İçeriğe atla

İstanbul'daki eroin fabrikaları

İstanbul'da 1930'lara kadar eroin üretimi üzerine yoğunlaşmış 3 adet fabrika ve pek çok imalathane işletilmiştir. Yasal açıdan Türkiye'nin diğer ülkelerin aksine uyuşturucu karşıtı çeşitli sözleşmeleri imzalamamış olması dolayısıyla ülke, bu fabrikalar vasıtasıyla dünyada yasadışı eroin ticaretinin merkezi hâline gelmiştir.[1] 1930'da üç fabrikanın senelik cirosu, Türkiye'nin gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık %1’ine tekabül ediyordu.[2] İstanbul’daki yasadışı narkotik ticareti, Yahudi, Rum ve Ermeni tüccarlar vasıtasıyla dönemin ileri gelen politikacı ve bürokratlarıyla yakın ilişkide yürütülmekteydi.[2]

Tarihçe

Türkiye uyuşturucu karşıtı 1909 Şangay, 1912 Lahey ve 1925 Cenevre afyon sözleşmelerini imzalamamış olduğundan ötürü afyon kaçakçıları ve eroin üreticileri açısından ilgi çekici bir yer haline gelmiştir. 1925 sözleşmesi Türk afyonu ithal ederek afyonu tıbbi amaçlar dışında işleyen Avrupalı fabrikaları özellikle etkilemiştir.[3] 1924 senesinde İzmir ve İstanbul'da afyon laboratuvarlarının kurulmuştur.[1]

Orient Products Co.

İlk eroin fabrikası, 1926'da Taksim bölgesinde yer alan Mecidiye Kışlası'nda, günümüzdeki Divan Otel ile İTÜ Taşkışlası Yerleşkesi civarında Orient Products Co. (veya diğer kaynaklara göre Oriental Products Company)[3] adı altında kurulmuştur. Fabrikalar Japon vatandaşı Seizaburo ve Hojiro Sagan ile bir Türk vatandaşı olan Hosep Galenyan ortaklığında finanse edilmekteydi. Fabrika girişimcileri, Türk hükûmetine afyonu ham olarak satmak yerine tıpta yaygın olarak kullanılan çeşitli afyon alkaloidleri ve sentetik ilaç hammaddesi üretildiğinde, çok daha fazla gelir elde edileceğini öne sürerek fabrika için izin istemişlerdir. İzin alındıktan sonra fabrika 10 bin sterlin sermayeyle kurulmuştur. Eroin fabrikası doğrudan hükûmetten aldığı imtiyazı takiben Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti’nden (Sağlık Bakanlığı) bir lisans sağlanmıştır.

Fabrika üretim açısından ilk başlarda ayda 20 ile 25 kilo arasında morfin ve eroin üretebilmekte iken 1930'da modern araç ve gereçlerle büyümüş, Japonlar tarafından eğitilmiş 25 kalifiye işçi çalıştırarak ayda 20-25 kasa (1560– 1950 kg) afyon işleyerek ortalama 200 kilo morfin ve eroin üretebilir hale gelmiştir. Dönemin istihbarat raporlarına göre üretilen maddeler çokuluslu organize suç çeteleri vasıtasıyla İskenderiye ve Marsilya üzerinden yasadışı eroin piyasasına pazarlanıyor, bu limanlardan da başta ABD ve Avrupa'ya olmak üzere dağıtım gerçekleştiriliyordu. Buna ek olarak fabrika ortaklarının Japon mafyası Yakuza ile bağlantıları vardı.

1931'de kapatılmasına karar verildikten sonra Japon ortakların fabrikadaki makineleri bir diğer eroin üretim merkezi olan Çin'e taşıdıkları rapor edilmiştir. Geriye kalan aletler ise Türkiye Eczacılar Birliği'nce satın alınarak başka bir ilaç fabrikasında kullanıma sokulmuştur.

ETKİM ve SİCO/TEKTAŞ

Mayıs 1929'da eskiden beri afyon ticaretiyle uğraşan bir Yahudi aileye mensup Nesim Taranto liderliğinde Eyüp ilçesinin Bahariye semtinde Eczayı Tıbbiye ve Kimyeviye (ETKİM) adlı yeni bir fabrika kuruldu. Taranto'nun oğullarından Leon fabrika müdürü, Richard ise hissedarıydı. Ayda yaklaşık 100 kasa afyon işleyerek 800 ile 1000 kg arası morfin ve eroin üretimi gerçekleştiriyorlardı. Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında, işgal altındaki İstanbul’dan Anadolu’ya gönderilen kaçak silahları taşıyan isimlerden biri olması nedeniyle Nesim Taranto'nun Ankara hükümeti ile yakın ilişkileri vardı.[2]

Aralık 1929'da ise hükümet Kuzguncuk'ta Türk Eczayı Tıbbiye ve Kimyeviye (TEKTAŞ) adlı işletmenin kurulmasına izin vermiştir. Bu fabrikanın yönetiminde Türk vatandaşı olan İsmail Hakkı, Kirkor Çürükçüyan, Kevork Çürükçüyan ve siyasetçi Hasan Saka yer almaktaydı. Yönetimdeki yabancı uyrukluları Belçika vatandaşı Paul Michelaere ile Meksika vatandaşı Maurice Lapine ve Adrien Biliotti oluşturmaktaydı. Fransız teknisyenlerle birlikte 60 işçi istihdam eden fabrikanın aylık afyon işleme kapasitesi 11,5 tona tekabül eden 150 kasaydı ve ayda ortalama 2 ton morfin ve eroin üretecek kapasiteye sahipti. Diğer afyon alkaloidleri olan kodein ve papaverinin yanı sıra sentetik maddeler de üretebiliyordu.[2]

Kapatılış

Bu fabrikaların varlığı uluslararası alanda Türkiye üzerinde baskı oluşmasına sebebiyet vermiştir. 1929'da Londra Uyuşturucu Kongresi'nden sonra Türkiye'ye karşı ambargo ve boykot kampanyaları yürütüldü. Örneğin New York limanında Türk menşeli Alesia adlı bir geminin yüklü miktarda eroin taşıdığı tespit edilmesi ve takriben diğer Türk gemilerinde de peş peşe eroine rastlanması New York Belediye Başkanı Fiorello La Guardia'nın Mısır'da 30 ile 40 bin kişinin Türkiye'den gelen maddeler dolayısıyla öldüğünü öne sürdüğü Türk mallarına karşı bir yasa tasarısı hazırlamasına neden oldu.[4] "Ahlaki karantina" olarak nitelendirilen yasa tasarısında Türkiye'den gelen mallara sarı bir etiket eklenmesi ve bu etiketin Türk devletinin yasadışı uyuşturucu ticaretinde bulunduğunu belirteceğini önermekteydi. Milletler Cemiyeti'nin 1932'de yayımladığı yasadışı uyuşturucu ticaretini konu alan bir rapora göre Türkiye bu hususta en sorunlu ülke olarak nitelendirilmiştir. Türk devlet yetkilileri ve ülke eleştiriye tabi tutulmuştur.[1]

22 Ocak 1931'de Kuzguncuk'daki fabrika kapatıldı. 15 Ocak'ta ise ABD notasının ardından tüm fabrikaların geçici bir süreliğine kapalı kalacağı açıklandı. Bu kapatma "göstermelik" olarak tanımlanmıştır. Fabrikalar yasağa uymadan ellerindeki eroini yetkililere teslim etmemiş ve el altından piyasaya sürmeye devam etmiştir. Mazhar Osman'ın yazılarına göre bu direnç şirketlerin yönetim kurullarındaki siyasi ve nüfuzlu kişilerden kaynaklanmaktaydı. ETKİM ve SİCO'nun aksine Japon şirketin Ankara ile bağları olmadığından fiilen ilk kapanan şirket olmuştur. Fabrikaların göstermelik kapanmasının yol açtığı tedirginlik, fabrika sahiplerinin Bulgaristan'da yeni bir fabrika kurmasına yol açmıştır. ETKİM geçici kapatmanın ardından görünürde kodein üretmiş, SİCO ise herhangi bir değişikliğe gitmemiştir.[2]

23 Aralık 1932'de Mustafa Kemal Atatürk'ün ön ayak olmasıyla Halk Fırkası'nda tartışılan yasaklanma konusu oy çokluğuyla fıkrada kabul gördü. Buna karşın yasanın mecliste kabulü hızlı olmadı. O sırada Meclis Başkanı olan Hasan Saka başta olmak üzere Şükrü Kaya ve Yunus Nadi gibi isimlerden oluşan "kaçakçılık lobisinin" yasanın kabulünü "baltaladıkları" belirtilmiştir. 1912 Lahey sözleşmesi ile 1925 ve 1931 Cenevre sözleşmeleri meclis tarafından 14 Ocak'ta 2108 sayılı kanun ile onaylanmıştır.[1] Buna karşın resmî gazetede yayınlanarak Cenevre'ye yollanması uzun sürmüştür.[2]

Eroin fabrikaları kapatılmış olmasına rağmen Türkiye 1960'lara kadar hala dünya yasal afyon üretiminin %55'ini teşkil ediyordu. 1960'larda ABD ve Avrupa'da uyuşturucu tüketiminin artmasıyla bu devletler tekrar afyon kaçakçılığından Türkiye'yi sorumlu tutmaya başlamışlardır. 1971'de tamamen yasaklanan afyon ekiminin 1974'te yasallaştırılması, ABD ve Türkiye arasında Haşhaş Krizi'nin çıkmasına neden olmuştur.[1]

Halk sağlığına etkileri

İşgal döneminden sonra İstanbul'da azalan madde kullanımı 1930'larda fabrikalar nedeniyle artış göstermiştir. Eroin kullanımı ilk olarak bu fabrikalarda çalışan işçiler arasında yayılmış, daha sonra ise fabrikaların maddeyi "neşe ve güç kaynağı" olarak pazarlamaları ve ucuz bir fiyata tütüncülere satmalarıyla tüm şehre yayılmıştır.[1]

Dönemin İstanbul doktorlarından Mazhar Osman (1934) ile Şişli Fransız Hastanesi’nde Emraz-ı Akliye ve Asabiye uzmanı Hüseyin Kenan eroin bağımlığının fabrika işçileri üzerindeki etkilerini incelemiştir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f Madde Kullanımı ve Stratejik İletişim. MEHMET ISIK. 19 Mayıs 2013. ISBN 978-605-4738-84-7. 
  2. ^ a b c d e f Erdinç, F. Cengiz (2004). Overdose Türkiye: Türkiye'de eroin kaçakçılığı, bağımlılığı ve politikalar. İletişim. ISBN 978-975-05-0271-2. 
  3. ^ a b Odman, Asli (1 Ocak 2014). "'Nisyan ve İsyan': İstanbul'da 'Unutturulmuş' Eroin Fabrikaları, Taksim/Taşkışla, Eyüp ve Kuzguncuk". Geziden sonra Taksim Kitabı. 2013 İstanbul Şehir ve Bölge Planlama Bölümleri İstanbul Buluşmaları. 
  4. ^ Ögel, Kültegin. Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir. İletişim Yayınları. ISBN 978-975-05-3090-6. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Birimleri veya Jandarma KOM Şube Müdürlükleri, Organize suçlarla ve uyuşturucu ile mücadele kapsamında Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı Türkiye'deki İl Jandarma Komutanlıklarında kurulu Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubelerinin adıdır.

<span class="mw-page-title-main">Uyuşturucu</span> Zevk veya tıbbi amaçlı kullanılan madde

Uyuşturucu, kişisel zevk veya tıbbi amaçlı kullanılan psikoaktif maddelere verilen ortak isim.

Organize suç, maddi çıkar veya güç elde etmek üzere çeteleşmeyi ifade eder. Ulusal ve uluslararası bağlantılı, belli bir teşkilatlanmaya giderek gerçekleştirilen özellikle uyuşturucu ve psikotrop maddeler, mali suçlar ile silah kaçakçılığı başta olmak üzere, yüksek kazanç sağlayan türden suçların genel adıdır. Aslında çete ile karıştırılsa da asıl olarak farklı fonksiyonlara göre örgütlenen, yatay ve dikey hiyerarşiye sahip olan suç gruplarıdır. Ancak en önemlisi o ya da bu düzeyde kamu görevlileriyle iş birliği yaparak, adalet ve hukuktan bağışıklık elde etmeye çalışmalarıdır. Organize suç grupları en çok devletin şiddet tekelini kullanan ve denetleyen, polis, yargıç, savcı, asker gibi kamu görevlileri ile iş birliği yapar. Organize suç grupları tekil alanlarda faaliyet gösterse, örneğin sadece eroin kaçakçılığı yapsa bile, finansman, güvenlik, güç kullanımı, denetim, taşıma, para aklama gibi işlevler açısından farklılaşır.

<span class="mw-page-title-main">Haşhaş</span>

Haşhaş, gelincikgiller familyasından Papaver cinsinden bir bitki türü. Haşhaş, yazların sıcak geçtiği orta derecede yağış alan yerleri sever. Anavatanının Doğu Akdeniz olduğu düşünülmektedir. Hindistan ve Anadolu'da çok eskiden beri tarımı yapılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Afyon (narkotik)</span>

Afyon veya Afyon sakızı, haşhaş kapsüllerinin çizilmesiyle sızan, süte benzer özsuyunun toplanmasıyla elde edilen uyuşturucu madde.

<span class="mw-page-title-main">Taşkışla</span> Eski Osmanlı kışlası, üniversite yerleşkesi

Taşkışla, İstanbul'un Şişli ilçesinde Taşkışla Caddesi üzerinde yer alan, günümüzde İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi olarak kullanılan yeni rönesans üslubunda Osmanlı kışlasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Piyale Makarna Fabrikası</span> Türkiyenin ilk makarna fabrikası

Piyale Makarna Fabrikası, Türkiye'nin ilk makarna fabrikasıdır. İzmir'in simge sanayi tesislerinden birisidir. Türkiye'nin ilk makarna ihracatını gerçekleştirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Eroin</span> kimyasal bileşik; öforik etkileri nedeniyle en yaygın olarak eğlence amaçlı bir ilaç olarak kullanılan opioid

Eroin yani diasetilmorfin (diamorfin), yarı-sentetik bir afyon alkaloidi türevidir.

<span class="mw-page-title-main">Toprak Mahsulleri Ofisi</span> İktisadi devlet teşekkülü

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 1938 yılında kurulan, sermayesinin tamamı devlete ait, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir İktisadi Devlet Teşekkülü’dür.

Şakir Zümre, Cumhuriyet döneminin ilk sanayicilerinden, iş adamı, hukukçu.

<span class="mw-page-title-main">Opiat</span> afyon bazlı ilaç sınıfı

Opiat, afyondan türetilen bir ilacı ifade etmek için farmakolojide klasik olarak kullanılan bir terimdir. Opioid, daha modern bir terimdir, hem doğal hem sentetik olarak, beyindeki opioid reseptörlere, bağlanan bütün maddeleri ifade etmek için kullanılır. Opiatlar doğal olarak afyon haşhaş bitkisi Papaver somniferum'da bulunan alkaloid bileşiklerdir. Afyon bitkisinde bulunan psikoaktif bileşikler arasında morfin, kodein ve tebain bulunur. Opiatlar orta ile yüksek kötüye kullanım potansiyeli olan ilaçlar olarak kabul edilir ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Tek Düzenli Kontrollü Maddeler Yasası altında çeşitli "Madde Kontrol Programları" nda listelenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Şişecam</span> Şirket

Şişecam veya resmi adıyla Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş., cam alanında faaliyet gösteren Türkiye merkezli şirketler grubu.

Hamza Osman Erkan, -, Türk siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de sanayi</span> Türkiye ekonomisinin sektörlerinden biri

Türkiye'de sanayi günümüzde GSYİH'nın %27'sini, ihracatın yaklaşık %93'ünü oluşturmaktadır. Sanayinin Osmanlı'nın son zamanlarında temelleri atılmış, bu günlere kadar gelişerek devam etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Sinaloa Karteli</span> Uyuşturucu karteli ve organize suçlar şebekesi

Sinaloa Karteli, aynı zamanda Guzmán-Zambada Örgütü, Federasyon, Kan İttifakı veya Pasifik Karteli olarak da bilinir, merkezi Culiacán, Sinaloa şehrinde bulunan, yasadışı uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama konusunda uzmanlaşmış büyük, uluslararası bir organize suç örgütüdür. 1980'lerin sonlarında Meksika'da, Guadalajara Karteli olarak bilinen öncül bir örgüt altında faaliyet gösteren çeşitli sayıdaki ikincil "plazalardan" biri olarak kurulmuştur. Şu anda Ismael Zambada García tarafından yönetilmektedir ve merkezi Culiacán, Sinaloa şehrinde bulunmaktadır ve dünyanın birçok bölgesinde, özellikle de Meksika'nın Sinaloa, Baja California, Durango, Sonora ve Chihuahua eyaletlerinde faaliyet göstermektedir ve Latin Amerika'nın bir dizi başka bölgesinin yanı sıra ABD genelindeki şehirlerde de varlığı vardır. Amerika Birleşik Devletleri İstihbarat Topluluğu genellikle Sinaloa Kartelini dünyadaki en büyük ve en güçlü uyuşturucu kaçakçılığı örgütü olarak görmekte ve bu da onu belki de Pablo Escobar'ın meşhur Kolombiya Medellín Kartelinin en parlak döneminde olduğundan daha etkili ve yetenekli kılmaktadır. Ulusal Uyuşturucu İstihbarat Merkezi ve ABD'deki diğer kaynaklara göre, Sinaloa Karteli öncelikle kokain, eroin, metamfetamin, fentanil, esrar ve ekstazi dağıtımıyla ilgilenmektedir.

Türk mafyası, Türkiye merkezli veya Türk vatandaşlarının kurduğu organize suç örgütlerinin genel adıdır. Türkiye kökenli suç örgütleri, güçlü bir Türk göçmen topluluğunun bulunduğu Batı Avrupa ile Orta Doğu'da aktiftirler. Türk organize suç örgütleri, uluslararası düzeyde özellikle eroin olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığı gibi çok çeşitli suç faaliyetlerine katılmaktadır. Eroin kaçakçılığında, eroini İtalya gibi ülkelere taşıyan Bulgar mafya gruplarıyla işbirliği yapmaktadırlar. Ancak son zamanlarda Türk mafya grupları da Güney Amerika'dan Avrupa'ya uzanan devasa kokain kaçakçılığı hattına doğrudan katılarak kokain kaçakçılığı dünyasına adım atmışlardır. İddialara göre, Güneş Karteli olarak bilinen Venezuellalı uyuşturucu kaçakçılığı örgütüyle kazançlı bir ortaklıkları var ve bu örgüt onlara Ekvador'dan suç unsurlarıyla birlikte kokain sevk ediyor. Türk organize suç örgütleri, Doğu Avrupa, Kafkaslar ve Basra Körfezi'nin zengin petrol devletleri gibi daha az geleneksel kokain pazarlarına da girmiştir. Sicilya mafyası ve Türk mafyasının da son derece yakın olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte diğer uyuşturucu türlerinin kaçakçılığı, yasadışı kumar, insan ticareti, fuhuş veya gasp gibi suç faaliyetleri Türkiye'nin yanı sıra Almanya, Hollanda, Belçika, Arnavutluk ve Birleşik Krallık gibi Türk toplumunun yoğun olarak yaşadığı Avrupa ülkelerinde de işlenmektedir. Türk mafyası 1970'lerde silah ticareti, 1980'lerden günümüze kadar eroin ticaretine karıştı ve ardından insan kaçakçılığına geçti. Türk suç örgütlerinin kökenleri iki bölgede ortaya çıkmıştır: Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Doğu Karadeniz kıyısındaki Trabzon ve ülkenin güneyinde yer alan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri.

Hüseyin Baybaşin Kürt asıllı Türk uyuşturucu kaçakçısı ve organize suç örgütü lideri. Uyuşturucu ticareti yapan ve aynı zamanda PKK başta olmak üzere silahlı örgütler ile bağları bulunan Baybaşin ailesinin başıdır. Hâlen Hollanda'da cinayet, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve diğer suçlamalar nedeniyle Vught Hapishanesi'nde ömür boyu hapis yatmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Mecidiyeköy Likör Fabrikası</span>

Mecidiyeköy Likör Fabrikası ya da diğer adıyla Mecidiyeköy İnhisarlar İdaresi Likör ve Kanyak Fabrikası, Fransız mimar Robert Mallet-Stevens tarafından tasarlanmış yapıdır. Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle kurulan fabrikanın yapımına 1930 yılına girilirken başlanmıştır. 1931 yılında inşaası tamamlanan yapı, uzun yıllar boyunca likör üretimine katkı sağlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de uyuşturucu ticareti</span>

Türkiye'de uyuşturucu ticareti, Türkiye'de ulusal veya uluslararası olarak yürütülen yasadışı madde ticaretini tanımlar. Türk yetkililere göre PKK gibi yasadışı örgütler, başta Güneydoğu Türkiye'de yürütülen esrar üretimi olmak üzere madde ticaretiyle ilgilenmekte ve bundan gelir elde etmektedir. 1920'lerin ortasından 1930'lara kadar İstanbul'da yer almış 3 eroin fabrikası dünya yasadışı eroin ticaretinin en önemli merkezini oluşturmaktaydı. 1996 yılında meydana gelmiş Susurluk Skandalı, Türkiye'deki derin devlet ile uyuşturucu ticareti arasındaki bağları ortaya koydu.

Kanat Antepli Güner, Türk yazardır. Hayattayken yazmış olduğu Eroin Güncesi kitabı Türk yeraltı edebiyatının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.