İçeriğe atla

Weimar Klasisizmi

Weimar’ın Müzler Avlusu (1860), Theobald Freiherr von Oer. Schiller Weimar'da Tiefurt Kalesi'nin bahçelerinde kitap okuyor. İzleyiciler arasında en solda oturanlar, Wieland ve Herder. Goethe sütunların hemen önünde.

Weimar Klasisizmi (AlmancaWeimarer Klassik”), Avrupa'nın bir kültür ve edebiyat akımıdır. Taraftarları Romantizm, klasisizm ve Aydınlanma düşüncelerini sentezleyerek yeni bir hümanizm ortaya koymaya çalışmışlardır. Akım, 1772'den 1805'e kadar Johann Wolfgang Goethe, Johann Gottfried Herder, Friedrich Schiller ve Christoph Martin Wieland'ı kapsamış ve genellikle 1778-1805 yılları arasında Goethe ve Schiller üzerine yoğunlaşmıştır.

Weimar Klasisizminin statü olarak bir akım mı yoksa klasik mi olduğu, çoğunluğu Almanya'nın dışında olan birçok bilim insanı ve tarihçi tarafından sorgulanmıştır.[1]

Tanımı

“Weimar Klasik” kavramı, ilk olarak 19. yüzyılda şekillenmeye başlamış, dört yazarın hiçbirisi ise kendisini Klasik olarak tanımlamamıştır. Günümüzde Weimar Klasik kavramının iki farklı tanımı geçerlidir:

İlk tanım, Wieland, Herder, Goethe ve Schiller’in hüküm sürdüğü yer ve zamanı nitelendirmektedir. Bu alışılagelmiş tanım, bu dörtlünün edebi başarılarındaki kapsamlı uyumu ortaya koymaktadır. Bu uyum ise özellikle 1794 yılından 1805’e kadar olan dönemde Goethe ve Schiller arasında sağlanmıştır. Bununla birlikte dört düşünürün birbirleriyle olan olağanüstü kişisel ilişkileri hiçbir şekilde aynı zamana denk gelmemiştir. Bu suretle kavramın tanımı özellikle Erken Romantik (frühromantisch) akımına mensup olmayan, eski zamanlarda oluşmuş kültür şehirlerinin (Weimar ve Jena) en ileri gelen dörtlüsünün edebi kimliklerini özetlemektedir.

Esas itibarıyla daha dar kapsamlı olan ikinci tanım ise Goethe ve Schiller’in yaklaşık olarak 11 yıl devam eden ortak başarı dönemine işaret etmektedir. Bu yoğun dostluğa ve edebiyattaki bu “estetik ittifak”a dayanan tanımın sınırlanması ile tam olarak “Weimar Klasik” kavramını, 1800 yılında Weimar ve Jena’daki karma kültürel ilişkilerle sınırlamak mümkün olmaktadır. Buna Goethe’nin bu ittifakı Schiller’in ölümünden (1805) sonra içeriksel olarak devam ettirmesi de eklenmektedir. Kavramının 19.yy.da şekillenmesi, mevkiye ilişkin olarak da basitleşmiştir; çünkü Schiller, klasik çağın ilk yarısı Jena’da (Aralık 1799’a kadar) yaşamış ve çalışmıştır; öyle ki iletişimin büyük bir kısmı mektuplar aracılığı ve karşılıklı ziyaretler ile gerçekleşmiştir. Goethe ve Schiller arasındaki yazar dostluğu ve bu dönemde oluşan eserleri, tarihi görüşün olduğu kadar edebi bilimsel görüşün de yarattığı kullanımı daha iyi olan bir tanımı ortaya çıkarmıştır.

Weimar Klasik için ön koşullar

Fransız Klasiği, Antik edebiyatı canlandırmak için, Rönesans’dan bu yana dünya çapında çabaların doruk noktası olarak görülmüştür. 1715 yılında Güneş Kralı XIV. Louis’nin ölümünden sonra ise kendisini bu tür örneklerden soyutlamak için eğilimler baş göstermiştir. Antik döneme ait konular, gerçekçilikten- güncellikten ve daha sonra sürekli artan bir şekilde ortaçağa aitlikten, egzotiklikten ve efsanevilikten arındırılmıştır. Bu yüzden Antik Çağ ile olan uğraşıları kurtarmak ve aynı zamanda bu uğraşılara orta sınıf halkını reddeden tüm aristokratik görünüşleri yüklemek için çabalar başlamıştır. Bu da antik şehirler üzerine gezi edebiyatını ve başlamakta olan arkeolojiyi nasıl ortaya çıkardıkları konusundaki kaynaklara geri dönülmesiyle daha da yol kat etmiştir.

Johann Joachim Winkelmann 1755 yılında, “Ressamlık ve Heykeltıraşlık alanında Yunan eserlerinin imitasyonu” (Nachahmung der griechischen in der Malerei und Bildhauerkunst) ve 1764/67 yılları arasında “İlk Çağ Sanat Tarihi” (Geschichte der Kunst des Altertums) isimli eserleri hakkındaki düşüncelerini yazdığında, bu eserlerin bilhassa Antik Roma’da oluşan kültür ve sanat üzerine ne tür etkiler yapacağının farkına varamamıştır. Yunan sanatına dair “asil sadelik, durgun ihtişam” (edle Einfalt, stille Gröβe) içerikli tanımı doğrultusunda yaptığı gözlemler, “Alman” Klasiğinin temelini oluşturmuştur. Bu sebeple Fransız Klasiğinin ihtişamı, yerini sadeliğe bırakmıştır. Bu temel ise, sınırları koymak yerine burjuvazi ve orta sınıf halkı arasında aracılık etmek için Almancaya alan yönelime uygun düşmüştür. Daha sonra Weimar Klasik olarak da bilinen Edebiyat Klasiği, bu prensiplere sadık kalmıştır.

Geçiş dönemi

1772 yılında Sachsen-Weimar-Eisennach’ın dul düşesi Anna Amelia’nın, iki oğlu için, modern-ironik tarzdaki Der goldene Spiegel oder die Könige von Scheschian adlı eserini henüz yayımlamış olan Christoph Martin Wieland’ı Weimar’a davet ettiği zaman dilimi, Weimar Klasiğin çıkış noktası olmuştur.

Ardından Goethe, 26 yaşında –prens öğretmeni olarak- Weimar’a çağrılmadan önce, özellikle mektup romanı “Genç Werther’in Acıları”nın (Die Leiden des jungen Werthers) sayesinde Fırtına ve Coşku dönemi öncüsü olmuştur. Goethe’nin Weimar’a yerleşmesiyle birlikte eserleri, içeriksel ve formal olarak klasik Antik döneme yaklaşan bir estetik ideal çerçevesinde sürekli olarak daha da olgunlaşmıştır. Goethe bu ideali mekânsal olarak da örnek alarak, 1786 yılında İtalya’ya gitmiştir. 1788 ilkbaharında geri dönüşünün hemen ardından, şimdiye kadar olan görevlerinden muaf tutulmuş ve Eylül ayında Rudolstadt’da Schiller ile tanışmıştır. Bu karşılaşma her ikisini de kendine getirmiştir: Goethe, Schiller’i Fırtına ve Coşku döneminin gözü pek yazarı olarak görmüştür, Schiller ise Goethe’nin edebi çalışmalarının kendininkileri ile tam bir zıtlık içerisinde olduğunu ortaya koymuştur.

Goethe 1776 yılında, hayran olduğu Johann Gottfried Herder’i de Bückeburg’dan Protestan başpapaz olarak Weimar’a sürüklemiştir-aralarındaki ilişki devam etmiştir.

Schiller ve Goethe bir görevi gerçekleştirmek üzere birbirlerine yaklaştığı sırada, birbirleri hakkındaki düşünceleri biraz değişmiştir (Schiller’in 1796’daki denemesi Über naive und sentimentalische Dictung’un karşılaştırılması). Schiller’in, sayesinde dostluğunu pekiştirdiği, biri 23 Ağustos'ta diğeri ise 31 Ağustos'ta olmak üzere Goethe’ye yazdığı iki mektubu, benimsedikleri bu anlayışın belirleyicisi olmuştur. Goethe ve Schiller birbirlerinden oldukça etkilenmişlerdir (1796 yılında ortak şekilde ele aldıkları Xenien’in karşılaştırılması). Weimar Klasiğin en değerli ispatlarından birisi ise, daha sonraki mektuplaşmalar olmuştur.

Belirtileri ve Nitelikleri

Fransız Devrimi ideallerinin (özgürlük, eşitlik, kardeşlik) uygulanabilirliği bağlamındaki zorluk konusunda kazanılan deneyim ve bu ideallerin Jakobenler diktatörlüğü dönemindeki (1793/94) barbar eğilimi, Weimar Klasik yazarlarını olduğu gibi tüm Alman kültür alanlarını da etkisi altına almıştır; fakat bununla birlikte çağdaş müzik alanında Ludwig van Beethoven’ın eserini de etkilemiştir. Fırtına ve Coşku dönemi edebiyatı ise, farklı bir noktaya işaret etmektedir: Burada Aydınlanma döneminin akıl ve duygu arasında yaratmış olduğu değer çatışması, tam olarak çözülememiş ve eserlerde sayısız felaketlere neden olmuştur (karşılaştırınız: Goethe’nin Genç Werther’in Acıları adlı eserinde Werther’in intiharı). Bu deneyimlere tepki olarak karşıtlıkların uyumlu bir dengesinin aranması konusundaki çabalar, klasik sanat yaklaşımının merkezini oluşturmuştur; çünkü bu uyum Fransız Devrimi gerçeğinde ve Fırtına ve Coşku dönemi edebiyatında başarısızlıkla sonuçlanmış ve sürekli artan gerginliğe yol açmıştır. Antik Sanat idealine dayanarak, Klasik’te mükemmeliyet, ahenk, insanlık ve biçim ve içeriğin uyumu aranmaktadır. Goethe’nin tüm fenomenlerin evrensel ilişkisi için doğada bir örnek aramış olduğu yer, Schiller için en önemli hususa ilişkin tarihin başlangıcı olmuştur. Diğer özellikleri ise şunlardır:

  • Fransız Devrimi ile mücadele
  • Radikal bir ihtilal (Fransız Devrimi) yoluyla değil, aksine toplumun evrimsel gelişimi (süreçli gelişme) yoluyla Aydınlanma idealine uygun düşen bir devlet amaç edinilmiştir.
  • Weimar ve Jena üzerinde merkezileşme
  • Estetik eğitim programı ve dönemin huzursuzluğu karşı karşıya gelmektedir: İnsanların insanlık adına sanat ve edebiyat ile eğitilmesi ve buna bağlı olarak toplumsal değişimler için olgunlaşması gerekmektedir.
  • Eğitim ideali “ruh güzelliği”dir; yani becerileri, görevleri olan ve uyum sağlayan kişidir (sakin, dengeli, kendisini telkin eden kişi ideali).
  • “Dönemin tüm etkilerinin üzerinde olan” dikkate değer öğeleri, daha çok insani-etik değerleri- seçmesi sonucu, çağın uygunsuz düşmesi
  • Fırtına ve Coşku döneminin bencilliği yerine toplum içinde uyumun aranması
  • İnsanlık
  • Özyıkımların, işlenilen ahlaki-etik suçlar için adil bir ceza olduğunu savunan anlayış.

Weimar klasiğin en önemli temalarına diğer insanlık kavramları ve hoşgörü eklenmektedir. En önemli edebi tür ise, lirik ve epik türleri ikinci planda bırakan dramadır. Yüksek bir dil seviyesi ve dil standardı tercih edilmiştir (karşılaştırın: Iphigenie auf Tauris’in vezin ölçümleri). Tüm kabalığı ile Fırtına ve Coşku döneminin doğal dil ideali ile karşılaştırıldığında, bu dil düzeni akıl ve duygu arasındaki ahengi netleştirmekte ve bu yüzden klasik değerlerin aracısı ve estetik eğitimin rehberi olarak yararlı olabilmektedir (karşılaştırın: Schiller’in Über ästhetische Erziehung des Menschen/insanın estetik eğitimi üzerine adlı eserinin ve Goethe’nin Iphigenie auf Tauris adlı eserindeki kelimelerin gücü). Bu bağlamda Goethe ve Schiller’in klasik drama formatına geri dönmesi, daha doğrusu yaklaşması görülmektedir. Weimar klasik dönemi, Wieland ile entelektüel Antik anlayışı yoğun bir şekilde başlatan Antik Döneme yönelim sayesinde sadece ismini elde etmemiş, aynı zamanda birçok eserin -özellikle Goethe’nin- biçimini de yansıtmıştır. Alman edebiyatının “klasik” çağı olarak da nitelendirilebilmektedir.

Daha sonraları ise “Klasik“ kavramı, “Romantizm” akımının etkisi ile biçimsel içerikler çerçevesinde sınırlandırılmış ve olumsuz bir mücadele terimi olarak özellikle Schiller’e karşı çıkılmıştır. Bu nedenle kavram, örnek bir çağı işaret etmemekte, aksine Yunan Klasiğini örnek alan bir ekolden daha öteye gitmemektedir.

Notlar

  1. ^ Simon J. Richter, editor, The Literature of Weimar Classicism 6 Ekim 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Camden House (2005).

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Edebiyat</span> sözlü ya da yazılı anlatıma dayanan sanat

Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Johann Wolfgang von Goethe</span> 18. ve 19. yüzyılda yaşamış Alman yazar, siyasetçi, ressam ve doğabilimci

Johann Wolfgang von Goethe, Alman hezarfen; edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğabilimcidir. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Klasisizm</span>

Klasisizm, Antik Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. "1660 ekolü" olarak da bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Romantizm</span> sanat akımı

Romantizm veya Coşumculuk, 1800 ve 1850 yılları arasında Avrupa'da edebiyatı, müziği, felsefeyi ve sanatı etkileyen entelektüel bir akımdı. Bir ölçüde Sanayi Devrimi'ne, Aydınlanma Çağı'na aristokratik sosyal ve siyasi düzenine, doğanın bilimsel rasyonalizasyonuna ve klasisizme tepki olarak doğan, doğaya ve duygulara verdiği önemle bilinen bir akımdır. Ortaya çıkışında ise 1789 Fransız İhtilali sonrasındaki toplumsal, siyasal ve düşünsel yapının etkileri vardır.

<span class="mw-page-title-main">Faust (Goethe)</span> Alman yazar

Faust adlı şiirsel oyun, ünlü Alman hezarfeni, oyun yazarı Johann Wolfgang von Goethe'nin (1749-1832) dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutan eserdir. Faust, Goethe'nin butün eserlerinin bir birleşimi olarak kabul edilir. Almanca "yumruk" anlamı ile birlikte "Goethe'nin Yumruğu" olması aslında bu eserin zamanın romantik edebiyatçılarında bir tür "şok" etkisi yaratacağının öngörüşüdür. Zaten gerçekte de romantizmden klasisizme geçişi sağlayan eser olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Dram (tiyatro)</span>

Dram trajedi, komedi veya trajikomedi türünde tiyatro eseri. Dramatik, epik ve liriğin yanı sıra üçüncü esaslı edebi türdür.

Romantizm, Klasik Roman akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo'yla birlikte büyük ün kazanan, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı duran bir akımdır. "En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü ve insanı düzeltmenin, toplumu düzeltmekle olabileceğini savunurlar.

Alman edebiyatı, Orta Avrupa'da yaşayan Almanca konuşan toplulukların edebi yaratısıdır. Almanya, Avusturya, İsviçre ve bunların yanındaki Alsas (Fransa), Bohemya (Çekya) ve Silezya (Polonya) gibi bölgelerdeki çalışmaları kapsar.

<span class="mw-page-title-main">Friedrich Schiller</span> Alman şair, filozof, tarihçi ve piyes yazarı (1759-1805)

Johann Christoph Friedrich von Schiller, 1802 yılında soyluluk unvanı almış bir şair, filozof, tarihçi ve en önemli Alman dram yazarıdır. Yazdığı çoğu tiyatro eseri Alman tiyatrosunda başyapıt niteliğindedir. Schiller doğa tasvirli şiirlerin şairi olarak da gayet başarılı olmuştur, ancak asıl alanı düşünsel/didaktik şiirdir, çoğu yazara ilham olmuştur ve dramatik şiirleri en sevilen Alman balatları arasındadır.

<span class="mw-page-title-main">Novalis</span> Yazar ve filozof

"Novalis", erken Alman romantizmi'nden yazar ve filozof. Gerçek ismi "Georg Philipp Friedrich Freiherr von Hardenberg".

<i>Genç Wertherin Acıları</i> Johann Wolfgang von Goethenin Yazdığı Roman

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang von Goethe tarafından 1774 yılında ve iki haftada yazılmış mektup romandır. Goethe, bu romanı yazdığında 25 yaşındaydı. Romanın piyasaya çıkmasının ardından hem pek çok intihar vakası ile karşılaşılmış, Almanya sokakları bir "Werther salgınına" uğramış, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Heinrich von Kleist</span>

Bernd Heinrich Wilhelm von Kleist, Alman şair, tiyatro oyunu, öykü, hikâye yazarı, yayıncı.

<span class="mw-page-title-main">August Wilhelm Schlegel</span> Alman yazar (1767-1845)

August Wilhelm Schlegel, Alman edebiyat tarihçisi, çevirmen, yazar, felsefeci ve Hint kültürü (Hindoloji) uzmanı. Alman romantizm akımının kurucuları arasında sayılır. Kardeşi Friedrich ile birlikte Novalis, Ludwig Tieck ve Friedrich Wilhelm Joseph Schelling gibi dönemin üst düzey edebiyatçılarını bir araya getiren August Wilhelm Schlegel, 19. yüzyıl boyunca etkili olacak, ilerleyen yıllarda da taraftar bulacak bir edebi akımın gelişmesine katkı sağladı.

<span class="mw-page-title-main">Almanak</span>

Almanak takvime göre düzenlenmiş, özel bir alan veya alanlarda bilgiler içeren yıllık bir yayındır. Ayrıca almanaklarda güneşin ve ayın doğuş ve batış zamanları, güneş ve ay tutulmaları, gelgit saatleri, belirli kilise festivalleri, adli yıllar, tüm çeşitli zaman çizelgelerinin listesi gibi astronomik bilgiler de bulunmaktadır. "Almanak" kelimesi Arapça "iklim" anlamına gelen المناخ el-menaakh kelimesinden gelmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Christoph Martin Wieland</span> Alman yazar (1733-1813)

Christoph Martin Wieland,, Aydınlanma Çağı'nda yaşamış Alman şair, mütercim ve yayımcıdır.

Fırtına ve Coşku, yaklaşık 1765 yılından 1785'e kadar, özellikle 20 ila 30 yaşlarındaki genç yazarlardan oluşan, Aydınlanma Çağı içerisindeki bir Alman edebiyat akımı.

Die Horen, 1795-1797 yılları arasında Friedrich Schiller tarafından yayımlanmış dergilerden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Johann Gottfried Herder</span>

Johann Gottfried von Herder,, Alman filozof, dinbilimci, şair ve edebiyatçı.

<span class="mw-page-title-main">Bir Apolitik Düşünce</span> Alman yazar Thomas Mann tarafından 1918 yılında yayınlanan deneme

Bir Apolitik Düşünce, Thomas Mann tarafından 1915-1918 yılları arası dönemde yazılmış eserdir. Kardeşi Heinrich Mann'ın aksine, Birinci Dünya Savaşı'nda Alman Reich liderliğinin savaş politikasını destekledi. Yaklaşık 600 sayfalık, kısmen polemik dizelerle dolu olan kitap, siyasi konumunu kardeşininkinden haklı çıkarmaya ve farklılaştırmaya hizmet etti. Kitap, aralarında Thomas Mann'ın da bulunduğu Muhafazakar Devrim'in temsilcilerinin özellikle savaş muhaliflerince desteklenen batılı demokratik fikirlerine karşı savunduğu Alman Özel Yolu'nu savunmaktadır. Bu amaçla Thomas Mann, medeniyet ve kültür terimleri arasında bir karşıtlık kurmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Johann Joachim Winckelmann</span> Alman bir sanat tarihçisi ve arkeolog

Johann Joachim Winckelmann, Alman sanat tarihçisi ve arkeologtur. Yunan, Greko-Romen ve Roma sanatı arasındaki farkı ilk kez dile getiren öncü bir Helenistti. "Modern arkeolojinin peygamberi ve kurucu kahramanı" olarak anılan Winckelmann, bilimsel arkeolojinin kurucularından biriydi ve tarz kategorilerini ilk olarak sanat tarihine geniş, sistematik bir temelde uygulayan kişidir. Birçoğu onu sanat tarihi disiplininin babası olarak görür. Yunan Sanatını dönemlere ve zaman sınıflandırmalarına göre ilk ayıranlardan biridir. 18. yüzyılın sonlarında Neoklasik hareketin yükselişinde en belirleyici etkilerden birini Winckelmann yapacaktır. Yazıları yalnızca yeni bir arkeoloji ve sanat tarihi bilimini değil, batı resim, heykel, edebiyat ve hatta felsefe anlayışını da etkilemiştir. Winckelmann'ın Eski Sanat Tarihi (1764), Almanca yazılmış bir Avrupa edebiyatı klasiği haline gelen ilk kitaplardan biridir. Lessing, Herder, Goethe, Hölderlin, Heine, Nietzsche, Stefan George ve Spengler üzerindeki akabindeki etkisi çaprıcı bir şekilde "Yunanistan'ın Almanya üzerindeki Tiranlığı" olarak adlandırıldı."