İçeriğe atla

Zekai Dede Efendi

Zekai Dede Efendi
Genel bilgiler
Doğum1824
Eyüpsultan, İstanbul, Osmanlı Devleti
Ölüm25 Ekim 1897 (73 yaşında)[1]
Eyüpsultan, İstanbul, Osmanlı Devleti
TarzlarKlasik Türk müziği

Zekâi Dede Efendi (1824 – 25 Ekim 1897), Osmanlı klasik Türk müziği bestecisi.[2]

Sadece Dede Efendi olarak bilinen Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi'nin öğrencisidir. Klasik Türk musikisinin Osmanlı dönemindeki son büyük bestekârı kabul edilir. Pek çok öğrenci yetiştiren sanatçının klasik repertuvarı günümüze aktarmadaki rolü nedeniyle müzik tarihinde önemli yeri vardır.

Besteci Ahmet Irsoy’un babasıdır.

Yaşamı

Ailesi

Eyüpsultan'da Cedîd Ali Paşa mahallesinde Cedîd Ali Paşa Mescidi'nin yanındaki evde 1824 yılında dünyaya geldi.[1][3] Babası, bu mescidin imamı idi (Sonradan Zekâi Dede ile oğlu Ahmed Irsoy da aynı mescitte imamlık yapmıştır).[4] Babası, imamlığının yanı sıra hat hocası ve tanınmış bir hattat olan Hâfız Süleyman Efendi; annesi ise Hacı Hasan Efendi’nin kızı Ziyneti’Hanım’dır.[5] Ailenin tek çocuğu olan Zekâi, annesini 1859’da, babasını 1863 yılında kaybetti. 1865'ten evvel Fatma Hanım ile evlendi.

Öğrenimi

İlköğrenimini babasının hat dersi verdiği ve amcasının da öğretmenlik yaptığı Lâ'lî-zâde Abdülbaki İlkokulu’nu bitirdikten sonra babasından hat, amcasından Kur'ân öğrenmeye devam etti.[4] Ağustos 1843'te 18 yaşını bitirdiği zaman hâfız oldu ve babasından da hat icâzet-nâme aldı. Öğrenimine Eyüpsultan İskelesi civarındaki yalısında oturan Balıklı Hoca Ali Efendi'den devam ederek ve medrese dersleri alarak devam etti. Aynı yıllarda yine Eyyubî Mehmed Bey'den müzik dersleri almaya başladı. Müzisyen olarak şöhreti yayılmaya başladığı sırada Kazasker Mustafa İzzet Efendi'den bir yıl boyunca sülüs ve nesih yazıları öğrendi.[4]

Eyyubî Mehmed Bey’den bir yıl ders aldıktan sonra ilahi ve şarkılar bestelemeye başladı. Mehmet Bey onu, bir diğer öğrencisi Hamdi Efendi ile beraber, Dede Efendi'nin konağına götürüp tanıştırdı. Dede'nin arzusu üzerine, haftada bir gün tek başına, bir gün de hocası Mehmed Bey ile beraber konağında meşke başladı. 1844 yılı Temmuz’undan Mısır'a gittiği 1845 Mayısına kadar 10 ay meşk etme fırsatı buldu.[3] Kendisinin son talebesi oldu. 1845 başlarında bir gün, Mehmed Bey, Sûz-i Dil'den bestelediği I. ve II. besteler'i Dede'ye takdim edince İsmail Dede, bu faslın Ağır Semaî'sinin Zekâi Efendi, Yürük Semaî'sinin de Hamdi Efendi tarafından bestelenmesini istemişti. Bu beste, Hafız Zekâi Efendi'nin büyük formdaki ilk eseri oldu.

Mısır yılları

1845 ortalarında Mısır Prensi Mustafa Fâzıl Paşa ile tanıştı. Sarayında musiki muallimliği teklifini kabul etti ve onunla Mısır'a gitti. Bu ülkede Arapçasını ilerletti; dini ve din dışı yerel müziği inceledi; Arapça güfteli "Şugl" denen ilahiler besteledi. Mustafa Fazıl Bey, paşa rütbesiyle İstanbul'a atanınca, onunla birlikte İstanbul'a döndü.

Mevleviliği

Zekâi Efendi, 1868 yılında Mevlevîlik tarikatına girdi; İstanbul’da Mustafa Fazıl Paşa'nın dostu ve V. Murad taraftarı olan Yenikapı Dergahı şeyhi Osman Selahaddin Dede’ye kapılandı.[4] Dergâhtaki mukabelelerde ayin okudu. 1883'te Darüşşafaka’da musiki muallimi oldu ve ölümüne kadar 14 yıl bu kurumda öğretmenliği sürdürdü.[3] 1884 Aralığında Arif Dede'nin ölümüyle Eyüp Mevlevihanesi kudümzen başılığı boşalması üzerine kendisine teklif edilen bu görevi kabul etti ve “Dede” unvanını aldı.[3] Kudümzenbaşılığı ölümüne kadar devam ettirdi. O güne kadar “Hafız Zekâi Efendi” olarak anılırken ömrünün geri kalanında “Zekâi Dede” olarak anıldı ve tarihe bu şekilde geçti.[4]

1897 yılında öldü. Kaşgari Murtaza Efendi Cami civarına defnedildi.[4] Serlevhası Mevlevi Sikkesi formunda stilize edilmiş mezar taşı günümüze kadar ulaşmıştır. Bu tarihi mezar taşının önünde Latin harfleri ile düzenlenmiş yeni bir mermer tanıtım levhası daha bulunmaktadır.[6] Eyüp, Nişanca Mahallesi, Zekai Dede Sokakta bulunan ve bir zamanlar Zekai Dede Efendi’nin ikamet ettiği ev aslına uygun olarak yenilenmiştir. Mekan günümüzde Siyer Vakfı tarafından kullanılmaktadır.

Eserleri

Zekâi Dede'nin ilk büyük formlu eseri Sûz-i Dil'den olduğu gibi, ilk ayin'i de bu makamdandır.[4] Mustafa Fâzıl Paşa'nın isteği üzerine bestelenmiş ve ona ithaf edilmiştir. 1870'te birkaç günde bestelenen bu ayin, Zekâi Dede o tarihte Mevlevi olmadığı için ancak 1891'de Bahariye Dergahında ilk mukabelesi resmen yapılmıştır. Oğlu Ahmed Irsoy, babasının 5 ayin, 100 kadar Kâr, Beste ve Semaî, 400 küsur İlahi, Şugl, Şarkı ve Marş bestelediğini söylemiştir. 5 âyin ile 95 Kâr, Beste ve Semaî elimizde olmasına rağmen, küçük formla bestelediklerinin yalnız 163'ü günümüze gelebildi. Zira Zekâi Dede, pek çok ilahi ve şarkısını büyük eserleri gibi meşke değer bulmamış ve nota da bilmediği için unutulup gitmiştir.[3] İlk ayininden 15 yıl sonra, kudümzenbaşılığının ilk yılı olan 1884 Aralığından 1885 Aralığına kadar olan dönemde son dört ayinini besteledi. Hayatının son yıllarında talebesi Dr. Suphi Ezgi'den Hamparsum notasını öğrendi. O yıllarda batı notası da öğrendi. Ancak gerek batı notasını, gerekse Hamparsum'u hiç kullanmadı.[4]

Zekâi Dede Efendi'nin her biri değerli pek çok öğrencisi olmuştur. Şevki Bey, Hüseyin Fahreddin Dede, Ahmed Avni Konuk, Leon Hanciyan, Ali Rıfat Çağatay, Raûf Yektâ Bey, Muallim İsmail Hakkı Bey, Dr. Suphi Ezgi, Ahmet Rasim, Şükrü Şenozan, Hüseyin Sadettin Arel; onun öğrencisi oldular. Zekai Dede’nin, klasik repertuvarı günümüze aktarmada büyük rolü olmuştur. Üç öğrencisi Rauf Yektâ Bey, Suphi Ezgi ve aynı zamanda oğlu olan Ahmet Irsoy; Darülelhân (İstanbul Belediye Konservatuvarı) Türk Müziği Eserlerini Tasnif ve Tespit Heyeti'nde önemli çalışmalar yaparak, yüz yıllardır meşk zinciriyle aktarılan ve sınırlı bir kısmı notaya alınmış olan eserleri tespit ederek notaya geçirmiştir.

177 parça eserinin notası, 3 cilt halinde oğlu Ahmed Irsoy ile talebesi Dr. Suphi Ezgi tarafından İstanbul Konservatuvarı yayınları arasında basılmıştır. 5 Mevlevi ayini ile bazı tasavvufi eserleri de Ahmet Irsoy, Suphi Ezgi ile Raûf Yektâ ve Ali Rıfat Çağatay tarafından yayınlanmıştır. Bayatî-Bûselik terkîbini kullanan ilk bestekârdır.[4] Önemli eserleri arasında “Hisâr-Bûselik”, “Şehnâz-Bûselik”, “Hicazkâr” fasılları, “Ferahnâk Beste”, “Acem-Aşîrân Beste”, “Sûz-i Dil Semaî”, Mevlevî Ayinleri yer alır.

Bestekâr hakkında yayınlanmış ilk ve en önemli eser, Rauf Yektâ Bey tarafından kaleme alınan Esâtiz-i Elhân eseridir.[7] Eserin birinci cüz'ü, bestekâra ayrılmıştır. İrfan Karaduman tarafından da Mehmet Zekai Dede Efendi’nin Makam Anlayışı ve Türk musikisine etkileri hakkında bir doktora tezi hazırlanmıştır.[8] Bestekârın eserleri hakkındaki bir diğer doktora tezi, Kibele Kıvılcım Çiftçi tarafından hazırlanan "Türk mûsikîsi makâm eğitiminde kullanılabilirliği bakımından Mehmet Zekâi Dede Efendi'nin beste formundaki eserlerinin analizi" başlıklı çalışmadır.[9]

Galeri

Kaynakça

  1. ^ a b İnal, İbnülemin Mahmut Kemal (Ekim 2019). Hoş Sadâ: Son Asır Türk Musikişinasları. İstanbul: Ketebe Yayınları. ss. sayfa 320-335. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 20 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Kasım 2015. 
  3. ^ a b c d e "Ali Sarıgül, Zekai Dede, Musiki Yolu, 01.11.2005". 3 Aralık 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2011. 
  4. ^ a b c d e f g h i "Nidayi Sevim, Zekai Dede Efendi ve Beethoven, Musikidergisi.net". 29 Ekim 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2011. 
  5. ^ "Mevlanakapisi.net sitesi, Zekai Dede Efendi sayfası, Erişim tarihi 26.07.2011". 24 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Temmuz 2011. 
  6. ^ Sevim, Nidayi: Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları, Kitapdostu Yay. İst. 2007, s.75
  7. ^ Rauf Yekta, Esâtiz-i Elhan, Mahmud Bey Matbaası, İstanbul, 1900; eserin son basımı için Rauf Yekta, Esâtiz-i Elhan, İstanbul, 2000. 
  8. ^ Karaduman, İrfan: Mehmet Zekai Dede Efendi’nin Makam Anlayışı ve Türk musikisine etkileri. 24 Ekim 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. acikarsiv.ankara.edu.tr. Erişim Tarihi: 24.10.2016
  9. ^ Kibele Kıvılcım Çiftçi, TÜRK MÛSİKÎSİ MAKÂM EĞİTİMİNDE KULLANILABİLİRLİĞİ BAKIMINDAN MEHMET ZEKÂİ DEDE EFENDİ’NİN BESTE FORMUNDAKİ ESERLERİNİN ANALİZİ, Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Bilimleri Üniversitesi, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Konya, 2014. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mesut Cemil</span> Türk müzisyen

Mesut Cemil Tel, Tamburi Cemil Bey’in oğludur. Bir ara “Tel” soyadını kullanmışsa da, kısa bir süre sonra bundan vazgeçmiştir. Çocukluk yılları babasının musiki çevresinde geçti. Babasından birkaç ders dışında musiki dersi almadı. İstanbul Sultanîsi'nde öğrenciyken, on üç yaşında Daniel-Fitzinger'den keman dersleri alarak Batı musikisi bilgileri öğrenmeye başladı; keman üzerindeki çalışmalarını daha sonra Aliye Berger'in eşi Karl Berger’den aldığı derslerle sürdürdü.

Mahur, Klasik Türk musikisinde bir makam. En sevilen makamlardan biridir. İran ve Hindistan'da Mahur isminde şehirler vardır. Mahur makamı ismini muhtemelen bu şehirlerden almıştır. Çeşitli kâr-ı nâtık güftelerinde de Mahur adının coğrafi isim olarak kullanılması bu görüşü doğrulamaktadır.

Türkiye'de müzikoloji, Avrupa'nın doğu müziğiyle ilgilenmesine paralel olarak 1910'lardan sonra gelişmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Dârülelhan</span>

Dârülelhan, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi müzik okulu olarak İstanbul’da 1917-1927 arasında faaliyet gösteren dört yıllık eğitim kurumu. Osmanlı Devleti’nde Maarif Nezareti’ne bağlı okullarda öğretmenlik yapmak üzere hem Türk hem Batı müziğinin bilen öğretmenler yetiştirmek amacı ile kurulmuştur. Günümüzde İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı olarak geçmektedir.

Şevki Bey, 19. yüzyıl Klasik Türk müziği bestekârlarından musiki türünde eser veren bir sanatçıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi</span> Osmanlı besteci

Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, Türk hânende, neyzen ve bestekâr. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için kendisine "Hammâmîzâde" denilmiştir. Ancak günümüzde "Dede Efendi" diye anılır.

<span class="mw-page-title-main">Buhûrîzâde Mustafa Itrî</span>

Buhûrîzâde Mustafa Itrî, Türk bestekâr, şair ve hattat. Bestelediği 400 civarında eser arasından günümüze sadece yirmi kadarı gelebilmiş olsa da, Klasik Türk Musikisi’nin en büyük bestekârlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Zekaizade Ahmet Irsoy,. Klasik Türk müziği bestekârı. Hafız Mehmed Zekai Dede ile eşi Fatma Hanım'ın iki çocuğundan ikincisi.

<span class="mw-page-title-main">Rakım Elkutlu</span>

Rakım Elkutlu, Türk klâsik mûsikîsi bestekârlarındandır.

Takım, Klasik Türk müziğinde aynı makamda 2 beste ve 2 semaiden meydana gelen ve bir bütünlük arzeden eserler topluluğu.

Hekimbaşı Abdülaziz Efendi, Osmanlı tıp bilgini, bestekâr ve şairdir. Osmanlı Devleti'nde Subhizadeler diye bilinen ve çok sayıda devlet adamı, hekim, şair ve bestekâr yetiştiren bir aileye mensuptur.

<span class="mw-page-title-main">Gavsi Baykara</span> Türk neyzen, güfteci ve besteci

Ahmet Gavsî Baykara,, Türk neyzen, güftekâr ve bestekâr.

<span class="mw-page-title-main">Kazasker Mustafa İzzet Efendi</span> Osmanlı hattatı (1801-1876)

Adaşı ve ustası olan bir diğer ünlü hattat Yeserizade Kazasker Mustafa İzzet Efendi ile karıştırılmamalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Hacı Arif Bey</span> Türk besteci ve güfte yazarı

Hacı Arif Bey, (d. 1831, İstanbul - ö. 28 Haziran 1885, Türk güftekâr, bestekâr, hanende.

<span class="mw-page-title-main">Suphi Ezgi</span> Türk müzikolog ve besteci

Mehmet Suphi Ezgi, Türk hekim, müzik bilimci ve besteci. Ezgi, Türk musikisinin ses sistemini bilimsel bir temele dayandırmaya çalışmış ilk kuramcılardan birisi olarak kabul edilmektedir.

Emin Ongan, keman üstadı klasik Türk müziği bestecisi, Üsküdar Musikî Cemiyeti'ne ismi verilen eski başkanlarından.

Salih Zeki Ataergin,, Türk musikişinas, bestekâr ve hukukçu. Kanun virtüözü Hacı Arif Bey'in oğludur. Asıl ismi Salih Zeki olmasına rağmen, babasına izâfetle Zeki Ârif adıyla tanınmıştır. Annesi Hatice Huriye Hanım’ dır.

<span class="mw-page-title-main">Rauf Yekta</span> Türk müzikolog

Râuf Yektâ Bey,, Türk bestekâr, müzikolog ve neyzen. Asıl adı Mehmet Rauf'tur. Hat hocası Nasûhî Efendi tarafından kendisine yekta unvanı verildi. 1917 yılında Dârülelhan'ın kuruluşunda yer alan isimlerden biri oldu. Araştırma ve çalışmalarıyla Türk müziğinin temelini oluşturdu. Mevlevî tarikatına girerek önemli mevlevihanelerde baş neyzenlik yaptı. Tifo nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrasında Cemal Reşit Rey tarafından "musikî şehidi" olarak nitelendirildiği yönünde söylentiler de mevcuttur.

Leon Hanciyan/Hancıyan, Osmanlı Ermenisi klasik Türk müziği sanatçısı ve bestekar. Eserlerinin çoğunun unutulmasına rağmen bir peşrev, üç saz semaisi, bir aksak semai ile onbeş kadar şarkısı bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Yenikapı Mevlevihanesi</span>

Yenikapı Mevlevihanesi, Türkiye'nin İstanbul ilinin Zeytinburnu ilçesinde 16. yüzyılda kurulmuş bir mevlevihane.