İçeriğe atla

Varna Deniz Muharebesi

Koordinatlar: 43°19′K 28°29′D / 43.317°K 28.483°D / 43.317; 28.483

Varna Deniz Muharebesi
Birinci Balkan Savaşı

İstanbul Boğazı'nda demirli hâldeki Hamidiye kruvazörü (1914)
Tarih21 Kasım 1912
Bölge
Kaliakra Burnu açıkları, Bulgaristan 43°19′K 28°29′D / 43.317°K 28.483°D / 43.317; 28.483
Sonuç Bulgar zaferi
Taraflar
Bulgaristan Krallığı Bulgaristan KrallığıOsmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
Bulgaristan Krallığı Dimitar DobrevOsmanlı İmparatorluğu Hüseyin Rauf Bey
Güçler
4 torpido botu 1 kruvazör
1 muhrip
1 torpido botu
Kayıplar
1 yaralı[1] 8 ölü, 30 yaralı[1]

Varna Deniz Muharebesi ya da Draçki Saldırısı (Bulgarca: Атаката на Дръзки - Atakata na Drızki), 21 Kasım 1912 tarihinde Karadeniz'de, Bulgaristan'ın Varna limanının 32 mil açığında dört Bulgar torpido botu ile Osmanlı kruvazörü Hamidiye arasında meydana gelen çatışmadır.

Birinci Balkan Savaşı'nda birçok cephede savaşan Osmanlı İmparatorluğu, özellikle Kırkkilise (Kırklareli) ve Lüleburgaz'daki muharebelerde aldığı yenilgilerin ardından donanma gücü bakımından zayıf düşmüştü. Romanya'nın Köstence limanı ile İstanbul arasındaki deniz yolu, artık kendileri için tehlike altındaydı. Bölgedeki gemilerin güvenliğini sağlama ve mümkünse Bulgar torpido botlarını avlama göreviyle Varna'ya giden Osmanlı filosu, 21 Kasım'da Draçki (Arsız), Letyaşi (Uçar), Simeli (Cesur) ve Stroki (Ciddi) adlarında dört Bulgar torpido botu ile çatışmaya girdi. Draçki tarafından ateşlenen bir torpido ile hasar alan Hamidiye, mürettebatın çabası ve denizin durgun olması sayesinde batmaktan kurtulabildi. Baş kısmı ön top bataryasına dek suya gömülen kruvazör, İstanbul'a çekildi. Stroki, Draçki ve Simeli de çatışmadan hasarlı olarak ayrıldı.

Arka plan

Birinci Balkan Savaşı esnasında Osmanlı donanması; Karadeniz'deki askerî nakliyatları korumak, Ege Denizi'nde harekât yapmak, çekilmekte olan ordu ile ortak harekât düzenlemek gibi birçok görevi yerine getirmişti. Donanma İstanbul'da üslenirken gemiler; Marmara Denizi'nde Silivri ve Marmaraereğlisi, Karadeniz'de ise Çatalca ve Midye bölgelerinde orduya destek görevlerinde bulunuyor, düşman birliklerine karşı ateş desteği sağlıyorlardı.[2] 726 tonluk torpido gambotu Nadejda ve altı torpido botundan oluşan[3] Bulgaristan Donanması ise ana üssünü Varna'da kurmuş, liman savunması görevlerinde ve ticaret gemilerine karşı harekâtlarda bulunuyorlardı. Bulgar donanmasının ana amacı, Rusya'ya olan deniz hatlarını açık tutmaktı.[3] Köstence ile İstanbul arasındaki nakliyatlarda Osmanlı gemileri, Bulgar torpido botu tehlikesine karşı ya Osmanlı savaş gemilerinin himayesinde hareket ediyorlar ya Varna'yı gündüz saatlerinde geçiyorlar ya da torpido botlarının menzili dışında bir kavis çiziyorlardı.[4]

Harekât planı

19 Kasım 1912'de Osmanlı Bahriye Nezâreti, Bulgar torpido botlarının Varna açıklarında İstanbul'a cephane taşıyan bir vapuru arayacaklarına dair istihbarat aldı. Aynı günlerde Mithatpaşa ve Akdeniz ticaret gemileri Köstence'ye, Köstence'de savaş malzemesi yüklemiş olan Kızılırmak gemisi ise İstanbul'a hareket edecekti. Bahriye Nezâreti bu durumu Başkomutanlık vekaletine bildirerek Berk-i Satvet torpido kruvazörünün ticaret gemilerine eşlik etmesini teklif etti. Başkomutanlık vekaleti ise sadece gemilerin himaye edilmesini yetersiz bularak Varna Limanı'nın daimi şekilde göz altına alınmasını talep etti. Bu emir üzerine Bahriye Nezâreti, Hamidiye kruvazörü ile Basra ve Yarhisar muhriplerini Varna'ya göndermeye, Berk-i Satvet'i de ticaret gemileriyle birlikte Köstence'ye hareket ettirmeye karar verdi. Donanma Komutan Vekili Albay Tahir Burak, bu kararı uygulaması için yardımcısı Albay Ramiz'e Hamidiye'yi refakatinden ayırarak Büyükçekmece'ye göndermesini emretti. Berk-i Satvet Mithatpaşa ve Akdeniz gemilerine Köstence'ye dek refakat edecek, dönüşte Kızılırmak vapurunu İstanbul'a getirecekti. Varna'ya gidecek kuvvet ise Donanma komutan vekili komutasında Hamidiye, Basra ve Yarhisar'dan oluşuyordu; ancak Basra muhribinin arızalanması sebebiyle yerini Berkefşan torpido botu aldı.[5][6]

Gemilere verilen görev, Bulgarların cephane yüklü Osmanlı ticaret gemilerine saldırmasını önleme ve mümkün olursa Bulgar torpido botlarını imha etmeyi içeriyordu. Yarhisar ile Önyüzbaşı Rauf (Orbay) komutasındaki Hamidiye,[7] 20 Kasım sabah saat 09.00'da Karadeniz'e açıldı. Arızalanan Berkefşan onarımının ardından saat 13.00'te bu iki gemiye katıldı.[8][9] Saat 16.50'de Hamidiye'de yapılan toplantıda Yarhisar'a Varna'nın 8 mil güneyindeki Kamçık ağzında, Berkefşan'a ise 8 mil kuzeyindeki Çengene kayaları burnunda pozisyon almasını, Bulgar torpido botlarının limana giriş-çıkışını gözlemlemesini ve torpido botlara hücum etmesini emretti.[10] Düşmanı gören gemi hiçbir sebeple görev yerini terk etmeyecek,[11] Hamidiye'ye kırmızı veri atarak rapor verecekti. Harekâttan sonra ertesi gün sabah 08.00'de Balçık önünde buluşulacaktı.[10][11]

Çatışma

Toplantının ardından gemiler 17.50'de Varna'ya doğru hareket etti ve saat 20.00'de dağılarak görev bölgelerine doğru yola çıktı.[11] Yarhisar 21.30'da, Berkefşan 00.00'da yerini almıştı. Bu esnada Hamidiye de saatte 10 mil hızla Varna'ya doğru seyrediyordu.[12] Bu esnada dört Bulgar torpido botu Varna Limanı dışında, saat 22.20'den beri toplu şekilde devriyedeydi. Berkefşan bölgeden geçmesine rağmen taraflar birbirini tespit edemedi.[12]

Hamidiye, 21 Kasım saat 00.40'ta Varna'nın 15 mil açığındayken kumanda köprüsünde duran Yüzbaşı Hasan Bey iskele başomuzluğunda iki ufak teknenin karartısını gördü ve öndeki botun bacasından çıkan alev parçasını işaret fişeği zannederek[13] parola sormaya karar verdi.[12] Bulgar torpido botları Letyaşi ve Stroki yakın bir grupta, Draçki ve Simeli ise aynı hat üzerinde daha geride seyrediyorlardı. Bulgarlar Hamidiye'yi 00.30'da tespit etti, hatalı şekilde bir ticaret gemisi zannedip yaklaştılar.[13][12] Hamidiye'nin parola sormak için kırmızı işaret fişeği ateşlemesiyle birlikte Bulgarlar, karşılarındakinin bir savaş gemisi olduğunu anladılar.[12] Kaptan Dimitar Dobrev'in ifadesine göre Hamidiye'yi saat 00.30'da gören ve ilk başta bir vapur zannederek üzerine giden Bulgarlar, 10 dakika sonra Hamidiye veya Mecidiye'den biri olduğunu anlayıp 00.43'te ateş emri verdi.[13]

Parola isteğine cevap alamayan Hamidiye, karartılara doğru 150 mm'lik baş ve 120 mm'lik iskele başomuzluk toplarıyla ateşe başladı. Sancak tarafındaki 47 mm'lik toplar da gelişigüzel ateş açmıştı. Letyaşi'ye doğru bir torpido fırlattı ancak ıskaladı, Letyaşi son sürat ilerleyerek uzaklaştı, Stroki ise sancak alabanda ederek Simeli'nin dümen suyuna girdi.[13] Aynı zamanda torpido saldırısına karşı sakınma amacıyla iskele alabanda ederek pruvasını düşman gemilerine doğru çevirmeye başladı.[12][13] Gemi yerini belli etmemek için ışıldaklarını yakmamıştı ama bu yüzden top atışlarını tanzim etmekte zorlanıyordu. Bulgar torpido botları Hamidiye'ye karşı iki gruba ayrıldılar ve gemiyi kıskaca aldılar.[14][15] İsabet alan Smeli ise bir süre daireler çizmiş, bir astsubayın yedek dümen tertibatını dervreye sokması ile kontrol altına alınmıştı.[1] Draçki'nin 400 metre mesafeden fırlattığı bir torpido Hamidiye'nin sancak başomuzluğuna isabet etti. Su almaya başlayan geminin burnu topların hizasına dek denize gömüldü. Mürettebat bir yandan topçu ateşiyle düşmanı uzaklaştırmaya çalışıyor, bir yandan da suyu boşaltmaya uğraşıyordu. Bu esnada Letyaşi ikinci bir torpido ateşledi ancak isabet ettiremedi. Bulgarlar torpido isabetinin farkına varmamıştı. Komutan gemisi olan Letyaşi batıya doğru gidip durdu ve ışıldakla diğer botları çağırdı, daha sonra sahile gitti. Bu esnada diğer üç bot Berkefşan ile çatışmaya girmişti.[14][15]

Hamidiye'nin sancak başomuzluğunda bir hasar vardı.[a] Barut gazının basıncıyla iskele bordasında da bir gedik açılmıştı. Ateşçi mangasından sekiz bahriyeli ölmüştü.[16] Çatışma boyunca Hamidiye 16 adet 150 mm, 75 adet 120 mm ve 70 adet 47 mm mermi yakmıştı. Letyaşi'de hasar yoktu, Stroki'de yangın çıkmış ve iskele başomuzluğu harap olmuştu, Draçki'nin üzerine patlayan mermi filikasını parçalamış ve güvertesini delerek buhar borusunu patlatmıştı, Simeli'nin ise dümen makinesi harap olmuş, ön kazanının zarfı yırtılmış ve buhar borusu patlamıştı, ayrıca topçu muavini yaralanmıştı.[16] Çatışma boyunca Bulgar torpido botları toplam on bir torpido fırlattı.[18]

Bu esnada kuzeyindeki çatışmadaki topçu atışlarını gören Yarhisar, aldığı emirlere sadık kalarak 05.30'a dek görev bölgesinde kalmış ve Hamidiye'nin yardımına gitti. Berkefşan ilk başta görev bölgesinde kalmış, saat 01.15'te gördüğü duman bulutlarına doğru yola çıkmış, Stroki, Draçki ve Simeli ile karşılaşıp çift bordadan ateş etmişti. Gemi bir mermi isabet ettirerek düşmanı kaçırdığını raporlamış, ancak gerçekte isabet gerçekleşmemişti. Bulgar torpido botları bu çatışmanın ardından sahile döndü.[15][14]

Hamidiye'de sular baş ambar, ana cephanelik, baştaki ateşçi bölüğü ve arzani kömürlüğü doldurmuş, komşu bölmelere sızmaktaydı. Tulumbalar ve kovalarla sular boşaltılmaya çalışılıyordu.[19] Mürettebatın iyi eğitimli olması, iyi yönetilmesi ve tulumbaların çalışması sayesinde sularla mücadelede başarılı olunmuştu. Geminin sancak tarafa yatışı iskele tarafına su alınarak dengelenmiş, saat 02.30 itibarıyla gemi düzeltilmişti.[17] Ancak geminin hızı saatte beş mile düşmüş,[17] bu durumda Varna'yı gözetlemeye devam edemeyeceği ortaya çıkmıştı. Hamidiye komutanı İstanbul'a dönmeye karar verdi, Yarhisar ve Berkefşan'ın görev için yetersiz kalacağı düşüncesiyle Berk-i Satvet komutanına telgrafla "Hemen Varna önüne geliniz. Oradaki Yarhisar ve Berkefşan gemileriyle birlikte, gece çarpışmasında yara almış olması muhtemel olan Bulgar torpido botlarını batırınız" mesajını gönderdi. Berk-i Satvet bu mesaj üzerine Köstence'deki görevini terk edip hemen yola çıktı.[19]

Berkefşan, Bulgar torpido botlarıyla muharebesinin ardından Kaliakra Burnu önünde gördüğü ışıklara doğru yol aldı. Bu ışıklar Berk-i Satvet'e aitti. Parola teatisinin ardından iki gemi sabaha dek burun önünde devriye gezdi.[20] Yarhisar 21 Kasım 08.00'de randevu noktasına geldiğinde Hamidiye ve Berkefşan'ı bulamadı, gemi komutanı Varna'yı gözetlemeye karar verdi. Şehre dört mil mesafeden dört geçiş yaptı; kıyıdan veya Bulgar torpido botlarından ateşe maruz kalmadı. Çıkan fırtına sebebiyle saat 17.00'de İstanbul'a doğru yola çıktı.[21][20] Bu esnada Berk-i Satvet komutanı da Berkefşan'ı İstanbul'a göndermeye karar verdi, Varna'yı gözetleme görevi bittiği düşüncesiyle Köstence'ye doğru yola çıktı.[20]

Sonrası

Başkomutan vekili Hamidiye kruvazörünün Varna önünde hasar aldığını 21 Kasım sabahı bir telgrafla öğrendi ve bölgeye destek gemi gönderilmesini istedi. Donanma Komutanı henüz Hamidiye'nin yaralı olduğunu bilmeden Mecidiye kruvazörünü Varna'ya hareket ettirdi. Hamidiye'nin yaralı olduğunu öğrendiğinde ise bir römorkör ve bir tahlisiye gemisini yola çıkardı. Hamidiye, İstanbul'a dönüş yolunda saat 11.00'de Turgut Reis ile karşılaştı. Turgut Reis kruvazöre bir işkampavya (motorlu filika) ve suyun boşaltılmasına yardımcı olması için asker verdi. Saat 15.50'de Mecidiye ve İntibah ile karşılaştı. Saat 18.20'de Zuhaf gambotu ve römorkörlere rastlayarak bunların refakatinde İstanbul Boğazı'na giren gemi, ertesi sabah Haliç'te tamir havuzuna alındı.[22][17]

Hamidiye, Bulgaristan için önemli bir tehdit oluşturuyordu. Gemi Bulgaristan'ın Rusya ile deniz bağlantısını kesebilirdi. Bulgarlar, Rus yardımı için deniz bağlantısını açık tutmayı hedefliyorlardı. Varna'da kazanılan zafer, Bulgar donanmasının tarihindeki en büyük başarısı oldu.[23] Bulgar torpido botları limana vardıklarında sıcak şekilde karşılandılar ve Nadejda gambotunun yardıma gitmesi emri aldığını ancak kaptanının mayın tarlasından çıkış rotasını bilmemesi sebebiyle limanı terk edemediğini öğrendiler. Bulgar teknelerinin üçünün torpidolarının Sozopol yakınında bulunması, Draçki'nin torpidosunun ise bulunamaması Hamidiye'yi Draçki'nin vurduğunu göstermişti.[1] Muharebeden sonra Bulgar torpido botları tamir edildi ve hizmet vermeye devam etti.[24] Ateşkes ilanına dek Bulgar donanması başka bir önemli çatışmaya girmedi.[18] Draçki'nin günümüze kalan parçaları, aynı sınıftan Strogi gövdesi üzerine monte edilerek müze gemiye dönüştürülmüş bir biçimde sergilenmektedir.[24]

Notlar

  1. ^ Hasarın boyutunu Emir 24 × 26 kadem (7,3 × 7,9 metre),[16] Langensiepen ve Güleryüz ise 40 × 20 fit (12 × 6 metre) olarak belirtmektedir.[17]

Kaynakça

Özel
  1. ^ a b c d Schedel, ss. 386-398.
  2. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 197-200.
  3. ^ a b Hall 2000, s. 17.
  4. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 142-144.
  5. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 211.
  6. ^ Emir 1932, ss. 109-112.
  7. ^ Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 195.
  8. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 212.
  9. ^ Emir 1932, s. 112.
  10. ^ a b Büyüktuğrul 1974, s. 213.
  11. ^ a b c Emir 1932, s. 113.
  12. ^ a b c d e f Büyüktuğrul 1974, s. 214.
  13. ^ a b c d e Emir 1932, s. 115.
  14. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, s. 215.
  15. ^ a b c Emir 1932, s. 116.
  16. ^ a b c Emir 1932, s. 118.
  17. ^ a b c d Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 21.
  18. ^ a b Simpson, ss. 165-169.
  19. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 216-217.
  20. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, s. 217.
  21. ^ Emir 1932, s. 120.
  22. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 217-218.
  23. ^ Hall 2000, s. 66.
  24. ^ a b "DRZKI torpedo boats (1908-1909) - Navypedia". 19 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ekim 2020. 
Genel
  • Büyüktuğrul, Afif (1974). Osmanlı Deniz Harp Tarihi (PDF). 4. Genelkurmay Başkanlığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı. 8 Ekim 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 30 Eylül 2020. 
  • Emir, Ali Haydar (1932). Balkan Harbinde Türk Filosu (PDF). Deniz Matbaası. 13 Ekim 2020 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Eylül 2020. 
  • Hall, Richard (2000). The Balkan Wars 1912–1913 - Prelude to the First World War. Routledge. 
  • Langensiepen, Bernd; Güleryüz, Ahmet (1995). The Ottoman Steam Navy 1828–1923 (İngilizce). Londra: Conway Maritime Press. ISBN 978-0-85177-610-1. 
  • Schedel, Charles W., Jr. (1980). "Ask Infoser". Warship International. International Naval Research Organization. 17 (4). 
  • Simpson, Lloyd P. (1973). "The Last of a Type". Warship International. International Naval Research Organization. 10 (2). 

İlgili Araştırma Makaleleri

<i>Hamidiye</i> (kruvazör)

Hamidiye, "Abdülhamid kruvazörü" olarak 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılan ve İkinci Meşrutiyet'in ardından adı Hamidiye olarak değiştirilen bir gemi.

Osmanlı donanması, Osmanlı Devleti'nin askerî deniz gücü. XIV. yüzyılda kuruldu. Osmanlı Devleti, 1323 yılında Karamürsel'i fethederek denize ulaştı, Kara Mürsel komutasında ilk donanma oluşturuldu ve Kocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı. 1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı. Osmanlı donanmasında hiyerarşik sisteme geçildi, ilk Derya Beyi, Kara Mürsel Bey oldu. 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi; böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan Rumeli'ye geçişin önü açıldı. Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu.

<i>Yavuz</i> (muharebe kruvazörü) Osmanlı İmparatorluğunun I. Dünya Savaşına girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisi

Yavuz, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinde önemli rol oynayan savaş gemisidir.

<i>Midilli</i> (kruvazör) Osmanlı İmparatorluğunun I. Dünya Savaşına girmesine yol açan Alman yapımı savaş gemisi

SMS Breslau veya sonraki adıyla Midilli, Alman İmparatorluğu donanması için inşa edilen Magdeburg sınıfı hafif kruvazördür. Yapımına 1910'da başlandı ve 16 Mayıs 1911'de denize indirildi. Göreve alınmasından sonra savaş kruvazörü Goeben ile birlikte, Balkan Savaşları'nın patlak vermesi nedeniyle Akdeniz Tümeni'nde görevlendirildi. Breslau ve Goeben, İstanbul'a ulaşmak için Akdeniz'deki İngiliz savaş gemilerinden kaçtıktan sonra Ağustos 1914'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından satın alındı ve gemilerin adları Midilli ve Yavuz Sultan Selim olarak değiştirildi. İki gemi, ağırlıklı olarak Karadeniz'de, Rusların Karadeniz Filosu'na karşı hizmet etti ve diğer Osmanlı gemileri ile birlikte Ekim 1914'te Rus limanlarına baskınlar düzenledi. Bu baskınlar, Rusya'nın Osmanlı'ya savaş ilan etmesine ve Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletlerinin yanında katılmasına yol açtı.

Yarhisar, Osmanlı Devleti'nde Donanma Cemiyeti tarafından 1907 yılında Fransa'dan satın alınan, Durandal sınıfı temel alınarak tasarlanmış dört Samsun sınıfı muhripten biridir. 1907'de Osmanlı donanmasına katılan muhrip, 1911-1912'de gerçekleşen Trablusgarp Savaşı'nda Osmanlı filosunun geri kalanı gibi İtalyanlarla aktif bir çatışmada yer almadı. 1912-1913'te Balkan Savaşları esnasında Varna Deniz Muharebesi, İmroz Deniz Muharebesi ve Mondros Deniz Muharebesi gibi tüm önemli çatışmalarda yer aldı, ayrıca devriye görevlerinde bulundu. I. Dünya Savaşı'nda özellikle Marmara Denizi'nde eskort ve önleme görevlerinde yer aldı. Marmara'ya giren Müttefik Devletler denizaltılarıyla birçok çatışmaya girdi. 3 Aralık 1915'te tarihinde Yalova açıklarında Birleşik Krallık'ın E11 denizaltısı tarafından torpidolanarak batırıldı. Bu olayda 7 subay ve 33 er öldü. Birleşik Krallık denizaltısı geminin kalan mürettebatını denizden alarak bir Osmanlı yelkenlisine teslim etti.

Samsun, Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1907 yılında Fransa'dan satın alınan dört "Durandal" sınıfı muhripten biridir. Gemi, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı esnasında Osmanlı donanmasında görev yaptı.

<i>Mesudiye</i> (zırhlı)

Mesudiye, Osmanlı donanması için 1871-1875 yılları arasında İngiltere'deki Thames Ironworks'te inşa edilmiş merkezî bataryalı zırhlı korvettir. İnşa edilmiş en büyük iki merkezî bataryalı zırhlı korvetten biriydi. Mesudiye'nin Hamidiye adında bir kardeş gemisi olması planlanmıştı; ancak bu gemi Kraliyet Donanması tarafından satın alındı ve HMS Superb adıyla görevlendirildi. Ana silahları merkezî zırhlı bir bataryada yer alan on iki 250 mm toptu.

<i>Asar-ı Tevfik</i>

Asar-ı Tevfik, 1860'larda inşa edilen ve sınıfının tek üyesi olan, Osmanlı donanmasının zırhlı bir savaş gemisiydi. Aslen Mısır Hidivliği tarafından İbrahimiye ismiyle sipariş edilen gemi, daha sonra Osmanlılar tarafından alındı. Kırım Savaşı'ndan sonra 1860'larda Osmanlı filosu için bir genişleme programının bir parçası olarak inşa edilen Asar-ı Tevfik, sekiz adet 220 mm toptan oluşan bir ana batarya ile donatılmış 4.600 metrik tonluk barbetli bir merkezî bataryalı zırhlıydı.

<span class="mw-page-title-main">Beyrut Muharebesi (1912)</span> Osmanlı İmparatorluğu ile İtalya Krallığı arasında yapılan deniz savaşı

Beyrut Muharebesi veya Beyrut Harekâtı, 1911-1912 yılları arasında gerçekleşen Trablusgarp Savaşı'nın bir parçası olarak 24 Şubat 1912'de, Osmanlı ve İtalyan kuvvetleri arasında Beyrut'ta meydana gelen deniz muharebesidir. Muharebede iki İtalyan kruvazörü, limanda bulunan Osmanlılara ait bir zırhlı korvet ve bir torpido botunu batırdı ve Beyrut şehrini top atışına tuttu. Muharebede Beyrut'taki Osmanlı deniz gücü tamamen yok edildi ve bölgedeki İtalyan nakliyelerine yönelik tek Türk deniz tehdidi ortadan kaldırıldı. İtalyanlar bu saldırı sonrasında savaşın geri kalanında Güney Akdeniz'de tam deniz hakimiyetini elde tuttular, Süveyş Kanalı'na yaklaşımlarda tam bir deniz üstünlüğü sağladılar ve sömürgeleri olan Eritre'deki kuvvetlerini takviye etmede avantaj sağladılar.

<span class="mw-page-title-main">İmroz Deniz Muharebesi (1912)</span>

İmroz Deniz Muharebesi ya da Elli (Seddülbahir) Deniz Muharebesi, Birinci Balkan Savaşı sırasında 16 Aralık 1912 tarihinde Seddülbahir Burnu ve İmroz adası açıklarında Osmanlı ve Yunan deniz güçleri arasında meydana gelmiştir. Osmanlı donanması bu harekât ile Çanakkale Boğazı çıkışındaki Yunan ablukasını kırmayı amaçlamaktaydı. Yunanların Pavlos Kunduriotis komutasındaki bir zırhlı kruvazör, üç ön dretnot ve dört muhribinin; Osmanlıların Ramiz Numan Bey komutasındaki iki ön dretnot, iki zırhlı korvet, bir kruvazör ve dört muhribi ile karşı karşıya geldiği deniz muharebesi, Balkan Savaşları boyunca gerçekleşen en büyük deniz çatışmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Mondros Deniz Muharebesi</span>

Mondros Deniz Muharebesi 18 Ocak 1913 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Yunanistan donanmaları arasında meydana gelen çatışma. Birinci Balkan Savaşı sırasında yaşanan muharebe, Osmanlıların Çanakkale Boğazı'nda konuşlu Yunan donanmasını dağıtmak ve Ege Denizi'nde egemenliği yeniden ele geçirmek için yaptıkları ikinci ve son denemedir.

<i>Mecidiye</i> (kruvazör) Osmanlı İmparatorluğu donanmasına ait kruvazör

Mecidiye, Osmanlı Devleti hükûmetinin 1900 yılındaki siparişi üzerine Abdülmecid adıyla Amerika Birleşik Devletleri'nin William Cramp & Sons firmasının Philadelphia Tersanesinde suya indirildikten sonra Osmanlı Donanması, Rusya İmparatorluk Deniz Kuvvetleri, Kızıl Donanma, Ukrayna Halk Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri ve Türk Deniz Kuvvetleri'nde görev yapan korumalı kruvazör.

TCG <i>Peyk</i>

TCG Peyk ya da Osmanlı donanmasındaki adıyla Peyk-i Şevket, Osmanlı donanması ve sonrasında Türk Deniz Kuvvetleri'nde hizmet gören Peyk-i Şevket sınıfının öncü gemi olan torpido kruvazörüdür. 1906-1907 yıllarında Kiel, Almanya'daki Germaniawerft tersanesinde inşa edilmiş ve Kasım 1907'de Osmanlı donanması hizmetine girmişti. Geminin ana silahı üç 450 mm torpido tüpü ve bir çift 105 mm toptan oluşuyordu ve gemi 21 knot hıza ulaşabiliyordu.

TCG <i>Berk</i>

TCG Berk ya da Osmanlı donanmasındaki adıyla Berk-i Satvet, Osmanlı donanması ve sonrasında Türk Deniz Kuvvetleri'nde hizmet gören Peyk-i Şevket sınıfının ikinci ve son torpido kruvazörüdür. 1906-1907 yıllarında, Kiel, Almanya'daki Germaniawerft tersanesinde inşa edilmiş ve Kasım 1907'de Osmanlı donanması hizmetine girmişti. Geminin ana silahı üç 450 mm torpido tüpü ve bir çift 105 mm toptu ve gemi, 21 knot maksimum hıza ulaşabiliyordu.

<span class="mw-page-title-main">İmroz Deniz Muharebesi (1918)</span> İmroz Deniz Muharebesi ve Osmanlı

İmroz Deniz Muharebesi, I. Dünya Savaşı sırasında, 20 Ocak 1918'de Ege Denizi'nde gerçekleşen bir deniz muharebesidir. Osmanlı donanmasının Gökçeada'da yığınak yapmış olan Kraliyet Donanması'na taarruzu ile meydana gelmişti. İtilaf kuvvetlerinin ağır zırhlı yoksunluğu, Yavuz muharebe kruvazörü ile Midilli hafif kruvazörünün bölgeye taarruz etmesine fırsat sağlamıştı. Saldırı sonucunda Birleşik Krallık'a ait monitör olarak sınıflandırılan iki küçük savaş gemisi battı, bir uçak düşürüldü ve birçok personel öldü. Muharebe sırasında önemli hasar almayan Osmanlı gemileri, dönüş esnasında adayı saldırılardan korumak üzere İtilaf güçlerince döşenmiş olan deniz mayınlarına çarptı. Yavuz hasar aldı, Midilli ise battı ve mürettebatının bir kısmı öldü, bir kısmı ise esir düştü. Yavuz, Birleşik Krallık uçaklarının saldırıları altında Çanakkale Boğazı'na ulaşmayı başardı; buraya vardığında karaya oturdu ve altı gün sonra kurtarılana dek sürekli hava saldırısına maruz kaldı. Gerçekleşen muharebe sonrası Osmanlı Devleti'nin en modern iki savaş gemisinden birinin hasar alması, diğerinin ise batması donanmanın gelecekteki hareketlerini son derecede kısıtlamıştı.

<i>Peyk-i Şevket</i> sınıfı torpido kruvazörü

Peyk-i Şevket sınıfı, Osmanlı donanması için Almanya'daki Germaniawerft tersanesinde 1906-1907 yıllarında inşa edilen bir çift torpido kruvazörüdür. Peyk-i Şevket ve Berk-i Satvet adlarında iki gemiden oluşuyordu. 20. yüzyılın başında Osmanlı donanmasını modernize etme programının bir parçası olarak sipariş edildiler. 775 metrik ton deplasmanındaki gemiler, görece küçük boyutlarına göre ağır silahlıydılar ve üç torpido tüpü, bir çift 105 milimetre (4,1 in) top ve birçok küçük silah taşıyorlardı.

<span class="mw-page-title-main">Karadeniz Baskını</span> 29 Ekim 1914te Karadenizdeki Rus limanlarına karşı Osmanlı savaş gemisinin hücum etmesi

Karadeniz Baskını, 29 Ekim 1914'te Karadeniz'deki Rus limanlarına karşı Osmanlı savaş gemileri tarafından gerçekleştirilen saldırıdır. Almanya tarafından desteklenen ve Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa ile Alman Amiral Wilhelm Souchon tarafından planlanan Karadeniz Baskını, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'na girmesine neden oldu.

<span class="mw-page-title-main">19 Ağustos 1916 muharebesi</span>

19 Ağustos 1916 Muharebesi, I. Dünya Savaşı esnasında Jutland Muharebesi'nin karışık sonuçlarını takiben Alman Açık Deniz Filosu tarafından geçekleştirilen, İngiliz Kraliyet Donanması'nın unsurlarıyla çatışmaya girmeye yönelik iki girişimden biriydi. Almanya'nın Jutland'dan çıkarttığı ders, bir baskın sırasında İngiliz Büyük Filosu'nun beklenmedik bir şekilde gelişini önlemek için keşif yapmanın hayati bir ihtiyaç olduğuydu. Bu vesileyle, dört Zeplin, İskoçya ve Norveç arasında Kuzey Denizi'ni tarayarak İngiliz gemilerinin izlerini aradı; dört zeplin ise Alman gemilerinin hemen önünde keşif konuşlandırıldı. Keşfe yirmi dört Alman denizaltısı İngiliz kıyılarında, güney Kuzey Denizi'nde ve Dogger Bank'tan katıldı.

<i>Draç</i> (torpido botu) Osmanlı torpido botu

Draç, Osmanlı donanmasına ait 1907'de hizmete giren bir torpido botudur. Balkan Savaşları ile I. Dünya Savaşı'nda görev yapmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun zırhlı kruvazörleri listesinde, Osmanlı İmparatorluğu'na ait olan ve olması planlanan çelik kruvazörler yer alır.