
Hüsn-i hat, Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. "İnce, uzun, doğru yol, birçok noktannın birbirine bitişerek sıralanmasından meydana gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı" anlamlarına gelen hat; İslam kültüründe "yazı" ve "güzel yazı" manalarında kullanılmıştır. Hat sanatkarına verilen isim olan "hattat" tahminen 4. - 5. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanmıştır. İlk hattat Hz. Ali, hat sanatını kullanarak Kur'an-ı Kerim'in güzel biçimde yazılmasını sağlamıştır.

Beyazıt Kulesi, yangınları gözetlemek ve haber vermek amacıyla İstanbul'un Beyazıt semtinde ilk olarak 1749 yılında ahşap olarak inşa edilen 85 metre yüksekliğinde kule. Yapılan ilavelerle kulenin yüksekliği 118 metreye ulaşmıştır. Nöbet, işaret ve sancak katları olmak üzere üç bölümden oluşur. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir.

Hilye, hilye-i şerîf, hilye-i saâdet ya da hilye-i nebî, Osmanlı hattatlarca 17. yüzyılda geliştirilen bir süsleme sanatı. Kelime anlamı olarak süs, ziynet, güzellik gibi anlamlara gelen hilye bunların yanında suret, sıfat, hilkat gibi anlamlar da taşımaktadır. Evlere hilye asılmasının ev halkını hastalıktan ve kötülükten koruyacağına dair bir inanış olmasına rağmen bu doğru değildir.

Sülüs, Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü yazı veya Hicrî IV. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan, nesihe benzer, kalınca bir yazı türüne verilen ad olarak tanımlanır.
Kayışzade Hafız Osman, Mushaf yazmakla meşhur olmuş Türk hattat.

Nesih, neshi veya neshî, özellikle Osmanlılar tarafından yazmalarda kullanılan, yumuşak, köşeleri yuvarlaklaşmış, işlek bir yazı türü ve Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan çeşidi olarak tanımlanır. Nasaḫ terim kökü "kaldırma, hükümsüz kılma" ve "kopya" anlamına gelen nesih yazı türü, Osmanlı İmparatorluğu'nda da özellikle kitap kopyalamak için kullanılmıştır.

Nestâlik, Talikin neshi, incesi anlamını taşıyan ve genel olarak İran'da kullanılan bir yazı türüdür. Nesih ve tâlik yazım şeklinin karışımı ile türetilmiş olan ünlü bir yazı türüdür.
Divanî, bir bakıma tevkie, bir bakıma ta'like benzeyen son derece hareketli, karmaşık, özel bir yazı türü. Tâlik yazı türünün Osmanlı Türkleri ve Mısırlılar tarafından benimsenmesi ve yayılması sonrası, kendi zevklerine uyacak şekilde çeşitli değişiklikler yaptılar. Onların geliştirdiği bu özel yazı türü Dîvân-ı Hümâyun’daki resmi yazışmalarda kullanımı nedeniyle adına Divanî denilmiştir. Divanî, Arap ülkelerinde ise hala, jalī "büyük-boy" ve ḵafī "küçük-boy" iki biçimi kullanılmaktadır.
Muhsînzâde Abdullah Hamdi Efendi,, Türk hattat. II. Abdülhamid devrinde “Reis-ül Hattâtîn/ Hattatların reisi" unvanını almış ünlü bir hattattır.

Adaşı ve ustası olan bir diğer ünlü hattat Yeserizade Kazasker Mustafa İzzet Efendi ile karıştırılmamalıdır.
Hattat Mehmed Şefik Bey, Türk hattat.

Mustafa Rakım Efendi, Osmanlı hattat, ressam.

Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi, İstanbul Beyazıt Meydanı'nda bulunan, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı hat müzesidir.
Mehmet İlmi Efendi, Türk hattat.

Mehmed Şevki Efendi (d. 1244/1829, Kastamonu - ö. Hicri 25 Nisan 1303 - M. 7 Mayıs 1887, İstanbul, Osmanlı hattat. Yazı sanatına "Şevki Mektebi" adlı üslûbu kazandırmış, sülüs-nesih hat meşkleriyle bilinmektedir.
Konya Yazma Eserler Kütüphanesi, Türkiye'nin çeşitli kütüphanelerinde bulunan yazma koleksiyonlarını bir araya toplamak, bakım ve onarımlarını yapmak için 1984 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından oluşturulmuş olan kütüphane. Bünyesinde 101 farklı yazma ve nadir eser koleksiyonunu barındırmaktadır.

Celî, hat sanatında bir yazı cinsi meşkedilirken kullanılan meşk kaleminden daha geniş bir kalemle yazılan iri şekline verilen isimdir.
Yesari ismi şu şahıslara aittir:
- Mahmut Yesari Türk roman, hikâye ve oyun yazarı
- Yesari Asım Arsoy, Klâsik Türk müziği bestekârı, söz yazarı ve yorumcu
- Ayrıca bakınız
- Yesarizâde Mustafa İzzet, Türk hattat ve Osmanlı kazaskeri