İçeriğe atla

Zincirli Höyük

Arkeolojik Höyük
Adı:Zincirli Höyük
il:Gaziantep
İlçe:İslahiye
Köy:Zincirli
Türü:Höyük
Tahribat:
Tescil durumu:
Tescil No ve derece:
Tescil tarihi:
Araştırma yöntemi Kazı

Zincirli Höyük Gaziantep il merkezinin batısında, İslahiye ilçesinin 10 km. kuzeyinde[1] yer alan bir höyüktür. Amanos Dağları'ndan doğu - batı yönünde geçit veren Beyhan Geçidi'ndeki ovada, küçük bir bataklığın batı kenarındadır. Geç Hitit Dönemi buluntuları ile tanınmıştır. Antik adı Aramice'de Sam'al olup Geç Hitit Dönemi'nin en önde gelen metropollerinden biri ve bir kraliyet merkezi olarak bilinmektedir.[2] Günümüzden 3 bin yıl önce 40 hektarlık bir alana yayılmış bir kentti.[3] Zincirli Höyük kazılarında ele geçen Asur Kralı Esarhaddon'a ait bir kitabe (MÖ 670), kentin Sam'al olduğunu doğrulamaktadır.[4]Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 1.200'lerden sonra çöküşü ardından Güneydoğu Anadolu Bölgesi - Kuzey Suriye genel yayılımında, tarihçilerin Geç Hitit Devletleri, Kuzey Suriye Krallıkları ya da Suriye - Hitit Devletleri olarak adlandırdıkları devletler kurulmuştu. Bu devletlerin başkentlerinde, kentin merkezini oluşturan yönetsel ve dinsel yapılar bir yükseltide kurulmuş, ayrıca tahkim edilmiş bir kale içinde yer alınmıştır. Kentler, çift sur ile çevrilidir. Zincirli kenti de bu başkentlere bir örnek oluşturmaktadır.[5][6]

Tarih

Kral Kilamuwa'nın Fenike dilindeki kitabesi

Akdeniz'e pek uzak olmayan, ormanlık dağlarla çevrili verimli bir ovada yer alan kent,[3] MÖ 2. binyıl başlarında, başkenti Halab olan[7] (günümüzde Halep) Amori Yamhad Krallığı içinde yer almaktaydı. Aynı binyıl içinde Hitit İmparatorluğu topraklarına dahil olmuştur. Hitit İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra Geç Hitit Devletleri'nden Sam'al Krallığı'na başkentlik etti.[8] Kent, MÖ 920 yılında Aramiler'in egemenliğine girmiştir. Arami yönetiminin halkın tanrılarına karşı saygılı olduğu, Kral Panamuwa tarafından yazdırılan bir kitabeden anlaşılmaktadır. Kral Kilamuwa hüküdarlık yılları olan MÖ 832 - 810 yılları Sam'al'ın en parlak dönemi olmuştur. III. Tiglat Pileser'in bölgeye yaptığı MÖ 743 yılındaki akın sonucunda Sam'al Krallığı Asur İmparatorluğu'nun bağlı bir devleti olmuştur. Bu dönemde kral II. Panamuwa’dır. Ardından Bar-Raqab'ın hükümdarlık yılları gelmiştir. Bıraktığı bir kitabede "Ben Sam’al Kralı Panamuwa’nın oğlu Bar-Raqab dünyanın dört köşesinin kralı Tiglat Pileser’in kölesiyim." demektedir. Bu bağlılık II. Sargon'un hükümdarlık yılları içinde, MÖ 725 yılına kadar devam etmiş, bu tarihten itibaren fiilen Asur topraklarına katılmıştır.[9] Kazılar, Bar-Raqab'ın sarayının yangın geçirdiğini göstermektedir.[10]

Kazılar

Höyükteki ilk incelemeler 1883 yılında Kommagene Bölgesi'ndeki çalışmaları sırasında Osman Hamdi Bey tarafından yapılmıştır. Kısa süre sonra 1888 ile 1902 yıllarında önce Karl Humann ve Robert Koldewey daha sonra da Felix von Luschan başkanlığında kazılar yapılmıştır.Kazılar sonucunda bulunan birçok yontu dev kaya bloklarından kesilerek ayrılmış ve Osman Hamdi Beyin de bilgisi dahilinde Karl Humann tarafından Berlin'e götürülmüştür.[2]

Neubauer Projesi

En geniş kapsamlı ve planlı kazı çalışmaları, Chicago Üniversitesi bünyesindeki Oriental Institute tarafından Neubauer Projesi olarak 2006 yılında başlatılmıştır ve uzun süreli bir proje olarak düşünülmektedir. Yrd. Prof. David Schloen başkanlığındaki[11] projeyle, Doğu Akdeniz'in Demir Çağı toplumlarının kültürel, ekonomik, politik ve toplumsal yapıları hakkında yeni bilgilere ulaşılması öngörülmektedir. Neubauer Ailesi Vakfı'nın yanı sıra National Endowment for the Humanities tarafından üç yıllık bir finansal destek sağlayan proje, Argonne Ulusal Laboratuvarı - Şikago Üniversitesi Ortak Teori Enstitüsü’nden Demir Çağı Sam'al nüfus dinamikleri, kaynak kullanımı ve inşa faaliyetleri alanında oluşturulacak bir bilgisayar simülasyonu projesi için de kaynak almaktadır.[3] Neubauer Projesi'nin özellikle üzerinde durduğu üç çalışma alanı, yerleşim kronolojisi ve bağlamı, toplum yapısı ve kültürel etkiler ile Demir Çağı'nda aşağı şehrin sosyo-ekonomik organizasyonudur. Tüm proje amaçları için, jeomanyetik yüzey araştırmaları da dahil olmak üzere çeşitli teknolojiler kullanılmaktadır.[12]

Tabakalanma

Höyükte, Erken tunç çağı'ndan Roma Dönemi'ne kadar yayılan bir yerleşmeler silsilesi görülmektedir.[2]

Buluntular

Kapı aslanı

Yerleşmenin 720 metre çapında çift surla çevrili olduğu anlaşılmaktadır.[2] Kentin ilk kez surla çevrilmesi MÖ 1.300'de olmuştur.[1] Höyük kentin ortasında yer almakta olup burada ikinci surla çevrili bir kale bulunmaktadır. Kalenin, ilk surdan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda kale içinde bir saray inşa edilmiştir. Daha sonra MÖ 10. - 9. yüzyıllarda iki saray daha yapılmıştır. Kent dışındaki sur ise MÖ 7. yüzyılda ikinci bir surla çevrilmiştir.[1] Bu şekildeki çift bedenli dairesel sur Kadeş kentinde de bulunmaktadır. Dış surdaki üç kapı, kuzeydoğu, güney ve batı yönlere bakmaktadır ve dışarıdan gelen yolları kent merkezine bağlar. Bu yollar, bölgenin ana ticaret hatlarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte kalenin tek kapısı vardır ve dış surların güney kapısı yönündedir. Kazı çalışmalarında ağırlık bu kaleye verilmiştir.[2]

Kale'nin bir görünümü

Aynı zamanda kraliyet sarayını da içine alan kalenin güney kesiminde, kaleyi bir bakıma bölen bir iç sur ve bu surda bir iç kapı mevcuttur. Kaledeki saray yapıları hilani tipinde yapıların kullanıldığı bir mimari özellik göstermektedir.[2] Hilani tip yapılarda, "merdivenle ulaşılan bir ya da üç sütunlu girişten sonra, ocaklı büyük kabul salonuna varılır. Salonun arkasında kanalizasyon sistemi olan tuvalet, banyo, özel odalar ve depolar yer alır".[5] Sütunlarda, Fenike etkisinde bitki bezemeli sütun altları görülmektedir. Arami Dönemi'ne özgü bu sütun altları MÖ 730 - 700 yıllarına tarihlenmektedir.[2]

Kale içerisinde avluların etrafında yer alan bir dizi anıtsal yapı bulunmaktadır. Kentin güney kapısında ve iç kalenin dış kapısında olduğu gibi bazı hilanilerin girişlerinde ortostatlar yer almaktadır. Saray yapılarında MÖ 9. yüzyıl ortalarından itibaren Asur etkisinde Geç Hitit tarzı boy göstermeye başlamıştır. Bir Sam'al Kralı olan Barrakab'ın heykelinde, ziyafet sahnesinde kraliçe ve hizmetkarları betimleyen kabartmalı mezar stelinde, bir hilani girişindeki kapı aslanı, Arami etkilerini ortaya çıkaran yapıtlardır.[2]

Son dönem kazı çalışmaları olan Neubauer Projesi çerçevesinde yürütülen kazılarda çok önemli buluntulara ulaşılmıştır. Bunlardan biri 2008 yılında ele geçen bir steldir. Kendini, Kral Panamuwa'nın hizmetkarı olarak tanımlayan Katumuwa’nın steli dönemin inanç ve gelenekleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu önemli buluş New York Times'ta yayımlandığı gibi Archaeology Dergisi'nde "2008 yılının en önemli 10 arkeolojik buluşu" olarak verilmiştir.[3] MÖ 8. yüzyıla tarihlenen stel 91 x 61 cm. boyutlarında olup 363 kg. ağırlıktadır. Kazılara katılan arkeologlar tarafından "türünün ilk örneği" olarak tanımlanan stel, Zincirli'de ele geçen diğer stellerden farklı olarak, hem metnin hem de betimlemelerin aynı taş üzerinde yazıldığı bir örnektir. Metinde, ölen kişinin ruhunun ölümden sonra stelde yaşamaya devam edeceği yönünde bir inançtan söz edilmektedir.[11]

Değerlendirme

Zincirli'de çok sayıda yazıt bulunmuş olmasına karşın bunların hiçbiri Luvi dili'nde değildir. Kral Kilamuva'ya ait olan bir yazıt her ne kadar Fenike dili'nde yazılmışsa da resmi dilin Aramice olduğu anlaşılmaktadır. Bu yazıt, Anadolu'da bilinen en eski Fenike dilinde yazıttır. Burada ilginç olan Kral Kilamuva'nın adının Luvi dilinde olmasıdır.[2] Esasen bölge Sami dillerinin en kuzeybatı yayılma bölgesidir. Buna karşın Demir Çağı'nda (MÖ 900 - 700) hükümdar isimlerinin Luvi dilinde olması, bölgeye belki de yüzyıllar önce Toroslar üzerinden göç etmiş Anadolu kökenli ve Luvice konuşan bir halkın politik ve kültürel baskınlığını göstermektedir. Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Karkamış'ı Luvice konuşan bir hanedanın yönetmiş olması bu değerlendirmeyi desteklemektedir.[12]

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b c "Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü". 7 Eylül 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2012. 
  2. ^ a b c d e f g h i TAY - Yerleşme Dönem Ayrıntıları
  3. ^ a b c d "Zincirli Neubauer Kazıları". 7 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2012. 
  4. ^ "Britannica". 22 Nisan 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2012. 
  5. ^ a b Işıl Muslubaş, Gülay Topaloğlu, İlk Demir Çağı ve Geç Hititler 9 Nisan 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  6. ^ "Anadolu Medeniyetleri Müzesi - Geç Hitit Krallığı". 14 Nisan 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2012. 
  7. ^ Martin Sicker, The pre-Islamic Middle East
  8. ^ Nilgün Yıldırım, Anadolu'da Bulunan Yeni Asurca Belgeler 12 Kasım 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Ankara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi Sayı 18 Sh.: 127
  9. ^ Nilgün Yıldırım, Sh.: 128
  10. ^ Nilgün Yıldırım, Sh.: 129
  11. ^ a b "National Geograpic Türkiye". 1 Ocak 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2012. 
  12. ^ a b "Zincirli Neubauer Kazıları - Araştırmanın amaçları". 31 Aralık 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hititler</span> Tunç Çağında Anadolu yarımadasının büyük çoğunluğunu egemenliği altına alan bir Hint-Avrupa kavmi

Hititler ya da Etiler, Tunç Çağı'nda Anadolu, Levant ve Kıbrıs'ta varlık göstermiş bir halk.

<span class="mw-page-title-main">Kültepe</span> Eski yerleşke

Kültepe, Kayseri'de bulunan ve Kaniş (Kanesh) harabelerinin bulunduğu bir antik kent ve ören yeridir. 2014 yılından bu yana Türkiye'deki Dünya Mirası Alanları Geçici listesindedir. Ayrıca Hitit dilinin en erken izleri ile birlikte, MÖ 20. yüzyıla tarihlenen yazılı buluntularla, Hint-Avrupa dil ailesinin en eski izleri keşfedilmiştir.

Alişar Höyüğü, Yozgat'ın 45 km güneydoğusunda, Alişar köyünün kuzeyinde bulunan bir höyüktür.

<span class="mw-page-title-main">Geç Hititler</span> Vikimedya liste maddesi

Geç Hititler veya Geç Hitit Devletleri, Anadolu'nun Demir Çağı'ndaki Luvice, Aramice ve Fenikece konuşan siyasi varlıklarıdır. MÖ 1200'lerde batıdan gelen Ege Göçleri'nin saldırılarından kurtulabilen Hititler güney ve güney - doğu Toroslar'ın dağlık bölgelerine çekilerek yaşamışlar ve her biri bağımsız beylikler kurmuşlardır. Geç Hitit Devletleri MÖ 11. yüzyıldan itibaren hem siyasal hem de kültürel anlamda Arami etkisi altına girdiler ve zamanla Aramileştiler. Geç Hitit Devletleri Urartu ve Asurlular'a bağımlı olarak yaşadılar. MÖ 7. yüzyılda ise Asurlular bu devletlerin siyasal varlığına son verdi. Bu tarihten sonra bu devletlerin her biri Asur eyaleti oldu. Karkamış, Pattin(Unqi), Sam'al, Gurgum, Kummuhu, Milid, Keveh, Hilakku ve Tabal devletleri; Geç Hitit Devletleridir.

<span class="mw-page-title-main">Hattuşa</span> Hititlerin Geç Tunç Çağı dönemindeki başkenti

Hattuşa ya da Hattuşaş, Hititler'in Geç Tunç Çağı dönemindeki başkentidir. Çorum il merkezinin 82 km güneybatısındaki Boğazkale ilçesinde bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kommagene Krallığı</span>

Kommagene Krallığı, İrani Orontid Hanedanı'nın Helenleşmiş bir kolu tarafından yönetilen Greko-Pers krallığıdır. Partlar, Ermeniler ve Romalılar arasında tampon bir ülke olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">İvriz</span>

İvriz, Konya ilinin Halkapınar ilçesinin İvriz mahallesine bağlı, Ereğli ilçesinin 12 km güneydoğusunda bulunan Demir Çağı arkeolojik sit alanıdır.

İkiztepe Höyüğü, Samsun ili Bafra ilçesinin 7 km. kuzeybatısında yer alan bir höyük'tür. Günümüzde Kızılırmak'ın denize döküldüğü yerin hemen batısında yer alan höyük adını, uzaktan bakıldığında iki tepe olarak görülmesinden almaktadır. Fakat gerçekte dört tepedir. Bu tepeler kazı başkanları tarafından romen rakamlarıyla tanımlanmıştır. Güneydeki en büyük tepe, günümüzde ovadan 29 metre yükseklikte olup Tepe I olarak adlandırılır. Tepe II, bunun kuzeyindedir ve 22,5 metre yüksekliktedir. En kuzeydeki Tepe III, 12,3 metredir. Tepe II'nin batısına düşen Tepe IV ise 16 metredir. Bugün denizden 7 km. içeride olan İkiztepe Höyüğü MÖ 5-3 binlerde denize oldukça yakın konumdaydı.

<span class="mw-page-title-main">Tilmen Höyük</span>

Tilmen Höyük, Gaziantep ilinin İslahiye ilçesinin 10 km. doğusunda yer alan bir höyüktür. Karasu Irmağı kollarıyla çevrili bir arazide 225 metre çapında 21 metre yüksekliktedir. Sakçagözü Ovası'nın batı kenarında bulunmakta olup bu ovada ellinin üzerinde höyük yer almakta olup en büyüklerinden biridir.

Domuztepe Höyüğü, Osmaniye il merkezinin 35 km. güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Günümüzde Aslantaş Barajı kıyısında yer alan höyüğü tarihöncesi yerleşim katları su altında kalmıştır.

Ziyaret Tepe Höyüğü, Diyarbakır ilinin Bismil ilçesi güneydoğusunda, Dicle ve Batman Çayı'nın birleşme noktasının 20 km. batısında, Dicle'nin güney kıyısında yer alan bir höyüktür. Bölgedeki büyük höyüklerden biri olup, ovadan 22 metre yükseklikte 3 hektarlık bir alandır. Kuzey taraftaki höyüğün (akropol) üç tarafında uzanan "aşağı şehir" ise 29 hektarlık bir alana yayılmıştır. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi tarafından Tepe Höyüğü adıyla tescil edilmiştir.

Samsat Höyük, Adıyaman ili, Samsat ilçesi hemen kuzeydoğusunda, günümüzde Atatürk Baraj Gölü altında kalmış olan bir höyüktür. Baraj gölü suları altında kalmasından önce Fırat kıyısından 700 metre içeride olmasına karşın iskan edildiği dönemde hemen nehrin kıyısındaydı. Yüksek bir höyük sayılabilecek olan Samsat Höyük, ova seviyesinden 37-40 metre yükseklikte olup taban alanı 500 x 350 metre kadardır. En dik yamacı doğu yamacı, en düşük eğimli yamacı ise güneybatıya bakan yamacıdır. Adı, Klasik Çağ kaynaklarında Samosate, Samosatum, İslami Dönem kaynaklarında ise Semisat, Sumaisat olarak geçmektedir. Yer olarak, Fırat'ın oldukça geniş, dolayısıyla sığ olduğu bir kesimdedir. Yerleşim olarak ise höyük, teras ve alt şehirden oluşmaktadır. Samsat Höyük, taşıdığı öneme karşın yeterince kazı çalışmaları yapılamadan baraj gölü altında kalıp yok olmuş bir arkeolojik yerleşimdir.

<span class="mw-page-title-main">Maşat Höyük</span>

Maşat Höyük, Tokat İl merkezinin güneybatısında, Zile'nin 20 km. güneybatısında, Yalınyazı Köyü'nün 1 km. güney-güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük 450 x 225 metre boyutlarında olup ova tabanından, kazı yapıldığı yıllarda yaklaşık 29 metre yükseklikteydi.

Tille Höyük, Adıyaman ilinin Kâhta ilçesinin 30 km. doğusunda, Fırat'ın batı tarafında yer alan bir höyüktür. Höyüğün doğu, batı ve güney yamaçlarında eski adı Tille, günümüzde adı Geldibuldu olan küçük bir köy yerleşimi vardır. Fırat'a katılan bir derenin dar vadisindeki yerleşme doğu terasıyla birlikte 200 x 140 metre, 26 metre yüksekliktedir ve üstünde bir düzlük vardır.

Harran Höyüğü, Şanlıurfa İl merkezinin 44 km güneydoğusunda, Harran İlçesi'nin içinde yer alan bir höyüktür. Tepe, 50 x 30 metre boyutlarındadır. Harran Ovası'ndaki 250 höyükten biridir. Bu rakam, Prof. Dr. Veli Sevin ve Nurettin Yardımcı tarafından ovada yapılan araştırmalarda saptanmıştır. Höyük, Mezopotamya'dan Samsat – Malatya üzerinden İç Anadolu'ya ve Karkamış üzerinden Akdeniz Bölgesine giden ticaret yolu üzerinde bulunmaktadır. Diğer yandan MÖ 3. ve 2. binyıllarda önemli bir kült merkezi olan yerleşmenin her iki nedenle büyük ölçüde geliştiği ve bir kültür merkezi haline geldiği yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Harran adının, Asur ülkesiyle Anadolu arasındaki ana ticaret yolu üzerinde bulunması nedeniyle Asur ve Sümer dilinde yolculuk anlamına gelen Harran-u sözcüğünden geldiği bilinmektedir. Eski Babil döneminde yerleşmenin adı Uru-ki-kaskal-al Harran olarak geçmektedir. Kent, MÖ 2. binyılda Yakındoğu'da Asur kentinden sonraki en büyük ikinci kenttir. Geç Asur Dönemi'nde kısa bir süre için başkent olmuştur. Harran ve çevresi MÖ 9. yüzyıl ortalarında bir Asur eyaleti olmuştur. Bir sonraki yüzyılın ortasından itibaren Harran bir eyalet merkezidir. MÖ 7. yüzyılda büyük bir Arami nüfusunun bölgede yerleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Med ve İskit saldırılarıyla Asur'un MÖ 612'de yıkılmasından sonra Asur topraklarından gelen Asurlu göçmeler Harran'da yeni bir başkent kurmuşlardır. Ancak aynı güçler MÖ 610 yılında yeni kurulan bu başkente saldırarak kenti yakıp yıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Tell Tayinat</span>

Tell Tayinat Höyüğü, Hatay il merkezinin doğu – kuzeydoğusunda, Reyhanlı ilçesinin 17–18 km batısında, Asi Nehri'nin 1,5 km doğusunda yer alan bir höyüktür. Tepe, yamaçlar dahil olmak üzere 700 x 500 metre boyutlarında, 15 metre yüksekliktedir. Kazı yapılmadan önce üzerinde Tayinat Köyü bulunmakta idi.

Yassıhöyük, Kırşehir İl merkezinin 25 km. kuzeyinde, Karahıdır Köyü'nün güneyinde yer alan bir höyüktür. Tepe, 635x500 metre boyutlarında ve 12-13 metre yüksekliğindedir. Kırşehir'in Kaman İlçesi sınırları içinde olan Kaman Kalehöyük'ün 30 km. kadar doğusuna düşmektedir.

Tatarlı Höyük, Adana İl merkezinin yaklaşık 50 km. Ceyhan İlçesi'nin ise 24 km. doğusunda, Tatarlı Köyü içinde yer alan bir höyüktür. Tepe, üzerinde bulunduğu bazalt yükselti ile birlikte 35 metre yükseklikte olup 300 x 180 metre boyutlarındadır. Çanak çömlek buluntularına bakılarak höyüğün 100 metre çapında olduğu belirtilmektedir. Kazı çalışmalarının başlamasından önce höyük üzerinde bir düğün salonu bulunmakta idi. Daha sonra Adana Koruma Kurulu tarafından söz konusu düğün salonu hakkında yıkım kararı alınmıştır.

<span class="mw-page-title-main">İssos</span> Hatayın kuzeydoğusundaki bir antik kent

İssos veya Issos Hatay'ın kuzeydoğusunda İskenderun 'un kuzeyinde Akdeniz kıyısında yer alan önemli bir antik şehirdir. Günümüzde Hatay'ın Dörtyol ilçesine bağlı olan Yeşilköy bölgesinde, İskenderun Körfezinin doğu kıyısında, denize 500 mesafede yer alan antik kenttir. Zeminden 26 metre yükseklikteki höyük 33 dönüm alana yayılmış durumdadır. Günümüz Kinet Höyük olarak bilinmektedir. İssos [Yunanca Ἱσσός] Antik Kenti Kilikya'daki en büyük antik [Klasik Çağ öncesi] yerleşimi olarak kabul edilmektedir. İssos [Ἱσσός] Antik Kenti Hititçe Izziya olarak bilinmektedir. Höyükte yapılan kazılarda Geç Neolitik Çağ, İlk Tunç Çağı [MÖ 2.500-2.000], Orta Tunç Çağı [MÖ 1.650-1.550], Son Tunç Çağı / Hitit Dönemi [MÖ 1.400-1.200], Demir Çağı [MÖ 1.200-400] ve Geç Demir Çağı'ndan Helenistik Dönem'e kadar [MÖ 7.-1. Yüzyıllar] yerleşimleri ortaya çıkartılmıştır. MÖ 333 yılında, Ahameniş [Pers] hükümdarı III. Darius ile Makedonya kralı Büyük İskender arasında yapılan İssos Savaşı İssos Ovası'nda yapılmıştır. Savaş Büyük İskender komutasındaki Makedon ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kummuhu</span> Fıratın yukarısında hüzüm sürmüş geç Hitit krallığı

Kummuhu, Demir Çağı'nda Fırat'ın yukarısında hüküm süren Geç Hitit krallığı.