadır.