İçeriğe atla

Yuğ

Yuğ – Türk ve Altay halk kültüründe ve inancında Cenaze Töreni. Yoğ veya Yığ olarak da söylenir. Cenaze töreni, cenaze yemeği[1] gibi anlamları vardır. Yuğ, zaman zaman "Ağıt" ile eşanlamlı kullanılsa da daha geniş kapsamlıdır, sadece okunan ezgiyi değil, yapılan töreni de ifade eder.

1. Ağıt (Ağu), 2. Sığıt (Sagu), 3. Yığut (Yuğu) sözcükleri mersiye, ölünün arkasından okunan yas şiiri demektir.

Yuğ Törenleri

Ölüm törenlerinde Ağu, Sagu veya Yuğu adı verilen ezgili koşuklar okunur. Bunların hepsi de ölünün arkasından yaşanan yas sürecindeki acıyı dışavurma ile ilgilidir ve benzer anlamlar içerir. Ölüm törenleri yeryüzündeki tüm kültürlerde büyük öneme sahiptir, çünkü bilinmeyen bir diyara yapılan bu yolculuk her zaman gizemini korumuştur. Türk cenazelerinde ölü bir çadıra konur ve at, sığır veya koyun kurban edilirdi. Daha sonra atlarla çadırın çevresinde dokuz kez dolaşılırdı.[2] Böylece ölünün ruhunun gökyüzüne çıkacağına inanılırdı. Ölü gömüldükten sonra da mezarının başında heykelcikler dikilir ve öldürdüğü düşman sayısı kadar taş konulurdu. Bu taşlara da "balbal" adı verilirdi.[3]

Eski yas törenlerine özel olarak buyur edilen "Yuğcular" (Ağıtçılar), kopuz çalar hatta dans ederlerdi. Bu törenlerde ağıt söylemenin yanı sıra, yüz yırtmak, saç yolmak, başa kül dökmek ve akları soyunup kara giysiler giymek de geleneğin içerisinde yer alırdı. Bazı yerlerde "ölü aşı" vermek de gelenektir. Divan-ı Lügat-it Türk'te bu yemeğe "Yuğ Besen" demiştir. Bu uygulama, Uygurlarda "Üzüt Aşı" adıyla bilinen geleneğin aynısıdır.[4]

Çövenç

Çövenç, Türk halk inancında ölünün ardından dağıtılan helvadır. Sağlamlığın ve diriliğin kaynağı sayılan, bir tür yiyecek. Kaostan evrene geçişi simgeler. Çöven (helvacıotu) ile bağlantılı bir sözcüktür. Helva, Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Ölünün ardından helva yapılması, ateş, su ve un (tarımı ve toprağı simgeler) gibi temel unsurların bir araya gelmesini, ölümden sonra yeniden dirilişi (yemek, canlılık demektir) ifade eder. Çöven, helvayı aklaştırmak için kullanılan bir bitkidir ve çövenç sözcüğü buradan türemiştir.[5] Kökeni çok eski çağlara kadar uzanan ölünün ardından helva yapma geleneği yüzeysel gibi görünse de çok derin anlamları olan bir uygulamadır. Her şeyden önce böyle bir geleneğin sürdürülmesi bile karmaşa karşısında bir düzeni yeniden sağlamayı ifade eder. Gelenek zaten (içeriği insancıl değerlere uygun olduğunda ve doğru uygulandığında) aslında düzen demektir. Helva bir başka açıdan bakıldığında ortak hareket etmeyi ifade eder, hep birlikte yenmesi ortak bilinç anlamına gelir. Çöven kabaran, köpüren demektir. Çöğmek, Çövmek fiilleri kabarmak, köpürmek anlamlarına sahiptir.

Etimoloji

(Yuğ/Yığ/Ağ) kökünden türemiştir. Ağlamak anlamını taşır. Ağıt, ağu, ağlamak, yığlamak, yığut gibi sözcükler hep birbiriyle bağlantılıdır. Yığlamak/Yuğlamak sözcüğü ağlamak demektir. Ayrıca Yo/Yoğ/Yok kökünden yok oluşu da çağrıştırır.

Kaynakça

  1. ^ "Müslüman Türklerde Şamanizm Kalıntıları, Abdülkadir İnan" (PDF). 27 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 15 Aralık 2011. 
  2. ^ İ. Görkem, Türk Dünyasında Yas Törenleri ve Ağıtlar, Türk Dünyası Araştırmaları, 1992, Nisan
  3. ^ Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa - 620)
  4. ^ Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa - 621)
  5. ^ Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011 (OTRS: CC BY-SA 3.0) 27 Aralık 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Ağıt</span> halk türküsü

Ağıt, genellikle bir ölümün ya da acı, üzücü bir olayın ardından söylenen halk türküsü. Doğal afet'ler, ölüm, hastalık gibi çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili sözlerdir. Ağıt söylemeye ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denir. Ağıtın İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki adı sagudur ve yuğ adı verilen cenaze törenlerinde okunur; divan edebiyatındaki adı ise mersiyedir.

Alazlama veya dağlama, Türk ve Altay halk kültüründe Ateş Tedavisi. Yalazlama olarak da bilinir.

Yek, Türk ve Altay halk inancında İblis. Yeg veya Yiğ olarak da bilinir. İnsanoğlunu yoldan çıkaran ve kötülüğün simgesi olan varlık. Tanrı'ya isyan etmiştir. Kısa boylu ve güçlü bir varlıktır. Alemin karanlık güçlerini temsil eder. Yerin altında yaşar. Yaka adlı kötü ruh ile de bağlantılıdır. Çak denilen yine Şeytan anlamını içeren sözcük ile de ilişkili görünmektedir. ayrıca bu sözcükle bağlantılı hastalık adları vardır. Yiğ verem, Yiğnik ise dizanteri demektir. Bulgar kültüründe Yaga adlı bir cadı figürü vardır. 'Kötü ruh, şeytanın yarattığı hastalık, zarar verme' gibi anlamları da vardır. Başka sözlüklerde 'ig' ve 'iklig' biçiminde geçen ve hastalık anlamı da bulunur. Maniheizm'de yine şeytan anlamında kullanılmıştır.

Tapduk Emre, Horasanlı bir Türkmen dervişi olan Yunus Emre'nin mürşidi olarak tanınır. Doğum tarihi 1210 ve 1215 yılları arasında tahmin edilmektedir. Rivayete göre, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre'nin eğitimini Tapduk Emre'ye emanet eder. Tapduk Emre'den itibaren Anadolu'da "Tapduklular" adında bir topluluğun varlığı belirtilmektedir. Yunus, Nallıhan Tapduk Emre dergahında kırk yıl boyunca odun taşıyan bir derviştir ve taptukluların yetiştirdiği en büyük ozanlardan biri olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Aldacı</span> Ölüm Tanrısı

Aldacı, Türk ve Altay mitolojisinde Ölüm Tanrısı. "Aldaçı Han" olarak da bilinir. Yeraltı tanrısı Erlik'in insanların canını alması için yeryüzüne gönderdiği ve onun elçisi olduğuna inanılan kötü ruh. Ölüm meleği. İslamiyet sonrası Azrail ile özdeşleşmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kırklar</span>

Kırklar, Türk halk inancında Kırk Evliya. Kırkavlan da denilir. Bilinmeyen bir yerlerde yaşayan kırk kutlu kişidir.

<span class="mw-page-title-main">Semeni</span>

Semeni, Türk halk kültüründe yaşam otu. Kosa töreninin son gününde semeni (sem/som) adı verilen bir tören yapılır. Som aynı zamanda yula denilen ruhun koruyucusudur. Semeni bazı yörelerde aynı zamanda bir çeşit helva olup pişirildikten sonra nevruz gecesi bir kısmı suya bırakılır. Pişirilmesi ve toplu olarak yapılmasına çocuklu bir kadın önderlik eder. Kadınlar kazan başında şarkı söyleyip dans ederler. Ayrıca ölü törenlerinde de misafirlere dağıtılması, aslında yeniden dirilişle olan bağlantısını ortaya koymaktadır. Sümerlerdeki ölümsüzlük otu bu kavramla ilintilidir. Bir kaba konularak ıslatılan buğdayların yeşermesi sonucu oluşan ve etrafına kırmızı kurdele bağlanan bir demettir. Toprağın yeşermesinin sembolüdür. Samanu adlı muhallebi türü de bu çimlendirilen tahıllardan yapılır.

Ağal - Yakut ve Altay mitolojisinde "Ruh çağırma".

Aza - Türk, Altay, Yakut, Çuvaş ve Moğol mitolojisinde kötü ruh. Asa şeklinde de söylenir. Moğollar Ada derler. Azalar biçiminde çoğul olarak kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Ceset</span> Ölü bir insanın bedeni

Ceset veya naaş, ölü bir insanın bedeni. Aynı anlama gelen kadavra sözcüğü genelde tıbbî anlamda kullanılır. Cenaze töreni için hazırlanmış cesede cenaze denir.

Çor - Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe Cin demektir. Çer, Çur, Şor, Şar, Çora, Çura şeklinde de ifade edilir. Moğolcada Çotgor, Çutgur, Çutkur, Çetger, Çetker, Çidkür, Südkür, Sötkör olarak söylenir. Gözle görülemeyen, ateşten yaratılmış varlık.

İnehsit - Altay Şamanizminde doğum tanrıçası. İnehsit Hanım veya İyehsit Hatun olarak da bilinir.

Ulu Ata - Türk ve Altay mitolojisinde Yaratıcı Tanrı. Uluğ Ede olarak da bilinir. Ulu Toyun veya Ulu Tüyer olarak da anılır.

Yomak – Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe ve halk edebiyatında destan, epik şiir. Yomok, Comok, Comog, Yumah, Nomok, Zomok, Zumah olarak da söylenir. Moğollar Domog derler. İlk anlamı "Öbür dünyaya ait, şaman hikâye ve efsaneleri" olan bu sözcük Kınm Türkçesinde de "hikâye, destan" anlamında korunmuştur.

Yayık Han - Türk ve Altay mitolojisinde Irmak Tanrısı. Cayık Han da denir.

Kosa – Türk ve Altay halk kültüründe Bahar Şenliği. Koça şeklinde de söylenir. “Kodu” adıyla da anılır. Nevruza birkaç gün kala başlayan ve Nevruz gününün sonuna kadar devam eden şenliklerdir. Bu bayramın koruyucu ruhu olan Koça Han adına düzenlenir.

<span class="mw-page-title-main">Irkıl</span>

Irkıl Han - Türk ve Altay mitolojisinde söylencesel Şaman. Arkıl Han olarak da bilinir. Şamanların atası olarak kabul edilir. Yeryüzündeki ilk şamandır. Üç yıl önce ölenleri bile diriltir, körlerin gözünü açar. Anlatıldığına göre o kadar güçlüdür ki, hiçbir tanrıyı tanımaz. Tanrı Ayığ Han onu yanına çağırtarak bu gücü nereden aldığını sorar. O da, hiçbir yüce güç tanımadığını ve yaptıklarının kendi gücü ile olduğunu söyleyerek tanrıya karşı saygısızlık yapar. Bunun üzerine Ayığ Han, Irkıl'ı ateşe attırarak yaktırır. Onun yandığı bu ateş diğer gelecek kamların ruhlarını oluşturur. Türk ayin ve törenlerinin temellerini atan kişi olarak da bilinir.

Eren, Anadolu halk geleneğinde üstad veya üstadın üstadı anlamında kullanılırken dini çevrede ise Evliya anlamında kullanılmaktadır. İren veya Yiren de denir. Ermiş olarak da adlandırılır. Kendini doğanın ve evrenin işleyişine ve yoluna bırakmış, doğrudan yalnızca bunlardan öğrenmeyi yol edinmiş kişilerdir. Öte yandan dini olarak da Tanrıya ve onun yoluna adamış kişi olarak görülür.

<span class="mw-page-title-main">Eşik İyesi</span>

Eşik İyesi – Türk halk inancında eşiğin koruyucu ruhu. Eşgik İyesi veya Esik İyesi olarak da söylenir. Eşanlamlı olarak Astana İyesi veya Bosağa İyesi ifadeleri de kullanılır. Moğollar Bohogo Ezen derler.

<span class="mw-page-title-main">Katafalk</span>

Katafalk, üzerine genellikle önemli bir kimsenin naaşının veya tabutunun yerleştirildiği yüksek platform. Çoğunlukla tahtadan inşa edilir. Bazı katafalklar tekerler üzerinde hareket edebilir. Katafalk kelimesi Türkçede "Önünden geçilerek kendisine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer." anlamına gelir. Türkçeye en uygun uyarlaması “musalla” olabilir.