İçeriğe atla

Vasıflandırma (hukuk)

Vasıflandırma veya karakterizasyon, bir hukukî müessesenin hukukî karakterinin tespit edilmesidir.[1] İçinde milletlerarası özel hukukta yabancılık unsuru içeren davanın çözümlenmesinde ikinci aşamadır. Birden fazla ülkenin hukukuna tâbî olabilecek bir uyuşmazlığa hangi ülke hukukunun uygulanması gerektiğinin belirlenmesi (kanunlar ihtilafı) için söz konusu uyuşmazlığın vasıflandırılması gerekir. Bu süreç İngiliz hukukunda karakterizasyon[2], Avrupa Adalet Divanı'nın İngilizce kararlarında ise sınıflandırma olarak tanımlanmaktadır.[3] Fransız Hukukunda ise yeterlilik olarak bilinir. []

Kanunlar ihtilafı bakımından yabancı unsurlu olay veya ilişkilerde yetkili hukuk tespit edilirken çeşitli hukukî kavramlardan hareket edilebilmektedir. Bağlama konusunu oluşturan bu hukukî kavramların hukukî karakteri tespit edilmeden söz konusu uyuşmazlığa uygulanacak hukukun tespiti mümkün değildir.[1] Bu nedenle de söz konusu uyuşmazlığın öncelikle vasıflandırılması gerekmektedir. Bunun ardından uyuşmazlığa uygulanacak hukuk tespit edilebilir.

Milletlerarası özel hukukta vasıflandırma açısından sorun, hukukî müesseselerin farklı hukuk sistemlerinde farklı anlamlara sahip olmasından kaynaklanır.[1] Burada düşülen ihtilaf, yabancılık unsuru taşıyan hukukî olay ve ilişkilere uygulanması söz konusu olan birden fazla hukukun, o hukukî olay ve ilişkiye ve bu ilişkileri düzenleyen kurallarda kabul edilen bağlama noktalarına farklı hukukî nitelik tanımasından kaynaklanır.[4] Bu problemin çözümü için ise hukuk doktrininde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu görüşler içerisinde kendisine en çok taraftar bulan ve Türk hukukunda en baskın durumda olan görüş, vasıflandırmanın hâkimin hukukuna, yani uyuşmazlığa ilk olarak bakan hâkimin tâbî olduğu ülkenin hukukuna göre yapılması gerektiği görüşüdür (lex fori). Buna göre hâkim, önüne gelen ve yabancılık unsuru taşıyan olayın hukukî niteliğini bizzat kendi hukukuna göre tespit edecektir.[1]

Bu kavram, öncelikle mülk meseleleriyle ilgili olarak davanın koşullarına bağlı olarak doğru yasa kurallarının seçimini belirlemek için kullanılır. Farklı hukuk yetki alanlarındaki yasalar arasındaki farklılıkları uzlaştırmak içindir. Vasıflandırmanın amacı, geçerli hukukun hangi ilgili kurallarının uygulanacağını belirlemek için davalının eyleminin niteliğini belirlemektir. Bu kavram, lex fori'den farklı yasaların uygulanmasına neden olabilir. İntibak ve atıf araçları da başlama noktasını belirlemeyi zorlaştırabildiğinden, ek faktörler hangi hukukun uygulanacağını belirlemeyi mutlaka basit bir süreç haline getirmez[].

Kaynakça

  1. ^ a b c d DOĞAN, Vahit, Milletlerarası Özel Hukuk, Savaş Yayınları, Ankara, 4. Baskı, Şubat 2016
  2. ^ MacMillan v Bishopsgate Investment Trust plc [1996] WLR 387
  3. ^ C-359/14 and C-475/14 Ergo Insurance SE (2016) ECLI:EU:C:2016:40
  4. ^ ÇELİKEL, Aysel/ERDEM, Bahadır, Milletlerarası Özel Hukuk, Beta Yayınları, İstanbul, 2014, s. 78

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hukuk</span> genellikle devlet otoritesi tarafından desteklenen kurallar ve yönergeler sistemi

Hukuk ya da tüze birey, toplum ve devletin hareketlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini; yetkili organlar tarafından usulüne uygun olarak çıkarılan, kamu gücüyle desteklenen, muhatabına genel olarak nasıl davranması yahut nasıl davranmaması gerektiğini gösteren ve bunun için ilgili bütün olasılıkları yürürlükte olan normlarla düzenleyen normatif bir bilimdir. Ayrıca, toplumu düzen altına alan ve kişiler arası ilişkileri düzenleyen, ortak yaşamın huzur ve güven içinde akışını sağlayan, gerektiğinde adaleti yerine getiren, kamu gücü ile desteklenen ve devlet tarafından yaptırımlarla güvence altına alınan kurallar bütünüdür. Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.

Tahkim, taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Kimi görüşlere göre bir alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemi olan tahkim, kimilerine göre doğrudan yargısal bir faaliyettir.

<span class="mw-page-title-main">Anayasa</span> devleti yöneten temel ilkeler bütünü

Anayasa, ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini belirleyen toplumsal sözleşmelerdir. Hans Kelsen'in normlar hiyerarşisine göre diğer bütün hukuki kurallardan ve yapılardan üstündür ve hiçbir kanun ve yapı anayasaya aykırı olamaz. Devletin temel örgüt yapısını kuran, önemli organlarını ve işleyişlerini belirleyen; ayrıca temel hak ve özgürlükleri tespit edip, sınırlarını çizen hukuk metinleridir. Toplumsal bir sözleşme niteliği taşır. Devlet faaliyetlerini ve oluşum biçimini düzenleyen yasa metnidir.

Temyiz, ayırt etme, seçme, ayırma; hukukta, doğruyu yanlıştan ayıran kuruldur.

<span class="mw-page-title-main">Dava</span>

Dava, bir hakkın, devlet kanalıyla devletin organları olan mahkemeler vasıtasıyla kullanılmasıdır. Dava; asli ve feri olur. İhtilaflı ve ihtilafsız veya ceza davası, hukuk davası, idari dava, amme (kamu) davası, şahsi dava olarak da tarif edilir. Tek başına dava sözcüğü, sıklıkla hukuk davalarını işaret eder.

<span class="mw-page-title-main">Adli bilimler</span> Bilimin ceza ve hukuk muhakemesinde uygulanması

Adli bilimler veya kriminalistik, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıyla suçların ve hukuki uyuşmazlıkların çözümüne çalışılan bilimler demeti. Kimi kaynaklarda "bilimsel polislik" olarak da nitelenmektedir. Ceza hukuku ve medeni hukuk konularında hukuki karar almayı destekler.

Borçlar hukuku, bir özel hukuk dalıdır ve eşitler arasında meydana gelen ve borç ilişkisi adı verilen hukuki ilişkilerin incelendiği bir disiplindir. Borçlar Kanunu özel hukukta borçlar hukukuna kaynaklık eder ve borçlar hukuku alanına giren borç ilişkilerini düzenleyen bir kanundur. Borç ilişkisi kavramı, özel hukuk açısından tanımlandığında, alacaklı ve borçlu adı verilen iki taraf arasında meydana gelen ve borçlu olan tarafın alacaklıya karşı belli bir davranış biçiminde (edimde) bulunmakla yükümlü olduğu, alacaklının da borçludan bu davranış biçiminin yerine getirilmesini isteyebileceği hukuki bir bağdır.

<span class="mw-page-title-main">Borç</span> geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey

Borç, geniş anlamda, bir borç ilişkisini, dar anlamda ise borçlu tarafın ödemekle yükümlü olduğu parasal değeri ya da yerine getirme taahhüdünde olduğu edimi ifade eder. Hukuki alanda kullanılışı, geniş anlamıdır. Borç ilişkisi, borçlu ve alacaklı olmak üzere iki taraf arasında bir edimin yerine getirilmesine dayanan hukuki bağdır. Edim, borçlu açısından bakıldığında borç, alacaklı açısından bakıldığında ise alacaktır. İki farklı kelime aynı davranışın iki farklı açıdan bakılması ile oluşturulmuş adlandırmalardır. Edim fiili, yapma, yapmama veyâ verme olarak üç şekilde tezâhür edebilir.

Değer kavramı, öncelikle genel anlamda kişinin nesne ile ilişkisinden doğan nitelik olarak anlaşılır. Bu anlamda değer öznel bir görüş açısından değerlendirilir. Dolayısıyla değer kişiden kişiye değişebilmekte, farklı türde değer düzeyleri ortaya konulabilmektedir. Değerin bir başka ya da ikinci bir anlamı ise, kişinin kendi kişiselliğinin dışında, yani insanın deneyimlerinin dışında kendi başına var olan kendinde bir nitelik olarak anlaşılır. Max Scheler ve Nicolai Hartman'da bu yönde bir görüş görülür. Buna göre değerler, biçimsel yönden ve içeriksel yönden olmak üzere ikiye ayrılırlar. Sonra bu alanlar da kendi alt bölümlerine ayrılabilirler. Değer kavramı hem nesne alanında hem de mantıksal alanda, ahlaksal alanda ve estetik alanda ortaya çıkar. Değerleri felsefenin ana konusu yapan ve ayrıca değerlerin incelenmesini hedefleyen felsefe eğilimi de söz konusudur ve değer felsefesi olarak adlandırılır.

Uluslararası özel hukuk, kişiler arası hukuk sorunlarında hangi devletin hukukunun uygulanacağını karara bağlar. Hiçbir devlet kendi hukuku dışındaki hukuk sistemlerini yok varsayamaz. Uyuşmazlıklar özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarıyla ve yabancılarla ilgilidir. Aynı sorunlarda devletler farklı hukuk sistemlerine sahiptirler ve kanunlar ihtilafı durumunda hangi yasa ve hangi ülkenin mahkemesi yetkilidir, buna ilişkin hükümleri içerir. Mahkeme ve yasa değişik olabilir. Yine ticari ortaklık, vb. iç hukuk tüzel kişilerinin kendi devletlerinin sınırlarını aşan ve birden çok devletin yetki alanına giren durumlarda bu özel hukuk kişileri arasındaki ilişkileri düzenler ya da bunların bağlı olacağı iç hukuku belirler.

<span class="mw-page-title-main">Hak</span> Kişinin hukuken korunan ve kendisine bu korumadan yararlanma yetkisi veren menfaat

Hak, kişilerin hukuk düzenince korunan menfaatleridir. Kişilerin lehlerine olan bir durumun kanunlar tarafından korunması, bu korumaya uymayan kişilere karşı ise kanuni girişimlerde bulunulması gibi yetkiler verir. Esasen Arapçada hukuk kelimesinin tekil hâli olan bu kelime, zamanla kişilerin hukuken korunan menfaatlerini tanımlamak için kullanılırken, hakların oluşturduğu düzene ise hukuk adı verilmiştir.

Aynî hak, kişilerin eşya üzerinde doğrudan doğruya hakimiyetini sağlayan ve bu nedenle herkese karşı ileri sürülebilen haklardandır. Özellikle de eşya hukukunda, hak sahibinin, söz konusu eşya üzerindeki tasarruf yetkisini tespit etme bakımından, hakkın sınırının tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu hakkın aynî hak olması hâlinde farklı, olmaması hâlinde farklı hükümler uygulanabilecektir.

Aile hukuku, aileye ilişkin konularla ilgilenen, medeni hukukun kapsamı içinde yer alan bir hukuk dalıdır. Aile hukukunun başlıca konuları nişanlanma, evlenmenin koşulları ve hükümleri, boşanmanın koşulları ve sonuçları, mal rejimleri, aile konutu, soybağı, evlat edinme, velayet, çocuğun nafaka hakkı, vesayet, kayyımlık, yasal danışmanlık, yardım nafakasıdır. Kadın hakları ve çocuk hakları, başlı başına ayrı inceleme alanı oluştursa da aile hukukunun da ilgi alanı içindedir.

<span class="mw-page-title-main">H. L. A. Hart</span>

Herbert Lionel Adolphus Hart İngiliz filozof ve Hukuk Felsefesi profesörü.

Kamulaştırma, devletleştirme ya da istimlak, devletin kamu yararını gözeterek özel mülkiyete ait taşınmaz malları bedelini ödeyerek mülkiyetine geçirme işlemidir. Kamulaştırmanın temel dayanağı, kamu yararının gözetilmesidir. Devlet, toplumun genel çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla özel mülkiyeti kamulaştırabilir. Devlet, ekonomik ve sosyal düzeni sağlama, toplumsal refahı artırma ve kamu hizmetlerini geliştirme gibi sorumluluklarını yerine getirebilmek için kamulaştırma yetkisini kullanabilir.

Hukuki yorum, bir hukuk meselesine uygulanacak olan hukuk kuralının belirlenmesi sürecinin önemli parçalarından biridir. Bazı hukuk kuralları, uygulanabileceği işlemler açısından yeterince açık olmayabilir. Bu nedenle söz konusu kuralın bulunduğu metnin incelenmesi ve anlamının belirlenmesi gerekebilir. İşte bu amaçla yapılan anlamlandırma faaliyetlerine hukuki yorum adı verilir.

Uluslararası ticaret hukuku, uluslararası ticaret faaliyetlerinde işlem ve sözleşmeleri etkileyen ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile teamül hukuku ve hukukun genel ilkelerinden oluşan kurallar bütünü.

Uyuşmazlık hukuku veya uyuşmazlık yargısı, bir davanın esasını çözümlemekle görevli mahkemenin tespit edilememesi veya farklı mahkemelerce esasa ilişkin çelişkili kararların verilmesi ve kararların kesinleşmesi fakat çelişki nedeniyle kararların icra edilememesi hallerinde, ortaya çıkan uyuşmazlığı çözümlemek için uygulanması gereken kuralları ve ilgili kurum ve kuruluşlara ilişkin usul ve esas kurallarını belirleyen bir hukuk dalıdır.

Milletlerarası Özel Hukukta dépeçage, tek bir davadaki farklı konuların farklı yargı alanlarının kanunlarına tabi olduğu kanunlar ihtilafı alanındaki bir kavramdır.

Hukuki şekilcilik ya da hukuki formalizm, hakimlerin yargılama sürecinde nasıl karar vermesi gerektiğini açıklayan teorilerden biri. Hukuki gerçekçilikten farklı olarak, hukuki şekilcilik, hukuki işlemlerin yasalarca öngörülen şekil kurallarına uygun olarak yapılması, hakların yasalarda belirlenen zaman aralıklarında kullanılması ve sonuçlarının kategorik ilkelerle belirlendiği sistemdir. Yapılmak istenen işlemin birtakım şekil şartlarına bağlı olarak yapılabilmesini, böylece işlemin yapılmasını güçleştirmeyi amaçlar. Böylece bu işlemi yapmak isteyenler, öncesinde bu işlemi yapmak isteyip istemediklerini değerlendirerek daha isabetli kararlar alabilecektir.