İçeriğe atla

Varna Nekropolü

Koordinatlar: 43°12′47″K 27°51′52″D / 43.21306°K 27.86444°D / 43.21306; 27.86444
Varna Nekropolü
Varna Kalkolitik Nekropolü
Варненски халколитен некропол
Varna Nekropolü'nde bulunan 43 numaralı mezar M.Ö. 4600
Diğer adıVarna Nekropolü
BölgeAvrupa, Balkanlar
Koordinatlar43°12′47″K 27°51′52″D / 43.21306°K 27.86444°D / 43.21306; 27.86444
TürKültürel
Tarihçe
Kültür(ler)Gumelniţa–Karanovo Kültürü, Varna Kültürü
Sit ayrıntıları
ArkeologlarMihail Lazarov, Ivan Ivanov

Varna Nekropolü (BulgarcaВарненски некропол) (ya da Varna Mezarlığı) Varna Gölü'ne yarım km, şehir merkezine 4 km uzaklıkta, şehrin batısındaki sanayi bölgesinde bulunan, prehistorik çağa ait en önemli arkeolojik alanlardan biri olarak kabul edilen tarih öncesi mezarlık. Kazılarda, M.Ö. 4600-4200 yıllarına ait dünyanın en eski altın hazineleri bulunmuştur.[1]

Nekropolün keşfi ve yapılan kazılar

Nekropol Ekim 1972'de, ekskavatör operatörü Rayço Marinov tarafından şans eseri keşfedilmiştir. Yerel halk tarafından buluntuları incelemesi için bölgeye çağırılan, Dalgapol Tarih Müzesi küratörü Dimitar Zlatarski, keşfin tarihisel ve arkeolojik boyutunun önemini hemen kavramış ve derhal Varna Tarih Müzesi yetkilileriyle temas kurmuştur. Gerekli formalitelerin tamamlanmasından sonra, kazı ve araştırma, Mihail Lazarov (1972–1976) Ivan Ivanov (1972–1991) yönetimindeki ekibe teslim edilmiştir. Nekropol bölgesinin %30'luk kısmında hâlâ arkeolojik kazı yapılmamıştır.

Nekropolde şimdiye kadar, içinde altın ve bakırdan yapılmış değişik materyaller, topraktan mamul kap kacağın (toplam 600 parça) yanı sıra, obsidyen ve çakmak taşından yapılmış yüksek kalitede bıçaklar ve değişik deniz kabukları ve boncuklar, barındıran toplam 294 mezar ortaya çıkartılmıştır.[2]

Varna Müzesi'nde sergilenen buluntulardan

Kronoloji

2006 yılında radyokarbon tarihleme yöntemi ile yapılan incelemede, mezarların Bakır Çağı'nda Gumelniţa–Karanovo Kültürü'nün bir parçası olarak addedilen Varna Kültürü'ne ait olduğu ve M.Ö. 4569-4340 arasında yapıldığı[2][3] anlaşılmıştır.

Mezarlardaki buluntular

Mezarlarda kimi çömelmiş şekilde, kimi düz şekilde defnedilmiş insan kalıntıları bulunurken, bazı mezarlarda sadece hediye olarak bırakılan birtakım sunular bulunduğu, insan iskeleti bulunmadığı (kenotaf) görülmüştür. En zengin altın materyalleri barındıran mezarlar, sembolik boş mezarlardır. Bu mezarlardan toplamda yaklaşık altı kg ağırlığında, üç bin parça eser bulunmuştur. 43 numaralı bulunan eserlerin sayısı, Kalkolitik Çağ'a ait o güne dek tüm dünyada bulunmuş eserlerin toplamından fazladır. Kenotaf mezarların üçünde pişmemiş kilden yapılmış masklara rastlanılmıştır. Bulunan eserlerden, Varna Kültürü'nün uzak mesafelerdeki topluluklarla ticari ilişkide oldukları anlaşılmaktadır (ticaret yapılan bölgeler büyük olasılıkla aşağı Volga ve Kiklad'ı da kapsamaktadır). Materyallerin üretildiği bakır cevheri Eski Zağra yakınlarındaki Sredna Dağları'ndaki madenlerden çıkartılmıştır. Mezarlarda bulunan deniz kabuklarının (spondylus cinsi) değiş tokuşlarda para yerine kullanıldığı düşünülmektedir.

Bu kültür üyelerinin sofistike bir din ve ahiret inancına sahip oldukları ve toplumsal hiyerarşik düzen geliştirdikleri anlaşılmaktadır.[4] Seçkin bir erkeğe ait, dünyada bilinen en eski mezar kanıtları da bu kazılarda keşfedildi (Litvanya asıllı ABD'li arkeolog ve antropolog Marija Gimbutas, M.Ö. 5. yılın sonlarının, Avrupa'da erkek egemenliğine geçişin başladığı dönem olduğunu iddia etmektedir). Bu mezarda elinde statü sembolü bir asa ya da savaş baltası bulunduran ve altından yapılmış penis kılıfına sahip bir erkek iskeleti bulunmuştur. Ayrıca an yüksek miktarda altın eser, bu mezardan çıkartılmıştır. Boğa şeklindeki altın sembollerin de savaşçılık ve erkekliği simgelediği düşünülmektedir. Gimbutaş, eserlerin büyük ölçüde yerel zanaatkarlar tarafından yapıldığını düşünmektedir.

Marija Gimbutas'a göre, "Varna, Karanovo, Vinča ve Lengyel kültürlerinin bulundukları bölgelerde süreklilik sağlayamaması, nüfusun önemli kısmının kuzey ve kuzeybatıya kayması, yalnızca iklimsel değişiklik, bir salgın hastalık veya başkaca doğal bir felaketle açıklanamamaktadır. M.Ö. 5. bin yılın ikinci yarısına ait, böyle bir felaketin gerçekleştiğine dair başkaca kanıt da bulunmamaktadır. Böyle bir nüfus hareketliliğine yol açabilecek, atlı düşman savaşçıların işgaline ait dolaylı ipuçları bulunmaktadır. Höyüklerde yapılan araştırmalarda, bu döneme ait çok sayıda kurgana rastlanılmıştır.

Kalkolitik devir mezarlarında bulunan metal (altın ve bakır) ve ametal (mineraller, kayalar, çömlekler, pigmentler vs) eserler arasında çok sayıda kalsedon ve akikten yapılmış boncuklar vardır. Üç ana tip boncuk tanımlanmıştır:

  1. Uzun silindir şekilli
  2. İkizkenar yüzeylerle uzatılmış şekilli
  3. Kısa silindirik şekilli

Farklı altın takıların(boncuklar, aplikler, yüzükler, bilezikler, kolye ve taçlar) ağırlıklarının analizi, hem mineral hem de altın boncuklar için kullanılan en az iki ağırlık ölçüsünün bulunduğunu ortaya çıkardı (~ 0.14 ve ~ 0.40 g). Yaklaşık 2 karat ağırlığında olan bir başka Kalkolitik ölçü birimine, Varna Nekropolü'ün baş harfleri kullanılarak van adı verilmiştir.

Bulunan eserlerin teşhiri

Trakyalı Atlının Hazinesi adı altında sergilenen eserler, 1970'lerin sonuna dek, dünyanın önde gelen müzelerinde sergilendi.[5][6][7]

Eserler Varna Arkeoloji Müzesi'nde ve Sofya Ulusal Tarih Müzesi'nde görülebilir.

Galeri

Kaynakça

  1. ^ Grande, Lance; Augustyn, Allison (2009). Gems and Gemstones: Timeless Natural Beauty of the Mineral World. The Universtiy Press of Chicago. 12 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ a b New perspectives on the Varna cemetery (Bulgaria) 12 Mayıs 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., By: Higham, Tom; Chapman, John; Slavchev, Vladimir; Gaydarska, Bisserka; Honch, Noah; Yordanov, Yordan; Dimitrova, Branimira; 1 September 2007
  3. ^ Krauß, Raiko; Schmid, Clemens; Kirschenheuter, David; Abele, Jonas; Slavchev, Vladimir; Weninger, Bernhard (2018). "Chronology and development of the Chalcolithic necropolis of Varna I". Documenta Praehistorica. Cilt 44. s. 282. doi:10.4312/dp.44.17. 
  4. ^ Shaw, Ian; Jameson, Robert, (Ed.) (1999). "Varna". A Dictionary of Archaeology. Oxford and Malden, MA: Blackwell Publishing. s. 603. 
  5. ^ "The Varna Treasures; Archaeological Museum, Varna". Thracian Treasures from Bulgaria: Checklist of The Special Exhibition, June 11 - September 4, 1977, coordinated by Dietrich von Bothmer, items 20-74. New York: Metropolitan Museum of Art. 1977. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2018 – Digital Collections of the Metropolitan Museum of Art vasıtasıyla. 
  6. ^ Venedikov, Ivan (1977). "The Archaeological Wealth of Ancient Thrace". The Metropolitan Museum of Art Bulletin. 35 (1). ss. 7-71. doi:10.2307/3258668. JSTOR 3258668.  via- Met Publications 14 Nisan 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  7. ^ Thracian Treasures from Bulgaria; 12 May - 1 July, 1979, Nagoya City Museum; items 20-74. Tokyo: The Chunichi Shimbun, The Tokyo Shimbun. 1979. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Arikanda</span> Finike ilçesi yakınlarındaki antik kent

Arikanda, Antalya il sınırları Finike ilçesi yakınlarındaki Likya antik kent.Elmalı - Finike kara yolunun tam yarısında bulunan Arifköyünün Aykırıçay mahallesine yakın bir ören yeridir. Tarihi Bakır Çağı'na kadar geri gitmektedir ve şehrin adı yerli Anadolu dillerinden olan Luvice'de “yüksek kayaların yakınındaki yer” anlamına gelir.

Bakır Taş Çağı, MÖ 5000-3000 yılları arasını kapsayan tarih öncesi dönemdir. Bakır Çağı'nın bir diğer adı Maden Taş Çağı'dır. Taş aletler yanında bakırın da kullanılmaya başlamasından dolayı Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan bu dönem, Geç Neolitik Çağ'ın devamıdır. Bu çağda da, Neolitik Çağ'da olduğu gibi, bölgesel farklılıklar bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Alacahöyük</span> ören yeri

Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Alacahüyük köyündeki bir höyüktür. Bu höyükte dört ayrı kültür evresinden kalma 15 yerleşim ya da yapı katı saptanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Susa (antik kent)</span>

Susa, Aşağı Zagros Dağları'nda, Dicle'nin yaklaşık 250 km doğusunda, İran'daki Karkheh ve Dez Nehirleri arasında yer alan antik bir şehirdi. Antik Yakın Doğu'nun en önemli şehirlerinden biri olan Susa, Elam'ın başkenti ve Ahameniş İmparatorluğu'nun kışlık başkenti olarak hizmet vermiş, Part ve Sasani dönemlerinde de stratejik bir merkez olarak kalmıştır.

Puabi, Birinci Ur Hanedanı döneminde yaşayan ve hükümdarlar arasında önemli statüye sahip olan Sümer kadın. İngiliz arkeolog Leonard Woolley'in keşfettiği 16 kraliyet mezarının en mükemmeli Puabi'ye aittir.

Kars Müzesi 1959 yılında kurulmuştur ancak bugünkü hizmet binasına 1980 yılında taşınmıştır. Bu müze Kars'ın en büyük müzesidir.

<span class="mw-page-title-main">Nekropol</span>

Nekropol (Nekropolis), arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isimdir. Yunanca nekros-polis ölü(ler) şehri demektir. Antik çağdaki şehirlerde mezar yerlerinin günümüz şehirlerinden farkı, günümüzde daha çok yerleşim yerlerine uzakta ve şehrin dışında olan mezarların, o dönemlerde şehirle iç içe olmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Çorum Müzesi</span>

Çorum Müzesi, Çorum il merkezinde bulunan bir arkeoloji ve etnografya müzesidir. Müzede Alacahöyük, Boğazköy, Hattuşaş, Pazarlı ve Kuşsaray gibi arkeolojik kazı merkezlerinden çıkarılan buluntular sergilenmektedir. Çorum Müzesi ilk olarak 13 Ekim 1968 tarihinde, günümüzde kullanılmayan ilk binasında hizmete girmiştir. 1968 yılından itibaren 33 yıl hizmet veren müze binası, arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin yoğunluğu nedeniyle ihtiyaca cevap veremez duruma gelmiştir. Bunun üzerine yapımı 1908 yılında başlayıp 1914 yılında tamamlanan ve yapıldığı günden itibaren hastane, Ziraat Mektebi, Makine Meslek Yüksek Okulu olarak hizmet veren bina, Çorum Müzesi'nin yeni binası olarak kullanılmak üzere 1986 yılında tahsis edilmiştir. 1988 yılında yangın geçiren bina, 1989 yılında müze olarak kullanılmak üzere restore edilmeye başlanmıştır. Restorasyon çalışmalarının tamamlanması ile Çorum Müzesi; 11.03.2003 tarihinde, bu tarihî binada ziyarete açılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Karaz kültürü</span>

Karaz Kültürü,Erken Tunç Çağı'na ait bir kültürdür. Sovyet arkeolog Boris Kuftin'in çalışmalarında ortaya konulan, Geç Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı boyunca Doğu Anadolu Bölgesi, Transkafkasya, Azerbaycan ve Kuzeybatı İran'ı içine alan bir yayılma gösteren kültürdür.

<span class="mw-page-title-main">Kaya mezarı</span> kayaya oyulan mezar

Kaya mezarları, statüsü yüksek kişiler için yapılmış, oyulmaya ve işlenmeye uygun kayalarda oluşturulmuş mezarlar.

<span class="mw-page-title-main">Kurgan hipotezi</span>

Kurgan hipotezi (teorisi) erken Hint-Avrupa kökenlerinin, Karadeniz-Hazar stepleri'nde bulunan arkeolojik "Kurgan kültürüne" dayandığını öne süren teorilerden biridir. Kurgan Türkçe "korugan" sözcüğünden türetilmiş höyük mezar anlamına gelen bir terimdir.

İzabe, maden cevherinin metal içeriğini yüksek sıcaklıkta indirgenme tepkimesi yardımıyla cevherin geri kalanından ayırma süreci. Pirometalurjinin yöntemlerinden biridir. Kimi metal oksitlerin indirgenmesi için yüksek sıcaklık yeterliyken pek çoğu için süreçte ısının yanında indirgeyici madde kullanılması da gerekir. Karbon genellikle kullanılan indirgeyicilerdendir.

Bakla Tepe Höyüğü, İzmir il merkezinin 30 km. güneyinde, Menderes (Cumaovası) ilçesinde, Tahtalı Barajı nedeniyle terk edilen Bulgurca Çiftlik Köyü'nün hemen yakınında yer alan bir Höyüktür. Yıllardır bakla yetiştirilen bir alan olduğundan Köy'de Bakla Tepe olarak bilinmekteydi. Tarihöncesi bir yerleşimin höyükten köy altına kadar uzandığı, sapılan sondalardan anlaşılmaktadır.

Büyük Güllücek Höyük, Çorum İl merkezinin güneybatısında, Alaca İlçesi'nin kuzeybatısında, Büyük Güllücek Köyü'nün güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyüğün gerçek adı Kaletepe olmakla birlikte arkeoloji yazınında en yakın yerleşimin adıyla geçmektedir. Yerel olarak ise Nurlu Kale olarak bilinmektedir. Tepe, Kaledere ve Ağçeviren dereleri arasındaki sırtta, dereden 50 metre yüksekliktedir. Çapı yaklaşık olarak 50 metredir. Höyük, Alacahöyük'ün 15 km. kadar kuzeydoğusuna düşmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Tarih öncesi Balkanlar</span>

Tarih öncesi dönemde Balkanlar 44.000 yıl önce ilk kez Üst Paleolitik dönemde Homo sapiens’lerin bölgede ortaya çıkmasıyla başlar. Tarihöncesi dönemin sonu ise ilk kez yazılı metinlerin Antik Yunan’da ortaya çıktığı MÖ 8. yüzyıl olduğu kabul edilir. Bölgedeki prehistorik süreç Üst Paleolitik, Holosen, Orta Taş Çağı, Neolitik Devrim, Proto Hint-Avrupalılar, Tarihöncesi periyotları olarak adlandırılan alt dönemlerden oluşur ancak bu dönemler arasındaki geçiş görecelidir. Örneğin bazı yorumlara göre prehistorik dönem Bronz Çağı Antik Yunan dönemindeki Girit Uygarlığı, Miken Uygarlığı, Trak Uygarlığı, Limni Uygarlığı ve Veneti Uygarlığı’nı kapsarken, bazılarına göre kapsamamaktadır. Başka bir yoruma göre Balkan bölgesinde Tarihöncesi dönemin en son aşaması olan Tarihöncesi dönem Homeros ile başlamıştır. Her halükarda Prehistorik dönem 5. yüzyılda Herodot’tan önce sona erdiği kabul edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Srubna kültürü</span>

Srubnaya kültürü veya Ahşap-mezar kültürü, Karadeniz-Hazar bozkırlarının doğu kesiminde MÖ 18. ve 12. yüzyılları arasında, Geç Tunç Çağı'nda bulunmuş bir arkeolojik kültür.

<span class="mw-page-title-main">Uluburun batığı</span> Bronz Çağı sonları gemi kazası

Uluburun batığı, M.Ö. 14. yüzyılın sonlarına tarihlenen, Uluburun'un doğu kıyısına ve Kaş'ın yaklaşık 10 km güneydoğusuna yakın bir yerde bulunmuş bir Geç Tunç Çağı gemi enkazı. Batık, 1982 yazında, Bodrum, Yalıkavak'tan bir sünger dalgıcı olan Mehmed Çakır tarafından keşfedildi.

<span class="mw-page-title-main">Ur Kraliyet Mezarlığı</span> arkeolojik sit

Ur Kraliyet Mezarlığı, Güney Irak'ın Zi Kar Valiliği'nde bulunan bir arkeolojik sit alanıdır. Ur'daki ilk kazılar, 1922-1934 yılları arasında, Leonard Woolley'in yönetiminde Londra'daki British Museum ile Philadelphia, Pennsylvania'daki Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi tarafından gerçekleştirildi. Buluntuların çoğu özellikle Irak, Bağdat ile British Museum olmak üzere çeşitli müzelerde sergilenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Alepotrypa mağarası</span>

Alepotrypa mağarası, Mora yarımadasının Manya bölgesinde bulunan bir arkeolojik sit alanıdır. Sit alanı, ilk çiftçilerin yaşadığı bir yer olmasının yanı sıra, mezar alanı ve ibadet alanı olarak da kullanılmıştır. Arkeolojik kanıtlar, mağara alanının Avrupa'da günümüze kadar bulunan en büyük Neolitik mezar alanlarından biri olduğunu ortaya koydu. Bölgede MÖ 4. binyıla tarihlenen bir mezardan iki yetişkin insan iskeleti ve en az 170 ayrı kişiye ait kalıntılar bulundu. Arkeologlar, MÖ 2. binyıla tarihlenen ve Alepotrypa'da yeniden gömüldüğü anlaşılan bir Miken mezarını ortaya çıkardılar. Yeniden defin işleminin nedeni ortaya çıkarılamadı. Doğrudan bir kanıt bulunmamakla birlikte, mezar alanının Alepotrypa'yı klasik mitolojide Hades'in Tainaron'a giriş yaptığı kapıya bağladığına inanılmaktadır.

Kültepe, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin Babek Rayonu'nda yer alan ve Neolitik Çağ'dan beri yerleşim görmüş bir köy ve belediyedir. 1.859 nüfusa sahiptir.