İçeriğe atla

Yahudilikte borç ve faiz

        

Yahudilikte borç ve faiz kombinasyonu konusu karmaşık ve detaylıdır. Faiz kelimesinin İbranicesi neşeh'tir (נשך), anlamı lokma'dır; borç verenin elde ettiği kazanca ise marbit/tarbit (מרבית/תרבית) denir.[1] Neşeh, faizin düşürülüp verilen borcun önceden kesilen faizine denir; marbit/tarbit ise, verilen borcun üstüne eklenen faizdir.[2] Marbit/tarbit, modern anlamda uygulanan şekildir ve modern İbranicede (Kur'an'daki Arapça kelime olan Riba ile kökdaş olan) ribbit denir.

Tora ve Talmud, bazı istisnalar dışında faiz uygulanmadığı takdirde borç vermeyi teşvik eder. Hezekiyel kitabında faiz uygulamanın en ağır günahlardan biri olduğu belirtilir[3][4] ve Yahudi kanunlarınca da yasaktır. Talmud, Hezekiyel'in faizi kınaması üzerine odaklanır.[5] Hezekiyel, faizin nefret edilecek bir şey olduğunu belirtir ve metaforik anlamda tefecileri kan dökenlerle bir tutar.

Ahitte

Tora'da, faiz yönetmeliği Çıkış 22:25-27, Levililer 25:36-37 ve Tesniye 23:20-21'de ifade edilmiştir. Levililer kitabında, fakir olanın maddi bağımsızlığını kazanması adına parasal veya yemek borcu verilmesi teşvik edilir fakat adı geçen diğer iki kitabın aksine herhangi bir faiz uygulamasını yasaklar.[2] Her üç yerde de faiz uygulamanın sömürücülük olduğu belirtilir. Levililerin aksine, Çıkış ve Tesniye kitapları, faizin Yahudi olmayanlara uygulanmasında bir sorun görmez.[2]

Çıkış kitabından anlaşıldığı üzere teminatlı borçlanma konsepti halihazırda mevcuttu çünkü teminat olarak özel bir kumaş parçasının verilmesinin yasaklandığı görülür. Adı geçen kumaş, fakirlerin soğuk gecelerde kullandığı bir çeşit büyük kare örtüdür.[2] Bu örtünün teminat olarak verilmesi borçlunun hayatını riske atacağından yasaktır. Tesniye de borçlunun hayatının güvenceye alınması için benzer bir yaklaşımda bulunur; fakat burada bahsi geçen bir tür kumaş değil, değirmen taşıdır. Ekmek üretmek için un yapımında kullanılan değirmen taşının teminat olarak verilmesi borçluyu aç bırakacağından bu nesnenin teminat olarak gösterilmesi yasaklanmıştır.

Tarihsel içerik

Antik Yakın Doğu'nun ilk din sistemlerinin çoğu ve laik kanunlar tefeciliği yasaklamamaktadır. Bu topluluklar, hareketsiz nesneleri, bir bitki, hayvan veya insanmışçasına kendi kendine üreme yeteneği olan canlılarmış gibi ele alır. Bu nedenle, 'yemek parası' veya herhangi bir maddi desteğe faiz uygulamak uygun bir davranış sayılmaktaydı.[6] 'Yemek parası' adı altında yapılan gıda borçlarında zeytin, hurma, tohum ve hayvanların kullanıldığı ~MÖ 5000'lerde dahi görülmektedir. Kayıtlara göre gümüşe %10-25 ve tahıllara %20-35 faiz uygulanmaktaydı. Mezopotamya, Hititler, Fenike ve Mısır'da faiz yasal olup genelde devlet idaresindeydi.[7] Sümerliler ise genelde verdiği borçlara yıllık %20 faiz uygulamaktaydı.[1] Bugüne kadar gelmeyi başaran Sümer anlaşmalarında genelde hep bu rakam görülür[1] ve anlaşıldığına göre Yahudiliğin ilk asrında bu konsept iyi bilinmekteydi çünkü bu oran Babil Talmudu'nda da yer almaktadır.[8] Sümer kanunlarında karşılıklı çıkar anlaşmasının varlığı görülür; buna göre borçluyla borç veren bir anlaşma ile iş ortağı olur; borçlu iş yerini yönetip orada çalışırken sermayeye katkısı bulunan borç veren kardan pay alır.[1] Bu anlaşma hem borç hem trust'ın karakteristiğini oluşturur; borç veren, parasını finansal hissesinden alırken borçlu geçimini maaş ile sağlar.[1] Hammurabi Kanunları, bu tür anlaşmaları idare eden yönetmelikler içerir.

Heter İska muafiyet kontratı

Klasik rabinik edebiyatında

Mişna, kutsal kitapta anlatılan yönetmeliklerle ödemeden kaçınmayı engellemek için özen göstermektedir; hatta bu nedenle kutsal kitapta aktarılan kurallara rağmen ahlaki tefeciliği yasaklamaktadır. Taşik[9] kelimesi Talmud'da fazicilik olarak yorumlanır ve borç verenle birlikte borç alan da suçludur;[1] bunun yanı sıra bu anlaşmaya şahitlik yapanlar da kusurlu bulunur.[1]

Mişna'da ifade edildiğine göre, bir şeyin tamamı teminat olarak verilemez; örneğin, ücretin bir kısmı ödenmiş bir tarlanın tamamı teminat olarak gösterilemez çünkü buradan gelecek gelirin hepsi faize gider.[1] Fakat Mişna, eğer son ödeme tarihi geçtiyse alacaklı kişinin mülkün tamamına el koymasına izin verir.[10] İngiliz kanunlarındaki Tutu yasaları bu istisnadan faydalanmak için yaratılmıştır. Mişna'ya göre, eğer şahitler yalan söyleyip son ödeme tarihinin başka bir zamanda olduğunu söylerse ve yalan söyledikleri ispatlanırsa iki tarih arasındaki masrafları yalan yere şahitlik yapanlar öder.[11]

Mişna, yatırımlardan faiz çekmeyi yasaklar, bunu yerine insanlar toprak alıp gelirlerini buradan elde etmelidir.[1] Mişna ayrıca, borç alabilmek için verilen hediyeleri önceden ödenmiş faizden sayar;[1] buna benzer olarak, borcun ödenmesi bittikten sonra dahi verilen hediyeler faiz olarak nitelendirilir.[1] Mişna, bir adım ileri gidip para dışında herhangi bir şeyin borç verilmesini yasaklamıştır çünkü bir mülkün değeri zamanla artabileceğinden bu ödenen fark faizden sayılmaktadır;[12] aynı şekilde, bir kişinin faiz borcunu ödemesi için diğer işçilere oranla daha fazla çalıştırılamaz.[1]

Mişna, hem Mişna'da hem Tora'da özellikle yasaklanan faiz türlerinin, ödeme yapılmış olması takdirde geri alınabileceğini bildirir; fakat uyuşmazlık durumunda, Tora'da belirtilmiş olsa bile faiz yasal olarak geri alınamaz.[1] Mişna'ya göre bunun gerekçesi şöyledir: Ahitsel metinler faizcilere ilahi intikam ile ilgilidir ve sivil durumlarda idam cezasına çarptırılmış birine uygulanamaz;[5] bu durum, faiz davalarını rabinik mahkemelere bırakır fakat alacaklıya yapılan fiziksel saldırılar dışında yaptırım uygulamamaktadır.[13]

Muafiyet ve kaçınma

Ürün sahibinin, dükkân sahibine ürünü satması için vermesi ve karşılığında kardan pay alması Mişna'da yasaklanmıştır çünkü ürünü veren kişi ürünü dükkân sahibine borç olarak veriyor olarak kabul edilir ve hırsızlık, ürün değerinin azalması ve kaza gibi riskler dükkân sahibinin başına kalmaktadır.[1] Fakat Mişna, ürün sahibinin dükkân sahibine bir kuru incir gibi düşük bir miktar dahi ödemesi durumunda bunun tefeciliğe girmediğini belirtir.[14] Bu duruma Heter İska yani muafiyet kontratı denir ve Sümer ortaklık yapısı da bu şekilde işlemekteydi. Her kontratta olabileceği gibi uyuşmazlıklar laik mahkemelerde çözümlenebilir lakin bu, Halaha prensiplerine aykırı bir sonuçla neticelenme riski taşımaktadır.

Mişna'da, anti-tefecilik kanunlarından kaçınma metotları da işlenmektedir. En basit metot örneklerinden biri, kişinin bir başkasına bir nesne ödünç vermesi ve bir süre sonra onu daha ucuz fiyata geri almasıdır. Kanundaki boşluktan istifade etmenin bir başka örneğiyse şöyledir: Ahit, İsrailoğullarından olmayanlara faiz uygulamaya izin verir böylece bir İsrailoğlu başka bir İsrailoğluna faizle borç vereceği zaman İsrailoğullarından olmayan üçüncü bir aracı kullanır.[15][16]

Ortaçağ rabinik edebiyatında

Maymonides'in görüşüne göre, faizciliğe benzer bazı durumlara izin verilebilir; örneğin, üçüncü bir şahısa daha yüklü bir ödeme yapma karşılığında, birinci şahıs ikinci şahısa borç verebilir; veya üçüncü şahsın birinci şahısa yüklü bir miktar vermesini sağlayan ikinci şahıs, birinci şahıstan borç alabilir.[17] Yahudi olmayana faiz uygulmak uygundur ve hatta bunun belirli sınırlar içinde bir mecburiyet olduğunu dile getirir fakat borç veren kişi hevese kapılıp aynı uygulamayı Yahudiler üzerinde uygulamamalıdır.[1]

Maymonides'in yazılarından sonra 16. yüzyılda yayınlanan ve Ortodoks Yahudilik'te otoritesi olan Şulhan Aruh, faizin Yahudi olmayanlara uygulanabileceğini belirtir.[18] Yetimler veya fakirler gibi hayır için verilen borçlara faiz uygulanması yasaktır. Hayatı tehlikede olan birinin faizle borç almasına izin verilir.[19]

Şulhan Aruh'un görüşüne göre, verilen anapara üzerinde zorlama yapılabilir, eğer borca ayriyetten faiz uygulanıyorsa faiz kısmına zorlama yapılamaz. Eğer anlaşma anapara ve faizi birleştirerek yapılmışsa bunun hiçbir bölümünde zorlama yapılamaz.[19][20] Eğer yasal vasi, velisi olduğu kişinin malından borç verdiyse ve faizini tedarik ettiyse bunu geri vermek zorunda değildir. Şulhan Aruh, mahkemenin, borç verenin faizden vazgeçmesini sağlaması için alacaklıyı sadece falakaya yatırabileceğini belirtir,[21] eğer alacaklı faizi geri vermeden ölürse para varislerine kalır.[22]

Ayrıca bakınız

  • Prozbul
  • Şmita
  • Yovel

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m n o Jewish Encyclopedia
  2. ^ a b c d Peake's commentary on the Bible
  3. ^ Hezekiel 18:13
  4. ^ Hezekiel 18:17
  5. ^ a b Baba Metzia 61b
  6. ^ [Fritz M. Heichelheim, An Ancient Economic History, 2 Vols. (trans., Leiden 1965), i104-56.Cited in Johnson, A History of the Jews, p.172]
  7. ^ Paul Johnson, A History of the Jews, p.172-73]
  8. ^ Baba Batra 60a
  9. ^ Tesniye 23:20
  10. ^ Baba Metzia 63a
  11. ^ Makkot 1:1
  12. ^ Baba Metzia 75a
  13. ^ Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 161:2
  14. ^ Baba Metzia 68b
  15. ^ Baba Metzia 5:6
  16. ^ Baba Metzia 71a
  17. ^ Maimonides, Mishneh Torah, Tamid:, Malweh:15
  18. ^ Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 159
  19. ^ a b Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 160
  20. ^ Shulchan Aruch, Hoshen Mishpat : 52
  21. ^ the process of judicially flogging an individual until they agreed to a course of action, was known as contempt
  22. ^ Shulchan Aruch, Yoreh De'ah : 161


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Tevrat</span> Tanahın ilk beş kitabı

Tevrat, İbrani Kutsal Kitabı'nın ilk beş kitabının, yani Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye kitaplarının derlemesidir.

Kefalet, hukuki işlem türleri yönünden bakıldığında, bir sözleşmedir. Kefalet güvence sağlama amacına yönelik sözleşmeler arasında yer alır.

Talmud, Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dinî metinlerdir. İbranice lamad (öğrenmek) kökünden gelir. Mişna ve Gemara bölümlerinden müteşekkildir. Talmud'un iki versiyonu vardır: 3. ila 5. yüzyıla ait olduğu kabul edilen ancak daha eski dokümanları da içeren Babil Talmudu ve daha eski olan Filistin ve Yeruşalayim (Kudüs) Talmudu.

<span class="mw-page-title-main">Kredi</span> ekonomi terimi

Kredi, bir tarafın diğer tarafa para veya kaynak sağlamasına izin veren ve ikinci tarafın birinci tarafa hemen geri ödeme yapmadığı borç ve güvendir. Bir kimseye belirli bir süre sonra geri almak kaydıyla satın alma gücü sağlanması veya bu gücün devredilmesi olarak tanımlanır. Bu sözü edilen nakdi kredi tanımıdır. Ancak bankalar bir tüzel ya da gerçek kişi lehine garanti ve kefalet vererek de kredilendirme yapabilir. Buna da gayrinakdi kredi denir.

<span class="mw-page-title-main">Faiz</span> Para kullanımı için ödenen miktar

Faiz, ekonomi biliminde iki anlamda kullanılmaktadır. Birinci anlamda faiz, bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen gelir oranıdır. İkinci anlamda ise üretim amaçlı girdi olarak kullanılan sermayenin gelir oranıdır. Bu iki anlam iktisadi açıdan birbirlerinden farklı değillerdir ve iktisatçılar tarafından faiz olarak nitelendirilirler.

Mikrofinans, geleneksel olarak bankacılık ve ilgili hizmetlere erişemeyen, tüketiciler ve serbest çalışanlar da dahil, düşük gelirli müşterilere veya kredi dayanışma gruplarına finansal hizmetlerin sunulmasıdır. Daha geniş anlamda, amacı "mümkün olduğunca çok, fakir ve fakirlik sınırındaki hanenin, sadece kredi değil, aynı zamanda tasarruf, sigorta ve fon transferi de dahil olmak üzere, uygun çeşitlilikte yüksek kaliteli finansal hizmetlere kalıcı erişiminin olduğu bir dünya" olan bir harekettir. Mikrofinansı savunanlar genellikle bu tür bir erişimin yoksul insanların yoksulluktan kurtulmasına yardım edeceğine inanmaktadır.

Hukukun herkes bakımından bağlayıcı olması gerekir. Kişiler bazen olması gereken gibi davranırlar, bazen de bu düzeni bozarlar. Hukukun var oluş nedenlerinden biri de bu noktada başlar. Yani toplumun düzenini korunması durumu. Devreye giren hukuki kuralları çiğneyen kişilerin bu yanlış davranışlarına engel olunur ve o kişilere bu kurallara uymaya zorunlu kılınır. Yaptırım bir hukuk kuralına aykırı davranılmasının sonucunda yol açılan zararın ortadan kaldırılmasını amaçlar. Kısaca yaptırım "Bir hukuk kuralına aykırı davranılması halinde hukuk düzenince öngörülen sonuçtur.". Yaptırım bir hukuk kuralını diğer sosyal düzen kurallarından ayırır.

<span class="mw-page-title-main">İslami bankacılık</span>

İslami bankacılık olarak adlandırılan sistem, aktivitelerini şeriatı esas alarak belirlemektedir. Şeriat, ödünç verilen paradan para kazanmayı yasaklamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Asara BaTevet</span>

Asara BeTevet, İbrani takviminin Tevet ayının onuncu günüdür; Yahudiliğin küçük fakat önemli bir orucudur. Yahudiliğin diğer oruçlarından farklı olarak gün doğumundan gün batımına kadar tutulan kısa bir oruçtur. Hanuka bayramıyla bir ilgisi olmamasına rağmen bu bayramdan bir hafta sonrasına denk gelir.

Tesniye Kodu, akademisyenler tarafından Tesniye'de geçen kanun kodlarına verilen isimdir. Dini törenlerden arınma ayinine, toplum ve suç kanunlarından savaş yönetimine kadar çeşitli yasaları içerir. Çıkış 20-23'te bulunan Ahit Kodu gibi, Tevrat'ın beş kitabında bulunan diğer kanun kodlarına benzer; buna Etik Dekalog'u tartışan kısım hariçtir. Etik Dekalog'un ayrı tutulmasının sebebi yazarın kim olduğuyla ilgili sebeplerden değil, akademik açıdan bunun başlı başına bir konu olduğu düşünülmesidir. Tesniye'nin hemen hemen tamamı Musa'nın son sözleri olarak sunulmuştur; tarihi giriş ve Etik Dekalog'un tekrarıyla başlayan Tesniye, cesaretlendirici son sözler ve nasihatlarla biter. Orta kısımda ise Tesniye Kodu bulunur. Belgesel hipotezin görüşüne göre bu kod Tesniyeci kaynak tarafından yazılmıştır.

613 Mitsvot Musa'nın beş kitabı olan Tevrat'ta anlatılan, yapılması gereken kanuni, ahlaki ve ruhani uygulamalardır. Tevrat'taki bu kanun ilkeleri için bazen "bağlantılar" veya "emirler" (mitsvot) denip hepsine birden "Musa'nın kanunları", ya da kısaca "Kanun" denir. Mitsvot, İbranicede mitsva'nın çoğul halidir.

<span class="mw-page-title-main">Yahudiliğin evliliğe bakış açısı</span>

Yahudilikte evlilik, Tanrı'nın müdahil olduğu bir Yahudi erkek ve bir Yahudi kadın arasında yapılan birleşme anlaşmasının belgelenmesidir. Evliliğin tek koşulu çocuk yapmak olmamasına rağmen bu emrin yerine getirilmesi beklenir. Esas merkezi odak kadın ile erkeğin ilişkisidir. Ruhani anlamda evlilik, kadın ile erkeğin ruhlarının bir bütün olmasıdır. Bu sebeple evlenmemiş adam "tam" sayılmaz çünkü ruhu henüz tamamlanmamıştır ve yarımdır.

<span class="mw-page-title-main">Purim</span>

Purim, antik Pers İmparatorluğu'nda yaşayan Yahudilerin, Haman'ın onları öldürme planından kurtuluşunun anısına kutlanan bir bayramdır. Bu hikâye Tanah'ın Ester kitabında anlatılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Şavuot</span>

Şavuot, Sivan ayının 6. günü kutlanan bir Yahudi bayramıdır. Genelde Mayıs ya da Haziran ayının ilk yarısına denk gelir. Şavuot, Tanrı’nın Sina Dağı’nda toplanan İsrail milletine Tevrat’ı vermesinin yıl dönümünü anar. Tevrat’ta Şavuot ve Tanrı’nın Tevrat’ı göndermesi arasındaki ilişki açık olmamasına rağmen, Şavuot, üç hac festivalinden biridir. Omer’in Sayılması’nın Sefirat ha Omersonuçlandığını gösterir. Şavuot’un tarihi direkt olarak Hamursuz Bayram’ıyla bağlantılıdır. Tevrat’ın verdiği talimata göre, yedi haftalık ‘Omer’in sayılması’ Şavuot ile sonuçlanır. Günleri ve haftaları saymak olan bu davranış, Tevrat’ın gönderilmesine duyulan şevki ve beklentiyi anlatır. Hamursuz Bayramı’nda Yahudiler, Firavun’un kölesi olmaktan kurtarıldı; Şavuot’ta ise bu millet, Tevrat’la birlikte, Tanrı’ya hizmet etmeye bağlanmış bir millet oldu. Şavuot, İsrailliler tarafından oldukça bilinen ve kutlanan bir festivalken, diaspora Yahudiler, bu festivali çok bilmezler. Yahudi kanunlarına göre, İsrail’de bir gün, diasporada iki gün olarak kutlanır. Reformist cemaatler bir gün olarak kutlar

<span class="mw-page-title-main">Yahudilikte cinsellik</span>

Yahudilikte cinsellik, geleneksel olarak üzerinde durulan bir konudur. Tanah ve rabinik kaynaklarda cinsellik ile ilgili birçok öykü ve kural bulunmaktadır. Ve ayrıca İsrail Yahudileri başka meshebdeki insanların cinsel konularına saygı duymazken, sadece kendilerinin cinsellik anlamına yükümlülük gösterirler.

<span class="mw-page-title-main">Eski Ahit'te eşcinsellik</span>

Eski Ahit'te eşcinseller arasında yaşanan "erkek erkeğe cinsel ilişki" ile ilgili bazı davranışlardan bahsedilmektedir. Erkekler arası ilişkileri -özellikle anal ilişkileri- ağır kınama Levililer kitabında bulunur ve bunun "tiksinç" bir hareket olduğundan bahsedilir.

<span class="mw-page-title-main">Yosef Karo</span>

Yosef Karo veya Yosef ben Efraim Karo'nun, 1488'de İspanya'nın Toledo şehrinde doğduğuna inanılmaktadır. Bir varsayıma göre ailesi Elhamra Kararnamesi'nin ardından Portekiz'e kaçmasıyla bu ülkede doğmuştur. 1497'te Portekiz'den gelen Yahudi göçmenlerle birlikte İstanbul'a gelen Karo, bir süre Niğbolu, Selanik ve Edirne'de de yaşamıştır. 1575'te Safed'te öldü.

Avoda Zara , kastedilen mânâsı "putperestlik" ya da "bidatlar") Talmud'un dördüncü kitabı olan Nezikin’in kitapçıklarından birisidir. Bâzı kaynaklarda Aboda Zara olarak da geçmektedir. Avoda Zara'da genellikle Yahudi-olmayanlar arasında yaşayan Yahudilerin meseleleri düzenlenmektedir. Bunların başında, Yahudilerin, Yahudi-olmayanlar ile olan ilişkileri gelmektedir. Kitapçıkta, Yahudilerin putperestlikten ve diğer kültürler içinde asimile olmaktan uzak durmalarını sağlamaya dâir düzenlemeler yer almaktadır.

Yağmacı kredi, yıkıcı kredi veya yırtıcı kredi, kredi veren kuruluşlar tarafından oluşturma sürecinde haksız, aldatıcı veya hileli, etik dışı uygulamalar yüretilen krediler için verilen ad. Yağmacı kredilendirme için uluslararası kabul görmüş yasal tanımlar bulunmamakla birlikte, ABD Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC) genel müfettişlik ofisinin 2006 tarihli bir denetim raporu, yağmacı kredilendirmeyi genel olarak "borçlulara haksız ve istismar edici kredi koşulları dayatmak" olarak tanımlamaktadır, ancak "haksız" ve "istismar edici" özel olarak tanımlanmamıştır. Genellikle yıkıcı ya da yağmacı olarak tanımlanan bazı belirli uygulamalara karşı yasalar olmasına rağmen, çeşitli federal kurumlar bu ifadeyi kredi endüstrisindeki birçok belirli yasadışı faaliyet için genel bir terim olarak kullanmaktadır. Yağmacı kredilendirme, eleştirmenler tarafından kredi veya ipotek hizmeti sürecinde, kredinin verilmesinden sonra haksız, aldatıcı veya hileli uygulamalar olarak tanımlanan ipotek uygulamaları olan yağmacı ipotek ile karıştırılmamalıdır.