İçeriğe atla

İstanbul'un isimleri

Çemberlitaş Sütunu veya Konstantin Sütunu 330 yıllarında İmparator I. Konstantin onuruna, Çemberlitaş semtteki tepeye dikilmiş olan anıtsal sütun.

İstanbul'a çağlar boyunca değişik adlar verilmiştir. Bu kent adları, kent tarihinin farklı dönemleriyle ilişkilidir. Bu adlar tarihsel sırayla, Byzantion, Augusta Antonina, Nova Roma, Konstantinopolis, Kostantiniyye, İslambol ve İstanbul'dur. Bunun dışında tarihte Moğollar Çakduryan, Polonlar Kanatorya, Çekler Aylana, Macarlar Vizenduvar olarak adlandırmışlardır.[1]

Tarihi isimleri

Tarih boyunca İstanbul kentine verilen onlarca ad içinde, Türkler tarafından yaygın biçimde benimseneni ve günümüzde kullanılanı İstanbul'dur. Bu adın "eis tin polin" (Yunancaεις την πόλιν) tamlamasından geldiği sanılmaktadır.[2] Bu tamlama, o dönem Yunancasında "şehirde", "şehrin içinde", "şehiriçi" gibi anlamlara gelmekteydi.[2] Ayrıca halk dilinde "n" ünsüzüne bitişen "p" sesi "b" sesine dönüşüyordu.[2] Bu bağlamda İstanbul adının kökeni pek çok kaynakta bu tamlamayla ilişkilendirilmektedir. MS 2. yüzyıldan kalma Ermeni kaynaklarında da Istanbol ya da Istınbol biçiminde anılan şehir adının, Türkçeye bu şekilde giriş yapmış olması olasıdır.[3] Osmanlı döneminde şehir merkezi için kullanılan adlar çeşitlilik gösterse de vilayet çapında adlandırma hemen hemen sabit kalmıştır. İstanbul kentine ev sahipliği yapan üst idari birimin, şehirle aynı adı taşıması Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma bir uygulamadır. Roma egemenliği altındayken şehrin topraklarının bulunduğu eyalet ise Avrupa Yakasında Trakya (LatinceTracia, YunancaΘράκη); Anadolu Yakası'nda Bitinya (LatinceBithynia, YunancaΒιθυνία) eyaletiydi.[4]

Bizantion

Plinius'un aktarımına göre şehri bilinen en eski adı Ligos (GrekçeΛύγκος) olmakla birlikte bu konuda detaylı bilgi yoktur.[5] Sonraları şehir Bizantion (Yunanca: Βυζάντιον) adını almıştır. MÖ 667'de Antik Yunanistan'daki Megara şehir devletinden gelen Dor asıllı Yunan yerleşimciler bugünkü İstanbul üzerinde bir koloni kurdu ve yeni koloniye kralları Byzas veya Byzantas’ın (Yunanca: Βύζας veya Βύζαντας) şerefine Byzantion adını verdiler.[6][7]

Byzantium, orijinal adı Byzantion olan antik kentin adının 1. yüzyılda, kenti Romalılar ele geçirince, onlar tarafından Latinceleştirilmiş hâlidir.

Augusta Antonina

Bozdoğan Kemeri veya Valens Su kemeri, Romalılar tarafından İstanbul'da yaptırılan su kemeridir. Roma İmparatoru Valens tarafından 4. yüzyılın sonlarında tamamlanmıştır.

Augusta Antonina, miladi 3. yüzyılın başında Roma İmparatoru Septimius Severus′un, oğlu Antonius (sonraki Roma İmparatoru Caracalla) şerefine kente verdiği kısa süreli addır.[8]

Nova Roma

330 yılında Roma İmparatoru I. Konstantin tarafından kent Roma İmparatorluğu'nun başkenti ilan edilince, kente Latince "Yeni Roma" anlamına gelen Nova Roma (Yunanca: Νέα Ρώμη, Nea Roma) adını koydu ve bu adı teşvik etmeye çalıştıysa da bu ad hiç benimsenmedi.[9]

Konstantinopolis

Ancak 337 yılında İmparator I. Konstantin'in ölümüyle kentin adı, onun şerefine "Konstantin’in kenti" anlamına gelen Konstantinopolis'e (Yunanca: Κωνσταντινούπολις, Kōnstantinoúpolis, Latinceleştirilmiş: Constantinopolis) çevrildi. Konstantinopolis, Bizans İmparatorluğu boyunca kentin resmi adı olarak kaldı. Ama Konstantinopolis, kentin yerlileri tarafından sadece Yunanca "kent" anlamına gelen (Πόλις, Polis) olarak anılırdı.[10]

1453 yılında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet önderliğinde Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethinden sonra bile, Konstantinopolis, Batı'da kullanılan en yaygın ad olarak kaldı. İstanbul adı, ancak 1928'de Latin harflerine geçilmesi sonrası Batı dillerinde Konstantinopolis'in yerini almaya başladı.

Kostantiniyye

Kitab-ı Bahriye'ye 1629 yılında Mustafa bin Mehmed Cündî tarafından eklenen İstanbul çizimi

Kostantiniyye (Arapça: القسطنطينية, al-Qusṭanṭiniyah, Osmanlı Türkçesi: قسطنطينيه, Kostantiniyye), Konstantinopolis'in Arapça şeklidir ve kentin İslam dünyasında bilinir hâle gelen ve en çok kullanılan adı oldu. Yunancada "Konstantin’in kenti" anlamına gelen Konstantinopolis'in aksine, Kostantiniyye Arapçada "Konstantin’in yeri" anlamına geliyordu.

1453 yılında fetihten sonra, kent Osmanlı İmparatorluğu'nun dördüncü başkenti ilan edildi ve Kostantiniyye Osmanlı İmparatorluğu tarafından kentin resmî adı olarak kullanıldı ve 1923 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne kadar, çoğu zaman bu ad kullanımda kaldı. Örneğin Osmanlı İmparatorluğu ve mahkemeleri, Kostantiniyye'de yayımlanan resmî belgelerin kaynağını belirtmek için, "be-Makam-ı Darü's-Saltanat-ı Kostantiniyyetü'l-Mahrusâtü'l-Mahmiyye" gibi başlıklar kullanılırdı.[11]

Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme adlı eserinde de şehir için kullanılan adlardan birisi de "Kostantiniyye"dir.[12]

Ancak, bazı dönemlerde Osmanlı yetkilileri kent için diğer adlardan yanaydı. Hem kent için hem de Osmanlı hükûmetini tanımlamak ve diplomatik yazışmalar için özellikle bu yüceltici adlar eş anlamlı kullanılırdı ve teşvik edilirdi:

  • Dersaadet (Farsça: Arapçaدر سعادت, "Mutluluk Kapısı")
  • Derâliye (Farsça: Arapçaدر عاليه, "Yüce Kapı")
  • Bâb-ı Âli (Arapça: Arapçaباب عالی, "Yüce Kapı")
  • Pâyitaht (Farsça: Arapçaپایتخت, "Tahtın Ayağı" veya "Başkent")
  • Asitane (Farsça: Farsçaآستانه, "Devletin Eşiği").
İstanbul Haritası (Bugünkü Fatih - Tarihi Yarımada)

İslambol

Tarihte şehir için kullanılan adlar içinde İslambol, dar kullanım alanına sahip olsa da kayıtlarda görülen adlardandır. Evliya Çelebi'nin 17. yüzyıla tarihlenen Seyahatnâme'sinde "Kostantiniyye" adıyla beraber birçok cildinde söz konusu "İslambol" (اسلامبول) kelimesi de kullanılmıştır. Söz konusu seyahatnamede bu ad, diğer adlardan daha yoğun bir kullanıma sahiptir.[13] İstanbul isminin kökeninin İslam ve bol ekine dayandırılması halk etimolojisi örneklerinden biridir ve etimolojik açıdan doğru değildir.[14]

İstanbul

Etimolojik olarak İstanbul adının kökeni (Türkçe telaffuz: [isˈtanbuɫ] ve halk arasında bazen Türkçe telaffuz: [ɯsˈtambuɫ]) Ortaçağ (Bizans) Yunancasında "kent'e" doğru veya "kent'te" anlamına gelen (Yunanca telaffuz:[εἰς τoν βουλε], [is ton bule]) kelimelerinin Türkçeleştirilmesiyle oluşmuştur.(βουλε: Yönetim merkezi, Başkent anlamlarını taşır.)[15]

Kız Kulesi, Üsküdar'ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir.

İstanbul, Osmanlı döneminde resmi belgelere girdi ve sıkça kullanıldı. Şehrin bu isminin Türkçede en eski kullanımı 1360 yılına tarihlenen Dânişmendnâme eserinde görülür.[16][17] Osmanlı tarih yazıcılığının ilk dönemlerinde üretilmiş anonim bir gazavatnâme olan Gazavât-ı Sultan Murad adlı eser de şehir İstanbul adı altında ele almıştır.[16][18] Ayrıca Osmanlı Ordusu'nda İstanbul'un merkez ordu komutanı için resmen İstanbul ağası ve İstanbul'un en yüksek sivil hakimi için resmen İstanbul efendisi sıfatları kullanılırdı. Konstantiniyye de dahil olmak üzere diğer adların da kullanılmasına devam edildi, ancak İstanbul (Osmanlıcaاستانبول) zamanla şehrin Türkçede en yaygın bilinen adı oldu ve diğer adlandırmalar kullanımdan kalktı. Fakat Batılılar tarafından Konstantinopolis adı kullanılmaya devam edildi.

1918 yılında şehrin kullanımda olan iki adı mevcuttu. Resmi belgelerde ve azınlıklar arasında "Konstantin" temelli isimler kullanılırken, Türk halkı arasında "İstanbul" ismi yaygındı. Dönemin siyasi koşulları içerisinde şehrin isminin kullanımında halihazırda bir ayrışma mevcuttu. Bu ayrışmaya ithafen İstanbul'un İşgali sırasında İstanbul'daki Osmanlı vatandaşı olan Yunan azınlıklar, o dönemki Yunanistan Kralı I. Konstantin'in adıyla ilintili olacak şekilde işgal ordularını "İşte Konstantin (İstanbul), işte Konstantin!" tezahüratıyla karşıladı. Bu tezahürat yayılıp bir slogana dönüştü. Böylece "Konstantin" ismi Türkler arasında fazlasıyla olumsuz bir anlama büründü. İstanbul'un tekrar alınmasıyla yapılan ilk işlerden biri de olumsuz bir anlama sahip "Konstantin" ismini "İstanbul" ismiyle resmi olarak değiştirilmesi oldu.[19]

1928'de Latin harflerine geçilmesi sonrası, kentin Türkçe adının Latin harfleriyle yazılmış hali Istanbul uluslararası kullanıma girdi. İstanbul kentin uluslararası adı ilan edildikten sonra "Konstantinopolis" adının mektuplarda veya diğer yazışmalarda ve uluslararası alanlarda kullanılması yasaklandı. Örneğin yurt dışından İstanbul'a gönderilen mektuplarda adres olarak "Konstantinopolis" (yanında İstanbul yazsa bile) yazıldıysa bu mektuplar geri gönderilmeye başlandı. Zaman içinde Istanbul adı ve bunun çeşitli benzer yazılışları çoğu dünya dilinde yerini aldı.[20][21]

Miklagård

Gerhard Munthe çizimiyle Miklagård

Miklagård (Eski Norsça: Miklagarðr, büyük anlamındaki mikla veya mykil ve kale veya duvar anlamındaki gård sözcüklerinden), Vikinglerin şehre vermiş olduğu isimdir.[22]

Kaynakça

  1. ^ İstanbul Efsaneleri, Kitapçık, Focus Dergisi Eki, Temmuz 2005, 38 Sayfa
  2. ^ a b c "Kelimebaz: İstanbul". Sevan Nişanyan. 29 Haziran 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Haziran 2010. ()
  3. ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). "En çok ismi olan şehir". İstanbul'un İlkleri Enleri. İstanbul: Ötüken. s. 233. ISBN 978-975-437-753-8. 
  4. ^ "The Bithynian cities under the later empire". 29 Haziran 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Haziran 2010. (İngilizce) ()
  5. ^ Sevin, Veli (2016). Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası I (4 bas.). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. s. 24. ISBN 9789751609847. 
  6. ^ Georgacas, Demetrius John (1947). "The Names of Constantinople". Transactions and Proceedings of the American Philological Association. Cilt 78. The Johns Hopkins University Press. ss. 347-67. doi:10.2307/283503. 3 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2011. 
  7. ^ Evans 2000, s. 16
  8. ^ Necdet Sakaoğlu (1993). "İstanbul'un adları". Dünden bugüne İstanbul ansiklopedisi. Türkiye Kültür Bakanlığı.
  9. ^ Room 2006, ss. 177
  10. ^ "Constantinople, Thomas K. Wukitsch, B.A., M.S". 28 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2011. 
  11. ^ Necdet Sakaoğlu (1993). "Kostantiniyye". Dünden bugüne İstanbul ansiklopedisi. Türkiye Kültür Bakanlığı.
  12. ^ Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 5. Kitap, "Hazırlayan": Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, YKY Yayınları, İstanbul 2001, s. 44, 109, 119, 137, 157. ISBN 975-08-0235-7
  13. ^ Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 5. Kitap, "Hazırlayan": Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, YKY Yayınları, İstanbul 2001, s. 7, 8, 10… ISBN 975-08-0235-7
  14. ^ Aktan, Sertaç (3 Haziran 2019). "İstanbul ismi nereden geliyor?". euronews. 7 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ekim 2020. 
  15. ^ "Lexicorient, Istanbul". 23 Eylül 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ocak 2011. 
  16. ^ a b "istanbul". Nişanyan Sözlük. 13 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ekim 2020. 
  17. ^ Dânişmendnâme, 1360: "Niksardan tā İstanbūla varınça lağımdan giderlerdi."
  18. ^ Gazavat-ı Sultan Murad, 1451 yılından önce: "Tekvur daχı kalyonuŋa süvār olub şehr-i İstanbūla gelüb"
  19. ^ Afyoncu, F. (2009). Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre İşgal Döneminde İstanbul (16 Mart 1920-31 Aralık 1922). Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı.
  20. ^ Richard D. Robinson (1965). The First Turkish Republic: A Case Study in National Development. Cambridge University Press. 
  21. ^ Stanford and Ezel Shaw (1977). History of the Ottoman Empire and Modern Turkey. Cambridge University Press. 
  22. ^ Mats G. Larsson: Väringar. Nordbor hos kejsaren i Miklagård. Stockholm 1994.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Amorium</span>

Amorium, Afyonkarahisar ilinin sınırları içinde, Emirdağ ilçe merkezine 13 km uzaklıkta bir antik kenttir.

<span class="mw-page-title-main">Konstantinopolis</span> İstanbulda Sarayburnu ve çevresine (Fatih) tekabül eden tarihî şehir, Doğu Roma ve daha sonra Osmanlı İmparatorluğunun başkenti

Konstantinopolis veya Kostantiniyye, Roma İmparatorluğu (330–395), Bizans İmparatorluğu, Latin İmparatorluğu (1204–1261) ve Osmanlı İmparatorluğu'na (1453–1922) başkentlik yapmış tarihî bir şehir. Günümüzde şehir, Atatürk'ün inkılaplarından biri olarak 1928'de Latin harflerine geçilmesi sonrası, kentin Türkçe adının Latin harfleriyle yazılmış hali olan İstanbul olarak adlandırılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">I. Konstantin</span> 306–337 yılları arasındaki Roma imparatoru ve İstanbul kentinin "Büyük" lakabıyla anılan kurucusu

I. Konstantin veya Büyük Konstantin, Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma imparatoru, Konstantinopolis kentinin ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun "Megas/Büyük" lakabıyla anılan kurucusu.

<span class="mw-page-title-main">Karamanlıca</span>

Karamanlıca ya da Karamanlı Türkçesi, Osmanlı döneminde anadili Türkçe olan Anadolu Rumları (Karamanlılar) tarafından konuşulmuş olan Orta Anadolu Türkçesinin Karamanlılar tarafından Yunan alfabesi ile yazılmış bir biçimidir.

<span class="mw-page-title-main">İstanbul tarihi</span> İstanbul şehrinin tarihî geçmişi

İstanbul tarihi, günümüzde Türkiye toprakları üzerinde bulunan İstanbul şehrinin tarihini anlatır. İstanbul'un tarihi, ana hatlarıyla beş büyük döneme ayrılabilir: Tarih öncesi dönem, Roma İmparatorluğu dönemi, Bizans İmparatorluğu dönemi, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti dönemi.

<span class="mw-page-title-main">Nikomedia</span> Bitinya bölgesinde bir antik kent

Nikomedya Marmara Denizi'ne açılan İzmit Körfezi'nin ucunda Bitinya Kralı I. Nikomedes tarafından kuruldu.

<span class="mw-page-title-main">XI. Konstantinos</span> Son Bizans imparatoru

XI. Konstantinos Paleologos veya Dragaš Paleologos, 1449'dan 1453'te Konstantinopolis'in Düşüşü sırasında savaşta ölümüne kadar hüküm süren son Bizans imparatorudur. Konstantin'in ölümü, kökeni Büyük Konstantin'in 330 yılında Roma İmparatorluğu'nun yeni başkenti olarak Konstantinopolis'i kurmasına dayanan Doğu Roma İmparatorluğu'nun kesin sonu oldu.

<span class="mw-page-title-main">Bizantion</span> Eski İstanbulun bulunduğu topraklarda kurulmuş olan antik Yunan kolonisi

Bizantion ya da Byzantium, İstanbul şehrinin kent olarak ilk atası ve Konstantinopolis'ten önceki adıdır. Antik Yunanistan'da bugünkü Topkapı Sarayı'nın bulunduğu bölgede, Boğaz'ın güneybatı girişinde, Haliç ve Marmara Denizi'nin arasında tarihi yarımadanın doğu ucunda kurulmuş bir şehirdir. Efsaneye göre Megara, Argos, Korint'ten gelen Helen kolonici Dorlar tarafından MÖ 667'de kurulmuş ve adını Kral Bizas veya Bizantas'tan almıştır.

Nova Roma, İstanbul şehrinin Roma İmparatorluğu'nun başkenti ilan edildiği dönemde imparator I. Konstantin tarafından konulmuş, fakat benimsenmemiş kısa süreli (330-337) Latince adıdır.

<span class="mw-page-title-main">Roma Yunanistanı</span>

Roma Yunanistanı, Yunan Tarihi'nin, Roma Cumhuriyeti'ne ait orduların MÖ 146 yılında Korint Muharebesi'nde Yunanlarla çarpışmasının sonrasında Yunan topraklarının Roma hâkimiyetine girmesi ve MS 330 yılında bugünkü İstanbul kentinin I. Konstantin tarafından Konstantinopolis adı ile yeniden kurulmasına kadar geçen dönemine verilen addır.

<span class="mw-page-title-main">Ustrumca</span>

Ustrumca veya Usturumca (Makedonca: Струмица Strumica okunuş: Strumitsa}

<span class="mw-page-title-main">Ankara (isim)</span> Ankara şehrinin adının etimolojik tarihçesi

Ankara, tarih boyunca pek çok değişik isimle anılmıştır. Şehir, Frigler, Galatlar ve Romalılar tarafından gemi çapası anlamına gelen Ἄγκυρα olarak adlandırıldı; bu ad Latin harfleri ile Batılı kaynaklarda Ankyra ve Ancyra olarak yazılmıştır. Ankara, Arapça kaynaklarda "Beldei-el Selasil", "Mamuriye" ve "Ma'muriye-i Selâse" olarak geçer. Klasik Yunanca "Anküra" şeklinde telaffuz edilen şehrin adı, Araplar tarafından korunmuştu. Türkler'in Anadolu'ya gelmesinden sonra bu ad "Ankara" ve "Engürü" olarak değişime uğradı, batı dillerine de "Angora" olarak geçti. "Engürü" adı, Arapça ekiyle Engüriye olmuştur. Ankara'yı egemenliğinde tutan devletler tarafından basılan sikkelerde kullanılan resmî ad, Selçuklular'da "Ankara", İlhanlılar döneminde "Engürü" ve "Engüriye", Osmanlı Devleti'nde "Engürü" ve "Ankara" olmuştur. Osmanlılar'da 16. yüzyıldan itibaren şehrin adı resmen Ankara (آنقره) olmasına rağmen, halk arasında "Engürü", Batılılar arasında ise "Angora" şeklinde kullanılmaya devam etmiştir. Türkiye'nin kuruluşundan sonra diğer adların kullanımı son bulmuş ve Ankara adı evrenselleşmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlıca</span> Osmanlı İmparatorluğunda kullanılan dil

Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk anayasası olan 1876 tarihli Kânûn-ı Esâsî'de geçtiği hâliyle Türkçe, 13 ile 20. yüzyıllar arasında Anadolu'da ve Osmanlı Devleti'nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan Türk dili. Alfabe olarak çoğunlukla Arap alfabesinin Farsça ve Türkçe için uyarlanmış bir biçimi kullanılmıştır. Halk arasında bazen bu dil dönemi için "Eski Türkçe" de kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Dunkerque</span> Fransada komün

Dunkerque, Kuzey Fransa'nın Kuzey Bölümü'nün bir yerel yönetim bölgesidir.

<span class="mw-page-title-main">Kastriot</span> Kosovada kent

Kastriot veya Obiliç, Kosova'nın orta kesiminde, başkent Priştine’nin kuzeybatısında bir şehir ve belediyedir. Yugoslavya dönemi ve sonrasında kullanımda kasabanın adı “Obiliç” olarak da geçer.

<span class="mw-page-title-main">Lâgarî Hasan Çelebi</span> 17. yüzyılda yaşadığı rivayet edilen Türk bilim insanı

Lâgarî Hasan Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu'nda IV. Murad döneminde, barut macunundan hazırlanmış fişekler vasıtasıyla uçtuğu görülen ve kayıt edilen Osmanlı sanatkârı ve mühendisidir.

<span class="mw-page-title-main">Halk etimolojisi</span>

Halk etimolojisi, çözümlenmesi zor yabancı gelen bilinmedik bir formdan, daha bilindik yerli bir forma zaman içinde dönüşen ve etimolojik açıdan yanlış ve yakıştırma olan kelime ya da deyim.

<span class="mw-page-title-main">Prosforion Limanı</span>

Prosforyon Limanı, Konstantinopolis şehrinin bir limanıdır. Yunan kolonisi Bizantion döneminden ilk bin yılın şafağına kadar kullanılmıştır. Yavaş yavaş genişledi, geleceğin Konstantinopolis bölgesinde inşa edilecek ilk liman oldu.

<span class="mw-page-title-main">Konstantin Forumu</span>

Konstantin Forumu imparator I. Konstantin tarafından yeni başkenti Konstantinopolis’in merkez meydanı işlevini görmesi için yaptırılmıştır. Kentin bu ilk forumu, Septimius Severus döneminden kalma Byzantion kent surlarının ana kapısının hemen önüne inşa edilmiştir. Dairesel meydanın doğu ve batısında kentin ana caddesi olan Mese’ye çıkan iki anıtsal geçit bulunmaktaydı. Forumun merkezinde günümüzde de ayakta olan ve Çemberlitaş olarak bilinen porfir sütun yer almaktadır. Forum 328’deki inşasından 1204’te yağmalanmasına kadar büyük ölçüde bozulmadan varlığını sürdürmüştür.

Ankara'da din; gündelik yaşamda hatrı sayılır bir yer kaplamaktadır. Ankara gerek tarihî bağlar gerek de günümüz toplumunun hoşgörüsü sayesinde birçok İbrahimî dinin bir arada yaşayabildiği ve varlığını devam ettirebildiği bir şehirdir. Kentte aynı anda hem cami hem kilise hem de sinagog bulunması da bunun en büyük kanıtlarından bir tanesidir.