İçeriğe atla

İlhami Çiçek

İlhami Çiçek
Doğum1954
Ayyıldız, Oltu, Erzurum, Türkiye
Ölüm14 Haziran1983 (29 Yaşında)
Tokat, Türkiye
Çocuk(lar)Abdurrahman Nuri

İlhami Çiçek (d. 1954, Ayyıldız, Oltu, Erzurum - ö. 14 Haziran 1983, Tokat), Türk şair.

Şiiri

"Saygı uyandıran bir ciddiliğe, hayranlık uyandıran bir inceliğe"[1] sahip olan İlhami Çiçek'in en tanınan şiiri sekiz bölümden oluşan Satranç Dersleri'dir. Başlangıçta tek bir şiir olarak düşünülen Satranç Dersleri, Edebiyat Dergisi'nin sayfa düzenini yapan Necip Evlice'nin inisiyatifi ile ikiye bölünerek ayrı ayrı dergiye alınmış, bu sayede diğer altı bölüm de yazılabilmiştir. İlhami Çiçek, Necip Evlice'yi Heybeliada Senatoryumu'nda ziyaret ettiğinde O'na "Satranç Dersleri’nin bu kadar uzun bir şiir olmasını sana borçluyum" demiştir.[2] 1979 yılından itibaren dizi olarak Edebiyat Dergisi'nde yayımlanmış, vefatından kısa bir süre önce diğer şiirleri ile birlikte Satranç Dersleri adı ile kitaplaştırılmış ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nın kırkıncı kitabı olarak[3] neşredilmiştir. Eser, aynı zamanda şairin hayatta iken yayımlanmış tek kitabıdır. Şair, kitabı için Düş Gören Atlar, Kâbusa Beyaz Bir Su, Bu Hüznün Mesnevisi ve Satranç Dersleri olmak üzere dört farklı isim belirlemiş ve tercihi yayınevine bırakmıştır.[4]

Üniversitede iken satranç turnuvasında birinci olacak denli iyi bir satranç oyuncusu olan İlhami Çiçek, 'neden satranç?' sorusunu şöyle cevaplıyor: "Satranç oyununu kullanmam rastlantı değil. Geometrik bir tarih âdeta satranç. Yaşama tam denk düşüyor. Yaşam da bir geometridir, evet, ama epeydir yüzü çizik çizik bir ‘satıh’ görünümünde.

Bir de oyun sözcüğü... şiirli, katı, acımasız, yoğun çağrışımlı bir sözcük oyun sözcüğü. Sonra oyuncu, çağ’dır. Satranç oyununun kendisi de bir şiirdir. Oynarken bilinçle yenildiğim olur. Karşı taraf şahımı sıkıştırdıkça fevkâlade anlar yaşarım. Bütün bunlardan yararlandım elbet. Çağımdan, tarihe, Öğretiye sürekli göndermelerde bulunarak bir oyun kurmak istedim."[5]

Ahmet Oktay, İlhami Çiçek hakkında konuşan nadir şairlerden biridir ve onu 'İslâmcı Şair' olarak tanımlar. Bununla birlikte Oktay'a göre Çiçek; İslâmcı Şiir'in yükselişinde payı olan 'ama' modernist şiirle bağ kurarak şiir yazan ve şiirlerinde "gizilgüç halinde bir günah ve zina korkusuna ilişkin imgelere rastlanan"[6] bir şairdir. Mehmet H. Doğan ise Çiçek'i 'sağ şiir' kümesine alarak şöyle diyor: "Sağ şiirin, hâlâ İkinci Yeni’nin ilk yıllarındaki “imgeleri yenileme, canlandırma” dönemini yaşayan bir örneği İlhami Çiçek’in şiirleri."[7] Bu konuda en ilginç tespiti ise, C. Hüseyin Düz yapmaktadır: "Sağ, müntehir şair İlhami Çiçek’i; sol, müntehir şair Nilgün Marmara’yı, aynı ideolojik ritüellerle aforoz eder..."[8] Elbette, bu tespitleri haksız çıkaracak, İlhami Çiçek hakkında yakın çevresi dışında dönemin şairleri arasında konuşan ya da yazan yok. Bununla birlikte İlhami Çiçek; Nâzım Hikmet için "Nâzım toprağını, toprağın insanını ilk defa sözle okşayan şairdir bana göre."[9] veya Cahit Zarifoğlu için "Sanatının sevilmesi, saygı duyulması" cümlelerini kurabiliyordu.[4] İbrahim Eryiğit'e göre de durum böyledir ve bu durumu kardeşi Mehmet Latif Çiçek'e "İlhami Çiçek’e şair olarak bir çerçeve çizecek olursak Ahmet Oktay’dan C.Süreya’ya, Ahmet Telli’ye kadar farklı kesimlerce tanınıyor. Fakat ben İlhami Çiçek’in bizim kesimce hem şiirinin hem de şahsiyetinin yeterince tanınmadığı kanaatindeyim. Siz çok yakını olarak neler söylersiniz?" cümlesi ile sorduğunda,Mehmet Latif Çiçek ağabeyinden bir alıntı yapıyor ve "azaldı/halk içinde yüzdeki ben gibiler" mısraı ile cevap veriyordu.[10]

Çiçek'in şiirlerinde işlediği konudan mütevellit satranç taşlarının adları sıklıkla geçer. Bundan maada; hayvan imgelerine, bolca telmihlere ve teşbihlere rastlanılır. Hüzün, yalnızlık, kentleşme korkusu, çağa karşı duran insan gibi konular Çiçek şiirinin diğer payandalarıdır.

Vefatı Hakkında Görüşler

İlhami Çiçek'in vefatı hakkında açıklanmış resmî bir rapor olmaması, onun vefatı hakkında süregelen bir tartışmaya neden olmuştur. Görüş bildirenlerden bir kısmı, şiddetli bir epilepsi nöbeti esnasında aklî melekelerini kaybederek pencereden atladığı üzerinde; diğer bir kısmı ise intiharı amaçlayarak pencereden atlamış olduğu görüşünde birleşmektedir.

Bir görgü tanığı: İlhami Çiçek “yakalandığı hastalıktan” ölmedi. İntihar etti. Tokat’taki askerliği sırasında. Ki ben de o tarihte orada askerdim. Cansız bedeni akşam karanlığı çökene kadar da düştüğü yerde, “don” katına bekletildi. Bizim bölük, eğitim sahasından tadat alanına giderken üzeri kahverengi bir battaniye ile örtülmüştü. Sonra da ambulans geldi. Kaldırıldı İlhami Çiçek.
1984 tarihli Türkiye Kültür Sanat Yıllığı: İlhami Çiçek, daha önce yakalandığı sara hastalığına ait bir kriz sonrasında vefât etti.
İsmail Bingöl: Ve, askerliğinin bitmesine çok kısa bir süre kala, geçirdiği şiddetli bir kriz sonrasında vefat eder.
Metin Cengiz: Kemal Bey’e karışıklıkları önlemek amacıyla tedavi için kaldırıldığı bir hastanede mi yoksa, yoksa askerlik yaptığı kışlada mı intihar ettiğini soruyorum. Tokat’ta askerlik yaptığı yıl (1983), 13 Haziran’da kendini pencereden atarak intihar ettiğini söylüyor. Ben ise merdivenden kendini atarak intihar ettiğini duymuştum. İkinci defa kısa bir süre için tutuklandığım Tokat’ta, aynı kışlada. Söyleyen çavuş kulak dolgunluğu ile yanlış anımsıyor olabilir.
Mehmet Can Doğan: Sara nöbetleri, söze sığınış, edebiyata tutunma çabası ve yirmi dokuz yaşında intihar. Yakın çevresi; İlhami Çiçek‘in intiharını bir şanssızlık, “sara hastalığına ait bir kriz”, “karşı konulmaz bir biçimde parlayıveren kader flaşı”, “şiddetli bir krizin sonu” olarak yorumladı. Bu tür yorum ve sunuşlarla eylem, örtülerek bir “kaza”ya dönüştürüldü.

Ardından

  • 1991 yılında kardeşi M. Latif Çiçek'in girişimi ile şiirleri, öyküleri ve hakkında yazılanların yer aldığı GöğEkin adlı bir kitap yayımlandı.
  • Hece Dergisi, Haziran 1997 tarihli 6. sayısının bir bölümünü 'Hece Taşları' adıyla İlhami Çiçek'e ayırdı.
  • Palandöken Sanat ve Edebiyat dergisi, Haziran 1993 yılında yayımlanan 7. sayısını İlhami Çiçek’e ayırdı.
  • Yumuşak Ğ, Temmuz - Ağustos 2009 tarihli 2. sayısını "Şurda Güneşe Ne Kaldı?" üstbaşlığı ile İlhami Çiçek'e ayırdı.

İktibas

  • "Sanatçı yoğunlaşmış ulustur."

  • "Şiirin yüzde doksan sekizi bilgi, emek, işçilik; yüzde ikisi ilhamdır."

  • "Her insan çağından sorumludur."

  • "İnsana ulaşmamızda şiir nasıl bir işlev yükleniyor diyorsunuz. Söyleyeyim: İbrahim’in yaptığını yapmak; öz’ü örten her şeyi kırmak yani."

Eserleri

Şiir

- Satranç Dersleri (1983)

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ Evlice, Necip - 3 Temmuz 1987 tarihli Zaman gazetesi.
  2. ^ agy.
  3. ^ Doğan, Mehmet Can - Sonsuzluk ve Bir Gün dergisi, S. 3, Temmuz-Ağustos 2005
  4. ^ a b Ünlem Dergisi, Latif Çiçek'le Söyleşi.
  5. ^ GöğEkin, İlhami Çiçek'in Anısına, 1991.
  6. ^ Oktay, Ahmet – Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirine Bir Bakış
  7. ^ H. Doğan, Mehmet - Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı, 1984.
  8. ^ Düz, C. Hüseyin - Agnostik Parafaziler 9
  9. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; ref333 isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: )
  10. ^ agd.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Hamdi Tanpınar</span> Türk şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçii

Ahmet Hamdi Tanpınar ; Türk şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyendir.

<span class="mw-page-title-main">Necip Fazıl Kısakürek</span> Türk yazar, İslamcı ideolog ve komplo teorisyeni

Ahmet Necip Kısakürek, Türk şair, romancı, oyun yazarı, İslamcı ideolog ve komplo teorisyeni.

<span class="mw-page-title-main">Behçet Necatigil</span> Türk şair, öğretmen ve çevirmen

Behçet Necatigil ; Türk şair, öğretmen ve çevirmendir.

Ahmet Oktay asıl adı ile Ahmet Aktay Börtecene Türk şair, yazar, gazeteci.

Öteki-siz, Türkçe yayımlanan bir şiir dergisidir. Öteki-siz kültür sanat ve şiir ‘derdi’ Salih Aydemir ve Derya Önder tarafından 2001 yılında yayımlanmaya başladı.

<span class="mw-page-title-main">Muallim Naci</span> Türk tanzimat dönemi yazarı ve şairi

Muallim Naci, Türk yazar, şair, öğretmen ve eleştirmen.

<span class="mw-page-title-main">Orhan Veli Kanık</span> Türk şair (1914–1950)

Orhan Veli Kanık, daha çok Orhan Veli olarak tanınan Türk şairdir. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Şair otuz altı yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.

<span class="mw-page-title-main">Oktay Rifat</span> Türk şair, romancı ve oyun yazarı

Ali Oktay Rifat, Türk şair, oyun yazarı ve roman yazarı. Türk şiirinin en büyük isimlerinden birisi kabul edilir. Orhan Veli ve Melih Cevdet'le birlikte Garip Akımı'nın kurucularındandır. 1955 yılından itibaren İkinci Yeni adlı şiir akımına yönlenmiştir. Şiir dışında roman ve oyun türlerinde de eserler vermiştir. Şair Nazım Hikmet'in kuzenidir.

Garip hareketi, garipçiler ya da birinci yeni; Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'ın kurduğu ve Türk şiirinde yer etmiş anlayışları reddeden ve söyleyiş güzelliğini esas alan edebiyat akımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Sezai Karakoç</span> Türk şair, yazar, düşünür ve siyasetçi (1933–2021)

Ahmet Sezai Karakoç, Türk şair, yazar, düşünür ve siyasetçi.

Mehmet Akif İnan, Türk şair, yazar, araştırmacı ve öğretmendir.

Karacaoğlan, şiirlerine 17. yüzyılda yazılmış mecmualardan beri rastlanan ünlü saz şairidir.

Türkiye'de genel olarak tüm alanlarda batılılaşma süreci, 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile başlamıştır. 1838 - 1860 yılları arasında yetişmiş gençler 1860 yılında sonra Edebiyat alanında batılaşmayı sağlamışlardır. Bu dönem edebiyatına Tanzimat Edebiyatı denmektedir.

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde eğitim amacıyla Avrupa'ya, özellikle Fransa'ya giden gençler oradaki edebiyatta gördükleri yenilikleri ülkeye dönüşlerinde Türk edebiyatında uygulamaya başlamışlardır. Bu şekilde belli dönemler halinde günümüze kadar süren yeni bir edebiyat başlamıştır. Bu dönemlerden biri de Cumhuriyet dönemi edebiyatıdır.

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Kabaklı</span> Türk yazar ve hukukçu

Ahmet Kabaklı, Türk gazeteci ve yazardır.

Edebiyat ve Eleştiri, 1992 yılının Mart - Nisan ayında Ankara'da çıktı. Kuruluş çalışmaları, sahiplik ve ilk sayının parasını ödeme ve yönetme işini Ahmet Yıldız ve Barbara Maria Kuhn birlikte yaptı. Ankara'da Kazım Karabekir Caddesi'nin işhanlarından birinde bir matbaada sabahlayarak dergiyi çıkardılar. Derginin çıkmasına katkıda bulunmak üzere söz verenlere sürpriz yaptılar. Dergi, "Edebiyat Dostları" gibi önemli bir derginin kapanmasından sonra bir ihtiyaç olarak doğdu. En önemlisi de yazar/şair ve aydınlarımız arasında Sovyetler Birliği'nin çöküşünün yarattığı dağılma ve şaşkınlık, derginin çıkmasına neden oldu. Dergi, olup bitenleri anlamak ve biraz da bu şaşkın çevrenin kendini tanıması, suretini görmesini sağlamak için bir arayış olarak çıktı. Bir anlamda da yararlı oldu.

<span class="mw-page-title-main">Ali Ekrem Bolayır</span> Türk yazar, devlet adamı, öğretmen (1867-  1937)

Ali Ekrem Bolayır, Türk şair, yazar, öğretmen ve devlet adamı. Namık Kemal'in oğlu olan Ali Ekrem Bolayır, Servet-i Fünûn edebiyatı'nın öncüleri arasında gösterilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Oktay Yivli</span> Türk şair

Oktay Yivli Türk şairdir.

Hikmet Altınkaynak, Türk yazar, eleştirmen ve öğretim görevlisi.

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi</span>

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi, adını Türk romancı, öykücü ve şair Ahmet Hamdi Tanpınar'dan alan bir edebiyat müzesi ve arşividir. İstanbul'da bulunan müze Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kurulmuş olup 12 Kasım 2011 tarihinde ziyaretçiye açılmıştır.