İçeriğe atla

İmdâdullah Tehânevî

İmdâdullah Tehânevî
Doğum1818
Sehârenpur
Ölüm1899
MilliyetHindistanlı
Mesleksufi ve yazar.

İmdâdullah Tehânevî (d. 1818 - ö. 1899),[1] Hindistanlı sufi ve yazar.

Hayatı

1818'de Sehârenpur'a bağlı Nanevte kasabasında doğdu. Delhi'de kelam, hadis ve hat dersleri aldı. Şah Nasıruddin Nakşibendi'ye intisap ederek tasavvuf eğitimi aldı. Daha sonra Çiştiyye tarikatının Sabiriyye koluna bağlı Miyanciyû Nûr Muhammed Cihencehânevî'ye bağlandı ve ondan hilafet aldı. Hindistan'ı işgal eden İngilizlerle mücadele etti. 1859'de Hicaz'a giderek yerleşti. Mekke'de 1899'da vefat etti.

Tasavvufi yönü

Tehanevi, 19.yüzyıl Hindistan'ında yaşayan sufilerin arasına önemli isimlerden biridir. Hindistan ve Hicaz'da geçen hayatı süresince çok sayıda sufinin yetişmesini sağladığı gibi Ziyau'lkulûb adlı eserinin Osmanlı döneminde Türkçeye çevrilmesi etkisinin doğum yaşadığı toprakların çok ötesine geçtiğini göstermektedir. Osmanlı dönemi sufilerinden Mevlevi Mehmed Es'ad Dede'nin de kendisinden icazet aldığı ve son dönem Fusus şarihlerinden Ahmed Avni Konuk'un eserini Türkçeye çevirdiği bilinmektedir.

Tehanevi, Ziyau'l kulûb adlı eserinde çok sayıda zikir ve murakabe (bir tür meditasyon) biçimi hakkında bilgi vermiştir. Nefes, el, kol, baş ve vücut hareketlerinin eşlik edebildiği bu çalışmalardan bazıları Anadolu'daki sufi toplulukları tarafından bilinmemektedir.

Tehanevi'nin kitabında sıraladığı bazı murakabe ve zikr türleri:

Bazı Murakabe Türleri

  • Tarik-i Murakabe
  • Murakabe-i Rü'yet
  • Murakabe-i Maiyyet
  • Murakabe-i Kurbiyyet
  • Murakabe-i Vahdet ve Heme-Ost
  • Murakabe-i Fena
  • Murakabe-i Tevhid
  • Murakabe-i Kadiriyye
  • Murakabe-i Nâ-Yâft

Bazı Zikr Türleri

  • Zikr-i nefy ve isbât
  • Zikr-i haddâdî
  • Zikr-i çârûbî
  • Zikr-i erre
  • Zikr-i İsm-i Zât
  • Tarîk-i Zikr-i Pâs-ı Enfâs
  • Lisanî Olan İsm-i Zât
  • Darabât ile Beraber İsm-i zât
  • Tarîk-i Diğer Çehâr-Darbî
  • Tarik-i Diğer İsm-i Zât-ı Kalenderî

Eserleri

  • Ziyau'l-Kulûb : Farsça telif edilmiş eserdir. ("Kalplerin Işığı" adıyla Türkçeye çevrildi)
  • Vahdet-i Vücûd : Farsça kaleme alınmıştır. Ahmed Avni Konuk tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Henüz Latin harfleriyle basılmamıştır.
  • Tuhfetül-Uşşâk
  • Gülzâr-ı Marifet
  • İrşâd-ı Mürşîd
  • Cihâd-ı Ekber
  • Mektubat-ı İmdadiye
  • İmdadü's-Sülûk

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "TDV İslam ansiklopedisi ilgili madde". 30 Kasım 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2015. 
  • İmdadullah Tehanevi, Kalplerin Işığı, Mütercim Mehmed Es'ad Dede, İnsan Yayınları.
  • Nisar Ahmed Fâruki, "İmdadullah Tehanevi" maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul. 22.cilt

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Tasavvuf</span> İslamın içsel, mistik boyutu

Tasavvuf veya Sûfîzm ya da Sûfîlik, İslam'ın iç veya mistik yüzü olarak tarif edilir. Ayrıca Sufizmin batıda yükseltilen içeriğinin "Budizm ve Taoizm gibi içeriksiz güzel yaşama tarzı" olarak yorumlanması da vardır.

<span class="mw-page-title-main">Muhyiddin İbnü'l-Arabî</span> Endülüslü İslam düşünürü, sufi ve filozof (1165–1240)

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî, ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Abdülkâdir Geylânî</span> Alim, mutasavvıf

Muhyiddin Ebû Muhammed Abdülkādir b. Ebî Sâlih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî ya da daha bilinen adıyla Abdülkādir Geylânî, Büyük Selçuklu Devleti döneminde, günümüz İran'ının Hazar Denizi kıyısındaki Gilan Eyaleti'nde doğan âlim ve mutasavvıf olan Kadiriye tarikatının kurucusu ve İslam filozofu. Türbesi Bağdat'tadır.

Tarikat veya tarik kelimesi "yol" tarikat "yollar" anlamına gelir, "Allah'a ulaştıran yol" mânâsında kullanılmaktadır. Tarikatlar Selçuklu ve Osmanlı'ya özgü düşünce ve inanç hareketleri olarak değerlendirilmektedir. Birçok tarikatın menşei Hicri 5./Miladi 11. asırda Abdülkâdir Geylânî'nin yolundan gidenler tarafından oluşturulan Kadiri Tarikatıdır. Ebû Sâlih Muhyiddîn Abdülkâdir Geylânî, neseben hem Hasanî ve hem de Hüseynîdir. Abdulkadir Geylânî'nin soyundan gelen evlat ve torunları da yaşadıkları muhitlerde “şerîf”, “şurefâ”, “seyyid” olarak anılmışlardır.

Tasavvuf, kelime anlamıyla "sufi olmak, sufiye yolunu izlemek" demektir. Tasavvuf ehline mutasavvıf ya da sufi denir. Tasavvuf edebiyatı ise tasavvufla uğraşan kişilerin ortaya koyduğu ürünleri kapsayan edebiyat türüdür. Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" türü 12. yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Konusu Allah'a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir. Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en ünlü şairi Yunus Emre’dir.

Hâlidîlik, İslam'ın Sünnîlik mezhebine bağlı bir tarîkat olan Nakşibendîliğin en yaygın kollarından biridir. Kol, adını Kürt İslam âlimi Halid Bağdadî'den alır. Türkiye'de etkinlik gösteren Nakşibendî şeyhleri genellikle Halidî'dir.

<span class="mw-page-title-main">Ferîdüddin Attâr</span> İranlı hekim ve şair

Ferîdüddin Attâr, İranlı mutasavvıf, şair. Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr (aktar) olarak anılır. Fars edebiyatındaki ilk tezkire olan Tezkiretü'l-evliyâ'nın yazarıdır.

Şebüsterî, İranlı mutasavvıf ve şair.

Sufi metafiziği başlıca vahdet (birlik) düşüncesi etrafında gelişmiştir. Öyle ki varlık bir "Mutlak Varlık" ve O'nun aynada yansımalarından oluşan görüntülerden ibarettir. Bu anlayışı açıklayan iki farklı ifade biçimi kullanılır; Vahdet-i vücud ve vahdet-i şuhut. Bazı İslami reformcular bu iki deyim arasındaki farklılığın sadece semantik ve deyimle ilgili olduğunu, özünde bir farklılık içermediğini söylerler. Sufi metafiziğinde diğer dikkat çeken konular hulul, teşkik ve maksut birliği gibi konulardır. Allah ile evren arasındaki ilişkinin tarzı sufiler arasında olduğu gibi, sufi olmayan müslümanlar arasında da tartışılagelmekte olan bir konudur.

Râbıta, bir tasavvuf terimi. Tasavvufta belirli tarikatlarda bulunan bir uygulamaya verilen isimdir. Etimolojik açıdan râbıta sözcüğü rabt kökünden türemiştir ve “birleştirmek” ve “bağlamak” anlamlarına gelmektedir. Tasavvufta ise müridin, konsantre olup şeyhini aklında canlandırarak şeyhinden yardım istemesi, şeyhinin yardımı ile Allah'tan feyz alması anlamına gelir.

'Arslan Baba, Yeseviyye tarikatının kurucusu Ahmet Yesevî'nin mürşîdi olduğu söylenen mutasavvıf. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kaynaklarda herhangi bir bilgi yoktur. Mehmed Fuad Köprülü'ye göre, Arslan Baba Ahmed Yesevî'nin babası Şeyh İbrâhimin kardeşi, yani amcası olabilir. Sefîne-î Evliya müellifi Osmanzâde Hüseyin Vassâf, Arslan Baba'dan bahsetmiştir.

Yesevîlik, adını Nakşibend’îyye tarikâtı şeyhi Yusuf Hemedanî'nin müritlerinden Hoca Ahmed Yesevî'den alan, İslâm'da kadın-erkek denkliğini yaşatan, Anadolu Alevîliği üzerinde bir hayli tesirleri olan, Bektâşî Tarikâtı'nın da beslendiği tasavvufî yol ve Türk tarikatı.

Abdullah Bosnevi (1584-1644), Osmanlı Devleti'nde Melami mutasavvıf ve şair.

Ahmed Amiş Efendi, II. Mehmed'in türbedarı ve mutasavvıf şeyh.

Köstendilli Süleyman, eserlerinde Şeyhî mahlasını kullanan 18. yüzyıl sufi ve yazarı. Tam adı Mollazâde Süleyman Şeyhî-i Köstendilî-i Nakşibendî Efendi'nin adı Süleyman, Nakşibendî tarikatına intisab etmiş olması nedeniyle “Nakşibendî”, şeyh olması nedeniyle de “Şeyhî” unvanıyla anılır. “Mollazâde” ailesinden gelen bir isimdir.

Ekberilik, Muhyiddin İbn Arabi'nin temel kavramlarını geliştirdiği sufi metafiziğinin Vahdet-i Vücud denilen meşrep veya okuluna bağlı olan sufileri tanımlamakta kullanılan bir terim.

Abdullah-ı İlahi Osmanlı dönemi sufilerindendir. Abdullah-ı Simavi veya Şeyh İlahi isimleriyle de bilinir. Şiirlerinde İlahi mahlasını kullanmıştır.

Ahmed İbn Acibe, 18. yüzyılda yaşayan Faslı sufidir.

İmam Birgivî, asıl adıyla Takîyuddîn Muhammed bin Ali ; Osmanlı İmparatorluğu'nda bir âlim kazasker idi. Kendisi, Pîr Ali adlı bir medrese müderrisinin oğludur. Kadızade isimli Selefî reform hareketine ilham kaynağı olan Kadızade Mehmed Efendi'nin hocasıdır. Şer'î ve itikadî görüşleri genelde Hanefîden sayılmasına rağmen Hanbelîliğe olan yakınlığı iddia edilir. Fakih (hukukçu) rolüyle Hanefîye göre hüküm verdiğine dâir deliler vardır. Klâsik Arapça, Türkçe, Farsça ve Osmanlıca konuşurdu.

<span class="mw-page-title-main">Ebû Said-i Ebu’l-Hayr</span> Horosanlı mutasavvıf, şair

Ebu Said-i Ebu'l-Hayr veya tam adıyla Ebu Said Fazlullah b. Ebu'l-Hayr Ahmed b. Muhammed el-Meyhenî, Horasanlı mutasavvıf, şair.