İçeriğe atla

Zsófia Torma

Zsófia Torma
Torma'nın gazetede resmi
Doğum26 Eylül 1832(1832-09-26)
Csicsókeresztúr, Avusturya-Macaristan
Ölüm14 Kasım 1899 (67 yaşında)
Szászváros (günümüzde Orăştie), Macaristan
MilliyetMacar
MeslekArkeoloji, Antropoloji and Paleontoloji.

Zsófia Torma (d. 26 Eylül 1832 - ö. 14 Kasım 1899) Macar arkeolog, antropolog ve paleontolog.

Yaşamı ve çalışmaları

Torma, Avusturya-Macaristan'ın Beszterce-Naszód kentinin Csicsókeresztúr ilçesinde (bugün Romanya'da yer alan Bistrița-Năsăud şehrinin Cristeștii Ciceului ilçesinde) doğdu. Ailesi öldükten sonra kız kardeşiyle birlikte şimdi Romanya'da bulunan Szászváros'a taşındı. Burada Hunedoara İlçesinde bulduğu salyangoz çiftliklerini incelemeye başladı.[1]

Çoğunlukla kendi kendini yetiştirdi. 1875'te çevresi tarafından Macar arkeolojisinin babası olarak kabul edilen Flóris Rómer tarafından Mureş nehri kıyısındaki antik Tordos yerleşiminde yapılan kazılarda kendi kazılarına başlaması için teşvik edildi. Hunyad İlçesindeki bir kazı sırasında bulduğu kil nesneler üzerindeki semboller ve yazılar arkeolojik bir sansasyon yarattı. Ayrıca, bazıları Vinca sembolleriyle kaplı, 6.000 ila 7.000 yıllık Tordos kültürüne ait eserler buldu.[2][3] Gizella'ya göre;

Zsófia Torma, Tordos'un Neolitik kültürünü keşfeden ilk kişiydi. Tordos'un işaretleri ile Asur-Babil okuryazarlığı arasındaki bağlantıya, Sümer edebiyatının Güneydoğu Avrupa'ya nüfuz etmesine dikkat çekti. Vinca-Tordos kültürü ancak 1908'de keşfedilmesine rağmen o, dikkatlice toplanmış, son derece değerli buluntuların ve üzerlerinde yapılan tezlerin keşfinden otuz yıldan fazla bir süre önce Tordos'ta yirmi yıl çalıştı.[1]

Torma'nın kendi kendine finanse ettiği kazılardan kaynaklanan ciddi mali sorunları vardı. Ayrıca kendi ülkesindeki arkeoloji alanında bir kadın ve amatör olarak kendisiyle alay eden ve görmezden gelen arkeologlarla, çığır açan fikir ve çabalarıyla mücadele etti. Bununla birlikte bulguları ve yazıları, onunla uzun yazışmalar yapan yabancı araştırmacılar arasında kabul gördü.[1]

En tanınmış eseri olan Ethnographische Analogien, 1894'te Almanya'nın Jena kentinde yayınlandı.

Torma, Kolozsvár Ulusal Transilvanya Tarihi Müzesi'nin (bugünkü Cluj-Napoca) kuruluşunda önemli bir rol oynadı. Vasiyetinde 10.387 arkeolojik eser koleksiyonunu Transilvanya Ulusal Müzesi'nin Madalya ve Eski Eserler Müzesi'ne bıraktı.[1]

Zsófia Torma kolleksiyonundan

24 Mayıs 1899'da, ölümünden sadece birkaç ay önce, Kolozsvári m. Ferencz József Tudomány'de (bugün Babeș -Bolyai Üniversitesi) fahri doktor ünvanı verilen ilk kadın oldu.[1]

Torma, 14 Kasım 1899'da Szászváros'ta (bugünkü Orăştie) öldü.[1]

Ayrıca bakınız

Notlar

  • Lozny, Ludomir R., (Ed.) (2011). Comparative Archaeologies A Sociological View of the Science of the Past (1., neue Ausg. bas.). New York, NY: Springer New York. ss. 285, 305. ISBN 9781441982254. 
  • "Zsófia Torma". Pagina Municipiului Orăștie (Rumence). Secui Adrian-Iulian. 25 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Mayıs 2014. 
  • The life work of Zsófia Torma 4 Mayıs 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. in the Transylvanian Values Collection

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f "She is the first archaeologist in the world to be of Hungarian descent". 2016. 18 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Nisan 2022. 
  2. ^ "The Dispilio Tablet- Revising the Origins and Development of Writing". Nicholas C. Rossis (İngilizce). 10 Kasım 2020. 20 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Nisan 2022. 
  3. ^ Coltofean, Laura (2014-01-01). "Coltofean, L. 2014. Unveiling Zsófia Torma. The Diary of a Woman, an Archaeologist and a Visionary". Marler, Joan (ed.), Fifty Years of Tărtăria Excavations. Festschrift in Honor of Gheorghe Lazarovici on the occasion of his 73rd Birthday, 2014. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Zeugma</span> Türkiyede bir antik kent

Zeugma, Gaziantep'in Nizip ilçesine bağlı Belkıs köyünde bulunan antik yerleşim.

<span class="mw-page-title-main">Anadolu Medeniyetleri Müzesi</span> Ankaradaki bir tarih ve arkeoloji müzesi

Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunan bir tarih ve arkeoloji müzesidir. Müzede, Anadolu'da yaşamış olan uygarlıklardan geriye kalan arkeolojik eserler kronolojik olarak sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">İstanbul Arkeoloji Müzeleri</span> Türkiyedeki ilk müze

İstanbul Arkeoloji Müzesi, çeşitli kültürlere ait bir milyonu aşkın eserle, dünyanın en büyük müzeleri arasındadır. Türkiye'nin müze olarak inşa edilen en eski binasıdır. 19. yüzyılın ortalarında Maarif Nazırı Mehmed Esad Safvet Paşa tarafından Müze-i Hümâyûn adıyla 1869 yılında kurulmuştur ve 13 Haziran 1891'de ana binanın inşaatı tamamlanıp ziyarete açılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kenan Erim</span> Türk arkeolog

Kenan Tevfik Erim, ismi Afrodisias kazıları ile özdeşleşmiş Türk arkeologdur.

<span class="mw-page-title-main">Kültepe</span> Eski yerleşke

Kültepe, Kayseri'de bulunan ve Kaniş (Kanesh) harabelerinin bulunduğu bir antik kent ve ören yeridir. 2014 yılından bu yana Türkiye'deki Dünya Mirası Alanları Geçici listesindedir. Ayrıca Hitit dilinin en erken izleri ile birlikte, MÖ 20. yüzyıla tarihlenen yazılı buluntularla, Hint-Avrupa dil ailesinin en eski izleri keşfedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Beycesultan</span> Denizlinin Çivril ilçesine 5 km uzaklıkta yer alan ve Beycehöyük adıyla da anılan höyük

Beycesultan, Denizli'nin Çivril ilçesine 5 km uzaklıkta yer alan ve Beycehöyük adıyla da anılan höyükte 1954- 1959 yılları arasında İngiliz arkeologları Seton Lloyd ve James Mellaart tarafından ilk kazıları yapılan ve ikinci kazıları günümüzde Dr. Eşref Abay başkanlığındaki bir bilimsel kazı ekibi Ege Üniversitesi tarafından sürdürülen arkeolojik sit. Ayrıca höyüğün yakınında Beycesultan Türbesi yer almaktadır.

Ömer Selahattin Kantar ; Türk müzeci, arkeolog, gazeteci ve yazar. İzmir Arkeoloji Müzesi kurucu müdürü. 1932-1941 yılları arasında Rudolf Naumann ile birlikte Smyrna Agorası kazılarını yürüttü.

Türkiye'de arkeoloji, ülke sınırları içinde yapılan her türlü kazı ve restorasyon çalışmasını kapsar. Osmanlı döneminde büyük oranda yabancılar tarafından yapılan bu çalışmaları, gerçekleştiren ilk yerli isim Osman Hamdi Bey'dir. Kendisi ilk Türk arkeolog olarak kabul edilmesinin yanında, ülkenin ilk arkeoloji müzesi olan İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurucusudur.

<span class="mw-page-title-main">Coba Höyük</span>

Coba Höyük, Gaziantep il merkezinin yaklaşık 45 km. batı kuzeybatısında, eski adı Keferdiz olan Sakçagözü bucağına 3 km. mesafede yer alan bir höyüktür. Orta boy bir höyük olan Coba Höyük, 140 x 90 metre boyutlarında ve 9 metre yüksekliğinde bir tepedir. Bazı arkeolojik metinlerde Sakçegözü ya da Sakçagözü olarak de geçen höyük bu adı, İslahiye Ovası'nın devamı olan Sakçagözü Ovası'ndan almıştır. Ova, Amanos Dağları ve Sof Dağı'ndan kaynaklanan ve güneyde Asi Nehri'ne dökülen küçük derelerin yer aldığı verimli bir ovadır.

<span class="mw-page-title-main">Çukuriçi Höyüğü</span>

Çukuriçi Höyüğü, İzmir ilinin güneyinde, Selçuk ilçesinin 1 km güneyinde, Efes antik kentinin hemen güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Kentin Magnesia kapısından 500 metre mesafede, antik Smyrna olarak adlandırılan günümüzde Çukuriçi Mevkii olarak bilen yerdedir. Höyük'ün yanından Derbent Deresi akmaktadır. Selçuk – Aydın karayolunun Efes ayrımından sonra, karayolunun 100 metre batısındadır. Höyüğün adının Apasas olduğu ileri sürülmekle birlikte kazı ekibince bölgenin adı verilmiştir. Yerleşmenin MÖ 3. binyılda deniz kenarında olduğu hem jeomorfologlarca yapılan araştırmalarda, hem de kazılardaki çok sayıdaki deniz kabuğu buluntusuna dayanılarak ileri sürülmektedir. Tepe, günümüzde bile son derece verimli bir ovada yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Jale İnan</span> Türk arkeolog

Jale İnan, Türkiye'nin ilk kadın arkeoloğudur.

<span class="mw-page-title-main">Vinča kültürü</span>

Vinča kültürü, Turdaş kültürü ya da Turdaş-Vinča kültürü olarak da bilinir. Balkanlar'da bulunan bir Cilalı Taş Devri arkeolojik kültürüdür. MÖ 5500-4500 arasına tarihlenir. 1908 yılında Sırp arkeolog Miloje Vasić tarafından bulunan Vinča-Belo Brdo adındaki bir sitede bulunan örneklerden yola çıkarak sitenin adıyla anılmıştır.

<i>Vinča Leydisi</i>

Vinča Leydisi, tarihöncesi Vinča kültürüne ait insan biçimli terrakotta figür. 1929'da Sırbistan'ın başkenti Belgrad'ın Grocka belediyesindeki Vinča-Belo Brdo kazısında bulunan figür Belgrad'daki Sırbistan Ulusal Müzesi'nde sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Aziz Ogan</span> Türk arkeolog

Aziz Ogan Türk arkeolog, müzeci.

<span class="mw-page-title-main">Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi</span> Gaziantepte arkeolojik alan

Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi, Gaziantep ilinin İslahiye ilçesine bağlı Yesemek mahallesi yakınlarındaki bir açık hava müzesi ve arkeolojik sit alanıdır. Alan Hitit zamanında bir taş ocağıydı, 100.000 m2 alanı ile antik Yakın Doğu'nun bilinen en büyük taş işçiliği atölyesiydi.

<span class="mw-page-title-main">Troya Müzesi</span> Türkiyenin Çanakkale ilinde bir müze

Troya Müzesi, Türkiye'nin Çanakkale ilinde Troya antik kentinden ve Troas bölgesinin diğer antik kentlerinden çıkarılmış eserlerin sergilendiği arkeoloji müzesidir.

<span class="mw-page-title-main">Tărtăria tabletleri</span> 1961de Romanyanın Tărtăria köyünde bulunan kil tabletler.

Tărtăria tabletleri, 1961'de Romanya'nın Tărtăria köyünün Neolitik kazı alanında bulunan üç kil tablettir.

Uluğ Tepe, Güneydoğu Türkmenistan'ın Ahal ilindeki Kaka İlçesinde (Kaahka), Karakum Çölü'ndeki Kopet Dağ Dağları'nın eteklerinde bulunan ve Bronz Çağa tarihlenen bir antik sitedir. Yaklaşık 13 hektarlık bir alanı kaplar ve yaklaşık 30 metre yükseklikte bir höyük üzerinde uzanır ve Ceytun kültürüyle temsil edilen Geç Neolitik dönemden Akhameniş öncesi döneme kadar Orta Asya'nın en uzun stratigrafik silsilesini belgeler.

<span class="mw-page-title-main">Pigela</span> Anadoluda bir antik kent

Pygela ya da Phygela, Efes'in güneyinde Kuşadası Körfezi kıyısında, küçük bir antik İyonya kasabasıydı. Tarihte sağlık şehri olarak kurulan ilk yerleşim yerlerinden biri olan kentin kuruluşu Yunan mitolojisinde Miken Kralı Agamemnon'a atfedilir. Kuruluş mitinde ilk yerlilerini Troya Savaşı sonrasında Aka ordusunun bir bölümünün oluşturduğundan bahsedilir ancak arkeolojik buluntular kentteki ilk yerleşimin tarih öncesi dönemlere tarihlendiğine işaret etmektedir. Erken Tunç Çağı'ndan Orta Bizans Dönemi'ne kadar kesintisiz yerleşimin olduğu düşünülen kent, MÖ 5. yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği'nin üyeleri arasında yer almıştır. Bir polis olan kentte Artemis Munychia tapınağı bulunmaktaydı.

<span class="mw-page-title-main">Dubyak Yazıtı</span>

Dubyak Yazıtı, George Hourmouziadis'in Yunanistan'daki Dubyak kazıları sırasında ortaya çıkardığı ve karbon-14 metoduna göre MÖ 5202 tarihli, üzerinde yazılı işaretler bulunan ahşap bir yazıttır. Yazıt, 1993 yılında, Batı Makedonya, Yunanistan'ın Kesriye kentindeki Kesriye Gölü üzerinde bugünkü Dubyak köyü yakınlarında yapay bir adada yer alan Neolitik bir göl kıyısı yerleşiminde keşfedildi.