İçeriğe atla

İncili Çavuş

İncili Çavuş (d. ? - ö. 1632), Kayseri'nin Tomarza ilçesi Travşın köyünde doğduğu söylenmektedir. 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısında, I. Ahmet döneminde yaşamıştır. Türk mizah kültürünün önemli kişiliklerinden biridir. Hicri 1042’de (1632-33) ölmüştür.

İncili Çavuş kimdir?

İncili Çavuş, Türk mizah kültürünün önemli simalarından birisidir. Kimliği hakkında bilinenler sınırlıdır. İncili Çavuş'a çeşitli bölgeler sahip çıkmaktadır ancak Kayseri'nin Tomarza ilçesi Travşın köyünde - sonradan aldığı adıyla İncili köyü - doğduğu söylentileri daha yaygındır.[1] Esas adı Mustafa Çavuş’tur. 16. yüzyılı ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısında, I. Ahmet döneminde yaşamıştır. Hicri 1042’de (1632-33) ölmüş ve İstanbul/Edirnekapı mezarlığına defnedilmiştir.[2]

Bir rivayete göre ise İncili Çavuş'un asıl adının Firuz Ağa olduğu, Kanuni Sultan Süleyman'ın musahibi olduğu, 918 Hicri tarihinde vefat ettiği ve Divan yolundaki banisi olduğu Firuzağa Camii bahçesinde medfun bulunduğundan bahsedilmektedir.[3] 1500-1520 yıllarında Trafşin (ya da Travşin) köyünde yaşayanlara Firuz Kethüda Cemaati denilmiş olması, aynı zamanda İncili köyü yakınlarındaki bir mıntıkanın Feriz Ağa Yatağı Mağaraları diye ad­landırılmış olması da bu bilgileri doğrulayıcı nitelikte görülmektedir.[4][5]

İncili Çavuş’un iyi bir öğrenim gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, zeki, hazır cevap bir siyaset ve devlet adamı olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Tarihçi Naima tarafından aktarılan tarihi kayıtlarda İncili Çavuş’un IV. Murad devrinde İran’ a elçi olarak gönderildiği, Bağdat’ın işgali dolayısıyla gerginleşen Türk-İran ilişkilerini yumuşatmak amacıyla Şah I. Abbas ile müzakereci olarak karşı karşıya geldiğini ve müzakereler esnasında zekası ve açıkgözlülüğüyle şahı ikna ederek Osmanlılar lehine barış yapılmasını sağladığını kaydetmiştir.

Neden İncili?

İncili lakabı ile ilgili olarak çeşitli söylentiler bulunmaktadır. Bu söylentilerden bazıları şu şekildedir: Abdülbaki Gölpınarlı, Kayseri’de bulunduğu 1933-34 yılında eline İncili Çavuş tarafından şeyhülislama hitaben yazılmış bir Arapça, bir de Türkçe olmak üzere iki risalesinin geçtiğini ve bu ciltlerin birinde bulunan iki küçük risalede Muhammed’in adının, İncil’de geçtiğinin bildirildiğini belirtmektedir. Buradan hareketle Gölpınar’lı yaptığı çıkarım ile İncili lakabının bu nedenle verilmiş olacağını yazmaktadır (Türk Ansiklopedisi). Diğer söylentiler şu şekildedir: Düzenlenen bir ok yarışmasındaki başarısı üzerine padişah tarafından kendisine çavuşluk rütbesinin verilerek kavuğuna bir inci takılmasından ya da bıyıklarına inci takarak eğitime çıkmasından kaynaklanmaktadır.[6]

Fıkralarının genel özellikleri

İncili Çavuş fıkralarının mihverini genel olarak sarayda ve saray çevresinde bulunan çok renkli tiplerden oluşan insanlar, bu insanların toplum hayatındaki tutum ve davranışları meydana getirmektedir. Onu diğer musahiplerinden ayıran ve fıkralarıyla yaşamasını sağlayan en önemli husus bu fıkralarda sosyal ve insani değerlerin yer almasıdır. Böylece halk, İncili Çavuş’u saray ve çevresini eleştirmek ve gülünç hale getirmek için iyi bir temsilci olarak benimsemiş, bu çevre hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade etmede onu bir aracı haline getirmiştir. İncili Çavuş, padişahın yakını olarak, gördüğü her aksaklığı alaya almış hatta zaman zaman padişah bile onun güldürücü ve iğneleyici sözlerine hedef olmuştur. İncili Çavuş’un kalıcılığını sağlayan da halkın onu benimseme ve sahiplenme duygusudur.

İncili Çavuş'un bürokrat kimliği, fıkralarına belirleyici bir şekilde renk vererek onu diğer mizah karakterlerinden ayıran özelliğidir.

Genel olarak fıkralarda ayrıntı yerine bir-iki cümlelik çarpıcı nükteler bulunmasına karşılık İncili Çavuş fıkralarında bu özelliğin görülmemesi, bunların meddah geleneği doğrultusunda bir gelişme izleyerek günümüze ulaşmasında kaynaklanmış olmalıdır. Gerçekten de 19. yüzyıl meddahlarının en çok söyledikleri hikâyeler arasında İncili Çavuş fıkralarının yer aldığı bilinmektedir. Bundan dolayı bazı araştırmacılar İncili Çavuş’u meddah olarak kabul etmektedir.[6]

Fıkralarından bazı örnekler

Mangal

İranlıların en meşhur özelliklerinden biri övünmek, bir şeyi överken abartmaktır. O kadar ki Acem mübalağası Türk halkının dilinde büyük abartılar için kullanılan bir deyim olmuştur. İran elçiliği sırasında Şah Abbas'ta İncili Çavuş'a ve arkadaşlarına zenginliğini ve sarayın ihtişamını gösterip öğünmekle istemişti. Şah'ın kapağı çok kıymetli zümrütlerle incilerle süslü bir altın mangalı vardı. Kapağın üstündeki kulpuna da göz ve gönül kamaştıran bir büyük elmas oturtulmuştu. Mihmandarlar 22 Aralık 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Türk elçilik heyetine şahın sarayını gezdiriyorlardı. Misafirler bir odayı inceleyip bir başkasına geçerlerken hademeler bu mangalı başka bir odaya götürürler, böylece sarayın bütün odalarında böyle kıymetli mangallar bulunduğu hakkında ziyaretçilerde bir kanaat uyandırmaya çalışırlardı. Saray gezildikten sonra Şah, Türk heyetini kabul etti:

- Sarayımızı nasıl buldunuz, yoruldunuz mu? dedi.

İncili bu suale:

- Pek güzel, sarayınız çok büyük ve muhteşemdir, gezmekle bitiremedik. Çok yorulduk ama mangalınızda bizimle beraber yoruldu! diye cevap vermiştir.

Ocağına Dikersin

Zulüm ve haksızlık yapmakla tanınmış vezirlerden biri evinin bahçesini tanzim ediyordu. İçlerinde İncili'nin de bulunduğu saray erkanına;

- Şuraya havuz yaptırayım, şuraya gül, şuraya erguvan diktireyim diye anlatıp danışıyordu. Derken bir incir ağacını göstererek

- Şu ağacı söktürüp atacağım! deyince, İncili Çavuş dayanamayıp dedi ki:

- Efendim bu incir ağacını bırakınız dursun, elbette bir gün birinin ocağına dikersiniz.

Adamına Göre

İncili Çavuş bir zamanlar Osmanlı elçisi olarak Fransa'ya da gönderilmiş. İncili'nin kara kuru kılığına bakarak küçümseyen Fransa kralı demiş ki:

- Bana senden başka gönderecek adam bulamamışlar mı?

İncili Çavuş şu cevabı vermiş:

- Osmanlılar, adama göre adam gönderirler. Beni de sana göndermelerinin sebebi bu olsa gerek! (Seratlı, 2004).

İncili Çavuş Kültür ve Sanat Festivali

İncili Çavuş’un hatırasını yaşatmak amacıyla, Kayseri’nin Tomarza ilçesinin İncili Köyü’nde 1993 yılından beri her yıl hemşehrileri tarafından kültür sanat festivali düzenlenmektedir. Tomarzalılar, İncili Çavuş'a duydukları sevgi nedeniyle doğduğu köy olan Travşın'ın adını İncili olarak değiştirmişlerdir. Bu şenliğin bir amacı da İncili Çavuş’u tüm dünyaya tanıtmaktır.[7]

Türk sinemasında İncili Çavuş

İncili Çavuş, Türk sinemasında da konu olarak işlenmiştir. Yönetmenliğini Semih Evin'in yaptığı 1951 tarihli filmde İncili, müzikal bir komedi içerisinde, İsmail Hakkı Dümbüllü tarafından;[8] 1968 yılında yönetmenliğini Nişan Hançer'in yaptığı filmdeyse Saadettin Erbil tarafından canlandırılmıştır.[9] ...

Notlar

  1. ^ "Şahsiyetler". 12 Temmuz 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2008. 
  2. ^ (Yıldırım, 1976)
  3. ^ Süleyman T. Ozzoroğlu'nun İncili Çavuş'un Güzel Resimli Latifeleri adlı kitabı
  4. ^ Tomarzalılar - İncili çavuş[]
  5. ^ "Dilimiz". 2 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2008. 
  6. ^ a b (Albayrak, 2000)
  7. ^ "Tomarzalıyız". 26 Şubat 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2008. 
  8. ^ "Filmler". 11 Ocak 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2008. 
  9. ^ "Sinematürk". 6 Aralık 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ocak 2008. 

Kaynakça

  • Türkmen, F., Osmanlı Kültür ve Sanat Ansiklopedisi, Osmanlı Döneminde Türk Mizahı, s.162
  • Yıldırım D., 1976, Türk Edebiyatında Bektaşi Tipine Bağlı Fıkralar, Ankara.
  • Albayrak, N., 2000, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, İncili Çavuş maddesi, İstanbul, 2000
  • Seratlı, T.G., 2004, Mizahımızın Üç Ustası, Nasreddin Hoca - İncili Çavuş - Bekri Mustafa, Selis Kitapları, İstanbul
  • Türk Ansiklopedisi, İncili Çavuş maddesi, Ankara

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hürrem Sultan</span> Osmanlı padişahı I. Süleymanın nikâhlı eşi II. Selimin validesi Kadınlar Saltanatını başlatan sultandır

Hürrem Sultan, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam Halifesi I. Süleyman'ın nikâhlı eşi, sonraki padişah II. Selim ile Şehzade Mehmed, Mihrimah Sultan, Şehzade Abdullah, Şehzade Bayezid ve Şehzade Cihangir'in annesi, Haseki Sultan.

<span class="mw-page-title-main">Reşad Ekrem Koçu</span> Türk tarihçi ve yazar

Reşad Ekrem Koçu, Türk tarihçi ve yazardır. Tarihi konularda yazdığı fıkra, roman, hikâye ve incelemeleriyle ve en önemli yapıtı İstanbul Ansiklopedisi'yle tanınmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">I. Selim</span> 9. Osmanlı padişahı (1512–1520)

I. Selim veya bilinen adıyla Yavuz Sultan Selim, Osmanlı İmparatorluğu'nun 9. padişahı ve 88. İslam hâlifesidir. "Hâdimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn" unvanına ve divan edebiyatındaki "Selîmî" mahlasına sahiptir. Babası sekizinci Osmanlı padişahı II. Bayezid, annesi II. Gülbahar Sultan'dır. 1512-1520 yılları arasında süren yalnızca 8 yıllık saltanatında imparatorluğu muazzam bir hızla genişletti ve özellikle 1516 ile 1517 yılları arasında düzenlediği sefer ile tüm Doğu Akdeniz ile Mısır dahil önemli Orta Doğu bölgelerini ele geçirdi. Padişahlığı döneminde Anadolu'da birlik sağlandı ve Mısır'da hüküm süren Memlûk Devleti'ne son verildi. Devrin en önemli iki ticaret yolu olan İpek ve Baharat Yolu'nu da ele geçiren Osmanlılar, bu sayede doğu ticaret yollarını da tamamen kontrolleri altına aldılar.

<span class="mw-page-title-main">III. Mustafa</span> 26. Osmanlı padişahı (1757–1774)

III. Mustafa, divan edebiyatındaki mahlasıyla Cihangir;, 26. Osmanlı padişahı ve 105. İslam halifesi.

<span class="mw-page-title-main">II. Osman</span> 16. Osmanlı padişahı (1618–1622)

II. Osman ya da Genç Osman, divan edebiyatındaki mahlasıyla Farisî, tahttan indirildikten sonraki adıyla Osman Çelebi ; 16. Osmanlı padişahı ve 95. İslam halifesidir. Babası I. Ahmed, annesi genel kanıya göre Mahfiruz Hatice Sultan'dır. II. Osman 13 yaşında iken, amcası Sultan I. Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. II. Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. Bazı batı kaynaklarında Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi batı dillerini öğrendiği kaydedilirse de bunun doğru olma ihtimali olmadığı iddiasına karşın yabancı asıllı olan annesi tarafından bu dillere eğitildiği söylenir. Osmanlı şehzadeleri arasında en kültürlüsü olduğu belirtilir.

<span class="mw-page-title-main">Ahmedî</span> Türk divan şairi ve hekim (1334–1413)

Ahmedî divan şairi ve hekim.

<span class="mw-page-title-main">I. Ahmed</span> 14. Osmanlı padişahı (1603–1617)

I. Ahmed, 14. Osmanlı padişahı ve 93. İslâm halifesidir. Sultan III. Mehmed ve Handan Sultan'ın oğludur. Sancağa gitmeyip tahta çıkan ilk Osmanlı padişahıdır. Saltanatı boyunca sefere gitmemiştir. Saltanatında Celali isyanları bastırılmıştır. Tarihi yarımadada bulunan ve Mavi Camii olarak da bilinen Sultanahmet Camii, 1609-1617 yılları arasında saltanatı döneminde yaptırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Safiye Sultan</span> III.Murad Hanın Hasekisi ve III.Mehmed Hanın validesi. Valide Sultan (1595 - 1603)

Safiye Sultan veya Melike Safiye Sultan, Osmanlı Padişahı III. Murad'ın eşi ve Sultan III. Mehmed'in annesi.

<span class="mw-page-title-main">Lütfi Paşa</span> 31. Osmanlı sadrazamı

Damat Çelebi Lütfi Paşa, Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 13 Temmuz 1539 - Nisan 1541 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hadım Süleyman Paşa</span> 32. Osmanlı sadrazamı

Hadîm Süleyman Paşa, I. Süleyman saltanatı döneminde Nisan 1541-28 Kasım 1544 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamı ve Serdarıdır. İki kez Mısır Valiliği yapmış ve Hindistan'a sefere çıkan ilk Osmanlı Donanması'na komuta etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Öküz Mehmed Paşa</span> 55. Osmanlı sadrazamı

Öküz Kara Mehmed Paşa veya Öküz Damad Mehmed Paşa I. Ahmed saltanatı döneminde 17 Ekim 1614-17 Kasım 1616 ve II. Osman saltanatı döneminde 18 Ocak 1619-23 Aralık 1619 tarihleri arasında toplam üç yıl, yedi gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Çerkes Mehmet Paşa IV. Murad saltanatının devlet idaresinin Valide Kösem Sultan'ın elinde olduğu ilk dönemlerinde 3 Nisan 1624 - 28 Ocak 1625 tarihleri arasında dokuz ay yirmi beş gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Tarhuncu Sarı Ahmed Paşa IV. Mehmed saltanatında 20 Haziran 1652 - 21 Mart 1653 tarihleri arasında dokuz ay yirmi bir gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Hadım Sinan Paşa, I. Selim saltanatında 18 Haziran 1515-23 Eylül 1515 ile 26 Nisan 1516-22 Ocak 1517 tarihleri arasında iki kez sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

Ahmed Paşa, 15. yüzyılda Sultan II. Mehmed ve Sultan II. Beyazıd dönemlerinde kazaskerlik, vezirlik, sancak beyliği ve kadılık gibi yüksek görevleri yüklenmiş bir ulema sınıfı mensubu ve Divan Edebiyatı şairi.

Osmanlı İmparatorluğu kültürü, Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayanların ortak kültürüdür.

Koçi Bey Sultan IV. Murad ve kardeşi Sultan İbrahim'e sunduğu risâleleri ile tanınan 17. yüzyıl Osmanlı yazar, düşünür ve devlet adamı.

Hatice Sultan IV. Mehmed'ın ve Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'ın kızıdır. II. Süleyman ile II. Ahmed'ın yeğenı, II. Mustafa ile III. Ahmet'ın ablası ve I. Mahmut'ın halasıdır.

Abaza isyanları, Osmanlı İmparatorluğunun duraklama dönemindeki isyanların bir parçasıdır. Osmanlı Padişahı I. Mustafa döneminden, IV. Murad zamanına kadar uzanır. İsyanlar çığ gibi büyümüş ve başladığı tarihten, 1632 yılında IV. Murad'ın mutlak saltanatının başlamasına kadar bastırılamadı.

<span class="mw-page-title-main">Urmiye Kuşatması (1731)</span>

Urmiye Kuşatması, 1730-1732 Osmanlı-İran Savaşı'nda evre.