İçeriğe atla

İmam Birgivî

İmam Birgivî, asıl adıyla Takîyuddîn Muhammed bin Ali (Osmanlıca تقي الدين محمد بن علي; d. 1523 Balıkesir, ö. 1573 İzmir); Osmanlı İmparatorluğu'nda bir âlim kazasker (askerî hâkim) idi. Kendisi, Pîr Ali adlı bir medrese müderrisinin oğludur. Kadızade isimli Selefî reform hareketine[] ilham kaynağı olan Kadızade Mehmed Efendi'nin hocasıdır. Şer'î ve itikadî görüşleri genelde Hanefîden sayılmasına rağmen Hanbelîliğe olan yakınlığı iddia edilir. [] Fakih (hukukçu) rolüyle Hanefîye göre hüküm verdiğine dâir deliler vardır. Klâsik Arapça, Türkçe, Farsça ve Osmanlıca konuşurdu.

Hayatı ve görüşleri

Birgivî, ilk dinî derslerini babasından aldıktan ve Arapça öğrenip hâfız olduktan sonra İstanbul'da Ahizade Mehmet Efendi'nin medresesinde tahsil gördü. Ardından tasavvufa olan eğiliminden dolayı zamanın Bayramiyye tarikatı şeyhi Karamani Mustafa Efendi'ye bağlandı. Burada pîr olana kadar kaldı.[1]

Birgivî, çalışmalarında İbn Teymiye'nin yazılarını okuduktan sonra sûfîliğe cephe aldı.[] Sufîlere dînî görüşlerini mevzu hadisler, yalanlar ve halk âdetleri üzerine dayandırmakla suçladı.[2]

Birgivî, eserlerini çoğunlukla Arapça yazardı. Arapça yazılmış olan "eṭ-Ṭarīkatu'l-muḥammediyye" en meşhurlarından biri olup bu eserde sûfîlerin uydukları ve ona göre küfür olan imanda yeniliklere (bid'at) cephe alır. Ona göre bid'atlar, küfür le haram arasıdır. Sûfî âlimlerce kabul edilen bid’at-ı ḥasene (iyi yenilik) ve bid’at-ı seyyieye (kötü yenilik) Ebu Hanife'nin yaptığı gibi istihsân la hükmedilemeyeceğini, çünkü onların Ebu Hanife zamanındakinden çok daha kötü olduğunu ileri sürer.[3] Birgivî için evliyaların veya peygamberlerin ruhlarının hayatta olduğu, onlara yapılan yakarışlara icabet ettikleri, aynı anda birden fazla yerde bulundukları gibi inançlar küfürdür.

Vahdet el-vucûd doktrinini reddeder ve fikri ortaya atan İbn Arabî'yi sert bir dille eleştirerek onun kâfir olduğuna hükmeder. İbn Arabî'nin "Firavun'un inancı" konusundaki görüşlerinin aksini iddia eder.[4] Peygamberin ebeveyni probleminde 'Allah Resûlu'nun ebeveyninin … kâfir olarak öldüğü"nü ileri sürer.

El-emr bi'l ma'rûf ve n-nehy-i an il-münker'i vacip olarak görür. Astronomi'yi kabul ederken astroloji yi ve ilm-i kelām ın büyük çoğunluğunu reddeder. Kelâm, ona göre sadece düşmanların görüşlerini çürütmek için kullanılabilir. İtikadî tartışmalar, mümkün olan en aza indirgenmelidir.[5]

Birgivî, Kur'ân-ı Kerîm 'in para için okunmasına veya öğretilmesine cevaz vermez.[6] Bu yüzden Şeyhülislâm Ebussuud Efendi'yle ortaya çıkan deswegen entstandene ihtilafı Kâtib Çelebi, Mīzān al-ḥaqq fī iḫtiyār al-aḥaqq ("Daha haklı olanı tespitte hakikatın terazisinin") adlı makalesinde işler.

Birgivî Edirne'de imam olarak çalışır, müteakkiben II. Selim'in bir hocası ve tanıdığı olan İmam Ataullah Efendi ile İzmir yakınlarında bir medrese kurup, orada kendi ders verir. İstanbul'daki ziyaretlerinde en büyük destekçisi olan Sokullu Mehmed Paşa gibi devlet adamlarıyla buluşarak imparatorluktaki kötü fazîletler konusunda bilgi verir. Görüşüne göre, bunları bertaraf etmenin anahtarı, İslâm Peygamberi ve Selef-i Salihîn in yaptıkları gibi her türlü bid'attan temizlenmiş olarak uygulanan İslâm'dadır.[7] III. Murad zamanında Sokullu Mehmed Paşa'nın karşıtlarının sözü geçmeye başladı; Sokullu Mehmed Paşa, sûfîlere karşı birçok teşebbüste bulunduktan sonra bir sûfî derviş tarafından 1579'da katledildi.

Birgivî'nin yazdığı bilinen 29 eseri vardır. "aṭ-Ṭarīkatu'l-muḥammediyye"' 'nin yanında 1822'de Garcin de Tassy tarafından Fransızca ya tercüme edilen "Muhammed'in yolu" adlı yazıyı yazdı. Yazının İngilizce ye tercümesini Tosun Bayrak, Türkçe ye tercümesini de Celâl Yıldırım yapmıştır. Orijinali Arapça dır. "Vasiyetname" adlı eseri halk için yazılmış olup Müslümanları dürüstlüğe, dindarlığa, dayanışmaya ve kardeşliğe çağıran bu eseri bilhassa işçi ve köylülerin konuştuğu Kaba Türkçeyle yazmıştır.[8]

Alıntılar

Bilhassa İbn Teymiyye'nin görüşlerine dayandığı "eṭ-Ṭarīkatu'l-muḥammediyye" adlı eserinde Birgivî, çok sayıda davranışları bid'at ve yasak olarak nitelendirir. Bunlardan bazıları şunlardır:[9]

  • Para karşılığı Kur'an tilavet etmek veya öğretmek.
  • Başını sallayarak Kur'ân-ı Kerîm tilâvet etmek.
  • Kubbe veya türbe inşası
  • Türbelerde kurban kesmek, oraya bir şeyler bağlamak, orada ölenlerden medet ummak.
  • Kandillerde mum yakmak
  • Ölüm münasebetiyle özel bir dînî âyin yapmak
  • Duada Allah'la kul arasına aracılar sokmak
  • Sözle ifade edildikten sonra İslâm Peygamberi'nin veya başka İslâm büyüklerinin mezarını ziyaret etmek üzere seyahat etmek.
  • Kur'ân-ı Kerîm veya sünnete dayanmayan fetvalar vermek.
  • Mevlid Kandili gibi kandiller kutlamak.

Mezar ve (bu Dünya'da) şefaat konusuna da değinen Birgivî, bunları uygulayanları dînin dışında görür.

Çağdaş öğreti

Birgivî, İbn Teymiyye'yi "yeniden keşfeden" kişi ve Selefî Tarika-i muhammedî'nin ilham kaynağı olarak bilinir. Başka Selefî akımlara ne derece ilham kaynağı olduğu bilinmemekle birlikte Vahhabiliğin kurucusu Muhammed ibn Abd al-Vahhab'a ilham kaynağı olduğu tartışmalıdır. ʿAlī aş-Şavkānī (1760–1860) ve Şah Veliyullah ed-Dihlevī'yi etkilediği kesin olarak görülür. Eserleri bugün Türkiye'de, Balkanlarda ve Arap ülkelerinde pek dikkate alınmazken Hindistan ve Pakistan'da, bilhassa Deobandilerce alıntı yapılır.[10]

Sözleri

Sûfiler üzerine:[11]

  • "Henüz sakalı bitmemiş gençlerle, havai kimselerle (…) cahil halk tabakasıyla birlikte, nağmelerle dualar yapıp rakseden sufileri ve onların eşeğin anırmasına benzeyen naralarını ve tuhaf seslerini duyan kimsenin en azından içinden buğz ederek oradan ayrılması gerektiğini söyler ve şunları ilave eder: "Yazıklar olsun o kadılara ki bunları bildikleri ve gördükleri halde men etmeyip müsamaha ile karşılarlar. Bir kısmı da bu pespayelerden korktuğu için dualarını talep ederler".

Bid'atlar hakkında:[11]

  • Bir Müslümanın bidatlerden kesinlikle sakınması gerekir. Halkın dini hayatını bidatler sarmış olsa bile o, bunlardan etkilenmemelidir. Ne yazık ki bu gün sünnet diye sadece bazı şekil görüntüleri gündemdedir ve halk var gücü ile bunlara sarılmıştır.

Eserleri

  1. Tarîkat-ı Muhammediyye
  2. Vasiyetname
  3. Zuhr-ul-müteehhilîn
  4. Avâmil
  5. İzhar
  6. Emsile-i Fadliye
  7. Risâletün fî beyânırusûm- il-mesâhif-il-Osmâniyye
  8. Ravdat-ül-cennât fî usûl-il-i’tikâd
  9. Şerhuha dîs-ül-erba’în
  10. Etfal-ül-müslimîn,
  11. Ziyâret-ül-kubûr
  12. Nûr-ul-ahyâ
  13. Cilâ-ül-kulûb
  14. Muaddil-üs-salât
  15. İkâz-ün-nâimîn
  16. Dürr-ül-yetîm fî ilm-it-tecvîd
  17. Hâşiye-i Hidâye
  18. İmtihân-ül-ezkiyâ
  19. Risâletün fî usûl-il-hadîs
  20. Ta’likat ales-Sadr-iş-şerî’a
  21. Rilâletün minel âdâb
  22. Ulûmu âliyye’den bahseden manzum bir risale
  23. Risâletün fî hurmet-it-tegannî ve vucûbi isti’mâ-il-hutab
  24. Sihahı acemiyye (persisch)
  25. Tefsîru sûret-il-Bekara
  26. İnkâz-ül-hâlikîn
  27. Şerhu lübâb-ül-elbâb fî ilm-il-i’râb lil-Beydâvî
  28. Kifâyet-ül-mübtedî fis-sarf
  29. Dâfiat-ül-mübtediîn ve kâşifetü butlan-ül-mülhidîn

Kaynakça

  1. ^ Birgivi, Imam.
  2. ^ Birgivî, Risâle, s. 42-44; Kitâbü’l-Îmân ve Kitâbü’l-İstihsân, Âtıf Ef. Ktb.
  3. ^ OCAK, Ahmet Yaşar, Klasik Dönem Osmanlı Düşünce Hayatı, Türkler, Cilt 11, Ankara 2002, s.21.
  4. ^ "Haccettepe University: Prof". 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Aralık 2015. 
  5. ^ UNAN, Fahri, Dinde Tasfiyecilik Yahut Osmanlı Sünniliğine Sünni Muhalefet: Birgivî Mehmet Efendi, Türk Yurdu, Sayı 36, Ankara, Ağustos 1990, s. 33-42.
  6. ^ mam Birgivi, Doç.
  7. ^ KARAGÖZ, Memet, ‘Osmanlı Fikir Hayatında Kadızâdeliler’, Türkler, Cilt 11, Ankara 2002, s. 147
  8. ^ "feyzdergisi.com: mam Birgivi ve Güzel Ahlakı / Prof". 14 Kasım 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Aralık 2015. 
  9. ^ Koçibey Risalesi
  10. ^ "deoband.org: Aqida Question". 23 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Aralık 2015. 
  11. ^ a b İmam Birgivi, Doç.

Literatür

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Muhyiddin İbnü'l-Arabî</span> Endülüslü İslam düşünürü, sufi ve filozof (1165–1240)

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî, ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir.

<span class="mw-page-title-main">İbn Teymiyye</span> Şeyhülislam

Takıyyüddin ibn Teymiyye, özellikle Selefileri ve Vehhabîleri fıkıh, şeriat ve diğer İslamî görüşler konusunda etkilemiş olan İslam alimi. Kendinden sonra gelen çeşitli ve ağırlıklı olarak Hanbeli mezhebini benimseyen İslâm âlimlerini ve akımlarını da etkilemiştir. İbn Teymiyye'nin etkilediği isimlerin en önemlilerinden birisi de Muhammed bin Abdülvehhâb'dır.

<span class="mw-page-title-main">Fatıma</span> İslam peygamberi Muhammedin küçük kızı

Fatıma bint Muhammed, Fatımatü'z-zehra, İslam peygamberi Muhammed'in kızı, Ali bin Ebu Talib'in eşi.

Kelâm ya da İlm-i Kelâm ; İslâm dininin akāid konularını irdeleyen ve tarihî olarak bu çerçevede gelişen dinî-felsefî teorilerle ilgilenen ilim dalı. Bu anlamda kelâm, imanla ilgili konu ve sorulara izâh ve ispat getirme amacıyla geliştirilen teolojik felsefenin adıdır.

Hâricîlik, Hâriciyye ya da Havâric, İslam dininde bir siyasi mezhep olarak Hicri ilk yüzyılda ortaya çıkmış ve asırlardır kendini değişik şekillerde sergileyen bir hareket. İslâm dünyası içerisinde %2'lik bir kısmı oluşturmaktadır. Tarihte Hâricîler'in en aşırı fırkalarından olan Ezarika'nın ana görüşleri itibarıyla İslâm'dan çıktığını kabul ettikleri ve kendilerinden olmayan diğer Müslümanları tekfîr ile ithâm ederek öldürdükleri bilinmektedir. Günümüzde ise Hâricîler içerisinde en ılımlı kol olarak bilinen İbâdiyye'nin sadece çoğunlukta oldukları bölge olan Umman Sultanlığı ile nüfusun azınlığını teşkîl ettikleri Cezayir, Tunus'un Cerbe adası, Zanzibar ve Tanzanya'nın bazı muhitlerinde yaşamakta oldukları bilinmektedir. Öte taraftan "Umman İbâdîleri" kendilerinin Hâricîler'in bir dalı oldukları savını kabul etmemektedirler.

<span class="mw-page-title-main">Şafii</span> Şafi mezhebinin kurucusu ve imamı

Şafii, İslam hukuku bilgini. Şafii mezhebinin kurucusudur.

<span class="mw-page-title-main">Tefsir</span> İslami dini terim

Tefsir veya Yorumlama, İslam dini terimidir. 'el-Fesr' masdarından tef'il babında yorumlamak, açıklamak manalarına gelen bir kelimedir. Eş değer bir kelime "te'vil"dir (yorum). Kur'an ayetlerinin açıklanmasına dair dalıdır. Tefsir ilmi ile uğraşan kişiye müfessir denir. Al-i İmran suresi 7. ayette yer aldığı üzere Kur'an hem anlamı açık, hem de yoruma açık (müteşabih) ayetleri bünyesinde barındırır. İslam tarihinde Kur'an ayetlerini anlamak veya anlamlandırmak üzere çok sayıda çalışma yapılmıştır.

Selefîlik veya Selefizm, temelleri çoğunlukla İbn-i Teymiye ve öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye tarafından atılan bir İslâm inanç hareketidir. Günümüz Selefileri çoğunlukla, Vehhabîlik fikir akımının kurucusu Muhammed bin Abdülvehhâb'ın yazılarını ve görüşlerini rehber olarak kabul eder.

Eş'ârîyye veya Eş'ârîlik, İslâm içinde bir teoloji ekolü ve Sünnî itikadi mezheplerinden birisidir. Kurucusu Ebü'l Hasan Eş'arî'dir. Sünnî Müslümanlar arasında Mâtûrîdîlik ve Selefîlik gibi yaygındır. Aklı Mu'tezile kadar önemsememekle birlikte, Selefîyye kadar da küçük çapta ele almaz.

İtikâdî mezhepler veya Akide mezhepleri ya da İnanç mezhepleri, İnançla ilgili konular İslam'da başlangıçta bir fıkıh dalı kabul edilen kelâm, daha sonra ilm-i tevhid olarak adlandırılmıştır. Daha sonraları Fıkıh, amelî meseleler üzerinde, kelâm ise itîkâdî meseleler üzerinde yoğunlaşmıştır. Müslümanlar, İslâm Peygamberi Muhammed döneminde akıllarındaki soruları hemen ona sorabiliyorlardı. Ancak peygamberin ölümünden sonra sorularına cevap bulamayınca zamanın büyük İslam alimleri Kur'an'ı akıl ile yorumlamaya koyuldular. Böylelikle de i'tikadi mezhepler oluşmuş oldu. Bu mezhepler farklı coğrafyalara yayıldı ve oralarda benimsendi.

Sufi metafiziği başlıca vahdet (birlik) düşüncesi etrafında gelişmiştir. Öyle ki varlık bir "Mutlak Varlık" ve O'nun aynada yansımalarından oluşan görüntülerden ibarettir. Bu anlayışı açıklayan iki farklı ifade biçimi kullanılır; Vahdet-i vücud ve vahdet-i şuhut. Bazı İslami reformcular bu iki deyim arasındaki farklılığın sadece semantik ve deyimle ilgili olduğunu, özünde bir farklılık içermediğini söylerler. Sufi metafiziğinde diğer dikkat çeken konular hulul, teşkik ve maksut birliği gibi konulardır. Allah ile evren arasındaki ilişkinin tarzı sufiler arasında olduğu gibi, sufi olmayan müslümanlar arasında da tartışılagelmekte olan bir konudur.

<span class="mw-page-title-main">Molla Câmî</span> İranlı islam alimi ve şair

Molla Câmî veya tam adıyla Nureddin Abdurrahman Câmî,, İranlı İslam alimi ve şair.

<span class="mw-page-title-main">Sadreddin Konevî</span>

Sadreddin Konevî, Fars sufi. Malatya'da doğmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Kemalpaşazâde</span> Şeyhülislam ve tarihçi

Kemalpaşazâde veya İbn-i Kemal, Osmanlı devleti şeyhülislamı ve tarihçidir.

Hasan Fehmi Efendi Osmanlı Devleti 149. şeyhülislamı, kazasker, müderris.

Kadızâde Mehmed Efendi, Küçük Kadızâde veya Kadızâdeli Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşamış olan bir vaiz. Görüşlerini kabul eden taraftarları, kendilerine Kadızâdeliler demekteydiler. Kadızâde Mehmed'in, İmam Birgivî'nin talebesi olmasından dolayı tasavvufu reddettiği öne sürülür. Mehmed'in babası, vilâyet hâkimiydi.

<span class="mw-page-title-main">Kaside-i Bürde</span>

Kaside-i Bürde, İslam peygamberi Muhammed'e ünlü Mısırlı sufi İmam Bûsirî tarafından yazılan övgü kasidesi. Asıl başlığı al-Kawākib ad-Durrīya fī Madḥ Khayr al-Barīya olan şiir, genelde Sünni İslam âleminde meşhurdur. Bûsirî, rüyasında İslam peygamberini görür ve kendisini hırkası ile örterek felçten kurtardığı için şiirini kaleme alır.

Taşköprülüzade Ahmed, Taşköprüzade Ahmed Efendi ya da tam adıyla Taşköprülüzade İsameddin Ahmed bin Mustafa, Osmanlı Devleti'nin ilk bilim tarihçisi ve ilk ansiklopedi yazarıdır. Osmanlı ulemasından olan Taşköprülüzade Ahmet Efendi, Biri "ilimler"i, diğeri ise "bilginler"i konu edinen eserleri kaleme almıştır. İlimleri ele alan cildi Miftâhü’s-Sa‘âde, bilginleri konu edinen cildi ise Şakâyık-i Nu’mâniyye adını taşımaktadır.

Âsârî (Eserî) Kur'ân-ı Kerîm'in en doğru tefsiri için daha evvelden yazılmış olan eserlerin metinlerine kesinlikle tam bağlılığı esas alan ve kelâm ilmini reddeden Evzâ'i, Leysî, Sevrî ve Taberî gibi erken fıkıh mezheplerini kuran geleneksel İslâm âlimleri tarafından oluşturulmuş i'tikadî bir mezhep, ekôl veya bir cereyandır.

İslam ilimleri ya da İslami ilimler, İslam'ın ana kaynağı olan Kur'an ve Sünnet'ten doğmuş olan bilim dallarıdır. Bu ilim dalları şunlardır.