İçeriğe atla

Çeviri normları

Normlar Gideon Toury tarafından geliştirilen çevirmenin süreç öncesi ve çeviri sürecinde aldığı öznel kararlardır. Çevirmenin bu konuda sınırlanamaz hakları vardır. Her çevirmenin kendine özgü normları vardır. Çevirmen, bu normlarla topluma hizmet eder ve bu normları topluma uygun olarak değiştirebilir. Bu bakımdan, çevirmenin aslında toplumsal bir rolü vardır. Sosyo-kültürel sınırlamaların üstesinden gelmek için çevirmen normları kullanır. Sonuç olarak da farklı stratejilerle, yani, farklı normlarla farklı erek metinler ortaya çıkar.

Normlar, çeviri sürecinde nelerin yapıldığını, belirli bir alt dizge içerisinde neyin doğru ve neyin yanlış kabul edildiğini açıklar. Normlar, her koşulda uyulması gereken normatif kurallar değil, çevirmene yol gösteren kabul görmüş fakat dinamik değerlerdir.

Çeviri işlemi iki farklı dil ve kültür dizgesine ek olarak normlardan oluşur. Çevirmen normlara karar vermeden önce kaynak metnin kaynak kültürdeki konumunu göz önünde tutmalıdır. Böylelikle de oluşacak metnin erek kültürdeki konumu da normlarla belli olur.

Her norm her kültür için geçerli değildir çünkü bir norma anlam kazandıran aslında normun içinde bulunduğu dizgedir.

Çeşitleri

Mutlak Normlar: Bu normlar toplumsaldır ve bir kültürdeki genel olarak tüm çevirmenler tarafından kullanılır. (Ör: Dilbilgisi Kuralları)

Kişiye Özgü Normlar: Bu normlar özneldir. Çevirmenin isteği doğrultusunda kullanılırlar.

Öncül Normlar: Bu normlarla kaynak kültür ile erek kültür arasında seçim yapılır. Çevirmenin en başta karar vermesi gereken normlardır. Buna göre, eğer bir çeviri kaynak kültüre yakın ise yeterli çeviri; erek kültüre yakın ise kabul edilebilir çeviri olur.

Süreç Öncesi Çeviri Normları: Çevirmenin çeviri işlemine başlamadan önce karar vermesi gereken normlardır. Bu normlar iki unsurla ilgilidir.

  • Çeviri Politikası: Belirli bir zamandan, dilden ve kültürden çevrilecek olan kaynak metin seçilir.
  • Çevirinin Doğrudanlığı: Kaynak bir dilden, erek bir dile çevrilen metnin, erek dilden başka bir dile çevrilmesidir. Ör: Tanzimat Dönemi'nde Shakespeare'in eserlerinin Fransızcadan Türkçeye çevrilmesi.

Çeviri Süreci Normları: Bu normlar metin ve dille ilgili sınırlandırıcı normlardır. 2'ye ayrılır.

  • Matrix Normlar: Metinde yapılacak atlama, ekleme, yer değiştirme gibi değişiklerle metnin nasıl oluşturulacağına karar verilir.
  • Metinsel Dilsel Normlar: Metni oluştururken seçilecek dilsel ve metinsel malzemelere karar verir.
  • Modaya Uygun Normlar
  • Modası Geçmiş Normlar
  • İlerici Normlar
  • Metiniçi Normlar
  • Metindışı Normlar

Kaynakça

  • Toury, Gideon (1995) "The Nature and Role of Norms in Translation", Descriptive Translation Studies and Beyond, Amsterdam-Philadelphia:John Benjamins, s:53-69

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ferdinand de Saussure</span> İsviçreli dilbilimcisi

Ferdinand de Saussure, 20. yüzyılda dilbilimde kayda değer gelişiminin birçoğu için fikirleriyle temel hazırlamış, İsviçreli dilbilimci.

<span class="mw-page-title-main">Dilbilim</span> insan dilinin araştırılması

Dilbilim, dil bilimi, lengüistik ya da lisaniyat; dilleri dilbilgisi, söz dizimi (sentaks), ses bilgisi (fonetik), ses bilimi (fonoloji), biçimbilim (morfoloji) ve edimbilim (pragmatik) gibi çeşitli yönlerden yapısal, anlamsal ve bildirişimin çıkış bağlamını temel alarak sözlerin gönderimlerini ve iletişimde dilin yaptırım gücünü inceleyen bilim dalıdır.

Çeviri ya da tercüme, bir dildeki bir metnin başka bir dile aktarılması işlemini ve bu süreç sonucunda elde edilen ürünü anlatmak amacıyla kullanılır.

Çevirmen bir metni veya sözlü iletişimi bir dilden başka bir dile çevirmeyi meslek edinen kişiye denir. Yazılı çeviri yapan kişiye mütercim, sözlü çeviri yapan kişiye de tercüman adı verilir. Çevirmenler kitap, film, video oyunu, makale, tez, ticarî yazışma ve sözleşmeler, hukukî dokümanlar, vize evrakı gibi belgeleri tercüme eden veya toplantılarda, seminerlerde, konferanslarda ardıl veya eş zamanlı çeviri yapan kişilerdir.

<span class="mw-page-title-main">Toplum</span> aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü

Toplum ya da cemiyet, bir arada yaşayan canlıların oluşturduğu topluluktur. Sosyolojide toplum, onu oluşturan canlıların basit bir toplamından ziyade, farklı biçimler ve özellikler gösterip özgün olan ve nesnel yasalar gereğince insanların maddi üretim içindeki gündelik hayat faaliyetleriyle ve sınıfsal savaşımıyla değiştirilen ve gelişen ilişkilerden oluşan sisteme denir. Bir nevi örgütlenmedir.

Luce Irigaray, yapısalcılık sonrası gelişen ve etkili olan Fransız feminist felsefenin ünlü üç isiminden biridir. Bu eğilime postmodern feminizm denilmesi de söz konusudur. Feminist teorisyen, psikanalizci ve edebiyat kuramcısı.

Etnik grup veya etnisite, kendilerini diğer gruplardan ayıran ortak nitelikler temelinde birbirleriyle özdeşleşen bir grup insandır. Bu nitelikler, ikamet ettikleri alanda ortak gelenekler, soy, dil, tarih, toplum, kültür, ulus, din, fiziksel farklılıklar veya sosyal özellikleri içerebilir.

Yerelleştirme, yazılım geliştirme sürecinde, içeriklerin, süreçlerin, ürünlerin ve özellikle bilgisayar yazılımlarının (Software) belirli bir coğrafyaya ya da etnik topluluğa özgü pazar ya da coğrafi bölgede geçerli yerel dilsel ve kültürel özelliklere uyarlanmasıdır.

Çeviribilim ya da Çeviri bilimi, yazılı ve sözlü çevirinin kuram, betimleme ve uygulamasını konu alan beşeri bilim dalıdır. Sahalar arası bir çalışma alanı olarak çeviribilim, çeviriye destek olan çeşitli sahalardan katkı alır. Bunların arasında metin dilbilim, toplumbilim, tarih, karşılaştırmalı edebiyat, felsefe, filoloji, göstergebilim, edebiyat gibi bilim dalları bulunur. Batı dillerinde “translation studies” (İngilizce), “Translationswissenschaft” (Almanca) ve “traductologie” (Fransızca) gibi adlarla anılır.

İletişim, iletilmek istenen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. Organizmaların çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmalarına olanak tanıyan bir süreçtir. İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.

Bilgisayar destekli çeviri çeviri sırasında çevirmenleri destekleyen bilgisayar yazılımlarıyla yapılan bir tür çeviridir. BDÇ, çeviri işleminin herhangi bir insan yardımı olmaksızın ya da çeviri öncesinde ya da sonrasında çok az bir insan desteğiyle gerçekleşen makineli çeviri, makine çevirisi ya da bilgisayarlı çeviri ile karıştırılmamalıdır.

1970'li yıllarda Hans Vermeer tarafından geliştirilen skopos kuramı, Katharina Reiss'ın metin sınıflandırmasıyla ortaya çıkmıştır. Amaç anlamına gelen skopos kuramı'na göre, her eylemin amacı vardır; çeviri de bir eylemse onun da bir amacı olmalıdır. Çeviride birden fazla skopos olabilir. Böylece de tek bir kaynak metinden ortaya birden fazla erek metin çıkabilir. Skopos kuramına göre belli bir skoposa uygun çevrilmiş metin (Translatum) tekrar kaynak diline çevrildiğinde ortaya bambaşka bir metin çıkar. Bu sebeple çeviri işlemi geri döndürülemez bir eylemdir.

İstatistiksel makine çevirisi, iki dilli metin derlemlerinin incelenmesinden elde edilen parametrelerin kullanıldığı istatistiksel modelleri içeren bir makine çevirisi yaklaşımıdır. İstatiksel çeviri yöntemi, makine çevirisi disiplini içerisinde kural tabanlı makine çevirisi ve örnek tabanlı makine çevirisi yaklaşımlarına göre farklılık gösterir.

Halk hikâyesi veya halk öyküsü, toplumsal iz bırakmış bir olaydan veya bir yazınsal ürünün sözlü kültürde bıraktığı derin etkiden kaynaklanarak ortaya çıkan halk edebiyatı ürünlerine verilen ad. Ayrıca, bazı halk bilimciler halk öyküsünü: "Çağdaş çağlara yaklaştıkça geçirdiği değişimle destanların yerini tutan halk ürünü." olarak görmüştür. Destanlar olağanüstü ögelerin çokça rastlandığı türlerdir. Halk hikâyeleri ise olağanüstülük düzeyinin ikinci safhasında yer alır ve destanlara oranla halk hikâyelerinin olay örgüsü daha gerçekçidir. Halk hikâyeleri bu yönüyle modern çağların yazın türleri olan roman ve öykü gibi mensur türlerle, destan arasında bir geçiş sürecini yansıtan ürünlerdir. Halk hikâyelerinde olaylar belirli kahramanların üzerine kurulmuştur. Bu kahramanlar çoğu kez; tanınmış bir edebî ürünün içeriğinde yer alan kahramanların topluma mal olması ve anonimleşmesiyle oluşmuştur. Aslen Divan edebiyatı'na ait mesneviler olan Leyla ile Mecnun ve Ferhat ile Şirin gibi eserler, taç eserlerin toplum tarafından sözlü kültüre aktarılıp "halk hikâyesi" haline gelmesinin en önemli örnekleridir. Bunun yanında halk edebiyatı ürünlerinde de bu duruma rastlanmaktadır. Örneğin, Kayıkçı Kul Mustafa'nın Genç Osman Destanı; toplumun beğenerek halk hikâyeleştirme sürecine dahil ettiği eserlerdendir. 1930'da edebiyat tarihçisi Fuat Köprülü, Genç Osman Destanı'nı halk hikâyelerinin oluşum evrelerini tespit etmek maksadıyla incelemiştir. Ayrıca bu çalışma; Türk edebiyatındaki anonim hikâyeleşme süreci hakkında yapılmış ilk çalışmalardan biri olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Norm (sosyoloji)</span> insanların nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen inançlar

Norm, grup üyelerinin belirli bir bağlamda nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen kurallar veya ilkeler bütünü. Toplumbilimciler normları yazılı olmayan ve toplumun davranışlarına hükmeden anlayış olarak tanımlarken, ruhbilimciler ise daha genel bir tanımı benimserler. Sosyoloji'de normlar yazılı ve yazısız olmak üzere ikiye ayrılır. Yazılı normlar resmi normlar olarak da bilinirler. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve kararname gibi şeyler yazılı normlarının kapsamına girer. Yazılı normlar daha çok kamu kurumları ve özel sektörde kullanılır. Yazılı normların yaptırım gücü yüksektir. Yazısız normlar ise resmi olmayan normlardır. Toplum içerisindeki genelgeçer kurallar bütünü olarak da bilinir. Yazısız normların başlıca çeşitleri: töre, örf, adet, gelenek, görenek ve ahlaktır. Yazısız normlara uymayanlar toplum tarafından dışlanma gibi yaptırımlarla karşılaşabilirler. Yazısız normlar, yazılı normların olmadığı yerlerde onun yerine kullanılabilir. Normlardaki temel amaç sosyal kontroldür.

<span class="mw-page-title-main">Makine çevirisi</span>

MT kısaltmasıyla da anılan makine çevirisi, metin veya konuşmayı bir dilden diğerine çevirmek için yazılım kullanımını araştıran bilgisayarlı dilbilimin bir alt alanıdır.

Kültürlerarası psikoloji, değişkenlik ve değişmezlik de dahil olmak üzere, farklı kültürel koşullar altında insan davranışlarının ve zihinsel süreçlerin bilimsel bir çalışmasıdır. Davranış, dil ve anlamdaki kültürel farklılığı tanımak için araştırma yöntemlerini genişleterek psikolojiyi genişletmeyi ve geliştirmeyi amaçlar. Akademik bir disiplin olarak psikoloji büyük ölçüde Kuzey Amerika ve Avrupa'da geliştiği için, bazı psikologlar, evrensel olarak kabul edilen yapıların, daha önce varsayıldığı kadar değişmez olmadığı konusunda endişe duymuşlardır, özellikle de diğer kültürlerde dikkate değer deneyleri çoğaltma girişimlerinin değişen başarıları vardır. Etki, biliş, benlik kavramları ve psikopatoloji, anksiyete ve depresyon gibi ana temaları ele alan teorilerin, diğer kültürel bağlamlara "dışa aktarıldığında" dış geçerliliğe sahip olup olamayacağı, kültürel psikoloji, kültürel farklılıkları hesaba katmak için kültürel farklılıkları hesaba katmak için tasarlanmış yöntemleri kullanarak bunları yeniden inceler. Her ne kadar bazı eleştirmenler kültürlerarası psikolojik araştırmalardaki metodolojik kusurlara işaret etseler ve kullanılan teorik ve metodolojik temellerdeki ciddi eksikliklerin psikolojideki evrensel ilkeleri araştırmaya engell olduğunu iddia etseler de, kültürler arası psikologlar, fizik veya kimya gibi evrenselleri aramaktan ziyade farklılıkların (varyans) nasıl ortaya çıktığını araştırmaya yönelmektedirler.

Uygulamalı dilbilim, genel dilbilimin bir alanıdır. Dil öğrenimi araştırmaları, dil betimlemesi, ayrıca dilbilimsel görüş altında doğa bilimleri, kültür bilimi, bilgi bilimi, hukuk ve ruhbilimdeki sorunlarla disiplinlerarası olarak ilgilenmektedir. Diğer alanlardaki dille ilgili problemlerin çözümlenmesinde dilbilimsel teori, metot ve bilgilerin kullanımı da bu alanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma nesnesi olarak dille ilgili çok farklı görüşler ile farklı yaklaşımlar ve dilbilimin başka bilimlerden yararlanma özelliğinden dolayı genel dilbilim ve uygulamalı dilbilim arasında genel belirlenmiş bir sınırlama yoktur. "Uygulamalı dilbilim" kavramı altında ne anlaşıldığı tam olarak net değildir. Bir taraftan gerçek uygulamalı dilleri araştıran bir alt alan olarak anlaşılırken, diğer taraftan uygulama sonunda elde edilen araştırma sonuçlarının kullanılmasıyla ilgili bir alt alan olarak anlaşılmaktadır. Genel/teorik ve uygulamalı dilbilim arasındaki bu özel durum sorun yaratmaktadır. İngiliz dili ile ilgili bilimsel alanda "applied linguistics" mi yoksa "linguistics applied" kavramının kullanılacağı konusundaki adlandırma karşıtlığı tartışılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Gideon Toury</span>

Gideon Toury, Tel Aviv Üniversitesi'nde Poetik, Karşılaştırmalı Edebiyat ve Çeviri Çalışmaları profesörü ve İsrailli çeviri araştırmacısıydı. Aynı üniversite'de M. Bernstein Çeviri Kuramı Başkanı olarak görev yaptı. Gideon Toury, Betimsel Çeviri Çalışmalarının öncülerinden biriydi.

Çeviri belleği (ÇB) veya Çeviri hafızası (ÇB), insan çevirmenlere yardımcı olmak için daha önce çevrilmiş cümleler, paragraflar veya cümle benzeri birimler olabilen "segmentleri" depolayan bir veritabanıdır. Çeviri belleği, kaynak metni ve karşılık gelen çevirisini “çeviri birimleri” adı verilen dil çiftlerinde saklar. Bireysel kelimeler terminoloji temelleri tarafından ele alınır ve ÇB'nin alanı içinde değildir.