İçeriğe atla

Örgütsel sinizm

Roma'daki Capitoline Müzesi'nde yer alan bilinmeyen bir sinik filozofunun heykeli

Sinizm, çeşitli disiplinler açısından tanımı yapılmakla birlikte; başkalarına güvenmeme ve iletişimde bulunulan kişilerin gerçek karakterlerini yansıtmamaları inancıdır.[1] Sinizm kelimesi köken itibarıyla MÖ 500 yıllarında Antik Yunan'da ortaya çıkan ve Antik Yunan felsefe düşüncesi olan "sinik" kelimesine dayanmaktadır.[2]

Örgütsel sinizm ise örgütün bütünlükten mahrum olması ve örgüte ilişkin olumsuz tutum olarak ifade edilebilir. Başka bir ifade ile örgütsel sinizm, örgüt içerisindeki küçük sorunların bile çözülmesinin ve iyileştirmenin mümkün olmadığını bu yüzden sorunların çözülmesi için emek sarf etmenin gereksiz olduğu düşüncesidir.[3] Bu düşünce, bireylerin duygu durumları üzerinde olumsuz etki bırakmakta, güvensizlik, şüphe, şikâyet, eleştiri, alay gibi tutumların sergilenmesine yol açmaktadır.[4] Örgütsel sinizmi etkileyen faktörler; aşırı iş yükü, örgüt içi zayıf iletişim, yönetsel becerisizlikler, yönetim tekniklerinin kullanım biçimi, rol belirsizliği ve rol çatışması olarak ifade edilebilir.[5]

Kaynakça

  1. ^ Demirtaş, Zülfü., Özdemir, Tuncay Yavuz. ve Küçük, Özkan. "Okulların bürokratik yapısı, örgütsel sessizlik ve örgütsel sinizm arasındaki ilişki." Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi 22.2 (2016):193-216. https://app.trdizin.gov.tr/publication/paper/detail/TWpBeE56SXhNUT09 10 Ocak 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ Kasalak, Gamze. ve Aksu, Mualla. "Araştırma görevlilerinin algıladıkları örgütsel desteğin örgütsel sinizm ile ilişkisi." Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri 14.1 (2014):115-133.https://www.researchgate.net/publication/292931721_Arastirma_Gorevlilerinin_Algiladiklari_Orgutsel_Destegin_Orgutsel_Sinizm_ile_Iliskisi
  3. ^ Nartgün, Şenay. ve Kartal,Vural. "Öğretmenlerin örgütsel sinizm ve örgütsel sessizlik hakkındaki görüşleri. Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 2.2 (2013):47-67.https://dergipark.org.tr/tr/pub/buefad/issue/3813/51114
  4. ^ Yildirim, Mustafa; Ceyhan, Sefa (24 Ağustos 2020). "Çalışma Yaşam Kalitesinin İşten Ayrılma Niyetine Etkisinde Örgütsel Sinizmin Aracılık Rolü". Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 8 (4): 1-1. doi:10.18506/anemon.643845. ISSN 2149-4622. 
  5. ^ Kalay, Faruk., Oğrak, Abdullah. ve Nişancı, Zehra Nuray. " Mobbing, örgütsel sessizlik ve örgütsel sinizm arasındaki ilişki: Örnek bir uygulama." Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Dergisi 4.2 (2014): 127-143 https://dergipark.org.tr/tr/pub/iibfdkastamonu/issue/29241/313320 10 Ocak 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ankara Üniversitesi</span> Ankarada kurulu devlet üniversitesi

Ankara Üniversitesi (), Ankara'da yer alan bir devlet üniversitesidir. 13 Haziran 1946 tarihinde kabul edilen 4936 sayılı kanunla kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kurulan ilk üniversite olma özelliğini taşır.

<span class="mw-page-title-main">Nudizm</span> sosyal çıplaklık hareketi

Nudizm veya Naturizm, kişilerin sosyal bir ortamda çıplak bir şekilde bir arada ve doğa ile bütünleşmiş olarak bulunmaları halidir. Seksüel bir anlam taşımamaktadır.

Elitizm, bir elitin veya bir azınlığın yönetmesi gerektiği fikri veya yönetim işinin bir elit veya azınlık tarafından yapılması anlamına gelir. Siyaset teorisinde üç tür elitizmden söz edilebilir: Normatif elitizme göre, elit yönetimi arzuya şayandır; zira, yönetim en akıllıların veya en iyilerin elinde olmalıdır.

İdare hukuku, temeli anayasada belirlenen, idarenin faaliyet ve örgütlenmesine ilişkin kurallar öngören, kamuya tanınan üstünlük ve ayrıcalıklar ile bireye tanınan hak ve hürriyetlerin dengelenmesini sağlayan hukuk dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Uzaktan eğitim</span> Eğitim modeli

Uzaktan eğitim öğrenenlerin zaman ve mekan bağlamında birbirlerinden ve öğrenme kaynaklarından uzak olduğu eğitim modelidir. Uzaktan eğitimin gelişim evreleri incelendiğinde geçmişinin sanıldığından daha eskiye dayandığı; içeriğin sunumu ve kullanılan teknolojilere beş ana döneme ayrıldığı görülmektedir. Birinci dönem,1700'lü yılların ilk çeyreğinde ortaya çıkan yazışarak eğitimin sağlandığı ve özellikle posta hizmetlerinde yaşanan gelişmelerin önemli etkilerinin olduğu dönemdir. İkinci dönem ise 1900'lü yılların ilk çeyreğinde radyo ve televizyonun yaygınlaşması ile kitlesel eğitimin öne çıktığı dönemdir. Üçüncü dönem, 1960 ve 1970'li yıllarda açık üniversitelerin ortaya çıkmasıyla yaşanan gelişmeleri nitelemektedir. Dördüncü dönem 1980'li yıllarla beraber ortaya çıkan telekonferans teknolojileriyle yaşanmıştır. Son olarak beşinci dönem ise 1900'lü yıllarla başlayan ve bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda özellikle bilgisayar, İnternet ve diğer iletişim araçlarının yaygın olarak kullanıldığı dönemi nitelemektedir. Uzaktan eğitim, disiplinler arası bir alandır ve öğrenen, öğreten ve öğrenme kaynaklarının birbirinden uzakta olmasından dolayı ortaya çıkan sınırlılığı ortadan kaldırabilmek için farklı teknolojileri kullanır. Uzaktan eğitimin bu özelliği kavramın bir çatı kavram olarak ortaya çıkmasına neden olmuş; yazışarak öğrenme, tele öğrenme, e-öğrenme, m-öğrenme, çevrimiçi öğrenme, esnek öğrenme gibi kavramları da nitelemek için kullanılmıştır. Çoğu zaman uzaktan eğitin ve açık ve uzaktan öğrenme kavramları birbiri yerine kullanılmaktadır. Günümüzde özellikle bilgisayar ve çevrimiçi teknolojilerle kullanılan hali en yaygın halidir ve sağladığı yaşam boyu öğrenme fırsatları ile eğitimde ana akımın bir parçası olmuştur. Uzaktan eğitim sisteminde sanal üniversite, sanal sınıf, sanal sınıf, teleseminar gibi kavramlar yaygındır.

Necmettin Hacıeminoğlu, Türk dilbilimci, yazar ve fikir adamıdır.

Kriz, bir örgütün üst düzey hedeflerini ve işleyiş biçimini tehdit eden veya hayatını tehlikeye sokan, acil karar verilmesi gereken, uyum ve önleme sistemlerini yetersiz hale getiren gerilim durumudur.

<span class="mw-page-title-main">Ebeveyn</span> biyolojik ya da manevi çocuğa sahip anne/baba

Ebeveyn kavramı, temel anlamda çocuğa bakım vermekle sorumlu olan biyolojik ya da evlat edinen anne ve/veya babayı kapsamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Muş Alparslan Üniversitesi</span> Muşta kurulu devlet üniversitesi

Muş Alparslan Üniversitesi, 28 Mayıs 2007 tarihinde kurulan ve Muş ilinde faaliyet gösteren yüksek eğitim kurumudur.

Sadrettin Yüksel, Kürt kökenli Türk İslam alimi ve mütefekkir.

Örgütsel Vatandaşlık Davranışı; formel iş tanımlarının ötesinde, belirlenmiş rol gereklerini ve beklentilerini aşan, işgörenlerin örgüte katkıda bulunmak için istekli olarak gösterdikleri rol fazlası davranışı ifade etmektedir. Bu kavram, örgütün sosyal ve psikolojik ortamına katkıda bulunarak, örgütsel amaçların gerçekleştirilmesine yardımcı olan gönüllülük esasına dayalı bireysel davranışları anlatmaktadır.

Mehmet İhsan Sungu, Türk dil bilimci.

Tükenmişlik sendromu, yaygın olarak insanların yüz yüze çalıştığı mesleklerde bireylerin, duygusal yönden kendilerini tükenmiş hissetmeleri, işleri gereği karşılaştıkları insanlara karşı duyarsızlaşmaları ve kişisel başarı duygularında azalma şeklinde görülen bir sendrom. Dünya Sağlık Örgütü (1998) yayınladığı Dünya Sağlık raporunda tükenmişliği; fazla çalışma ile ortaya çıkan aşırı bir duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iş ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu olarak tanımlamıştır.Buna göre; birey zaman içinde kronikleşmiş bir şekilde yorgunluk yaşar; işinden soğur, kendi içine çekilir ve artan bir şekilde yetersiz olduğunu hisseder.

Pozitif psikoloji, 1990'lı yılların sonlarında başlayan bir akımdır ve günümüze geldikçe önem kazanan bir araştırma alanı haline gelmiştir. Pozitif psikoloji hakkındaki araştırmalar ve kuram geliştirme çabaları sayıları gittikçe artan bir psikolog grubunun dikkatini çekmektedir ve hümanistik psikoloji hareketinin en uzun soluklu mirasını temsil edebilir. Ancak bazı psikologlar, hakkını teslim etseler de, pozitif psikolojiyi hümanistik psikolojinin ‘’ yeniden paketlenmesi’’ olarak görüyorlar. Pozitif psikoloji, “bireylerin, grupların ve kurumların uygun bir şekilde işlev görmesine yardımcı olan ve onların gelişmelerine katkı sağlayan durumlar ve koşulların bir çalışması” olarak tanımlanmıştır.

Bilgi uçurma, örgüt içinde etik değerler ve yasalarla çelişebilen durumların bildirilmesi davranışıdır. Genel olarak, yürürlükteki yasalara ve toplumca kabul edilmiş etik değer yargıları ve ilkelere aykırı ve gayrimeşru eylem ve davranışları fark eden örgüt çalışanının, söz konusu eylem ve davranışlardan etkilenmiş olabilecek veya bu eylem ve davranışları engelleyebilecek örgüt ya da kişilere yaptığı bilinçli duyuru durumu bilgi uçurma (whistleblowing) olarak ifade edilmektedir.

Sosyoteknik sistem, işyerlerinde insanlar ve teknoloji arasındaki etkileşimi tanıyan karmaşık örgütsel çalışma tasarımını inceleyen örgütsel gelişim alanındaki bir yaklaşımdır. Terim aynı zamanda toplumun karmaşık altyapıları ile insan davranışı arasındaki etkileşimi ifade eder. Bu anlamda toplumun kendisi ve alt yapılarının çoğu karmaşık sosyoteknik sistemlerdir. Sosyoteknik sistemler terimi, II. Dünya Savaşı döneminde Londra'daki Tavistock Enstitüsü'ndeki Eric Trist, Ken Bamforth ve Fred Emery tarafından İngiliz kömür madenlerindeki işçilerle yaptıkları çalışmalara dayanmaktadır. Söz konusu çalışmalarda, kullanılan teknoloji ile örgütün çeşitli yönleri arasındaki ilişkiler incelenmiş ve teknoloji ile sosyal sistemin etkileşim içinde oldukları ve bunlardan birinin tek başına belirleyici olmadığı gözlenmiştir.

Oyun kuramı ya da oyun dürtütsü Friedrich Schiller’in ortaya attığı sanat kuramıdır. Sanatla oyun arasında bazı ortak yönler bularak sanatın esas amacının ve işlevinin ne olduğunu ve böylece sanatın ne olduğunu öne sürmüştür. Kuramda yer alan bazı anahtar kavramlar zamansızlık, özgürlük, zorunluluk-kurallar, faydacı olmayan anlayıştır. Sanatın didaktik bir ereğinin olmadığını tek amacının haz vermek olduğunu savunur. Schiller öncelikle insanda üç temel dürtünün var olduğunu öne sürmüştür. Bunlardan ilk ikisi duyumsal ve formel dürtülerdir. Bu iki dürtü de baskılanmalıdır. Çünkü Schiller’e göre duyumsal dürtü ahlaki değerleri erozyona uğratabilir formel dürtü ise katı kurallarla duygulara, zarar verip kişinin mutluluğunu engelleyebilir. Birbirlerine zıt bu iki duygu çatışma içindedir. Schiller savunduğu üçüncü dürtü ise Oyun dürtüsü. Kuramcı bu iki dürtünün oyun dürtüsüyle dengelenebileceğini ileri sürer. Oyun oynayan bir çocuğun oyundan haz aldığında zamanın nasıl geçtiğini fark etmez. Sanatta aynı hazzı verdiğinde zaman algısını yitirmesine neden olabilir. Kuram, bu yüzden sanatın zamansız olduğunu savunur. Ve bu sayede sanat duyumsal dürtüleri yerine getirmiştir. Bu haliyle Özgürdür. “Sanat özgürlüğün kızıdır” der Schiller. Ayrıca “insanı gerçek özgürlüğe ancak sanat kavuşturabilir” diye ifade etmiştir. Ancak oyun kendi içinde belli kurallar barındırır. Tıpkı oyun gibi sanatta öyle. Bu durumda sanat formel dürtüleri de karşılamıştır; kendi içerisinde zorunluluk barındırır. Öte yandan oyun kuramına göre sanat kişiye haz vermekten öte faydacı olmayan bir anlayışa sahiptir. Oyun, oyuncu için başka bir ereğe sahip olmadan oynanır. Oyun oynayan kişinin başka bir amacı yoktur; sadece oyun oynamak için oynar. Sanatın da asıl amacının bu olduğunu açıklar kuram. Sanat da oyun gibi kurgusaldır. Her ikisi de hayal dünyasına yönelmektedir. Dış dünyadan bağımsız bir illüzyon yaratır. Friedrich Schiller, oyunun insanı insan yapan bir eylem olduğunu savunur. Ona göre, “İnsan oynadığı sürece insandır".

Teslim taşı, Bektaşi babalarının göğüslerinde taşıdıkları, el ayası büyüklüğünde, on iki köşeli taşa denir.

<span class="mw-page-title-main">Boğa sıçraması</span> Antik ritüel şiddetsiz boğa güreşi

Boğa sıçraması, sadece günümüze ulaşan duvar resimleri aracılığıyla Minos uygarlığı zamanında var olduğu tahmin edilen bir çeşit akrobatik- ritüel spor.

<span class="mw-page-title-main">Z-Kütüphane</span>

Z-Kütüphane veya zenginleştirilmiş kütüphane, okul kütüphaneleri kapsamında geliştirilmiş yeni bir modeldir. Okullardaki geleneksel kütüphane ortamının dijitalleşen dünya ile yönünü değiştirmesi “Z- Kütüphane” modelini ortaya çıkmıştır. Z- Kütüphane, estetik, ergonomik tasarımı ve teknolojik altyapısı ile kullanıcıların okullarda bilgiyi arama davranışlarını desteklemeye imkân tanıyan sosyal bir etkinlik alanıdır.