İçeriğe atla

Zümrüd Kuluzade

Zümrüd Kuluzade ve Adil Asadov

Zümrüd Kuluzade (AzericeZümrüd Quluzadə), Azerbaycan felsefe tarihçisi,[1] felsefe doktoru, filozof, araştırmacı.

Hayatı

Zümrüd Kuluzade 17 Mart 1932 yılında doğdu. 1949 yılında orta okulu bitirmiş ve o zamanlar SSCB de S.M.Kirov ismi ile bilinen Azerbaycan Devlet Üniversitesinin tarih fakültesinin felsefe bölümüne dahil oldu ve oranı üstün eğitim diploması ile tamamladı. 1954yılından 1957 yılına kadar Azerbaycan Pedaqoji Ensitütüsünün felsefe ana bölümünde doktora okumuş 1957 yılında ise Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinin Felsefe, Sosyoloji ve Hukuk Enstitüsününde çalışmaya başlamıştır. Uzun yıllar aynı yerde Felsefe ve İçtimai düşünce tarihi şubesinin müdürü olarak çalışmıştır.

Felsefe alanında çalışmaları

Zümrüd Kuluzade ünlü Azerbaycan filozofudur. Z. Kuluzade’nin doktora tezi antagonist toplumda üst yapının rolü, profesörlük çalışması ise Azerbaycan'ın en büyük felsefi akımlarından birini, Hurufiliği ve öncüllerini konu almıştır. Onun “Hurufilik ve Azerbaycan’daki Temsilcileri” kitabı (1970) Hurufiliğin tarihini ve felsefesini inceleyen yegane monografik eserdir. Bunun dışında, Azerbaycan’da Doğu-Batı sorunu felsefi alanda ilk kez Zümrüd Kuluzade tarafından “13.-16. Yüzyıl Şark Felsefesinin Gelişim Kanunları ve Doğu-Batı Sorunu” (1984) monografisinde araştırılmıştır.

Zümrüd Kuluzade Azerbaycan Felsefe Tarihi (2002) serisinden olan eserlerin baş editörü, bazı bölümlerin yazarı, Azerbaycan Ansiklopedisinin (2007) "Felsefe" makalesinin yazarıdır.

Zümrüd Kuluzade’nin bilimsel faaliyetinde, onun inisiyatifi ve editörlüğünde yayınlanan Şark Felsefesi Problemleri adlı uluslararası bilimsel ve teorik derginin (1996’dan) önemi büyüktür. Azerbaycanca ve Rusça, ayrıca Arapça, Farsça, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca geniş özetlerle yayınlanan dergi Azerbaycan kültür tarihinde felsefeye dair ilk dergidir ve kapsadığı sorunlara, adına göre günümüz dünya medeniyetinde benzeri yoktur.

Zümrüd Kuluzade İlimde başarılı kadınların danışım kurulunun 2001 yılından üyesidir. Azerbaycan'da 2000 yılının kadını fahri diploması ile ödüllendirilmiştir.

Felsefe alanında çalışmaları

  1. Gender
  2. İslam kültür bölgesi felsefesi
  3. Azerbaycan felsefe tarihi
  4. Felsefe tarihine ilişkin araştırmalar
  5. Umumvahdet felsefesi
  6. Azerbaycan tarihşinaslık sorunları
  7. Doğu- Batı sorunu

Eserleri

  • Nesimi - Doğu filozofu ve şairi (1973),
  • Kasimi Envar'ın dünya görüşü (1976),
  • Doğu kültür tarihinin teorik sorunları ve Nizamişinaslık (1987),
  • Azerbaycan felsefesi tarihinden VII-XVI asırlar (1992),
  • Füzulişinaslık sorunları (2006).

Makaleleri

  • Mistika ve panteizm manevi medeniyetin evrensel tezahürleri olarak
  • Azerbaycan devletçilik tarihi ideolojisi "Kitab-i Dede Korkut" destanları ışığında
  • Türk halklarının genel sivil ve kültür tarihlerinin oluşturulması
  • Albaniya alban ve ermeni tarihçilerinin araştırmalarında
  • Kafkaslarda dini durum: Gündem ve perspektifler
  • Umumvahdet felsefesi
  • Muğam vahdet felsefesinin tezahürü ve derk edilmesi olarak
  • XXI asır vahdet felsefesinin tefsirine ilişkin bazı detaylar
  • İslam felsefesi değil, İslam bölgesi felsefesi
  • İslam bölgesinde felsefenin tedkiki ve tebliği sorunları
  • İslam bölgesi felsefesi şiirine ilişkin bazı araştırmalar
  • Yunus Emre Doğu ve Batı panteist düşüncesinde
  • Kızılbaş ideolojisi felsefi açıdan
  • "Kitab-i Dede Korkut" Doğu felsefi düşüncesi açısından

Dipnotlar

  1. ^ "Prezident İlham Aliyevin kararı". 9 Mart 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Haziran 2012. 

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">İslam felsefesi</span> İslam medeniyetindeki felsefe geleneği

İslam felsefesi, İslâm dinine mensup kişilerce gerçekleştirilen felsefe etkinliğidir. Müslüman felsefesi ve Arapça felsefe olarak da adlandırılır. İslam felsefesi adlandırması sadece İslam'a dair bir felsefe olarak anlaşıldığından tartışmaya açıktır. İslam dünyası felsefeyle 8. yüzyıldan itibaren sistematik hale gelen Bağdat merkezli tercüme hareketiyle tanışmıştır. 3. yüzyılda Plotinos'un öncülük ettiği, Yeni Platonculuk adlı felsefi akımın Eflâtun ve Aristoteles'i uzlaştırma çabaları İslam dünyasına aktarılan felsefenin temeli olmuştur. Müslüman filozoflar bu iki filozofun eserlerini şerh etme yoluna gitmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Felsefe tarihi</span>

Felsefe tarihi, felsefenin mantık, epistemoloji, ontoloji, etik, estetik gibi alt bölümlerinden birisidir. Genel olarak felsefe derslerinin başlangıcında verilir. Bunun temel nedeni, felsefe tarihinin içeriğiyle ilintilidir. Felsefe tarihi, felsefenin ne olduğunun tanımlanmasından, çeşitli felsefe ögretilerinin tarihsel yerlerinin ve öğretisel ayrımlarının belirlenmesine ve bu öğretilerin felsefenin alt bölümleri açısından değerlendirilip ortaya konulmasına kadar çok yönlü ve çok boyutlu bir içeriğe sahiptir. Felsefe tarihi bu anlamda sadece bir mevcut felsefelerin ansiklopedik bir araya getirilmesi meselesi değildir; felsefenin ne olduğunun tanımlanmasından neyin felsefe-içi neyin felsefe-dışı sayılacağına değin bir dizi kuramsal/felsefi sorunla yüz yüzedir. Bu anlamda, felsefenin bir altbölümü olarak felsefe tarihi, hem felsefi çalışmanın başlangıcı hem de en önemli alanıdır. Genelde felsefe tarihi kitapları, bu bakımdan öğretilerin ve bunların felsefi sorunları çözme denemelerinin art arda etkileşimlerle gelişen tarihini ele alır. Bu tarihin hazırlanmasında hem düşünürlerin metinleri hem de bu metinlerin tarihsel toplumsal koşulları iç bağlantıları açısından değerlendirilir, öğretilerin birbirine etkileri ve karşıtlıkları, benzerlikleri ve ayrımları serimlenir. Dolayısıyla, genel anlamda felsefe tarihinin varlık, bilgi ve değerlerle ilgili soruları ve sorunları belirli özgül yöntemlerle değerlendiren ya da inceleyen ve bu incelemeyi sonuçları bakımından da sistemaktikleştirilmesine yönelik çalışan bütün düşünce girişimlerini ortaya koymayı hedeflediği söylenebilir.

<span class="mw-page-title-main">Dil felsefesi</span>

Dil felsefesi, analitik felsefede dilin doğası ve dili; dil kullanıcıları ve dünya arasındaki ilişkileri araştırır. Dil ile felsefe arasındaki ilişki temelde filozofların dili kullanarak felsefe yapmalarından kaynaklanmaktadır. Özelde ise bu araştırmalar anlamın doğası, kasıtlılık, referans, cümlelerin yapısı, kavramlar, öğrenme ve düşünce içerir; dil felsefesi başlığı altında dilin özü, anlamı, kökeni ve yapısı felsefî açıdan sorgulanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Doğu felsefesi</span>

Doğu felsefesi denildiğinde genel olarak Hindistan ve Çin'de başlayan felsefe geleneği kastedilmektedir. Ancak buna Afrika felsefesi, Japon felsefesi, İslam felsefesi, İran felsefesi gibi gelenekleri de eklemek gerekir. Oryantalist düşünceyle Batı felsefesi, kendi tarihini Antik Yunan felsefesi dönemiyle birlikte başlatmakta, rasyonel ve sistematik düşünce geleneğini kendisine ait kılarak kendisini bu eksende tanımlamaktadır. Bu anlamda doğu felsefesi, batı felsefe tarihinin dışında kalan felsefe geleneklerini adlandırmaktadır. Doğu düşüncesi bu anlamda felsefe-dışı olarak görülmektedir. Doğu felsefesi mitolojik ve mistik ya da gizemci ve simgesel yanları olan bir felsefe geleneği olarak değerlendirilir. Bu etki ve köken söz konusu olmakla birlikte, doğu felsefesinin felsefe-dışı sayılması ancak felsefenin belirli bir şekilde anlaşılması ve kategorize edilmesiyle olanaklı olmaktadır. Bu anlayış ve kategorizasyon ise Batı düşüncesinin kendini tanımlamasıyla bağlantılıdır. Oysa Doğu ve Batı felsefeleri olarak adlandırılan felsefe gelenekleri, farklılıklarıyla birlikte, karşılıklı etkileşim ve süreklilik halinde gelişim göstermiş felsefelerdir. "Doğu" bu anlamda, hem daha Batı felsefesi mevcut değilken felsefi içerimli zengin bir düşünce tarihine sahiptir, hem de örneğin Orta Çağ döneminde Batı felsefesi denilen felsefenin taşınması ve geliştirilmesi doğu sayesinde gerçekleştirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Batı felsefesi</span>

Batı felsefesi, Antik Yunan'dan başlayıp günümüze kadar gelen Batılı felsefe tarihi anlayışı. Özellikle Avrupa'nın ve batı olarak adlandırılan dünyanın 19. yüzyıl'da felsefe tarihini yazarken kategorize ettikleri düşünce geleneği Batı felsefesi olarak adlandrılır. Platon'dan başlayıp modern zamanlara uzanan belirli bir felsefe yapma tarzı batı felsefesinin ayırıcı özelliği, daha ayrıcalıklı özelliği olarak anlaşılır. Bu eğilim genel bir yaklaşımla "Doğu'da felsefe yoktur" savını ileri sürer. Antik Mısır, Mezopotamya, İran, Çin ve Hint kültürleri tarih olarak çok daha eski olmalarına ve buralarda yaşayan insanların belirli düşünce geleneklerine sahip olmalarına rağmen, Batı felsefesi Antik Yunan dönemiyle birlikte başlatılır ve bunlar dışta bırakılır. Doğu felsefesi, Hint ve Çin felsefeleri dahil olmak üzere çok önceleri başlamıştır, bu gelenekler etkileşimlerle sürekli varlıklarını devam ettirmişlerdir, ancak Batı felsefesi bu gelenekleri felsefe-dışı sayma yönelimindedir. Felsefe tarihi kitapları, genel bir eğilim olarak, MÖ 500'lerden başlayarak bugüne kadar, batı olarak addedilen bölgelerde ve batılı düşürlerce ortaya konulan felsefe yapma geleneği Batı felsefesi olarak görülür.

<span class="mw-page-title-main">Antik Çağ felsefesi</span>

Antik Çağ felsefesi ya da Antik Çağ Yunan felsefesi, MÖ 700'lü yıllardan başlayıp M.S. 500'lü yıllara, yani Orta Çağ'a kadar uzanan tarihsel dönemdeki felsefe tarihini kapsar. Antik Yunan ve Roma kültürlerinde süregelen felsefe eğilimleri ve öğretilerinden oluşur. Klasik İlkçağ felsefesi olarak adlandırılması da söz konusudur. Bu dönem İlk Çağ felsefesinden, Yunan ve Roma kültürlerine bağlı olmalarıyla ayrıştırılır. Böylece bilgi için bilgi gibi bir felsefe geleneğine geçilmiş olduğu varsayılır; bilgi burada gündelik yaşamdaki kullanılabilirliğinin ötesinde kendi başına bir değer ya da sorundur. Bu nedenle Batı felsefesi olarak adlandırılan felsefe geleneği kendisini Antik Çağ felsefesine dayandırır. Çağdaş ya da modern denilen düşünce biçiminin ve felsefe tarzının embriyon halinde bu dönem felsefe geleneğinde ortaya konulduğu varsayılmaktadır. Antik Çağ filozofları, bilginin anlamını, doğruluğun ne olduğunu, erdemin ne anlama geldiğini, evrenin ve yaşamın anlamını sorgulamışlar ve felsefi soruları şekillendirmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">19. yüzyıl felsefesi</span>

19. yüzyıl felsefesi öncelikli olarak Alman felsefesinde romantizmin ve idealizmin zirveye ulaştığı bir dönemdir. Aynı şekilde materyalizmin de yeni bir derinlik kazandığı ve öne çıktığı görülür. Fransız felsefesinde bir yanda Charles Fourrier, Pierre-Joseph Proudhon, Claude Henri de Saint-Simon gibi reformcu düşünürler; öte yanda da August Comte ile pozitivizmin belirginleştiği görülür. Tarihçi Tocqueville ile sosyolog ve düşünür olan Emile Durkheim'ı da buraya eklemek gerekir.

<span class="mw-page-title-main">Orta Çağ felsefesi</span>

Orta Çağ felsefesi tarihsel dönem itibarıyla ilkçağ felsefesinin bitiminden modern düşüncenin başlangıcına kadar olan dönemi kapsar. M.S. 2. yüzyıldan 15. yüzyıl sonlarına-16. yüzyıl başlarına, rönesansa kadar olan dönem olarak ele alınır. Bu dönemin felsefe tarihi açısından kendine özgü özellikleri vardır. Birçok felsefe tarihi kitabında Orta Çağ'da felsefe yok sayılır ya da Orta Çağ'ın karanlık bir çağ olduğu değerlendirmesine bağlı olarak felsefenin de karanlığa gömüldüğü öne sürülür. Bunun yanı sıra Orta Çağ'da felsefenin varlığını kabul eden ve bu felsefenin özgül niteliklerini açıklayan felsefe tarihi çalışmaları da söz konusudur.

<span class="mw-page-title-main">Skolastik felsefe</span>

Skolastik felsefe/düşünce, Latince kökenli schola (okul) kelimesinden türetilen scholasticus teriminden gelmektedir ve kelime anlamı olarak okul felsefesi demektir. Bu anlam önemlidir, zira skolastik felsefe, Orta Çağ düşüncesinde doğrunun zaten mevcut olduğu düşüncesine ve felsefenin okullarda okutularak öğretilmesine dayanan bir yaklaşım sergiler. Bu felsefenin temeli teolojidir, ona dayanır ve onu desteklemeye çalışır.

Meşşailik ya da Meşşai okulu, İslam felsefesi içinde doğa felsefesinin etkisinden sonra başlayan rasyonalist felsefe eğiliminin sistemli hale gelmesinden oluşan okul anlaşılır. Yunanca peripatetizm (περιπατητικός) teriminin Arapçası olup, İslam Felsefesindeki Aristoculuk'un baskın olduğu felsefi akım olarak bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Meta-felsefe</span> felsefenin amacı, sınırları ve yöntemi gibi felsefenin doğasına ilişkin yapılan araştırma

Metafelsefe veya zaman zaman anıldığı bir diğer ismiyle felsefenin felsefesi; felsefenin amacı, sınırları ve yöntemi gibi felsefenin doğasına ilişkin yapılan araştırmadır. Metafelsefede; "felsefe nedir", "felsefe ne için yapılır", "felsefe nasıl yapılmalıdır" gibi soruların yanıtı aranır. Kimi filozoflar metafelsefeyi ayrı bir daldan ziyade, felsefenin doğası gereği onun işleyeşinin bir parçası olarak görür.

<span class="mw-page-title-main">Selahaddin Halilov</span>

Selahaddin Halilov – Azerbaycanlı filozoftur.

<span class="mw-page-title-main">Felsefe</span> soyut, genel ve temel birtakım probleme ilişkin yapılan sistematik çalışma

Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır. Felsefe ile uğraşan kişilere filozof denir.

<span class="mw-page-title-main">Zakir Memmedov</span>

Zakir Memmedov - Azerbaycan'da Doğu felsefe tarihi, Türk düşüncesi tarihi araştırıcısı, Prof.Dr.

Gönül Bünyatzade – Azerbaycanlı filozof.

<span class="mw-page-title-main">Teoman Duralı</span> Türk filozof ve akademisyen (1947–2021)

Şaban Teoman Duralı, Türk filozof, mütefekkir ve akademisyendir. Felsefe tarihi, biyoloji felsefesi, dilbilim, siyaset felsefesi, savaş felsefesi gibi alanlarda çok sayıda kitabı ve makalesi vardır.

Şark felsefesi problemleri, Uluslararası yıllık akademik ilim ve felsefe dergisidir. Bakü`de 1996 yılından itibaren yılda bir kez yayımlanmaktadır. Sahibi Zümrüd Kuluzadedir.

Hasan Aydın, Türk felsefeci, eğitimci ve dinbilimci.

<span class="mw-page-title-main">İran felsefesi</span> Doğu felsefesinin bir kolu

İran felsefesi veya Fars felsefesi, Doğu felsefesinin bir parçası olup, oldukça zengin ve eski bir tarihe sahiptir. İran felsefesi'nin kökeni eski İran'da Hint-İran kökleriyle ortaya çıkan ve Zerdüşt öğretilerinden büyük ölçüde etkilenen, felsefi gelenek ve düşünceler zamanına kadar uzanmaktadır. Pers bölgesinde bağımsız felsefi düşüncenin ortaya çıkışını, M.Ö. 1500’ler de Avesta metinleri aracılığı ile tarihleyen Hint-İranlılar’dan öğrenmekteyiz. Zerdüşt'ün görüşlerinin, Yahudilik ve Orta Platonizm dönemi fikirleri aracılığıyla, Batı Avrupa kültürlerini de etkilediğini görmekteyiz.