İçeriğe atla

Yankı belleği

Yankı belleği duyusal bellek kayıtlarından biridir; işitsel bilgiyi tutmaya özgü duyusal belleğin (SM, sensory memory) bir bileşenidir. Seslere yönelik duyusal bellek yalnızca insanların algıladıkları yankı belleğinin bir formudur.[1] İçinde gözlerimizin uyarıları tekrar tekrar tarayabildiği görsel bellekten farklı olarak, işitsel uyarı tekrar tekrar taranamaz. Genel olarak, yankı bellekleri görüntüsel belleklerden (visual memory) biraz daha uzun zaman devreleri olarak depolanır.[2] İşitsel uyarılar, işlenebilmeden ve anlaşılabilmeden önce kulak tarafından teker teker alınır/duyulur. Söz gelimi, radyoyu dinlemek bir dergi okumaktan çok daha farklıdır. Bir dergi tekrar tekrar okunabilirken, bir kişi belirli bir zamanda radyoya yalnızca bir seferlik kulak verebilir. Denilebilir ki yankı belleği bir bekleme tankı kavramı gibidir. Çünkü bir ses, takip eden ses duyulana kadar işlenmez (tutulur) ve ancak ondan sonra anlamlandırılabilir.[3] Bu özel duyusal deponun büyük miktarlarda işitsel bilgiyi depolaması çok kısa bir zaman devresinde olabilmektedir (3-4 sn). Bu yankısal ses zihinde yankılanır ve işitsel uyarının verilmesinden sonra çok bir kısa zamanda tekrarlanır (replay).[4] Yankı belleği uyarıyı yalnızca bir dereceye kadar kabaca, primitif yönlerden şifreler, mesela ses perdesi (pitch), bağlantısız beyin bölgelerine yerleşimini belirler.[5]

Genel bakış

George Sperling’in görsel duyusal bellek deposuyla ilgili kısmi raporlama çalışmalarından hemen sonra, araştırmacılar işitsel alanda bunun karşılığını incelemeye başladılar. Yankı belleği terimi, akustik (sessel) bilginin bu kısa ifadesini tanımlamak için 1967'de Ulric Neisser tarafından türetilmiştir. İlk başlarda, benzer kısmi raporlama paradigmalar Sperling tarafından yararlı hale getirilene kadar çalışılmıştır. Bununla birlikte modern nörofizyolojik teknikler yankı belleği deposunun yerleşimi, süresi ve kapasitesiyle ilgili tahminlerin geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Araştırmacılar Sperling’in modelini bir anolog gibi kullanarak, kısmi ve tam raporlama deneylerini kullanan işitsel duyusal depolamada onun çalışmasını uygulamaya devam ettiler. Yankı belleğinin 4 saniyeye kadar çıkan bir süresi olduğunu buldular,[6] ve interferans (müdahale) olmadığında 20 saniyeye kadar devam ettiğini gösterdiler.[7] Her nasılsa, bir kez işitme sinyali verildiğinde var olan yankı için farklı müddetler önerilmiştir. Eriksen ve Johnson 10 sn. alabileceğini önerirken Gutmann ve Julesz bunun yaklaşık bir saniye veya daha az devam ettiğini ileri sürmüştür.[8]

İlk çalışmalar

Çalışan bellek için Baddeley’in modeli, görüntüsel (iconic) bellekle ilgili olan görsel-mekansal kopyalamayı (visuo-spatial sketchpad) ve iki yolla işitsel bilgi işleyişine katılan bir sesbilimsel (fonolojik) döngüyü ihtiva eder. Birincisi, görüntüsel bellekten (1000ms. den daha az) fazlaca uzun bir süre olarak, bilgiyi bozulmadan önce 3-4 sn. tutma kapasitesi olan sessel bir depodur. İkincisi bir sesaltı (suvocal) tekrarlama süreci olup, birinin "iç sesini" kullanarak bellek izini taze tutmak içindir.[9] Bununla birlikte, bu model ilk duyusal girdi ve birbirini takip eden bellek süreçleri arasındaki ilişkinin ayrıntılı bir izahını yapmada yetersizdir. 

Nelson Cowan tarafından önerilen kısa-dönem bellek modeli, bir sözsel duyusal bellek girdisini ve depolamasını daha ayrıntılı tanımlayarak bu sorunu irdelemeye çalışmaktadır. Bu model, 200-400 ms. lik bir ilk faz girdisi ve bir ikincil faz ihtiva eden ve büyük miktarda doğru bilgiyi belli bir kısa zaman süresinde tutabilen; 10-20s sonra bozulmaya başlayan çalışan belleğin içine entegre olmak için bilgiyi daha uzun bir bellek dönem deposuna aktaran, bir dikkat öncesi duyusal depolama sistemini ileri sürmektedir.[10]

Değerlendirme yöntemleri

Kısmi ve tam raporlama

Sterling’in (1960) görüntüsel bellek görevleriyle ilgili işlemlerini takip ederek daha sonraki araştırmacılar aynı olguyu işitsel duyusal depo için denemeyle ilgilendiler. Yankı belleğinin ölçüldüğü davranışsal görevlerde katılımcılardan; genellikle dikkat ve motivasyon gerektiren, kendilerine verilen bir ses tonu, sözcük veya hece dizisini tekrar etmeleri istenir. En meşhur kısmi rapor görevi, katılımcıların sağ, sol ve her iki kulağına eşzamanlı olarak işitsel uyarı verilmesiyle yürütülmüştür.[6] Daha sonra onlardan her uyarının kategori adını ve uzaysal yerleşimini rapor etmeleri istenmiştir. Sonuçlar, bir kulaktan diğeri üzerine bilgi engellendiğinde mekansal yerleşimi hatırlamanın, semantik bilgiden çok daha kolay olduğunu göstermiştir. Görüntüsel bellek görevleri konusundaki uyumlu olarak kısmi raporlama koşullarındaki performans, tam raporlama koşullarının çok daha üstündeydi. Bununla beraber, uyarıcılar arası süre (ISI) (uyarının verilmesiyle hatırlanması arasındaki zaman uzunluğu) arttığı gibi, performansta bir düşüş gözlemlenmiştir. 

Geriye doğru işitsel tanıma maskelemesi

Geriye doğru işitsel tanıma maskelemesi (ABRM) işitme çalışmalarında en başarılı görevlerdendir. Katılımcılara kısa bir hedef uyarıcıdan bir süre sonra (ISI) ikinci bir uyarıcının (maske) verilmesini içerir.[11] İşitsel bilginin bellekte kullanılabilir halde bulunma süresi ISI'ın uzunluğu ile ayarlanmıştır. Performans, ISI 250 msn arttırıldığında, hedef bilginin kesinliğinin gösterdiği üzere, yükselmiştir. Maske, uyarıdan elde edilen bilginin miktarını etkilemez, fakat daha ileri işlemler için araya girici olabilir. 

Uyumsuzluk olumsuzluğu

Dikkatli odaklamayı gerektirmeden işitsel duyusal belleğin ölçümünü daha objektif, bağımsız görevle yapabilecek kapasitede olan uyumsuzluk negativitesinde (MMN)[12] elektroensefalografi (EEG) kullanılarak beyindeki aktivasyon değişikleri kaydedilir. Bu kayıtlar, uyarıdan 150-200 msn sonra ortaya çıkan beynin aktivitesinin işitsel olaya bağlı potansiyellerinin ögeleridir. Bu uyarı, standart uyaran dizisi arasında, ilgi çekmeyen, sık olmayan, olağandışı bir uyarıdır, dolayısıyla bu olağandışı uyarının bellek izi karşılaştırılabilir.[13]

Nörolojik temel

İşitsel duyusal belleğin, kulağın karşı tarafındaki beyin yarımküresinde yer alan birincil işitsel kortekste depolandığı bulundu.[14] Bu yankı belleği deposu karıştığı farklı süreçlere bağlı olarak farklı beyin alanlarını kapsamaktadır. İçine aldığı beyin bölgelerinin çoğunluğu yönetici kontrolün yerleştiği ve dikkatin kontrolünden sorumlu olan prefrontal kortekste yer almaktadır.[11] Sessel (fonolojik) depolama ve tekrarlama sistemi, bu bölgelerde gözlemlenmiş olan beyin faaliyetlerinin yükseldiği sol beyin yarımküresi temelli bellek sistemi gibi görünmektedir.[15] Kapsadığı büyük bölgeler sol arka ventrolateral korteks (VLPFC), sol premotor korteks (PMC) ve sol arka paryetal (yan) kortekstir (PPC). VLPFC bünyesinde yer alan Broca alanı sözel tekrarlama ve seslendirme sürecinden sorumlu esas yerdir. Arka (dorsal) PMC ritmik düzenleme ve tekrarlamada kullanılırken, son olarak PPC boşlukta nesnelerin yerleştirilmesinde rol alır. 

İşitsel duyusal bellekle ilgili olduğuna inanılan MMN yanıtını sergileyen beyindeki kortikal alanlar özgün olarak lokalize edilmemiştir. Bununla birlikte sonuçlar üst temporal girusta (beyin kıvrımı) (STG) ve alt temporal girusta (ITG) göreceli aktivasyonu göstermiştir.[16]

Gelişim

Yankı belleğinden sorumlu olan sinirsel yapıların aktivasyonunda yaşla ilişkili artışın gözlenmesi, işitsel duyu bilgi işleme sürecinde yaşla birlikte yetkinliğin arttığını göstermektedir.[15]

MMN ie ilgili bir çalışmanın bulguları işitsel duyu belleğinin süresinin yaşla birlikte, 2 ila 6 yaşları arasında 500 den 5000 ms. ye anlamlı derecede yükseldiğini göstermektedir. 2 yaşındaki çocuklar ISI'nda 500 ms. ile 5000 ms. arasında bir MMN yanıtı göstermektedir. 3 yaşındaki çocukların 1 saniyeden 2 saniyeye, 4 yaşındakilerin 2 saniyenin üzerine ve 6 yaşındakilerin 3 saniyeden 5 saniyeye çıkan bir MMN yanıtı olmaktadır. Erken yaşlarda oluşan bu gelişimsel ve bilişsel değişiklikler erişkinlik devresinde bir yere kadar artarak genişlerken, nihayetinde yaşlılıkta tekrar azalmaktadır.[10]

Araştırmacılar geç konuşan (LT's), Precordial Tutma Sendromu (PCS) ve oral yarıkları olan (damak, dudak..) çocuklar arasında bilgilerin 2000 ms’den önce bozulmasıyla beraber çocuklarda yankı belleğinin süresinin kısaldığını bulmuşlardır. Bununla birlikte yankı belleğindeki bu azalma erişkinlik devresindeki lisan zorlukları için öngörücü değildir.[17]

Bir çalışmada sözcükler hem genç hem erişkin deneklere verildiğinde, genç deneklerin erişkin deneklere, verilen sözcüklerin oranının artmasından dolayı üstün geldiği bulunmuştur.[18]

Duygu yankı belleği kapasitesi yaştan bağımsız gibi gözükmektedir. [18]

Sorunlar

İşitsel belleklerinde eksiklik olan çocuklarda gelişimsel lisan bozuklukları olduğu gösterilmiştir.[13] Bu sorunlar, performansları bellekleriyle ilgili bir sorundan ziyade verilen bir görevi anlama/yorumlama yetersizliklerine bağlı olabileceğinden değerlendirilmesi güçtür.

Başına bir inme geldikten sonra dorsolateral korteks ve temporal-paryetal kortekse bağlı olarak tek taraflı beyin hasarı olan kişiler bir MMN testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Kontrol grubu için MMN genliği, verilen ses tonunun sağ veya sol kulağa doğrultulduğuna bakmaksızın sağ beyin yarımküresinde en geniştir.

MMN, temporal-paryetal hasarlı sayrılara yönelik olarak işitsel uyarılar beynin lezyon tarafının karşı tarafındaki kulağa doğrultulduğunda geniş ölçüde azalmıştır. Bu bulgu, kulağın beyindeki temsilinin karşı taraftaki işitsel kortekste olduğu ve işitsel duyusal belleğin burada depolandığı teorisine bağlanır.[14] Azalmış bir işitsel bellek deposuyla birlikte olan inme mağdurları üzerindeki ileri araştırmalarla günlük müzik veya sesli kitap dinlemenin yankı belleğinde düzelmeye yol açtığı gösterilmiştir. Bu durum, beyin hasarından sonra nöral rehabilitasyonda müziğin olumlu bir etkisinin olduğunu göstermektedir.[19]

Kaynakça

  1. ^ Carlson, Neil R. (2010). Psychology the science of behaviour. Pearson Canada Inc. ss. 233. ISBN 9780205645244. 
  2. ^ "Echonic Memory Defined". Psychology Glossary. 4 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  3. ^ Clark, Terry (1987). "ECHOIC MEMORY EXPLORED AND APPLIED". Journal of Consumer Marketing. 4 (1). ss. 39-46. doi:10.1108/eb008187. ISSN 0736-3761. 
  4. ^ Radvansky, Gabriel (2005). Human Memory. Boston: Allyn and Bacon. ss. 65-75. ISBN 978-0-205-45760-1. 
  5. ^ Strous RD, Cowan N, Ritter W, Javitt DC (Ekim 1995). "Auditory sensory ("echoic") memory dysfunction in schizophrenia". Am J Psychiatry. 152 (10). ss. 1517-9. PMID 7573594. 8 Mayıs 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mayıs 2016. 
  6. ^ a b Darwin, C; Turvey, Michael T.; Crowder, Robert G. (1972). "An auditory analogue of the sperling partial report procedure: Evidence for brief auditory storage" (PDF). Cognitive Psychology. 3 (2). ss. 255-67. doi:10.1016/0010-0285(72)90007-2. 3 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mayıs 2016. 
  7. ^ Glucksberg, S (1970). "Memory for nonattended auditory material". Cognitive Psychology. 1 (2). ss. 149-56. doi:10.1016/0010-0285(70)90010-1. 
  8. ^ Ardila A, Montanes P, Gempeler J (Eylül 1986). "Echoic memory and language perception". Brain Lang. 29 (1). ss. 134-40. doi:10.1016/0093-934X(86)90038-6. PMID 3756454. 
  9. ^ Baddeley, Alan D.; Eysenck, Michael W.; Anderson, Mike (2009). Memory. New York: Psychology Press. s. 27. ISBN 978-1-84872-000-8. 
  10. ^ a b Glass, Elisabeth; Sachse, Steffi; Suchodoletz, Waldemar (2008). "Development of auditory sensory memory from 2 to 6 years: an MMN study" (PDF). Journal of Neural Transmission. 115 (8). ss. 1221-9. doi:10.1007/s00702-008-0088-6. PMID 18607525. 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 8 Mayıs 2016. 
  11. ^ a b Bjork, Elizabeth Ligon; Bjork, Robert A., (Ed.) (1996). Memory. New York: Academic Press. ss. 5, 73-80. ISBN 978-0-12-102571-7. 
  12. ^ Näätänen R, Escera C (2000). "Mismatch negativity: clinical and other applications". Audiol. Neurootol. 5 (3–4). ss. 105-10. doi:10.1159/000013874. PMID 10859407. 
  13. ^ a b Sabri, Merav; Kareken, David A; Dzemidzic, Mario; Lowe, Mark J; Melara, Robert D (2004). "Neural correlates of auditory sensory memory and automatic change detection". NeuroImage. 21 (1). ss. 69-74. doi:10.1016/j.neuroimage.2003.08.033. PMID 14741643. 
  14. ^ a b Alain, Claude; Woods, David L.; Knight, Robert T. (1998). "A distributed cortical network for auditory sensory memory in humans". Brain Research. 812 (1–2). ss. 23-37. doi:10.1016/S0006-8993(98)00851-8. PMID 9813226. 
  15. ^ a b Kwon, H.; Reiss, A. L.; Menon, V. (2002). "Neural basis of protracted developmental changes in visuo-spatial working memory". Proceedings of the National Academy of Sciences. 99 (20). ss. 13336-41. doi:10.1073/pnas.162486399. 
  16. ^ Schonwiesner, M.; Novitski, N.; Pakarinen, S.; Carlson, S.; Tervaniemi, M.; Naatanen, R. (2007). "Heschl's Gyrus, Posterior Superior Temporal Gyrus, and Mid-Ventrolateral Prefrontal Cortex Have Different Roles in the Detection of Acoustic Changes". Journal of Neurophysiology. 97 (3). ss. 2075-82. doi:10.1152/jn.01083.2006. PMID 17182905. 
  17. ^ Grossheinrich, Nicola; Kademann, Stefanie; Bruder, Jennifer; Bartling, Juergen; Von Suchodoletz, Waldemar (2010). "Auditory sensory memory and language abilities in former late talkers: A mismatch negativity study". Psychophysiology. ss. 822-30. doi:10.1111/j.1469-8986.2010.00996.x. 
  18. ^ a b Engle RW, Fidler DS, Reynolds LH (Aralık 1981). "Does echoic memory develop?". J Exp Child Psychol. 32 (3). ss. 459-73. doi:10.1016/0022-0965(81)90108-9. PMID 7320680. 
  19. ^ Särkämö, Teppo; Pihko, Elina; Laitinen, Sari; Forsblom, Anita; Soinila, Seppo; Mikkonen, Mikko; Autti, Taina; Silvennoinen, Heli M.; Erkkilä, Jaakko; Laine, Matti; Peretz, Isabelle; Hietanen, Marja; Tervaniemi, Mari (2010). "Music and Speech Listening Enhance the Recovery of Early Sensory Processing after Stroke". Journal of Cognitive Neuroscience. 22 (12). ss. 2716-27. doi:10.1162/jocn.2009.21376. PMID 19925203. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Agnozi, duyusal bilgiyi işleme yetersizliğidir. Genellikle özel bir duyu ya da hafıza kaybının olmadığı durumlarda nesneleri, kişileri, sesleri, şekilleri, kokuları tanıma yeteneğinin kaybıdır.

Bellek ya da hafıza, yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.

Uzun süreli bellek ya da Uzun dönemli hafıza, iki depolama hafıza modeli teorisinin bir parçası olarak, öğeler arasındaki ilişkilerin depolandığı bellektir. Teoriye göre uzun süreli bellek, kısa süreli bellekten farklı işlevlere sahiptir. Bu da kısa süreli belleğin 20 ila 30 saniye içerisindeki bilgileri çağırmasından farklı olarak, depolanmış bilgileri uzun sürelerde tekrar, tekrar çağırabilmesidir. Bu iki bellek arasında bir fark görünmüyor gibi olsa da, her ikisi bilgiyi farklı yer ve alanlarda depolamaları bağlamında modelleri farklıdır.

<span class="mw-page-title-main">İnsan beyni</span> insan sinir sisteminin ana organı

İnsan beyni, insan sinir sisteminin merkezi organıdır ve omurilikle birlikte merkezi sinir sistemini oluşturur.

<span class="mw-page-title-main">Temporal lob</span> İnsanların beyninde bulunan dört lobdan biri

Temporal lob, memelilerin beynindeki serebral korteksin dört ana lobundan biridir. Temporal lob, memeli beyninin her iki serebral hemisferindeki lateral fissürün altındadır.

<span class="mw-page-title-main">Serebral korteks</span> kafada bir bölüm

Serebral korteks veya beyin korteksi, insan ve diğer memeli beyinlerindeki serebrumun sinir dokusundan oluşan dış tabakasıdır. Beynin diğer kısımlarının çoğunun beyaz renkte olmasını sağlayan yalıtımın kortekste bulunmamasından dolayı rengi gridir. Korteks serebrum ve serebellumun dış kısımlarını örter ve kalınlığı 1,5-5,0 mm arasında değişir. Korteksin serebrumu örten kısımı serebral korteks olarak adlandırılmaktadır.

Dilinin ucunda fenomeni bilinen bir kelimenin bellekten geri çağırmadaki hata nedeniyle hatırlanamaması, bellekten kısmi geri çağırma ile birlikte her an hatırlanabileceği hissine kapılmaktır. Fenomenin ismi bu gibi durumlarda sıklıkla söylenen "Dilimin ucunda." sözünden gelmektedir. Hemen hemen evrensel bir durum olarak çok iyi bilinen bir kelimenin ya da ismin hatırlanmasında zorluk şeklinde bir bellek çağırma durumu olarak ifade edilir. Dilinin ucunda fenomeni sözcüksel erişimin aşama aşama gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Entorhinal korteks</span>

Entorhinal korteks, Temporal lob üzerinde, hafıza oluşumunda önemli bir rol oynayan beyin bölümü.

İşitsel seçici dikkat ya da seçici duyma, sinir sistemimizin bir parçası olan işitme sistemimizi ilgilendiren bir tür seçici algıdır. Seçici duyma insanların dikkatlerini belirli bir kaynaktan gelen sese veya konuşulan kelimelere odaklaması eylemidir. Çevremizden gelen pek çok gürültü ve sesin İşitme sistemitarafından duyulmasına rağmen, bunların sadece belirli bir kısmı beynimiz tarafından işlenir. Çoğu zaman, işitsel algı insanların duymakta en çok ilgilendikleri uyarıcılara yönelir. Krans, Isbell, Giuliano ve Neville tarafından 2013 yılında yayınlanan makaleye göre, seçici işitsel algı aynı zamanda gelen iki uyarıcıdan birini alındılarken diğerini göz ardı etme yeteneği olarak tanımlanabilir. Buna örnek olarak gürültülü bir sınıf ortamında, öğretmenine odaklanıp sınıf arkadaşlarından gelen sesleri göz ardı eden bir öğrenciyi verebiliriz. Bu bir "dar boğaz" örneğidir. Bu demektir ki aynı zamanda gelen verinin tamamı beynimiz tarafından işlenemez ancak duyusal verinin bir kısmı bu dar boğazı geçip işlenebilir. Fakat seçici duyma fizyolojik bir hastalık olarak algılanmamalıdır. Fizyolojik bir hastalık olmaktan öte, insanların çevreden gelen gürültü ve sesleri bloke etme yetenekleridir. Yıllardır, işitsel dikkatin seçiciliği üzerine yapılan araştırmalar artarak devam etmektedir.

Hafıza güçlendirme ilk ediniminden sonra bazı bilgilerin hafızaya yerleşmesi için sürdürülen sürecin bütünüdür. Hafıza izi, bir şeyin ezberlenmesi sonucu sinir sisteminde meydana gelen değişikliktir. Hafızanın sağlamlaşması iki özel sürece ayrılır. Geç faz uzun vadeli güçlenmeye karşılık geldiği düşünülen ilk sinaptik güçlendirme, öğrenmeden sonraki ilk birkaç saatte sinaptik bağlantılarda ve sinir devrelerinde küçük ölçekte olur.

<span class="mw-page-title-main">Vestibülokoklear sinir</span> kraniyal sinirler

Vestibülokohlear sinir sekizinci kranial sinir olarak bilinir ve iç kulaktan aldığı işitme ve denge ile ilgili bilgileri beyine aktarır.

Baddeley'in Çalışma Belleği Modeli, Alan Baddeley ve Graham Hitch tarafından 1974'te ileri sürülen, daha kesin bir birincil bellek modeli sunmak amacıyla önerilen bir insan belleği modelidir. Çalışma belleği, birincil belleği tek bir birleşik yapı olarak düşünmek yerine birden çok bileşene böler.

Epizodik bellek, açıkça belirtilebilen veya bir araya getirilebilen günlük olayların hafızasıdır. Belirli zamanlarda ve yerlerde meydana gelen geçmiş kişisel deneyimlerin toplanmasıdır; örneğin, kişinin 7. doğum günündeki parti gibi. Semantik bellek ile birlikte, uzun süreli hafızanın iki ana bölümünden biri olan açık belleği oluşturur(diğeri örtük bellek).

<span class="mw-page-title-main">Kokteyl partisi etkisi</span>

Kokteyl partisi etkisi; beynin, kişinin işitsel dikkatini belirli bir uyarıcıya odaklayıp, diğer bir dizi uyaranı filtreleyerek dışarıda bırakma becerisini ifade eden kavramdır. Tıpkı gürültülü bir partiye katılan bir kişinin ortam gürültüsünü yok sayarak tek bir sohbete odaklanabilmesi gibi. Dinleyiciler, hem farklı uyaranları farklı akışlara ayırma hem de daha sonra hangi akışların kendileri için en uygun olduğuna karar verme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle, kişinin duyusal belleğinin kişi farkında olmadan tüm uyaranları ayrıştırdığı ve ayrı bilgi parçalarını dikkat çekmelerine göre sınıflandırdığı öne sürülmüştür. Bu etki çoğu insanın tek bir sesi izleyip, diğerlerini görmezden gelmelerine izin veren mekanizmadır. Bir başka ifadeyle, dikkat yöneltilmeyen uyaranda geçen önemli kelimelerin hemen tespit edilebilmesine, örneğin birinin bir gürültü içinde kendi adı geçtiği zaman bunu fark etmesine, dair fenomenini tanımlar.

Henry Gustav Molaison, yaygın adıyla H.M., epilepsisinin tedavisi için beyninin iki yarımküresinden medial temporal lobektomi geçiren; bu operasyonla ön hipokampüslerinin üçte ikisi, parahipokampal korteksleri, entorhinal korteksleri, piriform korteksleri ve amigdalaları alınan Amerikalı hasta. Ameliyatın, Molaison'un epilepsisini kontrol altına almakta kısmi bir başarısı olsa da, hastaya yeni bellek edinme yetisini kaybettirmesi gibi büyük bir yan etkisi vardı.

Modaliteler arası dikkat, dikkatin farklı duyulara dağıtılması anlamına gelir. Dikkat, duyusal uyaranları seçici olarak vurgulamanın ve görmezden gelmenin bilişsel sürecidir. Modaliteler arası dikkate göre, dikkat çoğu zaman aynı anda birden fazla duyusal modalite vasıtasıyla gerçekleşir. Bu modaliteler, görsel, işitsel, uzamsal ve dokunsal gibi farklı duyusal alanlardan gelen bilgileri işler. Bunların her biri belirli bir tür duyusal bilgiyi işlemek için tasarlanmış olsa da, aralarında önemli bir örtüşme vardır. Bu durum araştırmacıların dikkatini modaliteye özel mi yoksa paylaşılan "modaliteler arası" kaynakların sonucu mu olduğunu sorgulamasına sebep olmuştur. Modaliteler arası dikkat, dikkat işleme sürecini hem geliştirebilen hem de sınırlandırabilen modaliteler arasındaki örtüşme olarak kabul edilir. Modaliteler arası dikkatin verilen en yaygın örneği, Kokteyl Partisi Etkisi olarak bilinen bir kişinin daha az önemli olan diğer uyaranlar yerine önemli tek bir uyarana odaklanabilmesi ve onunla ilgilenebilmesi durumudur. Bu fenomen, diğer uyaranlar göz ardı edilirken bir uyaran için daha derin işlem seviyelerinin oluşmasına izin verir.

Geçmişe dönüş ya da istemsiz tekrar eden bellek, bireylerin eski deneyimleri ya da eski deneyimlerin ögelerini ani ve genellikle güçlü bir şekilde yeniden deneyimlediği psikolojik fenomendir. Bu deneyimler sevindirici, üzgün, heyecan verici veya herhangi başka bir duygu olabilir. Geçmişe dönüş terimi, özellikle, anı istemsiz hatırlandığında ve/veya bu anı insanın tekrar yaşayabileceği kadar yoğun olduğunda, bunun gerçek zamanda yaşanmadığını, sadece bir anı olduğunu fark edemeyeceği durumlarda kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Hafıza ve yaşlanma</span>

Bazen "normal yaşlanma" olarak tanımlanan yaşa bağlı hafıza kaybı, Alzheimer hastalığı gibi demans türleriyle ilişkili hafıza kaybından niteliksel olarak farklıdır ve farklı bir beyin mekanizmasına sahip olduğuna inanılır.

İkonik hafıza, görsel alanla ilgili görsel duyusal bellek kaydı ve hızla bozulan görsel bilgi deposudur. Görsel kısa süreli bellek (VSTM) ve uzun süreli bellek (LTM) içeren görsel bellek sisteminin bir bileşenidir. İkonik bellek, çok kısa, kategori öncesi, yüksek kapasiteli bellek deposu olarak tanımlanır. Çok kısa bir süre için tüm görsel algımızın tutarlı bir temsilini sağlayarak görsel kısa süreli belleğe katkıda bulunur. İkonik hafıza, sakkadlar sırasında değişim körlüğü ve deneyimin sürekliliği gibi fenomenleri açıklamaya yardımcı olur. İkonik hafıza artık tek bir varlık olarak düşünülmemekte bunun yerine en az iki ayırt edici bileşenden oluşmaktadır. Sperling'in kısmi rapor paradigmasının yanı sıra modern teknikleri içeren klasik deneyler bu duysal hafıza deposunun doğası hakkında fikir vermeye devam etmektedir.

Çoklu Mağaza veya Modal Model olarak da bilinen Atkinson-Shiffrin Modeli, 1968 yılında psikolog Richard Atkinson ve Richard Shiffrin tarafından önerilen bir bellek modelidir. Modele göre insan hafızasının üç ayrı bileşeni vardır:

  1. Duyusal Kayıt adı verilen duyusal bilgilerin belleğe girdiği bileşen
  2. Hem duyusal kayıttan hem de uzun vadeli bellekten girdi alan ve tutan Kısa Süreli Depo
  3. Kısa süreli depoda tekrarlayarak, prova yaparak hatırlanan, bilgilerin süresiz olarak tutulduğu Uzun Süreli Depo