İçeriğe atla

Ürün Yaşam Dönemi

Ürün Yaşam Dönemi, 1966'da Raymond Vernon tarafından geliştirilmiştir. Teknolojik Açık Teorisi'nin daha çok gelişmiş hali olarak ifade edilebilir. Teoriye göre esas alınan noktalardan birisi, her ürünün belli bir yaşam süresi vardır ve bu sürede 5 farklı aşamadan geçmektedir:

  • Birinci aşama: Mal sanayileşmiş ülke tarafından icat edilir.
  • İkinci aşama: Mal yaratıcı tarafından ihraç edilir. Taklitçi ülke ithal eder.
  • Üçüncü aşama: Yaratıcı ihracatı artarak sürerken, taklitçi üretime başlar ve ithalatı azalır.
  • Dördüncü aşama: Yaratıcının ihracatı azalarak sona erer ve taklitçi malı ihraç etmeye başlar.
  • Beşinci aşama: Yaratıcı ürünü ithal etmeye başlar, ihracat tümüyle taklitçi tarafından yapılır. Ürün yaşam döngüsü olarak ifade edilen teoriye göre muhtelif perspektifler mevcuttur.

Bu teoriye göre az önce ifade edilen 5 aşama dışında 3 aşamayı ihtiva eden dönemler vardır:

  • İlk aşama, yeni ürün aşamasıdır. Hem üretici hem tüketici tarafından ürünle tanışma aşamasıdır.
  • İkinci aşama ise olgunlaşma aşamasıdır. Bu aşamada ürün karakteri iyice belli olup büyük ölçeklerde üretilmeye başlanmıştır.
  • Üçüncü aşama ise standart ürün aşamasıdır. Bu aşamada ürün iyice belirginleşmiş ve hem üreticiler hem de tüketiciler için kabul edilmiştir.

Yeni bir ürünün üretimini ve ülkeler arası geçiş sürecini konu alan Uluslararası Ürün Yaşam Eğrisi “yenilik” olarak ortaya çıkan malların üretiminde kullanılan parçalar, teknoloji ve yarı mamuller, yeniliğin ortaya çıktığı gelişmiş ülkelerden gelmektedir. Raymond Vernon’a (1966) göre bunun sebebi çok gelişmiş ülkelerin gerek yeni teknolojileri destekleyecek ortam gerekse talep açısından uygun olmalarıdır. Gelişmiş ülkelerdeki tüketicilerin, yüksek gelir düzeyine sahip ve sürekli bir reform arayışı içerisinde olmaları, bu ülkelerdeki firmaları yenilik geliştirme konusunda teşvik etmektedir.

Ürün Yaşam Teorisi esas alınırken ve daha boyutlu hale getirilirken, gelişmiş ülke olarak ABD esas alınmış ve yeni geliştirilen teknolojik ürünlerin öncelikle ABD iç pazarındaki yüksek gelirli tüketicilere sunulduğu öngörülmüştür. Teoriye göre ilk aşamada, üretim faaliyetleri, risk ve belirsizliği önlemek için ABD’nin kontrolünde ve yerel düzeyde gerçekleştirilirken, diğer pazarlardaki tüketicilerden talep gelmeye başlaması ile yeni geliştirilen ürünün üretimi, yavaş yavaş ilk ortaya çıktığı ülkeden diğer gelişmiş ülkelere ve daha sonra da gelişmekte olan ülkelere doğru kaymaktadır. Sonuçta ise ürün, ilk olarak geliştirildiği ülke tarafından ithal edilir duruma gelmektedir. Teknolojiyi arttıran firmalar, üretimi ve gelişimi kendi sınırlarında sürdürmektedir. Bu aşamanın sonuna doğru firmalar ürünü ikinci derecede gelişmiş ülkelere ihraç etmektedir. Böylece, hem yeni ürüne hazır olan kendi pazarındaki talebi doyurmuş olacaktır hem de ikinci derecedeki gelişmiş ülkelere ihracat yoluyla da küreselleşmede ilk adımı atmış olacaktır. Bu dönemin sonunda az da olsa ürünün benzerlerini üreten birkaç yerel ya da yabancı rakip görülmesi mümkündür. Ürün gelişmiş bir ülke tarafından icat edildiğinde ve üretildiğinde ikinci derecede gelişmiş ülkeler tarafından ithal edilmektedir ve piyasa bu şekilde hareketlenmektedir.

Teoriye göre gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerle olan ticareti ve pazarlaması ihtilaf göstermektedir ve ABD gibi ultra güce sahip bir ülkenin Avrupa ülkeleri ile olan ticaret ilişkisi bu teoriye göre belirleyici bir örnek olarak ifade edilebilir. Ürün Yaşam Teorisi uluslararası iktisatta, ürünün küresel geçiş boyutunu-vetiresini ve ürüne yönelik iç ve dış pazar şartlarının dönüşüm aşamalarını farklı koşullar altında ifade etmekte ehemmiyetli bir teoridir. Ürün Yaşam Teorisi, mutlak ve karşılıklı üstünlük teorilerine göre uluslararası pazarlama faaliyetlerinin niteliklerini çok daha farklı boyutlarıyla ifade etmektedir. Fakat teorinin geçerliliği muhtelif varsayımlara dayanmaktadır. Bilimsel, bilgiye ya da ürüne ulaşım ve bilimsel prensipleri anlama ve saptama açısından gelişmiş ülkelerdeki firmalar birbirlerine benzemektedirler. Öte yandan ABD’deki tüketicilerin gelir düzeyi az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilerden fazla olduğundan, bu tüketici grubunun talebine yönelik yeni ürünler ilk olarak ABD’de ortaya çıkmaktadır.

Teoriye göre sermaye yoğun mallar gelişmiş ülkelerde, iş gücü yoğun ürünler ise az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkmaktadır. İfade edilen varsayımlar altında teoriyi ortaya atan Vernon, 1979 yılında yaptığı araştırmalarında ve incelemelerinde, üç ideal tip firmanın ortaya çıkması durumunda, teorinin sürekliliğini yitirebileceğini ifade etmiştir. Zira bu araştırmanın da odak noktasını oluşturan, söz konusu farklılığın günümüzde gerçekleşmiş olmasıdır. İfade edilmelidir ki, esas alınan 3 ideal tipten ilki küresel radar olarak adlandırılmaktadır. Bu firma tiplerinin misal Yahoo!, Discord vb. ortaya çıkmasıyla, teorinin varsayımlarından olan gelişmiş ülkeler arasındaki bilginin akışkanlığı yerini, tüm ülkeler arasındaki bilgi akışkanlığına bırakmıştır. Dolayısıyla, pazarlar, gelişmişlik boyutundan farklı olarak, firmayı yeniliğe, reforma ve üretime teşvik etmede eşit fırsata sahip olabilmektedirler. İkinci sıradaki ideal tip firmalar, örneğin, Fanta, Facebook, Twitter vb. gibi farklı pazarların ayırt edici ihtiyaçlarına göre ürünler ve mallar üretmek yerine tüm ülkeler için standart mallar geliştirmektedirler. Bunun sebebi, bazı ihtiyaçlar açısından tüketici ihtiyaçlarının benzer hale gelmesidir. Öte yandan, firmalar yenilik ve üretim yeri tercihini yalnızca iç pazar odaklı yapmaktadırlar. Ancak yabancı pazarlara ait bazı konularda sorumluluğu yabancı firmalarına bırakmaktadırlar; örneğin Huawei, LG gibi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Elektronik ticaret</span> genel olarak internet üzerinden yapılan iş endüstrisi türü

Elektronik ticaret ya da kısaca e-ticaret, 1995 yılından sonra İnternet kullanımının artmasıyla ortaya çıkan, ticaretin elektronik ortamda yapılması kavramıdır. Mağazasız perakendecilik olarak da bilinir. E-ticaret, mobil ticaret, elektronik fon transferi, tedarik zinciri yönetimi, İnternet pazarlaması, çevrimiçi işlem işleme, elektronik veri değişimi (EDI), envanter yönetim sistemleri ve otomatik veri toplama sistemleri gibi teknolojilerden yararlanır. E-ticaret, elektronik endüstrisinin en büyük sektörüdür ve yarı iletken sanayiinin teknolojik ilerlemeleri tarafından yönlendirilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Adam Smith</span> İskoç filozof ve ekonomist (1723–1790)

Adam Smith FRSA, "Ekonominin Babası" ve "Kapitalizmin Babası" olarak anılan İskoç ekonomist, ahlak filozofu, politik ekonominin öncüsü ve İskoç Aydınlanması sırasındaki önemli bir figürdü.

Pazarlama firmaların veya şirketlerin, herhangi ürün veya hizmet'lerin müşterilerinin ilgisini çekeceğini tayin etmeleri ve satış, hizmet, ticaret, reklam, iletişim ve işletme idaresi geliştirmeleri için stratejileri belirlemeleri sürecidir. Pazarlama süreci, bir bütünleştirilmiş süreç olup bunun vasıtasıyla firmalar müşterileri için değer yaratmakta ve bunun karşılığında müşterilerden deger kapabilmek için güçlü müşteri ilişkileri kurmaktadırlar.

<span class="mw-page-title-main">Reklam</span> pazarlama için kullanılan iletişim biçimi

Reklam, "insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne, hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan "duyuru"dur.

<span class="mw-page-title-main">Patent</span> buluş sahibinin , buluş konusu ürünü 3. kişilerin belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etmesini engelleme hakkı olan belgedir

Patent, buluş sahibinin, buluş konusu ürünü 3. kişilerin belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etmesini engelleme hakkı olan belgedir. Buluşu yapılan neredeyse her şey patent koruması kapsamına dahildir. Buluşu yapılan bir ürün ya da sistemin bütün hakları patent sahibine ait olur ve ondan izinsiz kullanılamaz.

"International Organization for Standardization" İngilizce açılımı kısaltılınca "ISO", Fransızca da Organisation internationale de normalisation kısaltılırsa "OIN" olmasından dolayı yunanca "eşit" anlamına gelen "isos" tan türetilerek şu an kullanılan "ISO" olarak adlandırılmıştır. Uluslararası alanda uygulanacak kalite sistem standardı çalışmaları ilk kez merkezi Cenevre'de olan Uluslararası Standartlar Organizasyonu ISO (standart) tarafından başlatılmıştır. ISO (standart), 23 Şubat 1947 tarihinde kurulmuş olup, 135 üye ülkeden oluşmaktadır. Her ülkeden bir üye bulunmaktadır ve her üye eşit oy hakkına sahiptir. Bu amaçla ISO (standart)'nun aktif üyeleri olan ABD, İngiltere, Kanada tarafından bu çalışmaları yürütmek üzere Teknik Komite oluşturulmuştur. Bu komitenin çalışmaları sonucu ISO 9000 Kalite Sistem Standartları Mart 1987'de yayınlanmış ve birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya geçilmiştir.

İşletmeden işletmeye ya da sıkça kullanılan İngilizce business-to-business ibaresinin kısaltılmış şekli olan B2B, şirketler arası pazarlama ya da satış uygulamalarına verilen addır. B2B genellikle işletmeden tüketiciye satış (B2C) ve tüketiciden tüketiciye satış ile karşılaştırılır. Son yıllarda e-B2B türü de yaygınlaşmıştır. Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu (ETKK) Hukuk Çalışma Grubu’nun 8 Mayıs 1998 tarihli raporunda elektronik ticaret; “bireyler ve kurumların, açık ağ ortamında internet ya da sınırlı sayıda kullanıcı tarafından ulaşılabilen kapalı ağ ortamlarında internet, yazı, ses ve görüntü şeklindeki sayısal bilgilerin işlenmesi, iletilmesi ve saklanması temeline dayanan ve bir değer yaratmayı amaçlayan ticari işlemlerin tümünü ifade etmektedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

  1. Daha iyi müşteri tatmini ve desteği
  2. Yeni ürün ve hizmetlerin pazara hızla sunulması
  3. Daha iyi servis
  4. Daha iyi alış ve satış işlemleri
  5. Daha az işletim maliyeti
  6. Daha az üretim maliyeti
  7. Daha düşük stok maliyeti

Kardinal Fayda Teorisi, mikroiktisatta, tüketici dengesi analizi için geliştirilmiş analizlerden birisidir. Ordinal Fayda Teorisinden temel farkı, faydanın ölçülebilir olduğu varsayımına dayanmasıdır. Bu durum, faydanın ölçülebilir olduğu varsayımı, uygulamada aksaklıklara neden olduğu için Ordinal Fayda Teorisi kadar kullanım alanı bulamamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Uluslararası ticaret</span>

Uluslararası ticaret sermaye, mal ve hizmetler'in uluslararası sınırlar veya bölgeler arasında değişimidir çünkü bu mallara veya hizmetlere ihtiyaç veya istek vardır.

İhracat ya da dışsatım, bir malın veya hizmetin yurt dışındaki alıcılara satılmasıdır. Devletler, tüzel kişilikler ve gerçek kişilikler tarafından gerçekleştirilir. İthalatın karşıtıdır ve dış ticaret dengesini oluşturan etkenlerden biridir.

<span class="mw-page-title-main">İthalat</span>

İthalat, başka bir ülkeden mal veya hizmet satın alımıdır. Bir ithalatçı ülke ise ihracatı gerçekleştiren bir ülkeden çıkan mal veya hizmeti alan ülkedir. İthalat ve ihracat, uluslararası ticarette kullanılmakta olan finansal işlemlerdir. İthalat, başka bir ülkede üretilen mal veya hizmetlerin satın alınmasını, kullanılmasını veya yararlanılmasını içeren bir dış ticaret etkileşimidir. Bu tür mal ve hizmetlerin satıcısına ihracatçı, yabancı alıcısına ise ithalatçı adı verilir.

<span class="mw-page-title-main">Ticaret</span> mal veya hizmet değişimi ya da anlaşması

Ticaret, malların/ürünlerin üretim sürecinden tüketimine kadar geçen zamanda, ekonomik değer taşıyan başka nesneler ile değiştirilmesi, alışı ve satışı anlamında kullanılmaktadır. Ticaretin insanlık tarihindeki ilk şekli takastır. Takas yöntemi ile, mal ve hizmetler birbiri karşılığında değiş tokuş edilir. Günümüzde ise artık değişim aracı olarak para kullanımının keşfedilmesi insanlık tarihinin erken dönemlerine dayanmaktadır. Pek çok tarihçi ticaretin, iletişimin doğuşunu takiben takas yöntemiyle başlamış olduğunu düşünmektedir.

Uluslararası ticareti serbestleştirme çabalarını bir bölümünü oluşturan uluslararası birleşme ya da diğer ifadesiyle uluslararası ekonomik entegrasyonların tanımı entegrasyon kavramı çerçevesinde yapılabilir. Ekonomik birleşme, birleşmeye giden ekonomilerde mal ve hizmet akımlarına serbesti sağlayıp, ticarete engel olan kısıtlamaları kaldırarak, bir ortak pazar yaratmak şeklinde tanımlamaktadır. Bugün için dünyadaki bölgesel ekonomik entegrasyonlara verilebilecek en önemli örnek; temelleri 1957 yılında atılan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)'dir.

<span class="mw-page-title-main">Ekonomik değer</span> bir mal veya hizmetin ekonomik bir temsilciye sağladığı faydanın ölçüsü

Ekonomide ekonomik değer, bir mal veya hizmetin ekonomik aktöre sağladığı faydanın bir ölçüsüdür ve paranın değeri, bu tür bir faydayı güvence altına almak için finansal veya diğer kaynakların etkili bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının değerlendirmesini temsil eder. Ekonomik değer genellikle para birimleriyle ölçülür ve bu nedenle yorum şu şekildedir: "Bir kişinin bir mal veya hizmet için ödemeye razı olduğu ve ödeyebileceği maksimum para miktarı nedir?" Paranın karşılığı genellikle "daha iyi" veya "paranın karşılığının en iyi değeri" gibi karşılaştırmalı terimlerle ifade edilir, ancak aynı zamanda bir anlaşmanın paranın karşılığını verip vermediği gibi mutlak terimlerle de ifade edilebilir.

Yaratıcı Yıkım, Schumpeter'in fırtınası olarak da bilinir, 1950'li yıllardan itibaren Avusturyalı-Amerikan ekonomist Joseph Schumpeter'in Karl Marx'ın çalışmalarından türettiği ve bir ekonomik inovasyon ve iş döngüsü teorisi olarak popülerize ettiği ekonomideki bir konsepttir.

Bağımlılık teorisi, Marx ve Lenin'in ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin çatışma odaklı ilişkiler ağı olduğunu ve sistemin ekonomik gücün durumuna göre evrildiğini ileri süren, günümüzdeki küresel eşitsizliği açıklamayı amaçlayan uluslararası politik ekonomi teorisidir.

Aşamalar kuramı, Walt Whitman Rostow'un ‘‘İktisadi Büyümenin Aşamaları’' adlı kitabında ileri sürdüğü; toplumların ekonomik büyüme temelli gelişmelerinin, birbirini izleyen beş farklı dönemden oluştuğunu ve her toplumun zorunlu olarak bu aynı tarihsel dönemlerden geçtiğini ya da geçeceğini savunan kuramdır.

<span class="mw-page-title-main">Kalkınma teorisi</span>

Kalkınma teorisi, toplum içerisinde istenilen ve hayal edilen değişimin nasıl başarılacağına dair fikirler içeren bir teori türüdür. Kalkınma teorisi altında birçok teori bulunmaktadır. Bu makale içerisinde de farklı teorilerin bakış açıları "kalkınma teorisi"ne göre belirtilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Alfred Weber</span>

Alfred Weber, çalışmaları modern ekonomik coğrafyanın gelişiminde etkili olan bir Alman ekonomist, coğrafyacı, sosyolog ve kültür teorisyenidir.