İçeriğe atla

İbnü'l-Mukaffa

Halil Cibran'ın kaleminden Abdullah bin Al-Muqaffa'nın hayali bir çizimi

İbn-i Mukaffa (720 veya 724 - 759), İranlı düşünür, bürokrat ve edebiyatçı.

Hayatı

Muhtemelen 720 veya 724 yılında İran'ın Firuzabad kentinde Dünya'ya geldi. Müslüman olduktan bir süre sonra henüz 36 yaşında Basra valisi Süfyan bin Muaviye tarafından şaibeli biçimde öldürüldü. Babası Dadaveyh, Emevî valisi Haccac bin Yusuf'un vergi tahsildarlığını yapmış, görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle işkence gördüğü için eli sakat kalmış ve bu yüzden çolak anlamına gelen "Mukaffa" lakabı ile anılmıştır.[1]

Ruzbih, babasının konumu sayesinde dönemin alim ve yöneticilerinden dersler alma şansına sahip olmuş, Farsçanın yanında Arap edebiyatını, Yunan ve Hint kültürünü de derinlemesine kavramıştır. Eğitimini aldıktan sonra Emevîlerin iktidarı döneminde Basra valisi Yezid bin Ömer ile Kirman valisi Davut bin Ömer'in yanında kâtiplik yaptı. Abbâsîler iktidarı devralınca da görevini sürdürdü. Basra valisi Süleyman bin Ali ile Kirman valisi İsa bin Ali'nin sekreterliğini yaptı. Bu zamana kadar Mecûsî olarak kalan Abdullah'ın İsa bin Ali'nin teşvikiyle Müslüman olduğu rivayet edilmiştir.

Ölümü

Halife Mansur'a isyan eden Abdullah bin Ali, Halife tarafından affedilecekti. Bunun için Abdullah'ın canının bağışlandığına dair bir ferman yazıldı. Fermanı İbn-i Mukaffa yazmıştı. Mektupta halifenin ağzından şu ifadeler geçiyordu:

Eğer ben Abdullah bin Ali'ye ve beraberinde bulunan aile efradına herhangi bir zarar verecek olursam; kendilerine gizli veya açıktan, yazıyla veya herhangi bir yolla, hangi şartla ve sebeple olursa olsun bir kötülüğüm dokunacak olursa, Abdullah bin Ali'den uzak, zinadan doğma olayım; Ümmet-i Muhammed'e bana karşı ayaklanmak câiz olsun. hiçbir Müslümanın bana karşı biat bağı kalmasın. Bana karşı isyan etmeleri, bana karşı harekete geçen herkese yardım etmeleri kendilerine vacip olsun. Benimle Müslümanlar arasında hiçbir dostluk bağı kalmasın. Güç ve otoriteden arındırılmış ve büyün dinleri inkâr etmiş olayım. Allah'a dinsiz, imansız, yediği içtiği, karısı, bineği, mal ve elbiseleri haram olan bir adam olarak kavuşayım. Bu eman yazısını kendi ellerimle yazıyorum. Burada yazılanların dışında bir art niyetim yoktur. Allah burada yazılanlardan başka bir şey uygulamamı kabul etmez.

[2]

Bu metinleri okuyan Halife Mansur sinirlenmiş ve "Kim yazdı bunları?" diye sormuş, "İbn-i Mukaffa yazdı" cevabını alınca "Artık onu elimden hiç kimse kurtaramaz" demiştir. Bunun üzerine vali Süfyan bin Muaviye'ye onu öldürmesini emretti. Süfyan da bir gün İbn-i Mukaffa'yı çağırttı. O sırada İsa bin Ali'nin yanında bulunan İbn-i Mukaffa valiye güvenmediğini belirtti ve yanına İbrahim bin Cebele'yi aldı. Saraya varılınca içeriye önce İbrahim alındı. O girdikten sonra içeriye İbn-i Mukaffa da alındı, ancak başka odaya götürüldü. Bu sırada İbrahim, dışarıda beklediğini sandığı İbn-i Mukaffa'nın içeri alınmasını validen rica etti. Vali de izin verip onu içeriye aldırmaya bir adam göndertti. Görevli adam bir süre sonra dönüp dışarıda kimse beklemediğini söyledi. Vali de "İbn-i Mukaffa sana izin verilip de ona verilmemesine sinirlenip gidecek kadar gururludur. Mutlaka sinirlenip gitmiştir" dedi. Sonra vali, İbn-i Mukaffa'nın bekletildiği odaya gidip onu öldürdü. Bu sırada dışarıya çıkan İbrahim, İbni Mukaffa'yı göremedi ancak kölesini bekler halde buldu. Kölesi efendisinin nerede olduğunu sordu. İbrahim de görmediğini söyledi. Bunun üzerine köle "Süfyan efendimi öldürdü" diye ağlamaya başladı.[3] Durumu kontrol etmek isteyen İbrahim saraya yeniden girmek istedi, ancak ona izin verilmedi. Bunun üzerine geri dönen İbrahim, İsa bin Ali'nin yanına dönüp olanları anlattı. Ardından birlikte Süfyan'ı yakalayıp Halife Mansur'a şikâyet ettiler. Ayrıca İbn-i Mukaffa'nın valinin yanına girip geri çıkmadığını görenler de şahitlik etti. Halife de onlara "Ben bu olayı soruşturacağım. Ancak şimdi ben Süfyan'ın cezasını vererek onu öldürsem ve biraz sonra İbn-i Mukaffa şuradan çıkıp gelirse, o zaman sizi de Süfyan'a karşılık öldürmeme razı mısınız?" diye sordu. Bunun üzerine şahitler davadan geri çekildi.[4]

Eserleri

İbn-i Mukaffa Hint, Yunan ve İran kültürlerine ait eserlerin tercüme edilmesinde önemli rol oynamış, bu kültürlerin İslâm düşüncesine taşınmasına katkıda bulunmuştur. Farsçadan Kelile ve Dimne'yi, el-Muluk'u (en:Dastur al-Muluk) ve Ayinname'yi,[1] Aristo'nun Organon adlı mantık külliyatının ilk üç kitabı ile Porphyrius’un Eisagoge (İsâgoji)sini[5] Arapçaya çevirmiştir.

Siyaset konusunda da iki önemli kitap yazmıştır. Bunlardan Edebüs-Sağîr adlı kitabında Yunanların siyaset felsefesinde kişi politikasını, Edebül-Kebîir'de ise Yunanların siyaset felsefesinde şehir politikasını ele almıştır.[1]

Kaynakça

  1. ^ a b c "Abdullah İbn-i Mukaffa'nın Hayatı". 25 Ekim 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ekim 2012. 
  2. ^ Cahşiyarî, El Vüzera ve'l-Küttab (say. 103, 104)
  3. ^ Cahşiyarî, El Vüzera ve'l-Küttab (say. 105, 106)
  4. ^ İbn Hallikan Vefayatü'l-Ayân (Cilt I, say. 150)
  5. ^ Abdulgaffar Aslan, Mutezile Tanrı-Âlem-İnsan Görüşlerinin Oluşumunda İlkçağ Felsefesinin Etkileri 28 Aralık 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">I. Muâviye</span> İslam Devletinin Aliden sonraki halifesi ve Emevi Hanedanının kurucusu

Muaviye bin Ebu Süfyan, İslam Devleti'nin Hasan'dan sonraki halifesi ve Emevi Hanedanı'nın kurucusudur.

<span class="mw-page-title-main">Sıffin Muharebesi</span> İslam halifesi Ali ile Şam valisi Muaviye arasında yaşanan iktidar savaşı

Sıffin Muharebesi, İlk Fitne esnasında, Halife Ali ile İslam Devleti'nin Suriye valisi Muaviye bin Ebu Süfyan arasında Sıffin'de yapılan savaş. Sıffin günümüzde Suriye'de, Fırat boyundaki Rakka kentinin doğusundadır.

<span class="mw-page-title-main">Cemel Muharebesi</span> Basrada gerçekleşen muharebe

Cemel Muharebesi, Cemel Vakası, Basra Savaşı ya da Deve Olayı 8 Aralık 656 tarihinde, Halife Ali bin Ebu Talib ile İslam Peygamberi Muhammed'in dul eşi Aişe'nin taraftarları arasında, Basra'da gerçekleşen muharebe. Müslümanlar arasındaki ilk iç savaştır. Cemel Savaşı, Ali'nin zaferiyle sonuçlandı. Aişe'nin müttefiklerinden Talha bin Ubeydullah ve Zübeyr bin Avvam öldürüldü. Aişe, Ali tarafından Medine'ye gönderildi. Savaşta her iki taraftan yaklaşık yirmi bin kişi hayatını kaybetti.

<span class="mw-page-title-main">Abdullah bin Abbas</span>

Abdullah bin Abbas, Tefsir ve fıkıh alanlarında otorite kabul edilen ve çok sayıda hadis rivayet eden İslam peygamberi Muhammed'in amcasının oğlu olan sahabe.

<span class="mw-page-title-main">I. Mervân</span> Emevilerin dördüncü halifesi (623-685)

I. Mervan, Emevîlerin dördüncü halifesi. Emeviler halifeliğine 684'te II. Muaviye'nin halifelikten feragat etmesinden sonra geçmiştir. I. Mervan'ın halife olmasıyla Emeviler hanedanın iktidar gücü Ebu Süfyan kolundan "Hakam bin Vail" koluna geçmiştir; Ebu Süfyan ve Hakam bin Vail, Emevîlerin ismini aldığı Ümeyye'nın torunlarıdır. Hakam da Osman bin Affan'ın birinci derece kuzenidir. Dokuz ay süren halifeliği, önce diğer Emevilere karşı iç savaşla geçmiş ve bunda başarı sağlamıştır. Sonra Hicaz'da isyan etmiş ve kendi halifeliğini ilan etmiş olan Abdullah bin Zübeyr'i halife kabul etmiş olan güney Suriye ve Mısır'ı eline geçirmiştir. Fakat Mervan 685'te öldüğünde Abdullah bin Zübeyr hâlâ Irak ve Hicaz'da halife olarak kabul edilmekteydi.

<span class="mw-page-title-main">Mansûr</span> 2. Abbâsî hâlifesi (s. 754–775)

Mansûr ikinci Abbasi halifesidir. 754 ile 775 yılları arasında halifelik yaptı.

Muhammed bin Abdullah el-Mehdî veya Muhammed en-Nefsüzzekiyye, Abbasiler'e karşı Medine'de başlatılan isyanın lideridir.

Abdullah bin Sebe, Sebeilik mezhebinin kurucusu olan kişi.

<span class="mw-page-title-main">Hucr bin Adiy</span> Ali taraftarlığından dolayı Muaviye tarafından öldürtülen kişi

Hucr bin Adiy veya tam adıyla Ebu Abdurrahman Hucr b. Adiy b. Muaviye b. Cebele el-Kindî el-Kufî, Ali taraftarlığından dolayı Muaviye tarafından öldürtülen kişi.

<span class="mw-page-title-main">Ziyâd bin Ebih</span>

Ziyâd bin Ebih', Emevîler dönemi devlet adamı.

Kays b. Sa'd b. Ubade el-Ensari el-Hazrecî, Mısır valisi.

<span class="mw-page-title-main">Aynülverde Muharebesi</span> Ocak 685in başlarında Emevi ordusu ile Tevvâbîn arasında yapılan muharebe

Aynülverde Muharebesi Ocak 685'in başlarında Emevî ordusu ile Tövbe edenler (Tevvâbîn) arasında savaştır. Tevvâbîn, Muhammed'in bir sahabesi olan Süleyman bin Surad liderliğindeki Ali yanlısı Kufe'de, 680 yılında Emevîlere karşı ayaklanan bir gruptu. Ali yanlısı Kufeliler, Hüseyin'i Emevî halifesi I. Yezîd'e karşı ayaklanmaya çağırdılar, ancak daha sonra 680'de Kerbelâ Olayı'nda öldürüldüğünde ona yardım edemediler. Başlangıçta küçük bir yeraltı hareketi olan Tevvâbîn, Yezid'in 683'te ölümünden sonra Irak'ta yaygın bir destek gördüler. Ubeydullah bin Ziyâd komutasındaki büyük bir Emevî ordusunun Irak'a saldırı başlatmaya hazırlandığı kuzey Suriye'ye ayrılmadan kısa bir süre önce destekçilerinin çoğu tarafından terk edildiler. Resulayn'da çıkan üç gün süren savaşta küçük Tevvâbîn ordusu imha edildi ve İbn Surad da dahil olmak üzere üst düzey liderleri öldürüldü. Bununla birlikte, bu savaş, Muhtar es-Sekafî'nin daha sonraki daha başarılı hareketi için bir öncü ve motivasyon kaynağı olduğunu kanıtladı.

Süleyman bin Surad el-Khuza'i, İslam peygamberi Muhammed'in torunu Hüseyin'nin ölümünün intikamını almak için İkinci Fitne sırasında Tevvâbîn hareketine liderlik eden Kufeli ve Ali yanlısı bir liderdir. İlk Fitne sırasında dördüncü halife Ali'nin yanında savaşlara katılmıştı, ancak bazen onun kararlarını onaylamamıştır. I. Muâviye'nin ölümünden sonra, Ali'nin oğlu Hüseyin'i isyana çağıran Kûfelilerin en önde geleniydi. Hüseyin'in 680'de Kerbelâ Olayı'nda Hüseyin'i desteklemeyi başaramadığı ölümünden sonra, İbn Surad ve Kufe'nin diğer bazı Ali destekçileri, onun ölümünün intikamını almak için kendilerini feda ettiler.

Ebû Yezîd (Ebü’s-Sımt) Şürahbîl b. es-Sımt b. el-Esved el-Kindî eş-Şâmî genellikle İbnü's-Simṭ olarak anılır, 636'da Kadisiye Muharebesi'nde Sasani Perslerine karşı Müslüman ordusunda bir Kindite komutanıydı ve daha sonra Muâviye bin Ebu Süfyan'ın Suriye valiliği (639–661) ve halifelik (661–680) dönemlerinin yakın çevresinin Humus merkezli bir üyesiydi.

<span class="mw-page-title-main">Üçüncü Fitne</span> Emevi Halifeliğine karşı bir dizi iç savaş ve ayaklanma

Üçüncü Fitne, Emevîler'e karşı, 744'te Halife'nin II. Velîd'in devrilmesiyle başlayan ve II. Mervân'ın çeşitli asilere ve rakiplere karşı kazandığı zaferle sona eren bir dizi iç savaş ve ayaklanmaydı. Ancak, II. Mervân yönetimindeki Emevî otoritesi hiçbir zaman tam olarak kuruamadı ve iç savaş, Emevîlerin devrilmesi ve 749/50'de Abbasi Halifeliği'nin kurulmasıyla sonuçlanan Abbâsî İhtilâli'ne (746-750) dönüştü. Bu nedenle, bu çatışmanın net bir kronolojik sınırlandırması mümkün değildir.

Mansur bin Cumhur 8. yüzyılda bir Arap komutanıydı ve dönemin Kays-Yaman rekabetinde güney Arap ("Yaman") kabilelerinin ana ve en fanatik liderlerinden biriydi ve Üçüncü Fitne'de önemli bir rol oynadı.

<span class="mw-page-title-main">660'larda Emevîler</span>

Bu sayfada 661 yılında kurulan Emevi Halifeliği'nde 661'den 669'a kadar yaşanan olaylar yer almaktadır.

Bu sayfada, 670'li yıllarda Emevi Halifeliği'nde yaşanan olaylar yer alıyor.

Bu sayfada 650'li yıllarda Râşidîn Halifeliği'nde yaşanan olaylar yer almaktadır.

Bu sayfada, 760'larda Abbâsîler'de yaşanan olaylar yer alıyor.