İçeriğe atla

Vatandaş Türkçe konuş!

Kontrol Edilmiş
Cumhuriyet gazetesinin "Gönen'de herkes Türkçe konuşacak" başlıklı haberi, 21 Mayıs 1936

"Vatandaş, Türkçe konuş!", 13 Ocak 1928'de Türkiye'deki hukuk öğrencilerinin başlattığı, 1930'lar boyunca devam eden ve azınlıkların kendi dillerini konuşmalarını engellemeyi amaçlayan hükûmet destekli kampanya.[1][2][3][4][5][6][7] Kampanya sırasında bazı ilçelerde Türkçe dışında başka bir dil konuşan insanlara çeşitli para cezaları verilmiştir.[4][8][9][10][11][12] Bazı yazarlar, kampanyanın Türkiye'deki sosyopolitik Türkleştirme hareketine önemli bir şekilde katkı sunduğunu kabul etmektedir.[1][2][9]

Devlet desteği

"Vatandaş, Türkçe konuş!" kampanyasının başlangıcından önce de Türkiye Hükûmeti tarafından Türkçenin halkın tek dili hâline getirilmesi için birçok girişimde bulunulmuştur. 1924 yılındaki bir TBMM toplantısında, Türkçenin zorunlu dil hâline getirilmesi ve Türkçe konuşmayanların para cezasını çarptırılmasını öneren bir yasa teklif edilmiştir.[9][10] Millet Meclisindeki tartışmalar sürerken Bursa Belediyesi ilk inisiyatifi ele aldı ve kamusal alanlarda Türkçe dışı bir dil konuşanlara para cezası vermeye başlamıştır.[9][10] Bu uygulama bir yıl sonra Balıkesir ve Bergama'da da uygulanmıştır.[9][10]

1928'deki "Vatandaş, Türkçe konuş!" kampanyasında vilayet valileri, Türkçeyi ana dili yaparak yabancı lehçelere sahip Türkleri Türk toplumuna dâhil etmeyi teşvik eden Hükûmetin desteğini alarak ülke genelinde Türkçe konuşmayan insanları tutuklattırmaya başlamıştır.[4] 1933'te Mersin'de, Fransızca konuşan İngiliz vatandaşlarının halka açık yerlerde saldırıya uğradığı bildirilmiştir. Daha sonra yüzlerce kişinin toplum içinde Türkçe dışında bir dil konuştuğu için tutuklandığı bildirilmiştir.[13] Belirli bir olayda, M. Chalfoun ve Yahudi bir tüccar, kasabadaki tüccarla Arapça ve Fransızca konuştuğu için tutuklanmıştır. Türkçe dışında bir dil konuştuğu için tutuklanan sanıklar ancak Mersin Belediye Başkanı'nın onları cezaevi ziyaretinde affetmesinin ardından serbest bırakılmıştır.[13]

Ülke genelinde Türkçe dışı dil konuşmayı yasaklayan yeni yasalar çıkarılmaya başlanmıştır. 1936'da Tekirdağ, Lüleburgaz ve Edirne belediyeleri halka açık yerlerde Türkçe olmayan dilleri konuşanlara para cezası vermeyi öngören kararnameler çıkarmıştır.[13][14] Hemen ardından Diyarbakır, Adana, Ankara ve Kırklareli gibi şehirlerde de benzer kararnameler yayımlanmıştır.[14]

Ayrıca bakınız

Konuyla ilgili yayınlar

Kaynakça

  1. ^ a b Kieser, ed. by Hans-Lukas (2006). Turkey beyond nationalism: towards post-nationalist identities ([Online-Ausg.] bas.). Londra [u.a.]: Tauris. s. 45. ISBN 9781845111410. 13 Ekim 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ocak 2013. 
  2. ^ a b Ertürk, Nergis. Grammatology and literary modernity in Turkey. Oxford, UK: Oxford University Press. ISBN 9780199746682. 
  3. ^ Toktas, Sule (2005). "Citizenship and Minorities: A Historical Overview of Turkey's Jewish Minority". Journal of Historical Sociology. 18 (4). 12 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Ocak 2013. 
  4. ^ a b c Sofos, Umut Özkırımlı & Spyros A. (2008). Tormented by history: nationalism in Greece and Turkey. New York: Columbia University Press. s. 167. ISBN 9780231700528. Erişim tarihi: 8 Ocak 2013. 
  5. ^ editor, Sibel Bozdoǧan, Gülru Necipoğlu, editors ; Julia Bailey, managing (2007). Muqarnas : an annual on the visual culture of the Islamic world. Leiden: Brill. ISBN 9789004163201. 
  6. ^ Aslan, Senem (Nisan 2007). ""Citizen, Speak Turkish!": A Nation in the Making". Nationalism and Ethnic Politics. 13 (2). Routledge, part of the Taylor & Francis Group. ss. 245-272. 
  7. ^ Suny, edited by Ronald Grigor. A question of genocide : Armenians and Turks at the end of the Ottoman Empire. Oxford: Oxford University Press. ISBN 9780195393743. 
  8. ^ Soner, Çağaptay (2006). Otuzlarda Türk Milliyetçiliğinde Irk, Dil ve Etnisite. İstanbul. ss. 25-26. 
  9. ^ a b c d e Bali, Rifat N. (1999). Cumhuriyet yıllarında Türkiye Yahudileri bir türkleştirme serüveni ; (1923 - 1945) (7. bs. bas.). İstanbul: İletişim. ss. 137-147. ISBN 9789754707632. 
  10. ^ a b c d İnce, Başak. Citizenship and identity in Turkey : from Atatürk's republic to the present day. Londra: I.B. Tauris. s. 61. ISBN 9781780760261. 13 Ekim 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ocak 2013. 
  11. ^ Clark, Bruce (2006). Twice a stranger : the mass expulsion that forged modern Greece and Turkey. Cambridge (Massachusetts): Harvard University Press. ISBN 9780674023680. 
  12. ^ (eds.), Ferhad Ibrahim (2000). The Kurdish conflict in Turkey : obstacles and chances for peace and democracy. Münster: Lit [u.a.] ISBN 9780312236298. 
  13. ^ a b c Cagaptay, Soner (2006). Islam, Secularism, and Nationalism in Modern Turkey : who is a Turk? ([Repr.]. bas.). London [u.a.]: Routledge. ISBN 9780415384582. 
  14. ^ a b "Türkiye'nin 'Öz Dil' Zorbalığı Serüveni". Haksoz Haber. 16 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ocak 2013. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Türkiye</span> Güneydoğu Avrupa ve Batı Asyada yer alan bir ülke

Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, topraklarının büyük bölümü Batı Asya'da Anadolu'da, diğer bir bölümü ise Güneydoğu Avrupa'nın uzantısı Doğu Trakya'da olan kıtalararası bir ülkedir. Batıda Bulgaristan ve Yunanistan, doğuda Gürcistan, Ermenistan, İran ve Azerbaycan, güneyde ise Irak ve Suriye ile sınır komşusudur. Güneyini Kıbrıs ve Akdeniz, batısını Ege Denizi, kuzeyini ise Karadeniz çevreler. Marmara Denizi ise İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Anadolu'yu Trakya'dan, yani Asya'yı Avrupa'dan ayırır. Resmî olarak laik bir devlet olan Türkiye'de nüfusun çoğunluğu Müslüman'dır. Ankara, Türkiye'nin başkenti ve ikinci en kalabalık şehri; İstanbul ise, Türkiye'nin en kalabalık şehri, ekonomik ve finansal merkezi ve aynı zamanda Avrupa'nın en kalabalık şehridir.

<span class="mw-page-title-main">Hunlar</span> MS 4-6. yüzyıllar arasında Avrasyada yaşamış göçebe halk

Hunlar, MS 4-6. yüzyıllar arasında Orta Asya, Kafkaslar ve Doğu Avrupa'da yaşayan göçebe bir halktır. İlk olarak Volga'nın doğusunda, o zamanlar İskitya'nın bir parçası olan bir bölgede yaşadıkları tahmin edilmektedir. MS 370 yılına gelindiğinde Hunlar Volga bölgesine varmış ve 430 yılına gelindiğinde ise Avrupa'da kısa ömürlü de olsa geniş bir hakimiyet kurmuşlardır. Gotları ve Roma sınırları dışında yaşayan diğer birçok Cermen halkını fethetmiş ve diğerlerinin Roma topraklarına kaçmasına neden olmuştu. Hunlar, özellikle Attila döneminde Doğu Roma İmparatorluğu'na sık ve yıkıcı baskınlar yaptılar. 451'de Hunlar, Batı Roma eyaleti Galya'yı işgal ettiler ve burada Katalonya Tarlaları Savaşı'nda Romalılar ve Vizigotlardan oluşan birleşik bir orduyla savaştılar ve 452'de İtalya'yı işgal ettiler. 453'te Attila'nın ölümünden sonra Hunlar Roma için büyük bir tehdit olmaktan çıkmış ve Nedao Savaşı'ndan sonra imparatorluklarının çoğunu kaybetmişlerdir (454?). Hun isminin varyantları Kafkasya'da 8. yüzyılın başlarına kadar kaydedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Ermenice</span> Hint-Avrupa dili

Ermenice, Ermeniler tarafından kullanılan Hint-Avrupa dil ailesinden bir dildir. Kendi alfabesi ve Doğu Ermenicesi ve Batı Ermenicesi olarak iki lehçesi vardır. Doğu Ermenicesi Ermenistan'ın resmî dilidir. Türkiye'de ve Ermeni diasporasında çoğunlukla Batı Ermenicesi kullanılır. Hint-Avrupa dil ailesi'nin bağımsız bir alt grubudur.

<span class="mw-page-title-main">Yahudi dilleri</span> Yahudiler tarafından konuşulan ve konuşulmuş olan diller ve lehçeler.

Yahudi dilleri, dünya üzerinde Yahudilerin konuştuğu veya bir zamanlar konuşmuş olduğu diller.

Güneş Dil Teorisi, Türkçenin dünya tarihindeki ilk dillerden biri olduğunu savunan sözdebilimsel ve sözdedilbilimsel bir teoridir. Teori, 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk tarafından desteklendi ve bizzat geliştirildi, ancak dilbilimciler tarafından kabul görmedi ve kısa sürede önemini yitirdi. Terimin kökeni, "dili Güneşe saygı göstermek için yarattığı varsayılan Güneş'e tapan Orta Asyalılardı".

Kafkas dilleri, Kafkasya'da yaşayan halklarının konuştuğu dillere verilen genel addır. Kafkasya'nın yerli dilleri, birbirlerinden köken açısından bağımsız kabul edilen Kuzeydoğu, Kuzeybatı ve Güney Kafkas dil aileleridir. Buna ek olarak Hint-Avrupa, Türk, Moğol ve Sami dilleri de Kafkasya'da konuşulan diğer dil aileleridir.

Hunca, Avrupa Hun İmparatorluğu'ndaki Hunlar tarafından M.S. 4. ve 5. yüzyıllarda konuşulmuş ölü bir dil veya dil dönemidir. 5. yüzyılda yaşamış Romalı tarihçi ve diplomat Priskos'un çalışmaları Avrupa Hun İmparatorluğu'nun çok uluslu olduğunu ve Huncanın Gotlar gibi devleti oluşturan diğer kavimlerin dilleri ile beraber konuşulmuş olduğunu ortaya koymaktadır. Protodili Asya Huncasıdır.

Türkiye Ermenileri, Türkiye sınırları içinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan etnik azınlıktır. 1914-1921 yılları arasında 2 milyondan fazla olan Ermeni nüfusunun, günümüzde 40.000 ila 76.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bugün Türkiye Ermenilerinin ezici çoğunluğu İstanbul'da yaşamaktadır. Kendi gazetelerini, kiliselerini ve okullarını desteklemektedirler ve çoğunluğu Ermeni Apostolik inancına mensuptur ve Türkiye'deki Ermenilerin azınlığı Ermeni Katolik Kilisesi'ne veya Ermeni Evanjelik Kilisesi'ne mensuptur. Dört bin yıldan fazla bir süredir tarihi anavatanlarında yaşadıkları için Ermeni Diasporası'nın bir parçası olarak görülmemektedirler.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye-Yunanistan ilişkileri</span>

Yunanistan'ın, 1821'de bağımsızlığını kazanmasından itibaren Türk-Yunan ilişkileri kısa dönemli uzlaşmalar hariç, genellikle gerginlikler ve savaşlarla belirlenmiştir. Bu savaşlar sırasıyla 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, I. Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı, Türk Kurtuluş Savaşı ile birlikte doğrudan olmasa da dolaylı olarak 1974 Kıbrıs Harekâtı'dır.

Hazarca, Orta Çağda, Orta Asyalı yarı göçebe Türk boyu olan Hazarların konuştuğu dildir. Hazarca, tarihî Türk dillerinden biri olmasına karşın Türkî dillerin hangi koluna ait olduğu tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar Hazarcanın İran dilleri veya Kafkas dilleriyle yakın ilişkisi olduğunu varsayarlar.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de konuşulan diller</span>

Türkiye'de konuşulan diller, Türkiye Cumhuriyeti'nde devletin anayasanın üçüncü maddesi uyarınca tek resmî eğitim ve konuşma dili Türkçedir. Ülkede azınlık (bölgesel) ve ülkeye göçler sonrası göçmenler tarafından konuşulan diller de bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Kürtleri</span> Türkiyede yaşayan Kürtler

Türkiye Kürtleri, Türkiye sınırları içinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan en büyük ikinci etnik ve kültürel gruptur. Çeşitli tahminlere göre Kürtler, Türkiye nüfusunun %15 ila %20'sini oluşturmaktadırlar ve toplam sayıları 12,5 milyon ila 15 milyon arasındadır. Yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde olmakla birlikte, ülkenin çeşitli illerinde Kürtler yaşamaktadır. Bazı Kürtler tarafından bu bölgeler Kuzey Kürdistan olarak adlandırılsa da, bu adlandırma çeşitli tartışmalara sebep olmakta ve resmî olarak kabul edilmemektedir.

Türkleştirme veya Türkleşme, Türk olmayan kimselerin ya da toplulukların kültürel değişim süreci için kullanılmış bir terimdir. Moğollar, Arnavutlar, Araplar, Ermeniler, Asuriler, Yunanlar, Yahudiler, Romanlar ve çeşitli Slav halkları, Kürtler, Zazalar, Farslar ve Lazlar gibi farklı etnik kökenlerden Orta Asya, Kafkasya, İran, Anadolu, Orta Doğu ve Balkanlar ile bağlantılı halklarda kullanılabilir.

Sivil milliyetçilik, demokratik milliyetçilik veya liberal milliyetçilik, özgürlük, hoşgörü, eşitlik, bireysel haklar gibi geleneksel liberal değerlere bağlı olan bir milliyetçilik biçimidir ve etnosentrizme dayanmaz. Sivil milliyetçiler genellikle ulusal kimliğin değerini savunarak, bireylerin anlamlı ve otonom bir yaşam sürdürebilmeleri için onu kısmi bir paylaşılan kimlik yönü olarak ihtiyaç duyduklarını ve demokratik siyasetlerin düzgün işleyebilmesi için ulusal kimliğe gereksinim duyduğunu söyler.

<span class="mw-page-title-main">Ohannes Vartkes Efendi</span>

Ohannes Vartkes Efendi veya Vartkes Serengülyan Osmanlı Ermenisi siyasetçi ve aktivist. Meclis-i Mebûsan Erzurum milletvekiliydi. Ermeni Kırımı sırasında öldürülmüştür.

Paleo-Balkan dilleri Hint-Avrupa dilleri ailesine mensup olduğu belirtilen ve antik çağlarda Balkanlar’da konuşulmuş olan dillerdir. Teorik yaklaşımla, Helenleştirme, Romalılaştırma, Slavlaştırma ve Türkleştirme sebepleri belirtilerek Grekçe ve Arnavutça bu dillerden sayılmaz.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de yerleşim isimlerinin değiştirilmesi</span> Vikimedya liste maddesi

Türkiye'de yerleşim isimlerinin değiştirilmesi, 1913'ten günümüze Türk hükûmetlerinin Türkçe olmayan yer isimlerine karşı devam ettirdiği bir politika. Osmanlı İmparatorluğu ve sonradan Türkiye Cumhuriyeti'ndeki binlerce yer ismi bu politikayla resmî kayıtlardan silindi ve Türkleştirme çabası sonucunda daha çok kullanılan tarihsel isimler terk edilerek bilinen veya yeni düzenlenmiş Türkçe isimlerle değiştirildi. Hükûmetler bu tür isimlerin "yabancı veya bölücü" olduğu iddiasıyla isim değişikliklerini gerçekleştirdi. Değiştirilen isimler genellikle Arapça, Bulgarca, Ermenice, Gürcüce, Kürtçe, Çerkesçe, Lazca, Süryanice, Yunanca ve Zazaca dillerindeydi.

Uzmanlık, bir veya daha fazla alanda üstün performans gösterme olarak tanımlanır. Bir alanda uzman olan kişi bu alanın gerektirdiği becerilere ve bilgilere sahip olan kişidir. Uzmanlık, uzmanları acemilerden ve ilgili alandaki daha az deneyimli kişilerden ayıran özellikler, beceriler ve alanın bilgisi ile ilgilidir. Bilişsel psikoloji için önemli bir çalışma alanıdır. Literatürde müzik, satranç, spor gibi alanlardaki uzmanlıkla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.

İskân Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 14 Haziran 1934'te kabul edilen ve 21 Haziran 1934'te T.C. Resmî Gazete'de yayımlanan yasadır. Göçle ilgili temel ilkeleri belirleyen yasayla birlikte Türk olmayan azınlıklara yönelik toplu ve zorunlu yeniden yerleştirme yoluyla yeni bir asimilasyon politikası yürürlüğe girdi. 26 Eylül 2006'da yürürlüğe giren İskân Kanunu ile yürürlükten kaldırıldı.

Türkiye, Holokost döneminde Nazi Almanyası ile güçlü diplomatik ilişkilerini sürdürmesine rağmen, 2. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kaldı. Savaş sırasında Türkiye, yurt dışında yaşayan 3.000 ila 5.000 Yahudiyi vatandaşlıktan çıkardı; 2.200 ve 2.500 Türk Yahudi, Auschwitz ve Sobibor gibi imha kamplarına sürüldü ve birkaç yüz Nazi toplama kamplarında hapsedildi. Nazi Almanyası tarafsız ülkeleri Yahudi vatandaşlarını geri göndermeye teşvik ettiğinde Türk diplomatlar, Türk vatandaşlıklarını kanıtlasalar bile Yahudileri ülkelerine geri göndermekten kaçınmaları için talimatlar aldı. Türkiye aynı zamanda savaş sırasında Yahudi karşıtı yasaları uygulayan tek tarafsız ülkeydi. Ancak Alman yetkililer, Türkiye'nin açıkça Yahudi karşıtı yasalar uygulamadığını ve Yahudi karşıtı nefret kampanyaları için uygun olmadığını savaş boyunca birçok kez kaydettiler. 1940 ile 1944 yılları arasında, Türkiye üzerinden Filistin Mandası'na yaklaşık 13.000 Yahudi geçti. Rıfat Bali'nin bir araştırmasına göre, savaş sırasında ayrımcı politikalar sonucunda Türkiye tarafından kurtarılandan daha fazla Türk Yahudi zarar gördü. Bunun yanında, İzzet Bahar'a göre dönemin Türk otoritelerinin Yahudilere olan tavrı diğer ülkelerin hükûmetlerinden farklı değildi ve bu yüzden bu sıradışı zamanlarda meydana gelen olumsuz olayların çoğu için Türkiye suçlanmamalıydı.