İçeriğe atla

Yoğun betimleme

Yoğun betimleme antropoloji, sosyoloji, din bilimleri ve insan ve örgütsel gelişim alanlarında insan davranışı üzerine yalnızca davranışı değil bağlamını da dış gözlemciye anlamlı gelecek şekilde açıklayan bir betimlemedir.

Terim ilk olarak 20. yüzyıl filozofu Gilbert Ryle tarafından ortaya atılmış, ardından antropolog Clifford Geertz tarafından kendi etnografi yöntemini tanımladığı The Interpretation of Cultures (1973, Kültürlerin Yorumu) eserinde geliştirilmiştir.[1] O zamandan beri sunduğu terim ve yöntem toplum bilimleri ve ötesinde kullanım kazandı. Bugün, "yoğun betimleme" Yeni Tarihselcilik olarak da bilinen edebiyat eleştirisi dahil çok çeşitli alanlarda kullanılır.

"Thick Description: Toward an Interpretive Theory of Culture" (1973) adlı denemesinde Geertz, terimi filozof Gilbert Ryle'dan, özellikle onun "What is le Penseur doing?" dersinden aldığını açıklar.

Benimsenme

Geertz'in "yoğun betimleme" yaklaşımı sembolik antropolojide artan bir biçimde yöntem olarak tanındı; kültürleri, örgütleri ve tarihsel ortamları anlamada aşırı teknokrat, mekanik araçlara işleyen bir panzehir olarak sayıldı.

Gilbert Ryle, Ludwig Wittgenstein, Max Weber, Paul Ricoeur ve Alfred Schutz'dan etkilenen, Geertz ile özdeşleştirilen betimsel etnografi yöntemi, saha çalışmasını süregelen nesnelleştirme gayretinden -"orada" olanı araştırma odağı- tahlil edilen ortamlardaki eylemin araştırmacıyı da katılımcı gözlemci olarak içine alan daha aracısız müdahale biçiminde canlandırmış olmasıyla değerlendirilir.

Geertz öncü saha yöntemi ve açık, kavranabilir düz yazısıyla saygı görmüştür. Kendisi "otuz yıldan beri...en etkili olan Birleşik Devletler'deki tek kültür antropoloğu" olarak görülür. Princeton'da İleri Çalışmalar Enstitüsünde ölümüne kadar emeritus profesör olarak görev yapmıştır.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Geertz, Clifford. The Interpretation of Cultures: Selected Essays, s.5-6, 9-10

Bibliyografya

  • Geertz, Clifford. "Thick Description: Toward an Interpretive Theory of Culture". The Interpretation of Cultures: Selected Essays'te. New York: Basic Books, 1973. 3-30.
  • McCloskey, Deirdre. "Thick and Thin Methodologies in the History of Economic Thought". The Popperian Legacy in Economics'te. Cambridge: Cambridge UP, 1988. 245-57.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Antropoloji ya da insan bilimi, geçmiş ve günümüz topluluklarında yaşayan insanların çeşitli yönlerini inceleyen bilim dalı. İnsanın kültürel ve fiziki yapısını araştıran antropoloji, insanlık tarihinin en eski dönemlerinin aydınlatılmasına yardımcı olur. Bu bilim, insanı kültürel, toplumsal ve biyolojik çeşitliliği içinde anlamaya; insanlığın başlangıcından beri toplulukların çeşitli koşullara nasıl uyarlandığını, bu uyarlanma biçimlerinin nasıl gelişip değiştiğini, çeşitli küresel olayların nasıl dönüştüğünü görmeye ve göstermeye çalışır.

<span class="mw-page-title-main">Bilim</span> bilgiyi inşa eden ve organize eden sistematik sistem ve bu sistem tarafından üretilen bilgi kümesi

Bilim veya ilim, nedensellik, merak ve amaç besleyen, olguları ve iddiaları deney, gözlem ve düşünce aracılığıyla sistematik bir şekilde inceleyen entelektüel ve uygulamalı disiplinler bütünüdür. Kimi kullanımlarda bu tanımın "ilim" için geçerli olmadığının altını çizmek gerekir. Çünkü bilim somut, evrensel olayları kendine konu edinmişken ilim doğaötesi olaylarla da ilgilenebilir fakat somut kanıt sunmaz. Bilimi sınıflandıran bilim felsefecileri bilimi formal bilimler, sosyal bilimler ve doğa bilimleri olmak üzere üçe ayırır. Bilimin diğer tüm dallardan en ayırt edici özelliği, savunmalarını somut kanıtlarla sunmasıdır. Bu sayede bilim, bilinmeyen olguları açıklamamıza ve evreni idrak etmemize güçlü destek olur.

<span class="mw-page-title-main">Din bilimleri</span>

Din bilimleri, dinle teolojik bakış açısıyla ve normatif yöntemlerle ve apolejetik amaçla ilgilenen ilahiyatın aksine dinleri sosyal bilimler perspektifinden ve herhangi bir dini veya dinleri apolejetik (savunmacı) gaye gütmeden ve ideolojik muhalefet tavrı içine girmeden olgusal temelde araştıran ve analiz eden çeşitli sosyal bilim disiplinlerinin ortak adı.

<span class="mw-page-title-main">Bernard Bolzano</span>

Bernhard Bolzano, İtalyan asıllı bir Çek filozof, matematikçi ve Katolik rahip.

<span class="mw-page-title-main">Charles Sanders Peirce</span> Amerikalı filozof, mantıkçı ve matematikçi (1839–1914)

Charles Sanders Peirce, pragmatizm akımının isim babası olmuş, daha sonra da pragmatist yöntemin ana hatlarını çizmiş olan Amerikalı filozoftur. Felsefede bilgi konusuna öncelik vermiş başlamış ve Aristoteles'in düzeni doğada bulan nesnel yaklaşımı ile Kant'ın bilgideki düzenin zihnin eseri olduğunu dile getiren öznel yaklaşımının bir sentezini yapmıştır. Kavram, fikir ve kuramlarımızın doğruluklarını, onların yararlılıklarıyla özdeşleştiren Peirce'e göre, yöntem öncelikle düşüncelerimizi açık ve seçik hale getirmekten oluşur ve bu yöntem sayesinde felsefe bir bilime dönüşecektir.

<span class="mw-page-title-main">Willard Van Orman Quine</span> Amerikalı filozof (1908 – 2000)

Willard Van Orman Quine, analitik felsefe geleneğinden Amerikalı filozof ve mantıkçı. "Yirminci yüzyılın en etkili filozoflarından biri" sayılır. 1930'dan 70 yıl sonraki ölümüne kadar Quine sürekli olarak Harvard Üniversitesi ile öyle ya da böyle yakından ilgiliydi, önce bir öğrenci; sonra da bir profesör olarak. 1956-78 yıllarında Harvard Edgar Pierce Felsefe Kürsüsünde ders verdi.

<span class="mw-page-title-main">Gilbert Ryle</span>

Gilbert Ryle (1900-1976), çağdaş İngiliz filozofudur. Dil felsefesi geleneği içinde yer alır. Ludwig Wittgenstein'ın felsefi sorunlara yaklaşımını paylaşan İngiliz sıradan dil filozofları kuşağının bir temsilcisiydi. Aristoteles'ten etkilenip, Edmund Husserl ve Meinong'la da ilgilenen Ryle'ın en önemli iki kitabı Zihin Kavramı ve İkilemler'dir.

<span class="mw-page-title-main">Analitik felsefe</span> felsefenin ana işlevinin analiz olması gerektiğini öne süren felsefe geleneği

Analitik felsefe, felsefenin ana işlevinin analiz olması gerektiğini öne süren felsefe geleneğidir. Ezici çoğunlukla Anglosfer ve İskandinav dünyasında yaygındır. Kıta felsefesi ile birlikte, çağdaş felsefede ön planda olan iki gelenekten biridir. Nadir bir kullanım olsa da, çözümleyici felsefe ismiyle de bilinir.

Alison Wylie, Washington Üniversitesi'nde (Seattle) bilim felsefesi üzerine çalışan feminist filozoftur.

<span class="mw-page-title-main">Kopenhag yorumu</span> fizikçi Niels Bohrun oluşturduğu kuantum mekaniği ile ilgili görüşler ve ilkeler dizisi

Kopenhag yorumu, genel olarak fizikçi Niels Bohr'un oluşturduğu kuantum mekaniği ile ilgili görüşler ve ilkeler dizisi. Makro ve mikro durumların ayrı fiziksel ilkelerle inceleneceğini belirtir. Fizikte gözlemin rolünü öne çıkarmasıyla bir devrim niteliğindedir.

Peter Frederick Strawson, Britanyalı filozof, gündelik dil felsefesinin en önemli temsilcilerinden olan çağdaş düşünür. 1968-1987 yılları arasında Oxford Üniversitesi'nde Waynflete metafizik felsefesi profesörü olarak çalıştı.

İz sürme Fransız kökenli bir filozof olan Jacques Derrida’ya göre yapısöküm felsefesinin en önemli ana faktörlerinden birisidir.

Sistem teorisi, disiplinlerarası bir bilim olup incelenen bir sorunu veya olguyu bir sistem olarak ele alan bilimsel ve düşünsel anlayıştır. Organizmaları, yapıları, örgütleri, mekanizmaları, doğal oluşumları bir bütün oluşturacak biçimde birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkili veya bağıntılı unsurlar dizisi olarak inceler. Değişik oluşumları içindeki unsurları ve nitelikleri arasındaki ilişkiler topluluğu olarak algılayan ve açıklayan bir yaklaşımdır. Olayların, durumların ve gelişmelerin incelenmesinde kullanılan bir bakış açısı, bir düşünce tarzı, bir metottur. Sistem yaklaşımı, olaylar ve olgular arasındaki ilişkileri ve karşılıklı etkileşimleri inceleyerek analizlerde bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Karl-Otto Apel</span> Alman filozof

Karl-Otto Apel, Alman filozof ve profesör.

Michael MJ Fischer, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde Antropoloji ve Bilim ve Teknoloji Çalışmaları bölümlerinde Andrew W. Mellon Beşeri Bilimler Profesörü olarak görev yapmaktadır. Harvard Tıp Okulu Global Sağlık ve Sosyal Tıp Bölümü'nde de ders vermektedir.

<span class="mw-page-title-main">Ernest Gellner</span>

Ernest André Gellner İngiliz-Çek filozof ve sosyal antropolog. Öldüğünde The Daily Telegraph tarafından dünyanın en güçlü aydınlarından biri ve The Independent tarafından "eleştirel rasyonalizmin tek kişilik ordusu" olarak değerlendirildi.

Psikanalitik teori, psikopatolojiyi tedavi etmek için klinik bir yöntem olan psikanalizi yönlendiren kişilik organizasyonu teorisi ve kişilik gelişiminin dinamiğidir. İlk olarak 19. yüzyılın sonlarında Sigmund Freud tarafından ortaya konan psikanalitik teori, ortaya atılışından bu yana birçok iyileştirme geçirdi. Psikanalitik teori, yirminci yüzyılın son üçte birinde, 1960'lardan sonra psikolojik tedavilerle ilgili eleştirel söylem akışının bir parçası olarak tam olarak öne çıktı. Freud, beyin analizini ve fizyolojik çalışmalarını durdurmuş ve odağını zihni ve zihni oluşturan ilgili psikolojik özellikleri incelemeye, özgür birliktelik ve aktarım olgularını kullanarak tedaviye kaydırmıştı. Çalışması, yetişkinlerin zihinsel işleyişini etkileyebilecek çocukluk olaylarının tanınmasını vurguladı. Genetik ve daha sonra gelişimsel yönleri incelemesi psikanalitik teoriye özelliklerini kazandırdı. 1899'da Rüyaların Yorumu'nu yayınlamasıyla başlayan teorileri öne çıkmaya başladı.

Oskar Morgenstern Alman-Amerikalı bir ekonomist. Matematikçi John von Neumann ile birlikte ekonomiye uygulanan von Neumann-Morgenstern fayda teoremi ile oyun teorisinin matematiksel alanını kurmuştur.

Peter Achinstein, Johns Hopkins Üniversitesi'nde Amerikalı bir bilim filozofudur.

<span class="mw-page-title-main">George Herbert Mead</span> Amerikalı filozof ve psikolog (1863 – 1931)

George Herbert Mead, öncelikle birkaç seçkin pragmatistten biri olduğu Chicago Üniversitesi'ne bağlı Amerikalı bir filozof, sosyolog ve psikologdur. Simgesel etkileşimciliğin ve Chicago sosyolojik geleneğinin kurucularından biri olarak kabul edilir.