İçeriğe atla

Çerçeveleme etkisi (psikoloji)

Çerçeveleme Etkisi illüstrasyonu

Çerçeveleme etkisi, insanların seçeneklerin olumlu veya olumsuz çağrışımlarla sunulup sunulmadığına bağlı olarak karar verdiği bilişsel bir önyargıdır ; örneğin kayıp veya kazanç olarak.[1]

İnsanlar, olumlu bir çerçeve sunulduğunda riskten kaçınma eğilimindeyken, olumsuz bir çerçeve sunulduğunda risk ararlar.[2] Kazanç ve kayıp, senaryoda sonuçların açıklamaları olarak tanımlanır (örneğin, kaybedilen veya kurtarılan hayatlar, tedavi edilen ve edilmeyen hastalar, vb.).

Beklenti teorisi, bir kaybın eşdeğer kazançtan daha önemli olduğunu,[2] kesin bir kazancın (kesinlik etkisi ve sözde kesinlik etkisi) olasılıklı bir kazanca tercih edildiğini,[3] ve olasılıksal bir kaybın kesin bir kayba tercih edildiğini gösterir. Çerçeveleme etkilerinin tehlikelerinden biri, insanlara genellikle iki çerçeveden yalnızca biri bağlamında seçenekler sunulmasıdır.[4]

Bu kavram, toplumsal hareketler içinde bir çerçeve analizi anlayışının geliştirilmesine yardımcı olur. Ayrıca anketi yaptıran kuruluşa faydalı bir yanıtı teşvik etmek için çerçevelenen siyasi kamuoyu yoklamalarında propagandanın büyük bir rol oynadığı siyasi görüşün oluşumuna katkı sağlar. Bu tekniğin kullanımının siyasi anketleri itibarsızlaştırdığı öne sürülmüştür.[5] Eğer insanlara yeterli miktarda güvenilir bilgi sağlanırsa, etki azalır veya hatta ortadan kalkar.

Araştırma

Amos Tversky ve Daniel Kahneman, tarafından 1981'de yapılan bir araştırmada, varsayımsal bir ölüm kalım durumunda, farklı ifadelendirmenin katılımcıların bir seçime verdikleri tepkileri nasıl etkilediğini araştırdı.[2]

Katılımcılardan ölümcül bir hastalıktan etkilenen 600 kişi için iki tedavi arasından seçim yapmaları istendi. Tedavi A nın 400 kişinin ölümüyle sonuçlanacağı tahmin edilirken, tedavi B nin hiç kimsenin ölmemesi ile sonuçlanma olasılığı %33, fakat herkesin ölmesi ile sonuçlanma olasılığı %66 idi. Bu seçim katılımcılara daha sonra olumlu çerçeveleme ile (kaç kişinin yaşayacağı) ya da olumsuz çerçeveleme ile (kaç kişinin öleceği) sunuldu.

Çerçeveleme Tedavi A Tedavi B
Pozitif "200 hayat kurtarır" "600 kişinin tamamını kurtarma şansı %33, kimseyi kurtarmama olasılığı %66."
Olumsuz "400 kişi ölecek" "Hiçbir insanın ölmeme olasılığı %33, 600 kişinin hepsinin ölme olasılığı %66."

Tedavi A, olumlu çerçeveleme ile sunulduğunda ("200 hayat kurtarır") katılımcıların %72'si tarafından seçildi, aynı seçenek katılımcılara olumsuz çerçeveleme ile sunulduğunda ("400 kişi ölecek") seçilme oranı %22'ye düştü.

Bu etki diğer bağlamlarda gösterilmiştir:

  • Doktora öğrencilerinin %93'ü geç kayıt için ceza ücretinin olduğu vurgulanan bir durumda erken kayıt yaptırmış fakat erken kayıt için indirim olduğunun vurgulandığı bir durumda ise sadece %67'si erken kayıt yaptırmıştır.[6]
  • İnsanların %62'si "demokrasinin alenen kınanmasına" izin verilmesine karşı çıktı, ancak insanların yalnızca %46'sı "demokrasinin alenen kınanmasını yasaklamanın" doğru olduğunu kabul etti.[7]
  • İstihdam oranı vurgulanırsa, ilgili işsizlik oranları vurgulandığından daha fazla insan bir ekonomi politikasını destekleyecektir.[5]
  • Mahkeme öncesi tutukluluğun, sanığın bir savunma pazarlığını kabul etme istekliliğini artırabileceği iddia edildi, Çünkü özgürlükten ziyade hapis cezasının onun temeli olacağı ve suçunu kabul etmenin onu hapse attıracak bir olay olarak görmekten ziyade onun daha erken serbest bırakılmasına neden olacak bir olay olarak görüleceği iddia edildi.[8]

Genişletilebilirlik İhlali

Mantık olarak, Genişletilebilirlik "herhangi bir doğru görevlendirme altında, bu formüllerden birini içeren bir cümlede aynı doğruluk değerine sahip iki formülün karşılıklı yerine koyulabilirliğini salva veritate gerektirir." [9] Basitçe söylemek gerekirse, aynı dış özelliklere sahip nesneler eşittir. Karar vermeye uygulanan bu ilke, bir problemde karar vermenin problemin nasıl tanımlandığından etkilenmemesi gerektiğini öne sürer. Örneğin, aynı karar probleminin çeşitli tanımları, genişleme ilkesi nedeniyle farklı kararlara yol açmamalıdır. Eğer kararlar tanımlandığı gibi alakasız bilgilere dayanarak verilirse, buna genişleme ihlali denir.

Gelişimsel Faktörler

Çerçeveleme etkisinin, karar vermede en büyük önyargılardan biri olduğu sürekli olarak gösterilmiştir.[10] Genel olarak, çerçeveleme etkilerine duyarlılık yaşla birlikte artar.[11][12][13] Sağlık hizmetleri ve finansal kararlar düşünüldüğünde yaş farkı faktörleri özellikle önemlidir.[14]

Ancak ikinci bir dilde karşılaşıldığında çerçeveleme etkisi kayboluyor gibi görülmektedir.[15] Bu kaybolmanın nedeni, ikinci bir dilin kişinin kendi ana dilinden daha fazla bilişsel ve duygusal mesafe sağlamasıdır.[16] Ek olarak, bir yabancı dil ana dile göre daha az otomatik olarak işlenir. Bu, karar vermeyi etkileyebilecek daha fazla müzakereye yol açarak daha sistematik kararlara yol açar.[17]

Çocukluk ve ergenlik

Karar vermede çerçeveleme etkileri, çocuklar yaşlandıkça güçlenir.[18][19][20] Bunun nedeni kısmen niteliksel akıl yürütmenin yaşla birlikte artmasıdır. Okul öncesi çağındaki çocukların bir sonucun olasılığı gibi nicel özelliklere dayalı kararlar verme olasılıkları daha yüksek iken, ilkokul öğrencileri ve ergenler, olasılıklar fark etmeksizin, kazanç çerçevesinde kesin bir seçeneği ve kayıp çerçevesinde riskli bir seçeneği tercih ederek,niteliksel olarak akıl yürütmeye giderek daha olası hale gelirler. Niteliksel düşünmedeki artış, bir yaşam boyunca meydana gelen "öz temelli" düşünmedeki artışla ilgilidir.[21]

Bununla birlikte, nitel akıl yürütme ve dolayısıyla çerçeveleme etkilerine karşı duyarlılık, ergenlerde hala yetişkinlerdeki kadar güçlü değildir,[18][20] ve ergenlerin, verilen senaryonun hem kazanç hem de kayıp çerçeveleri altında riskli seçeneği seçmeleri yetişkinlere göre daha olasıdır.[19] Ergenlerin riskli seçimlere yönelik eğilimlerinin nedeni, olumsuz sonuçları olan gerçek dünya deneyiminden yoksun olmaları ve bu nedenle, belirli bilgi ve ayrıntılara veya nicel analize odaklanmaları,risk ve faydaların bilinçli değerlendirmesine aşırı güvenmeleridir.[22] Bu, çerçeveleme etkilerinin etkisini azaltır ve belirli bir senaryonun çerçeveleri arasında daha fazla tutarlılığa yol açar. 10 ila 12 yaş arasındaki çocukların risk alma ve çerçeveleme etkileri gösterme olasılığı daha yüksek iken, küçük çocuklar yalnızca sunulan iki seçenek arasındaki niceliksel farklılıkları dikkate alırlar.[23]

Genç yetişkinlik

Daha genç yetişkinlerin, kayıp çerçeve denemeleriyle sunulduğunda risk almanın cazibesine kapıldıkları yaşlı yetişkinlere göre daha olasıdır.[10]

Lisans öğrencileriyle ilgili birçok çalışmada araştırmacılar, öğrencilerin olumlu çerçeveli seçenekleri tercih etme olasılıklarının daha yüksek olduğunu bulmuşlardır.[24] Örneğin, %25 yağ yerine %75 yağsız et olarak etiketlenmiş etlerden hoşlanmaları veya %5 başarısızlık riskine sahip olmak yerine %95 etkili olduğu reklamı yapılan prezervatifleri kullanma olasılıkları daha yüksektir.

Genç yetişkinler, doğru cevabı olmayan ve bireylerin hangi bilgileri uygun gördüklerine keyfi olarak karar vermeleri gereken kötü tanımlanmış bir sorunla karşılaştıklarında, çerçeveleme etkisine özellikle duyarlıdır.[24] Örneğin, lisans öğrencileri, öğenin kendisini kaybettikten sonra, öğenin maliyetine eşdeğer bir miktarı kaybettikten sonra sinema bileti gibi bir öğeyi satın almaya daha isteklidir.

İleri yetişkinlik

Çerçeveleme etkisinin yaşlı yetişkinlerde genç yetişkinlere veya ergenlere göre daha büyük olduğu iddia edilmektedir.[11][12] Bu iddia, artan olumsuzluk önyargısının bir sonucu olabilir, ancak bazı kaynaklar olumsuzluk önyargısının aslında yaşla birlikte azaldığını iddia ediyor.[14]

Bir başka olası neden de, yaşlı yetişkinlerin kendilerine sunulan daha az bilişsel kaynağa sahip olmaları ve bir kararla karşı karşıya kaldıklarında daha az bilişsel olarak daha az güç gerektiren stratejilere başvurma olasılıklarının daha yüksek olmasıdır.[10] Bu bilgilerin söz konusu kararla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, kolayca erişilebilen bilgilere veya çerçevelere güvenme eğilimindedirler. Çeşitli araştırmalar, genç yetişkinlerin, seçimlerini olayların yorumlarına dayandırdıkları ve işleyen hafıza becerileri gibi bilişsel kaynaklar gerektiren karar verme stratejilerini daha iyi kullanabildikleri için, yaşlı yetişkinlere göre daha az önyargılı kararlar vereceklerini göstermiştir. Yaşlı yetişkinler ise, kazanç ve kayıplara karşı ani tepkilere dayalı seçimler yaparlar.

Yaşlı yetişkinlerin karar verme stratejilerinde esneklik gibi bilişsel kaynakların eksikliği, yaşlı yetişkinlerin duygusal çerçevelerden genç yetişkinlerden veya ergenlerden daha fazla etkilenmesine neden olabilir.[25] Ayrıca, bireyler yaşlandıkça, genç meslektaşlarına (mevkidaşlarına) göre daha hızlı karar verirler.[10] Bunu yapmaları istendiğinde, yaşlı yetişkinlerin genellikle ilk seçimlerini yeniden değerlendirerek daha az önyargılı bir karar vermesi önemlidir.[11]

Yaşlı yetişkinler arasında çerçeveleme etkilerindeki artışın, özellikle tıbbi bağlamlarda önemli etkileri vardır.[11][12][13] Yaşlı yetişkinler, gereksiz ayrıntıların dahil edilmesinden veya hariç tutulmasından büyük ölçüde etkilenir, yani seçenekler arasındaki niteliksel farklılıklardan ziyade doktorların iki seçeneği nasıl çerçevelendirdiğine bağlı olarak ciddi tıbbi kararlar almaları muhtemeldir ve bu da yaşlı yetişkinlerin seçimlerini uygunsuz bir şekilde oluşturmalarına neden olur.[10]

Kanser tedavileri düşünüldüğünde, çerçeveleme yaşlı yetişkinlerin odağını sırasıyla olumsuz ve olumlu bir çerçeve altında kısa ve uzun vadeli sağkalıma kaydırabilir.[11] Olumlu, olumsuz veya tarafsız terimlerle tanımlanan tedavi tanımları sunulduğunda, yaşlı yetişkinlerin, olumlu olarak tanımlandığında bir tedaviyi kabul etme olasılıkları, aynı tedaviyi nötr veya olumsuz olarak tanımlandığında kabul etme olasılıklarından çok daha fazladır.[12] Ek olarak, çerçeveleme genellikle seçimde tutarsızlığa yol açar: ilk seçim yapıldıktan sonra tanımlama niteliklerinde bir değişiklik, yaşlı yetişkinlerin alternatif bir seçenek lehine ilk kararlarını iptal etmelerine neden olabilir. Daha yaşlı yetişkinler ayrıca olumlu çerçeveli ifadeleri olumsuz çerçeveli ifadelerden daha doğru hatırlar.[26] Bu, yaşlı yetişkinlerin sağlık sorunlarıyla ilgili broşürlerdeki ifadeleri hatırlamaları değerlendirilerek kanıtlanmıştır.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Plous 1993
  2. ^ a b c Tversky & Kahneman 1981
  3. ^ Clark 2009
  4. ^ Druckman 2001a
  5. ^ a b Druckman 2001b
  6. ^ Gächter et al. 2009
  7. ^ Rugg, as cited in Plous 1993
  8. ^ Bibas (2004). "Plea Bargaining outside the Shadow of Trial". Harvard Law Review. 117 (8): 2463-47. doi:10.2307/4093404. 
  9. ^ Bourgeois-Gironde (2009). "Framing effects as violations of extensionality" (PDF). Theory and Decision. 67 (4): 385-404. doi:10.1007/s11238-009-9133-7. ISSN 0040-5833. 26 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 27 Haziran 2021. 
  10. ^ a b c d e Thomas (2011). "Reducing the Framing Effect in Older and Younger Adults by Encouraging Analytic Processing". The Journals of Gerontology Series B: Psychological Sciences and Social Sciences. 67B (2): 139-49. doi:10.1093/geronb/gbr076. PMID 21964668. 
  11. ^ a b c d e Aging and Older Adulthood. 3. John Wiley & Sons. 2013. s. 218. ISBN 978-0-470-67341-6. 10 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ağustos 2017. 
  12. ^ a b c d "The Bearable Lightness of Aging: Judgment and Decision Processes in Older Adults" (PDF). The aging mind: opportunities in cognitive research. Washington, D.C.: National Academy Press. 2000. ISBN 978-0-309-06940-3. 
  13. ^ a b Hanoch (2006). "Can Limiting Choice Increase Social Welfare? The Elderly and Health Insurance". The Milbank Quarterly. 84 (1): 37-73. doi:10.1111/j.1468-0009.2006.00438.x. PMC 2690155 $2. PMID 16529568. 
  14. ^ a b Carpenter (2011). "Aging and consumer decision making". Annals of the New York Academy of Sciences. 1235 (1): E1-12. doi:10.1111/j.1749-6632.2011.06390.x. PMC 3799963 $2. PMID 22360794. 
  15. ^ Keysar (2012). "The Foreign-Language Effect: Thinking in a Foreign Tongue Reduces Decision Biases". Psychological Science. 23 (6): 661-68. doi:10.1177/0956797611432178. ISSN 0956-7976. PMID 22517192. 
  16. ^ Keysar (2012). "The Foreign-Language Effect : Thinking in a Foreign Tongue Reduces Decision Biases" (PDF). Psychological Science. 23 (6): 661-8. doi:10.1177/0956797611432178. PMID 22517192. 23 Kasım 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Aralık 2014. 
  17. ^ Keysar (2012). "The Foreign-Language Effect : Thinking in a Foreign Tongue Reduces Decision Biases" (PDF). Psychological Science. 23 (6): 661-8. doi:10.1177/0956797611432178. PMID 22517192. 23 Kasım 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Aralık 2014. 
  18. ^ a b Reyna (2006). "Risk and Rationality in Adolescent Decision Making: Implications for Theory, Practice, and Public Policy". Psychological Science in the Public Interest. 7 (1): 1-44. doi:10.1111/j.1529-1006.2006.00026.x. PMID 26158695. 
  19. ^ a b Albert (2011). "Judgment and Decision Making in Adolescence". Journal of Research on Adolescence. 21: 211. doi:10.1111/j.1532-7795.2010.00724.x. 26 Haziran 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2021. 
  20. ^ a b Strough (2011). "Decision-making heuristics and biases across the life span". Annals of the New York Academy of Sciences. 1235 (1): 57-74. doi:10.1111/j.1749-6632.2011.06208.x. PMC 3755606 $2. PMID 22023568. 
  21. ^ Reyna (2008). "A Theory of Medical Decision Making and Health: Fuzzy Trace Theory". Medical Decision Making. 28 (6): 850-65. doi:10.1177/0272989X08327066. PMC 2617718 $2. PMID 19015287. 
  22. ^ Schlottmann (2005). "How Children Reason about Gains and Losses: Framing Effects in Judgement and Choice". Swiss Journal of Psychology. 64 (3): 153. doi:10.1024/1421-0185.64.3.153. 
  23. ^ Boyer (2006). "The development of risk-taking: A multi-perspective review". Developmental Review. 26 (3): 291-345. doi:10.1016/j.dr.2006.05.002. 
  24. ^ a b "Chapter 11: Solving Problems". Cognition: Theory and Practice. New York, New York: Worth Publishers. 2012. ISBN 978-0716756675. 
  25. ^ Watanabe (2010). "Aging and decision making: Differences in susceptibility to the risky-choice framing effect between older and younger adults in Japan". Japanese Psychological Research. 52 (3): 163. doi:10.1111/j.1468-5884.2010.00432.x. 
  26. ^ Löckenhoff (2011). "Age, time, and decision making: From processing speed to global time horizons". Annals of the New York Academy of Sciences. 1235 (1): 44-56. doi:10.1111/j.1749-6632.2011.06209.x. PMC 3757097 $2. PMID 22023567. 

Konuyla ilgili yayınlar

  • Kühberger (2010). "Risky choice framing: Task versions and a comparison of prospect theory and fuzzy-trace theory". Journal of Behavioral Decision Making. 23 (3): 314-29. doi:10.1002/bdm.656. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Alzheimer hastalığı</span> günlük yaşamsal etkinliklerde azalma ve bilişsel yeteneklerde bozulmayla karakterize edilmiş, nöropsikiyatrik belirtilerin ve davranış değişikliklerinin eşlik ettiği nörodejeneratif bir hastalık

Alzheimer hastalığı (AH), genellikle yavaş yavaş başlayan ve giderek kötüleşen nörodejeneratif bir hastalıktır ve demans vakalarının %60-70'inin nedenidir. En sık görülen erken belirti yakın zamanda yaşanan olayları hatırlamada zorluktur.

Risk veya riziko, bir olayın gerçekleşme olasılığı ve olaydan etkilenme olanağı. Değerler, fiziksel sağlık, toplumsal statü, duygusal durum ya da görülemeyen belirli bir eylem, aksiyon ya da eylemsizlik sonucu risk alındığında kazanılabilir ya da kaybedilebilir. Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir. Belirsizlik olası, tahmin edilemeyen, ölçülemeyen ve kontrol edilemeyen sonuç olup; risk bu sonuca rağmen karar almanın bir neticesidir.

<span class="mw-page-title-main">Depresif duygudurumu</span> düşük ruh hâli

Depresif duygudurumu, depresyon ya da bunalım, bir olay karşısında duyulan beklentilerin olumsuz yönde olması veya beklentilerin olumsuz yönde gittiği sanrısıdır. Bu duygu çoğu zaman; hiçbir zaman ve hiçbir şekilde gerçekleşemeyecek olan veya böyle olacağı sadece düşünülen beklentiler söz konusu olduğunda kendini belli eder. Umutsuzluk, özellikle öncesinde bu beklentiyi elde edemeyen insanların yaşayacağı bir duygudur.

Psikolojide karar verme, bir fikrin veya hareketin mümkün diğer seçenek arasından seçilmesiyle sonuçlanan zihinsel (cognitive) bir işlem olarak dikkate alınır. Her karar verme işlemi bir hareketle sonuçlansın veya sonuçlanmasın, mutlaka nihai bir seçim ortaya koyar. Tanımlamak gerekirse, karar verme, karar verenin tercih ve değerlerine göre alternatifleri belirlemesi ve onlar arasından seçim yapmasıdır.

Karar teorisi matematik ve istatistikte; değerlerin, belirsizlikler ve diğer konularla ilgili tespiti ile bir karar verme ve elde edilen optimum karar ile ilgilenir. Kararları birbirini etkileyen, çıkar çatışması içinde olan oyuncu etkileşimleri hasebiyle oyun kuramı ile yakından ilgilidir.

Risk algısı insanların riskin özellikleri ve şiddeti hakkında yaptıkları öznel bir yargı. Bu tabir en çok insan sağlığı ve çevreye yönelik doğal tehlikeler ve nükleer güç gibi tehditlerle alakalı olarak kullanılır. Farklı insanların neden risklerin tehlikelerini farklı tahmin ettiklerini açıklamak için birkaç farklı teori önerilmiştir. Bu teoriler üç temel alanda gelişmiştir. Bunlar sırasıyla;

Çocukluk amnezisi aynı zamanda bebeklik amnezisi yani unutkanlık olarak da bilinir. Yetişkinlerin 2-4 yaşına kadar olan dönemde olaysal belleklerinde bulunan belirli anılarının zamanını, mekânını, yaşadığı duyguyu ve kimle, nasıl, nerede olduğunu hatırlayamamalarıdır. Bunun yanı sıra 10 yaşından önceki süreçte de olması gerekenden daha az anıya sahip olmaları beklenir. Aynı zamanda bilişsel benlik gelişiminin de kodlama ve ilk anıların saklanması üzerinde etkisi olduğu düşünülür. Araştırmalara göre çocuklar 1 yaşından önce oluşan anılarını hatırlayabilir fakat büyüdükçe ve yaşlanmaya başladıkça bu anıların hatırlanma oranı azalmaya başlar. Çocukluk amnezisi psikologlar tarafından farklı şekillerde tanımlanmıştır. Bazılarına göre ilk anıların hatırlanmaya başlandığı 2-8 yaş aralığında oluşan anıları kodlama, saklama ve geri alma sırasında oluşan değişikliklerin çocukluk amnezisi için çok önemli olduğu düşünülür. Bu bellek yitiminin nedenleri konusunda başlıca üç teori ortaya atılmıştır. Psikanalistler bunun bastırmadan kaynaklandığını ileri sürerken; bilişsel psikologlar dilin gelişmesiyle birlikte bellek kodlamada ortaya çıkan değişikliklerin bu ilk anıların bellek izlerini canlandırmayı imkânsız kıldığını; nöro-psikologlar ise uzun süreli bellek için gerekli sinir mekanizmalarının bu ilk yıllarda işlevsel anlamda yeterince olgunlaşmamış olabileceğini savunmaktadır. Çocukluk amnezisi özellikle sahte anı durumlarında ve beynin erken yaşlardaki gelişimi açısından dikkate alınmalıdır. Çocukluk amnezisi için önerilen açıklamalar Freud’un delillerle desteklenmeyen ve genellikle güvenilmeyen travma teorisi, nörolojik gelişim, bilişsel benlik gelişimi, duygu gelişimi ve dil gelişimidir.

Nootropikler veya nootropik ilaçlar, sağlıklı bireylerde dikkat, hafıza, yaratıcılık ve motivasyon gibi zihinsel fonksiyonları artırmaya yönelik kullanılan çeşitli ilaç ve gıda takviyelerine verilen ortak ad. 2018 yılı itibarıyla bu gruba giren pek çok madde hala araştırma aşamasında olup etkileri tam olarak belirlenmemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Hüsnükuruntu</span>

Hüsnükuruntu, kanıt, rasyonellik ya da gerçeklik üzerine olmaktan çok hayal etmesi zevk veren şeyler üzerine karar verme ve inanç oluşturma kavramıdır. İnanç ile istek arasındaki çatışmaları çözümlemenin bir ürünüdür.

<span class="mw-page-title-main">Akran grubu</span> yaklaşık olarak aynı yaştaki ve genellikle benzer rütbe veya sosyal statüdeki ortaklar

Sosyolojide, bir akran grubu hem bir sosyal grup hem de benzer ilgi alanlarına (homofilik), yaşa, geçmişe veya sosyal statüye sahip birincil bir grup insandır. Bu grubun üyeleri, kişinin inançlarını ve davranışlarını etkileyebilir. Akran grupları hiyerarşiler ve farklı davranış kalıpları içerir. Örneğin bir lise ortamında, 18 yaşındakiler 14 yaşındaki bir akran grubudur çünkü okulda benzer ve paralel yaşam deneyimlerini birlikte paylaşırlar. Bunun aksine, öğretmenler öğrencileri bir akran grubu olarak paylaşmazlar çünkü öğretmenler ve öğrenciler iki farklı rol ve deneyime sahiptir.

Beyin eğitimi, kişinin bilişsel yeteneklerini korumak veya geliştirmek için sözde düzenli faaliyetler programıdır. "Bilişsel yetenek" ifadesi genellikle yürütme işlevi ve işleyen bellek gibi akışkan zekanın bileşenlerini ifade etmektedir. Bilişsel eğitim, vücudu egzersiz yaparak fiziksel uygunluğun iyileştirilmesine benzer şekilde, beyin egzersizi yaparak bilişsel yeteneklerin korunabileceği veya geliştirilebileceği hipotezini yansıtmaktadır. Bilişsel eğitim faaliyetleri, kardiyovasküler fitness eğitimi, çevrimiçi oyunlar oynama veya bir eğitim düzenine uygun olarak bilişsel görevleri tamamlama, görsel-uzaysal akıl yürütme gerektiren video oyunları oynama, dans, sanat ve müzik gibi yeni etkinliklere katılma gibi çok sayıda modalitede yer alabilmektedir.

Geçmişe dönüş ya da istemsiz tekrar eden bellek, bireylerin eski deneyimleri ya da eski deneyimlerin ögelerini ani ve genellikle güçlü bir şekilde yeniden deneyimlediği psikolojik fenomendir. Bu deneyimler sevindirici, üzgün, heyecan verici veya herhangi başka bir duygu olabilir. Geçmişe dönüş terimi, özellikle, anı istemsiz hatırlandığında ve/veya bu anı insanın tekrar yaşayabileceği kadar yoğun olduğunda, bunun gerçek zamanda yaşanmadığını, sadece bir anı olduğunu fark edemeyeceği durumlarda kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Hafıza ve yaşlanma</span>

Bazen "normal yaşlanma" olarak tanımlanan yaşa bağlı hafıza kaybı, Alzheimer hastalığı gibi demans türleriyle ilişkili hafıza kaybından niteliksel olarak farklıdır ve farklı bir beyin mekanizmasına sahip olduğuna inanılır.

Biçim algısı, nesnelerin görsel öğelerinin, özellikle şekiller, desenler ve önceden tanımlanmış önemli özelliklerle ilgili olanların tanınmasıdır. Bir nesne retina tarafından iki boyutlu bir görüntü olarak algılanır, ancak görüntü aynı nesne için görüntülendiği bağlam, nesnenin görünen boyutu, bulunduğu açı açısından farklılık gösterebilir. Görüntülendiğinde ne kadar aydınlandığını ve görüş alanının neresinde bulunduğunu gösterir. Bir nesneyi gözlemlemenin her örneğinin benzersiz bir retina tepki modeline yol açmasına rağmen, beyindeki görsel işleme, bu deneyimleri benzer olarak tanıyabilir ve değişmez nesne tanımaya izin verir. Görsel işleme, en düşük seviyelerin çizgileri ve konturları tanıdığı ve biraz daha yüksek seviyelerin sınırları tamamlama ve kontur kombinasyonlarını tanıma gibi görevleri yerine getirdiği bir hiyerarşide gerçekleşir. En yüksek seviyeler, tüm bir nesneyi tanımak için algılanan bilgiyi bütünleştirir. Esasen nesne tanıma, onları kategorize etmek ve tanımlamak için nesnelere etiketler atama, böylece bir nesneyi diğerinden ayırt etme yeteneğidir. Görsel işleme sırasında bilgi oluşturulmaz, bunun yerine uyarıcının en ayrıntılı bilgisini ortaya çıkaracak şekilde yeniden biçimlendirilir.

Akıl yürütme psikolojisi, insanların nasıl akıl yürüttüğünün incelenmesidir ve genellikle geniş anlamda insanların sorunları nasıl çözdüğünü ve karar verdiğini bildirmek için sonuçlara varma süreci olarak tanımlanır. Psikoloji, felsefe, dilbilim, bilişsel bilim, yapay zeka, mantık ve olasılık teorisi ile örtüşmektedir.

Öz-referans etkisi, insanların kendilerinin olayın içinde yer alıp almadıklarına bağlı olarak bilgiyi farklı şekilde kodlama eğilimidir. İnsanlardan kendileriyle ilgili olan bilgileri hatırlamaları istendiğinde, hatırlama ihtimalleri daha yüksektir.

Gecikmiş tatmin veya ertelenmiş tatmin, uzun vadede değerli ve uzun süreli bir ödül elde etme umuduyla anlık bir zevkin cazibesine karşı dirençtir. Başka bir deyişle, gecikmiş tatmin, özne, daha sonraki bir ödülü tercih ederek hemen bir ödülün cazibesine direndiğinde öznenin maruz kaldığı süreci tanımlar. Genel olarak, gecikmiş tatmin, daha sonra daha büyük veya daha kalıcı bir ödül almak için daha küçük ama daha acil bir ödüle direnmekle ilişkilidir. Giderek artan bir literatür, hazzı erteleme becerisini akademik başarı, fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve sosyal yeterlilik dahil olmak üzere bir dizi başka olumlu sonuçla ilişkilendirmiştir.

Yaşlanma karşıtı hareket, yaşlanma durumunu ortadan kaldırarak, tersine çevirmeye veya etkilerini azaltmaya adanmış toplumsal bir harekettir. Hareketin önemli bir kısmı hayatın uzatılması için yapılması gerekenlerin olasılıkları üzerinedir fakat aynı zamanda yaşlanmanın etkilerini geciktirmek veya ortadan kaldırmak yerine iyileştiren plastik cerrahi teknikleri ile ilgisi bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Devekuşu etkisi</span>

Devekuşu etkisi aynı zamanda Devekuşu sorunu olarak da bilinmektedir. İlk olarak Galai ve Sade (2003) ile ortaya atılmıştır. Bu isim, devekuşlarının tehlikeden kaçınmak için kafalarını kuma gömdüğü şeklindeki yaygın ama yanlış efsaneden gelmektedir. Devekuşu etkisi, insanların psikolojik rahatsızlıktan kaçınmak için "kafalarını kuma gömme" ve ilerlemeye ilişkin geri bildirim gibi potansiyel olarak olumsuz ancak yararlı bilgilerden kaçınma eğiliminde oldukları bilişsel bir önyargıdır.

Varsayılan etkisi, dürtme teorisi çalışmasında yer alan bir kavram olup, bir temsilcinin stratejik bir ilişkideki varsayılan seçeneği genel olarak kabul etme eğilimini açıklamaktadır. Varsayılan seçenek, temsilcinin ya da seçenin belirli bir hareket tarzı belirtmediği takdirde elde edecek olduğu hareket tarzıdır. Varsayılan etkisi, müşterileri firmanın optimal sonucu yönünde 'dürtmeye' çalışan firmalar için geniş bir uygulama alanına sahiptir. Deneyler ve gözlemsel çalışmalar, bir seçeneğin varsayılan hale dönüştürülmesinin böyle bir seçeneğin seçilme olasılığını artırdığını göstermektedir. İki geniş varsayılan sınıf vardır: kitlesel varsayılanlar ve kişiselleştirilmiş varsayılanlar. Varsayılanların ayarlanması veya değiştirilmesi, örneğin klima sıcaklık ayarlarının yapılması, e-mail pazarlaması almak için onay verilmesi veya otomatik abonelik yenilemeleri gibi davranışları etkilemenin etkili bir yolu olarak firmalar tarafından önerilmiş ve uygulanmıştır.