İçeriğe atla

Venöz sinus trombozu

Venöz sinus trombozu
Sagittal sinuste tromboza bağlı boş delta işareti gösterilmiştir.
UzmanlıkNöroloji, dolaşım sistemi Bunu Vikiveri'de düzenleyin
BelirtilerBaş ağrısı
Nöbet
görme bozukluğu
bulantı
TanıMRG
BT
Anjiyografi
TedaviHeparin
Warfarin

Serebral venöz sinus trombozu beyinde venöz kanı taşıyan dural venöz sinuslerde pıhtı oluşmasına bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu ve beraberinde ortaya çıkan klinik durumu tanımlamak için kullanılır. Semptomlar baş ağrısı, bulanık görme, bulantı, kusma, nöbet, tek veya çift taraflı kuvvet kayıpları, duyu kayıplarıdır.

Tanı CT veya MRG ile pıhtının damar içerisinde gösterilmesi ile konur.[1] Bunun dışında altta yatan hastalığı. araştırılması için başka tetkiklere de gerek duyulabilir.

Tedavide çoğunlukla pıhtının eritilmesi için düşük moleküler ağırlıklı heparin (LMWH) kullanılır.[2] Tedavide nadir de olsa tromboliz de kullanılabilir. Oluşan pıhtıya bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu nedeniyle kafa içi basıncı artabilir ve bu nedenle hastaya serebral şant takılması gerekebilir.[1]

Belirti ve bulgular

Baş ağrısı 10 hastanın 9'unda izlenir. Baş ağrısı genellikle günler içerisinde artan bir şiddette olsa da ani başlangıçlı olgular da mevcuttur.[1] Baş ağrısı hastalığın tek semptomu da olabilir.[3] İnme bulguları da ortaya çıkabilir. Tipik inmeden farklı olarak bulgular genellikle iki taraflıdır.[1] Kol ve bacaklarda güçsüzlük, konuşma bozuklukları, yüzde uyuşukluk gibi şikayetler olabilir.

Hastaların % 40'ında nöbet şikayeti ortaya çıkar. Doğum sonrası dönem de tromboz gelişen hastalarda daha sık görülür.[4]

Nöbetler genellikle iki taraflıdır ve nadir olarak status epileptikus gelişir.[1]

İleri yaştaki hastalarda daha çok açıklanamayan bilinç değişiklikleri ve mental bozulmalardır.[5]

Artan kafa içi basıncına bağlı optik sinir kılıfında basınç artışı ve buna bağlı görme problemleri ortaya çıkar. Kafa içi basıncı artışı ile tipik bulgular olan bradikardi, hipertansiyon ve solunumun bozulması ile karakterize Cushing triadı[6] ortaya çıkar.[1]

Sebepler

Serebral sinus trombozu gelişen hastaların % 85'inden fazlasında en az bir hastalık mevcuttur.[3]

  • Trombofili olan hastalarda pıhtılaşmaya eğilim artmıştır. Faktör V Leiden mutasyonu, Protein C eksikliği, Protein S eksikliği gibi hastalıklarda pıhtılaşmaya eğilim artmıştır.
  • Gebelik ve gebelik sonrası dönem
  • Polisitemi
  • Estrojen içerikli doğum montrol yöntemleri
  • Menenjit, orta kulak iltihabı, mastoidit, sinüzit gibi enfektif hastalıklar.
  • Dural venöz sinuslere direk travma
  • Baş ve boyun bölgesinde yapılan cerrahi işlemler sonrası
  • Orak hücreli anemi
  • Dehidratasyon (özellikle yenidoğan döneminde.
  • Homosistinüri
  • Behçet Hastalığı

Tanı

Tanı klinik olarak şüphelenilmesi durumunda yapılan tetkikler ile konulur. Hastalar en sık kafa içi basıncı artışı bulguları ile başvururlar. Subaraknoid kanama dışlanmalıdır.[1]

Görüntüleme

Sagittal sinus içerisinde boş delta işareti (siyah ok) trombozu göstermektedir.
Sağ transvers sinuste tromboz görülmektedir (kırmızı ok)

Tanıda birçok görüntüleme tetkiği kullanılmaktadır.Serebral ödem ve venöz enfark tüm görüntüleme tetkiklerinde izlenebilir. En sık kullanılan tetkikler MRG, BT tetkilerinin venöz kontrastlı fazlarıdır.[1] Bu test ile toplar damardan verilen kontrast madde, kalbe ulaşır, kalpten beyine pompalandıktan sonra beynin venöz sistemleri tarafından emilir ve tekrar kalbe ulaştırılır. Bu tetkiklerde görüntüler bu fazın beyinden emilme safasında elde edilir. BT venogramın duyarlılığı % 75-100, spesifitesi % 81-100 arasındadır. Erken dönemlerde sinus içerisinde boş delta işareti oluşurken ileri dönemlerde bu izlenmeyebilir.[7]

Serebral anjiyografi ile BT ve MRG'de izlenmeyen küçük pıhtılarda gösterilebilir. Küçük pıhtılar vida dişi şeklinde izlenebilir.[1] Bilinen konvansiyonel anjiyografi ile yapılır. Kasıktan gönderilen bir katater yardımı ile damar içine görüntüleme eşliğinde kontrast madde verilmesiyle yapılır.

D-dimer

D-dimer bir fibrin yıkım ürünüdür ve vücutta pıhtı oluşturan durumlarda artar. Tek başına tanıda kullanılmaz.[8]

İleri testler

Hastalarda tromboza eğilimi arttıracak hastalıkların araştırılması için ek mikrobiyolojik, histopatolojik veya hematolojik tetkikler yapılması gerekebilir.

Patogenez

Beynin hem yüzeyel hem de derin venleri venöz kanı alıp kalbe yönlendiren dural venöz sinuslere dökülürler. Tromboza bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu nedeniyle komşu beyin dokusunda konjesyon ve venöz enfarkt ortaya çıkar. Vazojenik ödem ve sonrasında kanamalar ortaya çıkabilir.

Sinus trombozuna bağlı kafa içi basıncı artışının sebebi beyin omurilik sıvısının emiliminin bozulmasıdır. Beynin farklı bölgelerinde basınç farkları oluşmayacağı için hidrosefali izlenmeyebilir.[1]

Sinus içerisindeki pıhtının kopup venöz sistem aracılığı ile kalbe ve oradan akciğere ulaşmasına bağlı pulmoner emboli ortaya çıkabilir. Hayatı tehdit eden bir komplikasyondur.[1][4] Bu durum hastaların % 10'unda ortaya çıkar ve kötü prognoz göstergesidir.[9]

Tedavi

Antikoagülan tedaviler için kanama riskini arttırma ihtimaline karşılık başlangıçta endişeler mevcuttu. Bu endişeler yapılan çalışamalar ile giderilmiştir.[10]

Klinik uygulama rehberlerinde, sinus trombozları için başlangıç tedavisinde heperin ve düşük moleküler ağırlıklı heparin kullanımı önerilmektedir. Tedavinin devamında ise warfarin kullanımı kanama ihtimalini arttırmamaktadır.[4][11][12] Uzman görüşü olarak kanamanın büyük olduğu durumlarda antikoagülan tedavisinin verilmemesi, 1 haftalık takip sonrası kanama miktarı azalıyorsa başlanması önerilmektedir.[13]

Warfarin kullanım süresi altta yatan hastalığa ve hastanın durumuna göre değişir. Eğer hastalık gebelik gibi geçici bir sebepten kaynaklanıyorsa 3 aylık tedavi yeterlidir. Sebep gösterilememiş ise veya orta şiddette bir trombofili mevcutsa tedaviye 6-12 ay süre ile devam edilmesi önerilmektedir. Ağır bir trombofili durumu varsa tedavinin ömür boyu verilmesi önerilir.[4]

Tromboliz işlemi, sistemik dolaşıma toplar damar üzerinden veya, serebral anjiografi işlemi ile direkt olarak tıkalı damar içerisine verilmesi ile pıhtının eritilmesi işlemine denir. Avrupa Nöroloji Dernekleri Federasyonu rehberine göre tromboliz işlemi hastanın bilinci diğer tedavilere rağmen düzelmiyorsa ve diğer bilinç değişikliği yapacak durumlar dışlanmışsa yapılmalıdır.

En etkili yöntemin ve uygulama yolunun ne olduğu henüz belirlenememiştir. Trombolizin en korkutan komplikasyonu beyin veya diğer organların içine oluşabilecek kanamalardır.[4]

Amerika Birleşik Devletleri rehberleri tromboliz işleminin henüz yeterli kanıtlara sahip olmamasından dolayı direkt olarak önermemektedir.[12]

Venöz enfarkta bağlı kanama boyutlatı artıyorsa veya ciddi bası bulguları varsa dekompresif kraniyektomi cerrahi işlemi yapılabilir.[14]

Kafa içi basıncı artışına bağlı ilerleyici görme kaybı varsa boşaltıcı lomber ponksiyon işlemi, medikal tedavi olarak asetazolamid veya daha kalıcı bir işlem olan serebral şant uygulanabilir.[1]

Nöbet kontrolu sağlamak için antikonvülzan ilaçlar kullanılabilir.[4] Önleyici amaçlı olarak nöbet oluşmadan antikonvülzan ilaç kullanımı konusunda yeterli kanıt yoktur.[15]

Prognoz

İlk kez 2004 yılında hastalığın doğal seyri ve uzun dönem sonuçları ile ilgili geniş kapsamlı çalışmalara ait sonuçlar yayınlandı. Sonuçlara göre 16 aylık takipte, % 57.1 hastada tam iyileşme, % 29.5 hastada hafif bulgular, % 2.9 hastada orta şiddette bulgular, % 2.2 hastada ise ciddi şikayetler kalmıştır. Ölüm oranı ise % 8.3 olarak bulunmuştur.

37 yaş üstü erkek cinsiyette, ayrıca başvuruda koma, kanama, bilinç değişikliği, enfeksiyon, kanser gibi durumlar varsa risk artmaktadır.[16]

2006 yılında 19 çalışmanın incelendiği bir derleme yayınlanmıştır. Bu incelemenin sonucunda toplam hastada ölüm oranı % 9.4 iken hastaneye başvurup ölen hasta oranı ise % 5.6 olarak hesaplanmıştır. Yine yaşayan hastların % 88'inde tam veya tama yakın iyileşme sağlanmıştır. hastalığın takip ettiği birkaç ay içerisinde hastaların üçte ikisinde pıhtıda tam çözülme veya rekanalizasyon meydana gelmektedir.

Hastalığın tekrar etme oranı düşüktür (% 2.8)[17]

Epidemiyoloji

Serebral ven trombozu nadir görülür. Erişkinlerde görülme oranı yılda 3-4/100.000'dir. Her yaşta görülebilir. En sık 30-40 yaş arasında görülür. kadın cinsiyette risk daha fazladır.[4] Eski çalışmalarda erkek kadın cinsiyet oranları eşitken son zamanlarda estrojen içeren doğum kontrol yöntemleri nedeniyle kadın cinsiyette risk biraz artmıştır.[1]

1995'te Suudi Arabistan'da yapılan bir çalışmada hastalığın görülme oranının dünya ortalamasının 2 katı olduğu görülmüştür. Bunun nedeninin bu coğrafyada tromboza eğilimi arttıran Behçet hastalığının sık görülmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle orta doğuda serebral tromboz görülme riski fazladır.[18]

Kanada'da yapılan bir çalışmada serebral trombozun çocuklarda görülme oranının yıllık 6.7/1.000.000 olduğu gösterilmiştir. Bunların % 43'ü infanttır (1 aylıktan daha küçük). Bu hastaların % 84'ünde zaten başka bir hastalık bulunmaktadır. En sık sebep doğum sonrası komplikasyonlar ve dehidratasyondur.

Tarih

Serebral tromboz tanısı tarihte ilk kez 1825'te Fransız doktor olan Ribes tarafından nöbet ve deliriyum bulguları olan bir hastayı incelemesi sonrası tanımlanmıştır.[19]

20. Yüzyılın ortalarına kadar serebral sinus trombozu tanısı ancak otopsi ile konulabiliyordu.[20]

1940 yılında Dr. Charles Symonds tarafından hastalığı tanımlayacak şiakyetleri ve lomber ponksiyon bulgularını tanımlamıştır.[21][22]

Serebral venöz trombozun yaşayan hastalarda tanısı ancak 1951 yılında venografik tetkiklerin gelişmesi ile mümkün olabilmiştir.[23] Bu sayede hastalığın benign kafa içi hipertansiyonundan ayırdedilebilmesi sağlanmıştır.[24]

İngiliz jinekolog Dr. Stansfield serebral tromboz hastalığının tedavisi için henüz yakın zamanda rutin uygulamaya geçen antikoagülan tedaviyi 1942 yılında önermiştir.[20][22]

1990 yılında yapılan çalışmalar sonucunda antikoagülan tedavi verilmesi rutin uygulamaya girmiştir.[4]

Dikkate değer vakalar

Amerika Birleşik Devletleri eski genel sekreteri Hillary Clinton 30 Aralık 2012 tarihinde sağ transvers sinus trombozu tanısı ile tedavi edilmiştir. hastalığın tanısı, uzun süren bir Bağırsak iltihabı sonrası düşüp kafasını çarpmasına bağlı ortaya çıkan konküzyon durumu nedeniyle çekilen kraniyal MRG'de tespit edilmiştir.

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m Stam, Stam (28 Nisan 2005). "Thrombosis of the cerebral veins and sinuses". The New England journal of medicine. 352 (17). ss. 1791-8. doi:10.1056/NEJMra042354. PMID 15858188. 
  2. ^ Al Rawahi, Al Rawahi (Eylül 2018). "The efficacy and safety of anticoagulation in cerebral vein thrombosis: A systematic review and meta-analysis". Thrombosis research. Cilt 169. ss. 135-139. doi:10.1016/j.thromres.2018.07.023. PMID 30056293. 
  3. ^ a b Cumurciuc, Cumurciuc (Ağustos 2005). "Headache as the only neurological sign of cerebral venous thrombosis: a series of 17 cases". Journal of neurology, neurosurgery, and psychiatry. 76 (8). ss. 1084-7. doi:10.1136/jnnp.2004.056275. PMID 16024884. 
  4. ^ a b c d e f g h Einhäupl, Einhäupl (Haziran 2006). "EFNS guideline on the treatment of cerebral venous and sinus thrombosis". European journal of neurology. 13 (6). ss. 553-9. doi:10.1111/j.1468-1331.2006.01398.x. PMID 16796579. 
  5. ^ Ferro, Ferro (Eylül 2005). "Cerebral vein and dural sinus thrombosis in elderly patients". Stroke. 36 (9). ss. 1927-32. doi:10.1161/01.STR.0000177894.05495.54. PMID 16100024. 
  6. ^ Dinallo S, Waseem M. Cushing Reflex. [Updated 2019 Oct 17]. In: StatPearls [Internet]. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing; 2020 Jan-. Available from: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK549801/ 2 Mayıs 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  7. ^ Smith, Smith (14 Nisan 2007). "Investigating suspected cerebral venous thrombosis". BMJ (Clinical research ed.). 334 (7597). ss. 794-5. doi:10.1136/bmj.39154.636968.47. PMID 17431266. 
  8. ^ Smith, Smith (Haziran 2018). "BET 1: Does a normal D-dimer rule out cerebral venous sinus thrombosis (CVST)?". Emergency medicine journal : EMJ. 35 (6). ss. 396-397. doi:10.1136/emermed-2018-207777.1. PMID 29784833. 
  9. ^ Diaz, Diaz (Ekim 1992). "Superior sagittal sinus thrombosis and pulmonary embolism: a syndrome rediscovered". Acta neurologica Scandinavica. 86 (4). ss. 390-6. doi:10.1111/j.1600-0404.1992.tb05106.x. PMID 1455986. 
  10. ^ Coutinho, Coutinho (10 Ağustos 2011). "Anticoagulation for cerebral venous sinus thrombosis". The Cochrane database of systematic reviews, 8. ss. CD002005. doi:10.1002/14651858.CD002005.pub2. PMID 21833941. 
  11. ^ "Stroke and transient ischaemic attack in over 16s: diagnosis and initial management | Guidance | NICE". www.nice.org.uk. 6 Eylül 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Mayıs 2020. 
  12. ^ a b Kernan, Kernan (Temmuz 2014). "Guidelines for the Prevention of Stroke in Patients With Stroke and Transient Ischemic Attack". Stroke. 45 (7). ss. 2160-2236. doi:10.1161/STR.0000000000000024. 
  13. ^ Martinelli, Martinelli (15 Aralık 2008). "How I treat rare venous thromboses". Blood. 112 (13). ss. 4818-23. doi:10.1182/blood-2008-07-165969. PMID 18805965. 
  14. ^ Avanali, Avanali (2019). "Role of Decompressive Craniectomy in the Management of Cerebral Venous Sinus Thrombosis". Frontiers in neurology. Cilt 10. s. 511. doi:10.3389/fneur.2019.00511. PMID 31156540. 
  15. ^ Price, Price (21 Nisan 2016). "Antiepileptic drugs for the primary and secondary prevention of seizures after intracranial venous thrombosis". The Cochrane database of systematic reviews. Cilt 4. ss. CD005501. doi:10.1002/14651858.CD005501.pub4. PMID 27098266. 
  16. ^ Ferro, Ferro (Mart 2004). "Prognosis of cerebral vein and dural sinus thrombosis: results of the International Study on Cerebral Vein and Dural Sinus Thrombosis (ISCVT)". Stroke. 35 (3). ss. 664-70. doi:10.1161/01.STR.0000117571.76197.26. PMID 14976332. 
  17. ^ Dentali, Dentali (15 Ağustos 2006). "Natural history of cerebral vein thrombosis: a systematic review". Blood. 108 (4). ss. 1129-34. doi:10.1182/blood-2005-12-4795. PMID 16609071. 
  18. ^ Daif, Daif (Temmuz 1995). "Cerebral venous thrombosis in adults. A study of 40 cases from Saudi Arabia". Stroke. 26 (7). ss. 1193-5. doi:10.1161/01.str.26.7.1193. PMID 7604412. 
  19. ^ Ribes MF (1825). "Des recherches faites sur la phlebite". Rev. Med. Fr. Etrang. 3: 5–41.
  20. ^ a b Bousser, Bousser (1984). "Cerebral venous thrombosis--a review of 38 cases". Stroke. 16 (2). ss. 199-213. doi:10.1161/01.str.16.2.199. PMID 3975957. 
  21. ^ Symonds, Symonds (14 Eylül 1940). "Cerebral Thrombophlebitis". British medical journal. 2 (4158). ss. 348-52. doi:10.1136/bmj.2.4158.348. PMID 20783290. 
  22. ^ a b Stansfield, Stansfield (4 Nisan 1942). "Puerperal Cerebral Thrombophlebitis Treated by Heparin". British medical journal. 1 (4239). ss. 436-8. doi:10.1136/bmj.1.4239.436. PMID 20784169. 
  23. ^ RAY, RAY (Ocak 1951). "Dural sinus venography as an aid to diagnosis in intracranial disease". Journal of neurosurgery. 8 (1). ss. 23-37. doi:10.3171/jns.1951.8.1.0023. PMID 14804146. 
  24. ^ RAY, RAY (Eylül 1951). "Thrombosis of the dural venous sinuses as a cause of pseudotumor cerebri". Annals of surgery. 134 (3). ss. 376-86. doi:10.1097/00000658-195113430-00009. PMID 14869026. 
Sınıflandırma

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Menenjit</span> beyni veya omuriliği saran zarların iltihaplanma durumu

Menenjit beyni ve omuriliği kaplayan koruyucu zarlarda oluşan akut enflamasyondur(iltihaplanma). Enflamasyon; bakteri, virüs veya diğer mikroorganizmaların enfeksiyonu sonucu ve az da olsa ilaçlar tarafından olabilir. Menenjitte enflamasyonun beyin ve omuriliğe yakınlığı hayatî bir risk taşıyabilir. Bu halde durum acil vaka olarak tanımlanır.

<span class="mw-page-title-main">Akciğer embolisi</span> akciğer hastalığı

Akciğer embolisi veya akciğer embolizmi ya da bilimsel adıyla Pulmoner embolizm, genellikle venöz tromboemolizmin en önemli komplikasyonudur. Klinik acillerinde ve otopsilerde çok sık rastlanan bir olgudur. Postoperatif akciğer embolizmi özellikle 40 yaş üzeri hastalarda izlenir. Önceden bulunan bir vena patolojisi, şişmanlık, operasyon süresi, postoperatif infeksiyonlar, kanserler akciğer embolizmi riskini arttırırlar. Embolusların %90'ı alt ekstremitelerdeki derin ven trombozundan kökenlidir. Kalan %10'luk bölümünde pelvis venalarından, sağ kalpten ve damar yolu açılan venalardan kökenli emboluslar rol oynar. En tehlikeli olanlar kasık (iliofemoral), uterus ve prostat çevresi venalarından kopan emboluslardır. Klinik bulgular embolusun çapıyla ve olayın süresiyle ilgilidir. Akut akciğer embolizminde çok küçük çaplı bir embolus hiçbir belirti vermez (asemptomatik). Embolusun çapı büyüdükçe sonuçları da büyür:

<span class="mw-page-title-main">Derin ven trombozu</span> derin bir toplardamarda kan pıhtısı (trombüs) oluşumu

Derin ven trombozu (DVT), çoğunlukla bacaklarda veya pelviste olmak üzere derin bir toplardamarda kan pıhtısı oluşumunu içeren bir venöz tromboz türüdür. DVT'lerin az bir kısmı kollarda meydana gelir. Belirtiler arasında etkilenen bölgede ağrı, şişme, kızarıklık ve genişlemiş damarlar yer alabilir, ancak bazı DVT'lerin hiçbir belirtisi yoktur.

<span class="mw-page-title-main">İnme</span> zayıf kan akışı nedeniyle beyin hücrelerinin bir bölgesinin ölümü

İnme, beyne giden zayıf kan akışının hücre ölümüne neden olduğu tıbbi bir durumdur. İnmenin iki ana türü vardır: kan akışının yetersizliğinden kaynaklanan iskemik ve kanamadan kaynaklanan hemorajik. Her ikisi de beynin bazı bölümlerinin düzgün çalışmamasına neden olur.

Behçet hastalığı, sistemik etkileri olan yangısal bir hastalıktır. Temel bulguları ilk kez Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanan ve bu nedenle uluslararası literatürde Behçet Hastalığı ya da Behçet Sendromu olarak adlandırılır. Nedeni tam olarak bilinmemektedir; infeksiyon hastalıkları, alerji ya da otoimmun kökenli damar yangıları (vaskülitler) grubuna sokulmaktadır. Bazı araştırmacılar, Behçet hastalığının kalıtsal olabileceğini savunmaktadır. Hastaların çoğu 30-40 yaşlarındaki erkektir. Türkiye'de ve Asya ülkelerinde görece sık görülür. Dünya'da en çok Japonya, Türkiye ve İsrail'de görülür.

Tromboz (thrombosis), canlı organizmada kan elemanlarının kalp ve damar iç yüzüne kitle (pıhtı) ha­linde yapışması olgusudur; damar içinde oluşan pıhtı kitlesine trombus ya da trombüs (thrombus) adı verilir. Trombozun yaşam kurtarıcı (fizyolojik) ve öldürücü (patolojik) sonuçları vardır. Tromboz olgusu genellikle damarlara yönelik olumsuzluklarda görülür. Endotel zararıyla birlikte pıhtılaşma (hemostaz) mekanizması çalışmaya başlar. Önce trombin aktive olur, sonra da fibrinojen fibrine dönüşür. Fibrin, pıhtının ana elemanıdır. Ayrıca, genel bir tanım olarak herhangi bir damardaki trombustan kopan pıhtı parçasının başka bir bölge damarını tıkamasına tromboembolizm denir.

Kalp kulakçığı veya atriyum, kalbin karıncıklarına kanın girdiği üst odacıktır. İnsan kalbinde iki atriyum vardır. Sol atriyum, pulmoner (akciğer) dolaşımdan, sağ atriyum ana toplardamardan kan alır. Kulakçıklar rahatken kanı içlerine alır (diyastol) ve daha sonra kanı karıncıklara taşımak için kasılırlar (sistol). Kapalı dolaşım sistemine sahip bütün hayvanlar en az bir atriyuma sahiptir. İnsanlarda iki adet atriya bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Willis poligonu</span> Beyni besleyen temel arterlerin dolaşımsal anastomozu

Willis poligonu veya çemberi, beyin ve çevresindeki dokulara kan sağlayan bir anastomoz. İngiliz hekim Thomas Willis'e (1621-1675) atfen isimlendirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kavernom</span> İnsanlarda görülen bir hastalık

Serebral Kavernöz malformasyonlar, merkezi sinir sisteminin vasküler yapılarından kaynaklanan ve kavernöz hemanjiom olarak da isimlendirilen oluşumlardır. Hemanjiomların bir türü olarak değerlendirilebilir. Kavernomlar genişlemiş kan damarlarından, büyük vasküler kanallardan oluşur ve düzgün sınırlı, tek katlı endotelden oluşan, arasında normal beyin dokusunun bulunmadığı yapılardır. Serebral kavernöz malformasyonların çapı birkaç milimetreden birkaç santime kadar değişebilen büyüklüklerde olabilir. Sıklıkla beyinde görünür fakat başka organlarda da izlenebilir.

<span class="mw-page-title-main">Subaraknoid kanama</span> Subaraknoid aralığa kanama

Subaraknoid kanama, araknoid membran ile beyni çevreleyen pia mater arasındaki alan olan subaraknoid boşlukta meydana gelen kanamalardır.

Eksternal ventriküler drenaj (EVD) ayrıca ventrikülostomi veya sadece ventriküler drenaj olarak da bilinir. Sistem beyin cerrahları tarafından beyin omurilik sıvısının dolaşımının veya emiliminin bozulduğu durumlarda artmış kafa içi basıncının azaltılması için kullanılır. EVD, silikon esnek bir kataterin, yoğun bakımda hasta başında veya ameliyathanede takılması sonrası hastanın yoğun bakımda takibini gerektirir. EVD'nin amacı BOS'u dışarı boşaltmak ve kafa içi basıncın takibini sağlamaktır. EVD takılması esnasında meydana gelebilecek kanama gibi komplikasyonlar nedeniyle bu işlem tam olarak beyin cerrahisi işlemlerinin tümünün yapıldığı bir merkezde uygulanması tavsiye edilir. EVD hidrosefalinin tedavisinde kısa süreli uygulanan bir yöntemdir. Uzun dönemde hidrosefalinin düzelmeyeceği hastalarda ya direk serebral şant takılır veya EVD takılmış hastaların şantları kapalı sisteme alınır.

<span class="mw-page-title-main">Kafa içi basıncı</span> kafatası içerisinde kan, BOS ve beyin dokusunun oluşturduğu basınç

Kafa içi basıncı (KIB) veya intrakraniyal basınç (İKB) kafatası içerisindeki Beyin-omurilik sıvısı ve beyinin oluşturduğu basınçtır. Ölçü birimi milimetre-cıva (mmHg)'dır. Düz zeminde uzanan sağlıklı bir erişkinde normal aralık 7-15 mmHg aralığındadır. Vücut kafa içi basıncını denge halinde tutmak için bir takım mekanizmalara sahiptir. Kafa içi basıncında 1 mmHg civarında oynamalar meydana gelebilir. Bunlar pozisyon, beyin omurilik sıvısının emilimi veya üretimi esnasında olur ve hızla dengelenir. Kafa içi basınç değişikliklerine sebep olan etkene bağlı olarak kafatası sabit bir hacime sahip olduğu için içerideki diğer bileşenlerde hacimsel değişimler meydana gelir. Öksürmek veya ıkınmak gibi bazı manevralardan sonra da göğüs içi ve karın içi basıncındaki artışa bağlı ana toplar damarlar üzerindeki basınç ve dolayısıyla direnç artacağından kafa içi basıncıda yükselir. Normal şartlarda kafa içi basıncı sağlıklı bir erişkinde 7-17 mmHg civarındadır. Bu değerin 20 mmHg'nin üstine çıkması durumunda artmış kafa içi basıncı veya kafa içi hipertansiyonu olarak adlandırılır ve tedavi gerektirir.

<span class="mw-page-title-main">Kavernöz sinus</span>

Kavernöz sinus dural venöz sinuslerden biridir. Sella turcicanın yanında, sfenoid kemik ve temporal kemik arasında, lateral sellar kompartman olarak tanımlanan alan içerisinde bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Dural venöz sinus</span> dural mater içerisindeki venöz kanallar

Dural venöz sinusler, duranın dış (endosteyal) ve iç (meningeal) yaprakları arasında kalan beynin venöz dolaşımına ait sistemlerdir. Serebral venlerden venöz kan, subaraknoid aralıktan da beyin omurilik sıvısını alır ve en son kafatasından çıkan internal juguler vene boşaltır.

<span class="mw-page-title-main">Galen veni</span>

Galen veni ya da diğer adıyla Vena serebri magna insan beyninin en büyük toplar damarlarından biridir. Bu veni ilk tanımlayan kişi Yunan doktor Galen'dir.

<span class="mw-page-title-main">Kavernöz sinus trombozu</span> insan hastalığı

Kavernöz sinus trombozu kafa kaidesinde, sfenoid kemiğin sella turcicanın her iki yanında yer alan, beyindeki venöz kanın kalbe gönderilmesinde rol kavernöz sinusun kan pıhtısı ve mikroorganizmalar ile tıkanması durumudur.

<span class="mw-page-title-main">İntrakraniyal anevrizma</span> serebrovsküler hastalık

Beyin anevrizması veya Serebral anevrizma olarak da bilinen intrakraniyal anevrizma, çoğunlukla bir serebral arter duvarındaki zayıflık sonucu damarda lokal bir genişleme veya balonlaşmanın gerçekleştiği serebrovasküler hastalıktır.

Beyin ödemi, beynin hücre içi veya hücre dışı boşluklarında aşırı sıvı birikmesidir (ödem). Bu genellikle sinir fonksiyonlarının bozulmasına, kafatası içindeki basıncın artmasına neden olur ve sonunda beyin dokusunun ve kan damarlarının doğrudan sıkışmasına yol açabilir. Semptomlar ödemin yeri ve derecesine göre değişir ve genellikle baş ağrıları, bulantı, kusma, nöbetler, uyuşukluk, görme bozuklukları, baş dönmesi ve ciddi vakalarda ölüm olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Virchow üçlüsü</span> tromboza katkıda bulunduğu düşünülen üç faktör

Virchow üçlüsü veya Virchow triadı, tromboza katkıda bulunduğu düşünülen üç geniş faktör kategorisini tanımlar:

Dalteparin düşük molekül ağırlıklı bir heparindir. Diğer düşük molekül ağırlıklı heparinler gibi dalteparin de felç veya kalp krizi riskini azaltmak için derin ven trombozu ve pulmoner emboli profilaksisi veya tedavisinde kullanılır. Dalteparin, antitrombin III'ün aktivitesini güçlendirerek hem Faktör Xa hem de trombin oluşumunu inhibe ederek etki gösterir. Normalde enjeksiyon yoluyla uygulanır.