İçeriğe atla

Veled Çelebi İzbudak

Veled Çelebi İzbudak
Türkiye Büyük Millet Meclisi
2., 3., 4., 5. ve 6. Dönem Milletvekili
Görev süresi
11 Ağustos 1923 - 15 Ocak 1943
Seçim bölgesi1923Kastamonu
1927Kastamonu
1931Kastamonu
1935Kastamonu
1939Yozgat
Kişisel bilgiler
Doğum 16 Ağustos 1867(1867-08-16)
Konya
Ölüm 4 Mayıs 1953 (83 yaşında)
Ankara
Defin yeri Cebeci Asri Mezarlığı, Ankara

Veled Çelebi İzbudak, Mehmet Bahâeddin Veled ya da mahlasıyla Bâhâi (16 Temmuz 1867, Konya – 4 Mayıs 1953, Ankara), Türk dil ve edebiyat bilgini, şair, milletvekili.

Mutlakiyet, Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinin bilimsel ve edebi çalışmalarına katılan Veled Çelebi, ömrünü Türk dili araştırmalarına vermiş; Türk Dil Kurumu’nda çalışmalarını ölümüne kadar sürdürmüş bir araştırmacıdır. Konya Mevlana Dergahı'nın postnişinliğini yapmış bir Mevlevi'dir. II., III., IV. ile V. Dönem Kastamonu, VI. dönem Yozgat milletvekili olarak toplam 20 yıl süreyle TBMM'de görev yapmıştır. Atatürk ile yakın ilişkileri bulunmuş ve bilimsel çalışmalarında desteğini görmüştür.[1]

Yaşamı

Mevlevi kıyafetleri ile

1867’de Konya’da dünyaya geldi. Anne ve baba tarafından Mevlânâ soyundan gelen Veled Çelebi’nin babası Mustafa Necip Çelebi, annesi Rabia Hanım’dır. Veled Çelebi’nin kendinden büyük Ahmed Nazif, Şemseddin ve kendinden küçük Yusuf isimli üç erkek kardeşi vardır.

Konya'daki ilk ve orta öğreniminin ardından yine Konya'daki Sultan Veled Medresesi’nde okudu. Ayrıca özel öğrenim gördü, Farsça, Arapça öğrendi. Mevlana Dergahı'na gelen alim ve yazarların sohbetlerinden yararlandı. Arap ve Fars edebiyatları üzerine incelemeler yaptı, Türk lehçeleri konusunda araştırmalarda bulundu. Ali Şir Nevai’nin Abuşka Lugati’ni okuyup incelemesi farklı Türk lehçelerine olan ilgisini arttırdı.

Memuriyet yaşamına on altı yaşında iken Konya Vilâyeti Mektubî Kalemi’nde başladı. Bir süre sonra Konya Rüşdiyesi’nde yazı ve Farsça öğretmenliğinde bulundu. Konya Vilâyeti Mektubî Kalemi’nde memuriyete, Vilayet gazetesinde yazı hayatına[2] başladı.

Bir çelebinin devlet memuru olması ve serbest tavırları dergah içinde sürtüşmelere neden olunca 1889’da babasından izin alarak İstanbul’a gitti[3] ve Bahariye Mevlevihanesi'ne yerleşti.[4]Bahaî” takma adıyla Konya İl gazetesinde başlayan yazı hayatını; İstanbul’da Takdim, Hazine-i Fünun, Mektep, Tercüman-ı Hakikat gibi gazete ve dergilerde makaleler yayınlayarak sürdürdü. Bahariye Dergâhı’ndaki şeyhlerin hanımları aracılığı ile Makbule Hanım’la evlenen Veled Çelebi, eşinin Eyüp'teki konağına taşındı.[4] Bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi. Eşini, 1894 yılındaki İstanbul depreminde kaybetti.[5] 1901'de Zehra Hanım ile ikinci evliliğini,[5] onun ölümünden sonra Enise Hanım ile üçüncü evliliğini yapan Veled Çelebi’nin bu evliliklerinden birer kızı olmuştur.[5]

Türkçülük

Konya'da memuriyet hayatına başladığı sırada Türkçülük Hareketi ile tanışmış olan Veled Çelebi, İstanbul'a geldiğinde Türk Derneği’nin kuruluşunda Yusuf Akçura ve Necip Asım ile birlikte yer aldı. Necip Asım’la birlikte Türk grameri ve tarihi konusunda incelemeler yaptı. Onun teşviki ile 12 ciltlik Türk Dili Lugati'ni kaleme aldı. Kütüphanesini onun emrine veren Ahmet Mithat Efendi’den de teşvik gördü.[2] 12 ciltlik eserin yazma nüshası Türk Dil Kurumu kitaplığında bulunur, yazılı hale getirilmemiştir.

1901’de Matbuat Müfettişliği ile görevlendirildi. Çeşitli dergi ve makalelerde "Bahaî” mahlasıyla yazılarını yayımlamayı sürdürdü.

II. Meşrutiyet’ten sonra bir süre Darülfünun’da ve Galatasaray Sultanisi’nde Farsça okuttu. 31 Mart öncesi resmî görevinden ayrılıp kalemiyle geçimini sağlamaya başladı; artık sivil giysilerini de çıkarıp Mevlevi giysisini giymişti.

Postnişinlik Görevi

Veled Çelebi, II. Abdülhamit'in tahta indirilmesinden sonra tahta geçen Mehmet Reşat tarafından 1908'de Mehmed Atâullah Dede’nin yerine vekaleten Galata Mevlevihanesi postnişini olarak atandı. 1910’da ise Abdülhalim Çelebi'nin yerine Konya Mevlânâ Dergâhı postnişinliğine getirildi. Dokuz yıl bu görevde kalan Veled Çelebi müderrisliğe ve Karatay Medresesi’nde Farsça dersleri vermeye devam etti.

Gönüllü Mevlevi Alayı

I. Dünya Savaşı başlayınca Gönüllü Mevlevî Alayı’nda miralay rütbesiyle alay komutanlığı yaptı. 3 Nisan 1915'te Şam ve Hicaz’da 3 yılı yakın süre kaldı. Bu evrede üç kez Medine’ye gitti Şeyh Kettânî’den mütevatir hadis icazeti aldı. Mekke’yi de ziyaret etti ve Abdülbaki el- Köhnevî ile Şeyh Salih Akişanî’nin hadis derslerine devam etti. Osmanlı Devleti’nin Suriye yenilgisinden sonra 1917’de Konya’ya geri döndü.

Savaştaki yenilgiden sonra kurulan yeni hükûmet in şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nin teklifi ile 1919’da postnişinlikten azlolundu. Konya’dan İstanbul’a gelen Veled Çelebi, Maarif Nezareti tarafından Tetkikat-ı Lisaniye Encümeni’nde görevlendirildi. Türkçenin ıslahı için kurulan bu kurumda bir yıl boyunca Ali Ekrem, Halid Ziya, Cenap Şahabettin, Ahmet Hikmet’le birlikte çalıştı.

Millî Mücadele Yılları

Bu dönemde Anadolu’da Millî Mücadele başlamış, Ankara’da hükûmet kurulmuştur. İstanbul’dan Antalya yoluyla Anadolu’ya kaçmaya karar veren Veled Çelebi 1921’de bir İtalyan vapuruyla Antalya’ya geldi. Ankara’daki dostu Hamdullah Suphi Bey’e (Tanrıöver) telgraf çekip izin alarak millî mücadelenin merkezi Ankara’ya gitti, Mevlevihane’de misafir oldu. Ankara Lisesi’nde Farsça öğretmenliği yaptı ve Ziya Gökalp ile Telif ve Tercüme Encümeninde çalıştı.

Milletvekilliği

Dil çalışmalarına cumhuriyetin ilanından sonra da devam eden Veled çelebi, Kastamonu milletvekili olarak II. Dönem TBMM’ye girdi. II., III., IV.ile V. Dönem Kastamonu, VI. dönem Yozgat milletvekili olarak toplam 20 yıl süreyle TBMM'de görev yapmıştır. Milletvekilliği sırasında Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması ile görevlendirildi.

İkinci Kez Postnişin olması

Aynı dönemde Abdülhalim Çelebi’nin postnişinlikten azledilmesi (1925) üzerine bu makama ikinci kez tayin edilen Veled Çelebi’nin postnişinlik görevi 16 Kasım 1925'te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla sona erdi.

7. dönemde Yozgat milletvekili olarak TBMM’e giren Veled Çelebi, bir yandan da Türk Dil Kurumu’ndaki çalışmalarını sürdürdü. 4 Mayıs 1953’te Ankara’da hayatını kaybetti. Hacı Bayram Camii’nde kılınan cenaze namazının İsmet İnönü’nün de katıldığı büyük bir cenaze töreniyle Cebeci Asri Mezarlığına defnedildi.

Eserleri

  • Bedayiü'l-Efkâr (Bahaî adıyla, 1894)
  • Leylâ ile Mecnûn (1895)
  • Muvazene (1895)
  • Birbirimizi Kırmayalım (1895)
  • Muhakemetü'l-Lügateyn (1897)
  • Arapça Gramer (Bahaddin adıyla, 1908)
  • Letâif-i Nasreddin Hoca (Sözlü ve yazılı kaynaklardan derlenmiş 388 fıkra, 1909)
  • Lisan-ı Farisî (1909)
  • Darulfünûn Dersleri (1912)
  • Vasiyetnâme-i Şerife Şerhi
  • Hayru'l-Kelâm (1914)
  • Türk Diline Medhal (1922)
  • Ferhengnâme-i Sadi Tercümesi yahud Muhtasar Bostan Tercümesi (Kilisli Muallim Rıfat ile, 1924)
  • Divan-ı Türkî-i Sultan Veled (Mehmed Bahaeddin adıyla, Kilisli Muallim Rıfat ile, 1925)
  • Kur'ân-ı Kerîm Elifbası (Ahmed Edib ile, 1925)
  • ürkçeden Trükçeye Lügat (1926)
  • El-İdrak Haşiyesi (Ebu Hayyan'dan, Kilisli Muallim Rıfat ile, 1936)
  • Atalar Sözü (1936)
  • Oğuz Ata. Orhun Abideleri (1937)
  • Mesnevî (Mevlâna'dan, 4 cilt, 1942-1946)
  • Hatıralarım (1946)

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

Divan edebiyatı, Türk kültürüne has süslü ve sanatlı bir edebiyat türüdür. Bu edebiyata genellikle "divan edebiyatı" adı uygun görülmekte olup bunun en büyük nedenlerinden birisinin şairlerin manzumelerinin toplandığı kitaplara "divan" denilmesi olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, divan edebiyatı gibi tabirlerin modern araştırmacılar tarafından geliştirildiğini ve halk-tekke-divan edebiyatları arasındaki ayrımların bazen oldukça muğlak olduğu ve bu edebiyatlar arasında ciddi etkileşimlerin de bulunduğu vurgulanmalıdır.

İbrahim Şâhidî, Mevlevi şair ve evliya.

<span class="mw-page-title-main">Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî</span> Türk tasavvuf âlimi ve şair (1207–1273)

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Celâleddin Muhammed Rumi, ayrıca Celaleddin Muhammed Belhî veya yaygın adlarıyla Mevlânâ veya Rumi, 13. yüzyılda Anadolu'da yaşamış bir Fars tasavvufçu, ilahiyatçı ve Sufi bir mistik şairdir. Mevlana'nın etkisi ulusal sınırları ve etnik ayrımları aşar: onun manevi mirası son yedi yüzyıldır İranlılar, Tacikler, Türkler, Yunanlar, Peştunlar, Orta Asya ve Hint Yarımadası Müslümanları tarafından büyük ölçüde takdir edilmektedir. Şiirleri dünya dillerinin çoğuna geniş çapta çevrilmiş ve çeşitli biçimlere aktarılmıştır. Mevlana, Amerika Birleşik Devletleri'nde "en popüler şair" ve "en çok satan şair" olarak tanımlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Yusuf Akçura</span> Türk tarihçi ve milletvekili

Yusuf Akçura veya Kazanlı Yusuf Akçura, , Türk yazar ve siyasetçi. Türkçülük akımının önde gelen temsilcilerindendir. Tatar Türkü'dür.

<span class="mw-page-title-main">Nezihe Araz</span>

Fatma Nezihe Araz;, Türk yazar, gazeteci.

Abdülhalim Çelebi, Türk din adamı ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">Sema (tasavvuf)</span>

Sema veya Sama,, sufinin musiki nağmelerini dinlerken sesi ve anlamı işitmesi, vecde gelip hareket etmesi ve kendinden geçip dönmesi anlamında bir tasavvuf terimidir.

Türk Derneği, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da kurulmuş bir dernektir. Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk milliyetçi kuruluş olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Necip Asım Yazıksız</span> Türk asker, müderris, tarihçi, Türkolog, milletvekili

Necip Asım Yazıksız, asker, müderris, tarihçi, Türkolog, milletvekili.

<span class="mw-page-title-main">Ahmet Remzi Akyürek</span>

Ahmet Remzi Akyürek, Türk mutasavvıf ve şair.

Cemâlnur Sargut,, Türk araştırmacı yazar ve yayıncı. Tasavvuf ve İslâm hakkındaki araştırma ve incelemeleri ile tanınmıştır. Nefes Yayınevi'nin ve Kerim Vakfı'nın kurucusu, Türk Kadınları Kültür Derneği'nin İstanbul şubesi başkanıdır.

Âteşbâz-ı Velî ya da gerçek adıyla Yûsuf bin İzzeddin, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin aşçısı ve Mevleviliğin önemli isimlerinden. 13. yüzyılda adına Konya'da bir türbe yapılmıştır. Ayrıca adına kızıl tuğlalardan bir türbe yaptırılan tarihteki ilk aşçı olarak bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Besim Atalay</span> Türk dilbilimci, yazar, siyasetçi

Ahmet Besim Atalay, Türk dil bilimci, yazar ve siyasetçi.

Şahabeddin Uzluk, Türk yüksek mimar, sanat tarihi araştırmacısı, ressam, yazar, fahrî sanat tarihi doktoru.

Filibeli Sıtkı Dede, 19. yüzyılda Konya'da yaşamış din adamı, hattat ve Mevlâna Dergâhı son mesnevîhânı.

Konya Hukuk Mektebi, 1908 ile 1919 tarihleri arasında Konya'da faaliyet gösteren hukuk mektebidir. Konya'da bir üniversite kurma planının ilk aşaması olarak kurulmuş, ancak 1. Dünya Savaşı'ndan kaynaklanan sebeplerle 1919'da kapatılmıştır.

Ahmet Rifat Bilge, Türkoloji çalışmalarıyla tanınan bilim insanı ve öğretmen. Kâşgarlı Mahmud'un Dîvânü Lugati't-Türk adlı eserinin neşir ve tercümesini yapmış, döneminin birçok filozof ve araştırmacısıyla yakın ilişkiler kurmuştur. Türkler ve Türklükle alakalı birçok eserin ilk incelemesini yapması bu alanda tanınmasına vesile olmuştur. "Kilisli Muallim Rifat" olarak da biinmektedir.

Hüsameddin Çelebi Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin, Mesnevî’yi yazmasına vesile olan müridi ve halifesi.

Ferîdûn Sipehsâlâr veya tam adıyla Mecdüddîn Ferîdûn b. Ahmed-i Sipehsâlâr Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve tarikatı hakkında ilk menâkıbnâmelerden biri sayılan Risâle-i Sipehsâlâr be-Menâkıb-ı Hazret-i Hudâvendigâr’ın yazarı. Eserlerinde Mevlana'nın Ahî Evran'dan haz etmediğini yazar.

Tahsin Yazıcı, Fars dili ve edebiyatı uzmanı.