İçeriğe atla

Vücuttaki sıvı kompartmanları

İnsan vücudu ve vücuttaki tüm sıvılar bile kavramsal olarak tam olarak anatomik kompartmanlar olmamalarına rağmen vücuttaki suyun, çözünmüş maddelerin ve asılı kalmış elementlerin nasıl kümelendiği anlamında gerçek bir dağılımı temsil eden çeşitli sıvı kompartmanlarına (bölüm) bölünebilir. Vücuttaki iki ana sıvı kompartmanı intraselüler (hücre içi) ve ekstraselüler (hücre dışı) kompartmandır. İntraselüler kompartman, organizmanın hücrelerinin toplam hacmidir; ekstraselüler kompartmandan hücre zarlarıyla ayrılır.[1]

Yaklaşık olarak toplam vücut suyunun üçte ikisi hücrelerde, genellikle sitozolde, tutulur ve geri kalan sıvı ekstrasellüler kompartmanlarda bulunur. Ekstraselüler sıvılar; interstisyel kompartmandaki (doku hücrelerinin etrafını sarar ve hücreleri içinde besin ve diğer kimyasallar bulunan bir çözeltide tutar) interstisyel sıvı, intravasküler (damar içi) kompartmandaki (kan damarlarının ve lenf damarlarının içi) kan plazması ve lenf, oküler ve beyin-omurilik sıvısı gibi transselüler kompartmandaki az miktarda transsellüler sıvı olmak üzere üçe ayrılabilir. İnterstitial ve intravasküler kompartmanlar, kolaylıkla sıvı ve çözünmüş madde değişimi yapar ancak üçüncü ekstraselüler, transselüler, kompartman; diğer iki kompartmandan ayrı olarak kabul edilir ve onlarla dinamik bir denge içinde değildir.[2]

İntraselüler kompartman

İntraselüler sıvı, sitozol olarak da bilinir, hücrelerin içindeki tüm sıvıdır.[3] Bu sıvı, organellerin tutulduğu matristir. Sitozol ve organeller, birlikte sitoplazmayı oluşturur. Hücre zarları dış bariyerdir. İntraselüler kompartman, insanlarda ortalama 28 litre civarı sıvı içerir ve normal koşullarda osmotik dengede kalır. İntrasellüler kompartman, orta miktarda magnezyum ve sülfat iyonları içerir.

Hücre çekirdeğindeki (nükleus) nükleoplazmanın sıvı kompartmanına nükleozol denir.

Ekstraselüler kompartman

İnterstisyel (doku), intravasküler (damar içi) ve transselüler (boşluk) bölümleri (kompartman); ekstraselüler (hücre dışı) bölümü oluşturur. Ekstraselüler bölüm, vücuttaki toplam suyun üçte birini oluşturur.

İntravasküler kompartman

Memelilerdeki temel intravasküler sıvı; süspansiyon (kan hücreleri), koloid (globülinler) ve çözücü (glukoz ve iyonlar) unsurlar içeren bir kompleks karışım olan kandır. Kan, hem intraselüler bölümü (kan hücrelerinin içindeki sıvı) hem ekstraselüler bölümü (kan plazması) ifade eder. Ortalama bir erkekteki (70 kilogram) ortalama plazma hacmi yaklaşık olarak 3.5 litredir. İntravasküler kısmın hacmi, kısmen hidrostatik basınç gradyanları ve böbreklerde gerçekleşen geri emilim tarafından düzenlenir.

İnterstisyel kompartman

İnterstisyel bölüm (doku boşluğu da denir), doku hücrelerini çevreler. Bu bölüm, lenfi içeren interstisyel sıvı ile doludur.[4] İnterstitial sıvı; hücre bariyeri boyunca iyonların, proteinlerin ve besinlerin hareketine izin veren hazır mikroçevreyi sağlar. Bu sıvı sabit değildir, kan kıllalları tarafından sürekli yenilenir ve lenfatik kılcallar tarafından tekrar toplanır. Ortalama bir erkek insan (70 kilogram) vücudunda interstisyel boşlukta yaklaşık 10.5 litre sıvı bulunur.

Transselüler kompartman

Ekstraselüler üçüncü bölüm, transsellüler bölüm, vücutta normalde büyük miktarlarda sıvı birikmeyen[5][6] veya içine belirgin miktarda sıvı toplanması fizyolojik olarak işlevsiz olan boşluklardan[7] oluşur. Transelüler boşluklara göz, merkezi sinir sistemi, peritoneal ve plevral boşluklar ve eklem kapsülleri örnek olarak gösterilebilir. Normalde bu tür boşluklarda transsellüler sıvı denilen bir sıvı az miktarda bulunur. Örneğin; göz sıvısı, vitröz sıvı, beyin-omurilik sıvısı, seröz zarlar tarafından üretilen seröz sıvısı ve sinoviyal zarlar tarafından üretilen sinoviyal sıvının hepsi transselüler sıvılardır. Bu sıvıların hepsi çok önemlidir ancak bu sıvıların hiçbirisi fazla miktarda bulunmaz. Mesela, tüm merkezi sinir sisteminde bir anda sadece 150 mililitre civarı beyin-omurilik sıvısı bulunur. Bahsedilen tüm bu sıvılar, saf madde olarak kan plazmasıyla çalışan aktif hücresel işlemler aracılığıyla üretilir ve bu sıvılar, işlevlerine ait belirli değişiklikler dışında az çok kan plazmasına benzer. Örneğin beyin-omurilik sıvısı, merkezi sinir sistemindeki çeşitli hücreler, en çok ependimel hücreler, tarafından kan plazmasından üretilir.

Sıvı geçişi

Sıvı geçişleri, sıvı bölümleri arasında vücut sıvıları hareket edince gerçekleşir. Bu geçiş, fizyolojik olarak hidrostatik basınç gradyanları ve osmotik basınç gradyanlarının birleşmesiyle gerçekleşir. Su, hidrostatik ve ozmotik basınç gradyanları birbirlerini dengeleyene kadar yarı geçirgen bir zar boyunca bir boşluktan sonrakine pasif olarak hareket eder. Çok sayıda tıbbi durum, sıvı geçişlerine neden olabilir. Sıvı, intravasküler bölümün (kan damarları) dışına gittiğinde beyin, kalp ve böbrek gibi hayati organları tehlikeye sokacak kadar düşük seviyelere düşebilir; hücrelerin dışına gittiğinde intrasellüler dehidratasyondan dolayı hücresel işlemler yavaşlayabilir veya durabilir; interstisyel boşluğa aşırı sıvı dolduğunda ödem gelişir; ve beyin hücrelerine sıvı geçişi intrakraniyal (kafa içi) basıncın artmasına neden olabilir. Sıvı geçişleri, sıvı değişimleri veya diüretikler ile dengelenebilir.

Üçüncü boşluk

Üçüncü boşluk, ekstrasellüler ve ekstravasküler (damar dışı) bir boşluğa anormal sıvı birikimidir. Bu terim, tıpta genellikle yanıklar veya ödem gibi interstitial boşluklara doğru gerçekleşen sıvı kaybını ifade etmede kullanılır ancak assit (karında su toplanması) veya plevral efüzyonlar gibi bir vücut boşluğuna sıvı geçişini de ifade edebilir. Ağır yanıklara gelince, sıvılar yanık sitesinde (mesela interstisyel sıvının dışında duran sıvı, buharlaşmaya müsait) birikebilir ve sıvıların tükenmesine neden olabilir. Pankreatit ve ileus (bağırsak tıkanıklılığı) durumlarında sıvılar peritoneal boşluğa sızabilir; bu da intraselüler, interstisyel veya vasküler sıvıların tükenmesine neden olabilir.

Büyük cerrahi bölgelerine uzun, zorlu ameliyatlar yapılan hastalara üçüncü boşluk sıvıları dolabilir ve yüksek miktarda intravenöz (damar içi) sıvı ve kan değişimi yapılmasına rağmen bu hastaların damarlarında sıvı kalmayabilir.

Bir hastadaki üçüncü boşluk sıvılarının tam hacmi zamanla değişir ve ölçümünü isabetli yapmak zordur.

Üçüncü boşluk durumları; peritonit, piyometrit ve plevral efüzyonları içerebilir.[8] Hidrosefali ve glokom, teorik olarak üçüncü boşluk formlarıdır ancak kan hacminde veya genel vücut hacimlerinde ciddi değişiklere neden olmadıkları için genellikle üçüncü boşluk olarak ifade edilmezler.

Ayrıca bakınız

  • Dağıtım hacmi
  • Bölme

Kaynakça

  1. ^ Rodney A. Rhoades; David R. Bell (18 Ocak 2012). Medical Physiology: Principles for Clinical Medicine. Lippincott Williams & Wilkins. ss. 5-6. ISBN 978-1-60913-427-3. 6 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mayıs 2021. 
  2. ^ Jacob M, Chappell D, Rehm M (2009). "The 'third space'--fact or fiction?". Best Pract Res Clin Anaesthesiol. 23 (2): 145-57. doi:10.1016/j.bpa.2009.05.001. PMID 19653435. 
  3. ^ Brown, Thomas A. (2011). Rapid Review Physiology (İngilizce). Elsevier Health Sciences. s. 2. ISBN 978-0323072601. 6 Mayıs 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mayıs 2021. 
  4. ^ "Arşivlenmiş kopya". 23 Ekim 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mayıs 2021. 
  5. ^ Barbara Kuhn Timby (1 Ocak 2008). Fundamental Nursing Skills and Concepts. Lippincott Williams & Wilkins. ss. 319-. ISBN 978-0-7817-7909-8. Erişim tarihi: 9 Haziran 2010. 
  6. ^ Redden M, Wotton K (June 2002). "Third-space fluid shift in elderly patients undergoing gastrointestinal surgery: Part 1: Pathophysiological mechanisms". Contemp Nurse. 12 (3): 275-83. doi:10.5172/conu.12.3.275. PMID 12219956. 
  7. ^ Drain, Cecil B. (2003). Perianesthesia nursing: a critical care approach. Philadelphia: W.B. Saunders Co. ISBN 0-7216-9257-5. 
  8. ^ "FLUID AND ELECTROLYTE THERAPY". 7 Temmuz 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2010. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kan</span> hücrelerden meydana gelmiş yaşamsal sıvı

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvıdır.

<span class="mw-page-title-main">Embriyoloji</span> Doğum öncesi biyolojiyi inceleyen biyoloji dalı

Embriyoloji, zigot oluşumunu, büyümesini ve gelişimini inceleyen bilim dalı. Gelişim biyolojisinin bir alt dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Ödem</span>

Ödem, kan sıvısının damar dışına çıkması ve hücreler arasındaki sıvının artışı olgusudur. Ödemin yaygın biçimine anazarka (anasarca) denir. Ödem olgusunun temel ilkesi, kan sıvısı ile hücre dışı (ekstrasellüler) sıvı arasındaki dengenin yitirilmesidir. İnsan vücudunda ortalama 40 litre sıvı vardır. Bu sıvının yaklaşık ½ ‘si hücrelerin içindedir. Öteki yarısı ise kanı, lenf sıvısını ve hücreler arasındaki sıvıyı oluşturur. Kan ve lenf sıvılarının dengesini proteinler sağlar. Bunların dışındaki sıvı türlerinin dengesi elektrolitlere bağlıdır. Hücre içi sıvı dengesini potasyum, hücre dışı sıvı dengesini ise sodyum denetler.

<span class="mw-page-title-main">Sitoplazma</span> hücre organeli

Sitoplazma, yarı sıvı matriks olup, plazma zarı ile nükleus arasını doldurur. Sitoplazma organeller ve bunların içinde yer aldığı koyu kıvamlı sıvı kısımdan (sitozol) oluşur. Bu sıvı kısmın içeriğini enzimler, RNA, aminoasitler, nükeotitler gibi yıkım tepkimeleri sonucu oluşan atık ürünler, koenzimler, iyonlar ve büyük oranda su oluşturur.

<span class="mw-page-title-main">Kılcal damar</span> vücuttaki en küçük kan damarları

Kılcal damar veya kapiler vücuttaki en küçük kan damarlarına verilen isimdir. Büyüklükleri yaklaşık 5-10 μm'dir. Atardamarlar ile toplardamarları birleştiren kılcal damarlar, dokularla etkileşimi en yoğun olan kan damarlarıdır. Kılcal damar duvarları tek bir hücre tabakasından (endotel) oluşur. Bu tabaka öyle incedir ki oksijen, su ve lipitler gibi moleküller difüzyon ile bu tabakadan geçip dokulara girebilirler. Karbondioksit ve üre gibi zararlı ve atık maddeler de difüzyon ile kılcal damar içindeki kana dağılırlar. Belirli bazı sitokinlerin salınımıyla kılcal damarların geçirgenliği (permeabilite) daha da arttırılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Dolaşım sistemi</span> hayvanlarda kan dolaşımını sağlayan organ sistemi

Dolaşım sistemi veya kardiyovasküler sistem maddelerin vücuttaki dolaşımını sağlayan organ sistemidir.

<span class="mw-page-title-main">İnsan vücudu</span> fiziksel ve kimyasal yapılardan oluşan sistemler bütünü

İnsan vücudu bir insanın tüm yapısıdır. Birlikte dokular ve ardından organları ve sonra organ sistemlerini oluşturan birçok farklı hücre türünden oluşur. Bunlar insan vücudunun homeostazisini ve canlılığını sağlar.

<span class="mw-page-title-main">Kanama</span>

Kanama, canlı bir organizmada kanın kalp ve damar boşluğu (lümeni) dışına çıkmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Diyaliz</span>

Böbrek diyalizi böbrekleri artık bu işlevleri doğal olarak yapamayan kişilerde fazla su, çözünen maddeler ve toksinlerin kandan uzaklaştırılması işlemidir. İlk başarılı diyaliz 1943 yılında gerçekleştirilmiştir.

Lenf ya da Akkan, akyuvar içeren, kan plazmasına benzeyen renksiz sıvı. Başka bir anlatımla lenf damarları içerisinde dolaşan, kan plazması ve lenf proteinlerinden oluşan dolaşım sıvısı.

Ventriküler sistem, odacık sistemi medulla spinalis içindeki özeksel kanal ile devam eden, beyin omurilik sıvısı ile dolu, beyindeki bir grup yapıdan oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Pulmoner ödem</span> akciğerlerin hava boşluklarında ve parankiminde sıvı birikmesi

Pulmoner ödem, pulmonary edema, akciğer ödemi, akciğer konjesyonu; çeşitli sebeplerden ötürü alveollerde transudat birikmesi sonucu meydana gelir. Akciğer ödemi bir hastalık değil polifaktöriyel kaynaklı bir semptomdur. Süngersi bir yapısı olan akciğeri ödem oluşmasından koruyan 3 önemli faktör vardır. Bu faktörlerin olumsuz etkilendiği her süreç akciğer ödemi ile sonlanır:

<span class="mw-page-title-main">Beyin-omurilik sıvısı</span> Örümceksi zarla ince zar arasındaki boşlukta bulunan beyinle omuriliği çepeçevre saran sıvı

Beyin-omurilik sıvısı, serebrospinal sıvı veya nörolenf, beyindeki koroid pleksus kisti tarafından üretilen renksiz vücut sıvısıdır. Korteks için yastık veya tampon gibi bir işlev görmekle birlikte, kafatasının içindeki beyine mekanik ve immünolojik koruma sağlar. Aynı zamanda kan damarları ve sinir hücreleri arasında madde alışverişini, metabolik atıkların uzaklaştırılmasını da sağlar. Sıvı, subaraknoid mesafe ile ventriküler sistemde beyin ve omuriliğe yakın bölgeleri doldurur.

Hayvan anatomisi veya Zootomi, anatominin hayvanlarla ilgilenen alt dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Sinir</span> periferik sinir sistemindeki kapalı, kablo benzeri akson demeti

Sinir, çevresel sinir sistemindeki kapalı, kablo benzeri sinir lifleri demetidir.

<span class="mw-page-title-main">Beyin zarı</span> Beyni saran üç tabakalı zar

Beyin zarları veya meninksler, beyin ve omuriliği sarmalayan üç zara verilen isimdir. Memelilerde beyin zarları sert zar, örümceksi zar ve ince zar bölümlerinden oluşur. Beyin omurilik sıvısı, araknoid mater ile pia mater arasındaki subaraknoid boşlukta bulunur. Bu zarların temel işlevi, merkezi sinir sistemini korumaktır.

Hücrelerin ve dokuların yaşamı ve homeostazis olgusu kan dolaşımının düzenine ve doku sıvılarının niteliğine bağlıdır. Kan dolaşımını bozan engeller, doku aralıklarına sızan sıvının niteliğini ve niceliğini de değiştirir. Hücrelerin ve dokuların homeostazis durumunu sürdürebilmeleri için 3 önemli koşul vardır. Önem sırasına göre;

  1. Dokulara ve hücrelere yeterince kan gelmesi,
  2. Metabolizma ürünlerinin temizlenmesi,
  3. Sıvı ve elektrolit homeostazisi.
<span class="mw-page-title-main">Peritoneal boşluk</span>

Periton boşluğu, parietal periton ile viseral periton arasındaki potansiyel boşluk oluşturur. Viseral ve parietal peritonlar aslında aynı yapı olmakla beraber konumları ve fonksiyonları nedeniyle ayrı ayrı isimlendirilmişlerdir. Periotenal boşluk aynı perikardiyal ve plevral boşluklar gibi intraembriyonik sölom boşluğundan gelişirler.

<span class="mw-page-title-main">Vücut sıvısı</span> yaşayan insanların vücutlarının içinden çıkan sıvılar; vücuttan atılan veya salgılanan sıvılarla normalde olmayan vücut suyunu içerir

Vücut sıvıları veya biyosıvılar, insan vücudunda bulunan sıvılardır. Yağsız sağlıklı yetişkin erkeklerde toplam vücut suyu, toplam vücut ağırlığının %60'ı (%60-67) civarıdır; bu oran kadınlarda genellikle biraz daha azdır. Vücut ağırlığıyla ilişkili sıvının tam yüzdesi, vücut yağı yüzdesiyle ters orantılıdır. Örneğin, 70 kg olan yağsız bir erkeğin vücudunda 42 litre civarında su bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Hipervolemi</span>

Hipervolemi, fazla sıvı yüklenmesi olarak da bilinir, kanda çok fazla sıvının bulunduğu bir tıbbi durumdur. Bu durumun aksi ise hipovolemidir, hipovolemide kanda çok az sıvı bulunur. İntravasküler kompartmanda fazla sıvı bulunması, vücuttaki toplam sodyumun artması ve bunun sonucunda ekstraselüler vücut suyunda artış olması nedeniyle ortaya çıkar. Bu durum genellikle; konjestif kalp yetmezliği (KKY), böbrek yetmezliği ve karaciğer yetmezliğinde görülen sodyum dengesi düzenleyici mekanizmalardaki bozulmalar sonucunda ortaya çıkar. Hipervolemi; gıdalardan, intravenöz çözeltilerden, kan nakillerinden, ilaçlardan veya tanılayıcı kontrast boyalardan fazla sodyum alımı sonucunda da ortaya çıkabilir. Hipervolemi tedavisi temel olarak diüretik uygulamasını ve, su, sıvı, sodyum ve tuz alımını sınırlamayı içerir.