
Antifellos veya Antiphellos, başlangıçta Habesos olarak bilinen, Likya'da yer alan antik bir kıyı kentiydi. Kentin Yunanca adının ilk kez M.Ö. 4. yüzyıla ait bir yazıtta geçtiği görülmektedir. İlk olarak Likyalılar tarafından yerleşilen şehir, M.Ö. 6. yüzyılda Persler tarafından işgal edildi. Yunanlar döneminde önem kazanıp yakınlarındaki iç bölge kenti Phellos’un limanı olarak hizmet verdi. Ancak, Phellos önemini yitirdikçe Antifellos bölgenin en büyük kenti haline gelip kendi parasını basma yetkisine sahip olmuştu. Roma döneminde ise 141 yılında bölgeyi tahrip eden deprem sonrası yeniden inşa edilmesine yardımcı olan Rhodiapolis'li hayırsever Opramoas'tan mali destek aldı.

Etrüskler, İtalya'nın Tiber ile Arno nehirleri arasında yer alan Etruria bölgesinde yaşamış ve MÖ 6. yüzyıla dek varlığını sürdürmüş bir halk olup Antik Romalılar tarafından Etrusci veya Tusci adlarıyla tanımlanmışken Yunanlar Tyrrhen, Tyrsen diye tanımlamıştır. Kendilerine Rasena diyen Etrüsk halkının bir kısmı ve kültürü zamanla Roma İmparatorluğu içinde erimiştir. Etrüskler İtalya'da dönemlerindeki diğer kavimlerden çok daha ileri bir uygarlık düzeyindeydiler. Roma uygarlığının, Etrüsk mitolojisindeki ilahlardan, hukukundan yol yapım tekniklerine kadar, kökünü hemen hemen tümüyle Etrüsk uygarlığından almış olduğu günümüzde saptanmış durumdadır. Etrüskler'in dini, Ciceronun değindiği gibi, vahyedilmiş bir dindi ve 12'li sistemi baz alan bir inisiyatik örgütlenmeleri vardı.

Orhun, Göktürk ya da Köktürk alfabesi, Göktürkler ve diğer erken dönem Türk kağanlıkları tarafından kullanılmış, Türk dillerinin yazılması için kullanılmış ilk yazı sistemlerinden biridir. Alfabe, 4'ü ünlü olmak üzere 38 damga (harf) içermektedir.

Roma mitolojisi, Antik Roma'da yaşayan insanların mitolojik inançlarının bütününe verilen isimdir. Genelde iki ana bölümü olduğu düşünülür; ilk bölüm ki daha sonraları etkin olmuştur ve edebidir, genellikle Etrüsk mitolojisindeki öğelerin Romalılaştırılmış hallerinden meydana gelir, ikinci bölüm ise daha erken dönemlerde etkin olmuş olan ve daha çok kültik olan farklı uygulama ve inançlara sahip daha özerk bir bölümdür.

İtalik diller, bilinen ilk üyeleri MÖ 1. milenyumda İtalyan Yarımadası'nda konuşulmuş olan bir Hint-Avrupa dil ailesi koludur. Eski dillerinin en önemlisi, milattan önce diğer İtalik halkları fetheden Antik Roma'nın resmi dili olan Latinceydi. Diğer İtalik diller; MS ilk yüzyıllarda, konuşanları Roma İmparatorluğu'nda asimile olduğundan ve Latinceye kaydıklarından dolayı yok oldu. MS 3. ve 8. yy. arasında Halk Latincesi, günümüzde ana dil olarak konuşulan tek İtalik dil grubu olan Latin (Romen) dillerine ayrıldı, ayrıca Edebi Latince de hayatta kaldı. Latincenin yanında bilinen diğer antik İtalik dilleri; Faliskçe, Umbriyaca ve Oskanca ve Güney Pikencedir. Yarımadada konuşulmuş ve sınıflandırması tartışmalı olan diğer İtalik diller Venetçe ve Sikulcadır. Uzun zaman önce yok olmuş bu diller, yalnızca arkeolojik bulgulardaki birkaç yazıttan bilinmektedir.

Titus Flavius Domitianus, Batı'da genellikle Domitian adıyla bilinen Flavius Hanedanına mensup, Roma imparatoru.
Akmonya, Uşak'ın Banaz ilçesinin Ahat Köyü'nde bulunan bir antik yerleşim birimidir. Aynı zamanda Roma Katolik Kilisesi hiyerarşisi içerisinde Akmonya bir ünvansal piskoposluktur, yalnız Akmonya Piskoposluğu'na 1962 yılından beri herhangi bir atama yapılmamıştır.

Güney Pikence Sabel altailesine mensup soyu tükenmiş bir İtalik dildir. Göründüğü kadarıyla anlaşılmayan ve bu yüzden de sınıflandırılmamış Kuzey Pikenceyle bir ilgisi yoktur. Güney Pikence yazılar, bazı kelimelerin açıkça Hint-Avrupaca oldu belli olsa da başlarda nispeten anlaşılmazlardı. 1983'te, görünüşte gereksiz olan iki noktalama işaretinin gerçekte basitleştirilmiş harfler olduğunun keşfi, onların anlaşılmasında artan bir gelişmeye ve 1985'teki ilk çeviriye yol açtı. Zorluklar halen daha vardı. Güney Pikence; Oskanca ve Umbriyaca ile birlikte Sabel dillerinin üçüncü bir kolunu gösterebilir veya tüm dilsel Sabel bölgesi bir lehçe sürekliliği olarak da kabul edilebilir. "Küçük lehçelerin" çoğundan elde edilen kanıtların azlığı, bu tespitleri yapmanın zorluğuna katkıda bulunuyor.

İtalya tarihi, İtalya yarımadasında yaşayan halkların antik çağlardan başlayarak günümüze kadar ulaşan tarihini kapsar.

Gallia Savaşı, Jül Sezar'ın Galya'da savaşlarla geçen dokuz yılını üçüncü şahıs ağzından anlatım tekniği ile aktardığı eseridir. İlk Türkçe çevirisi Gallia Savaşı adıyla yapılmış olup zaman zaman Galya Savaşı Hakkında, Galya Savaşı Üzerine ya da Galya'nın Fethi başlığıyla da çevrilir.

Rita Levi-Montalcini, İtalyan nörolog. Meslektaşı Stanley Cohen ile birlikte 1986 yılında sinir büyüme faktörü buluşları için Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü kazanmıştır (NGF). 2001 yılından ölümüne kadar İtalyan Senatosunda Yaşam Boyu Senatör olarak kabul edilmiştir.

Osko-Umbriya, Sabelik veya Sabel dilleri, Antik Roma'nın gücünün genişlemesiyle yerini Latinceye bırakmadan önce Osko-Umbriyalılar tarafından Merkez ve Güney İtalya'da konuşulmuş Hint-Avrupa dilleri olan İtalik dillerin soyu tükenmiş bir grubudur. Yazılı tasdikleri MÖ 1. milenyumun ortasından MS 1. milenyumun ilk yüzyıllarına kadar gelişmiştir. Diller neredeyse sadece yazıtlardan - özellikle Oskanca ve Umbriyaca - biliniyor ama Latincede bazı Osko-Umbriyaca alıntı kelimeler de var. Oskanca ve Umbriyaca'nın iki ana kolunun yanında Güney Pikence, Sabel dillerinin üçüncü bir kolunu gösterebilir. Tüm dilsel Sabel bölgesi bir lehçe sürekliliği olarak da kabul edilebilir. "Küçük lehçelerin" çoğundan elde edilen kanıtların azlığı, bu tespitleri yapmanın zorluğuna katkıda bulunuyor.

Umbriyaca, eski İtalyan bölgesi Umbriya'da Umbri tarafından konuşulmuş olan soyu tükenmiş bir İtalik dildir. İtalik diller içinde, Oskan grubuyla yakından ilişkilidir ve bu yüzden de - modern bilimde genellikle yerine Sabel kullanılan - Osko-Umbriya dilleri grubunda onunla ilişkilendirilir. Bu sınıflandırma ilk kez formülleştirildiğinden beri, eski İtalya'daki bir dizi başka dilin Umbriyaca ile daha yakından ilişkili olduğu keşfedildi. Bu nedenle bir grup - Umbriya dilleri - onları içerecek şekilde tasarlandı.
Pisidya'daki Sozopolis, Seleukos döneminde Apollonia (Ἀπολλωνία) ve Apollonias (Ἀπολλωνίας) olarak adlandırılan, eski Roma eyaleti Pisidya'da bir kasabaydı ve günümüzde Bulgaristan'da yer alan Haemimonto'daki Trakya Sozopolis'i ile karıştırılmamalıdır..
Pelinyi veya Paeligni; bugün Merkez İtalya, Abruzzo'da olan Peligna Vadisi'nde yaşamış olan bir İtalik kabileydi.
Marrukinler veya Marrucini; Abruzzo'nun doğu kıyısında, Aterno ve Foro Nehirleri ile sınırlandırılmış Antik Teate'nin etrafındaki küçük bir bölge şeridinde yaşamış bir İtalik kabileydi. Diğer Marrukin merkezleri şunlardır: Ceio, Iterpromium, Civitas Danzica (Rapino) ve Vestinlerle paylaşılan Aternum Limanı'nı (Pescara).

Ekçe veya Aequi dili; Romalıların, Ekler (Aequi) ve Aequium sömürgecileri (Aequicoli) diye adlandırdığı, Kuzeydoğu Latium'un Alban Tepeleri'nde ve onların doğusundaki Merkez Apeninler'de yaşamış olan halk tarafından, erken ve orta Roma Cumhuriyeti döneminde yani yaklaşık MÖ 5. yüzyıldan Roma ordusuna yenilip ardından Romalılaştıkları MÖ 3. yüzyıla kadar konuşulduğu düşünülen soyu tükenmiş bir İtalik dildir. Bölge, Roma'dan gelen Latince konuşan kişiler tarafından yoğun bir şekilde kolonize edildiğinden oradaki yazıtların çoğu Latincedir. Farklı bir lehçede olduğu görülen iki tarihsiz yazıt; bilim insanları tarafından aslında, Roma öncesi kabilenin tümünün dilini temsil ettiği varsayımıyla Ekçe olarak adlandırılmıştır. Dilin, Hint-Avrupa dil ailesinin İtalik koluna ait olduğu bilgisinden fazlasını söylemek için yeterli metin bulunmamaktadır.

Sabinler ; Antik İtalya Yarımadası'nın Merkez Apenin Dağları'nda - ayrıca Roma'nın kuruluşundan önce Anio'nun kuzeyindeki Latium'da da - yaşamış bir İtalik halktı.
Eski İtalik yazıları veya Eski İtalik alfabeleri, MÖ 700 ile MÖ 100 yılları arasında İtalya Yarımadası'nda o dönemde konuşulan çeşitli diller tarafından kullanılan eski bir yazı sistemi ailesidir. En dikkate değer üyesi Etrüsk alfabesidir ki bu alfabe, bugün Türkçenin de dahil olduğu 100'den fazla dil tarafından kullanılan Latin alfabesinin de atasıdır. Kuzey Avrupa'da kullanılmış olan runik alfabelerin, bu alfabelerin birinden ayrı olarak MS 2. yy'da türediğine inanılıyor.

İtalo-Batı dilleri, Latin dil grubunun -bazı sınıflandırmalara göre- en büyük koludur. İtalo-Dalmaçya ve Batı Latin dilleri olmak üzere ikiye ayrılır, Sarduca ve Doğu Latin dillerini kapsamaz.