İçeriğe atla

Yönetim (dilbilim)

Dilbilgisi ve teorik dilbilimde, yönetim veya reksiyon bir kelime ve ona bağımlı olan diğer kelimeler arasındaki ilişkiyi ifade eder. En az üç farklı yönetim kavramı bulunur: geleneksel dilbilgisindeki durum yönetimi kavramı, bazı üretici sözdizimi modellerinde oldukça gelistirilmis yönetim kavramı ve bağımsal dilbilgisinde kapsamı çok daha geniş olan yönetim kavramı.

Geleneksel durum yönetimi

Geleneksel dilbilgisi açıklamalarında yönetim, bir sözcüğe fiiller ve edatlar tarafından durum eki atanması olayıdır. Daha yaygın olarak, bir fiil veya edat, tamamlayıcısına bir durum eki atıyorsa o fiil ve edatın durum atadığı sözcüğü "yönettiği" varsayılır. (bakınız: durum yönetimi).[1] Örneğin, Türkçede geçişli fiillerin çoğunda, dolaysız nesneler -i ekini alırken, dolaylı nesneler -e ekini alır:

  1. Aslan zebrayı kovaladı.
  2. Öğrenci çiçeği öğretmene verdi.

1. cümlede kovala- fiili dolayısız nesnesi olan zebra sözcüğüne -i ekini yüklemistir ve 2. cümlede ver- fiili, -i ekini dolaysız nesnesi olan çiçek sözcüğüne; -e ekini de dolaylı nesnesi olan öğretmen sözcüğüne yüklemiştir.

  1. Annem bana yardım etti.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi yardım et- gibi fiiller, -i eki yerine yalnızca -e ekini atadıkları için yönetim açısından istisnadır, çünkü dolaylı nesneler edilgen halde de aynı olur:

  1. Annem bana yardım etti. (dolaylı nesne: bana)
  2. Bana yardım edildi. (özne: bana)

Durum atanan öge hem nesne hem özne halinde aynı eki alıyorsa durumu atayan fiil bu ögeleri yönetmez. Daha ayrıntılı olarak, iki farklı durum atama sekli bulunur: yapısal durum(nominatif-akuzatif) ve içsel durum(nominativ-akuzatif durumları dışındaki durumlar). Yapısal durum, tamamlayıcının bulunduğu konumdan dolayı aldığı durum ekidir:

1) Aslan zebrayı kovaladı. (etken cümle)

Yukarıdaki cümlede -i ekini alan nesne, kovala- eylemi tarafından atanmıştır ve bu nesne, edilgen bir cümlede özne konumunda olduğu zaman yalın hal ekini alır:

2) ZebraØ kovalandı. (edilgen cümle)

Zebra sözcüğünün yalın hal eki(sözcükte hiçbir ekin olmaması durumu) almasının sebebi, yine bulunduğu konumdan dolayıdır(Spec-TP). Kısaca, konumuna göre bir sözcüğün durum ekinin değismesine yapısal durum denir ve bu değisim yalnızca Nominatif-Akuzatif durumları için geçerlidir.

Nominatif(yalın hal)-Akuzatif(-i hali) durumları dışındaki diğer tüm durumlara ise içsel durum denir. Bunlar -e, -de, -den ekleridir ve bu eki almış sözcükler hem nesne hem özne konumunda aynı ek ile belirir, bu yüzden yapısal durum olarak adlandırılmazlar çünkü bu durumların amacı anlamsal olarak bilgi vermektir. Örneğin -den eki ayrılma anlamı taşır, -de eki ise bulunma anlamı taşır:

1) Annem örümceklerden korkar. (etken cümle)

1) Örümceklerden korkulur. (edilgen cümle)

Yukarıdaki örneklerden de görüleceği üzere, örümceklerden sözcüğü her iki yapıda da aynı eki almıştır, fakat aynı durum yapısal durumlar için geçerli değildir.

Kısaca, yapısal durum:

Nominatif(Yalın hal): Ø

Akuzatif(ismin -i hali): -i

İçsel durum:

Datif(yönelme hali): -e

Lokatif(bulunma hali): -de

Ablatif(ayrılma hali): - den

Edatlar (önedatlar veya artedatlar) da tıpkı fiiller gibi tamamlayıcılarına durum atayabilir. Örneğin göre edatı tamamlayıcısına -e ekini yükler: bana göre, onlara göre; dolayı edatı tamamlayıcısına -den ekini yükler: benden dolayı, onlardan dolayı.

Yönetim ve bağlama kuramında

Yönetim ve Bağlama Kuramındaki bu yönetim kavramının soyut sözdizimsel iliskisi, geleneksel yönetim kavramının bilimsel açıklamasıdır.[2] Fiiller nesnelerini yönetir ve daha genel olarak, başlar bağımlılarını yönetir. A, ancak ve ancak aşağıdaki durumlarda B'yi yönetir:[3]

  • A bir yönetendir(sözcüksel bir baş),
  • A B'ye b-buyur ve
  • A ve B arasına hiçbir engel girmez.

Bu tanım daha ayrıntılı olarak yönetim ve bağlama kuramında açıklanmıstır.

Kaynakça

  1. ^ See for instance Allerton (1979:150f) and Lockwood (2002:75ff.).
  2. ^ Reinhart (1976), Aoun and Sportiche (1983), and Chomsky (1986) are three prominent sources that established important concepts in generative grammar such as c-command, m-command, and government.
  3. ^ For definitions of government along the lines given here, see for instance van Riemsdijk and Williams (1987:231, 291) and Ouhalla (1994:169).

İlgili Araştırma Makaleleri

Cümlenin ögeleri, cümlede yüklem ile görev ve anlam yönünden yükleme eşlik eden diğer parçalardan her biri. Cümlenin ögeleri tek bir sözcükten veya sözcük grubundan oluşabilir. Ögeler anlamlı ve doğru cümleler kurulabilmesini sağlar. Türkçede cümlenin ögeleri şunlardır:

  1. Yüklemler
  2. Yapım ekleri
  3. Çekim ekleri
  4. Nesneler
  5. Bağlaçlar
  6. Dolaylı tümleçler
  7. Zarf tümleçleri
  8. Edat tümleçleri
  9. Özneler
  10. Noktalama işaretleri

Devrik cümleler, öğeleri bir dilin yaygın kullanım kurallarına göre sıralanmamış cümlelerdir. Türkçede devrik cümleler, yüklemi cümle sonunda olmayan cümlelerdir. Devrik cümleler edebî sanat yapmak için, yüklemi vurgulamak için veya pratik amaçlarla kullanılırlar. Hatalı veya bozuk cümleler değillerdir. Devrik olmayan cümlelere kurallı cümle denir. Aşağıdaki devrik cümle örneklerinde yüklemlerin altı çizilidir:

Özne ya da fâil, bir cümlede yüklem ile bildirilen işi, eylemi ya da oluşu yerine getiren veya yüklem aracılığıyla hakkında bilgi verilen ögedir. Özne, yükleme sorulan "kim" ve "ne" sorularıyla bulunur.

Fiil veya eylem, varlıkların yaptığı işi, hareketi, oluşu çeşitli ekler alarak şahıs ve zamana bağlı olarak anlatan kelimedir.

Yüklem; cümlede özne tarafından gerçekleştirilen eylemi, oluşu, hareketi veya bir olguyu ya da yargıyı bildiren sözcük veya sözcük grubu. Özne ile birlikte cümlenin ana öğelerinden biridir. Yüklemler fiil veya isim soylu olabilir:

Cümle veya tümce; bir ifade, soru, ünlem veya emiri dile getiren; kendi başına anlamlı sözcükler dizisi. Çoğunlukla özne, tümleç ve yüklemden meydana gelir. Bazen yan cümleciklerle anlamı pekiştirilir veya genişletilir.

Zarf tümleci veya belirteç tümleci; Türkçede cümlenin öğelerinden biridir. Pek çoğu zarflarla ve edatlarla kurulur. Edatlarla kurulan zarf tümleçleri edat tümleci veya edatlı tümleç olarak da bilinir.

Koşaç, isnat edatı veya haber edatı, isim cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren; yükleme güçlü ihtimal, olumluluk, olumsuzluk, süreklilik veya kesinlik kavramları veren -dir eki ile değil kelimesi. Bazı kaynaklarda tüm ek-fiiller koşaç olarak anılır. Koşaçlar isim cümlelerinde özneyi yükleme bağlayan ve yüklemde cümlenin bitiş hâlini oluşturan dilbilgisel ögelerdir.

İyelik ekleri veya sahiplik ekleri, isimlere ve isim görevinde kullanılan sözcüklere eklenerek kime veya neye ait olduğunu bildiren ekler.

Türkçede ismin hâlleri ; kelimeleri belirtme (yükleme), yönelme, bulunma ve ayrılma açısından tanımlayan, sözcüğün yalın hâl ile hâl eki almış durumlarından her biridir. Türkçede ismin beş farklı hâlleri vardır:

Fransızca dil bilgisi, diğer Latin dilleri dil bilgileriyle benzerlikler barındıran, Fransızcanın yani Fransız dilinin kullanımındaki kuralların bütünü, dil bilgisidir.

Bağlaşıklık bir cümledeki dilbilgisel unsurların tam, doğru ve birbirleri ile uyumlu şekilde kullanılması ilkesidir. Bu unsurlara örnek olarak cümlenin öğeleri, ekler, yardımcı fiiller, ek-fiiller vs. verilebilir. Bağlaşıklık bir dil bağıntısıdır.

Anlatım bozuklukları, yazılı veya sözlü anlatımda karşılaşılan hatalardır. Bu hatalar yapısal (dilbilgisel) veya anlam ve mantık bakımından olabilir. Öge eksikliği, ek eksikliği gibi yapısal bozukluklara "bağlaşıklık hataları"; gereksiz sözcük kullanımı, yanlış sözcük kullanımı gibi anlamsal bozukluklara ise "bağdaşıklık hataları" denir.

Ge'ez (ግዕዝ), Eritre ve Kuzey Etiyopya'da konuşulmuş eski bir Sami dilidir. Dil Etiyopya Ortodoks Tevhîdî Kilisesi'nin ayin dili olup Ge'ez alfabesi ile yazılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Lingua Franca Nova</span>

Lingua Franca Nova, C. George Boeree tarafından Shippensburg Üniversitesi'nde geliştirilen yapay dildir. Kelimeleri Latin dilleri Fransızca, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca ve Katalanca'dan türetilmiştir. Dil kuralları büyük miktarda basitleştirilmiştir ve Romen kreol dillerine benzer. Öğrenmesi ve anlaması kolaydır. Latin ve kiril harflerini kullanan fonetik bir alfabaye sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Arapça dilbilgisi</span> Arapça dil kuralları

Arapça dilbilgisi Arap dilinin yapısını inceler. Arapça bir Sami dili olmakla birlikte diğer Sami dillerin dilbilgisi kurallarıyla benzerlik göstermektedir.

Esperanto dilbilgisi, kuralları aşırı şekilde düzenli olması için tasarlanmıştır. Eklemeli bir dil olan Esperanto'nun kelime dağarcığı Hint-Avrupa dil ailesi, özellikle de Latin, Slav ve Germen dilleri esas alınarak hazırlanmıştır. Esperanto serbest cümle dizimine sahiptir, cümledeki ögelerin yerleri değiştirildiğinde cümlenin anlamı değişmez.

Üretici dilbilgisinde durum kuramı, yönetim ve bağlama kuramının bir bölümünü tanımlar.

Dilbilimde quirky subject, belirli fiillerin, öznelerinin yalın durumda olmadığını belirttiği bir görüngüdür. Yalın durumda olmayan özneler, öznesellik testlerini başarıyla geçen belirleyici öbeklerdir. Öznesellik testlerine örnek olarak özne yöneltimli artgönderim bağlantıları testi, zamirsel belirleyici öbek kontrolü, daraltılmış ilgi cümlecikleri testi, bağlaç daralması testi, özneden özneye yükseltme ve özneden nesneye yükseltme testleri verilebilir.

Japonca, basit sesdizim, saf bir sesli harf sistemi, fonemik ünlü ve ünsüz uzunluğu ve sözcüksel olarak anlamlı bir perde-vurgu ile sondan eklemeli, sentetik, mora-zamanlı bir dildir. Sözcük sırası normalde özne-nesne-fiildir ve edatlar sözcüklerin dilbilgisel işlevini işaretler ve cümle yapısı konu-yorumdur. Cümleleri yalnızca baş-sondur ve bileşik cümleler yalnızca sola dallanır. Cümle-son edatlar, duygusal veya empatik etki eklemek veya soru sormak için kullanılır. İsimlerin gramer numarası veya cinsiyeti yoktur ve tanımlık bulunmamaktadır. Fiiller, öncelikle zaman ve ses için konjuge edilir, ancak kişi için değil. Japonca sıfatlar da çekilir. Japonca, konuşmacının, dinleyicinin ve bahsedilen kişilerin göreceli durumunu belirtmek için fiil biçimleri ve kelime dağarcığı ile karmaşık bir saygı ifadesi sistemine sahiptir.