İçeriğe atla

Yumuşak Sediman Deformasyonu

Suya doymuş ve kohezyonsuz sedimanlarda yumuşak çökel deformasyon yapılarının gelişmesi için en önemli faktör sıvılaşmadır. Bu yapılar genellikle, ince çakıllı, kumlu ve siltli sedimanlarda, üst basınç, fırtına kökenli dalgaların etkisi, ani yeraltı su seviyesi değişimleri, yoğunluk akıntıları ya da deprem kökenli sarsıntılarla oluşabilmektedir.[1]

Konvolüt tabakalanma ve Laminasyon

Dosya:Soft sed deformation mcr1.JPG

Konvolüt tabakalanma, tabaka veya laminaların çoğunlukla küçük ölçekli senklinal ve antiklinal şeklinde kıvrımlanıp buruşmasıdır. Bu yapı genellikle bir tek çökel birimi içinde yer alır, alttaki ve üstteki tabakalar deformasyondan hiç etkilenmez veya çok az etkilenirler. Faylanma göstermezler, ancak üste gelen sedimantasyon birimi kıvrımlı tabakaların bir kısmını traşlayabilir. Konvolüt laminasyon gösteren birimlerin kalınlığı çoğunlukla 3–25 cm arasında değişir.

Gelgitarası çökelleri, taşkın çökelleri ve nokta bar çökelleri bu yapıyı içerebilirler.[2]

Alev yapıları

Dosya:Soft sed deformation turbidites.jpg

Alev yapıları, çamurun üstteki bir tabaka içine sokulmasıdır. Çoğunlukla diğer çökel yüklenme yapıları ile bir arada bulunurlar. Suya doygun çamurların üstteki kum tabakası içine sokulması ile oluştuğu düşünülür.[2]

Tabak Yapısı

Dosya:RedRocksDistortedBeds.JPG

Tabak Yapısı içinde çoğunlukla kumtaşı ve silttaşı bulunur. Her "çanak" boyutu genellikle 1 cm ila 50 cm arasında değişir ve suyun alınması sonucunda oluşur.[2]

Slump yapısı

Eğimlerde ve yamaçlarda çökelmiş sedimanlar her an kaymaya eğilimlidirler. Kayma küçük ölçekte olduğu gibi çok büyük ölçeklerde de birçok tabakayı ve katmanı içerecek şekilde gerçekleşebilir. Tabakaların kayma sonucu buruşması çok yaygındır.Sedimantasyon esnasında oluşan yıkılma yapılarını tektonik yıkılma yapılarından ayıran en önemli özellik alttan ve üstten deformasyona uğramamış tabakalar tarafından sınırlanmasıdır. Altta kıvrımlanmamış deformasyona uğramamış kaymanın olduğu bazal tabaka ve üstte ise kıvrımlanmadan sonra sedimantasyonun olduğunu gösteren tabakalanma vardır. Bu tabakalar dereceli olarak az kıvrımlıdan deformasyona uğramamış tabakaya tedrici geçiş ile karakterize edilirler. Bir başka deyişle kıvrımlı düzeyi ve üstü simetrik değildir.[2]

Kaynakça

  1. ^ AKARCA, Cansu Diniz (2014). BİGADİÇ (BALIKESİR) YÖRESİ NEOJEN ÇÖKELLERİNDEKİ YUMUŞAK SEDİMENT DEFORMASYON YAPILARININ ÖZELLİKLERİ. Balıkesir. ss. 34-35. 
  2. ^ a b c d Erkal, Tevfik; Kerey, İlyas Erdal (2014). Sedimantoloji. İstanbul: Nobel Kitap. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Fay ya da kırık, iki kıta sahanlığının birbirlerine sürtünerek zıt yönlerde hareketleri sonucu oluşan yapıya verilen isimdir. Kırıkların uzunlukları boyunca jeolojik tabakalar iki ayrı blok halinde yer değiştirir. Buradaki "kırık" terimi çatlaklarla karıştırılmamalıdır. Zira çatlaklarda kırılma yüzeyleri boyunca bir yer değiştirme, bir kayma söz konusu değildir. Bir çatlağın fay olabilmesi için fay aynası, tavan ve taban blokları ve atıma gerek vardır.

<span class="mw-page-title-main">Tortul kayaçlar</span>

Üç ana kayaç türünden biri olan tortul kayaçlar, yeryüzünde en çok görülen kayaç türüdür. Dünya'nın yüzeyinin yaklaşık yüzde 75'ini yerkabuğunun ise yaklaşık yüzde 8'ini kaplarlar. Bu kayaçlar genellikle tabakalı olarak bulunurlar ve içerisinde organizma kalıntıları (fosil) bulundururlar. Sarkıt ve dikitler bu kayaçların oluşturduğu jeolojik yapılara örneklerdir. Tortul kayaçların büyük bir kısmı dış etmenler tarafından yeryüzünün aşındırılmasıyla meydana gelen çeşitli büyüklükteki unsurların (sediman) taşınarak çukur sahalara biriktirilmesi sonucu oluşmuşlardır. Bu olaya genel anlamda tortullaşma denir. Biriken unsurlar önceleri boşluklu gevşek bir yapıya sahiptirler. Fakat zamanla sıkışıp sertleşirler. Bir birikme sahasında, sonradan biriken unsurlar öncekiler üzerinde birikerek ağırlıkları vasıtasıyla basınç yaparlar. Bu basınç sonucu unsurlar, aralarındaki boşlukların küçülmesi ve büyük ölçüde ortadan kalkmasıyla sıkışır ve sertleşirler. Tortul depoların veya kayaçların oluştukları ortamlar yerden yere farklılık gösterirler.

<span class="mw-page-title-main">Fiyort</span>

Fiyort, denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşan ve çoğunlukla iç kesimlere kadar sokulan; ince, uzun, genellikle çok derin ve kenarları çok dik körfez. Fiyortlar; genellikle Norveç, Grönland, Alaska gibi kuzey ülkelerinde görülen ilginç bir kıyı tipidir. Norveç'teki Sognefjord' un derinliği 1.234m, Şili'deki Messier kanalının derinliği ise 1.270m'dir. Bu fiyortlardan özellikle Norveç'tekiler dünyanın en güzel görünümlerini oluştururlar. Suya gömülü bu vadiler bu kadar derin olması, buzul kökenli olmalarıyla açıklanır. Bu vadilerde oluşan çok iri, kalın ve ağır buzulların, okyanus sularına karışmadan önce vadi tabanını deniz düzeyinin altına inecek kadar aşındırdığı sanılmaktadır. Buzullar eridikten sonra bu vadileri deniz suyu kaplamıştır. Fiyortların orta ve üst kesimleri denize açılan kesimlerinden genellikle daha sarptır. Bu durum, buzulların kaynaklarına yakın bölgelerde daha hızlı hareket etmesinden ve bu nedenle aşındırma etkisinin daha fazla olmasından ileri gelir. Fiyortları eşik bölgeleri sığdır bu nedenle de çoğunun dibinde, durgun su ve hidrojen sülfür içeren siyah çamur bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Esker</span>

Esker, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın geçmişte buzullarla kaplı olan bölgelerinde bulunan kum, çakıl ve buzultaş katmanlardan oluşan uzun, yılankavi çökelti yığınlarına verilen addır. İrlandaca eiscir kelimesinden gelmektedir. Çok uzun olabilen eskerler Demiryolu setlerine benzer.

<span class="mw-page-title-main">Tektonik</span>

Tektonik, yer kabuğunun yapısını, özelliklerini ve zaman içindeki gelişimini kontrol eden süreçtir. Özellikle, dağ inşası süreçlerini, kratonlar olarak bilinen kıtaların güçlü, eski çekirdeklerinin büyümesini, davranışını ve Dünya'nın dış kabuğunu oluşturan nispeten sert plakaların birbirleriyle etkileşme yollarını açıklar. Tektonik ayrıca küresel nüfusu doğrudan etkileyen deprem ve volkanik kuşakları anlamak için bir çevre sunmaktadır. Tektonik çalışmalar, fosil yakıtları ve metalik ve metalik olmayan kaynakların maden yataklarını arayan ekonomik jeologlar için kılavuz olarak önemlidir. Erozyon kalıplarını ve diğer Dünya yüzey özelliklerini açıklamak için jeomorfologlar için tektonik prensiplerin anlaşılması şarttır.

<span class="mw-page-title-main">Menderes</span> nehrin yatağındaki kıvrım

Menderes,, bir nehrin yatağında meydana gelen kıvrımlara verilen addır.

Nevali Çori, Şanlıurfa ilinin Hilvan ilçesine bağlı Güluşağı mahallesinin hemen kuzeybatısında bulunan bir höyüktür. Höyük, Atatürk Baraj Gölü suları altında kalmadan önce Fırat'ın bir kolu olan Kantara Deresi'nin iki yanında yer almaktaydı. Dere höyüğü ikiye bölmüş durumdadır. Yerleşme, derenin doğu yakasında 90 X 40 metre boyutlarında, batı yakasında ise daha küçük bir alandır. Bu yerleşmelerden büyük olanı (doğu) Nevali Çori I, batı taraftaki ise Nevali Çori II olarak adlandırılmaktadır. Yerleşmenin arkeolojik olarak en önemli tabakaları, beş yapı katı olarak izlenen, Nevali Çori I olarak tanımlanan kesimdeki Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ tabakalarıdır. Bu tabakalarda yürütülen kazı çalışmaları ve buluntular üzerinde yapılan analizler, Nevali Çori neolitik halkının esas olarak avcı - toplayıcı yaşam tarzını sürdürmekle birlikte, tarım ve hayvancılık yaptığını ortaya koymaktadır. Ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ise Orta Fırat Havzası'nın Erken Neolitiği hakkında önemli bilgiler vermiştir. Özellikle, Göbekli Tepe, Urfa – Yeni Mahalle, Karahan, Sefer Tepe, Hamzan Tepe ve Taşlı Tepe gibi arkeolojik alanlarda benzerleri görülen T biçimli sütunların yer aldığı kült binası önemli bir keşif olmuştur.

Tilkitepe Höyüğü ya da eski kaynaklarda Şamramaltı Van il merkezinin 7 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Günümüzde Van Havaalanı sınırları içinde olup kısmen havaalanı olarak kullanılmaktadır. Höyük 55 metre çapında, 6-7 metre yüksekliğindedir.

Karaoğlan Höyüğü, Ankara İl merkezinin 25 km. güneyinde, Mogan Gölü'nün güneydoğu ucunda yer alan bir höyüktür. Bulunduğu bölge Ankara bölgesinden güneydoğu ve güneybatı yönlerine uzanan ana ticaret yollarının kavşağı durumundaydı. Tepe, 260 x 180 metre boyutlarında ve 18-20 metre yüksekliğindedir. Höyük Ankara – Konya kara yolu üzerindedir.

Fosilleşme organizmaların mineral çöküntülerin içine gömülerek zaman içinde mineraller üzerinde kalıplarının çıkması işlemidir. Jeolojik devirlerde deniz, göl ve karalarda yaşamış olan hayvanlar öldükleri zaman yumuşak kısımları çürümüş, sert kısımları olan kabukları (kavkılar), iskeletler, dişler deniz yahut göl dibinde sedimanlar içine gömülerek orada bazı fiziksel ve kimyasal etkiler altında muhafaza olmuşlardır. İşte organizmaların tortul taşlar içinde rastlanan tüm bu kalıntılarına fosil adı verilir. Çeşitli hayvansal ve bitkisel organizmaların böylece fosil haline gelmesi olayına da fosilleşme denir.

Foliasyon (Yapraklanma), kayaç içindeki minerallerinin fiziksel olarak mika ve kille yeniden düzenlenmesi ile de meydana getirilebilir.

<span class="mw-page-title-main">Litostratigrafi</span>

Litostratigrafi, birimleri sedimanter, volkanik ve bunların kısmen metamorfize olmuş cinslerinin litolojilerine ve stratigrafik konumlarına göre tanımlanmış birimlerdir. Bir litostratigrafi birimi bir ya da daha fazla litoloji tipinden oluşmuş, kendi içinde bir bütünlük gösteren ve komşu birimlerden bu özelliğiyle ayrılan bir kaya birimidir. Bu birimler genellikle istiflenme kurallarına uyar ve çoğu kez tabakalıdır. Litolojik sınırların dereceli geçişli veya belirsiz olduğu durumlarda sedimanter yapılar, jeomorfolojik özellikler, mineral kapsamı, fosiller ve diğer fiziksel özellikler de bu birimlerin tanımlanmasında kullanılabilir. Fosiller bu durumda litoloji biriminin fiziksel içeriği olarak düşünülür.

Uyumsuzluk, jeolojik katmanlar arasındaki tabakalanma düzlemi, jeolojik zaman bağlamında düşünüldüğünde önemsiz olan dakikalar, saatler, yıllar ya da onlarca yılık dönemlerde depolanmadaki bir kesikliği gösterebilir. Bununla beraber kimi tabaka istiflerinde çökelimin olmadığı, aşınma ya da her ikisinin birden olduğu zamanları gösteren uyumsuzluk olarak bilinen yüzeyler bulunabilir. Bu uyumsuzluklar belki milyonlarca ya da on milyonlarca yılık uzun jeolojik zaman dönemlerini kaplar. Belirli bir yerdeki jeolojik kayıtlar da tam olmayabilir ve tabakalarla gösterilmeyen herhangi bir jeolojik zaman aralığına hiyatüs denir.

<span class="mw-page-title-main">Yalıtaşı</span>

Yalıtaşı, kıyı bölgesinin gelgit arası kesiminde kum ve çakıl boyutlu sedimanların karbonat çimento ile bağlanarak taşlaşması sonucu oluşmuş sedimanter yapıdır. Çimentolu tortul kayaçlar bulunduğu yere bağlı olarak, yalıtaşlarını oluşturmak için çimentolu tortul kabukları, mercan parçaları, farklı türde kaya parçaları ve diğer malzemelerin değişken bir karışımından oluşabilir. Yalıtaşı, genellikle tropikal veya subtropikal bölgelerde gelgit bölgesi içinde oluşurlar. Ancak, kuvaternerde oluşan yalıtaşları kuzey ve güney yarımkürelerin 60 'enlemine kadar görülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Paleosismoloji</span>

Paleosismoloji, depremler oluştuktan çok sonra eski deprem izlerinin araştırılmasıdır. Aletsel dönem kayıtları ve günümüz araştırmalarından önce olmuş eski depremler ile ilgili bilgiler olmadan, sismologların merak ettiği pek çok soruya yanıt verilemez. Bu sorular genellikle tarihsel dönem öncesi depremlerle ilgili faylar, kıvrımlar ve ikincil etkiler konusundadır. Diğer önemli sorular, bir deprem döngüsünün uzunluğu, bu döngünün düzenli ya da düzensiz oluşu ve bir depremle diğerinin kaynak özelliklerinin benzer olup olmamasıdır. Birçok önemli keşifler paleosismoloji tekniklerinden faydalanılarak yapılmıştır. Örneğin; birçok küçük depremin bir şekilde San Andreas gibi fayları rahatlatacağı ve büyük deprem ihtimalini azaltacağı yönünde yaygın bir yanlış düşünce vardır. Paleosismoloji sayesinde şimdi bilinmektedir ki, fayın tüm hareketleri son derece büyük depremlerle gerçekleşir. Bu sismik olayların hepsi, sedimantasyon kayırlarında iz bırakır.

<span class="mw-page-title-main">Okyanusal kabuk</span>

Okyanus tabanlarında magmadan gelen malzemenin katılaşması ile oluşan kabuk. Okyanusal kabuk dünyanın bir parçası olan litosfer kabuğunun üzerinde bulunan okyanus havzalarıdır. Mafik kayaçlardan ya da demir ve magnezyum açısından zengin olan sima dan oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Azerbaycan jeolojisi</span>

Azerbaycan'ın arazisi, Kafkasya arazisinin tamamı gibi, Alplerin kıvrımlı kuşağına ait olup karmaşık tektonik yapıya sahiptir. Azerbaycan Cumhuriyeti arazisinde son 13-15 bin yıl içinde yer alan jeolojik ve jeomorfolojik süreçler, iklim şartları ve denizin toplu olarak gerilemesi eşsiz yer şekillerini oluşturmuştur. Kayaçların yaşı, Alt Pliyosenden başlayarak çağdaş döneme kadar tüm zamanlarda insanların dikkatini çekmiştir. Azerbaycan arazisinde en eski kayaçlar, Alt Paleozoik, karmaşık metamorfik şistler çökelimidir. Azerbaycan Cumhuriyetinin arazisi paleontolojik ve mineralojik anıtlarla zengindir. Volkanik-magmatik ve tortul kökenli, paleontolojik koşulları yansıtan zaman ve mekân içinde değişen faktörler, aynı zamanda doğal zenginlikler bu kayaçların yaşını belirlemek için imkân sağlamaktadır. Kabuk içeren sapkın kayalar, onların Kretase ve Kretase sonrası dönemleri için yaşlarının tarihini belirlemeye yardımcı oluyor.

<span class="mw-page-title-main">Dom (yerbilim)</span>

Dom, geniş ölçekte yer kabuğu yaylanmaları ve oynamaları sonucu bir bölgenin kubbeye benzer şekilde kabarması, kubbeleşme. iç basınçlar sonucu yeryüzünde oluşan kubbemsi yapılara denir. Dom, geniş anlamda tabakaların duruşu değişmeden epirojenik hareketler ile kubbeleşmesi ile oluşur.

Sedimanter yapılar, çökelme anında oluşan her türlü özelliği içerir. Sedimentler ve tortul kayaçlar, farklı partikül boyutlarına sahip tortu katmanlarının üst üste yığılmasıyla oluşan tabakalanmayla meydana gelir. Bu yataklar milimetreden santimetre kalınlığa kadar değişir ve hatta metre veya birkaç metre kalınlığa kadar çıkabilir.

Jeolojide çapraz tabakalaşma olarak da bilinen çapraz tabakalanma tabaka içinde ve ana yatak düzlemine bir açıda katmanlaşması olarak bilinir. Meydana gelen tortul yapılar eğimli tabakalardan oluşan kabaca yatay birimlerdir. Orijinal çökelme tabakası eğimlidir. Bu tür eğimler çökelme sonrası deformasyonun sonucu değildir. Çapraz yataklar veya "kümeler" çapraz tabakalar olarak bilinen eğimli katman gruplarıdır.