İçeriğe atla

Yunan Klasiklerinin çevrilmesi

Raphaello'nun Atina Okulu freskinde gösterilen Aristoteles ve Platon'un fikirleri, yüzyıllar boyunca Batı Avrupalılar tarafından kısmen yitirildi

Yunan klasiklerinin çevrilmesi, Orta Çağların sonunda Avrupa'da felsefenin yeniden keşfedilmesini sağlayan ana etkendi.[1]

Süryani çevirileri

Süryanice bugün bile metin yorumunda önemli bir rol oynar. Oxford Klasikleri serisinde Aristoteles'in Organon eserinin Ρ, Ι ve Γ bölümlerinde 6. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar yapılan Hristiyan çevirileri kullanılmıştır.[2]

Süryanice çeviriler Arapçaya aktarımda da hayli büyük bir öneme sahiptir. Abbasiler döneminde sarayda çalışan Nesturi ve Yakubi çevirmenlerce Süryaniceden Arapçaya çeviriler yapılmıştır. Bu gruptan en önemli çevirmen Huneyn bin İshak'tır.

Batı Roma İmparatorluğu

Roma İmparatorluğu'nda Klasik Yunanca öğrenmek her anakentte sıkça rastlanan bir eylemdir.

Boethius

Boethius, Roma'da Yunan klasiklerinin yayılmasını sağlayan kişi olarak bilinir. O, müzik, astronomi, geometri ve aritmetik alanında verdiği eserlerle Yunan kültürünü Avrupa'da yeşertmeyi amaçladı.[3]

Arapça çeviri ve yorumlar

Kendini Yunan düşüncesinin mirasçısı olarak gören İslam felsefesinin lingua francası olan Arapçaya yapılan çeviriler Mısır ve Levant'ın fethinin ardından gerçekleşmiştir. Buradan neşet eden düşünceler ve yorumlar İspanya ve Sicilya'ya doğru ilerledi ve İslam coğrafyası düşüncelerin yayılmasında önemli merkezler haline geldi.

Yunanca eserlerin Arapçaya çevrilmesi Bizans'ın elinde tuttuğu özgün kaynaklar sayesinde gerçekleşmiştir. Eserlerin Bizans'tan İslam coğrafyasına aktarımı iki şekilde gerçekleşmiştir.

İlk dönem: Yunanca-Arapça çeviriler

Emeviler

Çevirinin ilk dönemi 8. ve 9. yüzyıllarda Arapların 7. yüzyılda Helenleşmiş Mısır ve Levant topraklarını ele geçirmesiyle başlar.[4] Bu noktada Klasik Yunan düşüncesiyle karşılaştılar ancak çoğu Arap bu düşünceyle temastan rahatsız oldu ve öğrenmekten kaçındı. Bundan dolayı da halife bilimsel çalışmaları destekleyemedi. Çevirmenler dindar kimselerdense varlıklı kesime yanaştı.[5] Abbasilerin 8. yüzyıldaki egemenliğine kadar, İslam coğrafyasında çok az çeviri vardı. Emevi döneminde yaygın bir çeviri hareketi yerine Bizans'tan kalan birkaç Yunan bilim insanının cılız çabaları çevirinin belkemiğini oluşturmuştur. Kimi akademisyenler bu dönemde sanılandan daha fazla çeviri olduğunu savunuyor ancak bu azınlıkta kalan bir görüş.

Abbasiler

Abbasi yönetiminde ana çeviri hareketi Abbasilerin ikinci halifesi Mansur döneminde gerçekleşmiştir. Bu dönemde başkent, Şam'dan Bağdat'a taşınmış[6] ve burada Klasik Yunan eserlerinin bulunduğu bir kütüphane kurmasıyla Bağdat bir çeviri merkezi haline gelmiştir. Mansur döneminde sadece Yunancadan değil Süryanice ve Persçeden, bunun yanında Yunancadan çevrilmiş Süryanice, Persçe ve Sanskritçe eserler de çevrilmiştir.

6. yüzyılda Pers Kralı Enuşirvan (Nuşirevan veya I. Hüsrev), birçok Yunan filozofu ülkesine davet etmişti.

Çeviriden sonra: Yunan eserlerinin yorumlanması

Kindi, İslam felsefesinin babası olarak bilinir.

Kaynakça

  1. ^ Western Civilization: Ideas, Politics, and Society, Marvin Perry, Myrna Chase, Margaret C. Jacob, James R. Jacob, 2008, 903 pages, p.261/262, Google Books webpage: BooksG-kK 15 Kasım 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  2. ^ L. Minio-Paluello. Aristoteles Categoriae et liber de interpretatione recognovit brevique adnotation instruxit. Oxford Classical Texts.
  3. ^ General Audience of Pope Benedict XVI, Boethius and Cassiodorus 28 Aralık 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.; accessed November 4, 2009.
  4. ^ Rosenthal 2
  5. ^ Rosenthal 3-4
  6. ^ Lindberg 55

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Geometri</span> matematiğin uzamsal ilişkiler ile ilgilenen alt dalı

Geometri, matematiğin uzamsal ilişkiler ile ilgilenen alt dalıdır. Yunanca Γεωμετρία "Geo" (yer) ve "metro" (ölçüm) birleşiminden türetilmiş bir isimdir.

Çeviri ya da tercüme, bir dildeki bir metnin başka bir dile aktarılması işlemini ve bu süreç sonucunda elde edilen ürünü anlatmak amacıyla kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">İslam felsefesi</span> İslam medeniyetindeki felsefe geleneği

İslam felsefesi, İslâm dinine mensup kişilerce gerçekleştirilen felsefe etkinliğidir. Müslüman felsefesi ve Arapça felsefe olarak da adlandırılır. İslam felsefesi adlandırması sadece İslam'a dair bir felsefe olarak anlaşıldığından tartışmaya açıktır. İslam dünyası felsefeyle 8. yüzyıldan itibaren sistematik hale gelen Bağdat merkezli tercüme hareketiyle tanışmıştır. 3. yüzyılda Plotinos'un öncülük ettiği, Yeni Platonculuk adlı felsefi akımın Eflâtun ve Aristoteles'i uzlaştırma çabaları İslam dünyasına aktarılan felsefenin temeli olmuştur. Müslüman filozoflar bu iki filozofun eserlerini şerh etme yoluna gitmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Paris Üniversitesi</span> Fransa, Pariste kurulu devlet üniversitesi (1896–1970)

Paris Üniversitesi,, Fransa'nın başkenti Paris'teki başlıca akademik öğretim kurumlarının toplandığı bilim ve araştırma kurumudur. Kurum, özellikle günlük dilde Sorbonne adıyla bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Boethius</span> 6. yüzyılın başlarında yaşamış Romalı matematikçi ve filozof

Anicius Manlius Severinus Boethius veya kısaca Boethius, Romalı senatör, konsül, magister officiorum, tarihçi ve filozoftur. 6. yüzyılın ilk dönemlerinde yaşamıştır. Büyük Teoderik'in hizmeti altına girmiş ve daha sonra Teoderik tarafından; kendisine yönelik bir komplonun içinde olduğu gerekçesiyle zindana atılmış ve 524'te idam edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kindî</span> Müslüman Arap bilim insanı ve polimat (801–873)

Kindî veya tam adıyla Ebu Yusuf Yakub bin İshak el-Sebbah el-Kindî, felsefe, tıp, matematik astronomi, ilahiyat, psikoloji, fizik, kimya ve müziğe kadar pek çok bilim dalında eser yazan Arap bilim insanı.

<span class="mw-page-title-main">Orta Çağ felsefesi</span>

Orta Çağ felsefesi tarihsel dönem itibarıyla ilkçağ felsefesinin bitiminden modern düşüncenin başlangıcına kadar olan dönemi kapsar. M.S. 2. yüzyıldan 15. yüzyıl sonlarına-16. yüzyıl başlarına, rönesansa kadar olan dönem olarak ele alınır. Bu dönemin felsefe tarihi açısından kendine özgü özellikleri vardır. Birçok felsefe tarihi kitabında Orta Çağ'da felsefe yok sayılır ya da Orta Çağ'ın karanlık bir çağ olduğu değerlendirmesine bağlı olarak felsefenin de karanlığa gömüldüğü öne sürülür. Bunun yanı sıra Orta Çağ'da felsefenin varlığını kabul eden ve bu felsefenin özgül niteliklerini açıklayan felsefe tarihi çalışmaları da söz konusudur.

<span class="mw-page-title-main">Skolastik felsefe</span>

Skolastik felsefe/düşünce, Latince kökenli schola (okul) kelimesinden türetilen scholasticus teriminden gelmektedir ve kelime anlamı olarak okul felsefesi demektir. Bu anlam önemlidir, zira skolastik felsefe, Orta Çağ düşüncesinde doğrunun zaten mevcut olduğu düşüncesine ve felsefenin okullarda okutularak öğretilmesine dayanan bir yaklaşım sergiler. Bu felsefenin temeli teolojidir, ona dayanır ve onu desteklemeye çalışır.

Meşşailik ya da Meşşai okulu, İslam felsefesi içinde doğa felsefesinin etkisinden sonra başlayan rasyonalist felsefe eğiliminin sistemli hale gelmesinden oluşan okul anlaşılır. Yunanca peripatetizm (περιπατητικός) teriminin Arapçası olup, İslam Felsefesindeki Aristoculuk'un baskın olduğu felsefi akım olarak bilinir.

<span class="mw-page-title-main">İslam'ın Altın Çağı</span> 8. ilâ 15. yüzyıllar arasında İslam dünyasının bilimsel, teknolojik ve kültürel olarak zirvede olduğu dönem

İslam'ın Altın Çağı veya İslam Rönesansı, tarihsel olarak Orta Çağ'da, Abbâsîler döneminde 8. yüzyılın ortalarında başlayan ve 15. yüzyılın sonlarına kadar devam eden, İslâm dünyasının çoğunun bilimsel, ekonomik, kültürel, sanatsal, siyasi ve dinî yönlerden zirvede olduğu dönemi ifade eder. Abbâsîler devrinde, Hârûnürreşîd tarafından Bağdat'ta Beytülhikme adında büyük bir bilim merkezinin kurulması ile başlayan bu dönemin, Moğolların 1258'de Bağdat'ı kuşatıp yağmalaması ve böylelikle Abbâsî Hâlifeliği'nin yıkılması ile son bulduğu şeklinde genel bir kabul vardır. Ancak bazı kaynaklarda bu dönemin 14. yüzyıla kadar, bazı kaynaklarda da 15. yüzyıla, hatta 16. yüzyıla kadar sürdüğü ifade edilir.

<span class="mw-page-title-main">Felsefe</span> soyut, genel ve temel birtakım probleme ilişkin yapılan sistematik çalışma

Felsefe veya düşünbilim; varlık, bilgi, değerler, gerçek, doğruluk, zihin ve dil gibi konularla ilgili soyut, genel ve temel problemlere ilişkin yapılan sistematik çalışmalardır. Felsefe ile uğraşan kişilere filozof denir.

<span class="mw-page-title-main">Beytü'l-Hikme</span> Abbâsîlerin 800lü yılların başında Bağdatta kurduğu, dönemin en büyük kütüphanesi ve çeviri merkezi

Beytülhikme veya Bilgelik Evi, aynı zamanda Büyük Bağdat Kütüphanesi olarak da bilinen, ya büyük bir Abbasi devlet akademisini ve Bağdat'taki entelektüel merkezini ya da İslam'ın Altın Çağı sırasında Abbasi halifelerine ait büyük bir özel kitaplığı belirtir. Bilgelik Evi, Abbasi Halifeliğinin çöküşünün ardından fiziksel kanıt eksikliği ve bir anlatı oluşturmak için edebi kaynakların doğrulanmasına güvenerek, resmi bir akademi olarak işlevlerine ve varlığına ilişkin aktif bir tartışmanın konusudur. Bilgelik Evi, 8. yüzyılın sonlarında Halife Harun Reşid'in koleksiyonları için bir kütüphane olarak veya el-Mansur (754-775) tarafından hem Arapça hem de Farsça nadir kitaplara ve şiir koleksiyonlarına ev sahipliği yapmak üzere oluşturulan özel bir koleksiyon olarak kuruldu.

<span class="mw-page-title-main">Orta Çağ İslam dünyasında bilim</span> 8. yüzyıl ile 15. yüzyıl arasında İslam dünyasında geliştirilen ve uygulanan bilimsel etkinlikler

Orta Çağ İslam dünyasında bilim, İslam'ın Altın Çağı adı verilen ve 8. yüzyıl ile 14. yüzyıl-15. yüzyıl arasında İslam dünyasında geliştirilen ve uygulanan bilim. Bu dönemde Hint, Fars, Sabii ve özellikle Yunan uygarlıklarına ait eserler Arapçaya tercüme edildi. Bu çeviriler tüm bir Orta Çağ boyunca İslam uygarlığında yaşayan bilim insanlarının bilimsel gelişmelerde bulunmalarına ve bu gelişmeleri sonraki yüzyıllara taşımalarına olanak sağladı.

<span class="mw-page-title-main">Huneyn bin İshak</span> Arap bilim insanı ve hekim (809–873)

Huneyn bin İshak, Abbasi döneminde yaşamış ünlü bir mütercim ve hekimdir. Tam künyesi Ebu Zeyd Huneyn bin İshak el-İbadi'dir. Hristiyan bir Arap aşireti olan İbad'a mensuptur. Arapça, Süryanice, Grekçe'yi çok iyi derecede bilen Huneyn, bu, dillerdeki yetkinliği ve tercümelerinin kalitesi sebebiyle Abbasi halifesi Memun döneminden El-Mutasım dönemine kadar Bağdat'a hekimlik ve mütercimlik yapmıştır. Pehlevice bildiği rivayet edilse de ders aldığı kişi, Halil bin Ahmed, o dünyaya gelmeden ölmüştür. İki oğlu vardır: Birinin adı Davut'tur ve çağında yetkin bir pratisyen hekim olarak tanınmıştır. Diğerinin adı ise İshak'tır ve İshak, babasından bile yetenekli tercüman olarak tanınmıştır;

<span class="mw-page-title-main">İsagoci</span>

Isagoge, Îsâgûcî, Porfirios tarafından Yunanca yazılan ve Boethius tarafından Latinceye çevrilen Aristoteles'in kategorilerine giriş niteliği taşıyordu. Onun ölümünden sonra en az bin yıl boyunca mantık üzerine standart ders kitabıydı. Tüm antik yorumcular Ammonius, Elias ve David'e göre, 268-270 yılları arasında Sicilya'daki Porfirios tarafından bestelenmiş ve Khrysaorium'a gönderilmiştir. Çalışma; "Porfirios ağacı" olarak bilinen, genel olarak maddeden bireylere kadar cinslerin ve türlerin oldukça etkili hiyerarşik sınıflandırmasını ve evrenseller sorunundan bahseden bir giriş içeriyordu.

Dimitri Gutas, Yale Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü'nde Arap ve İslami Çalışmalar profesörü olan Amerikalı bir Arabist ve Helenisttir..

Toledo Çevirmenler Okulu on ikinci ve on üçüncü yüzyılda İslami-Yahudi literatürü ve Klasik Arapçadaki(Fusha) ilmi eserleri hususan Latinceye tercüme etmek maksadıyla teşkil edilmiş bir müessesedir.

<span class="mw-page-title-main">Bizans İmparatorluğu'nda felsefe</span>

Bizans felsefesi, özellikle 8. ve 15. yüzyıllar arasında Bizans İmparatorluğu'nun filozof ve bilginlerinin kendine özgü felsefi fikirlerini ifade eder. Hristiyan bir dünya görüşü ile karakterize edilmiştir, ancak fikirleri doğrudan Platon, Aristoteles ve Neo-Platoncuların Yunan metinlerinden alınan bir dünya görüşüydü.