İçeriğe atla

Yeşilova Höyüğü

Koordinatlar: 38°26′29″N 27°12′50″E / 38.4414°K 27.2139°D / 38.4414; 27.2139
Yeşilova Höyüğü
{{{açıklama}}}
Tarihçe
Terk edilişMÖ 5700
Devir(ler)Tunç Çağı

Kalkolitik Çağ

Neolitik Çağ
Kültür(ler)Tunç Çağı
Sit ayrıntıları
Buluntu(lar)
  • Ana tanrıça idolü
  • Çipura kemikleri
  • Anadolu parsı kabartmalı çanak çömlekler
Yeşilova Höyüğünün Yeri

Yeşilova Höyüğü İzmir'in en eski yerleşim birimidir. Bornova ilçesinin Karacaoğlan mahallesinde, Manda çayı kıyısında bulunan bir höyüktür. Yer olarak Işıkkent Eğitim Kampüsü'nün doğusuna, Bornova Anadolu Lisesi'nin güneybatısına düşmektedir.[1] Yerleşim olduğu dönemlerde İzmir Körfezi iki kilometre daha içerideydi, bölge bugünkünden daha sulaktı ve daha zengin bir flora ile faunaya sahipti.[2] Bornova Ovası'nın orta kesimindeki Yeşilova Höyüğü, Yassıtepe Höyüğü ve İpeklikuyu Höyüğü, günümüz İzmir'inde ilk düzenli yerleşimlerin olduğu noktalardır. Diğer yandan alan olarak bakıldığında Batı Anadolu'daki en büyük yerleşimdir. Günümüzde, Bornova Ovası yüzeyinin 4-5 metre altında kalmış durumdadır.[3]

Höyüğe yerleşen ilk topluluk, en az bin yıl boyunca seller ve yangınlara karşın yerleşimi terk etmemiş, köylerini sekiz kez yeniden inşa etmişlerdir. Nüfus artışı, 400 metre kuzeyde Yassıtepe Höyüğü'ne bir köy kurmayı gerektirmiştir. Bu bölgede avcılığın yanı sıra yabanıl buğday yetiştirip sığır otlatmışlardır.[4]

Nisan 2009 tarihinden itibaren Bornova Belediyesi'nin düzenlemeleri ile grup halinde öğrencilere, günümüzden 8.500 yıl önce günlük yaşamı, evleri, kullanılan eşyaları yerinde göstermek için etkinlikler yapıla gelmektedir.[5]

Kazılar

Höyük ilk olarak 2003 yılında belediyenin Buca'daki bir parka bölgeden toprak alması sonucu bulunmuştur. Resim öğretmeni olan Alibeke Özkan, Buca'daki parka gelen topraklar içerisinde arkeolojik kalıntılar bulup, bunları İzmir Arkeoloji Müzesi'ne teslim etmiştir. Toprağın nereden alındığı tespit edilmesi sonucunda Yeşilova höyüğünün yeri bulunmuştur.[2] Kazılar, 2005 yılında İzmir Arkeoloji Müzesi tarafından başlatılmıştır. Bir yıl ara verildikten sonra 2008 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ortak girişimiyle Prof. Dr. Zafer Derin başkanlığında yeniden başlamıştır.[5] Bu kazılar sonucunda 338 adet envanterlik ve etütlük eser bulunmuş ve müzeye teslim edilmiştir.

Höyük'ün görünümü

Höyükteki çalışmalar belirtilen kuruşların yanı sıra İzmir Büyük Şehir Belediyesi ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünün katılımıyla, sadece bir kazı olarak değil, "geleceğe yönelik planlı bir kamusal alan olması yönünde" geliştirilmektedir. Dolayısıyla faaliyetler, "kazı, eğitim, altyapı ve çevre düzenlemeleri ve yayın" faaliyetleri olarak sürdürülmüştür.[not 1] Höyükteki kazılar 26.08.2010 tarihinde sona erdirilmiştir.[6]

Tabakalanma

Kazılarda höyükte üç kültür katları saptanmıştır. Bu tabakalar yüzeyden itibaren I. kat Roma, Demir Çağı ve Tunç Çağı yerleşimleri, II. kat (1. ve 2. tabakalar) Kalkolitik Çağ ve III. kat (1. - 8. tabakalar) Neolitik Çağ olarak görülmektedir.[5] III. kat, günümüzden 8 bin yıl öncesine tarihlenen Neolitik Çağ yerleşmesidir. En yoğun yerleşmeyi temsil eden bu tabakanın üstündeki günümüzden 6 bin yıl öncesine tarihlenen Kalkolitik Çağ yerleşmesi görülür. Manda Çayı'nın bu dönemde neden olduğu sık sel baskınları nedeniyle yerleşmenin terk edildiği, daha yüksekteki Bornova Höyüğü ve Yassıtepe Höyüğü gibi diğer yerleşimlere çekilindiği ileri sürülmektedir. Üst katlarda pithos mezarın[not 2] bulunması, bölgenin Erken Tunç Çağı'nda mezarlık olarak kullanıldığını göstermektedir.[2]

Höyüğün yayılma alanı, 2010 yılı kazılarında Neolitik Çağ'dan Roma Dönemi'ne kadar 100 dönüm olarak görülmektedir.[6]

Buluntular

Neolitik Çağ'ı temsil eden III. kat bugünkü ova yüzeyinin 3-4 metre altında bulunmaktadır. En alt tabakalar olan 7. ve 8. tabakalarda dörtgen ve oval planlı, saz ve ağaç dallarından yapılma kulübelerde oturulduğu anlaşılmaktadır. Kulübelerin civarında ovak ve kül kalıntıları bulunmaktadır. Daha üstteki 5. ve 6. tabakalarda mimari olarak sadece taban kalıntılarına ulaşılabilmiştir. Yine çadır ve kulübe türünde barınaklar kullanıldığı anlaşılmaktadır. Neolitik katın en üst üç tabakası (1.-3.) "zengin bir süreç" olarak tanımlanmaktadır. Bu tabakalarda ortaya çıkan değişim nüfus artışına bağlı olarak daha büyük aile gruplarının yaşadığı konutlar, diğer deyişle büyük boyutlu mimarinin ortaya çıkışıdır. Konut olarak tanımlanan bu kalıcı barınakların topluluğun geliştirdiği geçim ekonomisiyle doğrudan ilişkili olduğu belirtilmektedir. Özellikle 1. tabaka, höyüğün en uzun soluklu yerleşimi olarak görülmektedir. Neolitiğin son dönemi olarak kabul edilen ve MÖ 6000 - 5700 yıllarına tarihlenen bu dönemde 0,70 - 0,80 cm. derinlikte taş temeller üzerinde 5 x 6 ve 6 x 8 metre boyutlarında konutların yapıldığı saptanmıştır. Yan yana ama birbirinden ayrı yapılan bu konutlar bir avluya bakmaktadır. Taş temellerin üzerine duvarların, geleneksel malzeme olan kerpiçle değil, 10–15 cm. kalınlığındaki kalıplara dökülen killi toprak ve bitki kalıntılarından oluşan bir çamurla (mühre) yapıldığı anlaşılmaktadır.[5]

Kazı başkanı Prof. Dr. Zafer Derin, kazılarda, bir müzeyi dolduracak kadar buluntu çıkarıldığını belirtmektedir.[7]

Çakmak taşından yapılmış kesici, delici, kazıyıcı aletler, ok uçları ve bıçaklar bulunmuştur. Çakmak taşından başkaca obsidiyen kullandıkları belirlenmiş, bu taşın da Melos Adası’ndan ve Kapadokya’dan getirttikleri tahmin edilmektedir.[8] Kazılarda bulunan birçok mühürden birinin günümüzden 8.200 yıl öncesine ait olduğu belirlenmiş[9] ve güneşi simgeleyen bir mühür de çıkarılmıştır.[8]

Kazılarda çıkan kil parçalarının üzerinde çocuk ve kadın parmak izleri bulunmuş ve bu kil parçaları günümüzden 8.500 yıl öncesine tarihlenmiştir. Bu kil topaklarının, çanak çömlek yapmak üzere yoğurulduğu düşünülmektedir. Öte yandan yerleşim sakinlerinin hayvan yağlarını, kilden kaplarda fitil kullanarak yaktıklarını, bundan aydınlatmada yararlandıkları ortaya çıkarılmıştır.[10] Ayrıca her şey pembe veya kırmızı renkli olduğu da saptanmıştır.[8]

Çevrede bol bulunan serpantini ham madde olarak kullanılan bir balta atölyesi buluntular arasındadır. El işi örnekleri sergileyen çok sayıda, irili ufaklı balta ele geçmiştir. Ayrıca başka bölgelerden getirilen taşların da balta üretiminde kullanıldığı görülmüştür.[7]

Höyük'ün antik yerleşimcilerinin, kırma çatılı evlerde yaşadığı anlaşılmıştır. Bu evlerin hemen hepsinde öğütme taşı ve çanak çömlek bulunmuştur.

Tarım ürünlerinin takas edildiği, karşılığında taş ve deniz ürünleri alındığı tespit edilmiştir.[7] Dokuma tezgahı ağırlıklarını ürettikleri bir evin içinde taş üzerinde bir çetele bulunmuştur.[8]

Kazılarda ele geçen sığır ve küçük baş hayvan kemikleri, bölgede avlanan ya da yetiştirilen çok sayıda hayvan olduğunu göstermektedir. Ayrıca deri işlemekte kullanıldığı anlaşılan taş ve kemikten yapılma aletlerin varlığı, bir deri işleme geleneğinin yaygın bir biçimde sürdürüldüğüne işaret eder. Pişmiş toprak dokuma tezgâhı ağırlıklarıyla birlikte ele alındığında yerleşmede, hayvancılığa dayalı dericilik ve dokuma endüstrisinin geliştiği ileri sürülmektedir.[3] Ayrıca alanın birçok yerinde kum midyesi başlıcası olmak üzere çeşitli türde midyeler ile çipura kemikleri ile balık ağı ağırlıkları bulunmuştur. Bu ağırlıkların çeşitli taşların iki tarafını kırarak yaptıkları tespit edilmiştir.[8]

Höyücek kazılarında Neolitik tabakalarda bulunana benzer pişmiş topraktan yapılma bir ana tanrıça idolü[2] ile Anadolu parsı kabartmalı çanak çömlekler bulunmuştur.[8]

Höyük'te Neolitik yerleşimin MÖ 5.700 yılı dolaylarında yaşanan bir yangından ve ardından gelen şiddetli bir sel baskınından sonra höyüğü terk ettiği anlaşılmaktadır. Sadece Yeşilova Höyüğü değil çevredeki tüm yerleşimler terk edilmiş görünmektedir. Bölge izleyen 300 yıl süresince iskan edilmemiştir.[11]

Notlar

  1. ^ Yrd. Doç. Dr. Zafer Derin'le yapılan bir görüşme [1] 10 Eylül 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ Pithos, erzak saklamak için kullanılan büyük küp olup, gömüt olarak da kullanılmaktadır.

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ "TAY – Yerleşme Ayrıntıları". 8 Ekim 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  2. ^ a b c d "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 8 Ekim 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  3. ^ a b Zafer Derin, Tarih Öncesi Dönemde İzmir 26 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Sh.: 38
  4. ^ Zafer Derin, Tarih Öncesi Dönemde İzmir 26 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Sh.: 39, 40
  5. ^ a b c d "Yeşilova Höyüğü Tanıtım sayfası". 6 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  6. ^ a b "İzmir Kültür Turizm Müdürlüğü" (PDF). 26 Haziran 2013 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  7. ^ a b c "Arkeoloji Haberleri 07.10.2010". 20 Temmuz 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  8. ^ a b c d e f "İzmirliler 8,500 Yıl Önce de Midye Yerdi". www.amerikaninsesi.com. 11 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ekim 2020. 
  9. ^ "Arkeoloji Haberleri 08.07.2011". 10 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  10. ^ "Arkeoloji Haberleri 05.09.2011". 21 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Şubat 2012. 
  11. ^ Zafer Derin, Tarih Öncesi Dönemde İzmir 26 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Sh.: 42,43


İlgili Araştırma Makaleleri

Ulucak Höyüğü, İzmir yakınlarında, Ankara yolu üzerinde, Kemalpaşa'nın 7 km kuzeybatısındaki Ulucak köyünde bulunan bir arkeolojik yerleşimdir. İzmir sınırları içinde bilinen ilk çiftçi köy yerleşimidir.

<span class="mw-page-title-main">Çatalhöyük</span> Konya, Türkiyede bulunan tarihi yerleşim yeri

Çatalhöyük, bugün Konya'nın Çumra ilçesine bağlı Küçükköy yakınlarında, milattan önce 7000 yıllarından itibaren Cilalı Taş Devri ve Bakır Çağı'nda yerleşim yeri olarak kullanılmış arkeolojik kalıntılardır.

Bademağacı Höyüğü, Antalya'nın merkez ilçenin 2,5 km kuzeydoğusunda, Çubuk Geçidi'nin 5 km kuzeyinde yer alan arkeolojik bir yerleşimdir. Höyüğün eski adı Kızılkaya'dır. Yerleşim alanı 210 metreye 120 metredir. Tepenin yüksekliği 7 metredir.

<span class="mw-page-title-main">Cafer Höyük</span>

Cafer Höyük, Malatya il merkezinin yaklaşık 40 km. kuzeydoğusunda bulunan höyük bugün için Karakaya Barajı suları altında kalmıştır. Bölgenin günümüzde 9 bin yıl önce iskan edildiği düşünülmektedir. Paleolitik Çağ insanlarının, Malatya civarında sık rastlanan mağaralardan çıkıp yabanıl tahıl devşiriciliği ile yerleşik yaşama geçtikleri, ardından da tarıma başladıkları anlaşılmaktadır. Ancak hayvan evcilleştirildiğine ilişkin bir bulgu yoktur.

Hayaz Höyük, Adıyaman ilinin Samsat ilçesine bağlı Hayaz köyü yakınında bulunan arkeolojik bir yerleşmedir. Samsat ilçesinin 17 km. güneyinde bulunan köy ve höyük daha sonra Atatürk Baraj Gölü suları altında kalmıştır. Göl oluşmadan önce Fırat ile onun bir kolu olan Kalburcu Çayı'nın birleştiği noktada bulunmakta idi.

Nevali Çori, Şanlıurfa ilinin Hilvan ilçesine bağlı Güluşağı mahallesinin hemen kuzeybatısında bulunan bir höyüktür. Höyük, Atatürk Baraj Gölü suları altında kalmadan önce Fırat'ın bir kolu olan Kantara Deresi'nin iki yanında yer almaktaydı. Dere höyüğü ikiye bölmüş durumdadır. Yerleşme, derenin doğu yakasında 90 X 40 metre boyutlarında, batı yakasında ise daha küçük bir alandır. Bu yerleşmelerden büyük olanı (doğu) Nevali Çori I, batı taraftaki ise Nevali Çori II olarak adlandırılmaktadır. Yerleşmenin arkeolojik olarak en önemli tabakaları, beş yapı katı olarak izlenen, Nevali Çori I olarak tanımlanan kesimdeki Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ tabakalarıdır. Bu tabakalarda yürütülen kazı çalışmaları ve buluntular üzerinde yapılan analizler, Nevali Çori neolitik halkının esas olarak avcı - toplayıcı yaşam tarzını sürdürmekle birlikte, tarım ve hayvancılık yaptığını ortaya koymaktadır. Ortaya çıkarılan mimari kalıntılar ise Orta Fırat Havzası'nın Erken Neolitiği hakkında önemli bilgiler vermiştir. Özellikle, Göbekli Tepe, Urfa – Yeni Mahalle, Karahan, Sefer Tepe, Hamzan Tepe ve Taşlı Tepe gibi arkeolojik alanlarda benzerleri görülen T biçimli sütunların yer aldığı kült binası önemli bir keşif olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Köşk Höyük</span> Niğde il merkezine 17 km mesafedeki bir höyük

Köşk Höyüğü, Niğde il merkezine 17 km mesafede bulunan bir höyüktür. Höyük 80 metre çapında 15 metre yüksekliktedir. Kazılarda ulaşılan buluntular Niğde Müzesinde sergilenmektedir. Müze'de diğer buluntular yanında MÖ 4883 yılına tarihlenen bir Kalkolitik ev modeli, birebir ölçülerde sergilenmektedir.

Türbe Höyük, Siirt il merkezinin 27 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Botan Çayı'nın Dicle'ye katıldığı bölgenin yaklaşık 6 km. kuzeyinde, Botan Vadisi'nde, dere kıyısındadır. Boyutları yaklaşık 100 x 40 metredir.

Kuruçay Höyüğü, Burdur'un 15 km. batısında, Kuruçay köyünün 1,5 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, Burdur Gölü'ne bakan bir tepe üzerinde yer alıp üç yanı derin dere yataklarıyla çevrilidir. Buradaki arkeolojik yerleşim 90 x 60 metre boyutlarında ve 8 metre yüksekliktedir. Höyüğün en üst noktası Burdur Gölü'nden 110 metre yüksekliktedir.

Hakemi Use Tepe, Diyarbakır ili Bismil ilçesi sınırları içinde yer alan bir höyüktür. Aslında biri, günümüzde tarla seviyesine inmiş iki höyükten, kazı yapılan diğeridir. Kazı yapılan höyük, yüzey araştırmaları Orta Çağ seramikleri veren diğer höyük sakinleri tarafından mezarlık olarak kullanılmaktaydı. Höyük, günümüz Suriye sınırında 150 km. içeride, Önasya'nın önemli neolitik yerleşimlerinden biri olan Çayönü'nden kuş uçumu 80 km. doğuda, Ziyaret Tepe Höyüğü'nün 3 km. batısında, Dicle'nin eski yatağının sağ kıyısında yer almaktadır. Tepe, 120 metre çapında ve 4 metre yüksekliğindedir.

<span class="mw-page-title-main">Hacılar Höyük</span>

Hacılar Höyük, Burdur İl merkezinin 26–27 km güneybatısında yer alan bir höyüktür. Toroslar'ın kuzeye uzanan sırtları arasında oluşmuş bir vadide bulunmakta olup batısında Koca Çay akmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Demircihöyük</span>

Demircihöyük, Bilecik il merkezinin yaklaşık olarak 25 km. batısında, Çukurhisar ilçesinin kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Eskişehir Ovası'nın batı kenarındaki höyük 80 metre çapında, 5 metre yüksekliktedir. Yerleşim gördüğü dönemlerde genişlik ve yüksekliğinin çok daha fazla olduğu yapılan sondajlardan anlaşılmaktadır. Buluntular Eskişehir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Aşağı Pınar Höyüğü, Kırklareli İl merkezinin 3 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Haydardere, bir kıvrım yaparak tepenin kuzeyinden ve batısından geçmektedir. Höyüğün üzerine Geç Antik Çağ'da yapılan bir tümülüs tahribata neden olmuştur. Tümülüs, 38 metre çapında bir çevre duvarı üstüne kurulmuş olup, höyüğün eteklerinden alınan toprakla doldurulmuştur. Oluşan tepenin 19. yüzyıl sonlarında bölgeyi bir süreliğine işgal eden Rus kuvvetleri tarafından hazine aramak için düzleştirilmiş olduğu düşünülmektedir.

Menteşe Höyüğü, Bursa İl merkezinin doğu-kuzeydoğusunda, Menteşe Köyü'nün yaklaşık 500 metre güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, Yenişehir Ovası'nın kuzeybatısında olup, 100 x 4 metre boyutlarındadır. Ilıpınar Höyüğü'ne 25 km. mesafededir. Yakın zamanlara kadar tepenin birkaç yüz metre mesafesinde bataklık bir alan vardı. Bu bataklık alan antik çağlarda geniş bir alana yayılmış bir göldü. Höyük'te ele geçen buluntular İznik Müzesi'nde sergilenmektedir.

Kusura Höyük, Afyon İl merkezinin 55 km. güneybatısında, Sandıklı İlçesi'nin 12 km. güneyinde, Kusura Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Tepe 400 metre çapında, 14 metre yüksekliğindedir.

Gözlükule Höyüğü, Mersin İl merkezinin 30 km. doğusunda Tarsus İlçesi'nin güneybatısında, günümüzde İlçe'nin bir parkı olarak kullanılan bir höyüktür. Tepe, 300 metre çapında olup 25 metre yüksekliktedir. Bir Klasik Çağ kenti olan Tarsu ya da Tarse, hem tepede hem de günümüz Tarsus İlçesi'nin altındadır. Günümüz Tarsus'unu oluşturan ilk yerleşimin, Toroslar'dan gelen bir akarsuyun kıyısında, MÖ 7. binyılda bir köy olarak kurulduğu belirtilmektedir.Höyük, Orta Anadolu'dan Akdeniz kıyılarına doğal bir geçiş olan Gülek Boğazı çıkışında, Antik Kilikya ovasında yer almaktadır. Diğer yandan Gülek Boğazı çıkışından Amik Ovası yoluyla Kuzey Suriye'ye ulaşımın da kavşağındadır.

Yassıhöyük, Denizli İl merkezinin güneydoğusunda, Acıpayam İlçe'sinin 8 km. kuzeyinde, günümüzde belde olan Yassıhöyük Köyü'nün hemen kuzeyinde yer alan bir höyüktür. Höyüğü oluşturan iki tepeden büyük olanı 350 x 200 metre boyutlarında, 14 metre yükseklikte, diğer ise 190 x 150 metre boyutlarında ve 5 metre yüksekliktedir. Kültür toprağı ova tabanından en az 4 metre daha derine uzanmaktadır. Denizli İli, Acıpayam ilçesinin Yassıhöyük Köyü yakınlarındaki aynı adla bilinen höyük, arkeoloji yazınında Yassıhöyük 1 olarak geçmektedir.

Can Hasan 3, Karaman il merkezinin 12 km. kuzeydoğusunda, Alaçatı Köyü'nün 1,5 km. kuzeyinde yer alan bir höyüktür. Tepe, 100 metre çapında ve 6 metre yüksekliktedir. Kültür katlarının 2,25 metresinin ova seviyesinin üstünde, 4,5 metresinin ise altında, fakat bunun 2,5 metresinin de taban suyu içinde olduğu belirtilmektedir. İskan edilmeden önce tepenin bir gölün kıyısında olduğu anlaşılmıştır. Araştırmalardan, höyüğü çevreleyen topraklarda bozkır niteliği gösteren bir faunanın hakim olduğu anlaşılmaktadır. Can Hasan Köyü civarındaki, aynı adla bilinen üç höyükten biridir. Can Hasan 1 Kalkolitik Çağ, Can Hasan 2 Helenistik, Roma ve Bizans yerleşimi olarak tarihlendirilmektedir. Söz konusu üç höyüğün yer aldığı ova, Toroslar'ın kuzey yamaçlarına çok da uzak olmayan, verimli bir ovadır.

Nemrut Höyük, İzmir ili'nin Kemalpaşa İlçesi'nin kuzeydoğusunda, Çambel Köyü'nün güneyinde yer alan bir höyüktür. İzmir – Ankara yolu üzerinde, karayolunun 100 metre güneyinde, Bornova İlçesi'nden 26 km. uzaklıktadır. Manisa Dağları'nın güney tepelerinin eteklerinin ilersindedir. Civar köylerde Kemeraltı olarak adlandırılan tepe, topoğrafik haritalarda Karaoğlan Tepe olarak gösterilmiştir. Höyüğü ilk tespit edine Recep Meriç ise Nemrut Höyük adını vermiştir. Höyük civarı verimli arazilerdir, dolayısıyla yoğun olarak, ağırlıkla meyve ve sebze tarımı yapılmaktadır. Gerek tarımsal faaliyetler, gerek toprak çekilmesiyle höyükte ağır bir tahribat süregelmektedir. Olağan yüksekliğini kaybederek bugün 3-5 metre yüksekliğe inmiş olan yerleşmenin kültür dolgusunun önemli ölçüde yok edilmiş olduğu ileri sürülmektedir.

Dedecik-Heybelitepe Höyüğü, İzmir ili'nin yaklaşık 35 km. güneyinde, Torbalı Ovası'nın batı kenarında, Metropolis Antik Kenti'nin 2 km. kadar güneyinde, Özbey ve Yeniköy köyleri arasında yer alan bir höyüktür.