İçeriğe atla

İbn Küllâb

İbn Küllab (Arapçaابن كُلاَّب) (ö. Hicrî 241 / Miladi 855 civarı) 9. yüzyılın ilk yarısında Basra ve Bağdat'ta Mihne döneminde yaşamış erken dönem bir Sünni kelâmcıdır. Kullabiyye olarak da adlandırılan hareketi, Maturidilik ve Eserîlik ile birlikte Sünni İslam'ın teolojik temelini oluşturan Eş'arilik ile birleşmiş ve gelişmiştir.[1]

İbn Küllab
ابن كُلاَّب
DoğumBasra
Ölüm854
DinSünni İslam
Kariyeri
DalıKelâm
EtkiledikleriEbü'l-Hasan Eşarî, Hâris el-Muhâsibî, Ebü’l-Abbas el-Kalânisî, Kādıssünne Ebû Muhammed, Muhammed b. Abdurrahman el-Atavî, Ebü’l-Münzir Sellâm el-Kārî, Abdullah b. Dâvûd, Ebû Ali Hüseyin b. Ali el-Kerâbîsî

Görüşleri

Halku’l-Kur’ân Konusundaki Görüşleri

İbn Küllâb, Halku’l-Kur’ân tartışmalarının yapıldığı dönemde yaşamıştır ve Mutezile'nin Kur'an'ın mahluk olduğu görüşüne (Kur'an Allah'ın bir parçası değildir sonradan yaratılmıştır görüşü) karşı Kur'an'ın yaratılmadığını söyleyen ilk âlimdir ve Selef itikadını aklî yöntemlerle delillendirmeye çalışan ilk kelâmcı olarak kabul edilir.[2] Dönemin Halifesi Memûn'un huzurunda Ebü'l-Hüzeyl el-Allâf ve Abbâd bin Süleyman es-Saymerî ile cedel yaptı. İlâhî kelâmın zâttan ayrı olmadığını savunduğundan Hristiyan olmakla itham edildi. O'na göre kıraat (okumak), okunandan (yani Kur'an'dan) başkadır. Okunan, Allah ile kaimdir. Kelam, kâdimdir ve ezelde vardır lâkin zikrin kıraati muhdes ve mâhluktur, insanın sonradan eldesidir.

Sıfatlar Konusundaki Görüşleri

Kendisi de Mu'tezile'den ayrıldığı ilk dönemde İbn Küllab'a ittisab etmiş[3] bir âlim olan İmam Eşari Mâkâlâtü'l İslâmiyyîn isimli kitabında Abdullah bin Küllab'ın sıfatlar konusundaki görüşlerini ele aldı. Ona göre İbn Küllab şöyle dedi:

Allah, ezelde ilim, kudret, hayat, sem', basar, izzet, azamet, celal, kibriya, cömertlik, kerem, beka, irade, kerahet, rıza, suht [kızma] ,hubb [sevgi], buğz [kin besleme], muvalat [dostluk] ve mu'adat [düşmanlık]) ile; Alim, Kadir, Hayy, Semi, Basir, Aziz, Azim, Celil, Mütekebbir, Cebbar, Kerim, Cevad/Cömert, Vahid, Samed, Ferd, Baki, Evvel, Rabb, İlah, Mürit, Karih [istemeyen], -ömrünün çoğunu kafir olarak geçirse de mümin olarak öleceğini bildiği kimseden-Razı, -ömrünün çoğunu mümin olarak geçirse de, kafir olarak öleceğini bildiği kimseye- Sâhit [Kızan], Muhibb [Seven], Mubgiz [Nefret eden], Muvali [Dost], Muadi[Düşman], Kail [Söyleyen], Mütekellim ve Rahman'dır. O, kadimdir; isimleri ve sıfatlarıyla ezelidir.[4]

Allah'ın isimleri ve sıfatlarının zâtına zâit olduğunu, sıfatların Allah'ın aynı veya gayrı olmadığını söylüyordu (yani bu sıfatlar Allah değildir ama Allah ile kâimdir) ve ayrıyeten Allah'ın iki eli (yed) ve yüzü ve de görmesinin de Allah'ın sıfatlarından olduğunu söyledi. O'na göre Allah'ın sıfatları değişmez ve birbirinin yerine geçmez; örneğin İlim, Kudret değildir.[4]

Sıfatlar bahsindeki bazı diğer görüşleri

  • Allah, ezelde Cevâd'dır. (iyilik sahibi)
  • Allah ezelîdir. (öncesi olmayan)
  • Zamandan ve mekândan münezzehtir. (zamana ve mekana bağlı olmamak)
  • Mâhluklardan (yaratılmışlardan) önce, ezelde olduğu şekli üzeredir.
  • Arş'a istiva (ikamet etmek) etmiştir ve zâtıyla arşın fevkindedir ama temas etmez ve bitişmez.
  • Kerîm (büyüklük) vasfı, fiili sıfatlardan değildir.

Muvâfât Konusundaki Görüşü

Muvâfât görüşünü Ehl-i sünnet kelâmcıları içinde ilk defa İbn Küllâb'ın savunduğu düşünülmektedir.[5] O'na göre Allah ilmi ile Müslüman olarak öleceğini bildiği kulundan ezelden beri râzıdır. Aksi durumdaki kâfire ise ezelden beri gazapta bulunur. Yani O, hakikî kâfirliği ve müminliği Allah'ın kulun hangi durumda öleceğini ezelden bilmesi ile açıklamıştır. Bu görüşüne Eş'âriler'in çoğunluğu katılırken Maturidiler'in geneli karşı çıkar ve Mümin olmanın son nefesten ziyade dünyadaki tekil anlarla ilişkili olduğunu, yani belli bir anda Allah'a iman etmiş birinin hakikî olarak Mümin olduğunu belirtirler.[5]

Kaynakça

  1. ^ Islami Imperial Law: Harun-al-Rashid's Codification Project (İngilizce). s. 357. 1 Haziran 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Haziran 2024. 
  2. ^ "TDV İslam Ansiklopedisi". Türkiye Diyanet Vakfı. 7 Aralık 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Haziran 2024. 
  3. ^ Nedîm, İbnu'n. el-Fihrist (Arapça). ss. 255-256. 
  4. ^ a b Eşari, Ebü'l-Hasan Eşarî. Mâkâlâtü'l İslâmiyyîn [İlk Dönem İslam Mezhepleri]. Dalkılıç, Mehmet; Aydın, Ömer tarafından çevrildi (1 bas.). Kabalcı Yayınevi. ss. 163-164. 
  5. ^ a b "TDV İslam Ansiklopedisi, Muvafat". Türkiye Diyanet Vakfı. 1 Haziran 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Haziran 2024. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Allah (Arapça: الله, romanize:

<span class="mw-page-title-main">Müslüman</span> İslam dinine mensup kimse

Müslüman, İslam dinine mensup kişi demektir. Sünni, Şii ve Mutezili mezhep inancına göre, Allah'a ve Allah'ın birliğine, Muhammed'in Allah'ın peygamberi olduğuna inanan kişilere denir. İslam dininin farklı mezheplerinde Müslüman kavramı üzerine çeşitli farklılıklar bulunmaktadır.

Cebriyye, kader ve irade konusunda Kaderiyye fırkasının tam aksi görüşler ileri sürmüştür. İslâm âleminde kader konusunu tartışma gündemine getiren ilk şahsın Ma'bed bin Hâlid el-Cühenî olduğu nakledilir. Onu Geylân el-Dimaşkî takip etmiş ve kaderle ilgili görüşlerini daha da geliştirmiştir. Ma'bed, Allah tarafından önceden tayin edilmiş bir kaderin bulunmadığını, insanın fiil ve tavırlarında tamamen serbest olduğunu savunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">İnsan biçimcilik</span> insanî niteliklerin başka bir varlığa atfedilmesi

Antropomorfizm ya da insan biçimcilik, insanî niteliklerin başka bir varlığa atfedilmesidir. Hayvanlar, cansız varlıklar, doğa güçleri, monoteist ve politeist dinlerdeki tanrılar, melekler, şeytanlar, cinler ve daha başka kavramlar da "Antropomorfizm" konusu olabilir. "Antropomorfizm", Yunancada insan anlamına gelen ανθρωπος (anthrōpos) ile şekil veya biçim anlamına gelen μορφη (morphē) kelimelerinden oluşur.

Ru'yetullah, İslam dini terimi. Allah'ın âhirette gözlerle görülmesini tanımlar. Kelâm ilmindeki tartışma konularından birisidir.

Kelâm ya da İlm-i Kelâm ; İslâm dininin akāid konularını irdeleyen ve tarihî olarak bu çerçevede gelişen dinî-felsefî teorilerle ilgilenen ilim dalı. Bu anlamda kelâm, imanla ilgili konu ve sorulara izâh ve ispat getirme amacıyla geliştirilen teolojik felsefenin adıdır.

Mutezile, İslam dininde bir itikadi mezhep. Mutezile, sözcük olarak "ayrılanlar, uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler" anlamına gelir. Büyük günâh işleyen kimsenin iman ile küfür arası bir aşamada olduğunu söyleyerek Ehl-i Sünnet âlimlerinden Hasan-ı Basrî'nin dersini terk eden Vâsıl bin Atâ ile ona uyanların oluşturduğu mezhep bu adla anılır. Mutezile ise kendini "ehlü'l-adl ve'ttevhîd" diye adlandırır. Mutezile mezhebinden olan kişiye Mutezili denir. Özellikle kader ve kaza konularındaki yorumları ve inançları nedeniyle İslam dinindeki diğer mezheplerden ayrılmışlardır; ama yine de İslam dininin çoğunluğunu oluşturan mezheplerden, Ehl-i Sünnet, Mutezile'yi İslam dışı saymamaktadır. Akılcı bir mezhep olan Mutezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadisleri Ehl-i Sünnet'ten farklı biçimde yorumlamış ve bu yorumlarında akla öncelik vermiştir. Sonuç olarak Mutezile mezhebi, gerek akla çok değer vermesi ve özellikle de Abbâsîler döneminde felsefe ile girdiği yakın ilişkiler dolayısıyla barındırdığı felsefi metot ve görüşleri nedeniyle fazlasıyla eleştirilmiştir. Özellikle de nass ile aklın çeliştiğini düşündükleri noktalarda sıklıkla nassı akla uygun gelecek biçimde yorumlamaları diğer mezheplerde büyük tepki uyandırmıştır. Modern zamanlardaki bazı araştırmacı ve İslam tarihçileri de Mutezile mezhebini akla verdiği önem ve yöntemleri bakımından, çeşitli konularda rasyonalist olarak tanımlar. Mutezile mezhebinin kendi içinde barındırdığı beş ana öğesi vardır, bu öğelerin ilki olan ve İslam dininin de ilk öğesi olan tevhidin bu beş ana öğenin temeli olduğunu öne sürerler. Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.

Mürcie, bir İslam dini itikad mezhebi.

Eş'ârîyye veya Eş'ârîlik, İslâm içinde bir teoloji ekolü ve Sünnî itikadi mezheplerinden birisidir. Kurucusu Ebü'l Hasan Eş'arî'dir. Sünnî Müslümanlar arasında Mâtûrîdîlik ve Selefîlik gibi yaygındır. Aklı Mu'tezile kadar önemsememekle birlikte, Selefîyye kadar da küçük çapta ele almaz.

İtikâdî mezhepler veya Akide mezhepleri ya da İnanç mezhepleri, İnançla ilgili konular İslam'da başlangıçta bir fıkıh dalı kabul edilen kelâm, daha sonra ilm-i tevhid olarak adlandırılmıştır. Daha sonraları Fıkıh, amelî meseleler üzerinde, kelâm ise itîkâdî meseleler üzerinde yoğunlaşmıştır. Müslümanlar, İslâm Peygamberi Muhammed döneminde akıllarındaki soruları hemen ona sorabiliyorlardı. Ancak peygamberin ölümünden sonra sorularına cevap bulamayınca zamanın büyük İslam alimleri Kur'an'ı akıl ile yorumlamaya koyuldular. Böylelikle de i'tikadi mezhepler oluşmuş oldu. Bu mezhepler farklı coğrafyalara yayıldı ve oralarda benimsendi.

Tevhit ya da tevhid, teizm tarifinin İslâm terminolojisindeki karşılığıdır.

Büyük günah işleyenin durumu, İslam ilimlerinden biri olan kelâmın tartışmalı ve önemli konularından biridir. Kısacası büyük günah işlemiş bir kişinin dini anlamda durumu, yeri ve ahiretteki durumunu konu alır. Farklı itikadi mezhepler bu konuda farklı görüşlere sahiptir.

Mâtüridîlik, Matüridî'nin kurduğu, Hanefî Mezhebi'nin kurucusu İmam-ı A'zam'ın düşüncesini tâkip eden, akla önemli bir yer veren İslam dini itikad mezhebidir. Türkiye, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya ülkelerinde yaygındır.

<span class="mw-page-title-main">Secde Suresi</span> Kuranın 32. suresi

Secde Suresi, Kur'an'ın 32. suresidir. Sure 30 ayetten oluşur. Sure adını, mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. ayetten almıştır. Mekke döneminin son yıllarında Mü'minun Suresi'nden sonra indirildiğine inanılmaktadır.

Küfür; inkâr, reddetmek, yok saymak, görmezlikten gelmek, hakaret gibi anlamlara gelir.

<span class="mw-page-title-main">Ebü'l-Hasan Eşarî</span>

Ebü'l Hasan Eş'arî, İslam dininin iki itikadi mezhebinden birisi olan Eş'arilik mezhebinin kurucusu ve Şâfiîlik, Mâlikîlik, Hanbelilik mezhebine bağlı olanların itikad imamı sayılan İslâm alimi.

Kaderilik ya da Kaderiyye, kader konusunda insanın irade, ihtiyat ve kudret sahibi, yükümlülüğü olan bir yaratık olduğu, insanların Allah'ın hiçbir müdahali olmaksızın fiillerini bizzat kendi güç ve iradesine bağlı olarak meydana getirdiği inancına sahip olan İslam dini itikadi mezhebi.

İrfâniye, İslam'da Allah'ı ilahi yaratıcı olarak tanımak ve bilmek demektir. Kavram İslami terminolojide mârifetullâh olarak da bilinirken İsevi terminolojideki karşılığı gnosistir.

Neccariyye; El Hüseyin bin Muhammed en-Neccar, tarafından kurulan bir İslam dini itikadi mezhebinin adıdır. Mezhebin kurucusu En-Neccar, Abbasi halifesi Me'mun devrinin bir kelamcısı olup 844 senesinde ölmüştür. Şehristanî ve Râzî gibi alimler bu mezhebi Cebriyeci olarak göstermişlerdir. Bu mezhep mensupları bazı bakımlardan Eşariye'ye bazı bakımlardan da Mutezile'ye uymuşlardır.

Allah'ın sıfatları, İslam dini kelamcılarına göre genel olarak Allah'ın zâti ve sübûti olmak üzere sahip olduğuna inanılan niteliklerine verilen isimdir. Bu sıfatlar birbirleriyle ve Allah'ın isimleri ile de ilişkilidir.