İçeriğe atla

Yumuşak dengeleme

Yumuşak dengeleme, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, özellikle de 2003 Irak Savaşı sonrasında ortaya çıkan askeri olmayan dengeleme biçimlerini tanımlamak için kullanılan, güç dengesi teorisine yakın zamanda eklenen bir kavramdır. Bir strateji olarak yumuşak dengeleme Robert Pape[1] ve T. V. Paul’un[2] çalışmalarına dayandırılır. Stephen Brooks, William Wohlforth[3] ve Augusto Dall’Agnol[4] tarafından ise eleştirilmiştir. Yumuşak dengeleme Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika gibi birçok gelişmekte olan ülkede uygulanmıştır. Çoğu ülkenin ortak paydası güçlü bir askeri güce sahip olmamalarıdır, bu nedenle saldırgan güç yerine iç güç kullanmaktadırlar.

Yumuşak dengeleme, daha zayıf devletler daha güçlü bir devletin hakimiyetinin ve etkisinin kabul edilemez olduğuna karar verdiğinde, daha güçlü devletin askeri avantajının geleneksel dengelemenin mümkün olmadığı hatta imkansız olduğu kadar ezici olduğu durumlarda ortaya çıkar. Ezici askerli üstünlüğe ek olarak akademisyenler ayrıca demokratik barış teorisinin demokrasiler arasında sert dengelemeden ziyade yumuşak dengelemeyi tercih ettiğini öne sürmektedir.

Geleneksel dengelemenin aksine yumuşak dengeleme güç dengesini fiziksel olarak değiştirmek için değil, daha güçlü olan devletin tek taraflı eylemlerini zayıflatmak, engellemek ve maliyetini artırmak için yapılır. Yumuşak dengeleme askeri çabalarla değil, ekonomik, diplomatik ve kurumsal yöntemlerin karışımı ile gerçekleştirilir. Yani, yumuşak dengeleme “agresif tek taraflı ABD askeri politikalarını geciktirmek, engellemek ve zayıflatmak için askeri olmayan araçlar” kullanır.[5] Askeri olmayan araçlar kullanıldığı için yumuşak dengeleme, Thomas Mowle ve David Sacko tarafından etkisiz olarak kabul edilir ve yumuşak dengelemenin “hiç dengelemeyen dengeleme” olduğunu iddia ederler.[6]

Yumuşak dengeleme, sert dengeleme ve eklemlenme teorileri ile çarpışır.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ “Soft Balancing against the United States,” International Security, 30/1, (Summer 2005): p 7-45.
  2. ^ “Soft Balancing in the Age of US Primacy,” International Security, 30/1, (Summer 2005): p 46-71.
  3. ^ Stephen G. Brooks & William C. Wohlforth, "Hard Times for Soft Balancing", International Security, 30/1, (Summer 2005): p 72–108
  4. ^ Dall'Agnol, Augusto C. "Balancing in unipolarity: who is afraid of balance of power?". Brazilian Journal of International Relations. 16 Ocak 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ocak 2024.  Vol. 7, No. 3 (2018), pp. 494-515, for further discussions and critics on soft balancing".
  5. ^ Robert Anthony Pape. "Soft Balancing against the United States" in International Security, Volume 30, Number 1, Summer 2005.
  6. ^ Thomas S. Mowle & David H. Sacko,The Unipolar World: An Unbalanced Future, (New York: Macmillan, 2007), p. 147.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">İktidar</span>

Sosyal bilim ve siyasette, İktidar, etkilerin sosyal üretimidir ve bu etkiler aktörlerin kapasitelerini, eylemlerini, inançlarını veya davranışlarını belirler. İktidar, sadece bir aktörün diğerine karşı zorlama yoluyla (zorlama) tehdit veya kullanımını ifade etmez, aynı zamanda kurumlar gibi yaygın araçlar aracılığıyla da kullanılabilir. İktidar, aynı zamanda aktörleri birbirine bağlı olarak düzenleyen yapısal biçimler olabilir ve söylemsel biçimler alabilir, çünkü mevkiler bazı davranış ve gruplara diğerlerine göre meşruluk sağlayabilir.

Uluslararası ilişkiler, siyaset biliminin bir dalıdır ve "uluslararası sistem" içindeki aktörlerin, özellikle de uluslararası ilişkilerin temel aktörü olarak kabul edilen devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası/bölgesel/hükûmetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinlerarası bir disiplindir.

Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder. Siyaset ve hükümeti inceleyen sosyal bilim dalı ise siyaset bilimi olarak adlandırılır.

İkinci İntifada veya El Aksa İntifadası , Eylül 2000'den 2005 yılına kadar devam eden ikinci Filistin ayaklanmasıdır. İsrail ve Filistin arasındaki çatışmalar Şubat 2005 yılında Ariel Şaron ve Mahmud Abbas'ın katıldığı Sharm ek-Sheikh Zirvesi ile sona ermiş. Ayrıca Oslo Savaşı olarak da bilinir. Toplam ölü sayısı Filistin tarafında 3000 ve İsrail tarafında 1000 i buldu ve ayrıca 64 yabancı da hayatını ayaklanma sürecinde kaybetti. B’Tselem’in raporlarına göre, 30 Nisan 2008 tarihine kadar öldürülen Filistinlilerin 35.2% si ayaklanmalarda aktif bir şekilde rol aldı, 46.4% ü ayaklanmalara katılmadı ve 18.5% inin katılıp katılmadığı bilinmiyor. Yine B’Tselem raporlarına göre, İsrail tarafında ölenlerin 31.7% si güvenlik güçlerinden ve 68.3% ü sivillerdendi. Diğer yandan, İsrail Uluslararası Terörle Mücadele Enstitüsü’nün 2005 tarihli bir çalışmasına göre, Filistinliler arasında yaşamını kaybedenlerin çoğunluğu mücahitti. Enstitü, İsrailli şiddete başvuranların, 22% olduğu ve sivillerin, 78% olduğu sonucuna vardı. Bundan önceki Birinci İntifada 1987 ve 1993 yılları arasında gerçekleşti.

<span class="mw-page-title-main">Askerî ittifak</span> askerî işbirliği amacıyla farklı devletler arasındaki ittifak

Askerî ittifak, uluslararasında ulusal güvenlikle ilgili karşılıklı yükümlülükleri belirleyen resmi bir anlaşmadır. Bir ulusun saldırıya uğraması durumunda, ittifak üyeleri genellikle doğrudan saldırıya uğramış olsalar bile savunmaya gelmekle yükümlüdürler. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana, askeri ittifaklar genellikle daha az agresif davranmış ve daha çok caydırıcı bir rol oynamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Araştırma ve Çözümleme Kanadı</span>

Araştırma ve Çözümleme Kanadı Hindistan'ın başlıca dış istihbarat kuruluşudur. Bu İstihbarat Bürosu tarafından üstlenilen istihbarat toplama boşluklarına maruz kalarak 1962 Çin-Hint Savaşı ve 1965 Hint-Pakistan Savaşı sonrasında oluşturuldu. Bu uzmanlaşmış, bağımsız ajans yabancı istihbarat toplama için gerekli olan durumlarda Hindistan Hükûmeti'ni ikna etmiştir. Böylece R&AW ilk Direktörü Rameshwar Nath Kao gözetiminde Eylül 1968 yılında kuruldu.

<span class="mw-page-title-main">Arap Sosyalist Baas Partisi - Suriye Bölgesi</span> Suriyede bir siyasi parti

Arap Sosyalist Baas Partisi - Suriye Bölgesi, resmi olarak Suriye Bölgesel Şubesi, 7 Nisan 1947'de Mişel Eflak, Selahaddin el-Bitar ve Zeki el-Arsuzi'nin takipçileri tarafından kurulmuş neo-Baasçı bir örgüttür. Parti, 1966'daki orijinal Baas Partisi'ndeki bölünmenin ardından Suriye'nin hâkim olduğu Baas hareketine bağlılığını bildirmeden önce orijinal Baas Partisinin (1947-1966) bölgesel şubesiydi. Parti, Baasçıları iktidara getiren 1963 Suriye darbesinden bu yana Suriye'yi kesintisiz olarak yönetmektedir.

Neorealizm veya yapısal gerçekçilik, 1979'da Kenneth Waltz'un Uluslararası Politika Teorisi kitabının yayınlanmasıyla ilişkilendirilebilen uluslararası ilişkiler teorisinde bir eğilimdir. Waltz sistematik bir yaklaşımı savunuyor: uluslararası yapı devlet davranışında bir kısıtlama görevi görüyor, böylece sadece sonuçları beklenen eylem aralığına giren devletler hayatta kalıyor. Bu sistem, firmaların piyasaya dayalı bir dizi ürün ve miktar için fiyat belirledikleri bir mikroekonomik modele benzerdir.

Hegemonik İstikrar Teorisi (HİT), siyaset bilimi, ekonomi ve tarih alanlarındaki araştırmalara dayanan bir uluslararası ilişkiler teorisidir. HİT, tek bir devlet egemen dünya gücü veya hegemon olduğunda uluslararası sistemin istikrarlı kalma olasılığının daha yüksek olduğunu öne sürer. Buna göre hegemonyanın sona ermesi uluslararası sistemin istikrarını azaltır. Hegemonyanın istikrarı için kanıt olarak, HİT savunucuları sık sık Pax Britannica ve Pax Americana'ya, ayrıca Birinci Dünya Savaşı'ndan önceki istikrarsızlığa ve iki savaş arası dönemin istikrarsızlığına vurgu yapar.

<span class="mw-page-title-main">Meyselun Muharebesi</span> Fransa-Suriye Savaşında bir muharebe

Meyselun Muharebesi, Meyselun Geçidi Muharebesi veya Han Meyselun Muharebesi olarak da adlandırılır, Suriye Arap Krallığı güçleri ile Fransız Levant Ordusu arasında 24 Temmuz 1920'de Şam'ın yaklaşık 25 kilometre batısında Anti-Lübnan Dağları'ndaki Han Meyselun yakınlarında yapılan dört saatlik bir savaştı.

Saldırgan realizm, uluslararası ilişkilerde neorealist düşünceye ait yapısal bir teoridir ve siyaset bilimci John Mearsheimer tarafından savunmacı realizme tepki olarak ortaya atılmıştır. Saldırgan realizm, uluslararası sistemin anarşik doğasının uluslararası politikada saldırgan devlet davranışlarının teşvik edilmesinden sorumlu olduğunu savunur. Teori, büyük güçleri, uluslararası sisteme hükmetme yönündeki tutarlı amaçları doğrultusunda dengeleme stratejileri yerine sorumluluk yükleme ve kendi reklamını yapmaya öncelik veren yani gücü maksimize eden revizyonistler olarak tasvir ederek savunmacı realizmden temelde ayrılır. Teori, uluslararası ilişkilerin incelenmesi ve anlaşılması için önemli alternatif katkılar getirmekte ancak bir eleştiri konusu olmaya devam etmektedir.

Savunmacı realizm ya da savunmacı neorealizm, uluslararası ilişkilerde neorealizm ekolünden yapısal bir teoridir. Teori, siyaset bilimci Kenneth Waltz’un Uluslararası Politika Teorisi’nde temellenmektedir. Waltz, uluslararası sistemin anarşik yapısının, devletleri millî güvenliklerini sağlamak için ılımlı ve çekingen politikalar izlemeye teşvik ettiğini ileri sürmektedir. Buna karşılık, saldırgan realizm ise devletlerin tahakküm ve hegemonya yoluyla güvenliklerini sağlamak için güçlerini ve etkilerini en üst düzeye çıkarmaya çalıştıklarını varsaymaktadır. Savunmacı neorealizm, saldırgan neorealistler tarafından teşvik edilen saldırgan politikaların devletlerin güç dengesi teorisine uyma eğilimini bozduğunu ve birincil hedef olarak iddia ettikleri güvenlik durumunu bozduğunu ileri sürer. Savunmacı realizm ne devletlerarası çatışmanın gerçekliğini ne de devlet genişlemesi için politikaların varlığını reddeder, ancak bu teşviklerin düzensiz olduğunu ileri sürerler. Savunmacı neorealizm, çatışmanın patlak vermesini açıklamak için güvenlik ikilemine, coğrafya gibi “yapısal değişkenlere” ve elitlerin inanç ve algılarına işaret eder.

Offshore dengeleme, uluslararası ilişkilerde realist teoride kullanılan stratejik bir kavramdır. Büyük bir gücün, potansiyel olarak düşman güçlerin yükselişini kontrol etmek için tercih edilen bölgesel güçleri kullandığı bir stratejiyi tanımlar. Bu strateji ABD'deki baskın büyük strateji olan liberal hegemonya ile zıttır. Offshore dengeleme, büyük bir gücün karadaki pozisyonlarından çekilmesi ve offshore kabiliyetlerini dünyanın üç kilit jeopolitik bölgesine odaklamasını gerektirir: Avrupa, Basra Körfezi ve Kuzeydoğu Asya.

<span class="mw-page-title-main">Güç dengesi (uluslararası ilişkiler)</span>

Uluslararası ilişkilerde güç dengesi teorisi, devletlerin herhangi bir devletin diğerlerine üstünlük kuracak kadar askerî güç kazanmasını önleyerek hayatta kalmalarını güvence altına alabileceğini öne süren teoridir. Teori, bir devlet çok daha güçlü hale gelirse daha zayıf komşularından yararlanacağını ve böylece onları savunma amaçlı bir koalisyona iteceğini öngörür. Bazı realistler, rakip koalisyonlar arasında güç dengesi olduğunda saldırganlığın karlı olmamasından dolayı güç dengesi sisteminin, baskın bir devletin olduğu bir sistemden daha istikrarlı olduğunu savunurlar.

Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi, Amerikalı akademisyen John Mearsheimer’ın 2001 yılında yayınladığı uluslararası ilişkiler teorisi konulu kitabıdır. Mearsheimer, “saldırgan realizm” teorisini, temel varsayımlarını, erken dönem realist teoriden evrimini ve öngörü kabiliyetini belirterek açıklamakta ve savunmaktadır. Kitaptan uyarlanan bir makale daha önce Foreign Affairs dergisinde yayınlanmıştır.

Tehdit dengesi teorisi, Stephen M. Walt tarafından 1985 yılında International Security dergisinde yayınlanan “Alliance Formation and the Balance of World Power” adlı makalesinde ortaya atılmıştır. Daha sonra “The Origins of Alliances” (1987) adlı kitabında daha da detaylandırılmıştır. Teori, neorealist uluslararası ilişkiler okulundaki popüler güç dengesi teorisini değiştirmiştir.

Uluslararası ilişkilerde eklemlenme ya da yandaşlık veya peşine takılma bir devletin daha güçlü, hasım bir güçle ittifak kurması ve birlikte ele geçirdikleri ganimetlerden daha güçlü hasmın orantısız bir şekilde kazanç sağladığını kabul etmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle bu eklemlenme durumu, kendilerini zayıf bir konumda bulan devletler tarafından kullanılan bir stratejidir. Mantık, silahsız ve zayıf bir devletin daha güçlü bir düşmanla aynı safta yer almasını öngörür çünkü güçlü olan zaten istediğini zorla alabilir. Thukididis'in meşhur “güçlüler yapabileceklerini yapar, zayıflar ise çekmeleri gerekeni çeker” sözü eklemlenme (bandwagoning) stratejisinin özünü yansıtır.

<span class="mw-page-title-main">Dengeleme (uluslararası ilişkiler)</span>

Dengeleme kavramı, realist düşünce ekolünün en etkili teorisi olan ve çok devletli bir sistemde hegemonya oluşumunun ulaşılamaz olduğunu çünkü hegemonyanın diğer devletler tarafından bir tehdit olarak algılandığını ve bunun da potansiyel bir hegemona karşı dengeleme yapmalarına neden olduğunu varsayan güç dengesi teorisinden türemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Klasik realizm (uluslararası ilişkiler)</span>

Klasik realizm, realist düşünce okulundan bir uluslararası ilişkiler teorisidir. Realizm şu varsayımlarda bulunur: devletler uluslararası ilişkiler sisteminin ana aktörleridir, uluslararası bir uluslararası otorite yoktur, devletler kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder ve devletler kendilerini korumak için güce ulaşmaya çalışır. Klasik realizm, devlet davranışını ve devletlerarası çatışmanın nedenlerini açıklamada insan doğasını ve iç politikayı özel bir vurgu yapmasından dolayı diğer realizm türlerinden ayrılır. Klasik realist teori, insan doğasına dair kötümser bir bakış açısını benimser ve insanların doğası gereği iyiliksever olmadığını ve bunun yerine çıkarcı olduklarını, korku ya da saldırganlıkla hareket ettiklerini savunur. Ayrıca, bu insan doğasının uluslararası anarşi nedeniyle devletler tarafından uluslararası politikaya yansıtıldığını vurgular.

Liberal kurumsalcılık, devletler arasında uluslararası işbirliğinin mümkün ve sürdürülebilir olduğunu ve bu işbirliğinin çatışma ve rekabeti azaltabileceğini savunan bir uluslararası ilişkiler teorisidir. Neoliberalizm, liberalizmin gözden geçirilmiş bir versiyonudur. Neorealizm ile birlikte liberal kurumsalcılık, uluslararası ilişkilere yönelik en etkili iki çağdaş yaklaşımdan biridir.