İçeriğe atla

İlk madde (okültizm)

İlk madde Batı okültizminde materia prima (Latince) adıyla, çeşitli tradisyonlarda değişik adlar altında ifade edilmiş olup, genellikle madde evreninin yaratılmış ilk hali olarak betimlenir. Bu, kendisinde bütün biçimleri, bütün tohumları içeren bir cevherdir.

İlk madde kavramı “meydana geliş”in iki aşamalı olduğunu, daha açık bir deyişle, “yaratma” ile “şekil vermenin” farklı şeyler olduğu ilkesini içerir.

Materia prima, simyacılar ve kimi mistiklerce, maddenin Tanrı tarafından yaratılan ilk hali, her şeyin kaynağı, maddenin dört halinin ve tüm minerallerin türediği ilk cevher olarak kabul edilir. Simyaya göre dört unsur fiziksel planda (alemde) tezahür etmeden önce, süptil planda ilk madde halinde tezahür eder ki, Batı simyacıları dört unsurun ve tüm minerallerin aslının aynı olduğunu, hepsinin de yaratılan madde cevherinin saf (henüz etki altında kalmamış), şekillenmemiş, asli hali denebilecek materia prima’dan türediğini kabul etmişlerdir. Bu ilk maddeye Hinduizm’de prakriti adı verilir.

Kimi simyacılar ilk madde ile beşinci unsuru (quinta essentia) aynı şey kabul etmişlerdir ki, dış (egzoterik) simyada tüm maddi hallerin oluştuğu ilk madde cevherine felsefe taşı da denilmiştir. Antik çağda, kimi zaman bu anlamda kullanılan bir başka terim aether’dir. Antik çağın ezoterik öğretilerinde terim kimi zaman maddenin yaratılışındaki ilksel cevheri, yani maddenin ilk halini, kimi zaman da maddenin üç halinden daha süptil hali olan esîr’i ifade etmek üzere kullanılmıştır.

Sufilikte, ilk madde, Yaradan tarafından var edilmiş, fakat ruh cevheriyle, ruhsal tesirle irtibata geçmemiş haldeki madde cevherini temsil eder ki, bu asli madde cevheri ruhun tesiri altında şekillenerek “varlık” haline dönüşür. Tanrısal ışığın vurmasıyla “varlık” haline gelerek meydana çıkan, bu karanlık ilk maddeye subha denir. Tanrısal ışık nereye yönelirse, orası varlık haline gelir. Tasavvuf’ta varlığın meydana çıkmasına da hudûs adı verilir ki, Arapçada “sonradan meydana gelme” anlamındaki bu terim yaratılışın bir defada mı olup bittiği, yoksa sonsuzca sürmekte mi olduğu tartışmasıyla önem kazanmıştır.

İlk madde denilen cevher, sembolizmde, Hint, Mısır, Çin, Sümer tradisyonlarında da görüldüğü gibi, genellikle ilksel sular ya da kaostaki “sular” sembolüyle ifade edilmiştir.

İlk maddenin farklı anlamları

Materia prima’yı elde etmek, iç (ezoterik) simyada, tüm madenlerin türediği ilk madde cevherini elde etmek anlamında değil, ruhsal varlığın ilk halini, yani maddi tezahür dünyasına doğmadan önceki saflığını, saf şuur halini elde etmek anlamında kullanılmıştır. Ayrıca materia prima ifadesinin, kimi inisiyasyonlarda, inisiye adayının üzerinde çalışılacak ham haldeki yeteneklerini ifade etmek üzere de kullanıldığı da görülmektedir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  • Semboller Ansiklopedisi, SALT, Alparslan. Ruh ve Madde Yayınları,2006 (ikinci baskı 2010),İstanbul.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ruh</span> yaşayan bir varlığın manevi özü

Ruh, can ya da tin; din ve felsefede, insan varlığının fiziksel olmayan yönü ya da özü olarak tanımlanır ve genellikle bireysellikle eşanlamlı olarak ele alınır. Teolojide ruh kişinin tanrısallığa ortak olan kısmı olarak tanımlanır ve genellikle bedenin ölümünden sonra kişinin varlığını sürdüren kısmı olarak ele alınır.

<i>Çelik Simyacı</i> Japon manga serisi

Metal Simyacı, Çelik Simyacı veya Fullmetal Alchemist, Hiromu Arakawa tarafından yazılan bir manga serisidir. Seri, Ağustos 2001-Eylül 2010 arasında Square Enix'in Monthly Shōnen Gangan dergisinde 27 tankōbon cildi halinde yayımlandı. Çelik Simyacı dünyası, Sanayi Devrimi sonrasındaki Avrupa'ya benzemektedir. Bu kurgusal dünyadaki en gelişmiş bilimsel tekniklerden birisi simyadır. Öykü, simya yoluyla annelerini yaşama döndürmeye çalışırken başarısızlığa uğrayan ve kendi bedenleri parçalanan Edward ve Alphonse Elric adlı iki kardeşin, bedenlerini geri getirmek amacıyla felsefe taşını arayışlarını konu alır.

<span class="mw-page-title-main">Simya</span> Ölümsüzlük iksiri ve Felsefe Taşını bulmayı amaçlayan sahtebilim

Simya veya alşimi hem doğanın ilkel yollarla araştırılmasına hem de erken dönem bir ruhani felsefe disiplinine işaret eden bir terimdir. Simya; kimya, metalurji, fizik, tıp, astroloji, semiotik, mistisizm, spiritüalizm ve sanatı bünyesinde barındırır.

<span class="mw-page-title-main">Cehenneme iniş</span>

Dante’nin “İlâhî Komedya” eserinde, kahramanı İrlandalı keşiş Patrick olan “Patrizio’nun kuyusu” efsanesinde, çeşitli tradisyonlarda, mitolojilerde ve kimi masallarda işlenmiş bir semboldür. Istıraplı deneyimler geçirmek üzere “yeraltına iniş” olarak da ifade edilir. Sembolün ne anlama geldiğini büyük inisiyelerden Orfe ve Platon ifade etmişlerdir. İnisiyasyonlarda “küçük misterler aşaması”nın sonundaki inisiye adayının ikinci temel aşamaya devam edebilmesi için tümüyle arınması, saflaşması, yani tertemiz bir şuur halini edinmesi gerekliydi. Bunun için de “cehenneme iniş” denilen bir deneyim geçirmesi gerekiyordu. Buna “ölüm deneyimi” de denilir. Platon ve Orfe, “vicdani hesaplaşma” da denilen bu deneyimin ilk etabını, zaten her insanın öldükten sonra zaten yaşayacağı bir “kendi kendini yargılama” ve kefaretini ödeme olarak betimler.

<span class="mw-page-title-main">Esîr</span> maddenin dört unsur olarak kabul edilen ateş, hava, su ve toprak hallerinden daha farklı olan, algılanamayan hali

Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların "aether" dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hâllerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan hâline verdikleri addır.

Uyanış sözcüğü sözcük anlamıyla, bilindiği gibi, uyku halinden uyanıklık haline geçişi belirtir. Uyanışın belirgin özellikleri, gözleri kapalı durumdaki, bilinci yerinde olmayan kişinin bilincinin yerine gelmesi ve gözlerini açmasıdır.

Beşinci unsur (quintessence) kavramı birçok tradisyonda mevcut bir kavram olup, terim, maddenin dört unsur olarak kabul edilen ateş, hava, su ve toprak hallerinden daha farklı olan, algılanamayan halini ifade etmek üzere kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Psikostazi</span>

Psikostazi ya da psikostasya, Antik Mısır geleneğindeki bir kavramın Antik Yunancadaki adıdır.

<span class="mw-page-title-main">Amenti</span>

Amenti, Antik Mısır tradisyonlarında ölüm olayı ile bedenlerini terk eden ruhların çeşitli ölüm-ötesi hallerini ve öte-âlem anlamını içeren bir terim olup, eski Mısır yazısında ünlü (sesli) harfler kullanılmadığından günümüzde Amentet, Amentit biçiminde ve diğer farklı biçimlerde de yazılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Düalite</span>

Düalite, Türkçede “ikilik”, “ikilem”, “ikileme”, “ikili denge” gibi çeşitli biçimlerde kullanılmakta olup, doğadaki, evrendeki karşıtlık ve birbirini tamamlayıcılık ilkesini ifade eden genel bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Sembol</span> bir fikri, süreci veya fiziksel bir varlığı temsil eden bir şey

Sembol veya simge, kavramın uzlaşımsal olarak betimlendiği gösterge türü. Bir düşüncenin, nesnenin, niteliğin, niceliğin vb. ruhbilimsel ve düşünbilimsel açıdan betimlenmesi simgesel anlam taşıyan yapay bir belirtidir. Tüm simgeler doğaları itibarıyla kavramsal olup, sözel, görsel ya da sayısal olabilirler.

<span class="mw-page-title-main">Felsefe taşı</span> Efsanevi madde

Felsefe taşı, Simya ilmine göre dokunduğu her nesneyi altına dönüştüreceğine inanılan taştır. Kimya bilimine göre herhangi bir maddeyi altına dönüştürmek mümkün değildir. Zira altın bir bileşik değil bir elementtir. Bu taşı elde edebilmek için birçok formül ve deneme yapılmıştır. Bu çalışmalar altın elde etmekte başarısız olmuşlardır ama bu çalışmalar modern kimyanın temellerinin atılmasına vesile olmuştur.

Ouroboros, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan ya da ejderha şeklinde resmedilen sembol.

<span class="mw-page-title-main">Jeoloji tarihi</span>

Jeoloji tarihi, bir doğa bilimi olan jeolojinin paleontoloji, mineraloji ve petrografi gibi yer bilimlerinin gelişimi ile paraleller gösteren tarihsel gelişimi.

<span class="mw-page-title-main">Prima materia</span>

Simya'da ve felsefede, prima materia, materia prima veya ilk madde simyevi magnum opus ve felsefe taşı için gereken her yerde birden bulunan bir başlangıç materyalidir. Kaos'a benzeyen her madde için bir ilkel biçimsiz taban, Esîr'in özü. Ezoterik Simyacılar prima materia'yı simile kullanarak ve anima mundi gibi kavramlarla karşılaştırarak anlatırlar.

<span class="mw-page-title-main">Kimya tarihi</span> kimya biliminin tarihi

Kimya tarihi, antik çağdan günümüze kadar uzanan zaman aralığında kimya biliminin ortaya çıkışı ve gelişimini konu alır. MÖ 1000 yılına gelindiğinde antik uygarlıklar ileride kimyanın çeşitli dallarının temelini oluşturacak teknolojileri kullanmaktaydı. Ateşin keşfi, cevherlerden metal elde edilmesi, çömlek ve sır yapımı, bira ve şarabın fermantasyon ile elde edilmesi, ilaç ve parfüm yapmak için bitkilerden kimyasalların özütlenmesi, yağın sabuna dönüştürülmesi, cam imâli ve bronz gibi çeşitli alaşımların üretimi bu teknolojiler arasında sayılabilir.

İsviçreli doktor ve kimyager Paracelsus'un kuramıdır.

Albedo, simyada Magnum Opus'un nigredo, citrinitas ve rubedo ile birlikte dört ana aşamalarından ikincisidir. "Beyazlık" anlamına gelen kökeni Latinceden gelen bir terimdir. Nigredo aşamasının kaosunu veya massa confusa'sını takiben, simyacı albedo'da arınmaya girişir, buna kelimenin tam anlamıyla ablutio denir. Bu aşama, "prima materia'ya ışık ve netlik getirmek" ile ilgilidir.

Psikoloji ve Simya, C. G. Jung'un Toplu Eserleri'nin 12.cildidir, Carl Jung'un simya, Hıristiyan dogması ve psikolojik sembolizm arasındaki analojileri incelemesidir.