İçeriğe atla

İmroz Deniz Muharebesi (1912)

İmroz Deniz Muharebesi
Birinci Balkan Savaşı

Vasilios Hacis tarafından yapılan İmroz Deniz Muharebesi konulu tuval üzerine yağlıboya tablosu (Elli Muharebesi)
Tarih16 Aralık (Jülyen takvimi: 3 Aralık) 1912
Bölge
SonuçSonuçsuz
Taraflar
Yunanistan Krallığı Yunanistan KrallığıOsmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
Yunanistan Krallığı Tuğamiral Pavlos KunduriotisOsmanlı İmparatorluğu Albay Ramiz Bey
Güçler

1 zırhlı kruvazör (Yeoryos Averof)
3 sahil savunma zırhlısı (İdra sınıfı zırhlı)

4 muhrip (Aetos, Yeraks, Panthir ve Leon)

2 ön dretnot zırhlı (Barbaros Hayreddin, Turgut Reis)
2 zırhlı korvet (Asar-ı Tevfik, Mesudiye)
1 korumalı kruvazör (Mecidiye)

4 muhrip (Muâvenet-i Milliye, Yâdigâr-ı Millet, Taşoz, Basra)
Kayıplar
1 ölü, 1[1] veya 7[2] yaralı 1 ölü, 1 yaralı[3] veya 5 ölü[4]

İmroz Deniz Muharebesi ya da Elli (Seddülbahir) Deniz Muharebesi (YunancaΝαυμαχία της 'Ελλης), Birinci Balkan Savaşı sırasında 16 Aralık 1912 tarihinde Seddülbahir Burnu (Elli Burnu) ve İmroz adası açıklarında Osmanlı ve Yunan deniz güçleri arasında meydana gelmiştir. Osmanlı donanması bu harekât ile Çanakkale Boğazı çıkışındaki Yunan ablukasını kırmayı amaçlamaktaydı. Yunanların Pavlos Kunduriotis komutasındaki bir zırhlı kruvazör, üç ön dretnot ve dört muhribinin; Osmanlıların Ramiz Numan Bey komutasındaki iki ön dretnot, iki zırhlı korvet, bir kruvazör ve dört muhribi ile karşı karşıya geldiği deniz muharebesi, Balkan Savaşları boyunca gerçekleşen en büyük deniz çatışmasıdır.

Muharebede Çanakkale Boğazı'ndan çıkan Osmanlı filosu, bölgede devriyede olan Yunan filosuyla karşılaştı. Filoların ana gücünü oluşturan zırhlılar çatışmaya girdiler. Yunan Averof zırhlısı hız avantajını kullanmak üzere diğer zırhlılardan ayrılarak Osmanlı filosuyla tek başına çatıştı. Ardından iki taraf da çatışmayı keserek limanlarına çekildi. Bir saatten uzun süren ve iki tarafın gemilerinin de hafif hasar aldığı muharebe askeri açıdan sonuçsuz şekilde sona erdi, iki taraf da zafer ilan etti. Osmanlı filosu gemilerin bakımsız olması, eğitim eksikliği ve komutanlar arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle muharebede etkili olamazken, Yunan gemileri Osmanlıların Ege Denizi'ne açılmalarını önleyerek stratejik bir başarı kazandı. Muharebe sonrasında Yunanlar Ege'de daha fazla adayı işgale yönlendi ve Kuzey Ege'de kendi avantajlarına olan stratejik durumu korudu. Osmanlı donanmasıysa Yunan ablukasını kıramadığı için Çanakkale Boğazı'nda kaldı, daha sonra Ege Denizi'ni hakimiyet altına almak için tekrar çaba sarf etti.

Arka plan

Birinci Balkan Savaşı'nda Yunanistan Krallığı'nın başarısına en büyük katkılardan biri donanmasından gelmişti. Ege Denizi'nde hareket eden Yunan donanması, 18 Ekim'de Selanik'te Feth-i Bülend zırhlı korvetini batırmış, 9 Kasım'da bir Türk gambotunu Kidonya'da kendi kendini batırmaya zorlamıştı. Yunan donanması Osmanlı İmparatorluğu'nun Ege'deki ikmal hatları üzerinde büyük baskı oluşturmuş, Osmanlı ordusunun Ege'de asker taşımasını engellemişti.[5] Balkan orduları sahaya 670.000 asker çıkartmışken; Osmanlılar sadece 350.000 askeri cepheye çekebilmiş, Anadolu ve Suriye'den gelen 250.000 asker ulaşım sorunları sebebiyle İzmir'de ve Suriye'nin çeşitli yerlerinde kalmıştı.[6]

Yunanistan Krallığı, Osmanlı İmparatorluğu ile bırakışma imzalamayı reddederek Bulgaristan Krallığı ve Sırbistan Krallığı ile birlikte Çanakkale Boğazı'nı abluka altına almaya devam etmeye karar verdi. Osmanlı Devleti ise hem bu ablukayı kaldırmak hem de kara muharebelerindeki yenilgilerinden sonra maneviyatı bozulmuş olan vatandaşlarına moral vermek için denizde bir zafer kazanmaya çalıştı. Bunun için Osmanlı Donanması'na mensup, daha önce Bulgar güçlerine karşı Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarında üslenmiş zırhlı filo Çanakkale Boğazı istikametine yollanarak yoğun bir şekilde muharebe için hazırlanmaya başlandı.[7] Yunan donanma komutanlığı Osmanlılara karşı nihai bir zafer kazanma hedefindeydi, ancak bu muharebeyi sadece Osmanlı donanması Ege'ye çıkarsa yapacak, denize çıkmazsa muharebeye zorlamayacaktı. Yunanistan Donanma Bakanlığı ise küçük torpido botlarla Çanakkale Boğazı'na girerek taarruz etme düşüncesine sahipti ancak bu planlar uygulanmayacaktı.[8]

Harekat kararının alınması

21 Kasım 1912'de Yunan donanması büyük olasılıkla Amiral Kunduriotis'in Başbakan Venizelos'u yönlendirmesi ile Birleşik Krallık'tan izin alarak[9] Midilli'ye asker çıkartmış, 23 Kasım'da bir Yunan torpido botu Ayvalık limanına girince Karadeniz ticaret gemisi ateş açılacağı zannıyla kendisini batırmıştı. Ertesi gün Osmanlı Başkomutanlık Vekaleti Yunanların donanma koruması altında Saros Körfezi'ne çıkartma yapacağı ve Selanik'teki Bulgar güçlerinin Yunan vapurlarıyla Dedeağaç'a sevk edildiği istihbaratı almıştı. Tüm bu gelişmeler, Osmanlı donanmasının Ege'ye çıkması sorununu yeniden gündeme getirdi. 25 Kasım'da ordu yanlarını destekleme görevinin İclaliye ve Necm-i Şevket gibi eski gemilere bırakılarak, donanmanın Çanakkale'ye gitmesi emredildi. Bahriye Nezareti bu emre itiraz etmese de, Bulgarların Mimarsinan bölgesindeki sırtlarda mevzi hazırladığını bildirip, Büyükçekmece bölgesinde kalmanın ve ordu kanatlarını korumanın daha iyi olacağına dair bildirimde bulundu.[10] Aynı gün Dahiliye Nezareti, Burhaniye eşrafından gelen bilgiye dayanarak Midilli'den gelen Yunan güçlerinin Çandarlı açıklarından kuzeye döndüğünü, bu hareketin olası bir Saros çıkartmasına hazırlık olabileceğini değerlendirdi.[11] Donanma komutanı Albay Tahir Burak çıkartma olacağını düşünmüyordu;[12] Başkomutanlık Vekaleti ise donanma komutanı ile aynı görüşte değildi ve çıkartma olasılığına karşı donanmanın orduyu koruma görevini bırakıp Ege'ye açılmasını istiyordu.[13]

25 Kasım'da ateşkes görüşmeleri başladığı için Osmanlı donanmasına düşman ateşine maruz kalmadıkça ateş etmeme emri verildi. Bahriye Nezareti'nin teklifiyle 27 ve 29 Kasım'da donanma komutanının değiştirilmesi görüşüldü. 29 Kasım'da Başkomutan vekili Nâzım Paşa,[14] donanmanın derhal Çanakkale'ye gitmesi, Hamidiye katılıncaya kadar ana kuvvetin harekât yapmamasını, sadece muhriplerle boğaz önündeki Yunan kuvvetlerine taarruz yapılması emrini verdi.[15] Ertesi gün Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis zırhlıları, Numûne-i Hamiyet, Gayret-i Vataniye, Samsun ve Basra muhripleri, Demirhisar, Sultanhisar ve Hamidabat torpidobotları ve Tirimüjgan onarım gemisi Çanakkale'ye hareket etti. Mecidiye Karadeniz'de, diğer gemiler ise Haliç'te onarımdaydı.[16] 7 Aralık'ta donanma komutan vekili Albay Tahir Burak görevden alındı, yerine yardımcısı Albay Ramiz Bey getirildi.[17] 11 Kasım'da dört muhripten oluşan bir müstakil tümen kurularak başına bakımda olan Hamidiye'nin komutanı Önyüzbaşı Hüseyin Rauf (Orbay) atandı. Aynı harekât alanı içinde donanma komutanının Hürriyet ve İtilaf, müstakil tümen komutanının İttihat ve Terakki taraftarı olması ve siyasi sebeplerle birbiriyle anlaşamaması, Osmanlıların koordinasyonunu azaltıyordu.[18]

Kuvvetler

Osmanlı gücü

Osmanlı Donanması, Brandenburg sınıfı iki ön dretnot zırhlı Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis, Asar-ı Tevfik ve Mesudiye zırhlı korvetleri, Mecidiye zırhlı kruvazörü ve dört muhripten oluşturulan filo ile Çanakkale Boğazı'na intikal etti. Osmanlı gemileri 9'a 8 sayı üstünlüğüne haiz olsa da bir kısmı 1890'lardan kalma ve Alman donanmasından emekli olup alınan bu gemilerin hiçbiri Yunanların 1910 yapımı modern Averof zırhlı kruvazörü ve daha modern haldeki Yunan gemileri ile baş edecek durumda değildi. Yunanların Averof atağına karşı Osmanlılar yeni Alman zırhlı kruvazörü SMS Blücher veya muharebe kruvazörü SMS Moltke tipinde bir gemi almaya çalıştılarsa da yüksek maliyet nedeniyle bu plan rafa kaldırılmış, onun yerine 1890'lardan kalma ve Alman donanmasından emekli SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm (Barbaros Hayreddin) ve SMS Weißenburg (Turgut Reis) gemileri alınmıştı.[19] 1912 yazında bu gemilerin bakımı Osmanlıların mali durumu nedeniyle aksamıştı: Telefonları çalışmıyordu, mühimmat asansörleri ve mesafe ölçerler yerinden sökülmüş, pompalar korozyona uğramış, su geçirmez kapılarının çoğu artık kapanmaz durumdaydı, personelin eğitimi ve taktik bilgisi de yetersizdi.[4][20]

Yunan gücü

Savaşın başında Yunan donanmasının toplam gücü, Osmanlılara karşı nispeten zayıftı. Yunan gemileri ile Osmanlı gemileri yakın sayılarda olmasına rağmen eski Yunan gemilerinin düşük hızı ve Osmanlıların gerektiğinde Çanakkale Boğazı'nın kurmasına geri çekilebilmesi, Yunanlar için muharebeyi istedikleri zaman ve yerde yapma açısından bir dezavantaj oluşturuyordu.[21] Yunan donanması Limni adasındaki Mondros limanını ileri üs olarak kullanıyordu. Ana güç modern Averof zırhlı kruvazörü ile İdra sınıfı zırhlılar İdra, Spetse ve Psara'dan oluşuyordu.[22] İdra sınıfı 1866-1869 Girit İsyanı sırasında Yunan donanmasının Osmanlılara karşı başarısızlığının ardından 1885'te sipariş edilmiş demir zırhlılardı.[23][24] Ayrıca Albay Bratsanos komutasında dört muhrip, iki torpidobot ve bir denizaltıdan oluşan karakol kuvveti Bozcaada'da üslenmiş, Çanakkale Boğazı önünde devriye görevi almıştı. Yunan muhripleri Osmanlı muhriplerine kıyasla hem tonaj, hem de silah gücü olarak daha üstündü.[22] Yunan donanmasının en önemli eksikliği ise eğitimdi; hafif filoda yer alan gemilerin üçte biri (altı muhrip ve Delfin denizaltısı) I. Balkan Savaşı'nın başlamasının ardından filoya katılmıştı.[21]

Zisis Fotakis'e göre Yunanların iki avantajından ilki, bu cephedeki en hızlı gemi olan Averof'tu.[21] Averof filodaki eski Fransız yapımı zırhlılara göre 9 knot daha hızlıydı, bu sebeple diğer gemilerden bağımsız şekilde de kullanılabiliyordu.[2] İkinci avantaj ise 310 tonluk Fransız yapımı Delfin denizaltısıydı. Delfin savaşın başlamasından sonra filoya katıldığı için mürettebat eğitimi zayıftı, ancak Osmanlıların denizaltılara karşı silah veya eğitiminin olmaması sayesinde önemli bir tehditti. Yine de Yunanların elindeki tek denizaltı olması sebebiyle birçok farklı görev verildiğinden bu muharebede yer almadı.[21]

Muharebede yer alan kuvvetler[a]
Osmanlı gücü[25]
Ana kuvvet1. Muhrip Tümeni2. Muhrip Tümeni[b]3. Tümen
Albay RamizÖnyzb. Hüseyin RaufYarb. Hakkı Eşref
  • 1 torpido kruvazörü[e]
  • 4 muhrip[f]
  • 1 onarım gemisi[i]
  • 1 hastane gemisi[j]
  • 1 mayın gemisi[k]
Yunan gücü[27]
Ana kuvvetBoğaz devriyesiBozcaada
Amiral Konduriotis
  • 1 zırhlı kruvazör[l]
  • 3 zırhlı[m]

Muharebe

Savaştaki birlik manevraları: Mavi gemiler (Yunanlar); Çanakkale Boğazı girişinde Kırmızı gemilere karşı (Osmanlılar) T geçişi pozisyonu almaya çalışırken. Osmanlı Donanması Boğaz çıkışında en başta amiral gemisi Barbaros Hayreddin olmak üzere dikey konumda sıralı dizi halinde hareket etmektedir. Daha yavaş olan zırhlılardan ayrılan Averof ise filonun gerisinden bağımsız şekilde Osmanlı hattının pruvasından T geçişi yapmaya çalışmış, Osmanlı filosu geri dönerek Boğazlar'ın müstahkem mevkilerinin korumasına dönmüştür.
Averof'un toplarından birinin bir Osmanlı mermisi tarafından vurulan yükleme mekanizması

14 Aralık'ta Osmanlı Donanması komutan vekili Albay Ramiz, tüm gemi komutanlarını Barbaros zırhlısında toplayarak bir toplantı yaptı. Bu toplantıda muharebe planları hazırlandı. Plana göre çatışmaya İmroz-Çanakkale Boğazı-Bozcaada üçgeninde, müstahkem mevzilerin menzili içerisinde girilecekti.[28]

Yunan donanması 14 Aralık günü Mecidiye'nin harekâtı sebebiyle denize çıkmış, 14-15 Aralık gecesini İmroz'un kuzeyinde geçirmiş, 15 Aralık'ta boğazı gözlemlemiş, ardından bazı muhripleri Bozcaada'ya ikmale gönderip ana kuvvetiyle 15-16 Aralık gecesini yine İmroz'un kuzeyinde geçirmişti. Osmanlı filosunun denize çıkmasını beklemekte, çıkmadıkları takdirde Bozcaada'ya konuşlandırılan kömür gemilerinden ikmal yapmayı planlamaktaydı.[29]

16 Aralık 1912 günü sabah 06.00'da ana Yunan kuvveti İmroz'un kuzeyinde başta Averof, ardında 3 İdra sınıfından oluşan ana savaş hattı ve bu hattın Çanakkale tarafını perdeleyen 4 muhripten (Leon, Panthir, Yeraks, Aetos) oluşan bir düzende yol alıyordu.[29] Saat 07.00'de Hüseyin Rauf komutasındaki birinci muhrip tümeni, beş dakika sonra Yarbay Hakkı Eşref komutasındaki ikinci muhrip tümeni harekete geçti. Makine arızasından ötürü Basra üçüncü tümene katıldı.[30]

Yoğun sis sebebiyle taraflar Osmanlı donanmasının çıkışı esnasında birbirini görmedi. Saat 08.15'te Birinci Muhrip Tümeni Yunan ana gücünü gördü, hemen geri dönerek düşman varlığını Albay Ramiz'e bildirdi ve komutan Hüseyin Rauf Yunanların T geçişi yapmayı hedeflediğini tahmin ederek donanmanın Seddülbahir'e yakın geçerek Kumkale yönüne seyretmesini önerdi. Müstahkem mevki komutanlığı da Albay Ramiz'e 4 zırhlı, 5 muhribin Zığındere önünde olduğunu, ayrıca 5 muhrip ve bir denizaltının Bozcaada önünde bulunduğunu bildirmişti. Albay Ramiz, Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarının 240 mm'lik toplarının düşman filosunun yaklaşmasını engelleyeceğini düşündüğünden Rauf'un teklifini uygun bulmadı.[30][26]

Amiral Kunduriotis Osmanlı donanması hakkında ilk haberi Boğaz önünde devriyede olan muhriplerden biri olan Velos'tan aldı. Sisin kısa süre açılması ile Mecidiye'yi gören muhrip, diğer Osmanlı muhriplerinin de bölgede olduğu kanısına vardı. Boğaz üstünde yükselen duman, tüm Osmanlı kuvvetinin denize açıldığı kanısını veriyordu. Hemen sonra Reşitpaşa hastane gemisinin de boğazdan çıkması Yunan komutanın kanısını güçlendirdi. Yunan donanması muharebeye hazırlanmaya başlarken, Bozcaada'daki muhriplere de süratle ana kuvvete katılma emri verildi.[31][32]

Osmanlı donanması 247,5 rotasıyla boğazdan çıkarken, saat 09.05'te Seddülbahir'i bordaladığı esnada Yunan kuvvetini tam pruva istikametinde, 12.000 metre mesafede gördü. Yunan donanması da Osmanlıları yaklaşık aynı esnada görmüştü. Deniz sakindi, güneş arkalarında olduğu ve esen hafif lodos ise baca dumanlarını Yunanlara doğru sürüklediği için Osmanlı gemileri daha avantajlı bir durumdaydı.[31] Albay Ramiz Yunan donanmasının denizaltı saldırı yapmak için üzerine çekmeye çalıştığını düşünerek saat 09.20'de rotasını batıya çevirdi, hızını 10 mile çıkardı ve torpido hücumuna hazır olunması emri verdi.[30] Saat 09.35'te rotasını kuzeybatıya çevirdi. Osmanlıların bu hareketi üzerine Kunduriotis de rotasını kuzeye çevirdi,[31] tüm diğer Osmanlı ve Yunan gemilerine kıyasla üstün hıza sahip Averof Amiral Kunduriotis'in savaş hattının en önde yer alırken daha yavaş ve eski olan İdra sınıfı zırhlılar bir arada, düşman gemilerinin yaklaşmasını bekliyordu. Bu esnada Osmanlı donanması kuzeye döndü; ancak bu dönüş esnasında Mesudiye savaş hattından Yunanlara doğru 500 m dışarı çıktı, yerini Asar-ı Tevfik aldı. Saat 09.40'ta her iki hat, kuzeye doğru birbirine yaklaşan hatlar üzerindeydiler. Aralarındaki mesafe Yunanlarca 14 km, Osmanlılarca 8 km olarak ölçüldü. Osmanlı hattı Yunanlardan biraz daha ilerideydi, dört Osmanlı gemisinin birden Averof üzerine ateş etmeleri olasıydı.[3][33]

İlk ateşi saat 09.40'ta "ateşe başla" flamasını çeken Barbaros Hayreddin açtı. Ardındaki Turgut Reis de Barbaros'un ateşe başladığı noktaya geldiğinde muharebeye katıldı. Mesudiye ise aynı noktaya geldiğinde dümeninde yaşadığı ufak bir sorun sebebiyle dönemedi ve düşman hattına 500 metre yaklaştı, Asar-ı Tevfik üçüncü gemi pozisyonunu aldı. Bu olay, Yunan gemilerine T geçişi yapma şansının kaçırılmasına sebep oldu, filo Mesudiye'nin yerini alabilmesi için 6 mil hıza düştü.[34] İlk atışlar isabetli görünse de, Mesudiye ve Asar-ı Tevfik'in de çatışmaya katılması ve önceden kararlaştırıldığı üzere Averof'a nişan almaları ile hangi merminin hangi gemiden atıldığı belli olmadığında topçu ateşinin isabeti arttırılamadı. Yunanlar da aynı şekilde ateşlerini Barbaros Hayreddin'e odakladı. İlk isabeti Mesudiye sağladı, 234 mm'lik bir mermi ile Averof'un bacasını vurdu, bir asker öldü, altı asker yaralandı, çeşitli ekipman hasar gördü. Biraz sonra Averof'un iskele başomuzluk taretine Barbaros'un 280 mm'lik bir mermisi isabet etti ve tareti savaş dışı bıraktı.[3] Uzak mesafeden Osmanlılara karşı sonuç alamayacağını anlayan Kunduriotis, Averof'u yavaş zırhlılardan ayırıp Osmanlı hattını T vaziyetine almayı kararlaştırdı. Hızını 20 mile çıkartarak 22,5 rotasına döndü. Osmanlı hattı karşı bir manevra yapmamış; Averof hatta 5.000 metreye kadar yaklaşmıştı. Bu sırada Yunan muhripleri de top menziline girmişti; Osmanlı muhripleri bölgede olmadığından zırhlılar hem Averof, hem de muhriplere aynı anda ateş açmak zorunda kalmıştı. Aynı esnada bir Yunan mermisi Barbaros'un iskele bordasını delerek zırhlı güvertede patladı, bir buhar borusunu patlattı, yangın çıkardı ve bir eri öldürdü. İki dakika sonra ikinci bir mermi çanaklığa isabet ederek mesafe ölçeri parçaladı ve bir eri yaraladı.[35][36]

Saat 10.07 itibarıyla Osmanlı zırhlıları 10 mil hızla kuzeye rotadaydılar; Averof, Barbaros'un iskele başomuzluğunda 3 km, üç Yunan zırhlısı ise Barbaros'un bordasında ve 7 km mesafedeydi. Osmanlı birinci muhrip tümeni ise Averof'a yaklaşık 4 km uzaklıktaydı. Osmanlı komutanı muharebenin kendi aleyhine döneceğini düşünerek geri dönmeye karar verdi, dönüşün çabuk olması için her gemiyi olduğu yerde 180 derece çevirdi. Bu manevra ile topçu atışlarının yeniden tanzim edilmesi gerekiyordu; buna rağmen Osmanlı gemileri saat 10.20'de Averof'a biri zırhlı güverteyi çatlatan, biri köprü üstünde patlayan, biri iskele başomuzlukta zırhsız bir yere isabet eden üç ağır mermi isabet ettirmişti. 10.25'te tamamlanan manevrayla Osmanlı savaş hattındaki gemilerin sırası tersine döndü.[37] Durum karşısında Kunduriotis muharebeyi keserek eski zırhlılara katılmaya karar verdi, 10.30'da İdra sınıfı zırhlılara katıldı ve saat 10.50'de ateş kesme flaması çekildi.[37] 11.55'te Averof ve İdra sınıfı zırhlılar buluşarak Mondros'a yola çıktılar. Osmanlı filosu ise bir süre güneydoğuya devam etti, 11.05'te tamamlanan[38] hasar kontrolünün ardından muharebeye mani bir durum olmadığını görülmesi üzerine yeniden Yunanlarla çatışmaya girme amacıyla kuzeydoğuya döndü. Averof'un karşılık vermemesi ve Mesudiye ile Asar-ı Tevfik'in saatte 8 mil hızı geçememeleri sebebiyle Çanakkale'ye geri dönüldü.[35][37]

Birinci Muhrip Tümeni'ni Karanlık Liman'a bırakan filo, saat 14.30'da Nara Burnu'na demirledi. Birinci Muhrip Tümeni ufukta şüpheli bulutlar görünce derhal demir alarak batı-kuzeybatı yönünde 15 mil hızla keşif harekâtı yaptı; saat 15.50'de Yeniköy önlerinde denizaltıları korumakta olduğu düşünülen bir tekneye ateş açtı, ikinci merminin ardından Tavşan Adası dolayında Yunan filotillasının ateşine maruz kalarak geri çekildi. Muhripler 17.30'da Nara'ya demirlediler. Yunan donanması da saat 21.55'te Mondros Limanı'na demirledi.[39][40]

Sonuç

Günümüzde müze gemi olan Averof

Muharebe askeri açıdan sonuçsuz şekilde sona erdi, iki taraf da zafer ilan etti.[41][42][43] Osmanlılar Barbaros Hayreddin Paşa'nın Preveze Deniz Muharebesi'nde kullandığı bayrağı deniz müzesinden getirtip, Barbaros Hayreddin zırhlısının direğine çekmiş, Yunanlar ise Averof'taki donanma komutanı huzurunda bir resmi geçit yapmıştı.[44] Yunanlar Kuzey Ege'de kendi avantajlarına olan durumu korudu. Osmanlı donanması Yunan ablukasını kıramadığı için Çanakkale Boğazı'nda kaldı, daha sonra tekrar Ege Denizi'ni hakimiyet altına almak için çaba sarf etti.[45]

Muharebede her iki taraf da çok az hasar almıştı. Barbaros Hayreddin'e isabet eden bir büyük, bir küçük mermi dışında Osmanlı gemileri yara almamıştı; bir er ölmüş ve bir er yaralanmıştı. Eski olmalarından ötürü kendi topçu atışlarının sarsıntısıyla bazı arızalar baş göstermişti.[39] Averof beş büyük, on beş orta ve küçük mermi isabeti almış, ön bacası ve pruva direği hasar görmüş, bir er ölmüş ve bir er yaralanmıştı. Spetse bir büyük, üç küçük isabet; İdra ise bir isabet almıştı.[46] Osmanlı gemileri Nara Burnu'nda onarıma alınırken, Yunan gemileri denizde kalmaya devam edebilecek durumdaydı.[2]

Muharebe Yunan basınına büyük bir zafer olarak yansıdı. 4 Aralık tarihli Akropolis gazetesi "Yunan ateşine karşılık Türk donanmasının çekildiği" muharebeyi manşetinden verdi, donanmanın 1821'deki bağımsızlık savaşı ruhunu yansıttığını yazdı; diğer gazetelerde de benzer haberler yer aldı. Çağdaş Yunan tarihyazımında da muharebe savaşın sonucuna dair önemli etki sahibi olan bir zafer olarak görülmektedir.[47] Donanma çevrelerindeyse Amiral Kunduriotis, Averof'u topçu ateşine maruz bırakarak "gereksiz yere" riske attığı için eleştirilere hedef oldu. Kral I. Yeoryos, amirale yazdığı telgrafta şu ifadeleri kullandı: "Sana ihtiyat ve olgunluk tavsiyesinde bulunmak mecburiyetindeyim. Tanrı aşkına, lütfen fevri hareketlerde bulunma. [...] Böylesi değerli bir kumandan ve amiralin kendi hayatını, denizcilerimizin hayatını, gemilerimizi bu şekilde tehlikeye atmasına izin yoktur. Gemiler yok olursa zavallı Yunanistan'ın başına ne geleceğini düşünüyor musun? [...] Yaşasın değerli kumandan Kunduriotis'in filosu!". Kunduriotis, yıllar sonra konuyla ilgili yazdığında suçlamalara cevap olarak "Savaş gemileri süs değildir. Tarih bize gösteriyor ki, hiçbir millet gemilerin tehlikeye girmesini ve hatta gerekirse batırılmasını mukadderat olarak görmeden denizlerin hâkimi olamaz." ifadelerini kullandı.[48]

Ege Denizi'ndeki siyasi durum Osmanlı donanmasını yeniden Yunanlarla çatışmaya girmesini, Yunanların ise Osmanlı harekâtı öncesinde Midilli ve Sakız adalarını bir an önce almasını gerektiriyordu. İmroz Muharebesi sonrasında Yunanlar, tüm yardımcı kruvazörlerini Midilli'ye sevk ederek önce bu adayı, daha sonra Sakız'ı işgale karar verdiler. Midilli'nin öncelikli hedef olarak seçilmesi, İzmir Körfezi ve Ayvalık bölgesini ablukaya almaya elverişli olmasından kaynaklanıyordu. 17 Aralık'ta Yunan harekâtı karşısında Midilli'deki Osmanlı gücü Çanakkale'den yardım istedi, ancak takviye alamadılar. Osmanlı donanmasının İzmir'e gönderilmesi düşüncesi de Bozcaada Yunan kontrolünde olduğu için uygulanamadı.[49] Osmanlı donanması bir ay sonra Ege hakimiyeti için Mondros Deniz Muharebesi'nde bu yeniden Yunan donanmasıyla karşı karşıya gelecekti.[50]

Yunan kruvazörü Elli'nin adı bu muharebeden gelmektedir.[51] Balkan savaşlarındaki en büyük deniz muharebesidir.[52]

Notlar

  1. ^ Esas çatışma ana kuvvetler arasında gerçekleşmiştir.
  2. ^ İlk başta dört muhriple kurulmuştur, kazan arızası sebebiyle Samsun üçüncü tümene geçirilmiş, yerini Mecidiye kruvazörü almıştır.[26]
  3. ^ Barbaros Hayreddin, Turgut Reis, Mesudiye, Asar-ı Tevfik
  4. ^ Demirhisar, Sultanhisar, Sivrihisar, Hamidabat
  5. ^ Berk-i Satvet
  6. ^ Yâdigâr-ı Millet, Muâvenet-i Milliye, Taşoz, Basra
  7. ^ Numûne-i Hamiyet, Gayret-i Vataniye, Yarhisar
  8. ^ Mecidiye
  9. ^ Tirimüjgan
  10. ^ Reşidpaşa
  11. ^ İntibah
  12. ^ Averof
  13. ^ İdra, Psara, Spetse
  14. ^ Velos, Doksa, Aspis
  15. ^ Neagena, Keravnos
  16. ^ Thiella, Sfendomi, Lonhi, Nafkratussa

Kaynakça

Özel
  1. ^ Emir 1932, s. 233.
  2. ^ a b c Fotakis, s. 50.
  3. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, s. 241.
  4. ^ a b Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 20.
  5. ^ Koliopoulos & Veremis 2010, s. 71.
  6. ^ Fotakis, s. 49.
  7. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 235.
  8. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 229.
  9. ^ Fotakis, s. 48.
  10. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 220-221.
  11. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 222.
  12. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 223.
  13. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 224.
  14. ^ Er, Serkan (2014). "Balkan Harbi'nde Osmanlı Ordusunun Seferberlik Planı" (PDF). Tarih Dergisi. 2014/1, 59. İstanbul. s. 155. ISSN 1015-1818. 8 Ocak 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ocak 2021. 
  15. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 225.
  16. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 226.
  17. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 227.
  18. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 230.
  19. ^ Langensiepen & Güleryüz 1995, ss. 16-17.
  20. ^ Erickson 2003, s. 131.
  21. ^ a b c d Fotakis, ss. 45-46.
  22. ^ a b Büyüktuğrul 1974, s. 228.
  23. ^ Gardiner & Gray, s. 382.
  24. ^ Gardiner, s. 387.
  25. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 236.
  26. ^ a b Emir 1932, s. 229.
  27. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 237.
  28. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 233-235.
  29. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 236-238.
  30. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, ss. 238-239.
  31. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, s. 240.
  32. ^ Emir 1932, s. 230.
  33. ^ Emir 1932, s. 231.
  34. ^ Emir 1932, s. 232.
  35. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 242-243.
  36. ^ Emir 1932, ss. 233-234.
  37. ^ a b c Emir 1932, s. 235.
  38. ^ Emir 1932, s. 236.
  39. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 243-244.
  40. ^ Emir 1932, ss. 236-237.
  41. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 244-248.
  42. ^ Gardiner & Gray, ss. 388, 390.
  43. ^ Wilmott, s. 178.
  44. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 244.
  45. ^ Hall 2000, s. 65.
  46. ^ Işın 1946, ss. 218-219.
  47. ^ Papona, Manoli. "Η ΝΑΥΜΑΧΙΑ ΤΗΣ ΕΛΛΗΣ" (Yunanca). Yunanistan Donanma Tarihi Enstitüsü. 22 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2021. 
  48. ^ Markezinis, Spiros (1967). Πολιτική ιστορία της Νεωτέρας Ελλάδος 1828-1964: η μεγάλη εξόρμησις (1910-1922) (Yunanca). Atina: Papiros. s. 40. 
  49. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 248-249.
  50. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 271.
  51. ^ Stewart 2009, ss. 195, 311.
  52. ^ Hall 2000, s. 64.
Genel

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<i>Hamidiye</i> (kruvazör)

Hamidiye, "Abdülhamid kruvazörü" olarak 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılan ve İkinci Meşrutiyet'in ardından adı Hamidiye olarak değiştirilen bir gemi.

Osmanlı donanması, Osmanlı Devleti'nin askerî deniz gücü. XIV. yüzyılda kuruldu. Osmanlı Devleti, 1323 yılında Karamürsel'i fethederek denize ulaştı, Kara Mürsel komutasında ilk donanma oluşturuldu ve Kocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı. 1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı. Osmanlı donanmasında hiyerarşik sisteme geçildi, ilk Derya Beyi, Kara Mürsel Bey oldu. 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi; böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan Rumeli'ye geçişin önü açıldı. Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu.

<span class="mw-page-title-main">Çanakkale Savaşı deniz harekâtları</span> Çanakkale Savaşındaki deniz harekâtları

Çanakkale Savaşı deniz harekâtları, I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'nin Birleşik Filo ile savunmada kalan Osmanlı İmparatorluğu kara topçusu arasında 19 Şubat 1915'ten 18 Mart 1915'e kadar Çanakkale Boğazı'nda yapılan bir dizi deniz operasyonudur. Birleşik Filo'nun Çanakkale Boğazı'na karşı yaptığı 18 Mart tarihli en geniş kapsamlı saldırı, harekâtın son operasyonudur ve birçok kaynakta 18 Mart Deniz Savaşı olarak geçmektedir.

<i>Barbaros Hayreddin</i> (zırhlı) Alman zırhlısı

Barbaros Hayreddin veya SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm, okyanus ötesi sefer yapabilen bir Alman zırhlısıdır. Alman İmparatorluk Donanması ve sonrasında Osmanlı donanması'nda görev yapmıştır. Geminin orijinal adı Prusya dükü ve Brandenburg seçici prensi olan I. Frederick Wilhelm'den gelmektedir. Brandenburg sınıfının dördüncü ön dretnot gemisi idi. 1890 yılında Kaiserliche Werft Wilhelmshaven'da inşa çalışmaları başladı, 1891'de denize indirildi ve 1893'te tamamlandı. Geminin yapımı 11,23 milyon marka mal oldu. Brandenburg sınıfı savaş gemileri üç zırhlı tarette taşıdıkları altı ana top ile, diğer donanmaların iki tarette dört top taşıyan gemilerine kıyasla daha modern bir tasarımdı.

<i>Turgut Reis</i> (zırhlı)

Turgut Reis veya SMS Weißenburg, Alman İmparatorluğu Donanması'nın ilk okyanus ötesi savaş gemilerinden biridir. Alman İmparatorluğu Donanması'nın ardından son olarak Osmanlı donanmasında görev yapmıştır. Alman İmparatorluğu'nda 1890'larda yapılan Brandenburg sınıfı dört ön-dretnot zırhlısından üçüncüsüdür. 1890 yılında AG Vulcan firmasının Stettin tersanesinde inşası başlamış, 1891'de denize indirilmiş, 1894 yılında tamamlanmıştı. Brandenburg sınıfı zırhlılar, üç adet ikiz tarette taşıdıkları altı büyük kalibre top ile, dönemin standardı olan iki adet ikiz taret taşıyan zırhlılardan farklıydılar. İngiliz Kraliyet Donanması, bu gemilere "whaler" adını vermişti. Turgut Reis, kendisiyle aynı sınıftan gemiler olan SMS Brandenburg, SMS Wörth ve SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm ile aynı yıllarda suya indi.

Yarhisar, Osmanlı Devleti'nde Donanma Cemiyeti tarafından 1907 yılında Fransa'dan satın alınan, Durandal sınıfı temel alınarak tasarlanmış dört Samsun sınıfı muhripten biridir. 1907'de Osmanlı donanmasına katılan muhrip, 1911-1912'de gerçekleşen Trablusgarp Savaşı'nda Osmanlı filosunun geri kalanı gibi İtalyanlarla aktif bir çatışmada yer almadı. 1912-1913'te Balkan Savaşları esnasında Varna Deniz Muharebesi, İmroz Deniz Muharebesi ve Mondros Deniz Muharebesi gibi tüm önemli çatışmalarda yer aldı, ayrıca devriye görevlerinde bulundu. I. Dünya Savaşı'nda özellikle Marmara Denizi'nde eskort ve önleme görevlerinde yer aldı. Marmara'ya giren Müttefik Devletler denizaltılarıyla birçok çatışmaya girdi. 3 Aralık 1915'te tarihinde Yalova açıklarında Birleşik Krallık'ın E11 denizaltısı tarafından torpidolanarak batırıldı. Bu olayda 7 subay ve 33 er öldü. Birleşik Krallık denizaltısı geminin kalan mürettebatını denizden alarak bir Osmanlı yelkenlisine teslim etti.

Samsun, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1907 yılında Fransa'dan satın alınan dört "Durandal" sınıfı muhripten biridir. Gemi, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlı donanmasında görev yaptı.

<i>Mesudiye</i> (zırhlı)

Mesudiye, Osmanlı donanması için 1871-1875 yılları arasında İngiltere'deki Thames Ironworks'te inşa edilmiş merkezî bataryalı zırhlı korvettir. İnşa edilmiş en büyük iki merkezî bataryalı zırhlı korvetten biriydi. Mesudiye'nin Hamidiye adında bir kardeş gemisi olması planlanmıştı; ancak bu gemi Kraliyet Donanması tarafından satın alındı ve HMS Superb adıyla görevlendirildi. Ana silahları merkezî zırhlı bir bataryada yer alan on iki 250 mm toptu.

<i>Asar-ı Tevfik</i>

Asar-ı Tevfik, 1860'larda inşa edilen ve sınıfının tek üyesi olan, Osmanlı donanmasının zırhlı bir savaş gemisiydi. Aslen Mısır Hidivliği tarafından İbrahimiye ismiyle sipariş edilen gemi, daha sonra Osmanlılar tarafından alındı. Kırım Savaşı'ndan sonra 1860'larda Osmanlı filosu için bir genişleme programının bir parçası olarak inşa edilen Asar-ı Tevfik, sekiz adet 220 mm toptan oluşan bir ana batarya ile donatılmış 4.600 metrik tonluk barbetli bir merkezî bataryalı zırhlıydı.

<span class="mw-page-title-main">Beyrut Muharebesi (1912)</span> Osmanlı İmparatorluğu ile İtalya Krallığı arasında yapılan deniz savaşı

Beyrut Muharebesi veya Beyrut Harekâtı, 1911-1912 yılları arasında gerçekleşen Trablusgarp Savaşı'nın bir parçası olarak 24 Şubat 1912'de, Osmanlı ve İtalyan kuvvetleri arasında Beyrut'ta meydana gelen deniz muharebesidir. Muharebede iki İtalyan kruvazörü, limanda bulunan Osmanlılara ait bir zırhlı korvet ve bir torpido botunu batırdı ve Beyrut şehrini top atışına tuttu. Muharebede Beyrut'taki Osmanlı deniz gücü tamamen yok edildi ve bölgedeki İtalyan nakliyelerine yönelik tek Türk deniz tehdidi ortadan kaldırıldı. İtalyanlar bu saldırı sonrasında savaşın geri kalanında Güney Akdeniz'de tam deniz hakimiyetini elde tuttular, Süveyş Kanalı'na yaklaşımlarda tam bir deniz üstünlüğü sağladılar ve sömürgeleri olan Eritre'deki kuvvetlerini takviye etmede avantaj sağladılar.

<span class="mw-page-title-main">Mondros Deniz Muharebesi</span>

Mondros Deniz Muharebesi 18 Ocak 1913 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan donanmaları arasında meydana gelen çatışma. Birinci Balkan Savaşı sırasında yaşanan muharebe, Osmanlıların Çanakkale Boğazı'nda konuşlu Yunan donanmasını dağıtmak ve Ege Denizi'nde egemenliği yeniden ele geçirmek için yaptıkları ikinci ve son denemedir.

<i>Mecidiye</i> (kruvazör) Osmanlı İmparatorluğu donanmasına ait kruvazör

Mecidiye, Osmanlı Devleti hükûmetinin 1900 yılındaki siparişi üzerine Abdülmecid adıyla Amerika Birleşik Devletleri'nin William Cramp & Sons firmasının Philadelphia Tersanesinde suya indirildikten sonra Osmanlı Donanması, Rusya İmparatorluk Deniz Kuvvetleri, Kızıl Donanma, Ukrayna Halk Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri ve Türk Deniz Kuvvetleri'nde görev yapan korumalı kruvazör.

TCG <i>Berk</i>

TCG Berk ya da Osmanlı donanmasındaki adıyla Berk-i Satvet, Osmanlı donanması ve sonrasında Türk Deniz Kuvvetleri'nde hizmet gören Peyk-i Şevket sınıfının ikinci ve son torpido kruvazörüdür. 1906-1907 yıllarında, Kiel, Almanya'daki Germaniawerft tersanesinde inşa edilmiş ve Kasım 1907'de Osmanlı donanması hizmetine girmişti. Geminin ana silahı üç 450 mm torpido tüpü ve bir çift 105 mm toptu ve gemi, 21 knot maksimum hıza ulaşabiliyordu.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu'nun zırhlı savaş gemileri listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Osmanlı İmparatorluğu'nun zırhlı savaş gemileri listesinde, Osmanlı İmparatorluğu'na ait olan ve olması planlanan zırhlılar yer alır. Jön Türkler'in 1908 yılında Osmanlı'da güç kazanmasının ardından İttihat ve Terakki cemiyeti iktidara yükseldi; güçlü bir Osmanlı Donanması hazırlamak için planlara başlandı. 1910 yılında yapılan Osmanlı Donanması geçit töreninde ciddi eksiklik açıkça görülmüştü. Girişilen zırhlı gemi inşa çalışmaları Abdülkadir'de olduğu gibi başarısızlıkla sonuçlanmıştı, bunun için Donanma Cemiyeti kuruldu; yerel bağışlar toplanması yoluyla gemi alımını hedeflemekteydi. Bu çabalara rağmen donanma kötü durumda kaldı. Donanmanın yetersizliği, Birinci Balkan Savaşı'nda kesin olarak görüldü. Bu savaşta Osmanlı Donanması, Yunan Donanması tarafından İmroz ve Mondros Deniz Muharebesi'nde iki defa yenilgiye uğratıldı.

<span class="mw-page-title-main">İmroz Deniz Muharebesi (1918)</span> İmroz Deniz Muharebesi ve Osmanlı

İmroz Deniz Muharebesi, I. Dünya Savaşı sırasında, 20 Ocak 1918'de Ege Denizi'nde gerçekleşen bir deniz muharebesidir. Osmanlı donanmasının Gökçeada'da yığınak yapmış olan Kraliyet Donanması'na taarruzu ile meydana gelmişti. İtilaf kuvvetlerinin ağır zırhlı yoksunluğu, Yavuz muharebe kruvazörü ile Midilli hafif kruvazörünün bölgeye taarruz etmesine fırsat sağlamıştı. Saldırı sonucunda Birleşik Krallık'a ait monitör olarak sınıflandırılan iki küçük savaş gemisi battı, bir uçak düşürüldü ve birçok personel öldü. Muharebe sırasında önemli hasar almayan Osmanlı gemileri, dönüş esnasında adayı saldırılardan korumak üzere İtilaf güçlerince döşenmiş olan deniz mayınlarına çarptı. Yavuz hasar aldı, Midilli ise battı ve mürettebatının bir kısmı öldü, bir kısmı ise esir düştü. Yavuz, Birleşik Krallık uçaklarının saldırıları altında Çanakkale Boğazı'na ulaşmayı başardı; buraya vardığında karaya oturdu ve altı gün sonra kurtarılana dek sürekli hava saldırısına maruz kaldı. Gerçekleşen muharebe sonrası Osmanlı Devleti'nin en modern iki savaş gemisinden birinin hasar alması, diğerinin ise batması donanmanın gelecekteki hareketlerini son derecede kısıtlamıştı.

<span class="mw-page-title-main">Sarıç Burnu Muharebesi</span> 18 Kasım 1914te yapılan savaş

Sarıç Burnu Muharebesi veya Balıklava Muharebesi, I. Dünya Savaşı esnasında Sarıç Burnu açıklarında gerçekleşen bir deniz muharebesidir.

<span class="mw-page-title-main">Çanakkale Savaşı'ndaki denizaltı faaliyetleri</span>

Çanakkale Savaşı'ndaki denizaltı faaliyetleri, I. Dünya Savaşı'nın bir parçası olan Çanakkale Savaşı çerçevesinde, çeşitli devletlerin denizaltıları tarafından Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi'nde sürdürülen faaliyetlerdir. Esas savaştan önce, Aralık 1914'te başlamış ve Aralık 1915'te sonlanmıştı. İtilaf Devletleri'ne bağlı denizaltıların Çanakkale Boğazı'nı geçerek Marmara Denizi'nde denizaltı operasyonları yapmalarının amacı, Gelibolu'yu savunan Osmanlı kuvvetlerinin lojistik durumunu sarsmak olarak görülür. Bununla birlikte İttifak Devletleri'nin bir üyesi olan Alman İmparatorluğu da Osmanlı'yı desteklemek amacıyla savaş sırasında birtakım denizaltı faaliyetleri yürütmüştü.

<i>Draç</i> (torpido botu) Osmanlı torpido botu

Draç, Osmanlı donanmasına ait 1907'de hizmete giren bir torpido botudur. Balkan Savaşları ile I. Dünya Savaşı'nda görev yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Çanakkale Taarruzu (18 Nisan 1912)</span>

I. Çanakkale Taarruzu ya da Birinci Boğaz Harekâtı, 1911-1912 Osmanlı-İtalyan Savaşı'nda evre.

<span class="mw-page-title-main">Limni Deniz Muharebesi</span>

Limni Deniz Muharebesi, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nda evre.